Aylık arşivler: Mart 2016

MK ULTRA PROJESİ : Zihin Kontrolü ve Zihin Kontrol Operasyonları üzerine bir anı


Zihin Kontrolü gerçekten mümkün mü? sorusu konuya aşina olanların en çok merak ettikleri soruların başında geliyor. Bu sorunun cevabını net biçimde “evet” olarak verdikten sonra, doğal olarak bundan sonra gelecek “peki nasıl?” sorusunu da hızlı biçimde cevaplayalım. Çeşitli etkenlere bağlı bütünleşik bir sistem olarak çalışan beyne, dışarıdan yapılan elektromanyetik müdahalelerle..

Zihin Kontrolü

Beyin sürekli değişip, güncellenebilen, milyonlarca bilgiyi aynı anda işleme becerisine sahip yaşayan bir bilgisayar gibidir. Yapısını anlamak, kendimizi anlamaktır. Beyin pek çok biçimde bozulabilir ve bu bozukluk ruhsal hastalıklarla sonuçlanabilir. Dolayısıyla beyni oluşturan unsurları, nasıl çalıştığını, nasıl korunacağını, nasıl güncelleyip en az hasarla düzgün bir şekilde çalıştıracağımızı bilmek zorundayız.

Ancak beyin hala tam anlamıyla çözülemeyen bir organdır. Onu kontrol etmek aslında insanı kontrol etmek demektir. Prof. Dr. Selim Şeker beyni, “dışarıdan yapılabilecek elektromanyetik müdahalelerle yönlendirilebilecek, elektronik bir sistem olarak değerlendirmektedir.”

Beyin işlevlerini yerine getirirken pek çok etmene bağlı olarak çalışır. Dışarıdan gelen her türlü uyarım, beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesi bakımından oldukça önemlidir. İşte bu noktada da dışarıdan yapılan Elektromanyetik Dalga müdahaleleriyle beyni etkilemek yani zihin kontrolü mümkündür.

Zihin Kontrol Çalışmaları

Zihin kontrol konusunda elektrik dehası Tesla’dan itibaren pek çok çalışmalar yapılmıştır ve yapılmaya da devam etmektedir. Şeker, bu konuda yapılan çalışmaların eskilere dayandığının, ancak modern anlamda bilinen çalışmaların 2. Dünya Savaşında yenilen Almanya’nın bilim adamlarının Rusya ve ABD’ye götürülmeleriyle başladığını ifade etmektedir.

Zihin kontrol deneyleri konusunda günümüz çalışmalarının ilham kaynağı, çalışmalarını 1969 yılında kitabında yayınlayan İspanyol Dr. Jose Delgado’dur. Delgado yayınladığı kitabında; “Duygu ve ifadelerin elektronik olarak insan beynine nakledilmesi olanaklıdır ve insanların tek bir düğmeyle robotlar gibi kontrolü olanaklıdır” ifadesini kullanmaktadır. Delgado kafasındaki sistemi; “Yakin bir gelecekte insanların, insansız makinelerle bir radyo komünikasyon sistemi ve elektronik devre ile takviye edilmiş bir beyin aracılığı ile yönetilmesi mümkün olacaktır” şeklinde açıklamaktadır.

Zihinlere çok farklı biçimlerde müdahale etmek mümkündür. Yapılan çalışmalarda arenadaki bir boğa vücuduna yerleştirilen çipler vasıtasıyla beyninin öfke ve huzur merkezlerine elektrik verilmesi suretiyle, bir kumandanın tuşuna basılarak önce saldırgan daha sonra uysal bir hale sokulmuştur, ya da bir kedi, psiko-motor olarak adlandırılan gazlarla, beyninin korku bölgesinin aktif hale getirilmesi suretiyle bir fareden bile korkması sağlanmıştır.

Sonuç olarak, en basitinden bir savaş meydanında askerlere yapılabilecek bu ve benzeri müdahaleleri hayal etmek bile bu tarz çalışmaların önemini ve diğer devletler için doğuracağı riskleri ortaya koymaktadır.

Zihin Kontrolü üzerine bir anı

Bir arkadaşım zihin kontrol konusu üzerine yaptığımız sohbetimizin bir bölümünü kendi web sitesinde aşağıdaki biçimde nakletmişti. Aynen yayınlıyorum.

Kendisiyle yaptığımız sohbetlerden birinde, bize kendisinin kaleme aldığı Elektronik Harp ve Sinyal Savaşları isimli kitabından bahsediyordu. Kendisi bu kitap içerisindeki bir bölümde de konuya değinmiş. Kendisi kitabını yayınlayan Yayın evinin sahibi ile yaptığı bir sohbetinde de kendisine yayın evinin konuyla ilgili bazı kitapları bulunduğunu, bunları neden geliştirmediklerini ya da yeni kitaplar yayınlamadıklarını sormuş. Cevap oldukça ilginç aynen aktarıyoruz.

“Hocam, konuyla ilgili 2 farklı kitabımızı yayınladıktan sonra o kadar çok kendisine zihin kontrolü yapıldığına inanan kişiden telefon aldık ki inanamazsınız. Özellikle Zihin kontrolü yapıldığında ortaya çıkan biyolojik durumlarla ilgili bölümümüzü okuyan kişiler bizi arıyordu ve günler geçtikçe bunalmaya başladık. Bir gün yine telefon çaldı ve bir vatandaşımız yine kendisine zihin kontrolü yapıldığını düşünüyordu. Kendisini sabırla dinledik. Belirtilerden biri olan kaşınma hissinin olduğundan bahsetti. Peki nereniz kaşınıyor dedim ve kendisi de bacak arası bölgesinden bahsetti müthiş bir inançla. Peki dedim sizce size neden Zihin Kontrolü yapıyorlar sorusuna da kendince cevapları sıraladı. Mesleğiniz nedir dediğimde de cevabı Manavım idi. Sanırım kendisinde mantar enfeksiyonu vardı.”

Tabii ki kendisi naif yapısıyla o kişinin manav olmasından kaynaklanan bir durumu eleştirmiyor. Ancak konunun aslında karmaşık yapısını bilmesi itibarıyla bunun stratejik öneme haiz konularda yapılacak bir çalışma olduğuna dikkat çekiyordu.

Zihin kontrolü

İkinci anı da yine Bülent Keskin’e ait. Kendisi yine adı geçen kitabını kaleme aldığı bir anda, yanı başında çalışan eşine “acaba insanların oy verme alışkanlıkları zihin kontrolü ile değiştirilebilir mi?” diye soruyor ve eşinin cevabı “Bülent yine kuşkuculuğa başladın” şeklinde. Ancak daha sonraları konuyla ilgili çalışmalarını geliştirdiğinde ulaştığı bir kaynakta görüyor ki Rusya, bu çalışmalara Dünya’da Komünizm’i yaymak amacıyla başlamış

Zihin kontrolü beyinin çalışma yapısını anlamakla başlar. Kişinin yaydığı beyin dalgalarının analizi ile devam eder. Bu dalgaların analizi ise oldukça gelişmiş teknolojileri ve zamanı gerektirir. Ancak hala aklınızda kuşku varsa siz bize inanın. Zihin kontrolü üzerinde pek çok ülke çalışmaktadır ve özellikle deney ortamında başarılı sonuçlar elde edilmiştir.

Zihninizin kontrolünün sizde olduğu mutlu günler..

Reklamlar

MK ULTRA PROJECT : FBI and NSA outsource their harassment of Targeted Individuals and Watchlisted Individuals to private firms


The Privatization of Government-sponsored Cyber-stalking

(INTELLIHUB) — One of the reasons that the government is consistently “Chicken Littling” us with threats of extremism is money. Security is a multi-billion dollar revenue generator for the National Security Racketeering Network and Private Security Companies run by former ex-federal employees.

The operations of the private companies run the gamut from street-level tasking to tactical and offensive, weaponized-software deployment against innocent Americans. Now the U.S. has its own groups of militarized and federalized cyber-warriors. The most common groups are the FBI’s DITU — Data Intercept Technology Unit (run by an individual with a degree in law and psychology), the NSA of course, The NSA TAO (Tailored Access Operations), and Cyber-Command. Both the NSA and Cyber-Command are based at Fort Meade in Maryland.

Now there are a few private companies, think of Blackwater” on a cyber-level, which are also master’s of intrusion, hacking, identity theft, spoofing and 24/7 harassment of anyone who has been illegally and unconstitutionally watch-listed as a domestic threat. However NSA still has the budget, the tech-toys, the software and extra-judicial tactics which trump any of the subsequently mentioned private groups.

One of the companies which acts as a hired gun for the federal government (and thus has the luxury of operating without any oversight, is James Bimen and Associates, based in Fairfax, Virginia. This corporation is right down the street from several acronym agencies, has developed special tools for the FBI and is tasked to hack into computers and phones of watch-listed individuals (WLIs) and Targeted Individuals (TIs).

Another company which develops software being utilized for illegal cyber-intrusions, harassment and data-theft by the FBI & NSA was in part developed and sold by HT Srl (The HackingTeam) and Cicom – both based in Baltimore, Maryland. HackingTeam’s head office is located in Milan, Italy, and it is likely that Cicom is a HackingTeam front-company due to their shared location(s) and close association.

Now the HackingTeam has sold its software to oppressive regimes which commit human rights violations like North Sudan — where dissidents are harassed and killed.

This raises an important question. If it is illegal to sell weapons to authoritarian regimes like North Sudan, then why are U.S.-based companies allowed to sell weaponized software to governments which will use the technology to commit human rights violations, and just as importantly – why have certain factions within the U.S. Government deployed this same software against innocent Americans?

On the street level, private security companies are hiring ex-convicts to harass WLIs and TIs to perpetrate what is referred to as “Gang Stalking” on a street level. But what many people do not know is that the threats, harassment, theft and gaslighting also occur on a cyber-level.

So not only are Targeted Individuals and Watchlisted individuals harassed by finely-tuned Zersetzung operations on the street level, all of their communications and on-line privacy are also violated. This equates to 24/7 harassment.

Why are companies like James Bimen and Associates and HackingTeam allowed to launch vicious and illegal tactics against innocent American citizens? Who provides them with “top cover” to engage in this non-stop torturous activity against individuals who were never charged with any crimes, never had a chance to defend themselves, and never had a day in court?

Wake up people! Our tax dollars are spent funding the very entities which are supposed to be protecting us from external threats, versus deploying what equates to “weaponized software” and technology against innocent and unsuspecting Americans.

Due to lack of technological capability, the Stasi only operated on the street level. But now, here in the U.S.A. we are being subject to treatment which far exceeds what the Stasi perpetrated against the East German population, and we are facing this threat both on the virtual level and on the street.

As a side note, I blogged about James Bimen and Associates at the beginning of this year, and subsequent to that short thread, their website mysteriously disappeared from the internet.

The author of this article, who prefers to use the nom de plume “XKeyscore” in order to maintain his anonymity, is a Doctoral Candidate and multiglot with two Master’s Degrees and a Baccalaureate specializing in Middle Eastern Studies. He holds one Master’s Degree specializing in Intelligence and Counter-intelligence operations, and a second Master’s Degree in Security Studies. XKeyscore has studied under a United States intelligence agency analyst and now-retired, high ranking, American military officers. XKeyscore writes exclusively for Intellihub News & Politics. Read more articles by this author here.

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Öteki Gündem, Hipnoz ve Zihin Kontrolü, 13 Kasım 2014


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=yadKELugAYI&feature=share

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Targeted Individuals IX Electronic Warfare, Espionage, Mind Control


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=gUMaLjycViE&feature=youtu.be

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Gang Stalking – Targeted Individuals – Psychological Harassment


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=oZtfpqVxmzU&feature=youtu.be

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Öteki Gündem Programı – 29 Mart 2016 (Tek Parça)


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=y4hgeh-4p1c

PROGRAMIN KONULARI

-Sessiz silahlar ve terör
-İnternet ve siber savaş
-ABD Star wars projesi
-Küresel iklim değişikliği projesi
-Kitlesel Zihin kontrolü
-Burun tıkanması horlama,
-Genetik Silahlar
-Kısırlık, cinsel isteksizlik, gıdalarla nüfus planlaması
-Terörün geldiği nokta,
-Terör olayları
-Elektromanyetik silahlar,
-Mikroçipler nasıl silah olarak kullanılıyor,
-Havada uçaklarla kimyasal püskürtme
-Doğal afetler -HAARP- nasıl konrol ediliyor
-Yurt dışına gönderilen kanlar,
-Dronlarla, insansız uçak, kuş, sinekler nasıl silah olarak kullanılıyor,
-Genetiği değiştirilen virüsler sinekler,
-İlaçlardaki tuzaklar, antidepresanlar
-Arap baharı, terörün arkasındaki güçler
-PKK,PYD,IŞİD Türk ordusu mücadelesi,

Bu Haftaki konuk Ramazan KURTOĞLU anlattı…

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Cartoon Explains Microwave Mind Control and Targeted Individuals to Kids


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=TYulpc4r4xo

KİTAP TAVSİYESİ : Targeted Individuals, Project Paperclip and the Alien Agenda (İNGİLİZCE)


KİTABI SATIN ALMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

TARİH : Ateşin Keşfi nasıl oldu ???


