T.S.G.A. ///


ÇOKLU BARO ÇOK ŞEYLERE VESİLE OLACAK

Siyasi iktidar, kendisine muhalif olan kamu kurumu niteliğindeki kuruluşlar ve meslek

örgütlerinin adından, önce “Türk” ve “Türkiye” adını çıkarmak istedi.

İlk gündeme gelen “Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği-TMMOB”nin adında yer alan “Türk” kelimesi ve “Türkiye Barolar Birliği-TBB” adında yer alan “Türkiye” sözcüğünün kaldırılması istemi oldu. Biraz da zamanlama erken olduğu için bunda pek başarılı olunamayınca, bu adımdan vaz geçilmedi ama süreç ertelendi.

Şimdi ise istenen şey bu örgütleri bölmek, parçalamak; bu suretle yandaş kurumlar

kurarak, muhalif örgütlenmeyi zayıflatmak ve yok etmektir.

ÇOKLU BARO-ÇOKLU BAROLAR BİRLİĞİ

Bunun ilk göstergesi olarak, “ameliyat masasına” yatırılan ilk kamu kurumu

niteliğindeki meslek örgütlerinden “Baro’lar” seçildi. Çünkü Baro’lar; Adaletin “İddia,

Savunma, Karar” olarak betimlenen üçlüsünün “Savcı, Hakim, Avukat” sıralamasında yer

almakta idi ve bu sıralamada son aşamaya gelinmişti.

Bu kez amaç; ismin değiştirilmesinden önce, kurum ve kuruluş yapısının değiştirilerek, mesleki örgütlenmeyi çözmek, parçalamak ve zayıflatmak oldu.

Mevcut sistemde, her İl’de bir Baro vardır ve bu Baro’ların seçtiği “delegeler” Türkiye Barolar Birliğini oluşturur. Benzer düşünüş açısı ile, eğer Baro sayısı artacak ise, Türkiye Barolar Birliği sayısı da artabilir ve birkaç tane TBB olabilir.

BAROCUK SAYISI

Şimdi kurulmak istenen sistem ile; üye sayısı 5.000’i geçen her İl’de, istek halinde, her

2.000 Avukat için bir Baro oluşturulabilecek. Baro kurulması için gereken 2.000 sayısına çok

yaklaşıldığı zaman, sayıyı tutturmak için “Futbolcu transferi” gibi “Avukat transferleri de

başlayacak.

Bu hesapla; 2019 sonu itibariyle Ankara Barosu’na kayıtlı 17.598 üye olduğuna ve her 2.000 Avukat için bir baro kurulabileceğine göre Başkent Ankara’da 8 adet Baro

kurulabilecek.

İstanbul için durum daha da değişik. 2019 yılı itibariyle İstanbul Barosu’na kayıtlı

46.052 Avukat var ve bu hesap yöntemi ile İstanbul’da tam 23 adet Baro olabilecek.

İzmir Barosu’nda kayıtlı Avukat sayısı 9.612 olduğuna göre, bu ilde kurulabilecek Baro Sayısı da –şimdilik- 8 olacak. Ancak İzmir Barosu’na çok değil yalnız 388 yeni üyenin kayıt olması halinde, Baro sayısı 5 olabilecek.

Kayıtlı Avukat’larda, neden 3, 4 değil de 5.000 rakamı baz alınıyor?

Çünkü halen Türkiye’de İl bazında 5.000’i aşkın Avukat üyesi olan yalnızca üç İl var.

Bunlar sırasıyla “İstanbul, Ankara ve İzmir” ve bunlar; düşünüş, yerel yönetim olarak iktidarın en fazla başını ağrıtan üç İl’i oluşturuyor.

VATANDAŞ SAYISINA GÖRE ÖRGÜT

Bir başka bakış şekli ile, eğer üye veya vatandaş sayısı nazara alınarak, kurum veya

yönetici sayısı belirlenecek ise, her İl’de neden yalnızca 1 Vali var. Bu bakış açısına göre Vali

sayısı da, o ilde bulunan kayıtlı vatandaş sayısına göre artabilmeli.

Ayrıca “Anayasa’nın” 135. Maddesine göre; Kamu kurumu niteliğindeki meslek

kuruluşları ve üst kuruluşları, yani Baro’lar ve Barolar Birliği; belli bir mesleğe mensup

olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin

genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve

halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleridir.

Her İl’de kurulu çok sayıdaki aynı meslek kuruluşunun, yukarıda sayılan konularda

birbirinden farklı, değişik ve çelişik kararlar alması halinde durum ne olacaktır. Bu sorunun

yanıtı gayet basittir. Durum “kaos ortamı” olacaktır.

HATALI SAVUNMA

Bu durumda, bazı Baro’ların veya muhalefet partilerinin; “Bizim de Barolar ve

Avukatları ilgilendiren kanunlarda düzeltilmesini istediğimiz bölümler var ancak bunlar karşılıklı görüşme ile yapılmalıdır” şeklinde açıklamalarda bulunmaları büyük bir hatadır. “İşte görüştük ve yaptık” denilerek çoklu Baro sisteminin getirilmesine yola açabilecektir

İSKEMLE

Olayı bir espri ve gülümse ile sonlandırmak istersek, yeni tasarıdaki bir bölüme

bakmak yeterli olacaktır: Yeni tasarıya göre; her Adalet Sarayı’nda (!) Avukatlar için ihtiyaca

göre yer ayrılacak. Birden fazla baronun bulunduğu İl’lerde Baro için ayrılacak yer TBB’ye

tahsis edilecek ve TBB “Baro’lara kayıtlı avukat sayısını” esas alarak bu yeri Baro’lara tahsis edecek. Yani bir Baro’ya kayıtlı üye sayısının çok olması halinde, bekleme odasında ona 3 iskemle verilirken, üye sayısı az olan Baro mensubuna bir iskemle düşecek, diğer Baro

mensupları ise ayakta bekleyecekler.

Çoklu Baro, çok şeylere vesile olacak.

“Hayırlara vesile olur İnşallah.!!!”

Av.A.Erdem Akyüz

Ankara Barosu Avukatı

Hukukun Egemenliği Derneği

Kurucu Genel Başkanı

T.S.G.A. /// ZARURİ BİR AÇIKLAMA


http://www.millicozum.com/mc/duyurular/zaruri-bir-aciklama

ZARURİ BİR AÇIKLAMA

Bazı sosyal medya sitelerinde veya parti-vakıf kulislerinde; “Milli Çözüm Ekibinin, önümüzdeki seçimlerde yeni kurulan partilerden birini destekleyeceği, bu konuda bazı görüşmeler gerçekleştiği…” şeklinde haberler ve bilgiler yer almaktadır. Peşinen belirtelim ki, bunların tamamı asılsızdır ve kendi hesaplarınca Milli Çözüm Ekibini yönlendirme ve töhmet altına itme çabasıdır. Çünkü; bütün hayatımızın, tüm yazı ve kitaplarımızın ispatladığı gibi, bizim Aziz Erbakan Hocamızın Milli Görüş istikametinde ve bu kutlu hareketin tek siyasi temsilcisi Saadet Partisi desteğinde davrandığımız kesin ve açıktır. SP’ye sızdırılmış malûm kafaların ve onların güdümüne girmiş bazı kadroların yamukluklarını ve yozlaştırma çabalarını tespit ve tenkit etmekle beraber, farklı ve aykırı hiçbir partiye asla sıcak bakmadığımızı ve bazılarına çok cazip gelecek tekliflere bile kulak asmadığımızı, bizi tanıyan herkes zaten bilip durmaktadır.

