Kategori arşivi: Araştırma

KOMPLO TEORİLERİ /// Alman asıllı ABD’li gazeteciden iddia : “SVALBARD KÜRESEL TOHUM DEPOSU” HANGİ K IYAMETİ BEKLİYOR ?


Alman asıllı ABD’li gazeteciden ürkütücü iddia:

“KIYAMET TOHUM DEPOSU” OLARAK BİLİNEN, NORVEÇ’İN KUZEYİNDEKİ BİR ADAYA KURULAN “SVALBARD KÜRESEL TOHUM DEPOSU” HANGİ KIYAMETİ BEKLİYOR?

“Svalbard dünyayı ele geçirme planının bir parçasıdır”

Alman asıllı Amerikalı araştırmacı-gazeteci F. William Engdahl, tarım sektörünü elinde tutan GDO devlerinin bizim bilmediğimiz bir şeyler bildiklerini iddia ediyor. Svalbard hariç dünyadaki diğer tohum depolarını bekleyen kıyamet nedir? Esas amaç ari üstün ırk yaratmak mı yoksa istenmeyen ırkları yiyeceklerle kısırlaştırmak mı?

ÜRÜN DİRİER, urun.dirier

2008 yılının Mart ayında, Norveç’in kuzeyindeki Spitsbergen adasında “Svalbard Küresel Tohum Deposu” adı verilen bir ambar kuruldu. Donmuş bir dağın 130 metre altına inşa edilen ambarda şu anda dünyanın dört bir yanından yaklaşık 3 milyon farklı tohum özel ambalajlarda saklanıyor. Kuzey Kutbu’na 1100 kilometre uzaklıkta olan buzdağı ambarında bazı dayanıklı tohumlar 1000 yıl kadar bozulmadan kalabilecek. Her türlü nükleer saldırıya, patlamaya ve depreme dayanıklı olan bu tohum deposuna ‘kıyamet tohum deposu’ da deniyor. Dünya üzerindeki tüm tohum çeşitlerini bir araya getirmeyi hedefleyen ambarın amacı, gelecekte dünyanın başına gelebilecek nükleer savaş, meteor düşmesi veya iklim değişimi gibi bir felaket durumunda, tohum çeşitliliğinin korunmasını sağlamak.

Buraya kadar her şey gayet iyi niyetli görünüyor. Ancak Alman asıllı Amerikalı araştırmacı-gazeteci F. William Engdahl’ın bu proje ile ilgili dehşet verici şüpheleri var. Engdahl, tarım sektörünü ellerinde tutan GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) devlerinin bizim bilmediğimiz bir şeyler bildiklerini düşünüyor. Spitsbergen’in buzlaşmış kayalıklarının altında ‘dünyayı ekonomik ve genetik olarak ele geçirme’ planlarının yattığını iddia eden Engdahl, teorisini ambar projesi finansörlerinin kimlikleri ve geçmişleri hakkında ayrıntılı hatırlatmalar yaparak ispatlıyor. İlk baskısı 2007’de yapılan, Nisan 2009’da Türkçeye çevrilen “Ölüm Tohumları/ Kalıtımın Değiştirilmesinin Arkasındaki Karanlık Oyunlar’ adlı kitabın da yazarı olan Engdahl ile ‘kıyamet muhafızları’ dediği finansörlerin kimlikleri, neler yaptıkları ve Svalbard Küresel Tohum Deposu üzerindeki hedefleri hakkında konuştuk.

Kıyamet muhafızları

Svalbard Küresel Tohum Deposunun finansörleri kimler?

-Öncelikle, bu ambarın Global Crop Diversity Trust (GCDT- Küresel Hasat Çeşitliliği Örgütü) aracılığıyla işletildiğini söylemeliyim. Nisan 2009 rakamlarına göre 123 milyon dolarlık bir finansmanları var. Roma’da kurulan bu örgütün başında Kanadalı Margaret Catley-Carlson bulunuyor. 1998’e dek NewYork merkezli Nüfus Konseyi’nin de (Population Council) başkanıydı. Bu konsey John D. Rockefeller’ın nüfus populasyonunu düşürmek amacıyla 1952’de kurduğu, aile planlaması adı altında gelişmekte olan ülkelerde kısırlaştırma çalışmaları yürüten bir konsey. Diğer GCDT üyeleri arasında Hollywood DreamWorks Animation’a başkanlık eden Lewis Coleman da var. Coleman ABD’nin en büyük Pentagon anlaşmalı askeri endüstri şirketi olan Northrup Grumman Corporation’ın da kurul başkanıydı. Örgütün finansörleri ise; geçen yıl şirketin aktif yönetiminden çekilerek kurduğu Bill-Melinda Gates Vakfı aracılığıyla kendini Asya ve Afrika’daki çiftçilere yardıma adayacağını beyan eden Microsoft’un kurucusu Bill Gates! Dünyanın en büyük patentli GDO tohum ve tarım kimyasalları devi ABD’li DuPont/Pioneer Hi-Bred! Yine bir ABD’li GDO devi Monsanto! İsviçre menşeli GDO tohum ve tarım kimyasalları şirketi Syngenta! 1970’lerde 100 milyon dolarlık bir kaynakla ‘Yeşil Devrim’ diye bilinen tohumda gen devrimini başlatan ve tarımsal değişim ile ideal genetik saflığı sağlama çalışmalarını yürütmek üzere dünyanın en büyük vakıflarından birini kuran petrol devi Rockefeller! ABD, İngiltere, Norveç, Almanya, İsviçre ve Kanada’dan da devlet fonları aktarılıyor. Yani özetle, GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) tohumları az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yayarak tarlalardan orijinal tohumların kökünü kazıyan şirketler, şimdi dünya üzerindeki tüm orijinal tohumları olası bir kıyamet günü için kutuplarda buzdan bir adaya saklıyor. Dünyanın pek çok ülkesinde ‘zaten var olan’ tohum depolarına ne gibi bir felaket gelecektir ki, Svalbard’a muhtaç kalınacaktır?

Ebu Garib tohumları nerede?

Nükleer savaş, iklim değişimi veya meteor düşmesinin dışında bir felaketten mi söz ediyorsunuz?

-Evet, planlı bir felaketten söz ediyorum. Bunu anlamak için yalnızca 2003 Amerikan bombardımanından sonraki Irak’a bakmak yeterli. Irak medeniyetlerin beşiği ve binlerce yıl önce buğday tarımının doğduğu yerdir. Ebu Garib’de yüzlerce yılda geliştirilen buğday tohumu çeşitlerinin yer aldığı bir tohum bankası bulunuyordu. Amerikan bombardımanından sonra tohum mahzeni tarihe karıştı. Artık kimse o tohumların nerede olduğunu bilmiyor. Düşünün, dünyadaki tüm tohum çeşitleri NATO destekli Svalbard’da bir araya getirilip kontrol altına alındığında, dünyadaki diğer paha biçilmez tohum bankalarını savaşlar ve terörist eylemler ile yok etmek çok kolay olacak! Sonrasında da Monsanto ve DuPont gibi devler kendi GDO tohumlarını tüm dünya çiftçilerine tekelden sunabilecekler. Yani tüm tohum çeşitlerini ele geçirdikten sonra dünyanın diğer tohum bankalarını, tekel oluşturabilmek amacıyla yok edebilirler.

Ari ırk yaratma ‘Projesi’

Peki tekel olma arzusunun temelinde yatan tek sebep ekonomik mi?

-Hayır, bunu açıklamak için önce kıyamet muhafızlarının kimliklerinden ve geçmişte neler yaptıklarından biraz söz edelim. Rockefeller 1971’de Uluslararası Tarım Araştırmalarında Küresel Danışmanlık Gurubu olan CGIAR’ı kurdu. CGIAR, üçüncü dünya ülkelerinin bilim adamlarının ve agronomistlerinin (tarım uzmanı) ‘modern tarım ürünü’ kavramlarında uzmanlaşmaları ve ABD’de öğrendiklerini ülkelerine götürmeleri ile yakından ilgilendi. GDO’lu ‘Gen Devrimi’nin yaygınlaşması için paha biçilmez bir etki şebekesi oluşturdular. CGIAR, daha etkin olabilmek için BM Gıda ve Tarım Örgütünü (FAO), BM İlerleme Programı’nı ve Dünya Bankası’nı da işin içine dahil etti. Böylelikle Rockefeller Vakfı 1970’lerden itibaren küresel tarım politikalarını şekillendirebilecek konuma geldi. Ve başardı. CGIAR aslında Rockefeller ailesinin on yıllar süren bir planının parçasıydı. Bu plan ‘Proje’ olarak adlandırılan, üstün ırk yaratma planıydı.

“Rockefeller Hitler’in de finansörüydü”

Üstün ırk yaratma projesi tam olarak nasıl bir şey?