Eski ef­sanelerde insanın ateşi gökten çaldığı söylenir. Ateşin “evcilleştirilmesi” yani bir kez ele geçirildikten sonra sürekli biçimde beslenerek canlı tutul­ması ilk insanlar için çok önemliydi. Kabilenin ateşini korumakla görevli ki­şi toplum içinde çok önemli ve ayrıcalıklı bir yere sahipti, zira ateşini yiti­ren bir kabile doğaya karşı savunmasız kalırdı.

Doğal olarak bunlar in­sanların henüz ateş yakmayı bilmediği ve ateşi çoğu zaman yıldırım düş­mesiyle tutuşmuş bir çalıdan alıp yaşadıkları yere özenle taşıdıktan sonra sürekli biçimde korumak zorunda oldukları çok erken dönem için söz ko­nusudur. Daha sonraları insanlar bu “mucizeyi” kendi elleriyle gerçekleş­tirmeyi de başardılar ve böylece yaşam bir ölçüde kolaylaştı.

Diğer yandan başlangıçta ateşin yakılması da oldukça güç bir işti. İlk kıvılcımı çıkarmak için insanların geliştirmiş olduğu tüm yöntemler temelde mekanik enerji­nin ısıya dönüştürülmesi ilkesine dayanıyordu. Burada kimyanın yanı sıra mineraloji de devreye girmektedir, zira ilk insanların ateş yakmakta kullan­dıkları iki tür mineralin bulunduğunu biliyoruz. Bunlardan biri ateş yakma­nın yanısıra alet yapımında da kullanılmış olan çakmaktaşıydı. Bu taş önce­leri tek başına da ateş yakmaya yarıyordu ama insanlar bir süre sonra bu­nun yanısıra metalik bir madde de kullandıkları zaman sonuca daha çabuk ve daha kolay yoldan varabildiklerini gördüler.

Çakmaktaşı ya da “ateştaşı” nı bugünkü adıyla pirit olarak tanıdığımız demir sülfürü içeren bir tür taşa sürterek istediği anda ateşe sahip olabilen ilkel insan bu nedenle ateştaşı­nı kutsallaştırmıştı. Kimya biliminin ateşle birlikte doğduğunu söyleyebili­riz. Onsekizinci yüzyılda yazılmış olan ve ateştaşları ile ateşin çeşitli kulla­nım biçimlerini konu alan Pyritologica adlı kitapta kimya sözcüğünün ateş anlamında kullanılmış olması ilgi çekicidir.

Taş Devrinde teknik amaçlarla kullanılan yöntemlere göz atacak olursak bunların o zamanki yaşam biçimi açısından neredeyse kusursuz olduğunu görürsünüz. Doğada bulunan malzeme ile yapılabilecek her şey yapılmakta ve bunların kullanımından öğrenilebilecek her şey öğrenilmek­teydi. O zamanlar insanlar güneş ve yıldızlarla fazla ilgilenmiyorlar, bunun yerine avda kullanabilecekleri çeşitli mekanik türde araç-gerecin geliştiril­mesine önem veriyorlardı.

Bu amaçla ellerindeki malzemeye kesmek, oy­mak, delmek, bağlamak ya da dikmek gibi yöntemlerle çeşitli biçimler ve­riyorlar ve bu yoldan ortaya çıkardıkları silahları sürekli daha hızlı, daha keskin, daha öldürücü kılmaya çalışıyorlardı. Bu uğraşların yanısıra yine aynı dönemde ortaya çıkan diğer bir önemli gelişme de çeşitli türlerdeki barınakların yapımının başlamış olmasıdır.

Bu dönemde insanların kendilerine bir takım kulübeler yapmaya başladık­larını düşünmemizin bir nedeni de bu kulübelerin iskeletini oluşturan ah­şap direkler için açıldığını sandığımız derin çukurların bulunmuş olması­dır.

Yine bu dönemde insanların ilk suya açılma girişimleri başlamıştı. Bu amaçla önceleri kütüklerin yanyana getirilip iplerle birbirine bağlanma­sından oluşan salların, daha sonra da kalın ağaç gövdelerinin içieri oyula­rak yapılan ilkel teknelerin kullanıldığını biliyoruz. Bir süre sonra bunların kenarlarının yükseltilmesiyle bugün bildiğimiz kayıklara daha çok benze­yen tekneler de ortaya çıkmıştır.

Önce bir tekne ve iki kürek yapmak, sonra bunu bir dümen ve yelkenle donatmak ve en sonunda da tüm bunları doğru biçim­de kullanmak için girişilen bu uğraşlardan sadece tüm incelikleriyle tekne yapımı değil, belli başlı bir bilim dalı olan denizcilik de doğmuştur. Bu iki sanatın başlangıcının ilk çağlara dayandığının bir kanıtı da ağaç kütükleri­ni oyarak yaptıkları ilkel teknelerle okyanusu aşan Polinezyalılardır.

Kaynak: J. D. Bernal- Modern Çağ Öncesi Fizik.

MK ULTRA PROJECT /// ROBERT DUNCON : No-Touch Torture Report


No-Touch Torture Report.pdf

KİTAP DEĞERLENDİRMESİ /// Yahudi Kültürü Çerçevesinde Platon Ö ğretisi İncelemesi : Tevratın Ruh’u Platon’da Can Bulursa


TEVRAT’IN “RUH”U PLATON’DA “CAN” BULURSA

GİRİŞ
Her ne kadar asimile olmamış ve asimile edilememiş diye tasvir edilse de hala diri olan Yahudi kültürü ile yeryüzünde varolagelmiş felsefi akımların karşılıklı olarak beslendikleri, birbirlerini etkiledikleri ve birbirlerinden etkilendikleri bir gerçektir. Makalede Platon’un Yahudi Kültüründen ne ölçüde yararlandığı açıklanmaya çalışılmıştır. Bu açıklama için Platon’un Devlet adlı eseri dahil olmak üzere, Platon öğretisini anlatan ve yorumlayan birçok kaynaktan faydalanılmıştır. Platon’u anlamak için onu yorumlayan kaynaklardansa öncelik Platon’dan bize kalan eserlere verilmiştir. Yahudi Kültürü ile ilgili bilgilere ise Yahudi öğretilerine yer veren Eski Ahit (Torah, Neviim, Ketuvim), Zohar gibi çeşitli eserler yardımıyla ulaşılmıştır. Ezoterik nitelikteki ve inisiyasyon yani aşırı disiplin ve kontrol altında tutma yoluyla bireylerin eğitimine dayalı Kabala öğretisine sıkça başvurulmuştur. Kabala öğretisi derin bilgileri içerir ve disiplin içinde sıkı denetim altında bu bilgileri öğretir. Zohar ise söz konusu öğretinin en önemli eserlerinden biridir. Kelime anlamı ihtişamdır. Tevrat’ın mistik yorumunu içerir. Makalede konuyu belirten, kelimelerin etimolojisini açıklayan, sonrasında söz konusu iki unsuru kısaca tanıtıp bir çerçeve çizen, konuyu desteklemek için tarihe dayandıran, Platon’a göre açıklayan, Yahudi öğretilerine göre açıklayan, ardından ilişkilendiren belli bir zincir vardır. Arada iki unsurun farklılıklarına değinilmiş olsa da Yahudi öğretilerinin Platon’a kaynak olduğunu göstermek üzere tek yönlü benzerlikler üzerinde durulmuştur.

TARİHİ DAYANAK
MÖ. 332’de Büyük İskender, Yahudilerin yerleşim alanları da dahil olmak üzere yeryüzünün büyük bir kısmına hakim olur. İskender askeri bir dehadır ve 33 yaşında ateşlenip ölmeden önce Asya ve Ortadoğu’nun neredeyse tümünü fetheder, bütün Pers İmparatorluğu’nu parçalar ve her yere Helen kültürünü götürür. Pers İmparatorluğu ve yanında Yisrael’in de işgali MÖ.312’ye denk gelmektedir. Yahudi kaynaklarına göre; kutsal yer Bet-Amikdaş’ı yıkmak isteyen İskender, bir Yahudi bilgeyi görünce derinden sarsılır ve yıkmaz. [Bu kısımdaki ‘derinden sarsılma’ mistik bir açıklamadır. Ama tarihin de defalarca şahit olduğu gibi, Yahudilerin ekonomi taşını oynamış olma ihtimali de vardır.] Ardından Büyük İskender; Yahudi yerleşimcilerin haklarını, dinlerini, kültürlerini muhafaza etmelerine karışmaz. Helen dünyasında pek benzeri olmasa da, Yahudiler 165 yıl belirgin olarak gelişirler. Bu kısa tarihi bilgi içeren kesitten varmak istediğim noktaya gelince, Yahudiler Helen kültürü tarafında asimile edilememişlerdir. Bununla da kalmayıp Yahudi kültürü devasa etki kapasitesiyle Yunan kültürünün karşısına dikilmiştir. Doğal olarak yunan kültürü ve düşünürleri İskender döneminin öncesinde başlayarak Yahudi öğretilerinden özellikle de Eski Ahit’ten etkilenmişler ve yararlanmışlardır. Her ne kadar bu etki bir tehdit olarak algılanıp İskender döneminde iki tarafı savaşa sürüklediyse de öğretilerin beslenip gelişmesini sağlamıştır. Hatta İskenderiyeli Yahudi filozof Philon Yahudi öğretilerini Yunan düşüncesi ile açıklamaya çalışmıştır.

TEVRAT’IN KISA BİR TANITIMI
Tevrat yazanlara göre, İnsan yeryüzünün tümüne egemen olsun diye yaratıldı. Rab onları verimli olsunlar, yeryüzünü doldursunlar ve denetim altına alsınlar diye erkek ve dişi olarak yarattı. Tanrı Adem’i Aden’de yarattığı bahçeye koydu. Bahçenin ortasında yaşam ağacı ile iyiyle kötüyü bilme ağacı vardı. Adem İbrani diline ‘iş’ diye geçmiştir. Kadın ise işten türeyip ‘işşa’ adını almaktadır. Kadın, erkekten türemiştir. Esas olan erkektir. Erkek yönetir karar verir. Kadın ise geri kalan işleri yapar. Platonda da bu böyledir. Kadına ve gelişimine verilen önem gelecek neslin güçlü, kuvvetli, sağlıklı olması içindir. Yani her iki öğretide de Kadın üreme göreviyle birebir tutulmuştur. Kadına kadın olduğu için değil, doğurma yetisinden dolayı önem atfedilmiştir.

KONUYA İLİŞKİN İBRANİ KELİMELERİN AÇIKLAMASI
Eski Ahit’in İbrani dilindeki halinde anlamları hakkında tam bir karara varılmamış ve ayrılıklar yaratmış olan birçok kelime vardır. Burada ele alınacak kelimelerden biri Nephes biri de Roah’dır. Bu kelimelerin anlamlandırılması konusunda en net açıklama Joel Green’de görülmektedir. Green’in açıklamasına göre “ Nephes”, ayrı bir cevher manasında ruh olarak kullanılsa da yaşam, kişi, nefes, insanın özü, benlik, istek gibi anlamlara da sahiptir. “Roah” kelimesi ise; rüzgar, nefes, idrak ve iradenin bulunduğu yer, tabiat, can gibi anlamlara sahip olsa da insanın yaşayan halini belirtmek için kullanılır. Fikir ayrılıklarına sebep olan bir diğer kelime ise Yunancadaki “psyche” dir. Bu kelimenin de içbenlik, yaşam ,kişi gibi birçok anlamı vardır.

