Etiket arşivi: PKK DOSYASI

PKK DOSYASI : ABD Bayraklarının Gölgesinde İkbal Arayışı


ABD Bayraklarının Gölgesinde İkbal Arayışı

SDG/YPG, ABD bayraklarının gölgesine sığınarak kendilerini bir şekilde dokunulmaz kılmaya çalışsa da örgüt ABD desteği ile de olsa artık elde edebileceklerinin sınırına gelmiş gibi gözüküyor.

PYD/YPG’nin Tel Abyad’da Türkiye’nin hemen sınır hattında kontrol ettiği bölgelere ABD bayrakları çekmesiyle gözler buraya odaklanırken, ABD’nin bu örgüt ile kurduğu askeri angajmanın doğasına ilişkin yeni sorgulamaları da beraberinde getirmiş durumda. PKK terör örgütünün Suriye örgütlenmesi olan PYD ve onun askeri yapılanması YPG attığı adımlarla hem Türkiye’nin ulusal güvenliğini hem de Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden bir unsur olarak ortaya çıkarken, Türkiye ise Fırat Kalkanı Harekatı ile PYD/YPG’nin hesaplarını boşa düşürebilmek için yeni hamleler yapmaya hazırlanıyor.

Suriye devriminin başladığı 2011 yılı itibarıyla Esed rejimiyle birlikte hareket eden PYD/YPG, kontrol ettiği bölgelerde kanton yönetimleri oluştururken öncelikle muhalif Kürtleri sindirmeye çalıştı. 2014’te DEAŞ ile mücadele görüntüsü altında ABD ile yakınlaşırken nihayetinde federasyon ilan etme hedefiyle rejimle olan ilişkilerini bir kenara iterek sadece ABD ile hareket eden bir yapı haline geldi.

ABD Ayn el-Arap’ın (Kobani) DEAŞ’a karşı savunulması sürecinde YPG’ye hava ve silah mühimmat desteği vermeye başladı, ardından askeri ilişkiler derinleşerek doğrudan ABD özel kuvvetlerinin YPG’ye eğitim vermesine ve cephe hattında omuz omuza çatışmalarına kadar uzandı. ABD, YPG’nin kontrolünde olan Rimelan, Ayn el-Arap ve Tişirin bölgelerinde çeşitli askeri üsler inşa ederek buraları lojistik merkezler olarak kullanmaya başladı.

Yine ABD’nin mentörlüğünde YPG’nin başını çektiği yerel Arap unsurların da dahil edildiği Suriye Demokratik Güçleri (SDG) oluşturuldu. Böylelikle nüfusun büyük çoğunluğunun Arap olan Tel Abyad gibi bölgelerin daha rahat bir şekilde PYD tarafından yönetilmesi temin edilmeye çalışıldı. Nihayetinde PYD ile kurduğu ilişkinin stratejik mi yoksa taktik mi olduğu sorusu mevcut olsa da uzun bir süredir ABD’nin Kuzey Suriye’deki tüm yatırımlarını PYD/SDG üzerine yaptığı görülmektedir.

PYD/YPG ise ABD’nin Suriye politikasına hizmet ederek küresel bir gücün desteğini tahkim edip, Suriye’nin kuzeydoğusundan kuzeybatısına kadar olan bir hatta sahip olduğu kantonlarını birleştirerek bir kuşak oluşturmak istemektedir. Bu amaç doğrultusunda çocukları savaştırmaktan demografik yapıyla oynamak için bölgedeki insanları göç etmeye zorlamaya kadar savaş suçları işlemekten dahi çekinmemekte, kendisini dokunulmaz kılabilmek adına ise anti-emperyalist sosyalist bir hareket olarak kendisini tanımlamasına rağmen kolaylıkla ABD bayraklarının gölgesine sığınabilmektedir. Terör örgütü kendisini ABD’nin kara gücü olarak konumlandırarak DEAŞ ile mücadelenin ana omurgası haline getirmeye çalışırken, aynı zamanda kendi çıkarlarını da maksimize etme çabasındadır. Örgüt toprak kazanımı dahil tüm hedeflerini DEAŞ ile mücadele üzerinden dünya kamuoyunda meşrulaştırmaya çalışmaktadır.

TÜRKİYE’NİN OYUN BOZAN HAMLESİ

YPG/SDG’ye bağlı Menbic askeri meclisinin ABD’nin verdiği yoğun hava desteği sonrasında Fırat’ın batı yakasında Menbic’i ele geçirmesi ve Bab ile Cerablus askeri meclislerini kurarak bu bölgeleri de ele geçirmek için hazırlık başlatması Türkiye’nin bölgede doğrudan harekete geçmesini beraberinde getirdi. Türkiye Fırat Kalkanı Harekatını başlatarak kendisine müzahir Suriyeli muhalif gruplarla birlikte bölgeyi bir yandan DEAŞ’tan temizlerken diğer yandan YPG/SDG’nin Fırat’ın batı yakasındakiilerleyişini durdurup kantonları birleştirmesini engellemeye yönelik bir adım attı. Bu harekatla Türkiye öncelikle sınır hattının güneyinde ulusal güvenliğini tehdit eden terör örgütlerini elimine etmeye odaklandı. Harekat kapsamında çok kısa sürede DEAŞ Cerablus’tan çıkartılırken, Azez-Cerablus arasındaki sınır hattında da kontrol sağlandı. Şimdi yeni bir aşama olarak el-Bab hedeflenmiş durumda, bu bölgenin de kontrolünün sağlanması ile kantonların birleştirilmesi hayalleri tamamen suya düşmüş olacak.

Yine Türkiye’nin bölgede oyun kurucu güçlü bir aktör olarak tezahür etmesi, daha önce zoraki bir şekilde SDG içerisine katılmak durumunda kalmış Arap aşiretlerini ve gruplarını hareketlendirdi. SDG/YPG tarafından demografik mühendislik yapılabilmesi adına tehcir edilen Arap ve Türkmenler de kendi topraklarını terörden arındırmak için mobilize olmaya başladılar. Dolayısıyla Fırat Kalkanı Operasyonu’nun motivasyon açısından bölgedeki dost unsurlara olumlu bir etkisi olurken, Tel Abyad bu anlamda hakimiyet mücadelesinin en yoğun olduğu bölgelerden birisi olarak ortaya çıkıyor.

SDG/YPG, ABD bayraklarının gölgesine sığınarak kendilerini bir şekilde dokunulmaz kılmaya çalışsa da örgüt ABD desteği ile de olsa artık elde edebileceklerinin sınırına gelmiş gibi gözüküyor.

[Sabah Perspektif, 1 Ekim 2016]

Reklamlar

PKK DOSYASI /// Oyun baştan belliydi : IŞİD BOŞALTIR, PYD YERLEŞİR !


PKK’nın Suriye uzantısı PYD, ABD desteğiyle Münbiç’i kuşattı. Terör örgütü şehirde özerklik ilanına hazırlanıyor.

Terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin ABD desteğiyle başlattığı Münbiç operasyonu 11’inci gününe girdi. Set Tişrin bölgesinden başlayan operasyonda, yüzde 93 oranında Araplardan oluşan nüfusuyla Halep’in en büyük ilçesi olan Münbiç, PYD kuşatması altına girdi. Münbiç’in çevresindeki Avun Dedat, Kersen, Manguba ve Hattaf bölgelerinin kuşatılmasıyla PYD’nin şehir merkezine uzaklığı 1,5 kilometreye kadar düştü.

ÖZERKLİK İLAN EDECEK

Münbiç operasyonu ABD’nin “Araplardan oluşan grupların yoğunluğu” yalanına rağmen, PYD’li teröristler eliyle devam ediyor. PYD’nin üst düzey yöneticilerinden Mahmut er-Reş, ABD’li özel kuvvet timlerinin desteğiyle ilk günden beri sahada görev yapıyor. Daha önce Ayn el-Arab’ı ele geçirip adını Kobani yapan, Tel Abyad’ın adını da Gire Spi olarak değiştiren PYD, aynı oyunu Münbiç’te de sergilemeye hazırlanıyor. Münbiç’i kuşatma altına alan PYD, daha önce yaptığı gibi ilk olarak şehrin adını değiştirdi. IŞİD sonrası özerklik ilanına hazırlandığını duyuran PYD, Münbiç’in adını Kürtçe’de “ölümsüz gelin” anlamına gelen Mabuk olarak değiştirdi. Ele geçirdiği bölgelerin demoğrafisi ile oynayan PYD’nin yüzde 93’ü Arap olan ilçede etnik temizliğe girişmesinden endişe ediliyor.