-Rockefeller Vakfı’nın ve zengin finans kurumlarının 1920’lerden beri genetik olarak üstün ırk yaratmayı meşrulaştırmak için kullandıkları öjenik bilimi daha sonradan genetik mühendisliği olarak değiştirilmiştir. Hitler ve Naziler buna ari üstün ırk diyorlardı. Hitler’in öjenik çalışmaları da bugün Svalbard’a milyonlarca dolar akıtan Rockefeller Vakfı tarafından finanse edilmişti. Rockefeller Vakfı Third Reich’s Kaiser Wilhelm Institutes’nün ari ırk öjenik çalışmalarını finanse ediyordu. 2. Dünya Savaşı’nda Amerika resmi olarak savaşa Hitler Almanyasının karşısında olarak girerken, Rockefeller Standard Oil Group, illegal olarak Alman Luftwaffe ve Wehrmacht birliklerine petrol nakline devam etti. Bununla ilgili Amerika senato araştırması da yapıldı.

Rockefeller Vakfı insanı ‘gen dizilimlerine’ indirgemeye çalışan sözde moleküler biyoloji bilimini yaratmıştı ve sonunda insan özelliklerini dilenilen şekilde değiştirmeyi amaçlıyorlardı. Hitler’in öjenikçi bilim adamları 2. Dünya Savaşı’ndan sonra sessiz sedasız ABD’ye götürülmüş ve çeşitli yaşam formlarının genetik olarak tasarlanması konusunda ilk adımları atmışlardır.

Gıdalar ile negatif öjenik

Amaç tarım yani gıdalar üzerinden üstün ırk yaratmak mı?

-Aslında daha da kötüsü. Rockefeller, Carnegie, Harriman ve diğer zengin elit aileler tarafından fonlanan öjenik (üstün ırk yaratma) lobisinin 1920’den beri biricik amacı ‘negatif öjenik’tir. ‘Negatif Öjenik’ istenmeyen soyların sistemli bir şekilde yok edilmesidir. Aile Planlaması Enternasyonal’in kurucusu, koyu öjenikçi ve Rockefeller ailesinin yakın dostu Margaret Sanger 1939’da Harlem’de ‘Negro (Zenci) Projesi’ adı altında bir proje başlattı. Bu projenin ne olduğunu bir arkadaşına yazdığı mektupta açıkça dile getiriyordu: “Negro (Zenci) nüfusu ortadan kaldırmak istiyoruz”

20 yıllık kısırlaştırma projesi

Negatif öjenik bir kısırlaştırma projesi mi?
-Örnekler üzerinden gidelim. Küçük bir Kaliforniya biyoteknoloji şirketi olan Epicyte, yendiği takdirde erkeği kısırlaştıran bir mısırı genetik mühendisliği marifetiyle geliştirdiklerin açıkladı. Epicyte, Svalbard’ın iki sponsoru olan DuPont ve Syngenta ile teknolojilerini yaymak için ortaklık kurmuştu. Çok ilginçtir ki Epicyte, genetiği değiştirilmiş sperm öldürücülü mısırı ABD Tarım Bakanlığından (USDA) aldığı araştırma fonuyla geliştirmişti.
Bir başka örnek; 1990’larda BM Dünya Sağlık Örgütü Nikaragua, Meksika ve Filipinler’de 15 ila 45 yaşları arasındaki milyonlarca kadının tetanoza karşı aşılanması için bir kampanya başlattı. Erkekler de tetanoz olabilirdi ama aşı erkeklere yapılmadı. Bu şüphe uyandırıcı durumdan ötürü Katolik bir kilise organizasyonu olan Comite Pro Vida de Mexico (Meksika Yaşam Komitesi) aşıları test ettirdi. Test sonuçları gösterdi ki Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yalnızca çocuk doğuracak yaştaki kadınlara dağıttığı aşıların Chorionic Gonadotrophin (hCG) içerdiği ortaya çıktı. Doğal bir hormon olan hCG, tetanoz toksoid taşıyıcılarıyla ile birleştiğinde kadınların hamile kalmasını engelleyen antikorları üretiyordu. Daha sonradan ortaya çıktı ki Rockefeller Vakfı, Rockefeller Nüfus Konseyi, Dünya Bankası ve ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) için tetanoz taşıyıcılı bir kısırlaştırma aşısı üretmek için 1972’de 20 yıllık bir proje başlatmışlardı. Ayrıca Svalbard Kıyamet Tohum deposunu ev sahibi Norveç hükümeti kısırlaştırıcı aşının üretilmesi için 41 milyon dolar bağış yapmıştı!

Hibrid tohumlarla tekel tuzağı


Rockefeller’in gelişmekte olan ülkelerde yürütmüş olduğu ve hala devam eden Yeşil Devrim çalışmalarına da bu açıdan bakınca korkunç görünüyor…

– Rockefeller Vakfı 1946’da Nelson Rockfeller ile Pioneer Tohum Şirketi kurucusu Henry Wallace’ın Meksika’ya yaptıkları bir geziden sonra sadece adı yeşil olan Yeşil Devrimi başlattı. Neydi Yeşil Devrim? 60’larda Rockefeller’in çalıştığı Meksika, Hindistan gibi ülkelerde daha çok ürün veren ıslah edilmiş tohum çeşitleriyle açlık sorununu büyük ölçüde çözmeyi vaat ediyordu. Yıllar sonra, Yeşil Devrim’in aslında Rockefeller ailesinin ileride tekelleştirebilecekleri bir tarım işi geliştirme planı olduğu ortaya çıktı; tıpkı yarım yüzyıl önce petrol endüstrisi işinde yaptıkları gibi.

Nasıl tekelleştiler?

-Yeşil Devrim gelişmekte olan piyasalarda yeni hibrid tohumların üretilmesine dayanıyordu. Hibrid tohumlar üreyemedikleri için çiftçilerin her sene tohum alması gerekiyordu. Hibrid tohum patentlerinin DuPont/Pioneer Hi-Bred’in ve Monsanto’nun başını çektiği bir avuç dev tohum şirketinin elinde toplanması daha sonra GDO’lu tohum darbesi için yolu açtı. Hibrid tohumlar ve bu tohumların ihtiyaç duyduğu kimyasal gübreler, çiftçileri tarım ve petro kimya şirketlerine bağımlı hale getiriyordu. Bu gübreler Rockefeller kontrolündeki büyük petrol şirketlerinin ürünüydü. Ot ve böcek ilaçları da petrol ve kimya devleri için ek pazarlar oluşturuyordu. Yeşil devrim aslında bir ‘kimyasal darbeydi’. Gelişmekte olan ülkelerin yüksek miktardaki gübre ve ilaç girdisini finanse etmeleri mümkün değildi. Bu nedenle Dünya Bankası’ndan kredi notu alarak ve ABD hükümetinin garantisi altındaki Chase Bank ve diğer New York bankaları aracılığıyla özel borçlar aldılar.

Sonuç?

-Bankalara ve tefecilere borçlanan çiftçiler genellikle topraklarını kaybettiler. İş aramak için şehirlere göç ettiler; fabrikaların ucuz işçi açığı da kapanmış oldu.

Peki ya bugün?

-Bugün de Gates ve Rockefeller Afrika’da Yeşil Devrim adı altında bir projeye daha milyonlar yatırıyor. Amaç yine GDO tohumların ve kimyasalların yaygınlaştırılması. Bunun için pek çok teşvik ve kampanyalara başvuruyorlar.

Patentli biyolojik silah

Büyük bir tekelleşme tehdidiyle karşı karşıyayız…

-Amaçları tüm tohumları patentlemek ki kendilerinden izinsiz kullanılamasın. Sonra küçük çiftçileri adım adım lisans parası ödemeye mahkum edecekler, ödemeyenlere de patent ihlalinden ceza verilecek. Plan işlerse tüm dünya birkaç tohum devinin kölesi olacak. Washington’dan gelen emirler doğrultusunda Washington’un siyasetlerine karşı olan üçüncü dünya ülkelerine tohum vermeme olasılığı için de kapıyı aralayacaktır bu. Ayrıca pirinç, mısır, buğday ve soya gibi dünyanın temel gıda üretimi için patentli tohumların üretimi korkunç bir biyolojik silah olarak da kullanılabilir. Genetik müdahalelerle öldürücü gıdalara çevrilebilirler.

F. William Engdahl kimdir?

1944 yılında ABD’nin Minneapolis eyaletinde doğan Engdahl, Princeton Üniversitesi’nde hukuk, Stockholm Üniversitesi’nde de ekonomi okudu. İlk kitabı dünya petrol politikaları hakkında yazdığı ‘Savaş Yüzyılı’ oldu. Serbest gazeteci olarak makaleler yazan Engdahl, Almanya’da yaşıyor.