Hatta Milli Çözüm Ekibinin, hâlâ yanlış ve yakışıksız tavırları yanında, Erdoğan ve FETÖ yandaşlıkları nedeniyle 20 yıl öncesinden tüm alâkamızı kopardığımız ELAZİZ ekibiyle birlikte çalıştığımız ve yeni kurulan partilerden birine kaydığımız iftiralarını da yine SP’ye sızmış bu malûm kişiler sürekli ortaya atmakta ve bizi karalamaya çalışmaktadır.

Allah’ın rızası ve Hak Davamızın hatırı dışında, hiç kimsenin kınamasına veya alkışlamasına zerre kadar önem vermediğimizin ispatı, nicelerinin tapındığı iktidara ve arkasındaki odaklara, en net, mert ve sert tavrı takınmamız ve gerçeklere tercümanlık yapmak hususunda her türlü baskı ve saldırıya rağmen geri adım atmamamızdır. Biz bu açıklamayı; samimi ve seviyeli insanlarımızın merak ve kuşkularını gidermek ve bize olan itimat ve itibarlarının istismarını engellemek için yaptık. Saygılarımızla.

“Hasbünallahü ve ni’mel Vekil. Ni’mel Mevlâ ve ni’men-Nasir…” (Her şeyin tek Maliki ve Hâkimi olan) Yüce Allah c.c. (her konuda ve her zorlukta) bize yeterlidir. O ne güzel (ve mükemmel bir) Vekil (ve Kefildir). Ve O ne güzel (ve ne mükemmel) Mevlâ’dır. (Kâinatın ve mevcudatın merhametli sahibi ve Efendisidir.) Ve O ne güzel (ve ne mükemmel) bir Yardımcıdır (hayırlı neticeye ve zafere eriştiricidir).

AHMET AKGÜL

http://www.millicozum.com/mc/duyurular/bize-elazizci-diyen-soysuzlar-fuhus-serbestligine-alkis-tutarlar-siir

BİZE “ELAZİZCİ” DİYEN SOYSUZLAR,

FUHUŞ SERBESTLİĞİNE ALKIŞ TUTARLAR

Haçlı Batılı ahlâksız, ar namus yok oluyor

Eş cinsellik yaygındır, sapkın arsızlara yuh…

Bize de dayattılar, aile yıkılıyor

Sözleşme imzalandı, tüm onursuzlara yuh…

Zina serbest bıraktı, güya dindar(!) iktidar

Buna razı olur mu, varsa iman bir miktar

Elbet lanet okunur, ta kıyamete kadar

Fuhşa mazeret bulan, şu boynuzlulara yuh…

Hiçbir parti ve mezhep, fuhşiyata yol vermez

Kimse kızı fahişe, oğlu ibne istemez

İnsanlıktan çıkmışsa, işte ona fark etmez

Hayvan gibi yaşayan, kof kaygusuzlara yuh…

Bak Kur’an lanetliyor, Peygamber bedduası

Dünyaya tapınırlar, kalmamış Hakk davası

Aklını baştan almış, makam çıkar sevdası

Hidayeti kararmış, fasık nursuzlara yuh…

Tarikat takva ehli, ilim irfan sahibi

Geçinen şu zümreler, sanki Haçlı rahibi

Rahatsız olmuyorlar, hepsi hain muhibbi

Yazıklar olsun size, yuh şuursuzlara yuh!…

Hâlâ bize; “Elazizci”, diyen it ayarıdır

Onlar da sizin gibi, Erdoğan hayranıdır

Faiz fuhuş kumarla, münafık bayramıdır

Vicdan ayarı bozuk, rezil huysuzlara yuh…

Şeytan ahlâksızlara, şer tuzağın örüyor

Çoğu ters yola girmiş, bizi suçlu görüyor

Gerçeği haykırırız, arsız bize ürüyor

Bu duyarsız tutarsız, hem duygusuzlara yuh…

Biz Hakkın hatırını, halk keyfine satmayız

Ahd vermişiz Allah’a, biat bağın atmayız

Çünkü tevhid ehliyiz, imana şirk katmayız

Ucuz uyuz kahraman, dönek soysuzlara yuh…

Zor İslam imtihanı, iflahınız sökecek

Herkes aslın ayarın, hep ortaya dökecek

Bu yalancı iktidar, pek yakında çökecek

Dini istismar eden, bu sorumsuzlara yuh…

Ali ÇAĞIL

T.S.G.A. /// GÜNDEME DAİR ÖNEMLİ DEĞERLENDİRMELER


Milli Makale
Milli Makale
Milli Makale
FB
TW
YT
WWW
Milli Makale
https://www.youtube.com/watch?v=Ljx_A-MOiPY&feature=youtu.be

https://www.youtube.com/watch?v=Ljx_A-MOiPY&feature=youtu.be

T.S.G.A. /// AYASOFYA İSTİSMARI, ERDOĞAN’I KURTARACAK MIYDI?


Milli Makale
AYASOFYA İSTİSMARI,
ERDOĞAN’I KURTARACAK MIYDI?
Milli Makale
Yusuf Halaçoğlu’nun Ayasofya İddiaları!

Habertürk canlı yayınında Ayasofya’nın ibadete açılmasına yönelik tartışmalara değinen Yusuf Halaçoğlu, Ayasofya’nın sahte belgeler ile müzeye dönüştürüldüğünü savunurken, bu caminin ibadete açılması gerektiğini açıklamıştı. Türk Tarih Kurumu eski Başkanı ve 24. 25. ve 26. dönem Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Habertürk’te Gün Ortası programına telekonferans yöntemi ile bağlanarak, Ayasofya tartışmalarına ilişkin görüşlerini aktarmıştı. Ayasofya’nın ibadete açılmasına ilişkin iki defa soru önergesi verdiğini hatırlatan Halaçoğlu, Türkiye’de ibadet edilmese dahi açık olan kiliseler olduğunu ve çanların çalınmasına izin verildiğini belirterek, Avrupa’dan gelen tepkileri sıralamıştı. Halaçoğlu’nun, "Ayasofya ibadete açılırsa ne olacak. Şu an zaten cami. Atılmış sahte imzalar ile burası müze yapılmış." şeklinde konuşması kafaları karıştırmıştı. Canlı yayında bir belgeyi de yayınlayan Halaçoğlu, söz konusu kararnamedeki Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasının sahte olduğunu vurgulamıştı. "Atatürk’ün imzası var ama imzada K. Atatürk şeklinde imza, ama karar Soy Adı Kanunu’ndan önce atılmış." diyen Halaçoğlu’na şunu sormak lazımdı: İyi de bu durumda Atatürk’ü istismara kalkışan ve ona istemediği kararları uygulatan hangi odaklardı? Kaldı ki, Mustafa Kemal, soyadı kanunundan 1 ay kadar önceden K. Atatürk imzasını zaten kullanmaya başlamıştı. Üstelik Atatürk o zor süreçte Ayasofya’yı müze statüsüne sokarak kilise yapılmaktan kurtarmış ve ileride tekrardan cami yapılmasına zemin hazırlamıştı.
Makalenin Devamı İçin Tıklayınız
FB
TW
YT
WWW
Milli Makale
Bu e-posta tarafınıza millimakale.com tarafından oluşturulan üye veritabanına iletişim mail adresi olarak kayıtlı olduğunuz için gönderilmiştir.
Bu maili size gönderen millimakale.com ‘un hiçbir hukuki sorumluluğu ve bağlayıcılığı yoktur.
Bültenleri almak istemiyorsanız lütfen üyelikten ayrıl butonunu tıklayınız.
?packetId=265268389&destination=millimakale@gmail.com

T.S.G.A. /// FUHUŞ SERBESTLİĞİNE ALKIŞ TUTARLAR


Milli Makale
BİZE “ELAZİZCİ” DİYEN SOYSUZLAR,
FUHUŞ SERBESTLİĞİNE ALKIŞ TUTARLAR
Haçlı Batılı ahlâksız, ar namus yok oluyor
Eş cinsellik yaygındır, sapkın arsızlara yuh…
Bize de dayattılar, aile yıkılıyor
Sözleşme imzalandı, tüm onursuzlara yuh…

