Kategori arşivi: Duyuru

DUYURU : TURKISH FORUM PORTALINDAN ÜYELERİN DİKKATİNE !!!! 2017 Y ILI TURKISH FORUM FAALİYETLERİ


Türk Toplumunun ve Turkish Forumun Değerli Üyesi

Söz vermiş olduğumuz çok seslilik ve Turkish Forum ağı oluşturulmuşdur. Dünyanın her bir köşesinden sesimiz, fikirlerimiz, düşündüklerimiz, önceden tahmin edemiyecegimiz ve inanılmaz bir Yükseklikde duyulmaktadır. Bu durumu siz Üyelerimizden gelen destege borçluyuz …. gaye Dünya çapında Türk Topluluklarının ve Türkiyenin temel sorunlarının çözümüne yardımcı olmak için gerekli imkanları yaratmaya çalısmak idi… daha gitmemiz gereken uzun bir yol var ve projeyi tamamlamak bağlamında

Yapılması gerekenler:

v Sistemlerin ağ bağlantı (connectivity) kalitesi ve yönetimi.

v İşletim Sistemlerinin (OS) güncellenmesi, yedeklenmesi vb. bakımı

v Veri Tabanlarının (DB) güncellenmesi, yedeklenmesi vb. bakımı

v Sunucuların (Apps) güncellenmesi, yedeklenmesi vb. bakımı

v ePosta alt yapısının (SMTP/POP3/IMAP) güncellenmesi, yedeklenmesi vb. bakımı

v ePosta kara liste yöneticileri ile ilişkilerin idaresi (AOL, Earthlink, SpamCop, RBDNS, vb.)

v Güvenlik güncellemeleri ve saldırılara karşı korunması. Gerektiğinde cevaplandırılması.

v Veri Merkezi (data center) ile ilişkilerin yürütülmesi.

v TurkDB’nin yönetimi, güncellenmesi, yedeklenmesi vb. bakımı.

v ListServ dağıtım sisteminin yönetimi, güncellenmesi, yedeklenmesi vb. bakımı.

v TurkishForumun YENİ içerik yönetimi sisteminin geliştirilip uygulanması.

Turkish Forum Kar gayesi olmayan bir Sivil Toplum Kuruluşudur.Tüm yöneticileri gönüllü olarak ve hiç bir ücret veya masraf almadan imkansızlıklarla mücadele ederek çalışmaktadırlar..

Ermeni diasporası yalanları yok etmeye .. PKK nın Türkiyemizi bölme planlarını sıfırlamaya .. Türkmen ve Uygur kardeşlerizin ve Türk Kıbrısın içinde bulundugu çözümü güç durumlara çözüm üretmeye ve Türkiyemizin dış ve İç güçlere karşı bölünme mücadelesine destek vermeye ve yurt dışına dağılmış Türk Diasporasının problemlerine başarı ile egilmek için çalışmakda olduğumuz REFERANS VERİ TABANI 2017 senesi için ön plandadır .. Bu projenin bir parçası olarak Belirli konularda kitap veya bildirge olarak çıkmış olan analizleri ve özetleri elektronik ortamda erişime sunmak amaçı ile ve Bilgilerin Siz üyelerimizin dışında…

v Güvendiğimiz yerli/yabancı araştırmacı ve akademisyenlere referans olması.

v Güvendiğimiz yerli/yabancı yazarlara referans olması.

v Genel Internet kitlelerinin dilinde anlaşılacak ‘info-pack’ yaratacak TurkishForum mensuplarına hazır kaynak olması.

v Dünya medyasında çıkan karalayıcı veya yanlış bilgilere cevap veren TurkishForum ve destekçilerine sağlam referans kaynak olması.

v Gerektiği takdirde Dış İşleri veya Dünya Türkleri Bakanlığı çalışanlarına referans olması.

Almanca, Rusça, Fransızca başta olmak üzere, diğer dilleri de destekleyebilir şekilde kurulmaktadır.

Zaman içinde kapsanması düşünülen diğer konular Osmanlı Ordusu ve Eyalet Yönetim sistemleri, Osmanlı Sanat & Kültür konuları, Balkanlardaki Osmanlı, Cumhuriyet tarihi, Atatürk’ün devrimleri, ilk Müslüman demokrasinin doğuşu, AB , ABD, NATO RUSYA ve ABD ilişkileri vb.

Bu konuda Detayda Yapılması gerekenler:

v referans listelerinin kesinleştirilmesi., yapılmış kısmı listeyi arşivlerimizde görebilirsiniz

v Taranması.

v Tarama hatalarının kontrol ve düzeltilmesi

v Uygun bir veri tabanı mimarisi ile aranabilir şekilde programlanması.

v Kullanışlı ve referans olabilecek bir web tasarımı içinde yayınlanması.

v Güvenlik modelinin tasarlanıp programlanması.

v İnternet’e yüklenmesi ve kısa bir test sürecini takiben kullanıma açılması.

v Güvendiğimiz çevremize duyurulması.

TF herhangi bir devletden veya onun Cumhur başkanının tanıtma fonundan veya bir politik kuruluşdan veya politik kar bekleyen bir zenginden veya bir din istismarcısından bagış almadan çalısmaktadır ve çalışacakdır.

Sizin Maddi veya manevi destekleriniz olmadan… TF in haricşnde .. şimdiye kadar hiç bir alt veya üst kuruluşun bahis etmeye cesaret bile edemediği bu projeyi gerçekleştirmemiz imkansızdır. Görev isteyiniz, konu ile ilgili kitap veya yayınları scan edip gönderiniz . Şayet aidat ödeyen üye değilseniz Üye olunuz.. 2017 Üye aidatınızı geciktirmeyiniz bu konuda kısa izahati ve size tanınan avantajları şu adresde bulabilirsiniz,

LİNK : http://www.turkishnews.com/tr/content/bagislar-ve-uye-aidatlari/

Emniyetli sistemimizle Kredi kartınızı kullanarak BAĞIŞ yapabilirsiniz veya çek olarak adresimize ulaştırabilirsiniz, adres ve e-mail bilgilerinizle birlikde .. 2017 Üye certikalarınız derhal size iletilecekdir

Üyelik olmadan, seçme seçilme yönetme konusuna vakit ayırmadan diğer bir şekilde bağış yapmak istiyorsanız, aşağıdaki İcon-daireleri kullanabilirsiniz

BAĞIŞINIZ TOPLUMUMUZUN BİLGİLENDİRİLMESİNİ SAĞLAR VE TÜRKİYEYE YAPILAN KARALAMALARI YOK EDER

YOUR DONATION COUNTS!

HİC BİR MİKTAR EHEMMİYETSİZ VEYA UFAK DEĞİLDİR

TÜM BAĞIŞLARINIZ VERGİ MATRAHINDAN DÜŞÜLEBİLİR.

Your contribution is tax-deductible to the extent allowed by law.

TURKISH FORUM YAPILANMASI VE YONETIM KURULUNU TANIMAK için lütfen aşsğıdaki LİNKleri Tıklayınız

Dr. Kayaalp Büyükataman, Başkan-CEO

Turkish Forum, Dünya Türkleri Birliği

Mektup ile iletisim kurma ve Çek ile bagış Amerika Adresi

Turkish Forum

PO Box 1228 (yeni PO Box)

Marblehead MA 01945 USA

KUTLAMA MESAJI : TÜM SAYGIDEĞER VE KAHRAMAN DOKTORLARIMIZIN 14 M ART TIP BAYRAMINI KUTLARIZ !!!


14 Mart Tıp Bayramı ve Kahraman Doktorlarımız


Ülkemizde batı tarzı tıp eğitimi 14 Mart 1827 de “Tıbhane-yi Amire”nin kuruluşu ile başlamıştır. Her yıl 14 Mart’ta yıldönümü kutlanır.İlk kutlama işgal altındaki İstanbulda Haydarpaşa Tıbbıyesinin işgalcilere yiğitçe bir cevabıdır.İkinci kutlama 1921 de tekrarlanmıştır.1935 ten sonra, bu kutlamalar gelenekselleşmiştir.

“14 Mart Tıp Bayramı”nın derinliğinde yurtseverliğin hikâyesi vardır.Birinci Dünya Savaşı başlayınca seferberlik ilan edilir.Bu nedenle, savaş halkın hafızasına "seferberlik" olarak yerleşmiştir. Cephelerdeki sıhhiye hizmeti için, askeri hekimlerin yanı sıra sivil sağlıkçılar da silah altına alınır. Bunların arasında eczacı,diş hekimi,baytarlar ve tıbbiye öğrencileri de vardır. Bir de, “Sıhhıye Küçük Zabit Mektebi” kurulur…Tıbbiyenin 1. ve 2. sınıf öğrencileri çavuş rütbesiyle çeşitli cephelere gönderilir.1915 yılında Tıbbiyede öğretime ara verilir. Çünkü, (Hocalar dahil) tüm mevcutlar cephelere dağılmıştır. 1916 da hekim ihtiyacı çok arttığı için Tıbbiye yeniden açılır.1917 de hoca ve asıstanların bir kısmı halen cephelerde olduğundan öğretim kadrosu eksiktir.

Cephelerdeki sağlık personeli, bir taraftan yaralıların tedavisi için uğraşırken, salgın hastalıklarla da boğuşmaktadır. Başta orduları bitiren “tifüs” olmak üzerei salgınlar hızla yayılmıştır. Gülhane, Kuruçeşme ve Fenerbahçe laboratuvarlarında üretilen aşılar ihtiyacı zor karşılamaktadır. Özellikle Doğu Cephesinde.Sarıkamış felaketinden kurtularak, köylere sığınan tifüslü askerler salgının daha da yayılmasına sebep olur… Erzurum Lisesinin hasta bakıcılık yapan öğrencileri ile tıp öğrencileri ve bir çok hekim tifüsten ölür.

Sarıkamış’lı Cerrah Profesör Bingür Sönmez’in, Rus Askeri Arşivlerinden getirttiği filmleri izleyenler,karlar altından çıkarılan Şehitlerden bazılarının üstlerinin çıplak olduğunu ibretle görmüştür. Çünkü onlar, tifüs hastalığının yüksek ateşinden soyunmuşlardır.

Tifüsten sağ kalan hekimlerden biri, Doğu Cephesinde görevlendirilen Dr.Tevfik Salim (Sağlam) bey’dir..”Kırk yıl kıran olmuş, eceli gelen ölmüş!” demişler.Bu ağır şartlarda asker hekimlerimiz basit bir teknikle serum aşısı imal eder. Bu aşıyı Balkan Savaşında Dr.Reşat Rıza (Kor ) bey’in icad ettiği bilinir. Yüksek ateşli tifüslü hastalardan alınan kan (defibrine edildikten sonra benmaride 60 derece ısıtılarak inaktive edilir) ve koruyucu olarak sağlam kişilere tatbik edilir. Bu aşı önce, gönüllü 5 Askeri Hekime uygulanır. İmmünoloji (bağışıklık bilgisi) henüz emekleme çağındadır. Asker Hekimlerin bu icadı, maalesef, literatüre geçmemiştir…Irak Cephesinde bu aşıya güvenmeyen Von Der Goltz Paşa ve özel doktoru Oberdorfer tifüs’ten ölür. Aşıya güvenen Türkler ise, hayatta kalır.