FEDERAL YÖNETİM TUZAĞI

Münbiç Yerel Meclisi Başkanlığı görevini yürüten Münzir Ebu Sellel şehirde yaşananları Yeni Şafak’a anlattı. PYD’nin şehirdeki oyununu gözler önüne seren Ebu Sellel, PYD’nin Ebu Emced isimli Esed yanlısı bir kişiyi başkan ilan ettiğini ifade etti. Örgütün, Münbiç Halk Meclisi kurduğunu ve ilçeyi ele geçirmeden federal yönetim oluşturacaklarını anlatan Ebu Sellel, “Tel Abyad örneği tekerrür edecek ve halkımızın evleri ellerinden alınarak, bölge sözde Kürdistan projesine dahil edilecek” diye konuştu. Ebu Sellel, PYD’nin hedeflerine ulaşmak için federal yönetim ilanına dönük hazırlıklarını bildiklerini vurguladı. Yüzde 3 oranında Kürt’ün yaşadığı Münbiç merkez ve çevresindeki Arapların zorla göç ettirileceğini ifade eden Ebu Sellel, “Arapların zorla göç ettirilmesi sonrası Tel Abyad ve Haseke’de olduğu gibi bölgeye Kürt nüfusu yerleştirilecek” ifadelerini kullandı.

70 BİN SİVİL KAÇTI

Ebu Sellel, ilçede halen 150 bin sivilin yaşadığını, 70 bine yakın insanın son çatışmalardan dolayı bölgeyi terk ettiğini söyledi. İnsanların Azez yönüne kaçmak istediğini anlatan Ebu Sellel, “İnsanlar tehlikelerden dolayı el-Bab’a sığınmak zorunda kalıyor. Önümüzdeki günlerde daha önemli göç hareketliliği yaşanacak” dedi.

IŞİD KÖYLERDEN ÇEKİLDİ

Öte yandan Kuzey Halep’te muhaliflere karşı korkunç bir vahşet örneği sergileyen IŞİD’in PYD’ye karşı savaşmaması ise dikkat çekti. IŞİD, son 3 günde 46 köyden direnmeden çekildi. Bu durumun dikkate değer olduğunu vurgulayan Münzir Ebu Sellel, “PYD’yi bir gövde olarak düşünürsek, onun Suriye’deki ayaklarının IŞİD terör örgütü olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

PKK DOSYASI : İşte Vezneciler’i kana bulayan hain


Vezneciler’de Çevik Kuvvet minibüsüne yapılan ve 6’sı polis, 5’i sivil 11 kişinin can verdiği bombalı saldırının faillerini tespit etmek için geniş çaplı soruşturma yürütülüyor…

İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri,Vezneciler’de Çevik Kuvvet minibüsüne yapılan ve 6’sı polis, 5’i sivil 11 kişinin can verdiği bombalı saldırının faillerini tespit etmek için geniş çaplı soruşturma yürütüyor. Soruşturma kapsamında, çevredeki MOBESE ve güvenlik kamerası kayıtları incelendi. Kayıtlarda Vezneciler’i kana bulayan teröristlerin görüntülerine ulaşıldı.

Güvenlik kamerası kayıtlarında, bombalı aracı patlatan kadın canlı bomba ile terör saldırısını organize eden terörist birlikte görülüyor. 2 terörist, Mercan’daki otoparktan çıkarken kameralar tarafından kaydediliyor. Başka bir görüntüde ise başörtüsü takan kadın canlı bomba sokakta tek başına yürürken yer alıyor.

‘KEŞİF YAPTI’ İDDİASI

Habertürk Gazetesi’nin haberine göre, soruşturmayı derinleştiren ekipler, kadınteröristin Mardin Kızıltepe nüfusuna kayıtlı olduğu belirlendi. Terör örgütü PKK’nın, kadın bombacıyı 1 aylık eğitimin ardından bombacı olmaya ikna ettiği, kadının suç kaydının bulunmadığı öğrenildi. Kadın teröristin 20 gün önce İstanbul’a geldiği ve son1 haftadır olay yerinde keşif yaptığı, istihbarat topladığı belirlendi.

Vezneciler saldırısı canlı bomba çıktı

ORGANİZATÖRLER YDG-H’Lİ

Kadın bombacıyla birlikte görülen erkek teröristin, terör örgütü PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H üyesi olduğu ve 2 yıl önce Diyarbakır’da cezaevinden çıktığı saptandı. Polis, saldırının organizasyonunda görevli 4 kişinin YDG-H üyesi olduğunu tespit etti.Otomobilin kiralanarak bombalı araç haline getirilinceye kadar tüm aşamalarını ortaya çıkartan polis, patlamada kullanılan araca bomba düzeneklerinin de Bağcılar’da yerleştirilerek Mercan’da bulunan katlı otoparka götürüldüğünü belirledi.

İstanbul Vezneciler’de patlama: 6 polis şehit oldu, 5 sivil hayatını kaybetti

11’İNCİ CENAZE ORTADA KALDI

Saldırıda hayatını kaybeden ve kimliği belirlenemeyen 11’inci kişi, halen Adli Tıp Kurumu’nda bulunuyor. Üzerinden kimlik çıkmayan 45-50 yaşlarındaki kişinin çekik gözlü, 45-50 yaşlarında olduğu öğrenildi. Emniyet yetkilileri, Adli Tıp’ta bulunan kişinin yabancı uyruklu Müslüman ya da evsiz bir kişi olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Vücut parçaları bulunan kadın teröristle ilgili soruşturma sürdürülüyor.

Vezneciler şehitlerinin cenazesinde Kılıçdaroğlu’na protesto

PKK DOSYASI : Rakka Operasyonu PYD’ye Cenevre Davetiyesi mi Sunacak ?


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=b1Qsu9QXCHM

Ufuk Ulutaş, Rakka’yı DAEŞ’in elinden alacak yapının Cenevre masasında kendisine yer bulacağına işaret etti.

SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Ufuk Ulutaş, ABD-PKK ilişkisinin çok boyutlu ele alındığı Küresel Siyaset programında, Rakka’nın konum olarak kritik bir pozisyonunda yer aldığına dikkat çekerek Rakka’yı DAEŞ’in elinden alacak yapının Cenevre masasında kendisine yer bulacağına işaret etti.

PKK DOSYASI : Asıl güç Araplar YPG lojistik güç


Türkiye ‘YPG’nin Fırat’ın batısına geçmemesi’ konusundaki hassasiyetini sürdürürken, Cumhurbaşkanı Erdoğan Fırat’ın batısındaki Menbic’de IŞİD’e karşı sürdürülen operasyonda asıl gücün Araplardan oluştuğunu açıkladı. Erdoğan, “450 YPG’li, 2 bin 500 Arap var” dedi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, YPG’nin Fırat’ın batısına geçerek Menbic’de IŞİD’e karşı operasyonlara katıldığı iddialarının doğru olmadığını belirterek, “Orada Suriye Demokratik Güçleri olarak ifade edilen bu güçlerin içersinde yaklaşık 450 kadar YPG’li var. Bunun dışında 2 bin 500 civarında Araplardan var. Söylenen de şudur: YPG, Menbic’de daha çok lojistik bir güç teşkil edecek, asıl gücü Araplar oluşturacak” dedi.

Erdoğan, dün Afrika turunun ikinci durağı Kenya’da resmi temaslarda bulundu. Erdoğan’ın Kenya heyetine, Uganda heyetinde olmayan MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da katılması dikkati çekti. Erdoğan Fidan’ı makam aracına da alarak görüştü. Fidan’ın özellikle Kenya’da güçlü olan cemaate yönelik istihbarat raporlarını beraberinde getirdiği öğrenildi.

Başkent Nairobi’de Kenya’nın kurucusu Jomo Kenyatta’nın mozolesine çelenk koyan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Kenya Cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta tarafından resmi törenle karşılandı. İki lider başa başa ve heyetlerarası görüşmeler gerçekleştirdi. Anlaşmalar imzalandıktan sonra Erdoğan ve Kenyatta, ortak basın toplantısı düzenledi.