Zina serbest bıraktı, güya dindar(!) iktidar
Buna razı olur mu, varsa iman bir miktar
Elbet lanet okunur, ta kıyamete kadar
Fuhşa mazeret bulan, şu boynuzlulara yuh…

Hiçbir parti ve mezhep, fuhşiyata yol vermez
Kimse kızı fahişe, oğlu ibne istemez
İnsanlıktan çıkmışsa, işte ona fark etmez
Hayvan gibi yaşayan, kof kaygusuzlara yuh…

Bak Kur’an lanetliyor, Peygamber bedduası
Dünyaya tapınırlar, kalmamış Hakk davası
Aklını baştan almış, makam çıkar sevdası
Hidayeti kararmış, fasık nursuzlara yuh…

Tarikat takva ehli, ilim irfan sahibi
Geçinen şu zümreler, sanki Haçlı rahibi
Rahatsız olmuyorlar, hepsi hain muhibbi
Yazıklar olsun size, yuh şuursuzlara yuh!…

Hâlâ bize; “Elazizci”, diyen it ayarıdır
Onlar da sizin gibi, Erdoğan hayranıdır
Faiz fuhuş kumarla, münafık bayramıdır
Vicdan ayarı bozuk, rezil huysuzlara yuh…

Şeytan ahlâksızlara, şer tuzağın örüyor
Çoğu ters yola girmiş, bizi suçlu görüyor
Gerçeği haykırırız, arsız bize ürüyor
Bu duyarsız tutarsız, hem duygusuzlara yuh…

Biz Hakkın hatırını, halk keyfine satmayız
Ahd vermişiz Allah’a, biat bağın atmayız
Çünkü tevhid ehliyiz, imana şirk katmayız
Ucuz uyuz kahraman, dönek soysuzlara yuh…

Zor İslam imtihanı, iflahınız sökecek
Herkes aslın ayarın, hep ortaya dökecek
Bu yalancı iktidar, pek yakında çökecek
Dini istismar eden, bu sorumsuzlara yuh…

Devamı İçin Tıklayınız
FB
TW
YT
WWW
Milli Makale

T.S.G.A. /// Ülke Milletle beraber, şahlanıp da coşacak…


Allah hepinizin belasını vermiş zaten zerre kadar imanı ve beyni olan kimse böyle bir cümleyi kuramazAllah’ın adına yalan söylüyorsunuz, zerre kadar dinden imandan bahsetmeyin,
bunu yazabilecek biri ile aynı partiyi destekleyecek kadar beyinsiz değilim Allah’a şükür

Milli Makale <millimakale>, 13 Haz 2020 Cmt, 00:19 tarihinde şunu yazdı:

AKP’YE ALLAH DARBE YAPACAK!
Bunlar darbe kuşkusuyla, daim yatıp kalkıyor
Sanıyorlar kof gürültü, sorunların aşacak…
Suçluluk psikolojisi, ne korkular saklıyor
Darbeyi Allah vuracak, feleğiniz şaşacak…

Yaptığınız tahribatlar, tüm dosyalar açılır
Çıbanlarız deşilince, cerahatlar saçılır
Bu İlahi intikamdan, gafil nasıl kaçılır
Artık sona yaklaşıldı, sabır küpü taşacak…

Ne mel’anetlere kılıf, İstanbul sözleşmesi
Her türlü rezalete, yolların düzleşmesi
Acıdır bu iktidarın, günahla yüzleşmesi
Sizi hep ettikleriniz, cehenneme taşyacak…

Evet korkun darbe var, ama Allah vuracak
Tuzağın en sağlamını, size kader kuracak
Güvendiğiz dış güçler mi, karşısında duracak
Yularınızı uzatan, artık sizi boşyacak…

Bir trilyon dolar borcu, nereye harcadınız
Hep betona yatırdınız, ne kadarın çaldınız
Demokratur sihirbazı, şeytanlarız cadınız
Sanmayın ki daim böyle, sırtınızı kaşyacak…

Tüm darbe mağdurlarını, tek tek sayıp anmıştı
Peki neden Erbakan’ı, ağzına almamıştı
Bu Siyonist odaklara, açıkça bir mesajdı:
“Emrinizle Milli Görüş, tarihten kazınacak!”

Dindarlık görüntüsüyle, fasıklık yürüttünüz
Ahlâki ve ailevi, yapımız çürüttünüz
Kavramları yozlaştırıp, yerlerde sürüttünüz
Bu onursuz tarzınız hep, lanetle yaşayacak…

Yaptığınız yanınıza, hep kâr mı kalacaktı
Elbette Adil Rabbimiz, intikam alacaktı
Fırsatçı fesatçı hain, saçların yolacaktı
Münafık istismarcıyı, melekler taşlayacak…

Feci bir derbederlikle, bu saltanat çökecek
Kader hükmünü yürütüp, temeliniz sökecek
Arkanızdan da sadece, gafiller yaş dökecek
Hiç boşuna beklemeyin, kim imdada koşacak…

Önce Yeni bir Türkiye, Adil Düzen kurulur
Faiz fuhuş kirli sular, helâl ile durulur
Tam demokrasi laiklik, rayına oturtulur
Ülke Milletle beraber, şahlanıp da coşacak…

Devamı İçin Tıklayınız

T.S.G.A. /// ERMENİ DİASPORASI ve ŞAKLABANLIKLAR (I)


ERMENİ DİASPORASI ve ŞAKLABANLIKLAR ( I )

05 Haziran 2020

T.S.G.A. /// Mustafa Önsel Albayımın FETÖ tehlikesine dikkat çeken yaşadığı bir olayı anlatan yazısı


https://veryansintv.com/yil-2009-yer-jandarma-karargahi-calan-telefon-ve-peki-n-a-ne-yapsin/

Yıl 2009, Yer Jandarma Karargâhı, çalan telefon… Ve ‘Peki N.A ne yapsın?’

Mustafa Önsel 2 Haziran 2020 15:00

En derin Saygılarımla

Mesut YETER

Windows 10 için Posta ile gönderildi

T.S.G.A. /// Ülke Milletle beraber, şahlanıp da coşacak…


Milli Makale
AKP’YE ALLAH DARBE YAPACAK!
Bunlar darbe kuşkusuyla, daim yatıp kalkıyor
Sanıyorlar kof gürültü, sorunların aşacak…
Suçluluk psikolojisi, ne korkular saklıyor
Darbeyi Allah vuracak, feleğiniz şaşacak…

Yaptığınız tahribatlar, tüm dosyalar açılır
Çıbanlarız deşilince, cerahatlar saçılır
Bu İlahi intikamdan, gafil nasıl kaçılır
Artık sona yaklaşıldı, sabır küpü taşacak…

Ne mel’anetlere kılıf, İstanbul sözleşmesi
Her türlü rezalete, yolların düzleşmesi
Acıdır bu iktidarın, günahla yüzleşmesi
Sizi hep ettikleriniz, cehenneme taşyacak…

Evet korkun darbe var, ama Allah vuracak
Tuzağın en sağlamını, size kader kuracak
Güvendiğiz dış güçler mi, karşısında duracak
Yularınızı uzatan, artık sizi boşyacak…

Bir trilyon dolar borcu, nereye harcadınız
Hep betona yatırdınız, ne kadarın çaldınız
Demokratur sihirbazı, şeytanlarız cadınız
Sanmayın ki daim böyle, sırtınızı kaşyacak…

Tüm darbe mağdurlarını, tek tek sayıp anmıştı
Peki neden Erbakan’ı, ağzına almamıştı
Bu Siyonist odaklara, açıkça bir mesajdı:
“Emrinizle Milli Görüş, tarihten kazınacak!”