Bu askerlerin arasında Kazım Karabekir Paşa da vardır. Tifüse yakalanıp sağ kalan bir başkası da Doktor Abdülkadir Noyan’dır.

Filistin Cephesinin Kahramanları

Cepheler çoktu…Hangi birini anlatalım ki ? Biz örnek olarak biz örnek olarak, tifüs ve diğer salgınlarla mücadeledeki başarılarıyla takdir toplayan, Filistin Cephesinden söz edeceğiz.

1914 Kasım ayında Dr.Neşet Ömer (İrdelp) bey başkanlığında kurulan “Hilali Ahmer Süveyş Yardım Heyeti” Halep’e ulaştıktan sonra, 10 Ocak 1915’te Kudüs’e geçer. Heyette Arif, Selahaddin, Hasan Ferit , Mansur, Asım ve Varnalı Hulusi Fuad beyler vardır. Bu Heyet, “Moskofiye Rus Hastanesi”ne yerleşerek, 4. Ordunun aşılarını hazırlamaya başlar. Bir taraftan da sivil halka hizmet ederken, Amerikan Kolonisinin doktor ve hemşireleri ile diğer Hıristiyan kolonilerinin rahibeleri de onlara yardım eder… 4.Ordunun komutanı Cemal Paşa’dır. İstanbuldan gelirken yanında, (Seferin vakanüvis’i olarak) Gazeteci Falih Rıfkı (Atay) beyi getirmiştir. 4ncü Ordu “Çöl” adında bir dergi çıkarmaya başlar.Başarısız “Kanal Seferi”nin planlayıcısı, 8nci Kolordunun kurmay başkanı Alman Albay Von Kress’tir… Von Kress’in ısrarına rağmen, CemalPaşa geri çekilme emri verir ve yaralıların toplanmasına bizzat nezaret eder.

”Türk Hilali Ahmer’i(Kızılay) Hafir’de kurulan çadır hastanesinde,”cankurtaran(ambulans) develerle” taşınan yaralıları tedavi etmektedir.Temizlik ve intizamı ile şöhret bulan çadır hastanesinin başhekimi Hasan Ferit beydir.(Hasan Ferit bey,Türk Tarih Kurumu binasının mimarı Turgut Cansever’in babasıdır) Kendi hastanelerinden kaçan Alman ve Avusturyalı yaralılar Hasan Ferit beyin 750 yataklı Hilali Ahmer çadır hastanesine sığınır.Buradaki çadırlar, Balkan Bozgunu sırasında, Hint Müslümanlarının hibe ettiği çadırlardır. Hamamı, berberi, elektrojen grubu, su arıtma ve buz imalat cihazları da vardır. Ekmeğini kendi pişirmektedir.

Hekimlerimiz (yaralılara ilaveten) tifüs,tifo,kolera,sıtma ve veremle de mücadele etmektedir…Bataklıklar kurutulur,çelik borularla su kaynaklarından kasabalara su getirilir.Hastane ameliyathanesi olağanüstü bir cerrah olan Akif Şakir ( Şakar) bey tarafından yönetilir. Bu hastanede yaralı İngiliz esirlere o kadar iyi bakılır ki, buzlu viski bile ikram edilir. (Akif Şakir bey tarafından ameliyat edilerek kurtarılan İngiliz esirlerden birinin amcası Stanley Baldwin ,1923 yılında Britanya’nın Başbakanı olmuştur.)

Osmanlı geri çekilirken, çölü en son terk eden unsurumuz Hilali Ahmer Hastanesidir. Yaralılarıyla birlikte Beyti Hamame’de esir düşen hastanenin bütün evrakları yakılarak yok edilir(?)..Yaralı İngiliz esirlerine gösterilen ihtimam sayesinde, hastane personeli (İngilizlerin Komutanı) General Allenby tarafından serbest bırakılır.

İşgalde, Haydar Paşa Tıbbiyesi’nde neler oldu ?

30 Ekim1918’de Mondros Mütarekesi imzalanınca, 13 Kasım’da işgalci donanmanın topları Selimiye kışlasına ve (Çapa Tıp Fakültesinin atası) Haydarpaşa Tıbbiyesi’ne çevrilir…İngilizler okulu işgal eder. Öğrenciler çatı katına sürülür,karyolaları alınır; yer döşeğinde yatmaya mecbur kalırlar. Geceleyin aşağıdaki tuvaletlere inmeleri de yasaktır. Asker öğrencilerin üniformaları çıkartılır ve askeri tıbbiyeye alınacak öğrenci sayısı 20 ile sınırlandırılır. Belli ki, Çanakkale ve Filistin Cephesinde Türk hekimlerini tanıyan İngilizlerin gözleri korkmuştur.

Tıbbiyeliler çabuk toparlanır. “Ayın Pe” gizli teşkilatına mensup 15 tıbbiyeli delikanlı, bir gece Fenerbahçe’deki İngiliz cephaneliğini soyarak, kaçırdıkları malzemeyi bir binanın bodrumuna saklarlar. Sonra da bu silahlar ve cephane Anadolu’ya aktarılır. Milli Mücadele’ ye katılmak isteyen öğrencilere Ankara’dan “dersinize çalışın,bize hekim lâzım” haberi gelir. 14 Mart 1919 günü Darülfünunda, “Tıbhane-yi Amire”nin kuruluşunun 92.Yıl dönümü kutlamaları için, bir çay tertip edilerek Kızılhaç temsilcileri ve basın davet edilir.Söz alan Dr.Memduh Necdet bey "İstanbul bizimdir,çünkü şehitler ve Tarih ,buradadır.Halife ve Hakan yatağı burasıdır" diyerek konuşmasını bitirirken, salon alkışlarla inler.Tıbbiye’nin 94. yılı 14 Mart 1921 günü, Kadıköyde’ki Hale Sinemasında kutlanır. ( Tıp eğitiminin Bursa Darüşşifası’nda 12 Mayıs 1300 da başlatıldığı hatırlatır) Kutlamalar 1929-1934 yıllırı arasında 12 Mayıs ta kutlanmıştır. Uzun yıllar sonra Haydar Paşa hastanesinin bahçesine “Şehit Tıbbiyeliler” anıtı dikilir. Çanakkalede’ki “Tıbbiyeli Şehitler Anıtı” ise, ancak 2000 yılında, Kanlısırt’ın 2.5 km,uzağına dikilebilir.

(NOT: Bu yazım Yesevi Dergisinin 2011 Mart sayısında yayınlanmıştır. NAZAN SEZGİN)


Kaynakça :

“Kurtuluş Savaşında Haydarpaşa Tıbbiyesi”Prof.Dr.Ayten Altıntaş

“Birinci Dünya savaşında Tıbbiyeliler ve14 Mart’ın Tıb Bayramı oluşu” Prof.Dr.Nuran Yıldırım

“Kahraman doktorlar Arap Çöllerinde” Tuna Örses,NTV Tarih,sayı 23.

Dr. Kayaalp Büyükataman

KUTLAMA MESAJI : 12 Mart 1921 tarihinde Mehmet Âkif Ersoy’un yazdığı İstiklâl Marşı milli marşımız olarak kabul edilmiştir . Ulusumuza bir kere daha kutlu olsun !


12 Mart 1921 tarihinde Mehmet Âkif Ersoy’un yazdığı İstiklâl Marşı milli marşımız olarak kabul edilmiştir. Ulusumuza bir kere daha kutlu olsun !

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

DUYURU : Çanakkale Savaşları I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Yahudileri Sergisi CKM’de


Çanakkale Savaşları I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Yahudileri Sergisi CKM’de

Cadde Bostan Kültür Merkezi’nde 16 Mart Perşembe günü saat 18:00 de Çanakkale Savaşları I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Yahudileri Sergisinin açılışı yapılacak. Açılış, Kadıköy Belediye Başkanı Sn. Aykurt Nuhoğlu, Başkan Yardımcısı Sn. Uygur Çakmak ve Hahambaşı Sn. İzak Haleva’nın katılımıyla gerçekleşecek.

Sergi 23 Mart tarihine kadar gezilebilecek.

DUYURU : ENGELLİ KARDEŞLERİMİZDEN TOPLUMA ANLAMLI MESAJ /// LÜTFEN OKUYUN VE PAYLAŞIN !!!


Yapılan araştırmalara göre insanlar engelli komşu istemiyor. İş yerinde engelli istemiyor. Engellilerle ilgili bilgi sahibi değil. Engellilerle ilgili bir kitap okumuş değil. Engellileri tanımıyor ve onlarla ilgili ciddi ön yargılara sahip.

Biz engelli ve engelsizler bir arada yaşarsa temel ön yargıların aşılacağına inanıyoruz. Gözünüzü kapatırsanız engellileri anlamış olmazsınız ancak onların ne kadar aciz ve zavallı olduklarına inanırsınız. Biz sana kör ol demiyoruz kör olmada gör bizi diyoruz. Gözlerinizi kapatmaya değil de açmaya tanımaya anlamaya davet ediyoruz. Tekerlekli sandalyeye oturarak engellileri anlamaya çalışamazsınız ancak onlardan kaçarak kendinizi rahatlatmış olursunuz. Buda hiç bir sorunu çözmez.

Bizim önerimiz birlikte yaşama kültürünü arttırmak. Varsa bir engelli komşunuz ona çaya gidin ve onunla sohbet edin. O zaman engelli’liğin bir aczi yet değil de farklılık olduğunu göreceksiniz. Onunda sizden farklı olmadığını ve yaşadığı sorunları mücadele ederek farklı pratikler geliştirdiğini göreceksiniz.

Her zaman şunu öneriyoruz.

Engellilerle ilgili program yapalım engelli çocukları pikniğe götürelim ve spor etkinlikleri yapalım gibi görüşleri duyuyoruz ve okuyoruz. Bizde şunu öneriyoruz. Engelli çocuklar ve engelsiz çocuklar birlikte pikniğe gitse birlikte spor etkinlikleri yapsa sanatsal faaliyetleri birlikte yapsa kime ne zarar verir.

Biz bir toplantıya gidiyoruz. Bizi alıp sizin arkadaşınız burada oturuyor diye hiç tanımadığım birinin yanına engelli diye oturuyorum. Oysa o arkadaşımda bende farklı insanlarla otursak ve toplumda bir kaynaşma olsa kimin zararına olur. Biz bu amaçla Okullar Yurtlar Dernekler Sendikalar Üniversiteler ve tüm Kurum ve kuruluşlarda engellilerle birlikte yaşama kültürünü arttırıcı seminerler düzenlemek istiyoruz.

Bizler bir arada farklılıklarımızın zenginlik olduğuna inanıyoruz. Tüm kurum ve kuruluşlarla iş birliğine hazırız.

Salih ARIKAN

BEYAZAY DERNEĞİ BAŞKANI

Tel : 0506-514-9693

ANMA MESAJI : KÖY ENSTİTÜLERİ PROJESİNİN MİMARI VE CUMHURİYET AYDINI HASAN ALİ YÜCEL’İ ŞÜKRANLA ANIYORUZ.