PLATON KİMDİR?
Asıl adı Aristokles olan Platon, siyaset felsefesinin kurucusudur. İsa’dan önce 427-347 yılları arasında yaşadığı düşünülmektedir. En soylu ailelerden birine mensup olup her alanda kendini yetkinleştirme imkânına sahip olmuştur. Ona göre toplumsal sorunların çözümü felsefeyle mümkün olacaktır. Akabinde, yapılması gereken ise akıl yoluyla tümel olanı yani Varlık’ı, iyiyi, doğruyu kavramak ve yaşamı buna göre şekillendirmektir. Bu yolla siyaset, değişimden etkilenmeyecek ve idealara koşullu olacaktır.

TAHLİL
İdea, us yoluyla kavranabilecek en üst aşamadır. Değişmez, özdür. Bilen insanın dışında yer alır, onun haricinde varolan bir gerçekliktir. İdealizm ise gerçeğin özünü cisimler dünyasında değil, maddi olmayan dünyada arayan yaklaşımdır. Burada görüldüğü üzere Platon 2 evrenden bahsetmektedir ve tek örneği bu değildir.

Platonik yöntemde kişi bilgisizliğinin farkına varır. Böylece ruhun arındırılması ve usun harekete geçmesi için bir kapı aralanır. Us ile ruh İdea’ya yönlenir. İdeayı gören insan evrensel söylemin sahibi olur. Varlığın seyrine yani idealar alemine çıkan ussal insan geriye yeryüzü alemine inecektir. Akıl yeryüzüne dönünce, idealar evreninde gördüğü düzeni burada da kurup 2 evren arasındaki çelişkiyi ortadan kaldıracaktır. Bu yöntemde de gördüğümüz gibi Platon iki ayrı alemden bahsetmiştir.
Tevrat’a göre; Ruh, ölüm bedeni işlevsiz kıldığında dahi var olan kısımdır. İnsan varlığının maddesel olmayan tarafı yani özüdür. Tevrat’ta Ruh’ un işleyişine değinilen bölüm ilk kitap olan Tekvin ile başlar. Rab, topraktan Adem’i yaratıp burnuna hayat nefesi üflediğinde Adem can bulur. Buradaki can ruhtur. Tora bunu sistematik olarak tanımlamasa da haham öğretileri konu hakkındaki çeşitli fikirler sunmaktadır. Klasik haham öğretimine göre ruh: bireyin heyecan, arzu ve düşünce kısmını oluşturur.

Kabala öğretisinin Zohar kitabına göre ruhun 3 unsuru vardır. Nephesh: Ölebilir, hisseder, yaşar. Fiziksel ve psikolojik özüdür. Ruach: Akıl ve mantığı yönetir. İyi ile kötüyü ayırt eder. Neshamah: Ruhun en yüksek kısmıdır. İnsanı diğer canlılardan ayırır. Ve Neshamah, ölüm gerçekleştikten sonra Platon’un belirttiği idealar dünyasına yani kaynağa döner. Zohar’dan çözümlenen bu kısım Platon’u 3 kolda doğrular. Birincisi, 2 evrenden söz etmesi ve bu 2 evrende de baki olanın ruh oluşudur. İkincisi, Platon’un dediği gibi doğal olan ilk olan değil son olandır ve bu neticede de Neshemah, idealar dünyasına döner çünkü burası kaynağıdır. Üçüncüsü ise, Ruh’ un 3 unsuru ile ilgilidir. Bunu idea ile ruh ilişkisi kurarak açıklamak en iyisi olacaktır.

İdealar ile insan arasındaki bağlantıyı ruh sağlamaktadır. İnsan ruhu hayatının bir kısmında ideaları görür ve doğumla unutur. Evrendeki mutlak düalizm doğumda da kendini gösterir. Buna göre doğum hem unutuluş hem de anımsamanın başlangıcıdır. Bu durumda öğrenme aslında bildiklerini hatırlama eylemidir. Ruha gelince, Zohar’da anlatıldığı gibi Platon’ a göre de Ruh 3 ayrı bölümden oluşur. Nephesh ile bağdaşan ve maddi arzuların olduğu iştahsal bölüm, Ruach’ın karşılığı olan ve soylu arzuların yer aldığı yürekli bölüm, son olarak da Neshemah ile benzeşen ve insanın tanrısal tarafını oluşturan ussal bölüm.

Platon’un kanatlı araba mitosunda açıkça görülmektedir ki: Arabacı, akılsal kısım; Yağız ve kötü at, maddi istekler kısmı; beyaz at, ruhun yürekli kısmını simgeler. Şimdi bu simgeleme yöntemini derinlemesine inceleyelim. Öncelikle insan ruhunun 3 bölümden oluşması “ her insan ruha sahiptir dolayısıyla eşittir” düşüncesini baştan saf dışı bırakır çünkü bölümler arası baskınlık farkı eşitsizliğin garantisidir. Tüm bunlardan yola çıkarsak eşitsizlik ruha bağlı kılınmış dolayısıyla kalıtım ve soy ile ilişkilendirilip doğallaştırılmıştır. Soya dayalı üstünlük söylemlerine gerek Rab’ın kullarına verdiği sözlerde “senin soyundan sultanlar doğacak..” şeklinde gerekse kullarına verdiği cezalar ile Tevrat’ta da rastlamaktayız.
Nuh soyunda var olup Ariler ve İbraniler ‘de de devam eden ırkları dışında evlilik yapmama âdeti, Hindistan’ da kast sistemine dönüşmüştür. Bununla beraber Hitler’ in de temel hedeflerinden biri olan saf Alman ırkı hayali ile de bu ırk saflığı 2. Dünya Savaşı sonrası kilit bir konu olmuştur. Ek olarak, Platon’a göre reenkarne olup farklı bedenleri deneyimleyen ruh kendini çeşitlendirir. Yani her ruh melez ırktır.

Us’a gelince, tek kıstas olmasa da ideanın bilgisine ulaşmada ancak ussal kısmı baskın olanların meziyeti olacaktır. Bununla birlikte, us ruhun diğer bölümlerini denetim altına almalı ve nesneler dünyasının baştan çıkarıcılığına karşı koyup insan ruhunu kurtarmalıdır çünkü us, ruhun tanrısal kısmıdır. Kurtarabilirse ancak o kurtarabilir. Bir diğeri ise yürekli bölümdür. Soylu istekleri barındırır. İşte tam da bu nedenle beyaz at ile simgelenir ve içinde saflığı, ulaşılmazlığı barındırır. Aynı zamanda yetişkin bir beyaz at, asil ve saf beyaz annesinden kapkara bir tay olarak doğar. Acaba Platon bunu bilerek mi soylu istekleri beyaz at ile simgelemiştir diye bir soru sormak gerekir. Eğer öyleyse Soylu isteklerin öncesinde ya da arka planında ya da kaynağında karanlık, maddi, soylu olmayan birtakım unsurlar aramamız gerekir. Bu bilgilerin ışığında, atın rengi ata rağmen değişmiştir ama atlara at denmesinin ardındaki neden değişmemiştir. Açıkça belirtildiği gibi, soylu ya da maddi, değişmeyen şeyin istemek olduğudur. İstemek, ussun görevine yardımcı/engel iken her an görevin engeline/ yardımcısına dönüşebilir. Bu da her hâlükârda değişebilen bir şey olduğundan ötürü; usa, kutsala, Tanrısal olana dolayısıyla Tanrı’ya aykırıdır. Burada Yahudi öğretisinde sıkça karşılaşılan çilecilik benzeri eğitim öğretim metotları sözü devralır. Esas olan ruhtur. Ruh tanrısal kısmı olan us ile bedeni denetim altına almalı, yönlendirmelidir. Bunu gerçekleştirmek ise bedenin arzularına olabildiğince karşı gelmekten ve çeşitli yollarla iştahsal kısmı yani Nephesh’i terbiye etmekten geçer. Bu çeşitli yollar bir tür çilecilik ile sıkı denetimi, disiplinli çalışmayı, bedene eziyeti, her türlü açlıkla terbiyeyi, acıyı da beraberinde getirmelidir ki Nephesh Neshemah tarafından hâkimiyet altına alınabilsin.

Felsefenin merkezi Platon düşüncesine göre insandır. Burada Platon bir adım daha atar ve iyi bir siyasal örgütlenmeyi iyi bir insana bağlı kılarak, iyi toplumun özünü işaret eder. İyi toplum, iyi ahlakın yegâne şartıdır. Yani öncelikle iyi toplumun inşa edilmesi gerekir. Bunun için ise iyinin bilgisi lazımdır. Hocası Sokrates’in sessiz kaldığı bu noktada Platon devralır ve iyinin, iyi bir toplumun, iyi bir devletin bilgisinin peşine düşer. Devlet yapıtı ile tüm bunların birer örneğini sunar. Ütopyacı düşünceye kılavuzluk edecek bu tutum, ne olduğunu sorgularken, ne olması gerektiğini de ortaya koymaya çabalamaktadır. Burada sözü Tevrat’a vermek gerekir. Yaratılış kısmında yazılanlara göre, Nuh Tufanı’ndan sonra, dünyadaki insanların tümü için tek bir dil varmış. Herkes o dilin sözcükleriyle konuşurmuş. Bu insanlar tek bir halk olmuşlar. Kendilerine kent kurmak istemişler. Bir de göğe uzanan bir kule inşa edip ün salarak, yeryüzüne dağılmalarını engellemeyi amaç edinmişler. Rab bunu fark edince onların dillerini karıştırıp kentin yapımını durdurmuş ve onları yeryüzüne dağıtmış. Burada bir topluluğun gerçek bir toplum olup amacına ulaşması için; iyi bir iletişim sağlamak için tek bir dil, tek bir halk ve ortak bir amaca sahip olmak şart gösterilmiştir. Bu da Platon’un yukarıda açıklanan iyi toplum inşası ile örtüşmektedir.

Bir diğer benzerlik ise Platon’un Atlantis’i ile Tevrat’taki Nuh Tufan’ı öncesi anlatılan dünyanın arasında görülmektedir. Atlantis’in ilk krallarından olan Atlas Yapetos’un oğludur. Yapetos aslında Nuh’ un 3 oğlundan biri olan Yafet ile aynı kişi olabilir. Tevrat yorumcularına göre Avrupalıların ve Türklerin atasıdır. Efsaneye göre Hesperos, yıldızları astronom olan babası Atlas gibi gözlemleyebilmek için Atlas dağına tırmanmış, rüzgâr onu göğe yükseltmiş. Bu bakımdan da Tevrat’ta anlatılan Enok ile Hesperos benzerler.

Milattan sonraki dönemde, Platon felsefesi çağın dinsel görüşlerine daha uygun olduğu için öne çıkmıştır. Beklendiği gibi, Avrupa, Bizans ve hatta İslam aleminde din adamları Platoncu görüşlerin safında durmuşlardır.
Buna karşın, İbn-ü Rüşt gibi Aristotelesçi, metafiziktense fiziği yani mantığı öne çıkaran yaklaşımlar sergileyen düşünürleri sapkın saymışlardır. Aristotelesçi öğretinin özümsemesi olan Skolastik felsefeye ise din adamları tarafından yıllarca karşı koyulmuştur. Platon, hocası Sokrates ve sofistler gibi mutlak ve değişmeyen olanı elde etmek için çabalardı.

Platona göre gerçek bilginin kaynağı duyumlar dünyası olan dünyanın dışında, idealar dünyasındaydı ve Platon İdea kavramını bölünmez, değişmez, öncesiz ve sonrasız, kendi kendine eşit ve hep aynı kalan bilgi olarak ele almaktadır. İdeaları insan doğuştan biliyordu. İdeanın bilgisi, insanda eskiden varolduğuna göre bu mutlak bilgiyi öğrenmek, bilinen bir şeyi hatırlamaktır. İnsanoğlunun ölümsüz ruhu, beden değiştirerek Tanrı’ya ulaşmayı çabalıyordu. Bu ölümsüz ruhun aradığı mutlak ve değişmez doğrular ile ruh mutlaka bir yerlerde karşılaşmıştı ki işte bu yüzden idea insanda mutlak varolmaktaydı. Bu ruh, Tevrattaki Tanrı’nın kutsal ruhu ile aynıdır.

Bunu Tevrat’ta geçen bir olayla açıklamak için Samson’un başına gelenlere bakmak gerekir. Çok güçlü bir aslan Samson’a saldırdığında ve Filistinliler Samson’u esir aldığında, Tanrı’nın kutsal ruhunun gücü ile kurtulabilmiştir. Bu kutsal ruhun yani ölümsüz ruhun mahiyeti Yaratılış’ın ilk cümlelerinden itibaren kendini göstermeye başlamıştır: “ Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı’nın ruhu suların üzerinde hareket ediyordu. Tanrı ‘Işık olsun’ dedi ışık oldu…”(Tevrat, Yaratılış syf:1)

SONUÇ
Neticede, Yahudi öğretileri ile Platon’un felsefesi arasındaki benzerlikler açıkça belirtilmiştir. Bu benzerlikler bu kadarla sınırlı değildir. Makalede konuyu sınırlı tutma kaygısı, söz konusu dönem dersinde öğrenilen bilgileri kullanmaktır. Konu bu şekilde sınırlı tutularak derinlemesine inceleme fırsatı yakalanmıştır.