Dindarlık görüntüsüyle, fasıklık yürüttünüz
Ahlâki ve ailevi, yapımız çürüttünüz
Kavramları yozlaştırıp, yerlerde sürüttünüz
Bu onursuz tarzınız hep, lanetle yaşayacak…

Yaptığınız yanınıza, hep kâr mı kalacaktı
Elbette Adil Rabbimiz, intikam alacaktı
Fırsatçı fesatçı hain, saçların yolacaktı
Münafık istismarcıyı, melekler taşlayacak…

Feci bir derbederlikle, bu saltanat çökecek
Kader hükmünü yürütüp, temeliniz sökecek
Arkanızdan da sadece, gafiller yaş dökecek
Hiç boşuna beklemeyin, kim imdada koşacak…

Önce Yeni bir Türkiye, Adil Düzen kurulur
Faiz fuhuş kirli sular, helâl ile durulur
Tam demokrasi laiklik, rayına oturtulur
Ülke Milletle beraber, şahlanıp da coşacak…

Devamı İçin Tıklayınız
FB
TW
YT
WWW
Milli Makale

T.S.G.A. /// DİYANET BAŞKANI’NIN ÇIKIŞI ve TAYYİB’İ TABULAŞTIRANLARIN ÇIKMAZI


DİYANET BAŞKANI’NIN ÇIKIŞI ve TAYYİB’İ TABULAŞTIRANLARIN ÇIKMAZI

Bu maili düzgün görüntüleyemiyorsanız tıklayınız
Milli Makale
Milli Makale
VİDEO SOHBET

Konuşmacı
Üstad Ahmet AKGÜL
Düşünür – Yazar

Konu
Diyanet Başkanı’nın Çıkışı
ve
Tayyib’i Tabulaştıranların Çıkmazı

Tarih – Yer
09 Mayıs 2020 – Elazığ

Milli Makale
FB
TW
YT
WWW
Milli Makale
Bu e-posta tarafınıza millimakale.com tarafından oluşturulan üye veritabanına iletişim mail adresi olarak kayıtlı olduğunuz için gönderilmiştir.
Bu maili size gönderen millimakale.com ‘un hiçbir hukuki sorumluluğu ve bağlayıcılığı yoktur.
Bültenleri almak istemiyorsanız lütfen üyelikten ayrıl butonunu tıklayınız.
?packetId=256905578&destination=millimakale@gmail.com

T.S.G.A. /// Dr. MEHMET SÜRMELİ’NİN ASILSIZ İTHAM VE İFTİRALARI


Milli Makale
Dr. MEHMET SÜRMELİ’NİN
ASILSIZ İTHAM VE İFTİRALARI
Milli Makale
Dr. Mehmet Sürmeli “Belâgat Bilmeden Meal Yapılmaz” başlıklı yazısında:

“Belagat ilmini bilmemekten veya iyi kavrayamamaktan kaynaklanan hatalar. Kur’an’da teşbihler, istiareler, mecazlar, kinayeler ve daha başka birçok söz sanatı kullanılmaktadır. Belagat bilmeyenler bu sanatların geçtiği ayetlere yanlış anlamlar vermekteler ve ortaya çok farklı manalar çıkmaktadır. Meal yazarlarının çoğunun hiç belagat bilmediğini söyleyebiliriz. Ortaya koydukları eserler bu hakikate tanıklık etmektedir. Zaten doğru anlamlar verilmediği için meallerin çoğundan hiçbir şey anlaşılmamaktadır. Konumuzla ilgili herkesin bildiği bir sureden örnek vermekte yarar görüyoruz. Fil suresinin sonunda teşbih edatı vardır. Şayet edata anlam verilmez ise ortaya farklı bir anlam çıkar. Önce ayeti hatırlayalım: “فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَأْكُولٍ” “Ve böylece (Allah) onları, (kurtlar, böcekler tarafından) yenilmiş ekin yaprakları gibi (delik deşik) yaptı.” [Fil 105/5] Teşbih edatını yok sayan meal yazarları başta Kur’an yolu mealcileri olmak üzere şu anlamı vermişlerdir: “Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.” Teşbih edatının anlamının verilmediği bu meal reankarnasyon çağrışımı yapmaktadır. Diyanetin bu mealine; Abdülbaki Gölpınarlı, Ali Fikri Yavuz, İlyas Yorulmaz, Mahmut Kısa, Süleymaniye Vakfı meali, Ümit Şimşek, Hüseyin Atay ve Yaşar Nuri Öztürk’ün çalışmaları da eklenebilir. Bu saydığımız mealler de teşbih edatına anlam vermemişlerdir…”

“Mecaz konusuyla ilgili örneği Tevbe suresinden vermek istiyoruz. Bazı müfessirler ise ayette “müşâkele”nin olduğunu söylemişlerdir. “Erkek de olsa, kadın da olsa bütün münafıklar, birbirlerin(in velileri; dostları, yardımcıları ve koruyucularıdır. Çünkü kişiliklerini oluşturan kaynak, aynıdır. Karakterleri, huyları, ruh yapıları birbirlerine çok benzer. Hele şu dört temel vasıf, onların en belirgin özelliklerin)dendir: Kötülükleri emrederler, iyilikleri yasaklarlar ve olabildiğince cimridirler. (Hayatlarında Kur’an’a yer vermeyerek) Allah’ı unuttular, Allah da onları (dünyada) kendi hallerine terketti. Gerçekten de münafıklar (kötülük ve ahlâksızlığı hayat tarzı edinmiş) fâsıkların ta kendileridir.” [Tevbe 9/67] Biz, kendi müktesebatımız ve kaynaklardan aldığımız yardımla böyle bir meal tercih ettik. Meal hazırlayan zevat ise ayetteki “نَسِيَ” fiiline ilk akla gelen anlamı yüklemişler ve “unutmak” diye çeviri yapmışlardır. Aynı anlamı ayete yükleyince “Allah unuttu” şeklinde bir meal ortaya çıkmıştır. Allah’a unutkanlık vermenin itikadi bir tehlike olduğunu görememişlerdir. Hâlbuki ilk tefsir çalışmalarına ve dil tefsirlerine baksalardı bu kelimenin mecazi anlamda kullanıldığını bilirler ve böyle büyük bir yanlışa düşmezlerdi. Önce Allah’a “unutkanlık” atfeden bozuk anlamlı mealleri verelim. Bunlar; Ahmet Akgül, Abdulbaki Gölpınarlı, Ahmet Tekin, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Ali Fikri Yavuz, Diyanetin eski, yeni ve vakıf mealleri, Bayraktar Bayraklı, Muhammed Hamdi Yazır, Ömer Nasuhi Bilmen, Süleyman Ateş, Şaban Piriş, yaşar Nuri Öztürk, Ahmet Didin, Mahmut Toptaş, Hasan Tahsin Feyizli, Muhammed Hamidullah’ın mealinin çevirisi, Salih Akdemir’dir. Bunlara ek olarak bazı mealler ise önce unutmak anlamını verip sonradan mecazi anlamı parantez içerisinde kullanmışlardır. Hasan Basri Çantay, Mahmut Kısa ve Hayrat Neşriyat mealleri bunlardandır. Muhammed Esed; “gözden çıkarmak” anlamı verirken onun kelimelerini eş anlamlılarıyla değiştiren Mustafa İslamoğlu ise “hatırlamaya değer bulmamak” manasını vermişlerdir. Aynı kelimeye klasik müfessirlerimiz; zikrini hatırlamaktan mahrum etmek, dünyada kendi hallerine bırakmak, Tevfik ve hidayetini terk etmek, lütuf ve rahmetini kesmek, lütuf ve fazlından men, anlamlarını vermişlerdir. Bu ayetin yorumuyla ilgili en doyurucu açıklamayı müfessir Alauddin Ali b. Muhammed el Hazin (ö: 741/1341) yapmış ve şöyle demiştir: Bu ayetteki unutmayı hakiki anlamına hamletmek imkânsızdır. Allah Teâlâ hakkında nisyan/unutmak muhaldir. Nisyan, zikrin zıttıdır. Münafıklar Allah’ı unutunca O da onları lütfundan mahrum etti, demektir. Burada hatırlatmak istediğimiz, meal yazarlarımızın klasik kaynaklardan kopuk çalışmalarının, belagat ilmini ya bilmemekten veya gözardı etmekten dolayı ortaya çıkan sonucun vehametini ortaya koymaktır. Meselenin açıklığa kavuşması için sadece bu iki örnekle yetiniyoruz. Hâlbuki meallerde onlarca örnek vardır.