KAYNAK : WIKIPEDIA

Hasan Âli Yücel (17 Aralık 1897, İstanbul – 26 Şubat 1961, İstanbul), öğretmen, eski Milli Eğitim Bakanı, Köy Enstitüleri’nin kurucusu.

Hasan Âli Yücel 17 Aralık 1897’de İstanbul’da doğdu. Baba tarafından Posta Nazırı Göreleli Hasan Ali Efendi’nin, anne tarafından ise Japon sularında batan Ertuğrul Fırkateyni süvarisi deniz albay Ali Bey’in torunudur. Babası Ali Rıza Bey, annesi Neyyire Hanım’ dır[1]. Eğitim yaşamını sırasıyla Mekteb-i Osmani, Vefa İdadisi, Cağaloğlu Darülmuallimin-i Âli’ye (Yüksek Öğretmen Okulu) okullarında sürdürdü. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi ve 19 Aralık 1922’de öğretmenliğe başladı. 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin (Türk Dil Kurumu) kurulmasıyla Hasan Âli Yücel etimoloji kolu başkanlığına getirildi. 1935 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nden, İzmir Milletvekili olarak Meclise girdi, art arda dört dönem milletvekilliği yaptı[2].[3] Giresun’un Görele ilçesinde adına " Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi " kurulmuştur. İstanbul Üniversitesi’nin eğitim fakültesi de Hasan Ali Yücel adıyla kurulmuştur. "Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi".[4]

Bakanlık dönemi

28 Aralık 1938’de Hasan Âli Yücel, 2. Celal Bayar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı’na getirildi. Üniversite reformu (Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nin kurulması, Yüksek Mühendis Okulu’nun İTÜ’ye dönüştürülmesi ve Ankara Tıp Fakültesi’nin kurulması), Köy Enstitüleri’nin kurulması[5], Dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilmesi[6][7] ve ilk resmi ve telifli Türkçe ansiklopedi olan İnönü Ansiklopedisi’nin ön çalışmaları onun bakanlığı döneminde gerçekleşmiştir. Devlet Konservatuvarının kurulması (20 Mayıs 1940), Türkiye’nin UNESCO’ya girişi onun çabaları sonucunda olmuştur. Dört yıllık çabaları sonucunda 25 Haziran 1946’da Üniversiteler Yasası çıkartılır. "Bu yasayla, yüksek öğretim kurumlarının Bakanlıkla olan "sıkı bağı" önemli ölçüde gevşetilmiş, mevcut kuruluşlar yapısal bir bütünlüğe kavuşturulmuş, böylece üniversiteye organik bir karakter kazandırılmıştır. Bu yasanın getirdiği bir başka sonuç da, "dışarıdan gerilim" yerine "içeriden denetim"in getirilmiş olmasıdır. Ankara Üniversitesi de bu yasanın sonucu olarak kurulmuştur."[8]

Oğlu şair Can Yücel, babası için "Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim" adlı şiirini yazmıştır.

Son yılları

5 Ağustos 1946’da 7 yıl 5 ay sürdürdüğü Milli Eğitim Bakanlığı görevinden istifa etti. İstifasından sonra gazetecilik görevine döndü. 26 Şubat 1961 tarihinde konuk olarak kaldığı Prof. Dr. Tevfik Sağlam’ın evinde öldü. 2 Mart 1961 tarihinde Cebeci Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Hasan Âli Yücel, şair Can Yücel’in babasıdır.

KUTLAMA MESAJI : 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ TÜM HANIMLARIMIZA KU TLU OLSUN !!! (SLAYT SHOW)


8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ TÜM HANIMLARIMIZA KUTLU OLSUN !!!

SLAYT SHOW’U İZLEMENİZ ÖNERİLİR. BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

SEMPOZYUM DUYURUSU : 2. İslamcı Dergiler Sempozyumu: “1960 Önces ine İslamcılık Düşüncesi ve Dergiler”, 11-12 Mart 2017


Değerli grup üyeleri,

Türkiye’de İslamcı yayıncılığın serüvenini ele almak amacıyla İlmi Etüdler Derneği (İLEM) tarafından 2013 yılında başlatılan İslamcı Dergiler Projesi’nin ikinci aşaması tamamlandı. Mart 2016 tarihinde başlatılan projenin ikinci aşamasında 1960 öncesinde yayımlanan 57 dergi incelendi. 57 derginin yaklaşık 5000 sayısı dijitalleştirilip kataloglandı. Bu kapsamda11-12 Mart 2017 tarihlerinde “1960 Öncesinde İslamcılık Düşüncesi ve Dergiler” konulu 2. İslamcı Dergiler Sempozyumu organize edilecektir.

2. İslamcı Dergiler Sempozyumu’nda açılış programı, açılış özel paneli ve on oturum düzenlenecektir. Sempozyum, Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde 11 Mart 2017 Cumartesi saat 9.00’da 1960 öncesinde yayımlanan dergilerden alınan küpürlerin sergileneceği “1960 Öncesi İslamcı Dergiler Sergisi” ile başlayacak ve sergi iki gün boyunca ziyaretçilere açık olacaktır. Saat 9.30-10.30 arasında İslamcı Dergiler Projesi Koordinatörü Lütfi Sunar, İlmi Etüdler Derneği Başkanı Süleyman Güder ve Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in katılımı ile Açılış Programı düzenlenecektir. Saat 10.30-12.15 arasında “İslamcılığın Dili ve Dinamikleri” isimli Açılış Özel Paneli tertip edilecektir. Sempozyum oturumları İlmi Etüdler Derneği’nde yapılacaktır. 11 Mart 2017 Cumartesi günü saat 14.00’dan itibaren sempozyum oturumları başlayacaktır. Paralel oturumlar ile Cumartesi dört, Pazar günü de altı oturum düzenlenecektir. İki gün boyunca sempozyum oturumlarında 44 bildiri sunulacaktır. Sempozyum 12 Mart Pazar günü saat 16.00’daki Kapanış Değerlendirme ile sona erecektir.

Sempozyum programını ekte bulabileceğiniz gibi detaylı bilgiye idp.org.tr/sempozyum/2 adresinden ulaşabilirsiniz. Değerli grup üyelerini, İslamcılık üzerine çalışan araştırmacıları ve konuya ilgi duyan herkesi sempozyuma davet ediyoruz.

Hayırlı günler.

Suat Kaymak

İslamcı Dergiler Projesi Koordinatör Yardımcısı

2. İslamcı Dergiler Sempozyumu Programı.pdf

KONFERANS DUYURUSU : ORTA ASYA TARİHİ ARAŞTIRMALARI /// PROF. DR . HISAO KOMATSU /// 08.03.2017 /// AYDIN ÜNİVERSİTESİ


Değerli grup üyeleri,

Japonya’da Orta Asya tarihinin önde gelen uzmanlarından Prof. Dr. Hisao Komatsu, İstanbul Aydın Ünivesitesi’nde 8 Mart 2017 tarihinde bir konferans verecektir. Konferansla ilgili afişler ektedir.

Saygılarımla…

Doç. Dr. M. Bilal ÇELİK

Sakarya Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Esentepe Kampüsü, 54187, Serdivan, SAKARYA

Tel: 0 264 295 60 23

Fax: 0 264 295 73 40

e-mail: bcelik

DUYURU : ENGELLİ KARDEŞLERİMİZDEN TOPLUMA ANLAMLI MESAJ /// LÜTFEN OKUYUN VE PAYLAŞIN !!!


Yapılan araştırmalara göre insanlar engelli komşu istemiyor. İş yerinde engelli istemiyor. Engellilerle ilgili bilgi sahibi değil. Engellilerle ilgili bir kitap okumuş değil. Engellileri tanımıyor ve onlarla ilgili ciddi ön yargılara sahip.

Biz engelli ve engelsizler bir arada yaşarsa temel ön yargıların aşılacağına inanıyoruz. Gözünüzü kapatırsanız engellileri anlamış olmazsınız ancak onların ne kadar aciz ve zavallı olduklarına inanırsınız. Biz sana kör ol demiyoruz kör olmada gör bizi diyoruz. Gözlerinizi kapatmaya değil de açmaya tanımaya anlamaya davet ediyoruz. Tekerlekli sandalyeye oturarak engellileri anlamaya çalışamazsınız ancak onlardan kaçarak kendinizi rahatlatmış olursunuz. Buda hiç bir sorunu çözmez.

Bizim önerimiz birlikte yaşama kültürünü arttırmak. Varsa bir engelli komşunuz ona çaya gidin ve onunla sohbet edin. O zaman engelli’liğin bir aczi yet değil de farklılık olduğunu göreceksiniz. Onunda sizden farklı olmadığını ve yaşadığı sorunları mücadele ederek farklı pratikler geliştirdiğini göreceksiniz.

Her zaman şunu öneriyoruz.

Engellilerle ilgili program yapalım engelli çocukları pikniğe götürelim ve spor etkinlikleri yapalım gibi görüşleri duyuyoruz ve okuyoruz. Bizde şunu öneriyoruz. Engelli çocuklar ve engelsiz çocuklar birlikte pikniğe gitse birlikte spor etkinlikleri yapsa sanatsal faaliyetleri birlikte yapsa kime ne zarar verir.

Biz bir toplantıya gidiyoruz. Bizi alıp sizin arkadaşınız burada oturuyor diye hiç tanımadığım birinin yanına engelli diye oturuyorum. Oysa o arkadaşımda bende farklı insanlarla otursak ve toplumda bir kaynaşma olsa kimin zararına olur. Biz bu amaçla Okullar Yurtlar Dernekler Sendikalar Üniversiteler ve tüm Kurum ve kuruluşlarda engellilerle birlikte yaşama kültürünü arttırıcı seminerler düzenlemek istiyoruz.

Bizler bir arada farklılıklarımızın zenginlik olduğuna inanıyoruz. Tüm kurum ve kuruluşlarla iş birliğine hazırız.

Salih ARIKAN

BEYAZAY DERNEĞİ BAŞKANI

Tel : 0506-514-9693

ANMA MESAJI : 93 yıl önce Halifelik ve Evkaf Vekaleti kaldırıldı ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi /// ATATÜRK’ü rahmet i le anıyoruz.


93 yıl önce, 3 Mart 1924 tarihinde, aydınlanma devrimlerinden üçü hayata geçirildi. Halifelik ve Evkaf Vekaleti kaldırıldı ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi. Ülkemizin modern bir devlet durumuna getiren ve bu yenilikleri yasalaştıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü şükran, saygı, özlem ve minnetle anıyoruz.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

TAZİYE MESAJI : Osman Türkoğuz Komutanımız hakkın rahmetine kavuşmuştur. Yakınlarına ve TS K’ya sabır, merhuma rahmet dileriz.