Beyza ALABAY
KAYNAKÇA:

KİTAP:
Tevrat: Tora, Neviim, Ketuvim
Devlet-Platon
Zohar-Kabala Öğretisi
Sokrates’ten Jakobenlere Batı’da Siyasal Düşünceler. Sokrates’ten Jakobenlere Yazar: Mehmet Ali Ağaoğulları. Yayınevi : İletişim Yayıncılık.

İNTERNET ADRESİ:
http://www.hermetics.org/atlan-3.html
http://www.historicalsense.com/Archive/Platon1_2.htm
http://www.metinbal.net/metin_yayinlar/Plotinus_yeni_platonculuk_platonizm_mistisizm_Metin_Bal.htm
http://blog.kavrakoglu.com/tag/platon/
http://www.hermetics.org/atlan-2.html

TEKNİK TAKİP DOSYASI : U.S. Government Phone Surveillance Programs (İNGİLİZCE)


NSA Phone Tapping

In the midst of Congress looking into the U.S. Government surveillance programs, the intelligence agencies ironically declassified multiple documents to offer insight into exactly what they were doing.

Based on the fact that leaker Edward Snowden blew the whistle on the information, they felt to be more transparent with the public, they would release the following information.

U.S. Court Rulings

pdf.gifFederal Judge Ruling, 12/13/2013, that the NSA spying on domestic phone records is “unconstitutional” [68 Pages, 2.94MB]

Department of Defense – Inspector General

pdf.gifRequirements for the TRAILBLAZER and THINTHREAD Systems[165 Pages, 13.6MB] – This is the official DOD/IG Investigation into the TRAILBLAZER and THINTHREAD programs.

Federal Bureau of Investigation (FBI)

pdf.gifSurveillance Warrants submited to FISA by the FBI in 2001 [5 Pages, 1.63MB] – FBI will not accept these requests due to the fact that each warrant is in an individual file, and requires consent under the Privacy Acts. They are not centralized file in one location, or available as requested.

pdf.gifElectronic Surveillance at the Department of Justice, 1966-1967 File 62-HQ-318 [735 Pages, 33.7 MB](Source: GovernmentAttic.org)

pdf.gifUltrasonic Listening Devices / Wiretapping, 1945 – 1989 File 80-HQ-760 [1,076 Pages, 61.87 MB] (Source:GovernmentAttic.org)

National Security Agency (NSA)

pdf.gifOrder for Business Records Collection Under the USA PATRIOT Act, Foreign Intelligence Surveillance Court [17 Pages, 5.64 MB]

pdf.gifDeclassified FISA court documents on intelligence collection, 2008-2009 [379 Pages, 25.28MB] – Director of National Intelligence James Clapper declassified documents about intelligence collection under Section 501 of the Foreign Intelligence Surveillance Act on Sept. 10, 2013.

pdf.gif2009 Report on the NSA Bulk Collection Program for USA PATRIOT Act Reauthorization [7 Pages, 3.78 MB]

pdf.gif2011 Report on the NSA Bulk Collection Program for USA PATRIOT Act Reauthorizations Report Collection[9 Pages, 4.33 MB]

pdf.gifFTC Complaints Regarding NSA and Telecom Cooperation for Surveillance, 2013 [30 Pages, 5.21 MB]

pdf.gifOverview of Constitutional Challenges to NSA Collection Activities and Recent Developments, April 1, 2014 [20 Pages, 0.4MB] – Beginning in the summer of 2013, media reports of foreign intelligence activities conducted by the National Security Agency (NSA) have been widely published. The reports have focused on two main NSA collection activities approved by the Foreign Intelligence Surveillance Court (FISC) established under the Foreign Intelligence Surveillance Act (FISA) of 1978. The first is the bulk collection of telephony metadata for domestic and international telephone calls. The second involves the interception of Internet-based communications and is targeted at foreigners who are not within the United States, but may also inadvertently acquire the communications of U.S. persons. As public awareness of these programs grew, questions about the constitutionality of these programs were increasingly raised by Members of Congress and others. This report provides a brief overview of these two programs and the various constitutional challenges that have arisen in judicial forums with respect to each.

Office of the Director of National Intelligence (ODNI)

pdf.gifRemarks as delivered by James R. Clapper, Director of National Intelligence at an Open Hearing on Foreign Intelligence Surveillance Authorities, 9/26/13 [4 Pages, 0.2 MB]

08/6/2014 Release

Following a declassification review by the Executive Branch, the Department of Justice released on August 6, 2014, in redacted form, 38 documents relating to the now-discontinued NSA program to collect bulk electronic communications metadata pursuant to Section 402 of the FISA (“PRTT provision”). These documents are also responsive to a Freedom of Information Act request by the Electronic Privacy Information Center.

Under the program NSA was permitted to collect certain electronic communications metadata such as the “to,” “from,” and “cc” lines of an email and the email’s time and date. This collection was done only after the Foreign Intelligence Surveillance Court approved the government’s applications, and pursuant to court order generally lasting 90 days. NSA was not permitted to collect the content of any electronic communications. Like NSA’s bulk telephony metadata program under FISA section 501, this program was subject to several restrictions approved by the FISC, such as:

  • The information could be used only for counterterrorism purposes.
  • The information had to be stored in secure databases.
  • The databases could be queried using an identifier such as an email address only when an analyst had a reasonable and articulable suspicion that the email address was associated with certain specified foreign terrorist organizations that were the subject of FBI counterterrorism investigations. The basis for that suspicion had to be documented in writing and approved by a limited number of designated approving officials identified in the Court’s Order. Moreover, if an identifier was reasonably believed to be used by a United States person, NSA’s Office of General Counsel would also review the determination to ensure that the suspected association was not based solely on First Amendment-protected activities.
  • NSA was required to destroy the bulk metadata after a set period of time.

The information released on August 6, 2014, together with documents previously released, demonstrates the extent to which the IC sought and received FISC approval to collect electronic communications metadata under the PRTT provision, the oversight regime of internal checks over the program, and that Congress was kept fully apprised of the status of NSA’s electronic metadata collection. The documents released include several associated with government applications and FISC orders authorizing the collection of metadata under the PRTT program. Other documents included in this release include the report of an end-to-end review of the PRTT program undertaken by the Executive Branch, DOJ’s letter to the FISC seeking clarification on the FISC’s authorization to collect metadata, and correspondence from the NSA Inspector General.

After the 2009 discovery of certain compliance issues associated with NSA’s electronic communications and telephony bulk metadata collection programs, the Government took measures to strengthen compliance and oversight.

As previously stated, this Internet communications metadata bulk collection program has been discontinued. The Intelligence Community regularly assesses the continuing operational value of all of its collection programs. In 2011, the Director of NSA called for an examination of this program to assess its continuing value as a unique source of foreign intelligence information. This examination revealed that the program was no longer meeting NSA’s operational expectations. Accordingly, after careful deliberation, the Government discontinued the program, and the metadata collected pursuant to this program has been purged.

In addition, the DOJ also released four documents that do not directly relate to bulk collection under the PRTT provision but are responsive to EPIC’s FOIA request. Like the documents relating to the bulk collection, these documents demonstrate the FISC’s judicial oversight of PRTT collection under the FISA.

Office of the Director of National Intelligence Public Affairs Office

Judicial Oversight

pdf.gif FISC Opinion and Order

pdf.gif FISC Primary Order


pdf.gif FISC Primary Order


pdf.gif FISC Order and Supplemental Order


pdf.gif FISC Supplemental Order


pdf.gif FISC Primary Order


pdf.gif FISC Memorandum Opinion Granting in Part and Denying in Part Application to Reinitiate, in Expanded Form, Pen Register/Trap and Trace Authorization


pdf.gif Declaration of NSA Chief, Special FISA Oversight and Processing, Oversight and Compliance, Signals Intelligence Directorate, the National Security Agency


pdf.gif Government’s Response to the FISC’s Supplemental Order


pdf.gif Declaration of NSA Chief, Special FISA Oversight and Processing, Oversight and Compliance, Signals Intelligence Directorate, the National Security Agency


pdf.gif Supplemental Declaration of Chief, Special FISA Oversight and Processing, Oversight and Compliance, Signals Intelligence Directorate, the National Security Agency

pdf.gif Government’s Response to the FISC’s Supplemental Order Requesting a Corrective Declaration


pdf.gif Government’s Response to a FISC Order


pdf.gif Declaration of Lieutenant General Keith B. Alexander, U.S. Army, Director, NSA, Concerning NSA’s Compliance with a FISC Order


pdf.gif Preliminary Notice of Potential Compliance Incident


pdf.gif Notice of Filing

pdf.gif Government’s Application for Use of Pen Register/Trap and Trace Devices for Foreign Intelligence Purposes


pdf.gif Memorandum of Law and Fact in Support of Application for Pen Registers and Trap and Trace Devices for Foreign Intelligence Purposes

pdf.gif Declaration of General Keith B. Alexander, U.S. Army, Director, NSA, in Support of Pen Register/Trap and Trace Application


pdf.gif Exhibit D in Support of Pen Register/Trap and Trace Application


pdf.gif First Letter in Response to FISC Questions Concerning NSA bulk Metadata Collection Using Pen Register/Trap and Trace Devices


pdf.gif Second Letter in Response to FISC Questions concerning NSA bulk Metadata Collection Using Pen Register/Trap and Trace Devices


pdf.gif Third Letter in Response to FISC Questions Concerning NSA Bulk Metadata Collection Using Pen Register/Trap and Trace Devices

pdf.gif Application for Pen Register/Trap and Trace Devices for Foreign Intelligence Purposes

pdf.gif Memorandum of Law and Fact in Support of Application for Pen Registers and Trap and Trace Devices for Foreign Intelligence Purposes


pdf.gif Declaration of General Michael V. Hayden, U.S Air Force, Director, NSA, in Support of Pen Register/Trap and Trace Application


pdf.gif Application for Use of Pen Register/Trap and Trace Devices for Foreign Intelligence Purposes


pdf.gif Declaration of NSA Chief, Special FISA Oversight and Processing, Oversight and Compliance, Signals Intelligence Directorate


pdf.gif Declaration Lieutenant General Keith B. Alexander, U.S. Army, Director, NSA, Concerning NSA’s Implementation of Authority to Collect Certain Metadata


pdf.gif NSA’s Pen Register Trap and Trace FISA Review Report


pdf.gif DOJ Report to the FISC NSA’s Program to Collect Metadata


pdf.gif Government’s First Letter to Judge Bates to Confirm Understanding of Issues Relating to the FISC’s Authorization to Collect Metadata


pdf.gif Government’s Second Letter to Judge Bates to Confirm Understanding of Issues Relating to the FISC’s Authorization to Collect Metadata


pdf.gif Tab 1 Declaration of NSA Chief, Special Oversight and Processing, Oversight and Compliance, Signals Intelligence


pdf.gif Verified Memorandum of Law in Response to FISC Supplemental Order

pdf.gif Memorandum of Law in Response to FISC Order

Congressional Oversight

pdf.gif Government’s Motion to Unseal FISC Documents in Order to Brief Congressional Intelligence and Judiciary Committees

pdf.gif Order Granting the Government’s Motion to Unseal FISC Documents in Order to Brief Congressional Intelligence and Judiciary Committees

pdf.gif April 27, 2005 Testimony of the Attorney General and Director, FBI Before the Senate Select Committee on Intelligence

Internal Oversight

pdf.gif NSA IG Memo Announcing its Audit of NSA’s Controls to Comply with the FISA Court’s Order Regarding Pen Register/Trap and Trace Devices

pdf.gif NSA IG Memo Suspending its Audit of NSA after the NSA’s PRTT Metadata Program Expired

BİLİM DOSYASI : Solucan Delikleri ve Zaman Yolculuğu


Zamanın doğasına ilişkin görüşlerimizin yıllar içinde nasıl değiştiğini gördük. XX. yüzyıla kadar insanlar mutlak zamana inanıyordu. Yani, her olay “zaman” denilen bir sayıyla benzersiz bir şekilde tanımlanabilmeli ve doğru çalışan bütün saatler iki olay arasındaki zaman aralığı konusunda örtüşmeliydi. Ancak, ışık hızının nasıl hareket ederse etsin her gözlemciye göre aynı olduğunun keşfi, görelilik kuramım ortaya çıkardı ve tek mutlak zaman düşüncesinin terk edilmesine yol açtı. Olayların zamanları tek şekilde tanımlanamazdı. Bunun yerine, her gözlemci yanındaki saatin kaydettiği zaman ölçüsüne sahip olabilirdi ve farklı gözlemcilerin taşıdığı saatlerin örtüşmesi gerekmiyordu. Böylece zaman, onu ölçen gözlemciye göre daha kişisel bir kavrama dönüştü. Ancak zaman hâlâ dümdüz uzanan, üzerinde sadece ileriye ya da geriye doğru hareket edebileceğimiz bir tren yolu gibi ele alınıyor. Ya tren yolunun kavşakları ve kolları varsa; tren ileri doğru gitmeyi sürdürürken bir süre önce geçmiş olduğu istasyona geri dönmez mi? Bir başka deyişle geçmişe ya da geleceğe yolculuk yapmak mümkün mü? H. G. Wells, sayısız bilimkurgu yazarı gibi, Zaman Makinesi kitabında bu olasılıktan araştırdı. Yine de bu konu, bilimkurgunun pek çok düşüncesi gibi tıpkı denizaltılar ve aya yolculuk gibi bilimsel gerçeğin konusu oldu. Öyleyse, zaman yolculuğunun olasılıkları nelerdir?