Diyerek, Tevbe 67 ayetindeki “Nesiye” fiiline “Allah unuttu” şeklinde mana ve meal verenleri sıralarken, hiçbir ilgisi olmadığı ve Üstadımız bu ayete; “Münafık erkeklerle münafık kadınlar, (bozuk fıtratları ve fesatçılıkları bakımından) birbirine benzerler. Onlar (birbirine ve çevresine) kötülüğü emreder, iyilikten alıkoymaya girişirler. Ellerini sıkı tutarlar (Allah yolunda harcamazlar). Onlar Allah’ı unuttular, O (Allah)’da onları (rahmetinden mahrum etmekle) unuttu. Doğrusu münafıklar hep fasık olanlardır.” Meali yazdığı ve parantez içinde “Nesiye” fiilini açıkladığı halde, Ahmet Akgül ismini de, sıraladığı isimler arasına katarak, tamamen haksız bir itham ve asılsız bir isnatla, 40 yıla yakın bir süreçte ve çok ciddi bir gayret ve titizlikle hazırladığımız “Rabbani Yaklaşım ve Anlayışımızla YÜCE KUR’AN’IN MANASI VE MESAJI (Türkçe Meal-i Kerim)” mealimizle ilgili toplumda suizan oluşturmaya ve kafalara şüphe tohumları saçmaya çalışmışlardır. Üstelik bu iftirasını kasten ve bilerek yaptığı ve gerçekleri çarpıttığı ortaya çıkmıştır. Çünkü arkadaşlarımızın uyarılarına rağmen bu hatasını, daha doğrusu iftirasını düzeltmeye yanaşmamışlardır.

Oysa hazırladığımız Meali Kerimde Haşr Suresi 19. Ayetine; “Sakın ha, kendileri Allah’ı unutmuş (şeytanın ve dünyalık arzularının yolunu tutmuş), böylece O (Allah) da (ceza olarak onları dergâhından kovmuş) kendi nefislerinin (ebedi kârını ve uhrevi çıkarını) onlara unutturmuş (bütün maneviyatını ve cennet hayatını, fani ve fena şeyler için feda etmeyi akıllılık ve gözü açıklık sanacak bir gaflet ve dalâlete sokmuş) kimseler gibi olmayın! Ki onlar (Rahmet-i İlahi’den nasipsiz bırakılmış ve hidayetleri kararmış) fasık (ve münafık)ların ta kendileridir.” manası vererek, “unutmak” fiilinin, asıl amacı ve anlamı izah edilmiş durumdadır.

Makalenin Devamı İçin Tıklayınız
FB
TW
YT
WWW
Milli Makale

T.S.G.A. /// Allah’ın İnsanlığa Korona İhtarı ve Süper Zalimlerin İntiharı​​​​


LİNK HATASI DÜZELTİLMİŞTİR

https://youtu.be/6bDYvNb-4EY

Milli Makale
Milli Makale
VİDEO SOHBET

Konuşmacı
Üstad Ahmet AKGÜL
Düşünür – Yazar

Konu
Allah’ın İnsanlığa Korona İhtarı ve Süper Zalimlerin İntiharı

Tarih – Yer
18 Nisan 2020 – Elazığ

Milli Makale
FB
TW
YT
WWW
Milli Makale

T.S.G.A. /// ERBAKAN’LA ERDOĞAN ÇOK FARKLI VE AYKIRI KUTUPLARDAYDI!


Milli Makale
ERBAKAN’LA ERDOĞAN ÇOK FARKLI VE AYKIRI KUTUPLARDAYDI!
Milli Makale
Erbakan Hoca’nın Tayyip Bey ile ilgili tespitleri:
ABD ve Batı Avrupa basını, Necmettin Erbakan’ın ölümü ile ilgili haberlerinde O’nun “Batı ve Avrupa karşıtı, milliyetçi” duruşuna vurgu yapmıştı. Hatta Amerikan Wall Street Journal gazetesi, “Türkiye’nin mevcut hükümetindeki haleflerinin aksine, Erbakan’ın görüşleri, arsızca Batı karşıtı ve İslami idi” diyerek Yahudi-Siyonist kinini kusmuşlardı.

İngiliz Guardian gazetesinden Thomas Faulkner ise; “Erbakan’ın liderliğini yaptığı İslamcı hareket, marjinal bir grup olmaktan çıkıp AKP ile Türk siyasetinin ana parçası konumuna ulaştı. Zamanla merkez-sağ ve merkez-solun yerine oturmayı başardı. Erbakan’ın yerini ise genç ve modern liderler aldı” değerlendirmesini yaparak, Recep T. Erdoğan’ın günahlarını Erbakan’ın sırtına yükleme çabasındaydı.

Oysa Erbakan’ın o “genç ve modern liderler” hakkındaki görüşü net ve açıktı. Hoca, bu konudaki kanaatini sık sık kamuoyuna yansıtmıştı. Son olarak 2010 yılı Kasım ayı başında Die Welt gazetesine bir demeç vermiş; Die Welt, bu görüşmeyi, “Erdogan ist ein Kassierer des Zionismus” başlığıyla yayınlamıştı. Erbakan, Die Welt’e “Erdoğan Siyonizm’in veznedarı oldu” şeklinde, gerçeği net olarak ortaya koymuşlardı.

Makalenin Devamı İçin Tıklayınız
FB
TW
YT
WWW
Milli Makale

T.S.G.A. /// 31 MART 1918 AZERBAYCAN


31 MART 1918 AZERBAYCAN

31 Mart 2020

_____

Garip bir milletiz. Çektiğimiz acıları kalbimizin derinlerine atarken, hafızamızdan silinmelerine de engel olamıyoruz. Birtakım olaylara anlık tepkiler vererek, karşımıza gelecek olayların önünü, arkasını da pek hesap etmiyoruz. Mesela;

Ermenistan, işgal ettiği Azerbaycan Toprağı Yukarı Karabağ’da Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimleri yapacağını günlerce önce ilan ediyor. Seçim çalışmaları yapıyor. Biz sadece izliyoruz. “Ay bacayı aşıyor”. Nihayet DIŞİŞLERİ BAKANLIĞIMIZ aşağıda ki açıklamayı yayınlıyor.

No: 82, 30 Mart 2020, Ermenistan İşgali Altındaki Azerbaycan Toprağı Yukarı Karabağ’da 31 Mart 2020 Tarihinde Düzenlenmesi Öngörülen Sözde Seçimler Hk.

Azerbaycan’ın Ermenistan tarafından işgal altında tutulan Yukarı Karabağ bölgesinde 31 Mart 2020 tarihinde düzenlenmesi öngörülen sözde Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimleri, Yukarı Karabağ’da uluslararası hukuka aykırı mevcut durumun tek yanlı olarak meşrulaştırılması çabalarının bir tezahürüdür. Bu adım, BM Güvenlik Konseyi kararları ve AGİT ilkeleri dahil uluslararası hukukun açık ihlâlidir.