ARAŞTIRMA DOSYASI /// MURAT AKBAŞ : TERSDÜZ – DÜZTERS ASİMETRİK SAVAŞLAR


TERSDÜZ – DÜZTERS ASİMETRİK SAVAŞLAR

Karşımızda bir taraftan BÜYÜK İSRAİL VİLAYETİ olacak ANADOLU HIRİSTİYAN EKÜMENİSİNİ kurmaya çalışırlarken, diğer taraftan da mezhep farklılıklarını, tekke ve tarikatlardaki içindeki gizli misyonerleri vasıtası ile MÜSLÜMANLARA gerici diye saldırıyorlar… Anlayacağınız her taraftan kuşatılmış haberimiz yok… Bizim unsurlar bunlar olurken uyuyorlar mı acaba?…

T.c. bütün her yerden indirilmiş,

El yazısı ile ilkokullarda eğitime geçilmiş,

Paramızın üzerinde FETÖ`nün logosu dururken ve halkın cebindeyken;

Eşkıya dağdan inmiş şehir eşkıyası olmuşken;

Sınırlarımız yolgeçen hanına dönmüşken;

Ordumuz tasfiye edilirken, kâğıttan kaplana dön derilirken;

Ülkeyi kuran ve geleceğe daha iyi gitmemizi sağlayan MUSTAFA KAMAL ATATÜRK yerden yere vurulurken;

1938`den sonra bütün yapmış olduğu düzenlemeler sinsice yavaş yavaş ve bugün gemiyi azığa almışlarken;

Atatürk devrimleri hiç edilirken, anayasayı yok sayanlar ve çiğneyenler yeni anayasa yapacağım demesi çok komik fakat bizler gülemiyoruz… Geleceğimizi elimizden alıyorlar…

HZ. MUHAMMED`İMİZİN DİNİNİ MUAVİYE DİNİ yapanlar bir zümreye, bir kişiye indirgeyen bir FİRAVUN DÜZENİNE GİDERKEN;

1935 yılında MASON LOCALARINI kapatan MUSTAFA KAMAL ATATÜRK bugün her yerde LİONLAR, ROTARYLER, LOCALAR CİRİT ATARKEN MUSTAFA KAMAL ATATÜRK`ÜN ASKERİYİM DİYENLER GERÇEKTEN AĞZINIZDA SÖYLEDİĞİNİZİ YÜREĞİNİZDEN Mİ SÖYLÜYORSUNUZ?

NEDEN Mİ? SORUYORUM: İŞTE SEBEBİ BAKALIM SİZ NE DİYECEKSİNİZ;

Osmanlı İmparatorluğu masonlukla Fransız Büyük Maşrık Locası ile İngiliz ve İtalyan Locaları üzerinden tanıştı. Sıkı durun V. MURAT dahil, Osmanlı seçkinlerinin önemli kısmı masonluğu benimsedi. İttihat ve Terakki Cemiyeti de, döneminin pek çok fikir ve siyaset derneği gibi, bir mason locası olmamakla birlikte masonluğun savunduğu idealleri benimsemiştir. Siyasi mason locaları İstanbul`da mantar gibi her yere yayıldı.

1 NİSAN 1909`da 45 TÜRK locasının temsilcileri İstanbul`da buluştu ve “Grand Orİent Otoman” ı kurdu. (OSMANLI BÜYÜK DOĞU) Mahomed Orphi (MAHMUT ÖRFİ) Paşa büyük üstat seçildi.

Tabi MUSTAFA KAMAL ATATÜRK 13 EKİM 1935 Tarihinde ucu dışarıda olan ve bizleri yönetmek ve yok etmek isteyen locaları bir gecede kapatma kararı aldırarak kapatana kadar içimizde bizleri her türlü oyunlarla yok oluşa götürmek istediler. Sonra ne mi oldu?

1 NİSAN 1963 Yılında resmi gazetede yayınlanan Kararı Verenler Kimlermiş, bakalım tanıyabilecek misiniz?

1 Nisan 1963 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6 / 1607 no`lu karar açıklanmasıyla, İçişleri Bakanlığı`nın 30 -3957 – 38530 sayılı yazıları üzerine, 3512 sayılı kanunun 10. Maddesine göre, Bakanlar kurulunca 1 Nisan 1963 tarihinde “LIONS INTERNATIONAL” Kulübünün kurulması kabul edilmiştir.

KARAR VERENLER:

Başbakan: İsmet İnönü,

Başbakan Yardımcısı: Turhan FEYZİOĞLU (Bugün, TÜRKİYE Barolar birliği başkanı oğlu Metin FEYZİOĞLU),

İmar İskan Bakanı: Fahrettin Kerim GÖKAY,

Çalışma Bakanı: Bülent ECEVİT,

Devlet Bakanı: Ali ŞAKİR AĞANOĞLU,

Dış işleri Bakanı: Feridun Cemal ERKİN,

Maliye Bakanı: Ferit MELEN,

Ticaret Bakanı: Muhlis METE

TÜRKİYE`de LİONS kulüplerinin kurulmasına o günlerde izin veren ve bugün hala hayatta bulunan devlet adamlarımıza, 1963 senesi 1 NİSAN`ında almış oldukları bu hazin karar ithaf olunur. Lions`un kuruluşunun kabul tarihi“NİSAN 1” şakası gibi geliyor, ama nedense yüce devletlilerimiz, özellikle o günü seçerek, TÜRKİYE`mize şaka yerine şoka sokmuşlardır.

Bu işin sağı – solu, dinlisi – dinsizi, kalmamış, bize dayatılan süslenip önümüze konan ve yakın tarihimize damga vuranlar kime hizmet etmişler…

Bir de utanmadan MUSTAFA KAMAL ATATÜRK`e dil uzatmaya yeltenenlere HADİ ORDAN HADDİNİZİ BİLİN…

Mustafa KAMAL ATATÜRK GERÇEKTEN “TEK ADAM GİBİ ADAMDIR” ondan sonrası bu çarkın içinde eriyip gittiler…

EVET, METİN FEVZİOĞLU CEM GARİPOĞLU`NUN VE AMCASI HAYYAM GARİPOĞLU`nun davasına bakarak MASON PROTOKOLLERİNDEKİ KARARLAR GEREĞİ HER FARMASON ZOR DURUMA DÜŞEN MASON BİRADERİNE YARDIM ETMEK ZORUNDADIR MADDESİNE Mİ? UYUYORSUNUZ DİYE SORMAK GELİYOR… ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN SAP VE SAMAN BİRBİRİNE KARIŞMIŞ GELDE ATATÜRK GENÇLİĞİ AYIKLA PİRİNÇTEN TAŞI… AYIKLADA PİRİNÇ İÇİNDEN BEYAZ TAŞI AYIKLAMAK NE MÜMKÜN!

Sevgi ve saygılarımla… Elimden gelen gerçekleri yazmaktan öteye gitmiyor… Mücadele ediyorum fakat kendi toplumumuz doğru söyleyenleri dışlıyor… ATATÜRK GENÇLİĞİ MÜCADELE HER YERDE…

ata mirası ulus… murat akbaş

KAYNAKÇA: BİZİM ATATÜRK Sayfa no:409-410- – AHMET AKGÜN – TOGAN YAYINCILIK

TARİH /// BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİNDE FRANSIZLARIN ÇUKUROVA’DA TOPRAK TASARRUFU G İRİŞİMİ : ÇUKUROVA ÇİFTLİĞİ – 1


BRNC DNYA SAVAI NCESNDE FRANSIZLARIN UKUROVA’DA TOPRAK TASARRUFU GRM – UKUROVA FTL -1.pdf

ARAŞTIRMA DOSYASI /// YAKUP MUSA : HEDEFTEKİ DONANMA (!)


HEDEFTEKİ DONANMA (!)

Deniz Kuvvetlerinde önemli, kritik görevlerde 163 Amiral, Subay ve Astsubay aynı kısa dakikalar diyebileceğimiz zaman içinde 11 ŞUBAT 2011 gecesi tutuklanmıştır.

Anılan tarihten yaklaşık bir buçuk yıl sonra 21 EYLÜL 2012 tarihinde Deniz Kuvvetleri K.lığı’na mensup 36 amiral, 115 subay, 5 astsubay Balyoz Davası kararlarıyla 13 ile 20 yıl arasında değişen ağır cezalara haklarında verilmişti.

Amirallere Suikast, Poyrazköy, Kafes, Casusluk Davaları eklendiğinde sanık ve tutuklu durumunda bulunan yaklaşık 250 Kuvvet personeli de bu listeye eklendiğinde 400 denizci personelin tasfiyesi söz konusu olmaktadır.

O dönem Balyoz Davası’ndan tutuklu, Deniz Kuvvetlerinin en uzun süre Plan ve Prensipler Başkanlığı görevini yürüten Tümamiral Cem GÜRDENİZ gönderdiği mektupta, yaklaşık bu özetten sonra şu tespitte bulunmakta:

“Yaşanan durum Fransız İhtilali sonrasında Fransa Donanmasının düştüğü duruma benziyor. (“FRANSA’da 1789 tarihinde yaşanan ihtilali planlayan ve yaptıranların Yahudiler olduğunu ve dünyadaki tüm darbelerin TÜRKİYE dahil hepsinin Siyonist Yahudiler tarafından planlanıp yaptırıldığını bu arada bir kez daha hatırlatmak isteriz. Y.M.”) Böylesine acımasız ve gözü kara tasfiyeler ancak ihtilallerde yaşanabilir. (…) Söz konusu sahte davalar ile tasfiye edilenlerin yüzde doksanı kurmay, yurtdışı görevlerde bulunmuş, yüksek lisans eğitimi yapmış, Deniz Kuvvetleri’nin vurucu gücünü temsil eden Harp Filosu, Hücumbot Filosu, SAT, Deniz Hava ve Amfibi birliklerinde kritik kadrolarda görev yapan, beheri yarım milyar dolara yakın donanmanın en güçlü savaş gemilerinin komutan ya da komodorları arasında bulunuyordu. (…) Yaşanan tasfiyeler sonunda net hedef, TÜRKİYE’nin ve Cumhuriyet Donanmasının bölgesel güç olmasının önlenmesidir”.