Geleceğe yolculuk yapmak mümkündür. Yani görelilik, bizi zamanda ileriye sıçratacak bir zaman makinesi yaratmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Zaman makinesinin içine girersiniz, beklersiniz, dışarı çıkarsınız ve Dünya’da geçen zamanın, sizin makinede geçirdiğiniz zamandan çok daha fazla olduğunu görürsünüz. Günümüzde bunu yapabilecek teknolojiye sahip değiliz, ancak bu sadece bir mühendislik sorunu; biz yapılabileceğini biliyoruz. Böyle bir makine yapmanın yöntemlerinden biri,t artıştığımız ikizler paradoksundaki durumu geliştirmektir. Bu yöntemde, siz zaman makinesinin içinde otururken, makine uzaya fırlar, ışık hızına yakın bir ivme kazanır, (zamanda ne kadar ileri gitmeyi istediğinize bağlı olarak) bir süre böyle devam eder ve sonra geri döner. Zaman makinesinin aynı zamanda uzay gemisi olması sizi şaşırtmamalı, çünkü görelilik kuramına göre zaman ve uzay bağlantılıdır. Her durumda, size göre bütün bu süreç içinde bulunacağınız tek “yer” makinenin içi olacaktır. Makineden dışarı çıktığınızda, Dünya’da geçen zaman, sizin için geçen zamandan çok daha uzun olacaktır. Geleceğe yolculuk yaptık. Ancak geçmişe gidebilir miyiz? Zamanda geriye yolculuk yapmak için gerekli olan koşulları yaratabilir miyiz?

Fizik yasalarının zamanda geriye yolculuk yapılmasına gerçekten izin verebileceğiyle ilgili ilk işaret 1949’da, Kurt Gödel, Einstein’ın denklemlerine yeni bir çözüm keşfettiğinde geldi; genel görelilik kuramı yeni bir uzay-zamanı olanaklı kılıyordu. Pek çok farklı matematiksel evren modeli Einstein’ın denklemlerini doğrular, ama bu, modellerin içinde yaşadığımız evrene benzeyeceği anlamına gelmez. Örneğin o evrenlerin ilksel ya da sınır koşulları farklı olabilir. Bu modeller, evrenimize benziyor mu benzemiyor mu karar vermek için fiziksel kestirimlere bakmamız gerekir.

Gödel, bütün doğru hesaplamaların doğruluğunun kanıtlanamayacağını kanıtlamasıyla ünlü bir matematikçidir; kendinizi aritmetik gibi önceden belirlenmiş bir alandaki bütün doğru hesaplamaları kanıtlamakla şuurlaşanız bile, bunu yapamazsınız. Belirsizlik ilkesi gibi, Gödel’in eksiklik kuramı, evreni anlama ve tahminlerde bulunma yeteneğimize belki de temel bir sınır getirdi. Gödel, daha sonraki yıllan Einstein’la birlikte Princeton’daki Yüksek Araştırma Enstitüsü’nde geçirdiği için genel görelilik kuramını muhtemelen biliyordu. Gödel’in uzay-zamanının tuhaf özelliği, bütün evrenin dönmekte olmasıydı.

Bütün evrenin dönmekte olduğunu söylemek ne anlama geliyor? Bir şeyin etrafında dönmek, sabit bir referans noktasının varlığını gerektirmiyor mu? “Neye göre dönmek?” diye sorabiliriz. Yanıt biraz teknik olacak, ama aslında uzak bir madde, küçük topaçların ya da cayroskopların evrende işaret ettiği noktaya göre dönmektedir. Gödel’in uzay-zamanında bunun matematiksel yan etkisi şöyledir: Dünya’dan çok uzaklara yolculuk edip geri geldiğinizde, yola çıktığınız zamanın öncesine dönmeniz mümkündür.

Genel görelilik kuramında zaman yolculuğuna yer olmadığını düşünen Einstein, denklemlerinin böyle bir olasılık taşıdığım öğrenince gerçekten çok üzüldü. Gözlemlerimize göre evrenimiz dönmediğinden ya da en azından döndüğü fark edilmediğinden ne Gödel’in bulguları, içinde yaşadığımız evrene uyuyordu ne de Gödel’in evreni bizimki gibi genişliyordu. Ancak bundan sonra, Einstein’ın görelilik kuramını araştıran bilimciler, genel göreliliğin olası saydığı diğer uzay-zamanların geçmişe yolculuğa izin verdiğini buldular. Oysa mikrodalga fonunun ve bol bol bulunan hidrojen ve helyum gibi elementlerin gözlenmesi ilk evrenin, bu modellerin zaman yolculuğu için öngördüğü eğriliğe sahip olmadığını gösteriyor. Eğer sınırsızlık önermesi doğruysa, aynı sonuç kuramsal alan için de geçerli. Öyleyse sorumuz şu: Eğer evren, zaman yolculuğunun gerektirdiği eğriliğe sahip olmadan başladıysa, uzay-zamanı zaman yolculuğuna izin verecek şekilde sonradan eğriltebilir miyiz?

Yine, zaman ve uzay bağlantılı olduğundan, zamanda geriye yolculuk sorusunun, ışıktan hızlı yolculuk yapabilir miyiz, sorusuyla yakından bağlantılı olması sizi şaşırtmamalı. Zaman yolculuğunun ışıktan hızlı yol almayı gerektirdiğini görmek kolay; yolculuğun son bölümünde zamanda geri gitmekle, bütün yolculuğu dilediğinizce kısa bir zamanda yapabilir, sınırsız bir hızda yolculuk yapabilirsiniz! Ancak, daha sonra göreceğimiz gibi, bu durum tersine de işler; sınırsız bir hızda yolculuk yapabiliyorsanız,
zamanda geriye de gidebilirsiniz. Biri olmadan diğeri mümkün değildir.

Işıktan daha hızlı yolculuk yapma konusu, daha çok bilimkurgu yazarlarını ilgilendiren bir sorundur. Göreliliğe göre onların sorunu şu: en yakındaki yıldıza, yaklaşık dört ışık yılı uzaklıktaki Proksima Erboğa’ya bir uzay gemisi gönderdiğimizde, yolcuların geri dönüp, neler bulduklarını anlatmaları için en azından sekiz yıl beklenmesi gerekecektir. Galaksimizin merkezine bir araştırma yolculuğuna çıkılırsa, geri dönmemiz en azından
yüz bin yıl kadar sürecektir. Bu, galaksi içindeki bir savaş üzerine yazmaya hiç de uygun bir durum değil! Yine de, daha önce tartıştığımız ikizler paradoksu uyarınca görelilik kuramının bir tesellisi var: Uzay yolcuları için yolculuğun, Dünya’da kalanlara göre çok daha kısa olması mümkündür. Ancak uzay yolculuğundan birkaç yıl yaşlanmış olarak dönüp, arkada bıraktığınız herkesin binlerce yıl önce ölmüş olduğunu görmek pek keyifli olmayabilir. Yani bilimkurgu yazarları, öykülerindeki insanların yararına, bir gün ışıktan hızlı nasıl yolculuk yapacağımızı düşünmek zorundaydılar. Bu yazarların çoğu, genel görelilik kuramına göre eğer ışıktan hızlı yolculuk yapabilirseniz, zamanda geriye de yolculuk yapabilirsiniz gerçeğini anlamış görünmüyorlar. Tıpkı aşağıdaki şiir gibi:

Wight’in genç leydisi
Işıktan hızlı gidebilirdi.
Bir gün gitti
Ama farklı bir yoldan.
Ve gitmeden önceki gece geri döndü.

Bu bağlantının anahtarı şudur: Görelilik kuramına göre bütün gözlemcilerin üzerinde birleştiği tek zaman olmadığı gibi, belli koşullar altında, gözlemcilerin olayın sistemi konusunda da fikir birliğine varmaları gerekmez. Özellikle, eğer A ve B olayı, uzayda çok uzaktaysa ve roketin A’dan B’ye ulaşmak için ışıktan hızlı gitmesi gerekiyorsa, hızları farklı olan iki gözlemci, A olayı B olayından önce mi oldu, yoksa B olayı A olayından önce mi oldu konusunda anlaşamazlar. Diyelim ki, A olayı 2012 Olimpiyatları’nda yüz metre koşusunun finali olsun, B olayı da Proksima Erboğa Kongresi’nin 100 004. açılışı olsun. B olayı bir yıl sonra, dünya zamanıyla 2013’te gerçekleşecek diyelim. Dünya ve Proksima Erboğa arasındaki mesafe yaklaşık dört ışık yılı olduğuna göre, bu iki olay yukarıdaki kriterleri doğrular: A olayı B’den önce olmasına rağmen, A’dan B’ye ulaşmak için ışıktan hızlı gitmeniz gerekmektedir. Bu durumda, Proksima Erboğa’dan bir gözlemci için dünyadan neredeyse ışık hızında uzaklaşmak, olayların oluş düzenini değiştirecektir; B olayı, A olayından önce gerçekleşiyormuş gibi görünecektir. Bu gözlemci, B olayından A olayına ulaşmak için ışıktan hızlı yol alınabildiğinde, bunun mümkün olduğunu söyleyecektir. Aslında, gerçekten hızlı gidebilirseniz, yarışlardan önce dünyaya geri dönüp, kimin kazandığını bileceğinizden bahis oynayabilirsiniz!

Işık hızı sınırını aşmada bir sorun var. Görelilik kuramına göre, uzay gemisi gitgide ışık hızına yaklaşırken, roket gücünün ivme kazanması gerekir. Bununla ilgili deneysel bir kanıtımız var; uzay gemisiyle değil ama Fermilab’da ya da Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (Conseil Europeen pour la Recherche Nucleaire- CERN) bulunan temel parçacık hızlandırıcılarıyla bu deney yapıldı. Parçacıkları ışık hızının yüzde 99,99’u oranında ivmelendirebiliyoruz, ancak ne kadar güç kullanırsak kullanalım, ışık hızı sınırını aşmalarını sağlayamıyoruz. Aynı durum uzay gemileri için de geçerli; ne kadar çok roket gücüne sahip olurlarsa olsunlar, ışık hızını aşacak kadar ivme kazanamıyorlar. Zamanda geriye yolculuk ancak ışıktan hızlı bir yolculukla mümkün olabileceğinden, hem hızlı uzay yolculuğunu, hem de zamanda geriye yolculuğu olasılık dışı saymalıyız belki de.