Değerli Yurtseverler,

Saygıdeğer milliyetçi büyüğümüz Osman Türkoğuz Komutanımız hakkın rahmetine kavuşmuştur. Yakınlarına ve TSK’ya sabır, merhuma rahmet dileriz.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

DUYURU : CIA VE TAŞERONU FETÖ ÖRGÜTÜ, TELEGRAM FAALİYETLERİ YÜZÜNDEN ÖZEL BÜRO’YA KOMPLO KUR DU /// İŞTE KOMPLONUN DETAYLARI


Değerli Yurtseverler,

Bildiğiniz gibi 1991 yılından beridir MK ULTRA & TELEGRAM konularında açık kaynaklarda ve resmi belgelerde araştırma yapıyoruz. 2001 yılından bu yana da internetin yaygınlaşması ile internet gruplarımız üzerinden bu fenomen teknoloji hakkında kamuoyu ile bilgi paylaşıyoruz. Aynı zamanda bu teknolojinin mağduru olduğunu iddia edenlere de ücretsiz rehberlik ve danışmanlık hizmetleri veriyoruz. Telefonumuz tüm mağdur olduğunu iddia edenlere açıktır. Hiç kimseyi önyargı ile değerlendirmeden, hasta, şizofren gibi uygun düşmeyecek sıfatlarla yaftalamadan, son derece samimi olarak dinliyoruz ve elimizden geldiğince ve bilgimiz ölçüsünde önerilerimizi sunuyoruz. Tabi mağdur olduğunu iddia eden çok sayıda vatandaşımız olmasına rağmen gerçek manada bu fenomen teknolojinin mağduru olabilecek çok az sayıda potansiyel kişi bulunuyor. Yaptığımız gözlemlere göre. Başvuranların çoğunluğu ya geçmişte uyuşturucu madde kullanmış, ya ailesinde şizofren gibi bir hastalık bulunup gen yolu ile geçmiş, yada çeşitli nedenlerden travmatik deneyimler sonucu çeşitli nörolojik hastalıklara yakalanmış kişiler. Tam teşekküllü bir Psikiyatri hastanesinde tam bir kontrolden geçmiş yada kendi Psikiyatrist’i tarafından kontrol edilip bir bulgu saptanmayan çok az vatandaşımız da var başvurucuların arasında. Başvurduklarında öncelikli olarak tüm mağdur olduğunu iddia eden vatandaşlarımıza tam bir psikiyatrik kontrolden geçmesini salık veriyoruz. Çünkü psikiyatrik bozukluklarda kişinin algı ve mantık sistemi çöker, sağlıklı karar alamaz ve sağlıklı düşünemez, hareket edemez. Bu nedenle öncelikle bu adımı atmak mecburidir ve biz de taşıdığımız sorumluluk gereği bunu her başvurucuya şifahen söylüyoruz.

ÖZEL BÜRO GRUBU olarak doğru bilgi vermek ve doğru şekilde yönlendirmek önceliğimizdir. ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU yurtsever bir grup olarak tüm yabancı servislerin faaliyetleri hakkında açık ve resmi kaynaklarda araştırma yaparak bulgularını kamuoyu ve devlet kurumları ile paylaşmayı şiar edinmiştir. Bunu da dipnot olarak ekleyelim.

Devam edelim …

Bu adımlar atıldıktan sonra yani kişi ile ilgili psikiyatrik bir bulgu saptanmaz ise o zaman alternatif yollar aranabilir. Biz bu noktada mağdurlar için tüm dünyayı tarıyor ve en uygun çözümleri mağdurların hizmetine ücreti mukabilinde sunuyoruz. Şu an için bu bedelleri mağdurun kendisi karşılıyor ama ilk etapta amacımız tüm mağdurlara, işe yarar elektronik yada tekstil bazlı koruma ürünlerinin devlet tarafından bedelsiz verilmesini sağlamaktır. Bunu biz vermeyi çok isterdik ancak grup bütçemiz maalesef bu masrafları karşılamaya müsait değil. Çünkü bu faaliyetlerimiz yüzünden maalesef bizler de yalnız bırakıldık. Grup Basın Sözcümüz Erkut Ersoy, İstihbarat Uzmanı olarak devlete yıllarca hizmet etti ve TELEGRAM konusunu en iyi bilenlerden biridir. 2001-2008 arası yapmış olduğu çalışmalar o kadar ileri gitti ki ünlü ABD istihbarat teşkilatı CIA’yi oldukça kızdırdı. CIA yetkilileri de taşeronları Fetullahçı İstihbarat Polisleri, Fetullahçı Savcılar ve Fetullahçı Hakimler aracılığı ile Erkut beyi Ergenekon tiyatrosuna figüran yaptı ve lağım dolu 3,5 metrekarelik bir odada 3 yıl 1 hafta hücre hapsi yatırdı. Öncesinde 2001 yılında yine Fetullahçı Operasyon Ekibi tarafından kaçırılarak 3 gün boyunca işkence edildi. FETÖ ÖRGÜTÜ’nün ve CIA’nin gadrine uğramış ender istihbaratçılardandır.

Erkut bey cezaevinden 28 Ocak 2011 tarihinde çıktı, ancak bu tarihten itibaren CIA + FETÖ ÖRGÜTÜ ve onlara yardım eden AK PARTİLİ Emniyet + MİT İstihbarat ekibi tarafından göz hapsinde tutuluyor ve açığı aranıyor. Attığı her adım izleniyor ve aleyhinde kullanılabilecek bir delil için telefonları takip ediliyor. Ancak şu ana kadar Erkut beyin TELEGRAM konusunda ki faaliyetlerinde hiçbir yasadışılık olmadığı için komplocular çözüm olarak Erkut bey hakkında asılsız asparagas dedikodu malzemesi üretip etkisizleştirmeye ve motivasyonunu kırmaya çalışıyor. Bunu da bizzat devlet tarafından maaşa bağlanmış muhbirler aracılığı ile yapıyorlar. Erkut bey AK PARTİ MUHALİFİ olduğu için hakkında asılsız ithamlar yayarak onu kamuoyu nezdinde karanlık biri olarak lanse etmek doğal olarak işlerine geliyor. Elbette bunu yasal olarak yapamazlar, bunun için kendilerine bağlı muhbir ağı vasıtasıyla illegal olarak yapmayı tercih ediyorlar. Ama şunu unutmasınlar Erkut bey için bunlar vız gelir tırıs gider. Erkut bey tüm istihbarat yöntemlerini onlardan daha iyi bilir ve onların bildikleri kadar Erkut beyin unutmuşluğu vardır. Bu da böyle biline. Zamanı geldiğinde tüm ÖZEL BÜRO GRUBU DÜŞMANLARI ile yargı önünde hesaplaşacağız.

Devam edelim …

Devlet yetkilileri ise maalesef bu trajedi karşısında 3 maymunu oynuyor. Bu FENOMEN teknolojiyi ne kabul ediyor ne de red ediyor. Tamamamen suskunlar. Bu suskunluk nedeniyle de bir çok komplo teorisi ortalığa yayılıyor internet siteleri vasıtasıyla. Komplo teorileri ise zamanla gerçekler ile yer değiştiriyor. Zihninde ses duyan yada anormal bir takım değişiklikler yaşayanlar da bu komplo teorilerini okuduğunda Savcılıklara başvurarak “DEVLET, MİT YADA EMNİYET ZİHİN KONTROLÜ YAPIYOR” şikayetinde bulunuyor. Savcılıklar ise konuyu araştırmak yerine mağdurların başvurularını ciddiye almıyor. Ve tüm başvurular takipsizlikle sonuçlanıyor. Halbuki MİT yada EMNİYET İSTİHBARAT DAİRESİ’nden bir yetkili çıkıp bu teknolojinin kullanıldığını yada kullanılmadığını alenen beyan etse komplo teorilerini kimse okuyup etkisinde kalmaz. Ama devlet vatandaşını yalnız bırakıyor, sahip çıkmıyor, adam yerine koymuyor, bir açıklamayı bile fazla buluyor.

Böyle olunca da şizofren hastaları yada TELEGRAM MAĞDURU olduğunu iddia eden ve sıradan mesleklere sahip binlerce insan çareyi tıbbi tedavide bulmak yerine kendilerince çözüm yolları aramaya başlıyor. Bu da onların gerekli tıbbi tedaviyi almamasına ve durumlarının ağırlaşmasına neden oluyor. Biz de bu trajediyi anlattığımız ve mağdurlara sahip çıktığımız için TUKAKA ADAMLAR oluyoruz. Burada hesabı biz değil devlet verecek. Ya çıkacak adam gibi böyle bir teknoloji kullanılıyor mu ? Kullanılıyorsa hangi yasaya uygun ve hangi saik ve gerekçeler ile kullanılıyor bunu kamuoyuna beyan edecek yada ortalık “DEVLET BANA ZİHİN KONTROLÜ UYGULUYOR” diyen vatandaşlarla dolacak.

DEVLETİN BİRİNCİ GÖREVİ TÜM VATANDAŞLARININ BEDEN VE RUH SAĞLIĞINI KORUMAKTIR. EĞER ORTADA FENOMEN BİR TEKNOLOJİ VARSA VE BİNLERCE İNSAN BUNUN ETKİSİNDE KALMIŞSA YADA KALDIĞINI İDDİA EDİYORSA BUNU ARAŞTIRMAK VE GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKMASINI SAĞLAMAK EMNİYET + GENELKURMAY + MİT YETKİLİLERİNİN BOYNUNUN BORCUDUR. VATANDAŞINI ADAM YERİNE KOYUP BİR AÇIKLAMA BİLE YAPMAKTAN ACİZLERSE İSTİHBARAT İŞLERİNİ ÖZEL BÜRO’YA DEVRETSİNLER. ALLAHIN İZNİ İLE ONLARDAN DAHA İYİ YAPARIZ.

Okumak için zaman ayırdınız, teşekkür ederiz.

Yusuf Özbek

ÖZEL BÜRO GRUBU Yöneticisi

DUYURU : HOCALI KATLİAMI 25NCİ YILDÖNÜMÜ ANMA PROGRAMI VE SEMPOZYUMU (DETAYLAR AŞAĞIDADIR)


HOCALI KATLİAMI 25NCİ YILDÖNÜMÜ ANMA PROGRAMI VE SEMPOZYUMU

TÜM ŞEHİTLERİMİZİN ANISINA

HOCALI KATLİAMININ 25NCİ YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİ İLE TALAT PAŞA KOMİTESİ TARAFINDAN DOST VE KARDEŞ AZERBAYCAN’IN KATKILARI İLE DÜZENLENEN ANMA PROGRAMI VE SEMPOZYUM 25 ŞUBAT 2017 GÜNÜ (13.00-1730 SAATLERİ ARASINDA) BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI SOSYAL TESİSLERİ BALGAT /ANKARA ADRESİNDE İCRA EDİLECEKTİR. PROGRAMA TEŞRİFLERİNİZİ SAYGI İLE ARZ EDERİZ.

TALAT PAŞA KOMİTESİ İCRA KURULU BAŞKANLIĞI

L.C.V. 20 ŞUBAT 2017 SAAT 17.00’ E KADAR KATILIM DURUMUNUZU KESİN OLARAK BİLDİRMENİZİ SAYGIYLA RİCA EDİYORUZ.