Erdoğan şunları söyledi:

– TAKİP EDİYORUZ, GÖRECEĞİZ: (Menbic operasyonunu YPG’nin yaptığı iddiası) Benim şu ana kadar edindiğim bilgi ve Sayın Obama ile askeri yetkililerle yaptığımız görüşmeler, istihbarat örgütlerimizle yaptığımız görüşmelerde bu söylenen bilgiler doğru bilgiler değil. Orada bir defa Suriye Demokratik Güçleri olarak ifade edilen bu güçlerin içersinde yaklaşık 450 kadar YPG’li var. Bunun dışında 2 bin 500 civarında Araplardan var. Toplamda yaklaşık 3 bin kişi bu operasyonda yer alıyor. Söylenen de şudur: YPG Menbic’de daha çok lojistik bir güç teşkil edecek, asıl gücü Araplar oluşturacak. Biz bu süreçte ne yapıldığını kendi istihbarat ağımızla ve komuta kademeleriyle takip ediyoruz. Göreceğiz”

Kıbrıs VE Meksika ÖRNEĞİ: Suriye ile alakalı olarak dünyanın en gelişmiş ülkelerinin liderleriyle şunu konuştum: Gelin Suriye’nin kuzeyinde terörden arındırılmış güvenli bir bölge ilan edelim. Bu bölgeyi aynı zamanda uçuşa yasak bölge ilan edelim. Çünkü bu insanların korkudan sıyrılması lazım. Bu insanları artık çadırlardan kurtaralım. Şu kamplardan kurtaralım. Ege Denizi’nde, Akdeniz’de boğulmaktan kurtaralım. Hepsi şunu söyledi: ‘Güzel, ama bunu nasıl koruyacağız’ Kıbrıs’ı ikiye böldünüz, yeşil hat ilan ettiniz. Meksika-Amerika arasında aynı şekilde bu tür hatlar ilan ettiniz. Orada nasıl yapıyorsak burada da yaparız. Dert başka.

– TERÖR ACISINI BİLİRİZ: 35 yıldır bizler terör örgütüyle bir mücadeleni içersindeyiz. Terörün acısını bilen bir ülke olarak her zaman Kenya’nın yanında olacağız. Türkiye, Kenya’nın sıkıntılarını en iyi anlayabilecek bir ülkedir.

– ÇİFTE STANDART VE ADALETSİZLİK: Ne yazık ki imkanları kısıtlı ülkeler mülteci ve göç sorunuyla yüzleşirken, zengin Batılı ülkeler rahatlarından taviz vermek istemiyor. Milyonlarca insanın dramına bunlar duyarsız kalıyorlar. Bunun adı çifte standarttır, adaletsizliktir. Bataklığı kurutmadan kalıcı çözüm bulamayız.

‘Terörizmi ve aşırılıkları değerlendirdik’

Kenya Cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta ise son derece hoş ve verimli bir toplantı gerçekleştirdiklerini belirterek, ilişkilerin her geçen gün geliştiğini söyledi. Her iki ülke de bölgede güvenliğin artırılmasına ilişkin neler yapılabileceğine yönelik görüşmeler yaptıklarını belirten Kenyatta, “Terörizm, aşırılık ve radikalleşmeyle ilgili dünyanın birçok yerinde yaşanan gelişmeleri değerlendirdik” dedi. Kenyatta, sözlerini, “Kenya’da evinizdesiniz” diye bitirdi.

PKK DOSYASI : YPG Arması Üzerinden Verilen Mesaj


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=_qVjys0qPHY

Murat Yeşiltaş: “Amerika Birleşik Devletleri, YPG’ye yönelik desteğini taktiksel bir değişim olarak açıklamıştı Suriye iç savaşında ama gördük ki o taktiksel destek zamanla stratejik desteğe dönüştü.”

TRT Haber ekranlarında yayınlanan Satır Başı programına konuk olan SETA Güvenlik Araştırmaları Direktörü Murat Yeşiltaş, Türkiye’nin terörle mücadelesine ilişkin değerlendirmesinde üç ayaklı bir terör dengesi bulunduğunu belirtti. Bu üç ayağın yurt içerisinde PKK’yla, Suriye’de ise DAEŞ ve PYD-YPG ile mücadeleden oluştuğunu vurgulayan Yeşiltaş, Türkiye’nin ülke sınırları dâhilinde yürüttüğü terörle mücadele stratejisinin Suriye’de yaşanan gelişmelerden doğrudan etkilenmesinin temel problemi olduğunu ifade etti.

Konuşmasında YPG üzerine inşa edilmiş tek boyutlu bir stratejinin Amerika’yı, bölgeyi ya da Suriye’yi yakın gelecekte başka bir çatışmaya sürükleyecek potansiyel taşıdığına dikkat çeken Yeşiltaş, “Kürtlerle Araplar arasında başka bir çatışma dinamiği ortaya çıkabilir çünkü siz demografik olarak derinliği olmayan bir örgütü kullanarak Rakka’ya yönelik bir operasyon yapıyorsunuz. Bunun sonuçları farklı olabilir. Dolayısıyla çatışma başka bir çatışmayı doğurabilir.” uyarısında bulundu.

Değerlendirmesinin devamında Türkiye ile ABD arasındaki arma krizi üzerine de açıklamalarda bulunan Yeşiltaş, Türk-Amerikan ilişkilerinin sert bir kırılmayla karşı karşıya kalabileceğine ve Türkiye’nin başka denklemleri devreye sokabileceğine işaret etti. “Amerika Birleşik Devletleri, YPG’ye yönelik desteğini taktiksel bir değişim olarak açıklamıştı Suriye iç savaşında ama gördük ki o taktiksel destek zamanla stratejik desteğe dönüştü.” yorumunda bulunan Yeşiltaş, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Amerika sadece DAEŞ’le mücadele etmek adına YPG’yi desteklemiyor ya da o armaları biz geleneksel olarak müttefiklerimizle sahada çalışırken takıyoruz şeklinde değil orada armanın takılmasının politik bir mesajı var. Doğrudan Türkiye’ye şöyle bir mesaj veriyor, ‘biz sizin itirazlarınıza rağmen YPG ve PYD ile sahada çalışmaya devam edeceğiz’ diyor. Hem Türkiye’nin yapamayacaklarının limitlerini görmüş oluyor hem de kendi politikasını sahada icra etme imkânı; onu büyük ölçüde meşrulaştırma imkânı sağlamış oluyor.”

PKK DOSYASI : ABD-PKK İlişkisinin Mantığı


ABD’li askerler için sorun sadece bir terör örgütünün armasını takmak da değildi. Aynı zamanda müflis sosyalist sembolizmini üzerlerinde taşımalarının, kapitalizmin beşiği ABD’nin ordusu için oluşturduğu tezat kayda değerdi.

PKK’yla ilişkisi sebebiyle ABD, Türkiye ile uzun süredir gerginlik yaşıyor. ABD ısrarla PKK ile YPG’nin farklı örgütler olduğunu ve sadece YPG’yi desteklediklerini iddia ediyor. Türkiye ise organizasyonel, insan kaynağı, finans ve askeri ekipman açısından YPG ile PKK arasında kafa karıştırmak için üretilen kısaltmalar dışında bir farkın olmadığını ortaya koyuyor. ABD, SDG diye kahir ekseriyeti YPG ve türevlerinden oluşan bir şemsiye yapı üretti ve bir süredir YPG’den ziyade SDG’ye yardım ettiğini anlatıp duruyor. Yani PKK’nın kısaltmalarla kafa karıştırma taktiğini kapmış olacak ki ABD de aynı taktiği Türkiye’ye karşı kullanıyor.

Geçenlerde ABD askerlerinin YPG’nin türevlerinden, kadın teröristlerden oluşan YPJ’nin armasını üniformalarına taktıkları resimler medyaya düştü. ABD’li askerler için sorun sadece bir terör örgütünün armasını takmak da değildi. Aynı zamanda müflis sosyalist sembolizmini üzerlerinde taşımalarının, kapitalizmin beşiği ABD’nin ordusu için oluşturduğu tezat kayda değerdi. Resimler dolaşıma girince çelişkili açıklamalar ardı ardına geldi. Bir yetkili ‘olur böyle şeyler’ dedi; diğeri ‘olmaması lazım, soruşturma açacağız’ dedi. En yerinde tavsiye ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan geldi: ‘Suriye’nin diğer bölgelerine gittikleri zaman DAEŞ’in, El-Nusra’nın, El-Kaide’nin armasını taksınlar, Afrika’ya gittikleri zaman da Boko Haram’ın armasını taksınlar…”

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, ABD’nin PKK-YPG ayrımına, saçmalama pahasına ısrar ettiğini gösteren bir açıklama yaptı: ‘Aralarında bir bağın olmadığını kesin olarak söyleyemem; ama çok açık bir şekilde ortaya koyduk ki YPG PKK’dan ayrı bir yapı’. Açık olarak ortaya koydukları hiçbir şey yok oysa. Komedi bitmedi asıl şimdi başlıyor, işte gerekçe: YPG ‘coğrafi olarak farklı bir yerde, Kuzey Suriye’de konumlu ve DAİŞ’le savaşan efektif bir güç’. El-Kaide’nin merkez yapılanması da Pakistan-Afganistan merkezli ise Suriye’deki El-Nusra veya Somali’de El-Şebab El-Kaide değil mi?