Yukarı Karabağ ihtilafına barışçıl çözüm bulunması amacıyla AGİT Minsk Süreci çerçevesinde görüşmelerin sürdüğü bir aşamada, işgal altındaki topraklarda sözde seçimlerin düzenlenmesi, barışçıl ve kalıcı çözüme yönelik çabaları baltalayan bir girişim niteliğindedir. AGİT Minsk Grubu dahil uluslararası camiayı bu seçimi tanımamaya davet ediyoruz.

Türkiye, Azerbaycan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün yeni bir ihlalini teşkil edecek bu gayrimeşru seçimleri tanımamaktadır. Türkiye, AGİT Minsk Grubu’nun bir üyesi olarak, Yukarı Karabağ ihtilafına adil ve kalıcı bir çözüm bulunması yönündeki çabaları desteklemeye devam edecektir. (http://www.mfa.gov.tr/no_82_-yukari-karabag-da-duzenlenmesi-ongorulen-sozde -secimler-hk.tr.mfa)

Konu hakkında yoruma, değerlendirmeye gerek var mı? Sözün bittiği noktadayız… Elin oğlu, her defasında ince mesajlar veriyor. Biz ya anlamıyor, ya da anlamak istemiyoruz!

Üç kısa örnek mi istersiniz! 2019 Yılında Osaka’da yapılan G20 Zirvesinde, ABD Başkanı Donald Trump, güya Türk heyetine övgüde bulunuyormuş gibi “Hollywood setinde bu kadar güzel insanı bir arada göremezsiniz” diyerek insanları güldürüyor. Susuyoruz. Hâlbuki donanımlı bir devlet adamı, iyi yetişmiş bir dışişleri mensubu, ABD’nin Latin Amerika Ülkelerine baskısını, bizim Madura’ ya desteğimizi de vurgulamak üzere, kendilerinden bir şey üretemeseler de, birazcık dış dünyayı takip ediyor olsalardı(!) Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’in (1899-1986) şu ifadelerini; “TANGO VEDALARLA DOLUDUR” kullanarak -Mr. Trump,don’t you know that tango is full of goodbye? Do you ever meet Mr. Madura? diyerek cevap verilemez miydi?

Ocak 2020; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Vladimiroviç Putin, Şam da EMEVİ CAMİİNİ ziyaret ediyor. Ancak 338 hafta önce bizi yönetenler; “İnşallah biz en kısa zamanda Şam’a gidecek, Selahaddin-i Eyyubi’nin kabri başında Fatiha okuyacak, EMEVİ CAMİİNDE namazımızı da kılacağız” dediklerini unutuyorlar. Hiçbir tepki verilmezken, beklenirdi ki, Türk-Rus görüşmelerinde, Tolun Oğulları, Sultan Melikşah, kardeşi Tutuş, Nureddin Zengi, Selahaddin Eyyüb-i, Sultan Baybars, YAVUZ SULTAN SELİM, Cezzar Ahmet Paşa, Mehmet Ali Paşa veya İbrahim Paşaya ait bir tablo, bir gravür toplantı salonunun önemli noktasında sergilenmiş olsaydı, günaha mı girerdik?

Ermenistan’ın Karabağ da yaptığı Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçiminin, takvimlerde başkaca tarih kalmamacasına, özellikle 31 Mart 2020 de yapmış olmasının verdiği mesaj yok mu? Tam da hunharca
gerçekleştirdikleri SOYKIRIMININ yıl dönümünde.

Biz garip bir milletiz… Zaferlerimizi kutlarken, acılarımızı hatırlayabildiğimiz kadarıyla dinî merasimlerle anmaya çalışmışız. Ne kadar anabildiğimiz ise apayrı bir tartışma konusudur. O merasimler Mevlit ve Kur’an-ı Kerim tilavetinin ötesine taşınamamış, konunun önemi tasavvufi değerlerle zenginleştirilmemiştir. Yaşanmış acıların unutulması ile gereken değerin yüklenmediği hafızamız, tarihimizin her safhasını bilmemizin eksikliğini doğurmuştur.

Bugün AZERBAYCAN KATLİAMI’NIN 102. Yıl dönümü. Kaç kişi hatırlıyor? Hatta 200 yıl, 300 yıl önce yaşanan acıları kim hatırlıyor? Hatırlanması gereken, Türklerin var olduğu bölgelerde, katledilen, soykırımına uğramış olmalarıdır. Onların AZİZ hatıralarıdır. Onların yaklaşık 200 yıldır, tarifi mümkün olmayan acılarıdır.

Tarih ve yaşanan uluslararası ilişkiler, ne yazık ki hamaseti kabul etmiyor. Acıların çıbanbaşı Rusya, günümüzde de bir adım geri atmıyor. Biz ise resme bakmayı bir tarafa bırakarak, “bahtımızın rüzgârına kapılıp” gidiyoruz.

14 Mayıs 1805 Karabağ Hanlığının Rusya’nın himayesini kabul etmesini, 1806 Osmanlı-Rus Savaşı’nı izleyen yıllarda yapılmış nüfus sayımında DAĞLIK KARABAĞ bölgesinde yaşayan 18563 aileden sadece 1559’unun yani % 8,4 ‘ünün Ermeni olduğunun altını bugün de çizemiyoruz.

Acaba hangi devlet yetkilileri ve ilgili gibi görünenler; 28 Mayıs 1812 Bükreş, 7 Ekim 1826 Akkerman ve 10 Şubat 1828 tarihli Türkmençay ANTLAŞMALARININ tüm maddelerini okumuşlar mıdır? Revan ve Nahçıvan Hanlıklarının birleştirilmesiyle neler olmuştur? Azerbaycan Hanlıkları, 1828 de nasıl ortadan kaldırılmıştır?

Azerbaycan Türklerinin acıları, bugün paylaştığımız 31 Mart 1918 den ibaret değildir. 1886 Yılında Rusların, Ermeniler lehinde bütün müdahalelerine rağmen ZENGEZUR nüfusunun %45,7 TÜRKLER, % 24,8 Ermeniler, %29,5’ini diğer milletler oluşturmaktadır.

1828-1830 Rusya tarafından, ERİVAN ve GENCE’YE yerleştirilen 150.000 (YÜZ ELLİ BİN) Ermeni, ellerini-kollarını sallayarak mı Azerbaycanlıları yurtlarından çıkardılar?

1838; NAHÇIVAN’IN SEDEREK ve KERKİ Köyleri, Ruslar tarafından Ermenilere verilirken, kaç TÜRK öldürülmüştür?

Şubat 1905; Ermeni terör örgütleri BAKÜ, ERİVAN, ZENGEZUR, KARABAĞ, NAHÇIVAN ve diğer bölgelerde toplu katliamlar yaparak 50.000 (ELLİ BİN) Azerbaycanlı yok edilmiştir.

Ağustos 1905; Ermeni terör örgütleri ŞUŞA’DA 20 meskeni yakarak, 100 (YÜZ) den fazla Azerbaycanlı öldürülmüştür.

26 Aralık 1905; AĞDERE-UMUDLU köylüleri, AĞDAMA sığınmak için giderken, başında Avram Hampa’nın bulunduğu Ermeni çeteleri tarafından 500 (BEŞ YÜZ) Azerbaycanlı katledilmiştir.

Temmuz 1906; Ermeni teröristlerin, ikinci defa ŞUSA’YA saldırısında öldürülen Azerbaycanlı sayısı belirlenememiştir.

1918; ERİVAN’IN, dört bölgesinden 199 Azerbaycan Köyü katliama uğrarken, 135.000 (YÜZ OTUZ BEŞ BİN) Azerbaycanlı da göçe zorlanmıştır. Öldürülenlerin sayısı bilinmemektedir.

17 Mart 1918; Ermeni teröristlerince, URMİYE’DE 10.000 (ON BİN) den fazla Azerbaycan Türkü katledilmiştir. Takip eden günlerde, URMİYE, SALMAS, HOY, MAKU, ŞEREFHAN yakınlarında 100.000 (YÜZ BİN) den fazla Azerbaycan Türkü öldürülmüştür.