İLETİŞİM ADRESİ: tpasa2016

HOCALI KATLİAMI ANMA TÖRENİ VE SEMPOZYUM PROGRAMI (25 ŞUBAT 17)

· 13.00-13.05 ŞEHİTLER İÇİN SAYGI DURUŞU VE MİLLİ MARŞLARIN DİNLENMESİ

· 13.05-13.15 TALAT PAŞA KOMİTESİ BŞK. E. TÜMG. ALİ ERDİNÇ VE AZERBAYCAN HEYET BŞK. SAMET ALDER BEYİN AÇIŞ KONUŞMALARI

· 13.15-13.45 KÜLTÜR BAKANLIĞI AZERBAYCAN HALK MÜZİĞİ KONSERİ VE ŞEHİTLER ADINA AĞIT

· 13.45-15.15. BİRİNCİ OTURUM (BİRİNCİ SEMİNER GRUBU TARAFINDAN SUNUMLARIN YAPILMASI)

· OTURUM BAŞKANI : DR. (E) KORGENERAL ERDOĞAN KARAKUŞ (TESUD BŞK.)

KONUŞMACILAR

· PROF. DR. TÜRKKAYA ATAÖV ( KARABAĞ SORUNUNUN TARİHSEL GELİŞİMİ)

· YAKUP MAHMUDOV( AZERBAYCAN TARİH ENSTİTÜSÜ BAŞKANI , MİLLİ İLİMLER AKADEMİSİ ÜYESİ VE MİLLETVEKİLİ ): TÜRK/MÜSLÜMAN AHALİYE KARŞI SOYKIRIMLARIN TARİHİNDE HOCALI

· DR. CEBİ BEHRAMOV : 1948-1953 SENELERİNDE AZERBAYCANLILARIN DEPORTASYONU VE CİNAYETLER.

· DR. GÜNTEKİN NECEFLİ : AZERBAYCAN DA VE DOĞU ANADOLU DA TÜRK/MÜSLÜMAN AHALİYE KARŞI SOYKIRIMLARIN YENİ ARŞİV DOSYALARI KAPSAMINDA İNCELENMESİ

· DR. ÖMER LÜTFİ TAŞCIOĞLU: KARABAĞ İŞGALİNİN TÜRKİYE AÇISINDAN ÖNEMİ VE GENEL SİYASETİN İNCELENMESİ.

· 15.15-15.30 SORULAR VE CEVAPLAR

· 15.30-16.10 – ÇAY VE İKRAM MOLASI

· 16.00-17.30 İKİNCİ OTURUM( İKİNCİ SEMİNER GRUBU TARAFINDAN SUNUMLARIN YAPILMASI )

· OTURUM BAŞKANI : HASAN KORKMAZCAN (TÜRK PARLAMENTERLER BİRLİĞİ ONURSAL BAŞKANI)

KONUŞMACILAR

· DR. İRADE ALİYEVA: ÇARLIK RUSYASININ ZORAKİ HRİSTİYANLAŞTIRMA SİYASETİ VE BUGÜNKÜ DURUM

· PROF. DR. KERİM ŞÜKÜROV : KARABAĞ SORUNUNUN ESAS AŞAMALARI VE BU GÜNKÜ ÇAĞDAŞ DURUMU

· TÜMG. RASİM KAZIMOV (SİLAHLI KUVVETLER BAŞ SAVCI YARDIMCISI): KONUYLA İLGİLİ İBRETLİK DERSLER

· PROF DR. CEMALETTİN TAŞKIRAN : TÜRKİYENİN GELECEKTE KARABAĞ SORUNUN VE ERMENİ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK UYGULAMASI SI GEREKEN GENEL SİYASETİN ESASLARI

· ARAŞTIRMACI YAZAR SEAN PATRİCK SMYTH : DÜNYA KAMUOYUNDA KARABAĞ SORUNU VE HOCALI KATLİAMI

· 17.30-17.45 SORULAR VE CEVAPLAR

· 17.45 KAPANIŞ

DUYURU : Dolandırıcılar bıkmadan usanmadan yeni yöntemler geliştirip saf internet kullancıla rını tuzağına düşürmeye devam ediyor.


Değerli Yurtseverler Merhaba,

Dolandırıcılar bıkmadan usanmadan yeni yöntemler geliştirip saf internet kullancılarını tuzağına düşürmeye devam ediyor.

İşte bir yöntem daha.

Gönderici adresine baktığınızda AKBANK’tan gönderilmiş gibi gösterilmiş. Ancak mail adresine bakıldığında hiç alakasız bir adres bulunuyor. Aşağıda görebilirsiniz.

Mail içeriğinde ise bir pdf dökümanı gönderilmiş ki yüksek ihtimalle ya virüs yerleştirilmiş yada sahte bir linke yönlendiriliyor. Biz merak edip açmadık.

Eğer bu türden bir mail gelirse direkt olarak silin. Eğer hesabınızı illa kontrol etmek isteerseniz bankanızın resmi hattından resmi yetkiliye danışın.

İyi günler,

ÖZEL BÜRO GRUBU

DOLANDIRICILIK MESAJI ÖRNEĞİ

DUYURU : CIA VE TAŞERONU FETÖ ÖRGÜTÜ, TELEGRAM FAALİYETLERİ YÜZÜNDEN ÖZEL BÜRO’YA KOMPLO KUR DU /// İŞTE KOMPLONUN DETAYLARI


Değerli Yurtseverler,

Bildiğiniz gibi 1991 yılından beridir MK ULTRA & TELEGRAM konularında açık kaynaklarda ve resmi belgelerde araştırma yapıyoruz. 2001 yılından bu yana da internetin yaygınlaşması ile internet gruplarımız üzerinden bu fenomen teknoloji hakkında kamuoyu ile bilgi paylaşıyoruz. Aynı zamanda bu teknolojinin mağduru olduğunu iddia edenlere de ücretsiz rehberlik ve danışmanlık hizmetleri veriyoruz. Telefonumuz tüm mağdur olduğunu iddia edenlere açıktır. Hiç kimseyi önyargı ile değerlendirmeden, hasta, şizofren gibi uygun düşmeyecek sıfatlarla yaftalamadan, son derece samimi olarak dinliyoruz ve elimizden geldiğince ve bilgimiz ölçüsünde önerilerimizi sunuyoruz. Tabi mağdur olduğunu iddia eden çok sayıda vatandaşımız olmasına rağmen gerçek manada bu fenomen teknolojinin mağduru olabilecek çok az sayıda potansiyel kişi bulunuyor. Yaptığımız gözlemlere göre. Başvuranların çoğunluğu ya geçmişte uyuşturucu madde kullanmış, ya ailesinde şizofren gibi bir hastalık bulunup gen yolu ile geçmiş, yada çeşitli nedenlerden travmatik deneyimler sonucu çeşitli nörolojik hastalıklara yakalanmış kişiler. Tam teşekküllü bir Psikiyatri hastanesinde tam bir kontrolden geçmiş yada kendi Psikiyatrist’i tarafından kontrol edilip bir bulgu saptanmayan çok az vatandaşımız da var başvurucuların arasında. Başvurduklarında öncelikli olarak tüm mağdur olduğunu iddia eden vatandaşlarımıza tam bir psikiyatrik kontrolden geçmesini salık veriyoruz. Çünkü psikiyatrik bozukluklarda kişinin algı ve mantık sistemi çöker, sağlıklı karar alamaz ve sağlıklı düşünemez, hareket edemez. Bu nedenle öncelikle bu adımı atmak mecburidir ve biz de taşıdığımız sorumluluk gereği bunu her başvurucuya şifahen söylüyoruz.

ÖZEL BÜRO GRUBU olarak doğru bilgi vermek ve doğru şekilde yönlendirmek önceliğimizdir. ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU yurtsever bir grup olarak tüm yabancı servislerin faaliyetleri hakkında açık ve resmi kaynaklarda araştırma yaparak bulgularını kamuoyu ve devlet kurumları ile paylaşmayı şiar edinmiştir. Bunu da dipnot olarak ekleyelim.

Devam edelim …

Bu adımlar atıldıktan sonra yani kişi ile ilgili psikiyatrik bir bulgu saptanmaz ise o zaman alternatif yollar aranabilir. Biz bu noktada mağdurlar için tüm dünyayı tarıyor ve en uygun çözümleri mağdurların hizmetine ücreti mukabilinde sunuyoruz. Şu an için bu bedelleri mağdurun kendisi karşılıyor ama ilk etapta amacımız tüm mağdurlara, işe yarar elektronik yada tekstil bazlı koruma ürünlerinin devlet tarafından bedelsiz verilmesini sağlamaktır. Bunu biz vermeyi çok isterdik ancak grup bütçemiz maalesef bu masrafları karşılamaya müsait değil. Çünkü bu faaliyetlerimiz yüzünden maalesef bizler de yalnız bırakıldık. Grup Basın Sözcümüz Erkut Ersoy, İstihbarat Uzmanı olarak devlete yıllarca hizmet etti ve TELEGRAM konusunu en iyi bilenlerden biridir. 2001-2008 arası yapmış olduğu çalışmalar o kadar ileri gitti ki ünlü ABD istihbarat teşkilatı CIA’yi oldukça kızdırdı. CIA yetkilileri de taşeronları Fetullahçı İstihbarat Polisleri, Fetullahçı Savcılar ve Fetullahçı Hakimler aracılığı ile Erkut beyi Ergenekon tiyatrosuna figüran yaptı ve lağım dolu 3,5 metrekarelik bir odada 3 yıl 1 hafta hücre hapsi yatırdı. Öncesinde 2001 yılında yine Fetullahçı Operasyon Ekibi tarafından kaçırılarak 3 gün boyunca işkence edildi. FETÖ ÖRGÜTÜ’nün ve CIA’nin gadrine uğramış ender istihbaratçılardandır.

Erkut bey cezaevinden 28 Ocak 2011 tarihinde çıktı, ancak bu tarihten itibaren CIA + FETÖ ÖRGÜTÜ ve onlara yardım eden AK PARTİLİ Emniyet + MİT İstihbarat ekibi tarafından göz hapsinde tutuluyor ve açığı aranıyor. Attığı her adım izleniyor ve aleyhinde kullanılabilecek bir delil için telefonları takip ediliyor. Ancak şu ana kadar Erkut beyin TELEGRAM konusunda ki faaliyetlerinde hiçbir yasadışılık olmadığı için komplocular çözüm olarak Erkut bey hakkında asılsız asparagas dedikodu malzemesi üretip etkisizleştirmeye ve motivasyonunu kırmaya çalışıyor. Bunu da bizzat devlet tarafından maaşa bağlanmış muhbirler aracılığı ile yapıyorlar. Erkut bey AK PARTİ MUHALİFİ olduğu için hakkında asılsız ithamlar yayarak onu kamuoyu nezdinde karanlık biri olarak lanse etmek doğal olarak işlerine geliyor. Elbette bunu yasal olarak yapamazlar, bunun için kendilerine bağlı muhbir ağı vasıtasıyla illegal olarak yapmayı tercih ediyorlar. Ama şunu unutmasınlar Erkut bey için bunlar vız gelir tırıs gider. Erkut bey tüm istihbarat yöntemlerini onlardan daha iyi bilir ve onların bildikleri kadar Erkut beyin unutmuşluğu vardır. Bu da böyle biline. Zamanı geldiğinde tüm ÖZEL BÜRO GRUBU DÜŞMANLARI ile yargı önünde hesaplaşacağız.