DAİŞ’le savaşması PKK ile YPG’yi iki farklı örgüt yapar mı? O zaman El-Nusra da El-Kaide değil. Öyle mi?

Obama Yönetimi’nin açıkça yaptığı tek şey, Suriye’de ABD’nin kara gücü olmayı reddeden Türkiye’yi zora sokmak. Jeffrey Goldberg’e verdiği mülakatta Obama ‘devasa ordusunu Suriye’ye sokmayan’ Türkiye’yi gayet açık eleştirmişti. Şu an ise ‘madem siz ordunuzu sokmadınız ben de PKK dâhil istediğim her aktörle çalışırım’ diyor.

ABD Suriye’de PKK’ya yaptığı yatırımı şimdiye kadar hiçbir gruba yapmadı. Sadece tonlarca silah değil, hava saldırıları ve PKKlılarla omuz omuza savaşan ABD askerleri, ABD’nin PKK’ya özel önem verdiğini gösteriyor. Bu kadar destek olunca doğal olarak PKK da DAİŞ’e karşı ilerleme kaydediyor. İlginç olan ise ABD’nin, marifeti kendi hava saldırılarından, silah yardımından ve özel kuvvetlerinin iştirakinden değil, PKK’dan bilmesi. Yani PKK efsanesini kendi elleriyle yaratma gayreti içerisinde.

Obama’nın kamuoyuna Suriye’ye dâhil vaat ettiği tek şey DAİŞ’le mücadele. Göstermelik de olsa bir şeyler yapmak zorunda. PKK da bunun için en kullanışlı aptal. PKK, ABD’nin desteğiyle kendi kendini gerçekleştirdiği hülyalarına kapılmış. ABD kendisine bir devlet kurdursun diye atmayacağı takla yok. Yani kızıl yıldız takan ABD askerleriyle, Sam Amca’ya tapan PKK’lılar birbirinin ruh eşi. Şimdilik birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılıyorlar.

Wilson’un 100 yıl önce Ortadoğu’yu berbat eden self-determinasyon projesi değil ABD’nin kafasındaki. PKK sadece Türkiye’de değil Irak, İran ve Suriye’de istikrarsızlık çıkarma potansiyeline sahip. Suriye’de şu an veya çatışmalar bittiğinde ABD’nin el altında tutmak isteyeceği silahlı bir örgüt. Üstüne üstlük dini, imanı, kutsalı, ahlakı olmayan taklacı bir yapı. PKK, artık ABD’nin bölgesel operasyonlar için kullanacağı bir ‘Kudüs Gücü’, başına da bir Kasım Süleymani bulurlarsa değmeyin keyiflerine…

[Akşam, 30 Mayıs 2016]

PKK DOSYASI : ABD’li muhabir PKK’lıların arasına sızdı ! İşte şok görüntüler !!


ABD’den Türkiye’ye gelip teröristlerin arasına karışan ABD’li muhabir, terör örgütüne dair izlenimlerini yazdı.

ABD’de yayın yapan New York Times, hafta sonu eki için ‘Hendeklerin arkasında’ başlığıyla bir dosya haberi kapak yaptı. İnternet sitesinde önceden yayınlanan 19 sayfalık haberde gazetenin muhabiri Robert F. Worth’un izlenimleri yer aldı.

“9 aylık çatışmaların ardından özellikle orta sınıf Kürt vatandaşların çoğu PKK’nın hendek kurup devlete karşı isyan stratejisinin delilik olduğunu düşünüyor.

Diyarbakır’ın Sur bölgesi şehrin ekonomik kalbi ve alışveriş merkeziydi. Şimdi binlerce kişi işsiz kaldı, kent viraneye döndü. Barış sürecinde yeni oteller inşa eden yatırımcılar kaçtı. PKK’nın kalesi olduğu iddia edilen Cizre’de bile halk olan bitenden PKK’lıları sorumlu tutuyor.

Hendeklerin arkasında geçirdiğim sürede PKK içinden sessiz de olsa çatlak seslere şahit oldum. Bunlardan biri 24 yaşındaki bir kadın keskin nişancıydı: ‘Kobani’de savaşırken sonuç alacağımızı biliyorduk. Burada bir sonuç alamazsınız. Ben sonuç getirmeyen bir şey için ölmek istemem. İnsanlar soruyor: Bu hendekleri kazmak doğru muydu?

Bölgedeyken Ömer Aydın isimli bir üst düzey PKK’lı bana hayat hikayesini anlattı. Konuşma tarzı bana burada sıradan insanların hayatlarını riske attıklarının farkında olduğunu gösterir gibiydi. ABD’ye döndükten sonra Ömer Aydın’ın öldüğünü öğrendim.”

PKK DOSYASI : Korkunç istihbarat ! PKK’nın elinde onlarca füze var !


TSK’nın Çukurca’da düşen helikopterin füze ile vurulmuş olabileceğini açıklamasının ardından Rus füzesi ihtimali ağırlık kazandı.

Güvenlik kaynaklarına göre Rus SA-18 füzeleri Suriye’den getirildi. Mardin ve Şırnak’ta PKK’nın elinde bu silahtan onlarcası var.

Genelkurmay’ın açıklamasının ardından PKK’nın elindeki Rus yapımı füzeyle düşürülmüş olma ihtimali ağırlık kazandı.

Yeni Şafak’ın haberine göre, Mardin, Diyarbakır ve Şırnak bölgesinde PKK’nın elinde onlarca Rus yapımı SA-18 füzesi bulunuyor. Füzelerin Suriye üzerinden Türkiye’ye sokulduğu belirtiliyor.

TSK: Helikopter füzeyle düşürülmüş olabilir

KAMIŞLI’DAN GELMİŞ

PKK’nın yayınladığı füze görüntülerinden MANPADS (omuzdan atılan) karadan havaya füzeyi ateşleyen kişinin kurduğu cümleler ve üzerindeki kıyafetlerin analizinden Suriye bağlantısı deşifre edildi. Helikopterin vurulduğu Hakkari bölgesinde PKK’lıların çok koyu renkte ve kalın kemerli kıyafetler giydikleri, ancak füzeyi ateşleyen teröristin üzerindeki kıyafetin Botan, Derik, Kamışlı bölgesindeki teröristlerin giydiği, Hakkari bölgesi kıyafetine oranla daha açık, haki bir renk olduğuna işaret edildi.

FÜZE EĞİTİMİ ROJAVA’DA

Teröristler Rus yapımı füzelerin kullanımı Rojava’da kamplarda verildi. İran ile 9 Haziran 2007 Urmiye’de anlaşma imzalayan örgüt, bu tür silahları Kandil ve İran sınırları yakınlarına getirmeme taahhüttü verdi. PKK’nın elinde sadece SA-18 değil Amerikan üretimi stinger füzeleri olduğu da kaydedildi. PKK’ya 2013’te 2004 model 3 adet omuzdan ateşlemeli Stinger füzesinin Musul’un Zinar bölgesinde teslim edildiği, şuan PKK’nın elinde biri yeni olmak üzere 7 adet stinger olduğu kaydedildi.

Çukurca’da helikopteri düşüren o füze mi?

KALKIŞ ANINI TEHDİT EDİYOR

PKK füzeleri, terörle mücadelede Kobra ve Skorsky helikopterlerini tehdit ediyor. Füzelerin, kalkış anında F-16 ve F-4 savaş uçakları için de risk oluşturduğu ifade ediliyor. Karadan havaya füze sistemlerinin yüksek irtifada uçuş yapan savaş uçakları için havadayken herhangi bir risk oluşturmadığı belirtiliyor.