Oysa mümkün olan bir yol var. Uzay-zamanı bükebilirsek, A ve B arasında kestirme bir yol oluşabilir. Bunu yapmanın yollarından biri A ve B arasında bir solucan deliği yaratmaktır. Adından anlaşılacağı gibi solucan deliği, birbirinden uzak hemen hemen düz iki alam birbirine bağlayabilen ince bir uzay-zaman tünelidir. Bu durum, bir şekilde yüksek bir dağın eteğinde olmaya benzer. Diğer tarafa geçmek için normalde yüksek dağ sırtını tırmanır, soma tekrar aşağı inersiniz; ancak dağı yatay olarak kesen dev bir solucan deliği varsa bunu yapmanıza gerek kalmaz. Güneş sistemimizin çevresinden Proksima Erboğa’ya uzanan bir solucan deliği olduğunu ya da yaratıldığını hayal edebilirsiniz. Normal uzayda Dünya ile Proksima Erboğa arasındaki uzaklık yirmi milyon kere milyonken, solucan deliğinin içindeki mesafe sadece birkaç milyon kilometre olacaktır. Yüz metre yarışlarının sonucunu aldıktan sonra, Kongre’nin açılışına yetişmek için bir sürü zamanımız kalacaktır. Ancak Dünya’ya doğru yol alan gözlemci, Proksima Erboğa’daki Kongre açılışından soma yarışlar başlamadan Dünya’ya dönmek için bir başka solucan deliği daha bulabilmelidir. Yani solucan delikleri, ışıktan hızlı herhangi bir yolculuk gibi, geçmişe yolculuk yapmanızı da mümkün kılar.

Uzay-zamanın farklı bölgeleri arasında uzanan solucan delikleri, bilimkurgu yazarlarının icadı değildir; çok saygıdeğer bir kaynağı vardır. 1935’te Einstein ve Nathan Rosen, genel görelilik kuramının onların köprü dedikleri bizim bugün solucan deliği dediğimiz- durumu olanaklı kıldığını anlatan bir makale yazdılar. Einstein-Rosen köprüleri, bir uzay gemisinin geçebileceği kadar dayanamadılar; uzay gemisi bir tekilliğe çarparken solucan deliği de kapandı. Yine de, gelişmiş bir uygarlığın solucan deliklerini açık tutabileceği ileri sürüldü. Bunu yapabilmek ya da uzayzamanı, zaman yolculuğuna izin verecek şekilde bükmek için uzay-zamanda, bir semerin yüzeyi gibi karşıt bir eğrilmeye gerek duyulurdu. Pozitif enerji yoğunluğuna sahip sıradan bir madde, uzay-zamanı pozitif bir şekilde eğriltir, tıpkı bir kürenin yüzeyi gibi. Öyleyse, uzay-zamanı geçmişe yolculuk yapılmasına izin verecek şekilde bükmek için negatif enerji yoğunluğuna sahip bir maddeye ihtiyaç vardır.

Negatif enerji yoğunluğuna sahip olmak ne demek? Enerji biraz paraya benzer; eğer paranızın pozitif bir dengesi varsa, farklı biçimlerde dağıtabilirsiniz; oysa bir yüzyıl önce geçerli klasik yasalara göre, hesabınızdan fazla para çekemezdiniz. Yani bu klasik yasalar negatif enerji yoğunluğunu, dolayısıyla da zamanda geriye yolculuk olasılığını göz önüne almıyordu. Yine de, önceki bölümlerde anlatıldığı gibi, klasik yasaların yerini, belirsizlik ilkesine dayanan kuvantum yasaları aldı. Kuvantum yasaları daha liberaldir ve bakiye toplamının pozitif olmasını sağlamanız için bir ya da iki hesaptan fazla para çekmenize izin verir. Başka bir deyişle, kuvantum kuramı enerji yoğunluğunun bazı yerlerde negatif olmasına izin verir; bunu diğer yerlerde pozitif enerji oluşturmak için yapar ki böylece toplam enerji pozitif kalsın. Böylece, hem uzay-zamanın bükülebileceğine, hem de zaman yolculuğuna izin verecek şekilde eğrilebileceğine inanmak için bir nedenimiz var.

Feynman’ın çoklu geçmiş fikrine göre, zamanda geçmişe yolculuk, tek parçacıklar ölçüsünde meydana gelir. Feynman’ın yönteminde, zamanda ileri doğru giden sıradan bir parçacık, zamanda geriye doğru hareket eden karşıt parçacığa eşittir. Onun matematiğinde bir parçacık-karşıt parçacık çiftinin birlikte yaratıldığını ve birbirlerini yok ederek, uzay-zamanda kapalı bir devrede hareket eden tek bir parçacık gibi davrandığını görürsünüz. Bunu görmek için, bu süreci önce geleneksel yoldan hayal edelim. Belli bir zamanda diyelim ki A zamanında-bir parçacık ve karşıt parçacık yaratıldı. İkisi de zamanda ileriye doğru hareket ediyor. Sonra, ileriki bir zamanda, diyelim ki B zamanında ikisi birbirini etkiledi ve birbirlerini yok etti. A’dan önce ve B’den sonra iki parçacık da mevcut değil. Feynman’a göre bu duruma farklı bakabilirsiniz. A zamanında tek parçacık yaratıldı. Bu parçacık zamanda ileriye, B zamanına doğru ilerledi, sonra tekrar A zamanına döndü. Parçacığın ve karşıt parçacığın zamanda birlikte ileriye doğru hareket etmeleri yerine, Adan B’ye uzanan bir kapalı devrede hareket eden tek bir nesne vardır. Bu nesne zamanda ileriye doğru (Adan B’ye) hareket ettiğinde, ona parçacık diyoruz. Ancak bu nesne zamanda geriye doğru (B’den A’ya) hareket ettiğinde, zamanda ileri doğru hareket eden bir karşıt parçacık olarak görünür.

Böyle bir zaman yolculuğunun gözlenebilir etkileri vardır. Örneğin, parçacık-karşıt parçacık çiftinden birinin (diyelim ki karşıt parçacığın), kendisini yok edecek parçacığı yalnız bırakarak bir kara deliğe düştüğünü varsayalım. Terk edilen parçacık da kara deliğe düşebilir, ama kara deliğin kenarından kaçabilir de. Eğer kaçarsa, uzaktaki gözlemci için parçacık kara delikten çıkıyormuş gibi görünür. Ancak, kara delikten yayılan ışınımın mekanizmasıyla ilgili farklı, ama sezgisel olarak eşit bir tablo görebiliriz. Parçacık çiftinin kara deliğe düşen üyesini (karşıt parçacığı diyelim), kara deliğin dışında zamanın gerisine doğru hareket eden parçacık olarak kabul edebiliriz. Parçacık-karşıt parçacık çifti birlikte göründüğü noktaya ulaştığında, kara deliğin kütleçekimi alanı tarafından dağıtılır; parçacıklardan biri zamanda ileriye doğru yol alır ve kara delikten kaçar. Kara deliğe düşen parçacığı da zamanda geriye doğru hareket eden ve kara delikten dışarı çıkan parçacık olarak düşünebiliriz. Yani kara deliklerin yaydığı ışınım, kuvantum kuramının zamanda geriye yolculuğu mikroskobik ölçekte olanaklı kıldığını gösterir.

Bu nedenle kuvantum kuramı, bilim ve teknolojide geliştiğimizde nihayet bir zaman makinesi yapabilmeyi sağlar mı sağlamaz mı diye sorabiliriz. İlk bakışta mümkün görünüyor. Feynman’ın çoklu geçmiş fikri, bütün geçmişlerin toplamıdır. Yani, uzay-zamanın geçmişe yolculuğu mümkün kılacak şekilde bükülmüş olduğu bir geçmişi de içermesi gerekir. Fiziğin bilinen yasaları henüz zaman yolculuğuna izin verecekmiş gibi görünmese de, bunu, mümkün mü, değil mi diye sorgulamamızın farklı nedenleri var.

Sorulardan biri şöyle: Eğer geçmişe yolculuk yapmak mümkünse, neden gelecekten biri geriye gelip, bunu nasıl yaptığını bize anlatmıyor? Şimdiki ilkel gelişmişlik düzeyimizde zaman yolculuğunun sırrını vermenin akıllıca olmayacağını düşünmesinin iyi bir nedeni olabilir; ancak insan doğası kökten bir şekilde değişmekte olduğundan, gelecekten gelen bir ziyaretçinin ağzındaki baklayı çıkarmayacağına inanmak zor. Elbette bazı insanlar UFO’ların yabancılar ya da gelecekten gelen insanlar tarafından ziyaret edildiğimizin kanıtı olduğunu iddia edeceklerdir. (Diğer yıldızların bizden ne kadar uzak olduğunu düşünürsek, yabancılar mantıklı bir sürede dünyamıza gelebiliyorlarsa, ışıktan hızlı yolculuk yapabiliyor olmaları gerekir ki böylece iki olasılık eşitlensin.) Gelecekten gelen ziyaretçilerin olmadığını açıklamanın yollarından biri şöyle olabilir: Gözlemlediğimiz kadarıyla geçmiş sabittir ve geçmişe yolculuk yapmayı mümkün kılacak bükülmenin olmadığı görülmüştür. Öte yandan, gelecek bilinmez ve açıktır; yani gereken eğrilmeye sahip olabilir. Bu, herhangi bir zaman yolculuğunun gelecekle sınırlı olacağı anlamına gelir. Kaptan Kirk ve yıldız gemisi Atılgan’ın şimdiki zamana dönmesinin hiç yolu yoktur.

Belki de bu, dünyanın neden gelecekten gelen turistlerle dolup taşmadığını açıklıyor, ama geçmişe dönüp tarihi değiştirmek mümkün mü, değil mi sorusundan kaynaklanan bir başka tür sorundan kaçamıyor: Neden tarihle sorunumuz var? Örneğin, biri geçmişe gitti ve Nazilere atom bombasının sırrını verdi ya da siz geçmişe gidip, büyük büyük büyükbabanızı çocuk sahibi olmadan önce öldürdünüz. Bu paradoksun pek çok biçimi var, ama temelde aynılar: Geçmişi değiştirmekte özgür olsaydık, çelişkiye düşerdik.

Zaman yolculuğunun ortaya çıkardığı paradoksların mümkün olan iki çözümü var. İlkine tutarlı tarih yaklaşımı diyebiliriz. Buna göre, uzay-zaman geçmişe yolculuğu olanaklı kılacak şekilde bükük olsa bile, uzay-zaman içinde olanlar fizik yasalarıyla tutarlı olmak zorunda. Bir başka deyişle, bu bakış açısına göre, tarih zaten geçmişe gittiğinizi ve oradayken büyük büyük büyükbabanızı öldürmediğinizi ya da şimdiki zamana gelişinizin tarihiyle çatışacak bir eylemde bulunmadığınızı söylüyorsa, geçmişe gidemezsiniz. Dahası, geçmişe gitmiş olsanız da, kayıtlı tarihi değiştiremeyebilirsiniz, sadece onu izlersiniz. Bu bakış açısına göre geçmiş ve gelecek önceden saptanmıştır; istediğiniz şeyi yapmak için özgür iradeye sahip değilsiniz.

Elbette özgür iradenin sadece bir yanılsama olduğunu söyleyebilirsiniz. Gerçekten her şeyi yöneten eksiksiz bir fizik yasası varsa, tahminen eylemlerimizi de belirliyordur. Ancak insan gibi karmaşık bir organizmada bunu hesaplamak bir şekilde olanaksızdır ve kuvantum mekaniğine göre belli bir gelişigüzellik gerektirir. Yani bu duruma farklı bir şekilde bakabilir, ne yapacağını önceden kestiremeyeceğimiz için insanın özgür iradeye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Yine de, eğer insan bir roketle gidip, gitmeden önceki zamana geri dönerse, onun ne yapacağını önceden kestirebiliriz, çünkü yapacakları kayıtlı tarihin bir parçası olacaktır. Yani bu durumda, zaman yolcusunun hiçbir şekilde özgür iradesi olmayacaktır.

Zaman yolculuğunun paradokslarının diğer mümkün olan yoluna alternatif geçmiş varsayımı diyebiliriz. Buradaki düşünceye göre, zaman yolcusu geçmişe gittiğinde, kayıtlı tarihten farklı olan alternatif geçmişe girer. Böylece, önceki geçmişiyle uyumlu olmak zorunluluğu hissetmeyeceğinden, özgürce davranabilir. Steven Spielberg Geleceğe Dönüş filmlerinde bu düşünceyle eğlenmiştir; filmin kahramanı Marty McFly geçmişe gidip, daha başarılı bir geçmiş yaratmak için anne ve babasının kur yapmalarına müdahale edebilmiştir.