Devam edelim …

Devlet yetkilileri ise maalesef bu trajedi karşısında 3 maymunu oynuyor. Bu FENOMEN teknolojiyi ne kabul ediyor ne de red ediyor. Tamamamen suskunlar. Bu suskunluk nedeniyle de bir çok komplo teorisi ortalığa yayılıyor internet siteleri vasıtasıyla. Komplo teorileri ise zamanla gerçekler ile yer değiştiriyor. Zihninde ses duyan yada anormal bir takım değişiklikler yaşayanlar da bu komplo teorilerini okuduğunda Savcılıklara başvurarak “DEVLET, MİT YADA EMNİYET ZİHİN KONTROLÜ YAPIYOR” şikayetinde bulunuyor. Savcılıklar ise konuyu araştırmak yerine mağdurların başvurularını ciddiye almıyor. Ve tüm başvurular takipsizlikle sonuçlanıyor. Halbuki MİT yada EMNİYET İSTİHBARAT DAİRESİ’nden bir yetkili çıkıp bu teknolojinin kullanıldığını yada kullanılmadığını alenen beyan etse komplo teorilerini kimse okuyup etkisinde kalmaz. Ama devlet vatandaşını yalnız bırakıyor, sahip çıkmıyor, adam yerine koymuyor, bir açıklamayı bile fazla buluyor.

Böyle olunca da şizofren hastaları yada TELEGRAM MAĞDURU olduğunu iddia eden ve sıradan mesleklere sahip binlerce insan çareyi tıbbi tedavide bulmak yerine kendilerince çözüm yolları aramaya başlıyor. Bu da onların gerekli tıbbi tedaviyi almamasına ve durumlarının ağırlaşmasına neden oluyor. Biz de bu trajediyi anlattığımız ve mağdurlara sahip çıktığımız için TUKAKA ADAMLAR oluyoruz. Burada hesabı biz değil devlet verecek. Ya çıkacak adam gibi böyle bir teknoloji kullanılıyor mu ? Kullanılıyorsa hangi yasaya uygun ve hangi saik ve gerekçeler ile kullanılıyor bunu kamuoyuna beyan edecek yada ortalık “DEVLET BANA ZİHİN KONTROLÜ UYGULUYOR” diyen vatandaşlarla dolacak.

DEVLETİN BİRİNCİ GÖREVİ TÜM VATANDAŞLARININ BEDEN VE RUH SAĞLIĞINI KORUMAKTIR. EĞER ORTADA FENOMEN BİR TEKNOLOJİ VARSA VE BİNLERCE İNSAN BUNUN ETKİSİNDE KALMIŞSA YADA KALDIĞINI İDDİA EDİYORSA BUNU ARAŞTIRMAK VE GERÇEĞİN ORTAYA ÇIKMASINI SAĞLAMAK EMNİYET + GENELKURMAY + MİT YETKİLİLERİNİN BOYNUNUN BORCUDUR. VATANDAŞINI ADAM YERİNE KOYUP BİR AÇIKLAMA BİLE YAPMAKTAN ACİZLERSE İSTİHBARAT İŞLERİNİ ÖZEL BÜRO’YA DEVRETSİNLER. ALLAHIN İZNİ İLE ONLARDAN DAHA İYİ YAPARIZ.

Okumak için zaman ayırdınız, teşekkür ederiz.

Yusuf Özbek

ÖZEL BÜRO GRUBU Yöneticisi

DUYURU : Hocalı katliamının 25. Yıl Dönümü Anma Töreni ve Sempoz yuma Davet


Hocalı katliamının 25. yıl dönümünde Hocalı’da işlenen insanlık suçunun telin edilerek gelecek nesillerin bu konuyu unutmaması ve Ermenilerin Hocalı saldırılarının arka planında yatan niyet ve planlarının değerlendirilerek geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin Türkiye ve Azerbaycan’a yönelik ortak tehditler konusunda uyarılması amacıyla 25 Şubat 2017 günü 13.00-17.45 saatleri arasında Azerbaycan Büyükelçiliği ile Talat Paşa Komitesi’nin işbirliği ile Türkiye Barolar Birliği Genel Merkezinde bir sempozyum ve anma etkinliği düzenlenmiştir.

Toplantı ve seminere Azerbaycan’dan gelecek olan Azerbaycan Tarih Enstitüsü Başkanı ve çok sayıda akademisyen ile Hocalı katliamının canlı tanıkları ve Türk akademisyenler katılarak bilgi ve anılarını paylaşacaktır.

Dr. E. Kur. Alb. Ömer Lütfi Taşcıoğlu

DUYURU : ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU – MK ULTRA & TELEGRAM FACEBOOK BİLGİ GRUBU hizmetinize girdi /// TAKİP İÇİN TIKLAYIN


FACEBOOK LİNKİ : https://www.facebook.com/groups/zihin.kontrolu/

Değerli Üyeler,

TÜRKİYE‘de 2000’li yıllardan bu yana belirli yerel ve yabancı istihbarat servisleri tarafından PSİKOTRONİK – ELEKTRO MANYETİK takip cihazları ile vatandaşlara yönelik yasadışı teknik takip yapılmaktadır. Resmi makamlar ve kamuoyu bunu kabul etmese de bu durum bir defacto olarak karşımızda duruyor. Bu teknolojinin ne varlığı ne de yokluğu kabul ediliyor yada yalanlanıyor. Ancak, çok sayıda Türk vatandaşı mağdur olduğunu iddia ederek soluğu Savcılıklarda alıyor. Çözüm arıyorlar.

Bu konunun mağduru binlerce kişi var ama ne yazık ki konunun kamuoyunca yeterince bilinmemesi yada komplo teorisi olarak görünmesi nedeniyle şikayetlerini resmi merciler dışında saklama gereği duyuyorlar. Şu anda mağdurlar dernek kurma aşamasına geldiler ve seslerini kamuoyuna duyurmaya çalışıyorlar. Yurt dışında ise on binlerce mağdur var ve bir çok sivil toplum örgütü adı altında haklarını arıyorlar. Sadece 2015-2016 döneminde tarafımıza başvurup yardım talep eden 275 kişi bulunuyor. Mağdurların yurt dışında bir çok sivil toplum örgütü’ne de aynı zamanda başvuruları oluyor.

Bunlardan birisi de ICAACT ORGANISATION. Web sitesi : http://icaact.org

Bunun yanı sıra bu konuda yayın yapılan grup olarak kamuoyunu bilgilendirme amacıyla açtığımız web sitemizde detaylı bilgi bulabilirsiniz. www.ozelburoistihbarat.com bağlantısından siteye ulaşabilirsiniz.

MK ULTRA konusu bizce çok önemli ve dikkat edilmesi gereken bir konudur. Çünkü sadece ülkemizde bu projenin binlerce mağduru bulunuyor ve maalesef haklarını gerektiği gibi arayamıyorlar. Halbuki başta ABD olmak üzere tüm Batı dünyası bu konuya çok önem veriyor, bu konuda filmler, kitaplar, şarkılar ve klipler yayınlıyorlar.

Örneğin yakın zamanda çevrilen ve meşhur ABD’li aktör DENZEL WASHINGTON’ın oynadığı MANCHURIAN CANDIDATE (Mançurya Kobayı) ve Bruce Willis’in ve Julia Roberts’ın oynadığı CONSPIRACY THEORY (Komplo Teorisi) bunlara verilecek en iyi örneklerdir. Yine 2009 yılında çevrilen GAMER (OYUNCU) filmi örneklerden biridir.

Bu konu artık komplo teorisi olmaktan öteye gitmiştir Batı dünyası ülkeleri için. Çünkü ABD başta olmak üzere tüm dünyada ZİHİN KONTROLÜ yada orijinal adıyla MK ULTRA bir realite halini almıştır.

Ancak halen maalesef ülkemizde bu projenin mağdurları ile yeterince ilgilenilmiyor. Ne resmi mercilerden yeteri kadar destek görüyorlar, ne kamuoyundan, ne basından, ne de diğer devlet bürokrasisinden. Adeta görünmez bir el mağdurların haklı mücadele sürecinde sürekli engel üzerine engel çıkarmakta. Mağdurlar ve perişan aileleri bu mücadelede yalnız bırakılmışlardır.

Biz grup olarak mağdurlara elimizden geldiği kadar destek vermeye çalışıyoruz. Onların bu anlamda seslerini kamuoyuna duyurmaları için sözcülüğünü yapmaya ve ulaşabildiğimiz tüm üst merci ve makam yetkililerine mağduriyetlerini anlatmaya çalışıyoruz ancak ERGENEKON ve BALYOZ DAVA’larının finansörü ve planlayıcısı olan Amerikan Gizli Servisleri’nin (CIA, NSA, PENTAGON) sürekli engellemeleri ile karşılaşıyoruz. Sosyal Medyada bu konuda yapmış olduğumuz tüm duyurular bu servislerin baskısı sonucunda sosyal medya (Twitter, Facebook, WordPress Bloglarımız) hesaplarımızın kapatılması ile engellendi.

Bildiğiniz gibi eski NSA çalışanı ve şu anda zorunlu olarak Rusya’da geçici olarak ikamet eden Edward Snowden’ın İngiliz Guardian Gazetesi’ne sızdırdığı belgelerde de Amerikan Gizli Servislerinin tüm dünyada global teknik takip faaliyetleri yürüttüğünü net olarak ortaya koymuştu. Google’da Edward Snowden yazdığınızda bu konudaki haberlere erişebilirsiniz.

Bu konu artık ütopik olmaktan çoktan çıkmış bir realite olarak hayatımıza girmiştir. Gerek yerel istihbarat servisleri gerekse batılı istihbarat kurumları arkalarını yandaş yönetimlere yaslayarak hem kendi vatandaşlarına hem de yabancı topraklarda başka ülkelerin vatandaşlarına gelişen gizli askeri teknolojiler ile acı çektirmekte, attığı her adımı aldığı her nefesi izleyerek kişisel haklarını alenen ihlal etmektedir. Ancak bu teknoloji resmi kurumlar ve kamuoyu nezdinde halen FENOMEN olarak görülmektedir.

İşte bu nedenle FACEBOOK GRUBU’muzda amacımız, mağdurlara yada mağdur olduğunu iddia edenlere olası çözüm yolları hakkında bilgi vermek, MK ULTRA & TELEGRAM taciz takibi hakkında güncel haberleri, bilgileri ve videoları paylaşmak, Mağdurların kendi aralarında da tartışma ortamı yaratarak karşılıklı görüş ve fikirlerin paylaşımına öncülük etmek, Resmi Mercilerin mağdurların sorunları noktasında dikkatlerini çekmek ve yardımlarını temin ve tesis etmek için gerekli alt yapı ve donanımı organize etmek istiyoruz.

Mağdurlar bu platformda bir araya gelerek karşılıklı görüş alışverişinde bulunabilir ancak grubun seviyesini korumak ve hanım katılımcılarımızın taciz edilmemesi için, gönderilen paylaşımlar moderasyona tabidir. Yani gönderilen her paylaşım ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’nun Yöneticileri tarafından önceden kontrol edilir ve uygun olması halinde grup geneline iletilmesi için onaylanır yada uygun görülmezse red edilir. Bu konudaki tasarruf ÖZEL BÜRO MODERATÖR’ündedir. Bu sebeple katılan her üyenin yada mağdurun grubun kaliteli ve özgün çizgisinde tutulması için sorumluluğu bulunuyor. Umarız üyelerimiz ve mağdur arkadaşlarımız bu sorumluluğu hakkı ile yerine getirirler. Grup kurallarına uymayan üyeler ve mağdurlar toplamda 3 kez ihtar edilirler. 3. İkazdan sonra üyenin yada mağdur arkadaşın aynı kural hatasını tekrar etmesi halinde grup yönetimi tarafından süresiz olarak ihraç edilirler ve tekrar gruba kabul edilmezler. Grup kuralları maddeler halinde aşağıda sırlanmıştır.