STİNGER İLE AYNI SİSTEM

ABD üretimi FIM-92 Stinger, Çukurca’da helikopteri düşürdüğü üzerinde durulan Rus SA-18 Grouse füze sistemi ile hemen hemen aynı sistemler. Rus SA-18 füzesi, Amerikan yapımı FIM-92 Stinger sisteminin Doğu Bloğu’ndaki karşılığı olarak biliniyor. Tek personel tarafından MANPADS (Omuzdan atılarak) kullanılması, yüksek isabet ve tahrip özelliği gibi sebeplerle kara birliklerinin hava savunmasında önemli bir yer tutuyor. Ayrıca helikopter ve her çeşit kara araçlarına monte edilebiliyorlar.

PKK DOSYASI : UMKE gönüllüleri PKK’ya istihbarat toplamış


Mardin ve çevresinde düzenlenen operasyonlarda olarak rol alan UMKE gönüllüleri arasında PKK’ya istihbarat toplayan 4 kişi hakkında soruşturma açıldı.

UMKE gönüllüleri PKK’ya istihbarat toplamış

Terör örgütünün tuzakladığı bombaların patlatılması sonrası yıkılan binalarda gönüllü olarak arama kurtarma çalışmasına katılan UMKE görevlilerinin PKK’ya bilgi sızdırdığı ortaya çıktı. Örgütün muhtemel operasyonları UMKE görevlilerinden öğrendiği bilgisine ulaşan Mardin polisi Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi’ne sızan gönüllü PKK yandaşlarının, örgüte nereye ne zaman operasyon yapılacağı, operasyona katılacak birliklerin sayısı ve niteliği gibi kritik bilgileri sızdırdığı ortaya çıktı. AKŞAM Gazetesi’nden Levent Albayrak’ın haberine göre Nusaybin’de 4 UMKE gönüllüsünün PKK’ya bilgi aktardığı belirlendi. Nereye operasyon yapılacağını ve hangi evde EYP imha edildiğini örgüte haber veren hainler görevden atıldı.

10 SAĞLIK ÇALIŞANININ PKK İLE İLİŞKİSİ ORTAYA ÇIKTI

Mardin Nusaybin’i teröristlerden temizlemek için operasyonlar devam ederken, bazı hainlerin PKK’ya bilgi verip operasyonları sekteye uğratmaya çalıştığı belirlendi. Afet ve acil durumlarda gönüllü sağlıkçıların görev yaptığı Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi’ne (UMKE) kayıt yaptıran bazı terör örgütü yandaşı sağlıkçıların, örgüte bilgi sızdırdığı belirlendi. İstihbarat birimleri UMKE’de görevli 10 sağlıkçının PKK ile bağlantılı olduğunu tespit etti. Bu görevlilerden ikisinin PKK, birinin YDG-H, diğerinin ise MLKP bağlantılı olduğu ortaya çıktı.

HER ŞEYİ TEK TEK ANLATMIŞLAR

PKK yandaşlarının; güvenlik güçlerinin nereye operasyon yapacağı, kaç personel oldukları, hangi evde EYP imha ettikleri gibi bilgileri sızdırdığı tespit edildi. İstihbaratın tespitleri üzerine soruşturma başlatıldı.

GÖREVDEN EL ÇEKTİRİLDİ

Soruşturma kapsamında terör örgütü PKK’ya yardım ettikleri belirlenen 4 UMKE gönüllüsü sağlıkçı görevden uzaklaştırılıp haklarında adli işlem başlatıldı. Öte yandan Nusaybin’de bugüne kadar 383 terörist etkisiz hale getirildi. Operasyonlarda 62 güvenlik görevlisi ise şehit düştü.

PKK DOSYASI : Türkiye Kilis Üzerinden PYD ile İşbirliğine Zorlanıyor


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=erLVyhQ5Q8c

Can Acun: “Amerika’nın Kilis’i hedef alan DAEŞ unsurlarını elimine etmemesiyle Türkiye’yi PYD’ye razı etmeye yönelik bir politika izleniyor.”

TVNET ekranlarında yayınlanan Harita Metod programına konuk olan SETA Dış Politika Araştırmacısı Can Acun, DAEŞ’in Kilis saldırılarına yönelik değerlendirmesinde şu tespitlerde bulundu: “Amerika’nın Kilis’i hedef alan DAEŞ unsurlarını hedef almaması; elimine etmemesinde Türkiye’yi PYD’ye razı etme gibi bir bakış açısı da var. ‘Bakın siz güvenli bölge oluşturamıyorsunuz, sizin desteklediğiniz unsurlar burada DAEŞ’i elimine edemiyor, PYD gelsin bu bölgenin kontrolünü ele geçirsin dolayısıyla Kilis hedef olmaktan bu şekilde kurtulsun’ söylemleriyle adeta Türkiye’yi PYD’ye razı etmeye yönelik bir politika izleniyor.”

PKK DOSYASI : AK PARTİ’NİN PKK İLE MÜCADELESİNDE İKİRCİKLİ SİYASETİ /// İŞTE BUYRUN


Ömer Altıparmak: Fidan’ın ricasıyla görevden alındım

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) İstihbarat Dairesi Başkanı olarak görev yapan Ömer Altıparmak, terör örgütü PKK/KCK’ya yönelik operasyonları sebebiyle MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ricasıyla görevden alındığını söyledi.

2010- 2012 yılları arasında Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) İstihbarat Dairesi Başkanı olarak görev yapan Ömer Altıparmak, terör örgütü PKK/KCK’ya yönelik yapılması planlanan operasyonlarla ilgili olarak önemli itiraflarda bulundu. Mahkeme huzurunda ifade veren Altıparmak, terör örgütü PKK/KCK’ya şuan yapılmakta olan operasyonların çok eskiden olması gerektiği yönünde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a arz ettiklerini ifade etti. Altıparmak, sürecin sonunda o dönemde terörle mücadele eden ekibin bilinçli olarak itibarsızlaştırıldığının altını çizdi.

Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisinde ve konutunda ‘böcek’ tabir edilen dinleme cihazı konulması iddialarıyla ilgili hazırlanan ‘örgüt’ iddianamesinin davası geçtiğimiz ay Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Davanın kapalı oturumda eski İstihbarat Başkanı Ömer Altıparmak’ın önemli itiraflarda bulunduğu ortaya çıktı. Ulaşılan bilgilere göre, eski İstihbarat başkanı, terörle mücadele konusunda mahkemeye önemli ayrıntılar verdi, yapılan yanlışları ayrıntılı olarak gözler önüne serdi. 28 yılı aktif, 7 yılı da yıpranma payı olmak üzere 35 yıl emniyette kelle koltuk çalıştığını aktaran Ömer Altıparmak, yıllarca birçok teröristin yakalanması ve terör eyleminin önlenmesinde aktif rol aldıklarını altını çizdi. Özellikle İçişleri eski Bakanı İdris Naim Şahin döneminde terör örgütü ile etkin bir mücadele ortaya konulduğuna vurgu yapan eski İstihbarat Başkanı, ancak sonraki süreçte bilinçli olarak pasifize edildiklerine dikkat çekti. Ardından da belirli odaklar tarafından terörist ve casus ilan edildiklerini kaydetti.

ERDOĞAN’A PKK KONUSUNDA BİLGİ VERDİK

Terör örgütü PKK/KCK’ya yönelik Haziran 2015 sonrasında başlayan operasyonların çok eskiden yapılması yönünde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilettiklerini dile getiren eski İstihbarat Başkanı Altıparmak, ifadesinde şunlara vurgu yaptı: “Operasyon yapılması gereken 600’ü aşkın noktayı da tespit ettik. Bütün istihbarat bilgileri de ilgilileriyle ayrıntılı olarak paylaşıldı. Ancak PKK’ya karşı yapmak istediğimiz operasyona karşın Kandil, iktidarı başka bir teklifle ikna etti. Bunun ardından da başta dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin olmak üzere bir takım emniyet mensupları sistematik bir şekilde itibarsızlaştırdı. Yahut da meslekten ihraç edildi. Hatta eski İçişleri Bakanı Şahin hakkında medyada kara propaganda yapılması için de belirli odaklar tarafından bazı gazetecilere talimat verildi.”