Alternatif geçmiş varsayımları, Daha önce anlattığımız Richard Feynman’ın kuvantum kuramını çoklu geçmiş olarak anlatmasına benzer. Ona göre evrenin sadece tek geçmişi yoktur; tersine, her biri kendi olasılığını taşıyan, mümkün olan her geçmişe sahiptir. Yine de, Feynman’ın varsayımı ile alternatif geçmiş arasında önemli bir fark varmış gibi görünüyor. Feynman’ın çoklu geçmişi, geçmiş uzay-zamanları ve içindeki her şeyi eksiksiz kapsıyor. Uzay-zaman o kadar bükülmüştür ki, bir roketin içinde geçmişe gitmek mümkündür. Ancak roket, tutarlı olabilmek için aynı uzayzamanda ve dolayısıyla aynı geçmişte kalabilir. Yani Feynman’ın çoklu geçmiş fikri, alternatif geçmişleri değil, tutarlı geçmiş varsayımlarını destekler görünüyor.

Kronoloji koruma tahmini diyebileceğimiz bir yöntemle bu sorunlardan kaçabiliriz. Buna göre fizik yasaları, makroskobik cisimlerin geçmişe bilgi taşımalarını önlemek üzere bir düzen kurmuştur. Bu tahmin doğrulanmamıştır, ama doğruluğuna inanmamızı sağlayan bir neden var. Uzay-zaman geçmişe yapılacak zaman yolculuğunu mümkün kılacak şekilde büküldüğünde kuvantum kuramının kullandığı hesaplamalar, kapalı bir döngü içerisinde dönüp duran parçacık-karşıt parçacık çiftinin uzay-zamanı, zaman yolculuğunu mümkün kılan bükülmeyi önleyecek ve pozitif bir şekilde eğmeye yetecek büyüklükte enerji yoğunluğu yaratabileceğini gösterir. Durum böyle mi değil mi, henüz netlik kazanmadığından, zaman yolculuğu olasılığı açık duruyor. Ama bunun üzerine bahse girmeyin! Rakibiniz geleceği biliyorsa, haksız bir üstünlüğe sahip olacaktır.

Kaynak: Zamanın daha kısa tarihi- Stephen Hawking

ARAŞTIRMA DOSYASI : Project UPWARD – Lunar Mapping Mission During Apollo Missions


2016-03-30_16-05-06

The National Reconnaissance Office (NRO) describes the Project UPWARD as the following:

In August 2014, the NRO released declassified Project UPWARD records from their archives. Project UPWARD was a joint project that began in 1964, when the NRO and NASA signed an agreement to transfer optical technology from the NRO to NASA. UPWARD was initiated as a low orbit, high resolution contingency program, should NASA’s primary effort to certify lunar landing sites fail.

The primary NASA lunar landing certification effort consisted of a high orbit camera program called Lunar Orbiter and a landing vehicle program called Surveyor. Since NASA’s programs were successful in certifying four lunar landing sites, there were no further requirements for UPWARD. In 1967, NRO and NASA jointly decided to cancel the project.

The program was going to fly a modified version of the KH-7 GAMBIT into orbit.

The KH-7 (Air Force Program 206) was a reconnaissance satellite used by the United States from July 1963 to June 1967. Like the older Corona system, it acquired imagery intelligence by taking photographs and returning the undeveloped film to earth. It achieved a typical ground-resolution of 2 ft (0.61 m) to 3 ft (0.91 m). Though most of the imagery from the KH-7 satellites was declassified in 2002, details of the satellite program (and the satellite’s construction) remained classified until 2011.

The NRO posted over 1,000 pages on UPWARD to their website, however, many times agencies only post a portion of what was available. So, in early 2015, I filed a request for UPWARD documents, and came up with additional records. Both releases can be downloaded below.

National Reconnaissance Office (NRO) Declassified Documents on Project UPWARD

pdf.gifCommunications between NASA, and the NRO, along with all documents, reports, etc., regarding the Lunar Mapping and Survey System, which had the classified codename UPWARD [72 Pages, 3.1MB]

# Document Title Date No. of Pages
1 pdf.gifDOD/CIA/NASA Agreement on NASA’s Reconnaissance Program 08/28/1963 3
Draft copy of agreement to be signed by D/NASA and SECDEF
2 pdf.gifManned Lunar Reconnaissance 10/1/1963 2
Memorandum for the Record about a 30 September 1963 meeting held at the Pentagon regarding the implementation of the NASA-DOD-agreement on reconnaissance system development.
3 pdf.gifSupport of the NASA Lunar Program 3/24/1964 18
Letter from Brockway McMillan to Dr. Robert Seamans Jr. regarding the initial steps taken to support the NASA Lunar Program. Also includes changes to the agreement and security instructions for NASA.
4 pdf.gifDOD/NASA Agreement on the NASA Manned Lunar Mapping and Survery Program 4/20/1964 1
Agreement formalizing the arrangments between NASA and DOD with respect to lunar mapping and survey operations. Signed by Brockway McMillan and Robert Seamans.
5 pdf.gifNASA’s Reconnaissance Activities 04/23/1965 4
Internal memorandum and draft related to percieved NASA infringement of DOD functions and security of the NRP’s satellite reconnaissance programs.
6 pdf.gifLetter to the Secretary of Defense 05/19/1965 1
James Webb to Robert McNamara informing him of continued consideration of the mechanics of the agreements from April.
7 pdf.gifChronology 08/13/1965 6
An untitled chronology of NASA efforts 1963-1965
8 pdf.gifDOD Concern with NASA Remote Sensing Activities 04/11/1966 9
A memorandum for the Manned Spaceflight Policy Committee regarding criteria and organizational mechanisms for identifying NASA activities of concern to the DOD.
9 pdf.gifLM&SS Program 12/9/1966 2
Talking Points for DNRO regarding certain statuses requried for LM&SS missions and clarifications on viability of components under long term storage conditions.
10 pdf.gifCable: Information Policy regarding LM&SS System Development 01/27/1967 7
Background on the LM&SS effort and information policy stance. Cable also includes answers to potential queries.
11 pdf.gifNASA Plans regarding UPWARD 2/3/1967 5
Briefing background for the Manned Space Flight Policy Committee (MSFPC) meeting on 9 Feb 1967. Discusses changes in schedule for the first launch and high-level desciptions of the various missions.
12 pdf.gifNASA’s Use of UPWARD Cameras in Earth Orbit: Memos from Donald Hornig (White House) to DNRO and D/NASA 2/9/1967 2
Donald Hornig to DNRO and D/NASA brings up the issue of classification for the imagery taken by UPWARD in the context of the 1968 program descriptions to Congress.
13 pdf.gifNASA’s Use of UPWARD Cameras in Earth Orbit: Memo from Acting DCI to DNRO 2/13/1967 1
Acting Director of Central Inteligence request to review procedures in place to protect the imagery taken by UPWARD in appropriate classified channels.
14 pdf.gifNASA Use of the UPWARD Cameras in Earth Orbit 2/15/1967 3
DNRO to Deputy Secretary of Defense regarding steps being taken to protect the GAMBIT camera in light of NASA’s extended use UPWARD after 1967.
15 pdf.gifNASA’s Use of UPWARD Cameras in Earth Orbit: Memo from DNRO Flax to Dr. Hornig 2/15/1967 2
DNRO Flax responds to Dr. Donald Hornig’s (White House) 9 February memo indicating the creation of a working group to look into his concerns.
16 pdf.gifNASA’s Use of UPWARD Cameras in Earth Orbit 2/17/1967 1
DNRO Flax responds to Acting DCI’s 13 February memo indicating the creation of a working group to look into his concerns.
17 pdf.gifProcedures for Handling LM&SS Photography and Related Public Information 2/23/1967 2
Dr. Seamans’ response to Dr. Hornig’s letter of 9 February regarding the procedures for handling LM&SS photography.
18 pdf.gifAlternative Operational/Information Plans for an Earth-Orbiting Test of the UPWARD Camera 2/24/1967 1
MISSING STAMP – Memo to DNRO Flax regarding status of operational plans for handling of the information from Earth orbit test flights of UPWARD.
19 pdf.gifMemo for Dr. Flax re Reservations on Use of Camera 3/11/1967 1
MISSING STAMP – Memo to DNRO Flax regarding Dr. Vance’s reservations against the use of GAMBIT camera in the Apollo Applications Program.
20 pdf.gifMinutes of the February 9 MSFPC Meeting Part 1 3/16/1967 1
Memo For Dr. Foster, Dr. Flax, Mr. Fink from William Yost re: Following up on the Minutes from 9 Feb MSFPC meeting
21 pdf.gifMinutes of the February 9 MSFPC Meeting Part 2 3/16/1967 1
Memo For Dr. Seamans, Dr. Mueller, Dr. Newell, Mr. Sweet from William Yost re: Following up on the Minutes from 9 Feb MSFPC meeting
22 pdf.gifMemo for the ExCom: Astronomical Observations from Space 3/17/1967 5
Memo to the ExCom to summarize the present status of discussions between the MOL office and NASA regarding use of the DORIAN optics and the general security concerns for a NASA program of astronomy from space.
23 pdf.gifAlternative Operational/Information Plans for an Earth-Orbiting Test of the UPWARD Camera 3/17/1967 3
Memo for Dr. Flax from Paul E. Worthman re Alternative Operational/Information Plans for an Earth-Orbiting Test of the UPWARD Camera
24 pdf.gifConference with CIA on NASA matters 3/20/1967 2
Memo for Dr. Flax from Paul E. Worthman re: Conference with Mr. Sheldon on NASA matters including concerns associated with the use of the UPWARD camera.
25 pdf.gifMemorandum for Gen. Stewart on MOL/UPWARD 3/28/1967 1
Memorandum for General Stewart, SAFSL regarding security concerns for MOL for astronomical purposes based on the UPWARD experiences. Dr. Flax is preparing comments on MOL/NASA for discussion at the next ExCom meeting.
26 pdf.gifManned Space Flight Polic Committee (Agenda Item: Earth Orbit Test of LM&SS) 3/31/1967 1
NRO internal memo to General Stewart regarding NOT to release LM&SS Earth Orbit Planning documentation to NASA until committee policy review is completed.
27 pdf.gifLM&SS Earth Orbit Test Objectives (preliminary) 3/31/1967 10
Document defines the Earth orbit test objectivess for the payload module of the Lunar Mapping and Survey System (LM&SS).
28 pdf.gifDCI to DNRO on use of the GAMBIT camera by NASA 4/5/1967 1
Memorandum from Director CIA (Helms) to Dircetor NRO (Flax) regarding delaying endorsement of the proposed NASA use of the Gambit camera pending ExCom consideration.
29 pdf.gifComparison of Lunar Orbiter and LM&SS 4/11/1967 8
NASA Document – Comparison of the Lunar Orbiter and Lunar Mapping and Survey System (LM&SS). NASA re-examined the need for the continuing development of the LM&SS and makes a comparison of the baseline and augmented versions of the Lunar Orbiter and the LM&SS.
30 pdf.gifLunar Mapping and Survey System (LM&SS) 4/19/1967 2
NASA Document – Memorandum raises concerns on the direction of the Lunar Mapping and Survey System (LM&SS) and the role of the LM&SS in the NASA program.
31 pdf.gifRelease of UPWARD Earth-Orbit Information to Dr. Steininger 4/21/1967 2
Memorandum for Dr. Flax from Paul E. Worthman regarding the advisability to release of UPWARD Earth-Orbit Information to Dr. Steininger prior to ExCom meeting.
32 pdf.gifCable: Support to NASA 04/25/1967 1
Cable requesting USAF provide a plan for exploitation of NASA MSS Systems used in the Lunar environment and recommendations for a Lunar Mapping System to provide MC&G support for proposed Lunar surface exploratin programs.
33 pdf.gifNASA Lunar Mapping and Survey System (LM&SS) 04/28/1967 4
Memoranum DNRO to Mr. Vance, Mr. Helms, Dr. Hornig and extension/continuation of the Lunar Mapping and Survey System (LM&SS)/UPWARD past 1967.
34 pdf.gifMeeting to Formulate Action Plan for Making AAP Decisions 5/31/1967 2
NASA Document re meeting to identify and clarify the specific program details and requirements that need to be resolved to formulate an action plan for the AAP program decisions.
35 pdf.gifDifficulties in Proceeding with the UPWARD Program 6/1/1967 1
Memorandum for Dr. Hornig to Mr. Helms and Mr. Vance re difficulties in proceeding with the UPWARD program.
36 pdf.gifJune 1, 1967 Meeting to Discuss AAP Payloads 6/9/1967 3
NASA Document re June 1, 1967 meeting to formulate action plan for making AAP decisions.
37 pdf.gifLunar Mapping and Survey System 6/19/1967 6
NASA Document re the accomplishments of the basic Lunar Orbiter project and the cancellation of the Lunar Mapping and Survey System (LM&SS).
38 pdf.gifLM&SS Earth Orbit Test Objectives 6/23/1967 1
Memorandum from Gen Martin to DNRO Flax re providing a preliminary copy of the LM&SS Earth Orbit Test Objectives to NASA pending LM&SS E.O. approval.
39 pdf.gifLunar Mapping and Survey System Part 1 7/5/1967 5
NASA Document re Lunar Mapping and Survey System (LM&SS) review based on requirements and budget factors.
40 pdf.gifLunar Mapping and Survey System Part 2 7/13/1967 2
NASA Document from AD/Deputy Seamans to Associate Administrator for Manned Space Flight re Lunar Mapping and Survey System (LM&SS). Based on the requirements considered in the review, Dr. Seamans concluded NASA was not justified in continuing the LM&SS in the NASA program. He also requested a rapid study to examine a justification for continuing the LM&SS on the basis of a requirement for high resolution photography from lunar orbit to determine the status of equipment used in a lunar landing mission.
41 pdf.gifLunar Mapping and Survey System Part 3 7/18/1967 4
NASA Document – Memorandum from Associate Administrator for Manned Space Flight to AD/Deputy Administrator Office of the Administrator re Lunar Mapping and Survey System (LM&SS) memo dated July 13, 1967 regarding resolution requirements.
42 pdf.gifTermination of the Lunar Mapping and Survey System 7/25/1967 2
NASA Document – Memorandum Mr. Seamans to Dr. Mueller re termination of the Lunar Mapping and Survey System (LM&SS). Based on the review of the LM&SS requirements, Mr. Mueller concluded that there are no requirements sufficient to warrant continuation of the development effort.
43 pdf.gifTermination Plan for the Lunar Mapping & Survey System 8/21/1967 25
NASA Document – Memorandum Associate Administrator for Manned Space Flight to Deputy Administrator re the termination plans for the Lunar Mapping and Survey System (LM&SS).
44 pdf.gifNASA Lunar Mapping and Survey System 8/22/1967 2
Memorandrum DNRO Flax to Mr. Nitze, Mr. Helms, Dr. Hornig re NASA Lunar Mapping and Survey System (LM&SS). After review, NASA has now taken action to terminate the program.
45 pdf.gifStorage and Disposition of LM&SS Hardware 9/18/1967 2
Cable re the storage and disposition of the Lunar Mapping and Survey System (LM&SS). This process will be conducted in such a manner to minimise cost but also protect the NRO security requirements.
46 pdf.gifNASA to DNRO on Termination of LM&SS 10/12/1967 5
Memorandum Dr. Seamans to Mr. Flax regarding termination of the Lunar Mapping and Survey System (LM&SS)/UPWARD. Mr. Seamans concluded that it would not be prudent for NASA to retain the classified hardware, with the one exception of the three Itek (-9) mapping cameras.
47 pdf.gifDNRO to NASA on Termination of LM&SS 12/1/1967 2
Memorandum DNRO Flax to Dr. Seamans re termination of the Lunar Mapping and Survey System (LM&SS). DNRO Flax also advised on the approval for NASA retention of the Itek (-9) mapping cameras with appropriate security precautions.
48 pdf.gifDisposition of ITEK (-9) Mapping Cameras 1/2/1968 1
NASA Memomrandum Dr. Seamans to Dr. Flax thanking him for the action to decontrol the Itek (-9) mapping cameras and advised that NASA can utilize this hardware within the contraints outline. He also advised of the debriefing process of NASA personnel holding the UPWARD clearance.
49 pdf.gifProject UPWARD 1/8/1968 1
Memorandum via NRO Staff to Dr. Flax re NASA appreciation for decontrolling the Itek (-9) mapping camera.
50 pdf.gif“Terms of Reference” (TOR) for the Release of ITEK (-9) Mapping Cameras to NASA 3/6/1968 5
NRO internal memo for signature to allow the release of terms of reference for the Itek (-9) mapping camera to NASA
51 pdf.gifTOR Covering NASA’s Use of ITEK (-9) Mapping Camera 3/7/1968 4
Memorandum NRO Staff Director Berg to Dr. Newell/NASA re Terms of Reference which will allow NASA to use the Itek (-9) mapping cameras.
52 pdf.gifDod Policy on NASA’s On-Orbit Astronomical Experiments 8/30/1968 7
Memo to DNRO on offical DOD security attitudes toward NASA’s on-orbit astronomy program.
53 pdf.gifNASA Query re: Fairchild Briefing on SI Camera 5/1/1969 3
Memorandum for the Record re NASA query for Fairchield briefing on the SI camera. Memo addresses security concerns of Fairchild briefing NASA personel on the SI camera and the approval of reinstatement of UPWARD clearances for two NASA employees to allow discussions with Fairchild.
54 pdf.gifUPWARD Security 1/12/1970 1
Memorandum from NRO Staff to BCO, NASA advising NRO’s plans to close the UPWARD compartmentation effective March 1, 1970. Residual material would be handled under the GAMBIT compartmentation.
55 pdf.gifTrip Coordination 5/4/1970 2
NASA request for concurrence of NASA personnel to travel to SAFSP facilities for deliberations regarding dispositionof residual LM&SS materials.
56 pdf.gifUPWARD Mapping and Survey System 11/9/1970 2
Internal Deliberations providing Dr. Naka background information on the UPWARD development.
57 pdf.gifDisposition of ITEK (-9) Mapping Cameras 6/29/1972 1
NASA memorandum to Lt. Colonel Hofmann, USAF SACC member advising the disposition of the Itek (-9) mapping cameras. The cameras have been declared surplus at Manned Space Center, Houston, Tx and are available at Surplus Sales at MSC. No documentation associating NRO programs is with the cameras.
58 pdf.gifProject UPWARD: The NRO and NASA 2/27/1976 107
Chapter of NRO history pertaining to the UPWARD program.
59 pdf.gifAlternative Operational/Information Plans for an Earth-Orbiting Test of the UPWARD Camera no date 9
Study of alternatives to cover status of LM&SS as per action item in 4th meeting of the MSFPC
60 pdf.gifTermination of LM&SS no date 4
A paper sent internally at NASA regarding the termination of the Lunar Mapping and Survey System (LM&SS).
61 pdf.gifPreliminary Engineering Description of the Survey Camera for the Apollo Mapping and Survey System, Volume 1 no date 374
Preliminary Engineering Description of the Survey Camera for the Apollo Mapping and Survey System, Volume 1. The engineering study prepared under contract by Eastman Kodak Company, Rochester, NY for Headquarters Space System Divison (SAFSP)
62 pdf.gifPreliminary Engineering Description of the Survey Camera for the Apollo Mapping and Survey System, Volume 2 no date 520
Preliminary Engineering Description of the Survey Camera for the Apollo Mapping and Survey System, Volume 2. The engineering study prepared under contract by Eastman Kodak Company, Rochester, NY for Headquarters Space System Divison (SAFSP)