18 Mart 1918; ŞAMAHI’NIN 53 köyünde, 8.027 (SEKİZ BİN YİRMİ YEDİ), 4.190 (DÖRT BİN YÜZ DOKSAN), 2.560 kadın, (İKİ BİN BEŞ YÜZ ALTMIŞ), 1.277 çocuk (BİN İKİ YÜZ YETMİŞ YEDİ) Ermeni teröristlerce öldürülmüştür.

19-31 Mart 1918; BAKÜ’DE 18.000 (ON SEKİZ BİN) Azerbaycan Türkü, Ermeni teröristlerce katledilmiştir. Bununla kalmamış insan kıyımı, insan kırımı GUBA, KÜRDEMİR, LENKERAN, SALYAN, ŞAMAHI, da devam etmiştir. Bu Ermeni vahşeti karşısında 50.000 (ELLİ BİN) Azerbaycan Türkü hayatını kaybetmiştir.

1-9 Mayıs 1918; GUBA kazasında 122 köy tamamen tahrip edilirken, 2.800 (İKİ BİN SEKİZ YÜZ) Azerbaycanlı Türk öldürülmüştür.

1918 Yaz ve Sonbahar aralığında; ZENGEZUR’UN 115 Azerbaycan Türk köyünde 7.729 (YEDİ BİN YEDİ YÜZ YİRMİ DOKUZ) Azerbaycan Türkü, Ermeni teröristlerce hunharca öldürülmüştür. 400 (DÖRT YÜZ) Azerbaycanlı da bir CAMİİYE kapatılarak diri diri yakılmışlardır.

1919; AHALİK-İ ULYA, AĞVİRAN, ARALIK, AZAB, BEDREVANS, GEREK, HOŞU, İSLÂMSOR, KALENDER, MENEVÜRD, SIÇANKALA, VİDİDİ, ZANZAK, ZARS, ZİVİN köylerinde 10.000 (ON BİN) Azerbaycan Türkü, Ermeni teröristlerince hunharca katledilmiştir.

Rus destekli Ermeni çeteleri tarafından yapılan katliamlar, tecavüzler, yağmalar, talanlar 1920 yılında da devam etmiştir.

1920; AKBABA, ÇILDIR, ŞÜREGEL ve ZARUŞAD çevresinde yirmi sekiz köy tahrip edilirken, 2.000 (İKİ BİN)İ aşkın Azerbaycanlı katledilmiştir.

1920; ZARUŞAD ahalisinin elindeki silahlar zorla alınırken, AĞZIAÇIK, BENDİVAN, ÇAMAH, ÇATAK, MAMAŞ halkının gördüğü işkenceden sonra akıbetleri bilinmemektedir.

1920; AKÇAKALEÇUKURU, AKPINAR, ASBUĞA, AVNİL, CAVLAH, ÇEBEÇALI, GÖKÇİN, HOÇOVANLI, IĞDIR, KARAÇAYIR, KARAOĞLU, KEÇEYOR, KIRKPINAR, KIZILKİLİSE, LÂLOĞLU, MALAKAN, MESCİDLİ, NOVOSELİM, SİVİN, ŞAHNALAR, ŞÜREGEL, TEPEKÖY, PİLOMORİ, YEDİKİLİSE, köylerinde en ADİ YÖNETEMLERLE Ermeni teröristler, toplam 12.500 (ON İKİ BİN BEŞ YÜZ) Azerbaycan Türkünü, vahşet uygulayarak katletmişlerdir.

Bütün bu acılar bir yana, bölgede yaşayan Azerbaycan Türkleri topraklarından zorla çıkarılarak, ayrıca yurtlarından uzakta yaşamanın acısını çekmektedirler. Biz şimdi bu acıların hangisini, analım. HOCALI katliamını zaten hiçbirimiz unutmuyoruz!

Azerbaycan ŞEHİTLERİMİZİN ruhları ŞAD olsun… Başın sağ olsun Azerbaycanlı Türk kardeşim…

Kenan Mutlu Gürses

KAYNAK: Açık kaynaklar

T.S.G.A. /// İlt: AXA SİGORTA COVID AKSİYONLARI HAKKINDA BİLGİLENDİRME


AKADEMİ SİGORTA ACN.
Profesyonel Acente
212 510 24 24 – 532 280 14 24
mg1071@hotmail.com

COVID-19_RehberiV5-11Martt2020.pdf

ÖZEL-BÜRO /// Re: T.S.G.A. /// SURİYE SAVAŞI DOSYASI /// Erdoğan Gün /// İşbirlikçi bir diktatörü n son savaşı : 8 maddede İdlib


Sayin Bor,

Gereksiz yere kaybettigimiz Vatan Evltlari icin hepimizin acisi sonsuz.
Burada, Suriye politikasinda basindan bu yada yapilan hatalari gormezden gelirsek, daha buyuk hatalara yol acacak cozumsuzluklere gideriz!

Suriye kendi topraklarini savunuyor ve Birleşmiş Milletler tarafindan kabul edilmis bulunan sinirlarina kavusma mucadelesi veriyor.
Peki biz, Turkiye olarak, davet edilmedigimiz bir Ulkede ne ariyoruz?

Ustelik, Dunyanin cesitli Ulkelerinden gelmis, katil surusu teroristleri hangi dusunce ile Mehmetcigi kalkan ederek korumaya calisiyoruz?

Suriyede, yine BM tarafindan kabul goren, laik, teroristlerle mucadele veren yonetimi tanimadan komsu bir Ulkenin ic islerine mudahale olarak kabul edilecek bir eylemin ileride Turkiyenin basina ne gibi dertler acacagini dusunmeden, hangi nedenlerle bu eylemin icinde yer aliyoruz?

NATO üyesi olarak, ABD nin, Firat’in Dogusunda kurdugu, egittigi ve silahlandirdigi PYD/PKK ordusu Turkiyenin gelecegi icin en buyuk tehdit olustururken, hangi akil ile Turkiyenin musterek menfaatlerinin oldugu Suriyeyi vurmaya, bolmeye yelteniyoruz?

NATO nun destegi icin kullanilacak olan destek maddesinin bu durum gecerli olmadigini bilmemiz gerekirken, basta Almanya ve Fransa olmak uzere AB destegini birakin saglamayi, red ettigi ortamda bu kanli savasi surdurmekten ne gibi beklenti icindeyiz?

Sayin Soner Yalcin’in goruslerini paylasmayabilirsiniz ancak yakisik almayan ve komsularimiz olan Rusya, Iran ve Suriye icin de kullanmis oldugunuz kelimelerle mi “uzlasmayi” saglayacagimizi dusunuyorsunuz?

Suriye ile baris masasina oturmamiz ile hem Ulkemizde giderek buyuyen sorun olan multeci sorunu cozume kavusacak ve hemde komsularimiz ile iliskilerimiz duzelecektir.

Saygilarimla
Dr.Mustafa Atac

On Mar 10, 2020, at 7:33 PM, Dr.Mehmet Bor <mehmetbor> wrote:

Bu gelinen noktada beklenmedik anda kallesce sehit edilen Turk askerleri Erdogan’in mi askerleri? Tepelerine bomba yagdirilan 4m Idlibli hepsi terrorismi? Hasteneleri, okullari bombalayan katil kopekler sosyalistmi?

Mezhepci pezevenk, Moskof Rusya ve Mezhepcibasi Iran ne zamandan beri Turk dostu olmus? Turk askerine karsi mezhebini desteklemeye devam et sosyalistlik maskesi altinda, bakalim sonun ne olacak.

T.S.G.A. /// Re: T.S.T. //// MİZAH : ALKOL KONTROLÜNDEN KAÇMAK İÇİN SON TRENDİMİZ :)


Alkol kontrolunde gorevli Trafik Polisleri ciddi bir risk altindadir!Bu konuda ne gibi koruyucu onlemler alindigi ve polislerimize bu hayirli gorevi yaptiklari icin ne gibi bir egitim verildiginin aciklamasini yetkililerden bekliyoruz!