FİDAN’IN RİCASIYLA GÖREVDEN ALINDIM

Tecrübeli istihbaratçı Altıparmak, ayrıca kendisinin görevden alınmasıyla ilgili de bazı bilgiler aktardı. Kendisinin ve ekibinin görevde bulundukları süre zarfında ülke genelinde terör örgütü PKK/KCK ile etkin mücadele ettiklerine dikkat çeken Altıparmak, örgüte yönelik mücadeleci düşünceleri nedeniyle Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan’ın özel ricasıyla Erdoğan’dan tarafından EGM İstihbarat Daire Başkanlığı görevinden alındığını ileri sürdü.

2011 SEÇİMLERİ ÖNCESİNDE AK PARTİ GENEL MERKEZİNDE ERDOĞAN İLE GÖRÜŞTÜK

Altıparmak daha öncede gözaltına alındıktan sonra savcılık sorgusunda önemli itiraflarda bulunmuştu. İfadesinde 2011 genel seçimleri öncesinde dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’la AK Parti’nin genel merkezinde görüştüğünü kaydetmişti. Bu görüşmede Erdoğan’ın, kendisinden, MHP’nin oylarının AKP’ye kaydırılmasını istediğini aktaran Altıparmak, şu değerlendirmede bulunmuştu: “Bu görüşmede Erdoğan, 12 Eylül referandumunda çok güzel oy alındığını, başarılı olunduğunu, 2011 genel seçimlerinde de MHP oylarının AK Parti’ye kaydırılması halinde anayasanın değiştirilmesi için gerekli milletvekili sayısına ulaşılacağını söyledi. Bunun için de R.O. gibi ülkücü camianın önde gelen isimlerinin transfer edilmesinin etkili olacağını dile getirdi. Devlette yıllarca bürokratlık yapmış bir emniyet müdürü olarak görüşme için parti binasına davet edilmeme ve iki personelimle siyasi bir görüşmenin yapılmasına şaşırdım.”

BAŞIMA GELEN SÜRECİN KAYNAĞI HAZIRLADIĞIM OSLO RAPORUDUR

Ömer Altıparmak, ifadesinin devamında Oslo görüşmeleri ve hazırladıkları MİT raporuyla ilgili önemli ayrıntılar vermişti. Oslo görüşmeleri sırasında PKK’nın gerek hakem devlet olan İngiltere ile gerekse de Türk makamlarıyla gerçekleştirdikleri toplantılardaki kayıtlardan oluşan bir dosyayı 2012 yılında dönemin başbakanı Erdoğan’a sunduklarını kaydetmişti. Ayrıca bu dosya ile birlikte İstanbul’da gerçekleştirilen canlı bomba eyleminin PKK militanı ‘Derviş’ kod adlı Vedat Acar isimli bir şahıs tarafından yapıldığına ilişkin de bilgi sunulduğunun altını çizen Altıparmak, şu açıklamada bulunmuştu: “Bu dosyayı Sayın Başbakan, MİT Müsteşarı’na verdi. Başıma gelen bütün işlerin sebebi Başbakan’a sunmuş olduğum Oslo süreci ve MİT Müsteşarı ile ilgili hazırlanan iki dosyadır.”

PKK DOSYASI /// VİDEO : PKK KAMERASINDAN JANDARMA HELİKOPTERİNİN DÜŞÜRÜLMESİ


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=SqaYoENOCjQ&feature=youtu.be

PKK DOSYASI /// BEKİR HAZAR : Elimiz kalbimizde


Elimiz kalbimizde

PKK’nın elindeki binlerce Kaleşnikof Rusya’dan geliyor. Tel Aviv, eğitim kampları kuruyor, Mossad terörist devşiriyor.

Londra’dan kalkan Kraliyet Hava Kuvvetleri kargo uçakları PKK’ya roketatar taşıyor.

İran PKK’ya toprakları içinde karakollar kuruyor. Teröristlerin elebaşları Kandil’in İran tarafında ağırlanıp, Türk savaş uçaklarından korunuyor. PKK’lı teröristler Alman füzeleri ile poz veriyor. PKK’nın kullandığı suikast silahları Amerikan ve İtalyan marka çıkıyor.

Washington Suriye’deki PKK’ya kargo uçakları ile gökten tonlarca silah yağdırıyor. Karadan gönderdiği askerleri ile aşağıda o silahların nasıl kullanılacağını, bombalı tuzakların nasıl kurulacağını anlatıp eğitiyor. Ardından o eğitilmiş ve silahlandırılmış teröristler sınırı geçip Güneydoğu’da askerimize, polisimize hain tuzak kuruyor. Yüzlerce şehit verdiğimiz o köprülere yollara tuzaklanan mayınlar bile, dost dediğimiz İtalyan malı çıkıyor. Avrupa PKK’nın uyuşturucusunu satın alıyor, teröristlerini bağrına basıp, tüm başkentlerinde ofisler açtırıyor, para yağdırıyor. Karşımızda katiller sürüsüyle işbirliği yapan terörsever devletler var.

Kandil’de Karayılan "ABD ve İngiltere ile aracısız görüşüyoruz" diyor. Ve yukarıdaki listeye baktığımızda teröriste silah yağdırıp, teröre çanak tutan ülkelerin çoğunluğu Birleşmiş Milletler üyesi. Ve o BM kalkıp bugün Türkiye’nin terörle mücadelesini incelemeye kalkıyor. Amerika ve İngiltere’ye "Yahu siz dağlarda teröristlerle ne konuşuyorsunuz, kuru fasulyenin faydalarını mı" diye sormuyor. Teröre bu silahlar nereden gidiyor, kimler çanak tutuyor diye bugüne kadar tek soruşturma açtırmayan bu kuruma ben onun için BİRLEŞMİŞ MİLLETLER diyorum. Terörist leşlerini koruyacak kadar alçalan bir kirli ittifak var karşımızda. Tek hedefleri var ANKARA’yı ele geçirmek. Rusya Ukrayna üzerinden kavgasını Avrupa’nın kuzeyine taşıyor, İskandinav ülkelerinde büyük panik ve korku var. NATO Avrupa’ya yeni Amerikan askerleri ve taburları taşımaya, Moskova’ya set olmaya hazırlanıyor. Moskova, NATO ile olan sınırlarına askeri yığınak yapıyor.
ABD, Çin’e kadar uzanan yelpazede kendi çıkarlarının güvenliğini sağlamaya çalışıyor.

Dolayısıyla, bu uğurda çatıştığı Avrupa’yı bu yelpazeden silmek ve batırmak için kendini yırtıyor. Dünyada müthiş bir örtülü GÜÇ savaşı yaşanıyor. Türkiye bu savaşın tam ortasında. Tam KALBİNDE… "Her yol artık Ankara" Kazanmak isteyen Ankara’yı yanına almak zorunda. Avrupa parlamentosu şimdi oturmuş Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dengeleri sarsan açıklamalarından sonra "Biz Türkiye’ye neden vize muafiyeti vermeye kalktık" diye tartışıyor. Genel kurulda konuşma yapan Liberaller Grubunun Hollandalı Başkan Yardımcısı Sophie in’t Veld "Türklerle anlaşmaya mecbur kaldık çünkü Avrupa olarak zayıf ve güçsüzüz" diye ağlıyor. Evet bugün gelinen noktada Ankara karşısında güçsüzler. En doğru, en samimi itiraf Liberaller grubundan geliyor.

Ve Ankara’yı masada zayıf düşürmenin onlar için tek yolu var. O da TERÖR…

Onun için dünyaya demokrasi dersi veren, terörü lanetleyen bu ülkelerin tamamı Terörist PKK’ya sarılıyor. PKK masadaki şömineseverlerin ateşini karıştıracak kullanım aracı MAŞA’dır. Maşayı kırıp atacak olan da BAŞKANLIK sistemidir. Onun için CHP’ye başkan olduğunda ilk ziyaretini Almanya’ya yapan Kemal Bey, Başkanlık Sistemi ile ilgili abuk sabuk laflar ettikten sonra Berlin yolculuğuna çıkıyor. Tam da HDP eşbaşkanı Demirtaş Almanya’dan dönerken… Maalesef ikisi de gidip oralarda Başkanlık Sistemini şikayet ediyorlar ama oturdukları masalardaki sinsi planları bilmiyorlar. 1 Kasım seçimlerinin hemen ertesi gününde Londra-Berlin-New York-Tel Aviv merkezli gazetelerde yayınlanan manşetleri çabuk unuttuk. Ne diyordu o manşetler; "Eyvah, bu oy oranı geri dönülmez biçimde BAŞKANLIK SİSTEMİ’nin Türkiye’de önünü açacak!" Neden bu kadar korkuyorlar Türkiye’ye Başkanlık Sistemi’nin gelmesinden? Bu sorunun cevabı belli.Adamlara zarar verecek. Teröre silah yağdıranlar, öpenler, koklayanlar Türkiye’yi çok mu seviyorlar da "Aman mevcut sistemi devam etsin" diye bir yerlerini yırtıyorlar?