HAARP PROJECT /// VİDEO : Project HAARP Is The US Controlling The Weather (İNGİLİZCE)


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=InoHOvYXJ0Q

EMNİYET DOSYASI : EMNİYET İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANLIĞININ TARİHÇESİ


4 Haziran 1937 yılında Teşkilat Kanununun 16.maddesinin (a) bendi 5.fıkrasına göre, doğrudan emniyet müdürüne bağlı, ajanlarla alakalı iş ve işlemler ile umum müdürünün verdiği hususi görevleri yapmakla görevli olan, “Önemli İşler Müdürlüğü” kurulmasıyla mevcut İstihbarat Daire Başkanlığının temelleri atılmıştır.

1951 yılına kadar Önemli İşler Müdürlüğü’nün taşra birimi bulunmamaktadır. 1951 yılında doğrudan Emniyet Genel Müdürüne bağlı, ideolojik akımlar kontr-espiyonaj ve her türlü kaçakçılık konularında haber toplamak üzere “Özel Büro” teşekkül ettirilmiş, çeşitli illerde de bu büroya bağlı birimler faaliyete geçirilmiştir. Yine bu yılda, ilk istihbarat eğitimi olan “Yeraltı ve Yıkıcı Faaliyetlerle Mücadele Kursu” düzenlenmiş; ilk defa İstihbarat hizmetlerinde çalışacak personel “istihbarat branşına“ geçirilmeye başlanmış; Önemli İşler Müdürlüğü personelinin yapacağı “görevler” kurs sonrasında netleşmiş; ilk defa Önemli İşler Müdürlüğüne bağlı taşra birimleri Özel Büro ya da Küçük Grupların oluşturulmasına başlanmış; ilk defa merkez ve taşra birimleri ile polis istihbarat birimince kurumsallığa doğru yeni adımlar atılmıştır.

1958 yılında açılan “İstihbarat Elemanı Sevk, İdare ve İstihbarat Operasyonu Düzenleme Kursu”nu müteakip Hatay, Ankara, İstanbul ve İzmir illerinde İstihbarat Üniteleri teşkil edilmiş, kontr-espiyonaj ve terör faaliyetleri konusunda çalışmışlardır. 1958 yılına kadar farklı mekanlarda ve farklı isimler altında faaliyet gösteren taşra birimleri, bu tarihten sonra İl Emniyet Müdürlüklerinde “Özel Büro” ya da “Küçük Gruplar” olarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. 1958 yılından sonra polis istihbarat teşkilatı hem idari yapılanma hem de çalışma, görev ve sorumluluk yönünden sürekli yenilenip gelişmiştir.

27 Mayıs 1960 yılında gerek Özel Büro, gerekse Küçük Gruplar lağvedilmiş, bu defa Teşkilat Kanununa göre bir kuruluş olan Önemli İşler Müdürlüğü ele alınmış ve teşkilatın kuruluş amaçlarına uygun hale getirilmesine çalışılmıştır. 15 Kasım 1960 tarihli tamime bağlı olarak taşra birimlerinde İstihbarat Kısmı ya da İstihbarat Büroları kurulmuştur.

1963 yılında Önemli İşler Müdürlüğü tarafından hazırlanan bir talimatla, kısım ve büroların yeterli olmaması nedeniyle, (10) ilimizde kurulması kararlaştırılan İstihbarat Grupları için Vilayetlere tamim yapılarak, talimatın aradığı şartlara haiz personelin seçilip gönderilmesi istenmiş ve kurslar açılmıştır. Bu suretle “Temel Kurs” diyeceğimiz kurslarla İstihbarat Gruplarında çalışan personelin eğitim birliği temin edilmiştir. Önemli İşler Müdürlüğü kısa sürede gelişmiş ve bir İstihbarat örgütü olma niteliği kazanmıştır.

1970’li yıllara gelindiğinde ülkedeki ideolojik olayların artması üzerine, Önemli İşler Müdürlüğü, 24 Nisan 1971 yılında dönemin İçişleri Bakanının onayıyla, Daire Başkanlığı statüsüne dönüştürülerek Önemli İşler Daire Başkanlığı adını almış, onayda Daire Başkanlığının doğrudan Genel Müdüre bağlandığı özellikle ifade edilmiştir.

1975 yılında, Önemli İşler Daire Başkanlığının ismi İstihbarat Başkanlığı’na çevrilerek, ilk defa yaptığı göreve paralel olarak isminde “istihbarat” kelimesi geçmiştir.

1983 yılında ise İstihbarat Daire Başkanlığı adını almış, bütün illerde Emniyet Müdürlükleri bünyesinde İstihbarat birimlerinin oluşturulması ise ancak 1983 yılında mümkün olabilmiştir.

Emniyet Genel Müdürüne doğrudan bağlı olarak faaliyet gösteren İstihbarat Dairesi Başkanlığı, kendisine özgü ilk kanun maddesine 1985 yılında PVSK’ya eklenen Ek-7. Madde ile kavuşmuş, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununa göre düzenlenmiş ve 13 Şubat 1989 tarihinde çıkartılan Yönetmelik hükümlerine uygun olarak teşkilatlandırılmıştır.

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : CIA ve Kanınızı Donduracak Zihin Kontrol Deneyleri (MKUltra projesi)


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=YOzynC33yfM

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Elektromanyetik Zihin Kontrolü – TELEGRAM Teknolojisi


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=y_hluBFRbWs

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : CNN’s Poppy Harlow MK-ULTRA/MONARCH BREAKDOWN ???


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=Rm880Koy4Uo

MUHSİN YAZICIOĞLU DOSYASI /// VİDEO : Muhsin Yazicioglu atlattigi suikastlari anlatiyor


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=N0C7ObJs_uo

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.