Ornegin, asagidaki baglantida verilen ve ABD de gerceklesen trafik kontrolunde surucunun uyarisi ne sekilde dikkate alinacaktir?

Mustafa

On Mar 11, 2020, at 6:16 PM, ‘Özel Büro (YAHOO)’ via TÜRK STRATEJİ KURUMU <turk-strateji-kurumu> wrote:

http://www.ozelburoistihbarat.com

T.S.G.A. /// ULUSAL HABER


https://ulusal-haber1.blogspot.com/2020/02/ne-olacak-simdi.html

Your account has been hacked! You need to unlock it.


Hello!

I am a hacker who has access to your operating system.
I also have full access to your account.

I’ve been watching you for a few months now.
The fact is that you were infected with malware through an adult site that you visited.

If you are not familiar with this, I will explain.
Trojan Virus gives me full access and control over a computer or other device.
This means that I can see everything on your screen, turn on the camera and microphone, but you do not know about it.

I also have access to all your contacts and all your correspondence.

Why your antivirus did not detect malware?
Answer: My malware uses the driver, I update its signatures every 4 hours so that your antivirus is silent.

I made a video showing how you satisfy yourself in the left half of the screen, and in the right half you see the video that you watched.
With one click of the mouse, I can send this video to all your emails and contacts on social networks.
I can also post access to all your e-mail correspondence and messengers that you use.

If you want to prevent this,
transfer the amount of $500 to my bitcoin address (if you do not know how to do this, write to Google: “Buy Bitcoin”).

My bitcoin address (BTC Wallet) is: 14ptvBFPYr58fR3KPEmx9foF4vE5ujyppN

After receiving the payment, I will delete the video and you will never hear me again. I give you 50 hours (more than 2 days) to pay.
I have a notice reading this letter, and the timer will work when you see this letter.

Filing a complaint somewhere does not make sense because this email cannot be tracked like my bitcoin address. I do not make any mistakes.

If I find that you have shared this message with someone else, the video will be immediately distributed.

Best regards!

T.S.G.A. /// ‘Kıbrıslıtürk’ün birüst sürümü: Kıbrıslılık – Dr. Yurdagül ATUN


‘Kıbrıslıtürk’ün bir üst sürümü: Kıbrıslılık

Dr. Yurdagül ATUN

Ateş çemberinin tam ortasında bir coğrafyadayız.

Ülkeler birbirleriyle askeri işbirlikleri yapıyor, askerler haritada zor bulabilecekleri ülkelere doğru yola çıkıyor.

Stratejik açıdan önemli ve üstüne üstlük denizlerinde gaz olduğu ortaya çıkan KKTC,

tüm olanlardan ve dahi olacaklardan habersiz, sessiz, kendi dünyasında yaşıyor.

Gazın miktarı konusu henüz netlik kazanmış değil ancak birçoklarının iştahını kabartmış olması miktara dair ipuçları veriyor.

Dünyada olan bitenden çok, Türkiye’yle olan ilişkilerinin gevşetilmesi konusunda mesai harcayan bu minik ülkenin en önemli sorunu, ceplerine giren paraya halel gelmemesi.

Zorluk zamanının insanı koruyan yasalarıyla hayli gelişmiş haklara sahip olan sendika korumalı çalışanlar mevcut düzenden memnun olmasalar ve “Türkiye, ne seni, ne paranı” sloganını dillerine pelesenk etseler de devlet, ceplerini dışarı çıkarıp gösterdiğinde “nereden bulursan bul öde” diyebiliyorlar.

Dünyayı Sarayönü’nden ibaret sayan bu güruha göre, Türkiye’nin KKTC’de üs kurması veya İHA’ları konuşlandırması barışa zarar verecek bir hamle! (Aynı güruh olduğunun altını çiziyorum.)

Tabi bu insanları böyle konuşturan şartlara bakmak lazım. Kimsenin 1974 öncesindeki dertleri kalmadı. Ülke huzur buldu, geçmişte yaşananların tümü unutuldu.
“Barış istiyoruz” diyor adam, sanki dünyada yaşananlardan ders çıkararak, temkinli olanlar savaş istiyormuş gibi…

Dönelim esas mevzuya… Türkiye-KKTC irtibat ve bağını izah etmek üzere kullanılan “Anavatan”, “Yavruvatan” deyiminden rahatsız olanlar hayli artmış durumda. Adamlar “Kıbrıslılık” diye bir kelime çıkarmış. Kıbrıs Türkü veya Kıbrıslı Türk değil, Kıbrıslı! Tabi bu yeni değil, 1950’li yıllarda Rumlar tarafından ortaya atılan ancak o dönem Kıbrıs Türklerinin şiddetle reddettiği bir tanımlama. Siyasi tarihte yer bulmamış ve muharref bir deyim olarak dahi mazur görülmemiş.

Bugün, Rum bir kadın “Kıbrıslıların kökeni” diye bir kitap yazarak, adadaki Türk ve Elen nüfusun aslında Türk ve Elen olmadıklarını iddia ediyor. Kitap KKTC’de bir yayınevi tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve yine aynı yayınevi tarafından satışa sunulmuş. Çeviri parasını kim ödemiş, kim bunu finanse etmiş bilmiyorum, araştırılabilir.

Tamamen bilimsellikten uzak, Kıbrıslılığın coğrafi bir terim olduğundan habersiz, sadece Türkiye ile Kıbrıs Türklerinin arasını açmak üzere kullanılan bir siyasi secere, bu “Kıbrıslılık” vurgusu. Türklüğü, Kıbrıslılığın içinde eritmek için kullandıkları “Kıbrıslıtürk” yazımının yeni sürümü.

Kıbrıs’ın 1950-1963 dönemini didik didik etmiş biri olarak şaşırmamam/üzülmemem/öfkelenmemem mümkün değil. Onca yaşanmışlık, onca acı, onca sefalet, onca baskı çocuklarımız tarafından bilinmiyor. Tabi bunların planlı bir süreç olduğunu anlatmama gerek yok sanırım. Önce Makarios doktriniyle kitaplardan mücadele tarihini çıkar, çocuklara tarihi anlatma, Güney’in daha zengin şartlarda yaşadığı yalanıyla çocukları cellatına aşık et, ardından “zaten biz Türk değilmişiz” temalı kitaplarla çocukların reddi-cet etmesini sağla. Hem de onlar EOKA’cı canileri kahraman ilan eder, milli günlerde çocuklara, EOKA mezarlarında “Kıbrıs bizimdir, sınırlarımız Girne’de biter. Türkler gidecek” sloganları attırırken, Güneye giden araçları taşlatırken, KKTC sınırlarındaki bir okul bahçesine girerek Türk bayrağını indirecek cürete sahipken…

Ne diyorduk; Dünyalı beşerler olarak yeni bir döneme doludizgin gidiyoruz. Biz uyurken geceden sabaha dengeler değişiyor, yaz tatilinde gitmeyi planladığımız ülkeler savaşa girmiş oluyor. Durum böyleyken, denize bakan malikânelerimizde yaptığımız mangal partilerinde “Türkiye’ye nasıl ayar veririz” diye kafa patlatmak yerine, “dünya ateş çemberi. Bir saldırı olsa, biz bir avuç Türk kendimizi nasıl koruruz, ne yapabiliriz” diye düşünelim diyorum.

Ha, halâ “bizim öyle bir gailemiz yok, bir şey olmaz” diyenler varsa da umutsuz hastalara atfedilen kadim tavsiyeye uyulmasını salık veririm: “Doktor, ne yerse yesin dedi!”

YÜKSEK STRATEJİ TÜRKİYE

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.