Niçin mevcut sistem işlerine geliyor?

Neden binlerce km uzaklardan Türkiye’nin yönetim şekli için ağlıyor ve kafa patlatıp,işi gücü bırakmış bu memleketten misafirler ağırlıyorlar? Düşünün… Sorgulayın… Elinizi kalbinize, Ankara’ya koyun… Bu ülke bizim...

PKK DOSYASI : Ekrem Dumanlı, ‘polis muhbirleri’nin isimlerini elden Kışanak’a teslim etti


Ekrem Dumanlı’nın 7 Haziran seçimleri öncesi Diyarbakır’da gerçekleştirilen "sır görüşme"de, emniyete çalışan istihbarat elemanlarının listesini Gültan Kışanak’a verdiği tespit edildi.

Devletin ulusal tehdit kapsamına aldığı paralel örgütle ilgili ortaya çıkan bilgiler; ihanetin hangi boyutlara ulaştığını gözler önüne serdi. Zaman’ın eski Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın 7 Haziran seçimleri öncesi Diyarbakır’a yaptığı ziyarette Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak’a, polise çalışan istihbarat elemanlarının listesini verdiği tespit edildi. Böylece pek çok istihbarat elemanının deşifre olduğu ve bazılarının örgüt tarafından infaz edildiği belirlendi.

Şoke eden gelişmeyi Akşam Genel Yayın Yönetmeni Murat Kelkitlioğlu gündeme getirdi.

İşte Kelkitlioğlu’nun "Vatana ihanet, PKK’ya hizmet!" başlıklı o yazısı:

Ne diyor Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan; “DAEŞ, PKK neyse paralel örgüt de odur. Bu örgütü bitiremezsek diğer terör örgütleriyle mücadele başarılı olamaz”.

Bu açıklamanın kodlarını çözmeye kalktığımızda karşımıza çok ciddi bir tablo çıkıyor. Paralel çetenin halen etkin olduğundan tutun da, Pensilvanya destekli örgütün diğer terör örgütleriyle ilişkili olduğu, hatta her türlü desteği verdiği sonucunu çıkarmak mümkün, Akdoğan’ın açıklamalarından.

Peki, Akdoğan haksız mı?

Sonuna, dibine kadar haklı. Bu çete, o kadar vicdansız, o kadar ahlaksız, o kadar tehlikeli bir örgüt ki, Türkiye’nin ulusal güvenliği söz konusu olduğunda her türlü alçaklığı yapmaktan geri durmaz.

Şimdi size, geçmişte yaşanan ancak ne görüşüldüğü meçhul olan bir olayın perde arkasını anlatacağım ve böylece bu çetenin o iğrenç yüzünü bir kez daha görme fırsatı bulacaksınız.

Paralel örgütün büyük ‘abi’lerinden Zaman Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, biliyorsunuz halen firarda. Hatırlarsınız bu firari şahıs, 7 Haziran seçimlerinden önce Nisan 2015’te Diyarbakır’a giderek HDP’li Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Gültan Kışanak ile görüşmüştü. Bu görüşme o kadar gizli yürütülüyordu ki, Dumanlı belediyeye arka kapılardan sokulmuştu.

Peki, Ekrem Dumanlı ile Gültan Kışanak ne görüştü? Neyin pazarlığını yaptı?

Sıkı durun!

O görüşmede çok büyük bir hainlik yaşandı. 17 Aralık sivil darbe girişimi öncesinde tüm istihbari birimleri elinde bulunduran paralel çetenin polisleri, giderayak emniyetin PKK içerisindeki ajanlarının listesini de yanlarında götürdü.

İşte, Dumanlı bu listeyi Kışanak’a verdi. Kışanak da Kandil’e yolladı listeyi. Böylece devletin en büyük yardımcısı olan istihbarat elemanları bir bir deşifre oldu. Bazıları infaz edildi.
Bu, arka arkaya yapılan operasyonlarla çökme noktasına gelen paralel çetenin PKK terör örgütüyle yaptığı ittifakın en önemli kanıtı.

Bugün şehit olan her güvenlik görevlisinin kanında paralel çetenin zehri var artık.

PKK DOSYASI : YPG’nin kurşunu da tableti de ABD’den


IŞİD karşıtı koalisyon komutanı Steve Warren, ABD Hava Kuvvetleri’ne hedef bildiriminde yardımcı olması için PYD’nin silahlı kolu YPG’ye yardımcı olduklarını açıkladı. Warren teknolojik yardımın yalnızca YPG’ye sağlandığının altını çizdi

ABD’nin IŞİD karşıtı koalisyon koordinatörü Albay Steve Warren, Suriye’nin kuzeyinde faaliyet gösteren YPG önderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’ne sağladıkları teknolojik yardımı sahada başka hiçbir örgüte sağlamadıklarını duyurdu. Konuyu haberleştiren PYD’ye yakın haber sitesi Ara News " Savaş uçaklarına hedef tespitinde yardımcı olan Google maps ve Samsung marka tabletler yalnızca Suriye Demokratik Güçleri’ne verilirken, Türkiye destekli isyancılara aynı teknojideki yardımlar ulaşmadı" ifadeleri ile gelişmeyi takipçilerine iletti.

SOSYAL MEDYADAN DUYURDU

Sosyal medya hesabı ‘Reddit’ üzerinden kendisine sorulan soruları yanıtlayan Warren’in değindiği bir başka konu ise PKK’nın Suriye kolu YPG ve sahada faaliyet gösteren diğer örgütlerin yaşadığı gerilim oldu. İki terör örgütü arasındaki gerilimden rahatsız olduğunu bildiren Warren bu kapasamda "Halep civarında yaşanan iki isyancı grupun sorunları bizi endişelendiriyor. Elbette bu tip problemlerin ortaya çıkmasını engellemeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz günlerde PYD’nin öldürdüğü kişileri sergilemesi kabul edilebilir değil. Bu liderler tarafınca da kınandı." diye konuştu.

Steve Warren, Türkiye sınırında faaliyet gösteren grupların IŞİD ile mücadele de başarısız olduğunu sözlerine ekledi. IŞİD karşıtı koalisyon sözcüsü açıklamasının devamında ABD’nin Suriye’de varlık gösteren 300 Özel Harekat Kuvveti’ni hatırlatarak Washington’un çabalarına devam ettireceğini duyurdu.

PYD’NİN ABD’Lİ DANIŞMANLARI

ABD Başkanı Barack Obama, Almanya ziyareti sırasında bölgede 50 asker sayısını 300’e çıkaracaklarını duyurmuş aynı haftya içinde Suriye’ye giren ABD Özel Kuvvetleri terör örgütü YPG’yi eğitmek amacıyla ülkenin kuzeyindeki Rimelan üssüne yerleşmişlerdi. Beyaz Saray yönetiminin kongrenin onayı ve Suriye hükümetinin izni olmadan gerçekleştirdiği hamleler bölge ülke ülkeleri tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Geçtiğimiz hafta eylem düzenleyen Haseke valisi önderliğindeki halk ABD askerinin ve karadaki müttefiki YPG’nin varlığını kabul edilemez bulduklarını duyurmuşlardı.

Aydınlık

http://www.ilk-kursun.com/haber/260881/ypgnin-kursunu-da-tableti-de-abdden/

PKK DOSYASI : İngiltere’de küstah kampanya – Öcalan’a özgürlük istiyorlar..


İngiltere’de 3 büyük sendika, ULUSLARARASI KAMPANYANIN İLK ADIMI olduğunu ilan ederek Öcalan’a özgürlük kampanyası açtı.

ULUSLARARASI KAMPANYANIN İLK ADIMI

Geçtiğimiz haftalarda Diyarbakır’ı ziyaret eden Unite Sendikası yetkilisi Simon Dubbins, İngiltere parlamentosunda "Öcalan’a Özgürlük" çağrısı yaparak büyük bir tabuyu yıktıklarını söylerken, uluslararası düzeye de taşınacak büyük bir kampanyanın ilk adımlarını attıklarını belirtti.