Kitabında Tümamiral GÜRDENİZ, dava sürecini hukuk açısından eleştirirken ama asıl amaçlananın donanmayı verdiği zararları çok güzel açıklamaktadır. Bunları hapishanede yazdığı kitabında ayrıntısıyla incelemekte, “Hedefteki Donanma” kitabı Deniz Kuvvetleri, Türk Donanması açısından çok önemli bilgiler, tarihsel gelişmeler, Deniz Kuvvetleri kara birliklerinin ve gemi/yüzer birliklerin harekat ve teknik durumlarının özetlenmesi açısından bir denizci için başucu kitabı olma hakkını çoktan kazanmış bulunmakta, her bakımdan tarihsel belgelerle dolu olup, “Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve bağlısı birliklerin kütüphanelerinde bulundurulması gereken önemli bir kaynak niteliğinde.”

Yine yazar kitabında; donanmanın yükselişi ve sonrasında, mektubundaki ifadeyle, “Avrupa-Atlantik cephesinde yarattığı rahatsızlık sonucu karşı karşıya kaldığı linç kampanyasını” tespitiyle çok güzel irdelemekte.

O dönem, TSK ve özellikle Deniz Kuvvetlerine düzenlenen operasyonları destekleyen gazetelere çıkan haberler mektubun içeriğinin doğru olduğunu bize kanıtlamakta:

“Deniz Yıldızı Tatbikatını yönetecek komutanın yurtdışına çıkış yasağı bulunduğu için, tatbikat bir başka tatbikat kapsamına alınarak, yurtiçinde yapılacak”. Tatbikatı yönetecek komutan kalmıyor. Bugün tatbikat, yarın savaş ya da benzeri bir fiili durumda, savaşı yönetecek komutan yok.

Bir Gemi Komutanının, Komodorun, Filo Komutanının yetişmesi için geçirdiği safhaları, eğitimleri ve geçirdiği tecrübeleri incelediğimizde Tümamiral GÜRDENİZ’in tespitlerinde katılmamak mümkün değildir. “Çok uzun eğitim ve tecrübeler sonucu bu makam ve rütbelere ulaşılabileceğini sanırım hatırlatmamıza gerek yoktur.”

Benzer tespit yönetici siyasilerce de yapılmış olup, nedense yapılan Atlantik, Tel Aviv ötesi, kaynaklı operasyonlara değil ses çıkarmak, o dönem bizzat destek bile verildiğini olayları yakından inceleyen bizler olarak görmüş bulunmaktayız. Yönetici konumundaki siyasiler:

“Bizim bu kadar gemimiz var, oralara gönderecek komutanımız kalmıyor. Olmaz böyle şey”.

“Tespitler doğru, fakat bu kaynağı dışarıda olan yine yabancı servis kaynaklı/destekli operasyonlara engelleme gibi hiçbir girişimlerinin olmadığını”, yetişmesi, doldurulması çok zaman alan, eğitim, bilgi, beceri, tecrübe gerektiren önemli, kritik mevkideki komutanlar tasfiye edilmiş, ‘Deniz Kuvvetleri harekattan sakıt bir duruma göz göre göre getirilmiştir’(!)

‘Sefer/seyir konumu durumunda yeterli bilgi, beceri, teknik, harekat, tecrübe konusunda önemli zafiyetleri olan komutan/komutanların’ uluslararası sulara çıkması mümkün olmayıp, gemiler limanlarda liman vaziyetinde kalmaya devam edeceklerdir. Ne yazık ki Deniz Kuvvetlerinin mevcut durumunu açıklayan gerçekler bunlardır. (Halen mevcut durum Sultan Abdülhamit Han döneminde Haliç’e çekilen, çürümeye terk edilen donamanın durumu ile ne kadar büyük benzerlikler taşıdığı gözlerden kaçmamaktadır. Y.M.)

Yine Deniz Kuvvetlerine yöneltilen esas hedefin kendisi olması, uğradığı önemli kritik, personel zafiyeti/oryantasyonu nedeniyle Doğu Akdeniz Mühhasır Ekonomik Bölge (MEB) hak ve korumaları son bulmuş, Doğu Akdeniz, Yunan ve İsrail’e terk edilmiş, zengin doğal kaynaklarını sömürmelerinin önlerinde hiçbir engel kalmamıştır.

TÜRKİYE’nin uzun süredir Kıbrıs Rum kesimi ve İsrail ile Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz ile ilgili rekabet yaşadığını ve mevcut son Deniz Kuvvetlerinde gerçekleştirilen tasfiye sonucu denetleyemeyen, serbest kalan İsrail doğalgaz bulmuş, sahiplenmiştir. Aynı durum Yunanlılar için de geçerlidir. Artık Doğu Akdeniz’de MEB haklarımızı koruyacak güçlü bir donanmamızdan söz etmemiz mümkün değildir.

TÜRKİYE o bölgede hakları olduğundan söz etmiş ve bir sondaj gemisi göndermek istemiş ama sonradan nedense hiçbir girişim olmamış, ulusal petrol şirketi TPAO’nun arama ruhsatları iptal edilmiştir. Zaten sondaj gemisi gönderilse bile(!) sondaj gemisinin güvenliğini sağlamak üzere oraya gönderilecek gemilere gerekli niteliklere sahip gemi komutanı bulunduğundan son operasyonlardan sonra söz etmek biraz zordur.

Yapılan Atlantik öteki operasyonların ülkemize çok önemli menfi bir neticesinden biri de, TÜRKİYE, Mühhasır Ekonomik Bölge (MEB) haklarını koruyamaz durumdadır.

(E) Tümamiral Cem GÜRDENİZ kitabında konuları çok güzel bir şekilde özetlemiş, okumamız, esas hedefin Deniz Kuvvetleri olmak üzere düzenlenen operasyonların başta Milli güvenliğimiz olmak açısından verdiği zararları çok güzel özetlemekte!

(Tüm yapmış olduğumuz konu incelemelerinden çıkarılan sonuç; davaların amacına ulaştığı, Türk Donanması (TSK) ABD/İsrail’in istediği çizgiye çekilmiş, bunun ispatı olarak haçlıların safında Müslüman LİBYA’ya işgalinde haçlı donanmasının yanında yer almasıdır(!) Y.M.)

Türk Deniz Kuvvetlerine yönetilen operasyonların asıl nedeninin,

1. MİLGEM, ARMERKOM, Milli Kripto Sistemi vs. Milli projelerde başarılı çalışmalar ve neticesi müspet sonuçlar alması,

2. Açık denizlerde bağımsız NATO (ABD/İsrail)ya bağlı kalmaksızın Milli, bağımsız durumunu kanıtlayan, ispatlayan gücünün neticesi donanma bulundurması,

3. Özellikle Doğu Akdeniz’de TÜRKİYE’nin Münhasır Ekonomik Bölge Haklarını başarıyla savunması, donanmanın uyguladığı gambot projesi neticesi, önemli ölçüde bölgede başarılı olması, caydırıcılığı, gücünün ispatlanması,

Bu üç önemli girişim Türk Deniz Kuvvetlerine operasyonu kaçınılmaz kılmış(!) başarıyla sonuçlanmış, neticesi önümüzdeki günlerde personel zafiyeti, oryantasyonu konusunda karşımıza önemli bir menfi sorun olarak çıkacak, telafisi de askeri okulların lav edilmesi neticesiyle de karşılanamayacağı, asla eski komutan niteliklerine haiz mevcut komutan ve yetiştirilmesine ulaşılamayacağı acı gerçeklerden biridir.

Not: Yukarıda yazım halen yazım aşamasında bulunan teferruatlı “Hedefteki Donanma” konulu yazımda geçen bir bölümden alıntılanmıştır.

Selam ve saygılarımla.

Yakup MUSA

15.01.2017

TARİH : Hz. Davud, Aragorn, Beowulf, Kral Arthur ve Şarlman’ın formülü – Kral-Taht-Kıl ıç Üçgeni


Hz. Davud, Aragorn, Beowulf, Kral Arthur ve arlman’n forml – Kral-Taht-Kl geni.pdf

TARİH : Keltler


Keltler.pdf

TARİH : İkinci Dünya Savaşı’nın başladığını duyuran gazeteci öldü


İkinci Dünya Savaşı’nın başladığını duyuran gazeteci öldü

Ünlü İngiliz gazeteci Clare Hollingworth, 105 yaşında Hong Kong’da hayatını kaybetti. Hollingwoth, İkinci Dünya Savaşı’nın başladığını duyuran ilk gazeteciydi

İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı haberini ilk yapan kişi olarak tarihe geçen İngiliz gazeteci Clare Hollingworth hayatını kaybetti.