MK ULTRA & TELEGRAM FACEBOOK BİLGİ GRUBUnda sadece MK ULTRA & TELEGRAM konusunda TÜRKÇE ve İNGİLİZCE paylaşım yapılacaktır. Bunun yanı sıra önemli gördüğümüz diğer konularda da paylaşım yapmayı planlıyoruz.

FACEBOOK LİNKİ : https://www.facebook.com/groups/zihin.kontrolu/ Bu adresten gruba katılabilirsiniz ve yazışmaları takip edebilirsiniz.

Grup Kuralları Nelerdir ?

1. Grup içinde siyasi propaganda yapmak, herhangi bir partinin reklamını yapmak yasaktır, ancak kısıtlı ve kısa olmak kaydıyla partilerle ilgili haber paylaşılabilir.

2. Herhangi bir üyeye, vatandaşa yada resmi kurumlara yönelik küfür ve hakaret etmek kesinlikle ihraç sebebidir.

3. İftira atmak, tehdit etmek ve hanım üyelere yönelik tacizvari paylaşım yapmak yasaktır. Aynı şekilde aşağılayıcı ve küçümseyici şekilde herhangi bir üyeye yada resmi bir kuruma yönelik paylaşım yapılamaz.

4. Cep telefonu yada adres gibi özel içerikli bilgi vermek yada istemek yasaktır. Bu tür paylaşımlar otomatikman silinecektir.

5. Bölücü, yıkıcı, etnik, dini yada mezhepsel terör örgütlerini övmek, bu örgütler için taraftar toplamak için bu tarz paylaşımlar yapmak yasaktır.

6. Spam türü istem dışı sürekli mesaj göndermek, moderasyonu bu tür mesajlarla gereksiz yere meşgul etmek yasaktır. Gereksiz talepler otomatikman silinecektir.

7. Hanım üyelerimizin yada mağdurun kişisel bilgilerini istemek (Cep telefonu, adres vb…) yasaktır.

8. Tüm üyelerimiz reel hayatta olduğu gibi birbirine karşı medeni sınırlar içinde saygılı olmak zorundadır, paylaşımların da bu kurala uygun gönderilmesi rica olunur.

9. Üyelerin paylaşım yaparken kendilerini zorda bırakacak türde pornografik yada erotik içerikli paylaşım yapması yada bu tarzda yazması otomatik ihraç nedenidir.

10.Lütfen paylaşım yaparken üslubumuza dikkat edelim.

ÖZEL DOSYA : FETÖ ÖRGÜTÜNÜN ROBOTİK TETİKÇİLERİ CIA’NİN KONTROLÜNDE OPERASYON YAPIYOR /// TETİKÇİ ADAYINDAN AÇIKLAMALAR


Değerli Yurtseverler Merhaba;

Şu anda en popüler konu sanıyorum Fetullah Gülen ve Paralel Devlet’tir. Hangi gazeteyi hangi dergiyi açarsanız açın karşınıza mutlaka iki cephenin birbirlerine yönelttiği salvo ateşini okuyorsunuz. AKP hükümeti Fetullahçıları PARALEL DEVLET olmakla, Fetullahçılar ise AKP’lileri Faşist ve Anti-Demokrat olmakla suçluyor. Gerçi artık ses çıkaracak Fetullahçı Medyada kalmadı. Kalanların yarısı içerde yarısı CIA’nin korumasında ABD’de ve Avrupa’da. Özellikle taraflardan, Emre Uslu, Önder Aytaç, Süleyman Özışık, Ergün Güler, Nazlı Ilıcak, Abdurrahim Dilipak, Adem Yavuz Arslan, Bekir Hazar, Cem Küçük ve daha bilumum yazarlar kendilerine servis edilen belgelere dayanarak cephenin sıcak ateşini attıkları çıralarla daha da korluyorlar. Fetullahçı Basın üstadları ise şimdi ABD’nin korumasında oldukları için daha da hoyratça sergiliyorlar marifetlerini.

Peki Fetullah Gülen Cemaati yıllardır kamuoyunca bilinmesine rağmen neden şimdi gündeme geldi diye sormazlar mı adama. AKPARTİ hükümeti bunun sebebini KANDIRILMALARINA bağlıyor. Kimine göre bahane, kimine göre takiyye, kimine göre ise samimi düşünceler. Gören de 7 yaşındaki çocuğa elma şekeri verip elindekini almaya çalışıyorlar sanır. Nasıl bir kandırılma ise bu, anlaşılır gibi değil.

Ben Ergenekon Operasyonu başlamadan önce de Fetullahçı Yapılanma hakkında gerek Emniyet ayağı gerek Yargı ağı gerekse diğer unsurları hakkında ilgili kurumlara bilgi verip uyarmıştım. Sadece ben de değil hemen hemen her Ergenekon Sanığı hançerini yırtarcasına bu örgütün CIA TAŞERONU olduğunu söyledi. Sadece söylemedi eldeki delilleri de sundu. Ama Ergenekon Mahkemesinin biri dışında tüm üyeleri de zaten bu örgüt adına yargılama yapıyor olunca hiç biri dikkate alınmadı doğal olarak. Şimdi çoğu içerde dört duvar arasında volta atıp, geyik muhabbeti yapıyor.

Ergenekon Operasyonunda tutuklanıp mahkemeye çıktığımda da ilk savunmamda bu konuya tekrar dikkat çektim. Hatta o zaman kimselerin bilmediği, FETULLAHÇILARIN hedefinde olan kişilere nasıl yasadışı teknik takip yapıldığını ve bu takip ile elde edilen bilgilerin nasıl şantaj haline getirildiğini, itibar suikastleri düzenlendiğini, FETÖ’nün çok sayıda uyuyan hücresinin Türkiye’de gündemi değiştirecek operasyonlar için STAND BY durumunda beklediğini taa o zamanlar 2008 yılında başlayan mahkeme kovuşturmalarında dile getirmiştim. Ama herhalde sakalım olmadığı için ciddiyetim konusunda ikna edemedim. Daha doğrusu kime ne anlatacaksın.

Tutuklayan POLİS FETÖ’cü, iddianame düzenleyen SAVCI FETÖ’cü,, yargılayan HAKİM FETÖ’cü olunca boşa kürek çekmiş olduk.

FETÖ ÖRGÜTÜ ile ilgili Ergenekon Mahkemesine de ayrıntılı olarak bilgi verdim. Dikkat edin ilk bilgi verdiğim tarih 05 Mayıs 2009.

ERGENEKON HÜKÜMLÜSÜ ERKUT ERSOY’UN 24.09.2010 TARİHLİ MAHKEME İFADESİ İNDİRME LİNKİ : https://yadi.sk/i/4mRavLe-34dkNk

Yani Ergenekon Mahkemesinin başlamasından 7 ay sonra. Daha o zamanlar bu itibar suikastleri ve yasadışı ortam dinlemeleri kamuoyu tarafından bilinmiyordu. Fetullahçı Paralel Devlet lafları ortada yoktu. Ama bakıyorum şimdi herkesin ağzına sakız olmuş, bir Fetullahçı Şebekedir, bir Paralel Devlettir, bir CIA’dir, bir KÜRESEL GÜÇ’tür gidiyor.

Baktım ki başvurduğum tüm resmi kurumlar bir boşvermişlik içinde ben de durumun ciddiyetini Basın Kurumları ile paylaşmaya karar verdim. Hükümet, FETÖ’nün çok sayıda uyuyan hücresinin (Operasyonlar için rezerv bekletilen tetikçiler) olduğunun yeni farkına vardı. Belki daha önceden birileri kulaklarına üflemiştir ama o zamanlar can ciğer kuzu sarması olduklarından muhterem hocaya bunu konduramadılar sanırım.

Bildiğiniz gibi 19.01.2007 tarihinde bir saldırı sonucu merhum Hrant Dink aramızdan ayrıldı. Bu konuda Mahkeme bazı kararlar verdi. Dava yeniden görülmeye başlandı. Bu kararlara katılırız yada katılmayız ama daha da önemlisi saldırıdan sonra geride çok önemli sorular bıraktı.

Örneğin, saldırıyı gerçekleştirenlerin arkasında örgüt var mı yada varsa hangi örgüt var gibi !

Hrant Dink davası ile ilgili aslında sorulacak çok soru var. Ama burada dikkat edilecek nokta Hrant Bey gibi tehdit edilen yada risk altında olan biri hakkında devletin neden gerekli önlemleri almak istemediği. Bence sorunun özü burada yatıyor. Devletin benzeri bir çok olayda maalesef otorite boşluğunu görüyoruz, bu boşlukta maalesef zaman zaman yabancı zaman zaman yerli aktörler tarafından dolduruluyor. Nüfuz oyunları, manipülasyonlar vesaire.

Ben bu konuda az evvel de söylediğim gibi durumun ciddiyetini anlatmak için basın kurumlarına aktarmaya karar verdim. Aşağıda, Türkiye Gazetesi ile ilgili yapmış olduğum röportaj dökümün bir bölümü bulunuyor. Röportajın yapıldığı tarih : 17 Ocak 2014. Dikkatinizi çekerim daha o zamanlar AKP hükümeti ile FETÖCÜLER arasında meydan muharebesi daha başlamamış. Hükümet o zamanlar FETÖCÜ avına çıkmamıştı. Örgüt o zamanlar hala büyük oranda gücünü koruyordu. Polis, Asker, Bürokrasi içinde pusuda bekliyorlardı. Ben buna rağmen her türlü riski göze alarak hatta 2001 yılında bu örgüt tarafından kaçırılıp 3 gün boyunca işkence görmeme rağmen durumu basına ilettim. Doğal olarak FETÖCÜLERİN medyasından tek bir kişi bile ilgilenmedi. Diğer medya grupları da doğal olarak örgütün hışmından korktular. Bir tek cesur TÜRKİYE GAZETESİ çıktı. Ama onlarda benim anlattığım 1 saatlik röportajı kuşa çevirip 4 satırda okuyucularına servis ettiler. Tabi 4 satır röportajı okuyanlar doğal olarak hiçbir şey anlamadı. Beni de olayın göbeğinde olan asıl fail değil de oradan geçerken olaya şahit olmuş gariban vatandaş modunda aktardılar. Durum böyle olunca röportaj vermenin de kıymeti harbiyesi kalmadı.

İsteyenler için röportajın linkini aşağıda veriyorum.

MUHSİN YAZICIOĞLU DAVASI /// Erkut Ersoy : Muhsin Yazıcıoğlu ve Hrant Dink aynı ölüm listesindeydi ///

https://stratejikoperasyon.wordpress.com/2014/04/03/muhsin-yazicioglu-davasi-erkut-ersoy-muhsin-yazicioglu-ve-hrant-dink-ayni-olum-listesindey-di/

İLGİLİ HABERİN ORJİNALİ : http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/125030.aspx

Peki…

Röportajda aktarılmayanlar neydi diye soracak olursanız onu da kısaca aktarayım.