Kampanya kapsamında HDP’nin meclise soktuğu Öcalan’ın kardeşi Dilek Öcalan, İngiltere parlamentosunda bir konuşma yaptı . Dilek Öcalan, Abdullah Öcalan’a uygulanan tecritin kaldırılması ve müzakere masasına dönülmesi için çağrıda bulundu.

Türkiye’de siyasi çevrelerden, Terör örgütü kurucusu ve yöneticisi olarak, binlerce insanın ölümünden sorumlu olarak, cezasını çekmekte olan bir katil hakkında özgürlük kampanyası açılmasına tepki verilmesi bekleniyor.

Öcalan’ın kurduğu ve liderliğini halen yürüttüğü terör örgütünün, halen Türkiye’de terör faaliyetlerinde bulunduğu ve can almaya devam ettiği bu günlerde, bu uluslararası kampanyaya dikkat çekiyor ve Eminağaoğlu’nun Öcalan’ın tutuklandıktan sonraki terör faaliyetleri ile ilgili yargılanmadığı uyarısını hatırlatıyoruz…

ÖCALAN’A TAHLİYE YOLU NASIL AÇILIYOR?
EMİNAĞAOĞLU’NUN AÇIKLAMASINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ..


Amerikanın Sesi haberi:

LONDRA—

İngiltere’de sendikalar parlamentoda düzenledikleri bir toplantıyla ‘Öcalan’a özgürlük’ kampanyası başlattı. Toplantıda sendikalar, hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecritin kaldırılması çağrısında bulundu.

15 sendika kampanyayı destekliyor.

İngiltere’deki Unite ve GMB sendikalarının öncülük ettiği kampanya Avam Kamarası’nda başlatıldı. İngiltere ve Galler’in en büyük sendikası olan Unite the Union Sendikası 1 buçuk milyon üyeye sahip. Ülkedeki üçüncü büyük sendika olan Genel İş Sendikası GMB ise 650 bin üyeli. Kampanyaya öncülük eden GMB sendikası İngiltere’de Kürt sorununun demokratik yollardan çözümünü istiyor. İngiltere, Galler ve İskoçya’nın en büyük ikinci sendikası olarak 1.3 milyon üyeye sahip olan Unison sendikası İskoçya yetkilisi de toplantıya katılarak kampanyaya destek verdi. Ülkenin en büyük 3 sendikası 3 milyon 450 bin kişi ile "Öcalan’a Özgürlük" kampanyası başlatırken İngiltere’deki 15 ayrı sendika da kampanyaya destek verdi.

Geçtiğimiz haftalarda Diyarbakır’ı ziyaret eden Unite Sendikası yetkilisi Simon Dubbins, İngiltere parlamentosunda "Öcalan’a Özgürlük" çağrısı yaparak büyük bir tabuyu yıktıklarını söylerken, uluslararası düzeye de taşınacak büyük bir kampanyanın ilk adımlarını attıklarını belirtti.

Dilek Öcalan İngiltere Parlamentosu’nda konuştu

Halen İmralı Adası’nda hapiste olan PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yeğeni ve HDP Milletvekili Dilek Öcalan, toplantıda yaptığı konuşmada, Öcalan’ın 17 yıldır tek kişilik bir hücrede tüm haklarından yoksun kaldığını, son 1 yıldır görüşme izni verilmediğini, hükümetle görüşmelerin kesilmesinden sonra ülkenin büyük bir kaosa girdiğini savundu. Dilek Öcalan, Abdullah Öcalan’a uygulanan tecritin kaldırılması ve müzakere masasına dönülmesi için çağrıda bulundu.

İKuzey İrlanda ve İrlanda’dan da destek

İrlanda Cumhuriyetçi Sinn Fein Partisi milletvekilleri Pat Dowerty, Paul Maskey, Framic Molloy ve Mickey Brady de yazılı bir mesaj yollayarak Kürtler’e yönelik saldırıların derhal durdurulması ve Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması çağrısında bulunarak kampanyaya destek verdi.

İngiliz parlementerler Angela Rayner, Jim Shannon, Kelvin Hopkins, Diana Johnson, Dave Anderson, Julie Elliot, Valerie Vaz, Andrew Gwynne, Neil Gray, Tania Mathias, Ruth Smeeth ve Lordlar Kamarası’ndan Lord Rea, Lord Hylton, Lord Dholakian ve Lord Judd’dan da kampanyaya destek geldi.

PKK DOSYASI : PYD’nin terörist yasası


PYD terör örgütü, Suriye’de işgal altında tuttuğu topraklarda kendi çizgilerinde olmayan Kürtleri bile isyan ettirdi.

TERÖR ÖRGÜTÜNDEN ZORUNLU ASKERLİK

PYD’nin zulmünün Kürtler arasındaki en büyük kırılma noktası ise terör örgütünün çıkardığı “zorunlu askerlik yasası”.

Suriye’de Afrin, Kobani, Haseki, Kamışlı gibi bölgelerde PYD terör örgütünün hakimiyeti var. Örgüt bu topraklarda kanton ilan edip, federal yapı oluşturma amacı güderken, kendi çizgisinde olmayan Kürtlere bile zulüm ediyor.

ARAPLAR VE TÜRKMENLERE ETNİK TEMİZLİK

Suriyeli Araplarla Türkmenler, PYD terörü nedeniyle sürgün ediliyor. Telabyad gibi Kürt nüfusunun azınlık olduğu yerlerde göçe zorlanan Araplarla Türkmenlere etnik temizlik uygulanıyor.

RUSYA VE ABD‘DEN DESTEK

Sürgün politikasının yanı sıra bölge halkına dini yönden baskı da söz konusu. Bir çok bölgede Cuma hutbelerine bile sınırlama getiriliyor.

Suriye’de rejimle, Ruslarla ve ABD ile ittifak halinde olan PYD terör örgütüne bu kaynaklardan askeri, silah, para ve tıbbi yardımlar geliyor.

Mesela İngiltere’den gelen bir grubun başında olduğu 100 kişilik Batılı terörist timi, Suriye’de PYD teröristlerine eğitim sağlıyor.

Ancak Batıdan gelen militanlar PYD için yeterli değil. Terör örgütünün asıl terörist kaynağı Suriye toprakları. 2014 yılında PYD tarafından çıkarılan “zorunlu askerlik yasası” bugün hala tartışmalı bir konu.

HER AİLE EN AZ BİR ÇOCUĞUNU VERMEK ZORUNDA

Terör örgütü kanton ilan ettiği bölgelerde çıkardığı yasayla, her evden en az bir terörist devşiriyor. Yani her aile, örgüte en az bir çocuğunu vermek zorunda.

HASTA VE ENGELLİLER BİLE ZORLA ALINIYOR

Genellikle 18-30 yaş arası gençleri zorla silah altına alan PYD terör örgütü, hasta ve engelli olduğu için muaf tutulmayı bekleyen ailelerin çocuklarını da örgüte dahil ediyor. Hasta ve engelliler cepheye gönderilmekten kurtulsalar bile asayiş hizmetlerinde görevlendiriliyorlar.

ŞAM REJİMİ MAAŞLARINI ÖDÜYOR

PYD terör örgütü Haseki’de rejimle ortak kullandığı kamu hizmetlerinde de kendi teröristlerini memur olarak çalıştırıyor. 2012’de Esed’in kısmen askerlerini çekip PYD’ye bıraktığı ancak devlet binalarındaki hizmete devam ettiği şehirlerde, kamu görevlileri PYD teröristlerinden oluşurken, memur maaşlarını ise Şam rejimi ödüyor. Tabi rejimden sağlanan kaynak, terör örgütünün kasasına aktarılıyor.

İşte bu nedenlerden dolayı Suriye’de PYD hakimiyetindeki bölgelerden terör, zulüm, baskı, katliam haberleri sıkça geliyor.

Özellikle zorunlu askerlik yasasıyla örgüte çocuklarını vermek istemeyen Kürt aileler bile, PYD zulmünden kaçarak, evlerini terk etmek zorunda kalıyor.

PKK DOSYASI /// VİDEO : ABD Savunma Bakanı – PYD-PKK İlişkisini Biliyoruz Açıklaması Yaptı


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=Cs5zuUflaMU&feature=youtu.be

PKK DOSYASI /// VİDEO : PKK’nın, Ermeni Terör Örgütü Asala’nın devamı olduğunu bilmeyen kalm asın


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=cB0EYMYCszo&feature=youtu.be

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.