Hong Kong Merkezli Yabancı Gazeteciler Kulübü (FCC) gazetecilik mesleğinin başlangıcında, İkinci Dünya Savaşı’nın çıktığını ilk haberleştiren gazeteci Hollingworth’un 105 yaşında Hong Kong’da hayatını kaybettiğini açıkladı.

İngiliz Daily Telegraph muhabiri olarak 1939’da Polonya’dan Almanya’ya geçerken Alman ordusunun sınırda yığınak yaptığını fark eden Hollingworth, savaşın başladığını dünyaya duyuran ilk haberci oldu.

İngiltere’nin Leicester kentinde 1911’de dünyaya gelen Holingworth, Vietnam, Cezayir ve Ortadoğu’da savaş muhabirliği yaptı.

KAYNAK : http://www.haberturk.com/dunya/haber/1346946-ikinci-dunya-savasinin-basladigini-duyuran-gazeteci-oldu

TARİH : Türkler tarih yolculuğunun neresinde ???


Trkler tarih yolculuunun neresinde.pdf

KİTAP TAVSİYESİ : Küreselleşmenin İstihbarat Güvenlik ve Terör Boyutu


(Adalet Yayınevi, Ocak 2016)

Önsözden…

Milenyuma girişin yarattığı heyecanla birlikte hemen hemen her olay, her mesele, her konu küreselleşme kavramıyla açıklanmaya çalışıldı ve çalışılıyor. Akademik endişeye sahip herkes yeni çağın neler getireceğini analiz etmeye çalışırken 11 Eylül 2001’de İkiz Kuleler’e yapılan saldırı, yapılan analizlerin ve tartışmaların kapsamını genişletti.

Küreselleşmeye dair çok yoğun şekilde yapılan analiz, değerlendirme ve tartışmalardan dolayı, artık insanların küreselleşen dünyamız tabirini dalga konusu bile yapabildiğini gözlemledik. 2015 yılının Ağustos ayında bu tartışmaları hatırladığımızda ve bugünü değerlendirdiğimizde nispeten yeni ve farklı görüşlerin hızı ve sayısı azaldı. Aslında insanlar genel çerçeveden ziyade biraz daha olayların kökenine inmeye, sorunların çözümüne, daha mikro analizlere ağırlık vermeye başladı. Kimilerine göre ise, her olayı küreselleşmeyle açıklama veya belli bir alanda küreselleşmenin etkilerini irdelemek bir -endüstri- haline geldi.

Küreselleşmenin moda veya popüler bir kavram haline geldiğini söylemekte bir sakınca yoktur fakat küreselleşmenin açıkça ortaya çıkan etkilerini küçümsemek doğru bir tavır değildir.

Genel olarak küreselleşmenin var olduğu herkes tarafından kabul edilen bir realite. Küreselleşmeyi reddedenleri okuduğumuzda, aslında itiraz ettikleri konunun küreselleşmenin kendisi değil; boyutu ve hızı olduğu anlaşılıyor. Küreselleşmenin yeni bir olgu olmadığını, eski dönemlerde de bu kavramın belirtilerine rastlanabileceğini belirtmek, küreselleşmeyi reddetmek demek değildir. Bu görüş genelde küreselleşmeyi, sadece farklı kültürdeki insanların etkileşiminden yola çıkarak okuyan yorumlardır. Küreselleşmeye en yoğun olarak karşı çıkanlar, bu süreci sadece Batı emperyalizminin yeni bir formu, ‘bizi ele geçirmek isteyenler’in kültürel propagandası veya kapitalizmin yayılmacılığı olarak görenlerdir. Bu görüşlerin de kendi içerisinde makul sebepleri olabilir; fakat bu, realiteleri reddetmemiz gerektiği anlamına gelmemeli.

Günümüzde dahi küreselleşmenin etkileri hâlâ sınırlı ölçüdedir; fakat içinden geçtiğimiz, birincil gözden takip edebildiğimiz, müdahale edebildiğimiz ve içinde olabildiğimiz bu süreçte özellikle iletişim teknolojileriyle birlikte bir sıçrayış yaşanmıştır. Bundan 100-200 sene sonra bu kitapları okuyacak insanlar, bizleri, bu sıçrayışa tanık olanlar diye hatırlayacak ve bugünkü yazılanları buna göre değerlendireceklerdir. Yani bugün bizim, süregiden zamanın gelişmelerini nasıl yorumladığımız, geleceği şekillendirecek kadar önemlidir.

“Küreselleşmenin istihbarat, güvenlik ve teröre etkisi, derinden ve köklü olmuş; yeni tanımlamalara gitmek zorunda kalınmıştır. İstihbarat, güvenlik ve terör alanında da teorik ve akademik olarak küreselleşmenin etkileri geç okunmaya başlanmıştır. Üç alanda da sadece teori ve akademik bakış açısı, çağın getirdiklerini yakalamanız için yeterli olmamaktadır. Pratikte de yapılan tespitleri uygulamak ve değişimlerin farkında olmak, çağın getirdiği sorunlarla daha rahat başa çıkmanız ve geleceği daha iyi öngörmeniz için elzemdir.

Müstakilen küreselleşmenin sadece istihbarat, güvenlik ve terör boyutunu anlatan nadir kitaplardan biridir. Türkiye’de bu alandaki eksikliği bir nebze de olsa giderilmeye çalışılmıştır. Ayrıca güvenlik-özgürlük paradoksu ve Anglo-Sakson cüretkârlığı gibi konulara da değinilmişitir.”

İÇİNDEKİLER

BİRİNCİ BÖLÜM

KÜRESELLEŞME

A. -Küreselleşmenin Tanımı, Tarihi ve Genel Değerlendirme-1

A. 1. -Küreselleşme Tartışmaları ve Gelecek-21

A. 2. -Küreselleşmenin Çok Boyutlu Etkileri-24

B. -Bilgi-38

C. -Küreselleşmeyle Birlikte Ortaya Çıkan Mücadele Alanı: Kültür-45

D. -Kimlik ve Küreselleşme-53

İKİNCİ BÖLÜM

İSTİHBARAT

A. -İstihbaratın Tanımı, Doğası ve Özellikleri-57

B. -İstihbaratın Ortaya Çıkışı-67

C. -Teknolojik Gelişmeler ve İstihbarat-70

D. -İnternetin Etkileri-75

E. -İstihbarat Toplama-80

F. -Açık Kaynak İstihbaratı-83

F. 1. -Açık Kaynakların Olumlu Yanları-86

F. 2. -Açık Kaynakların Olumsuz Yanları-88

G. -Değişen İstihbarat Paradigması ve Yeni İstihbarat Kurgusu-92

G. 1. -SWOT Analizi-102

G. 2. -Memur Zihniyeti İstihbarat Örgütü İçin Tehlikelidir-103

G. 3. -İstihbarat Örgütü Dinamik, Proaktif ve Manevra Kabiliyeti Yüksek Olmalıdır-104

H. -NSA ve Anglo-Sakson Cüretkârlığı-106

İ. -Bazı Genel İstihbarat ve Güvenlik Konuları-107

J. -Türkiye’ye Dair Kısa Bir Değerlendirme-109

K. -İstihbarat Örgütleri ve Medya-114

K. 1. -Medya ve İnternet Gizli veya Örtülü Bir Operasyonun Parçası Olabilir mi?-127

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

GÜVENLİK

A. -Güvenliğin Tanımı ve Yaşadığı Dönüşüm-133

B. -Küreselleşme ve Güvenlik-140

C. -Bilgi Savaşları-172

D. -Birey Güvenliği-181

E. -Ön-Alıcı (Önleyici) Saldırı-186

F. -Güvenlik ve Özgürlük Paradoksu-190

G. -Tehdit-192

G. 1. -Asimetrik Tehdit-197

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

TERÖR VE TERÖRİZM

A. -Terör, Terörizm: Tanımlar, Anlamlar, Özellikler-203

B. -Küreselleşme ve Terör-213

C. -Teknolojik Gelişmeler ve Terör-219

D. -Terörün Kullanılması, İstihbarat Örgütleri ve Devlet-227

KAYNAKÇA-235

ARAŞTIRMA DOSYASI : Medeniyetler İçin Coğrafyanın Önemi ve Bereketli Hilal


Medeniyetler in Corafyann nemi ve Bereketli Hilal.pdf

TARİH : Yakın Tarihten 48 İlginç Fotoğraf


Tarihe Bir de Bu Gözle Bakın!