Daha önceki yazımdan hatırlayanlar bilirler, ben FETÖ ÖRGÜTÜ’nün ilgi alanına 2001 yılında girdim. Bu tarihlerde devlet için bazı istihbari faaliyetlerim vardı. Ne gibi faaliyetlerim olduğunu uzun uzadıya anlatmayacağım. İsteyenler Ergenekon İddianamesini ve delil klasörlerini inceleyebilirler.

İLGİLİ HABER LİNKİ AŞAĞIDADIR.

ÖZEL DOSYA : 17.05.2006 DANIŞTAY SALDIRISININ (ALPASLAN ARSLAN) FAİLİ FETÖ ÖRGÜTÜ’DÜR /// İŞTE DELİLLERİ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/ozel-dosyalar/ozel-dosya-17-05-2006-danistay-saldirisinin-alpaslan-arslan-faili-feto-orgutu-643

Örgüt önce kibarca kendileri için çalışmayı teklif etti, red ettim. Daha sonra örgüt beni kaçırarak 3 gün boyunca işkence yaptı. Ama istedikleri cevabı vermekte direndiğim için uzatmadılar ve öldürmeden bıraktılar. Anlaşılan ölüm işlerine yaramıyordu. Bu süreçte sürekli 7/24 hassas kontrole tabi tutuldum. Ara sıra e-posta mesajı atıp beni bazı operasyonlarda kullanacaklarını, hazır beklememi, kabul etmez isem ve bunu herhangi bir yada birileri ile paylaşırsam beni ve ailemi yok edeceklerini söylediler. Aynı Danıştay saldırısında kullandıkları Alparslan Aslan gibi, yada Zirve Katliamını yapan Emre Günaydın gibi, yada Hrant Dink’i öldüren Ogün Samast yada Rus Büyükelçi Karlov’u öldüren Mevlüt Mert Altıntaş gibi. Örgütün tetikçi tarlasında hasatını bekleyen çok sayıda aday bulunuyor. Halen de durum böyledir.

Aileme bir şey yapacaklarını çok iyi bildiğim için sesimi çıkaramadım. Savcılığa da gidemedim. Sadece MİT İSTANBUL BÖLGE BAŞKANLIĞI’na 2 sayfalık bir not ile bilgi verdim ama önlem alınmadı. Bu örgüt boşa konuşmaz. Eğer tehdit ediyorsa gereğini yapar. Çünkü ellerinde her türlü imkan, lojistik destek, tetikçi, maske, para, yardım ve yaltakçı, uluslararası destek ne ararsanız vardır. Son derece ciddiye alınması gereken bir örgüt olduğunu kamuoyu yeni yeni kavrıyor. Ama ben o zamanlar bu örgütün bir ahtapotun kolları gibi her yanı sardığına emin oldum. İletebildiğim her yere iletmeye çalıştım.

Özellikle çok pahalı olan ÇOK GİZLİ UYDU HABERLEŞME SİSTEMLERİ’ne bile erişimlerinin olması bu örgütün CIA yada onunda üstünde bir ÜST AKIL / KÜRESEL GÜÇ tarafından taşeron olarak kullanıldığını anlamama yetti. Gücümün çok üzerinde savaşamayacağım bir yapı ile karşı karşıyaydım ve tek çarem dediklerini yapacakmış gibi hareket etmekti. Anladığım kadarı ile benim ile ilgili planları beni rezervde tutup bazı ses getirecek suikast eylemlerinde tetikçi olarak kullanmaktı ancak bu talimat uzun süre gelmedi. Son mesaj attıklarında bana bir liste gönderdiler ve içlerinden tanıdığım ve birebir görüştüğüm kişiler olup olmadığını sordular. Hiçbiri ile birebir görüşmem olmadığını cevaben gönderdim.

Bu yazışmalarımı ileride başıma bir şey gelirse diye hard diskimde silmeden muhafaza ediyordum ama ne hikmetse Ergenekon davasından tutuklandığım esnada kullandığım tüm hard diskler delil klasörüne resmi olarak kaydolduğu halde istihbari faaliyetlerimle ilgili tuttuğum tüm arşivim ve yazışmalarımın olduğu hard disk delil klasörüne kaydedilmedi. FETÖCÜ İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANI Ramazan Akyürek ve ekibi tarafından alıkonuldu ve halen akibeti hakkında hiç kimsenin bir bilgisi bulunmuyor.

Bu listede Alevi, Sünni ve Yahudi din ve kanaat önderleri, bir takım AKP ve diğer partilerden siyasetçiler, bazı bürokratlar, Milletvekilleri, bazı Gazeteciler olmak üzere kalabalık bir listeydi. İçlerinde merhum Hrant Dink ve Muhsin Yazıcıoğlu’da vardı. Sayısını hatırlayamıyorum. Liste gelince beni bu liste içinden birilerine suikast düzenlettireceklerini anladım. Tek çarem ya yurt dışına çıkmaktı yada ikametimi başka bir ile almaktı. Yurt dışına çıkma imkanım o dönem için yoktu ben de Düzce’ye taşınarak kendimce bu sorundan kurtulmaya karar verdim. Ancak orada da hassas kontrol devam etti. Tahminlerime göre beni tetikçi olarak kullanmaktan vazgeçip başka bir amaç ile kullanmaya karar verdiler. Yada benim bilmediğim başka planları vardı. Bunu bu küresel gücün derin merkezi bir gün ifşa olursa umarım öğrenirim. Yada her zaman olduğu gibi tarihin tozlu raflarında beklemeye devam edecektir.

2008 yılının Ocak ayına kadar göz hapsi ve hassas kontrol devam ettirildi. Ancak sanıyorum benimle ilgili operasyonel planları ya birileri tarafından durduruldu yada yukarılarda bir yerlerde uygun bulunmadı (Nedendir bilemiyorum) beni de meşhur Ergenekon tiyatrosuna figüran yaptılar. Tutuklayıp pasifize etmeyi herhalde daha uygun görmüş olacaklar ki böyle bir tasarrufta bulundular. Belki onlar için robot bir tetikçi profiline çok uygun değildim, belki de bilmediğim başka bir sebebi vardır.

Ama tek bildiğim benimle beraber ülkenin onlarca aydını, askeri, polisi, gazetecisi, milletvekili, bürokratı bu tiyatroda benimle aynı akibeti paylaştılar. Ondan sonrası malum hikaye. Silivri Dinlenme Tesislerinde 3 yıl 1 haftalık hapis hayatı, ardından 11 sene 15 günlük mahkumiyet kararı süreci yaşadım. Allahtan hükümet ile örgüt menfaat çatışmasına girdiler ki biz de bu çatışmadan sıyrılıp hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ama bu menfaat çatışması ne kadar sürer bilemiyorum. Gün gelir savaşan taraflar tekrar barış çubuğu içerse belki bize yine Silivri yolları çıkabilir.

Değerli okuyucular, bunu neden anlatıp zamanınızı çaldım. Kısaca onu da izah edeyim.

Burada bahsedilen örgüt alnı secdeye değen mütedeyyin vatandaşlardan oluşmuyor. Bugün gelinen noktada tüm vatandaşlarımız bunu çok iyi anlamıştır umarım. Bu örgüt ABD ve AVRUPA istihbarat servisleri için maymuncuk yani anahtar görevi üstlenen bir casusluk şebekesidir. Ellerindeki teknik imkan ve kabiliyet bugün MİT’te dahi yoktur. Buna emin olabilirsiniz. Yeri geldiğinde örgüt, küresel güçleri, küresel güçlerde örgütü kullanıyor. Ancak küresel güçlerin Ortadoğu planlarında önemli bir yeri var. Bu nedenle bu planlar devam ettiği müddetçe bu işbirliği devam edecektir.

Bu nedenle tüm vatandaşlarımızın Sayın Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı MİLLİ SEFERBERLİĞE iştiraki son derece önemlidir. Bugün gerekli önlemler alınmaz ise küresel güçlerin elinde sömürge olmaktan öteye geçemeyiz. Kemalisti, AKP’lisi, CHP’lisi, MHP’lisi demeden bu ortak düşmana karşı birlik olmalıyız. Her ne kadar siyasi düşünceler farklı olsa da ülke menfaatleri için bunu düşmanı defedene kadar rafa kaldırmalıyız. KANDIRILMAYA İZİN VERMEDEN, DOLMUŞA VE TUZAKLARA DÜŞMEDEN, Ergenekon ve Balyoz gibi hatalar yapmadan akılcı politika ve stratejilerle hareket etmeliyiz. Çünkü bu ordunun silahlı kuvvetlerini ve dinamik gücünü felç ederseniz yarın para verseniz de kimse size paralı askerlik yapmaz.

Yazdıklarımı okuma zahmetine katlandığınız ve zaman ayırdığınız için teşekkür eder, saygılarımı sunarım.

Erkut Ersoy

İstihbarat Uzmanı

ÖZEL BÜRO GRUBU

DUYURU : ÖZEL BÜRO ekibi olarak sesleniyoruz: !!! NE DERLERSE DESİNLER VATAN İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM !!!


ÖZEL BÜRO ekibi olarak sesleniyoruz:

Zarar görmemesi gereken milli değerimiz, fethedilmemesi gereken belki de son kalemiz, "dilimiz" için mücadele vereceğiz.

"KOMÜNIST" diyecekler.

Bizimle aynı dili konuşan, aynı kültürü yaşatan, aynı kaderi paylaşan kardeşlerimize el uzatacağız.

"FAŞIST" diyecekler.

Milletimizin şerefli tarihini öğreneceğiz, öğreteceğiz, sürdüreceğiz.

"ŞOVENIST" diyecekler.

Her türlü bağnazlığın, karanlığın, inanç sömürüsünün karşısında dikileceğiz.

"DIN DÜŞMANI" diyecekler.

Diğer uluslar ile ilişkilerimizde dilimizi, kültürümüzü özetle bizi biz yapan bütün öz değerlerimizi korumak isteyeceğiz.

"GERI KAFALI" diyecekler.

Ulusumuzu tehdit eden, iç ve dış kaynaklı bütün tehlikeleri sezeceğiz, açık edeceğiz, önlemek isteyeceğiz.

"PARANOYAK" diyecekler.

Milli sorunlarımızı çözmek için çalıştığımız için dosttan çok düşman edineceğiz.

“KAFATASÇI ve HAYALPEREST” diyecekler.

BILIYORUZ!

Bütün bu önyargılarla, karşı karşıya kalmayı göze alıyoruz ve VATANIMIZI SEVMEYE DEVAM EDIYORUZ!

BILIYORUZ!

Yine de söyleyeceğiz.

Susmadan, bıkmadan, yılmadan, umutsuzluğa kapılmadan SÖYLEYECEĞIZ.

Sadece söylemeyeceğiz. Sözümüzü inanarak, yaşayarak, çalışarak göstereceğiz.

O bize öğretti ki:

"Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır!" (M. K. ATATÜRK)

Varlığımız, Türk varlığına, armağan olsun.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.