1. Berlin Duvarı inşaatı, 1961

2. Irak çöl polisleri, 1930, Batı Irak

3. Seks eğitimi dersinde meraklı bakışlar, 1928, Los Angeles

4. Aydınlatma direğinden stada girmeye çalışan Beşiktaş taraflarları, 1960

5. Titanik felaketinin ardından akşam baskısını dağıtan çocuk, 1912

6. Hamidiye Etfal Hastanesi doktorları ameliyatta, 1900

7. Tarihimizin ilk Eroin Fabrikası kuruldu, 1926

8. İlk kadın kabadayı Hanzade, nam-ı diğer "Baltalı Hano" 1800’lerin sonları

9. Düşen Asker, İspanya, 5 Eylül 1936

10. Müşfik Kenter ile Sema Özcan ‘Sevmek Zamanı’ film setinde Metin Erksan ve set ekibiyle birlikte, Büyükada, 1965

11. Osmanlı Döneminden Tarabya Koyu, fotoğraf 1880 – 1893 yılları arasında çekilmiş

12. Coney Adası’nda yoğun bir gün, Brooklyn, New York, 1949

13. Kukla Tiyatrosu’nda Saint George ve Hikâyesi’ni izleyen çocuklar, Paris, 1963

14. Robert De Niro ve aynı adı paylaştığı babası Robert De Niro, Sr., New York, 1983

15. Osmanlı Döneminden Adalar manzarası, fotoğraf 1880 – 1893 yılları arasında çekilmiş

>

16. Hapishane olarak kullanılan Alcatraz Adası’nın kapanması ardından, son 27 mahkum tahliye edilirken, 21 Mart 1963

17. Simone Signoret, Yves Montand, Marilyn Monroe ve Arthur Miller, Let’s Make Love filminin çekimleri arasında, 1960

18. Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet Titanic filminin setinde, 1997

19. Kariyerinin en parlak dönemlerinde, 30 yaşındaki Sophia Loren, 1934

20. Fransız bir kadın, Nazi’lerle işbirliği yaptığı için, saçları kazınarak cezalandırılıyor, Fransa, 29 Ağustos 1944

21. James Dean, 23 yaşındayken eski okulu Fairmount Lisesi’nde, Indiana, ABD, 1955

22. Elvis Presley, bu fotoğrafta 21 yaşında ve şöhretle henüz tanışmıştı, 1956

23. Brooklyn Köprüsü’nün kablolarında asılı boyacılar, 7 Ekim 1914

24. Bosna Savaşı’nın 20. yıldönümünde her kurban için, Titova Caddesine bir sandalye konuldu, Saraybosna, 6 Nisan 2012

25. Adolf Hitler aynanın karşısında konuşma provası yaparken, 1925

26. 2. Dünya Savaşı ardından, Louvre Müzesi’ne geri dönen Mona Lisa’yı açan görevliler, Paris, Fransa, 1945

27. Diktatör Franco’ya bağlı Ulusal Hava Kuvvetleri tarafından havadan bombalanan Barcelona, 1938

28. Kemal Sunal, 1970’ler

29. Muhammed Ali, henüz 22 yaşındayken Dünya Ağır Sıklet ünvan maçında Sonny Liston ile karşılaşıyor, 25 Şubat 1964

30. Arsenal’in ışıklandırma altında oynadığı ilk maç, Highburry Stadyumu, 19 Eylül 1951

31. 3. Kolordu ve Arıburnu Kuzey Grubunun Komutanı Esat Paşa, topçulara emir verirken, 1915

32. James Dean 24 yaşındayken, 1955

33. Fidel Castro, meşhur purosu ve o yıllar statü sembolü olmayan 2 Rolex saatiyle Kruşçev ile toplantıda. Kremlin, 1963

34. I. Dünya Savaşı’ndaki Kafkasya Cephesi çatışmaları esnasında yaralı müslüman mülteciler, Hasankale, 1915

35. Savaşın bitmesine bir hafta kala ölen, Alman makineli tüfek nişancısı, Fransa, 4 Kasım 1918

36. Bir Anzak askeri silah arkadaşını hastaneye taşırken, Çanakkale Savaşı, 1915

37. I. Dünya savaşı esnasında siperde bir Türk askeri

38. Kimyasal gazlar ile kör olacak olsa da yaşayacak bir katır, Alman askerleriyle poz veriyor, I. Dünya Savaşı, 1916

39. Rus Ordusu geri çekilirken, Osmanlı askerleri öldürülen Müslüman sivilleri gömüyordu, 1918

40. I. Dünya Savaşı esnasında cephede dua eden Türk askerleri

41. Tophane Meydanı’nındaki tarihi eserlerin yıkımı, 1950’ler

42. Yerine İnönü Stadı’nın yapılmasına karar verilen Istabl-ı Âmire yani Dolmabahçe Sarayı’nın ahırları yıkılıyor, 1939

43. Salvador Dalí, beslediği karıncayiyen ile metrodan çıkıyor, Paris, 1969

<a href="http://img-1.onedio.com/img/2r0/53be99e75e010159255b239d.jpg" target="_blank"><img src="http://img-1.onedio.com/img/719/bound/2r0/53be99e75e010159255b239d.jpg"/></a>

44. Beş megabayt hafızalı, yaklaşık bir tonluk IBM harddisk, 1956

45. Eyfel Kulesı üzerinde çalışan elektrik teknisyenleri, Paris, 1937

46. II. Dünya Savaşı sırasında, Aldwych metro istasyonuna sığınmış Londralılar, Nisan 1941

47. Bülent Ecevit’e Gerede’de suikast girişimi, 1975

48. The Godfather’ın yönetmeni Francis Ford Coppola, filmin çekimleri esnasında Al Pacino’ya direktif verirken, 1972

ARAŞTIRMA DOSYASI /// E. TÜMG. ARMAĞAN KULOĞLU : KIBRIS GİTTİ GİDİYOR


KIBRIS GİTTİ GİDİYOR

Müzakerelerde sona gelindi. Konu Türk kamuoyundan gizleniyor. Bilgi, Yunan ve Rum basınından, açıklamalarından, tavırlarından, ülke ve kuruluşların davranışlardan ve davaya hassasiyet gösteren Türk araştırmacıların özel gayretlerinden öğrenilmeye çalışılıyor.

Müzakerelerin Annan Planı üzerinden yürütülmesi yanlış

Bu plan, Türklerin son derece aleyhinde olmasına rağmen, aldıklarıyla yetinmeyen Rum tarafınca reddedilmiş, böylece Türk tarafı da kurtulmuştur. Bu konuda Türk tarafı, o zamanki Rum lideri Papadopulos’a şükretmelidir. Ancak ne gariptir ki bu plan gündemden çıkması gerekirken görüşmeler, Rumların planda aldıklarının üzerine menfaatler sağlama esasına göre yürütülmüştür.

BM’nin, AB’nin ve ABD’nin bugüne kadarki yaklaşımlarının ve uygulamaların tümü, Rumlar lehine, Türkler aleyhine olmuştur. Buna şimdiki müttefikimiz Rusya’yı da katmak mümkündür.

Cenevre’de yapılacak müzakereler ve 12 Ocakta Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin iki toplum liderleriyle birlikte katılacakları beşli görüşme, “sözde çözümü” sonuca bağlamayı hedeflemektedir. AB ülkelerinin Kıbrıs’taki Büyükelçileri, sanki anlaşma sonuçlanmış gibi, Türk tarafındaki toplantılara katılarak referandumda olumlu oy kullanılması için propaganda yapmaktadır. Daha da acısı, Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanlarının anlaştığına ilişkin haberler çıkmasıdır.

Gelişmeler kaygı verici, hatta tuzak

Müzakereler, her konuda Türkler aleyhine gelişmektedir. Kıbrıs Türkü kendi vatanında azınlık durumuna düşürülmektedir. Bu çözümle Kıbrıs Türkü, kısa zamanda yersiz ve yurtsuz kalacak, adada yaşama imkânı bulamayacaktır.

“Sözde çözüm” gerçekleşirse, Doğu Akdeniz’deki stratejik denge Türkiye aleyhine bozulacaktır. Ege’deki sıkıntılı duruma, Akdeniz de eklenecek, Türkiye Batı’ya ilaveten, güneyden de kuşatılmış, Doğu Akdeniz’deki alaka ve menfaatlerini yitirmiş, Ortadoğu’daki etkinliği de yara almış olacaktır.

Kıbrıs’taki kaybı, Suriye Kuzeyindeki oluşumun da eklenerek Büyük Kürdistan yaratma düşüncesiyle birlikte değerlendirmek gerekir.

Rumlar bir süredir 12 Ocak’ta Cenevre’de yapılacak 5’li konferansa, BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesini de dahil etmeye çalışmaktadır.

Rusya’nın GKRY Büyükelçisinin, ABD’nin, AB’nin, Yunanistan’ın, İsrail’in ve daha birçok ülkenin, Türkiye’nin garantörlüğünün sona ermesi ve Türk askerinin Ada’dan çekilmesini savunması dikkat çekicidir. GKRY Dışişleri bakanı, Rusya’nın tüm yabancı orduların Kıbrıs’tan ayrılması gerektiği yönündeki görüşünün, kendi görüşleriyle aynı olduğunu belirtmiştir. Rumlar BM Güvenlik Konseyi üyelerinin tümün desteğini almış durumdadır. Konunun buraya götürülmesi tuzaktır.

Hassasiyetlere dikkat!

Rusya’yla olan iyi ilişkilerimizdeki hassasiyet kullanılarak, Rusya’nın, Kıbrıs zirvesinde Türkiye’yi ikna görevi üslenmesi hesaba katılmalıdır.

Yunanistan Yüksek Mahkemesi darbecilerin iadesine ilişkin kararını, Cenevre görüşmeleri dönemine denk getirmiştir. Konunun Kıbrıs için pazarlıkta kullanılması mümkündür.

Başımız gelenlerin çoğunun Büyük Kürdistan ve Kıbrıs’tan kaynaklandığı dikkate alınmalıdır.

Kıbrıs konusu KKTC’den daha çok Türkiye’yi ilgilendirdiğinden, müzakereler ve çözüm süreci KKTC ve Rum liderlerinin inisiyatifine bırakılmamalı, dil, din, kültür, gelenek olarak hiçbir benzerliği olmayan toplumlar, devlet olarak bir arada yaşamaya, zoraki evliliğe zorlanmamalıdır.

1974’den beri adada sükûnet ve barış vardır. Kıbrıs konusu 1974’de çözülmüş, 1983’de bitmiştir. Bundan sonra KKTC’nin uluslararası ortamda tanınmasına çalışılmalı, olmazsa Türkiye’yle entegrasyonu düşünülmelidir.

Son tahlilde, Rumların aldıklarıyla yine tatmin olmayacağı, biran evvel Kıbrıs’ın tamamına sahip olmak isteyecekleri düşünüldüğünden, referandumda yine “Ret oyu” verecekleri beklenebilir. Bu da Türkler için bir sefer daha “kurtuluş” demek olacaktır.

Bu kurtuluşu Rumların eline bırakmak yerine, müzakerelerde “hayır” diyerek kendimiz ortaya koymalı, “dünya 5’den büyüktür” diyorsak bu cesareti göstermeliyiz.

07 Ocak 2017

TARİH : DEVŞİRMELER : OSMANLI’DA KAYITLI ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ (İNGİLİZCE)


TARİH : ERKEN MODERN AVRUPASINDA İSLAM VE MÜSLÜMANLAR (İNGİLİZCE)


DÖKÜMANI İNDİRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

SAĞLIK DOSYASI : 5 DAKİKADA BEYNİNİZE İDMAN YAPTIRIN !!! MUTLAKA DENEYİN !! BEYİN CİMNASTİĞİ


Fotoğrafa bir müddet dikkatlice bakın; adamın, size cepheden bakan bir adam göreceksiniz.

Bu beyninizin sol tarafının çalıştığını gösterir.

Bir süre daha bakmaya devam edin ve adamın bu defa sola baktığını görüyorsanız bu sizin beyninizin sağ tarafının da çalıştığını gösterecektir.

TEBRİKLER !!! BU ŞEKİLDE BEYNİNİZE ANTRENMAN YAPTIRMIŞ OLDUNUZ !!!

KOMPLO TEORİLERİ : BİRBİRİNDEN İLGİNÇ 46 KOMPLO TEORİSİ (TÜRKÇE VE İNGİLİZCE)


KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : 20 Yıl İçinde Yok Olabilecek 10 Ülke ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/ozel-dosyalar/komplo-teorileri-video-20-yil-icinde-yok-olabilecek-10-ulke-460

KOMPLO TEORİLERİ : İsrail Gerçeği ve Talmut ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-israil-gercegi-ve-talmut-760

UFO DOSYASI /// VİDEO : Türkiye’de Askeri Üs Üzerinde UFO’ya Eskort Eden Jetler ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/ufo-dosyasi-video-turkiyede-askeri-us-uzerinde-ufoya-eskort-eden-jetler-833

KOMPLO TEORİLERİ DOSYASI /// VİDEO : UFO’lar Dünya Dışı Uygarlıklara mı Ait Yoksa Sadece Zaman Yolcuları mı ? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-dosyasi-video-ufolar-dunya-disi-uygarliklara-mi-ait-yoksa-838

KOMPLO TEORİLERİ DOSYASI /// Rockefeller : Gerçekleşmeyen 2011 Armageddon’u ve Yeni Dünya Düzeni ! ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-dosyasi-rockefeller-gerceklesmeyen-2011-armageddonu-ve-ye-839

KOMPLO TEORİLERİ DOSYASI : Dünyayı Meşgul Eden 10 Komplo Teorisi ! ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-dosyasi-dunyayi-mesgul-eden-10-komplo-teorisi-841

KOMPLO TEORİLERİ /// B. Ergin Borobey : Armagedon ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-b-ergin-borobey-armagedon-873

CONSPIRACY THEORY /// The CIA and The Muslim Brotherhood : How The CIA Set The Stage For September 11 ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/conspiracy-theory-the-cia-and-the-muslim-brotherhood-how-the-cia-set-the-st-1114

CONSPIRACY THEORY /// VİDEO : The James Holmes Conspiracy (2012 Full Documentary) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/conspiracy-theory-video-the-james-holmes-conspiracy-2012-full-documentary-1139

KOMPLO TEORİLERİ : Van Depremi değil Van saldırısı ! ( Gerekçeleriyle ) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-van-depremi-degil-van-saldirisi-gerekceleriyle-1164

KOMPLO TEORİLERİ /// ÜNLÜ ARAŞTIRMACI VE KOMPLO TEORİSYENİ ERTAN ÖZYİĞİİT’İN PROGRAMI : KRAL VE BEN (62 BÖLÜM BİRDEN) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-unlu-arastirmaci-ve-komplo-teorisyeni-ertan-ozyigiitin-prog-1177

KOMPLO TEORİLERİ : Gökçek’ten yeni deprem iddiası ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-gokcekten-yeni-deprem-iddiasi-1189

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Ku Klux Klan Örgütünün Başvuru Formu ve Soruları ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-ku-klux-klan-orgutunun-basvuru-formu-ve-sorulari-1203

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Dünyanın Sonu Hakkında Yalanlar ve Gerçekler ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-dunyanin-sonu-hakkinda-yalanlar-ve-gercekler-1214

CONSPIRACY THEORY /// VİDEO : Richard Hoagland Secret Space Program and Space Weapons ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/conspiracy-theory-video-richard-hoagland-secret-space-program-and-space-wea-1244

UFO DOSYASI /// VİDEO : Kral ve Ben – 18. Bölüm – UFO Fenomeni ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/ufo-dosyasi-video-kral-ve-ben-18-bolum-ufo-fenomeni-1247

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Denver Havalimanı ve hazırlanan Şeytani Yeni Dünya Düzeni ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-denver-havalimani-ve-hazirlanan-seytani-yeni-dunya-d-1258

CONSPIRACY THEORY /// VİDEO : The Simon Parkes Story Mantids and Reptilians [FULL VIDEO] ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/conspiracy-theory-video-the-simon-parkes-story-mantids-and-reptilians-full-1273

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : 2011 – 2012 AMERİKAN GİZLİ PLANI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-2011-2012-amerikan-gizli-plani-1280

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : ALEX JONES – III. Dünya Savaşı Geldi Çattı ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-alex-jones-iii-dunya-savasi-geldi-catti-1281

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : İnsanlar Yok Olsaydı DÜNYANIN Geleceği Ne Olurdu ? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-insanlar-yok-olsaydi-dunyanin-gelecegi-ne-olurdu-1314

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Gizli Gerçekler & Ali Bektan – Dünyanın Gizli Silahları ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-gizli-gercekler-ali-bektan-dunyanin-gizli-silahl-1401

UFO DOSYASI /// VİDEO : Uzaylılar Tarafından Kaçırılan İnsanların HİKAYELERİ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/ufo-dosyasi-video-uzaylilar-tarafindan-kacirilan-insanlarin-hikayeleri-1404

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Geleceği Önceden Haber Veren 4 Çizgi Film ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-gelecegi-onceden-haber-veren-4-cizgi-film-1407

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Ölmediğine İnanılan 15 Ünlü İNSAN ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-olmedigine-inanilan-15-unlu-insan-1453

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Çizgi Filmlerdeki Tuhaf Teoriler Ve İnanılmaz Gerçekler ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-cizgi-filmlerdeki-tuhaf-teoriler-ve-inanilmaz-gercek-1475

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Öteki Gündem 21 Ekim 2016 Caner Taslaman – Cansu Canan – ARMAGEDON OLACAK MI ?? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-oteki-gundem-21-ekim-2016-caner-taslaman-cansu-c-1479

KOMPLO TEORİLERİ : Rothschild Hanedanlığı, Filistin ve Yeni Dünya Düzeni (+ 18 ARGO İÇERİR) ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/11/11/komplo-teorileri-rothschild-hanedanligi-filistin-ve-yeni-dunya-duzeni-18-argo-ic-erir/

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Kral ve Ben 44. Bölüm – Dünyayı Yönetenler Sinema Endüstrisini Nasıl Kullanıyor ? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-kral-ve-ben-44-bolum-dunyayi-yonetenler-sinema-en-1632

CONSPIRACY THEORY /// VİDEO : Helen Duncan the Most Dangerous Psychic in the World ? [FULL VIDEO] ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/conspiracy-theory-video-helen-duncan-the-most-dangerous-psychic-in-the-worl-1646

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Gizli Gerçekler – Barnabas İncili – Yonca Alpan – 05.11.2016 HD ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-gizli-gercekler-barnabas-incili-yonca-alpan-05-1670

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Dünyayı Yöneten EN GÜÇLÜ Aileler Rockefeller Ailesi ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-dunyayi-yoneten-en-guclu-aileler-rockefeller-ailesi-1693

UFO DOSYASI /// VİDEO : The Most Sgnificant Military UFO Incident in History [FULL VIDEO] İNGİLİZCE ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/ufo-dosyasi-video-the-most-sgnificant-military-ufo-incident-in-history-ful-1712

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Ünlü Logolarda Mevcut 12 Gizli Mesaj ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-unlu-logolarda-mevcut-12-gizli-mesaj-1713

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : ABD BAŞKANLIK SEÇİMLERİ, VATİKAN DOSYASI, GİZLİ BÜYÜKADA TOPLANTISI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-dosyasi-video-abd-baskanlik-secimleri-vatikan-dosyasi-gi-1725

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : DÜNYANIN EN KİRLİ VE TEHLİKELİ ŞEHİRLERİ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-dunyanin-en-kirli-ve-tehlikeli-sehirleri-1744

CONSPIRACY THEORY /// VİDEO : New Revelations Suggest The Nazi Bell Was A Secret Worm Hole Machine [FULL VIDEO] ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/conspiracy-theory-video-new-revelations-suggest-the-nazi-bell-was-a-secret-1746

KOMPLO TEORİLERİ : FETÖ iğne ile kanser enjekte edip zehirlemiş ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-feto-igne-ile-kanser-enjekte-edip-zehirlemis-1786

GEORGE SOROS DOSYASI /// VİDEO : FBI Ajanı S. Edmonds – George Soros Şeytan Gibi Medyayı Yönlendirir ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/george-soros-dosyasi-video-fbi-ajani-s-edmonds-george-soros-seytan-gibi-1823

KOMPLO TEORİLERİ /// KIYAMET SAVAŞLARI : KÂBE VURULDUĞUNDA ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-kiyamet-savaslari-kabe-vuruldugunda-1886

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : ROCKEFELLER AİLESİ VE ULUSLAR ARASI DERİN OPERASYONLARI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-rockefeller-ailesi-ve-uluslar-arasi-derin-operasyonl-1950

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : MİT ESKİ DAİRE BAŞKANI HİRAM ABAS KİMDİR ???? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-mit-eski-daire-baskani-hiram-abas-kimdir-1951

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : Yeşil / MAHMUT YILDIRIM ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-yesil-mahmut-yildirim-1952

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : JİTEM Binbaşı Cem Ersever KİMDİR ???? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-jitem-binbasi-cem-ersever-kimdir-1953

PARAPSİKOLOJİ & GİZEM DOSYASI /// VİDEO : Cin Düğünleri – Anadolu’da Yaşanmış CİN DÜĞÜNLERİ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/parapsikoloji-gizem-dosyasi-video-cin-dugunleri-anadoluda-yasanmis-cin-1975

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : KRİPTO FETÖCÜLER, GİZLİ SUİKASTLER, TÜRKİYE’Yİ BEKLEYENLER ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/komplo-teorileri/komplo-teorileri-video-kripto-fetoculer-gizli-suikastler-turkiyeyi-bekle-2111

IRAK DOSYASI : KYB Organizasyon Bürosu Üyesi Raman Mecid Faki ile Söyleşi


Raman Mecid Faki: “Türkiye ileride Kürt sorununu çözecek ve Kürdistan’la olan ilişkilerini daha da üst seviyeye çıkaracaktır.”

KYB Organizasyon Bürosu Üyesi Raman Mecid ile Türkiye’nin Irak ve Bölgesel Kürt Yönetimi politikalarını, KYB ve KDP ile ilişkilerini konuştuk.

ORSAM: Celal Talabani’nin rahatsızlanması, hem Irak’taki hem de Irak Kürt Bölgesel Yönetimindeki siyaseti ciddi şekilde etkiledi. Celal Talabani’nin rahatsızlanmasının Irak ve Kürt Bölgesel Yönetimi siyasetine etkisi nedir?

Raman Mecid Faki: Celal Talabani’nin en önemli özelliklerinden biri iki düşman tarafı aynı sofrada buluşturabilmesiydi. Bu tüm Irak için geçerliydi. İki düşman tarafı bir sofraya oturttuğunuz zaman arada bir yumuşaklık oluşur, bir uzlaşma ortamı doğar. İşte o bu ortamı hazırlardı. Hastalığının Irak siyasetini kötü yönde etkilediği açıktır. Gördüğümüz gibi, yokluğunda Şiiler ve Sünniler arasındaki çatışma üst boyutlara ulaşmıştır.

ORSAM: KYB’nin Türkiye ziyaretinden önceki izlenimlerinizle ziyaret ettikten sonraki izlenimleriniz nasıldır? Olumlu yönde bir değişim var mı?

Raman Mecid Faki: Kosrat Resul Türkiye’ye daha önce de gitmişti. Fakat bu kez -Talabani’nin yokluğunda- heyet başkanı olarak ziyaret etti. Talabani’nin Türkiye ile olan farklı diyalogunu zaten biliyorsunuz. Bu ziyaret farklı bir olay. Yakında düzenlenecek kongrede, KYB’ye başkan adayı olacak ve seçilebilir. O zaman Türkiye dosyaları bende olacak. Bölgesel yönetimde Talabani ile Mesut Barzani’nin haricinde, diğer kesimlerinde görüşleri önemli.

ORSAM: KYB’nin yönetim kurulu seçimleri ne zaman?

Raman Mecid Faki: Parti kongresi 6 ay sonra gerçekleşecek. Ama umulmadık bir durumda da bir sene içerisinde de tekrar yapılabiliyor.

ORSAM: Genel görüş, Türkiye’nin KDP ile daha iyi ilişkiler kurduğu yönünde. Peki, Türkiye’nin KYB ile ilişkilileri neden kötü ve geliştirilmesi için neler yapılmalı? Araştırmacılar olarak bölgedeki dengenin çok önemli olduğunu düşünüyoruz ve bu dengenin ana unsurlarından bir tanesi KYB. Ancak bir türlü KYB ve Türkiye ilişkileri istenen seviyeye gelmiyor. Sizce bunun nedeni nedir?

Raman Mecid Faki: İki partiyi Türkiye ile ilişkileri açısından karşılaştırırsak; KDP’nin iktidarda olması Türkiye ile iyi ilişkiler kurabilmesi açısından en büyük etken. KDP hep Kürtlerin yöneticileri olarak görüldü. Bunun yanında, geçmişte Türkiye ile yapılmış birçok petrol anlaşması var. Bu anlaşmalar Neçirvan Barzani zamanında yapıldı. KDP ile KYB arasındaki iç çatışmalar zamanında sınırda olan bazı bölgeler KDP’nin yönetiminde kalmıştı. Bu da bir etken olabilir. KYB mensubu olarak benim görüşüm, KYB daha milliyetçi bir ideolojiye sahiptir. Bu durum Türkiye ile olan ilişkilerimizi zora sokmaktadır. Bunun yanında Barzani’nin, büyük bir Kürdistan’ın kurulması ve bu devletin başkanı olması yönünde gibi bir rüyası yok. Suriyeli Kürtlerle ilişkiler, Türkiye Kürtleriyle olan ilişkiler ve diğer bölgelerdeki Kürtlerle olan ilişkilerdeki amaç sadece “Biz sizin başınızdayız. Size başkanlık yapacağız” demek değil. Amaç bu bölgelerde olan Kürt meselelerinin çözülmesidir.

ORSAM: Peki, KYB için Türkiye ne anlam ifade etmektedir?

Raman Mecid Faki: Türkiye her şeyden önce bizim komşumuzdur. Komşumuzla olan sıkıntıları konuşma yoluyla çözmek istiyoruz. Türkiye Ortadoğu’da çok önemli bir güçtür. Türkiye hayal ettiği o büyük projeyi Kürt sorununu çözmeden yapamaz.

ORSAM: Size göre Türkiye’nin projesi nedir?

Raman Mecid Faki: Türkiye Tunus, Yemen, İran’da her iki tarafta rol oynamak istiyor. Bir taraftan Avrupa Birliği’ne üye olmak istiyor, bir taraftan da Arap coğrafyasında etkili olmaya çalışıyor. Yani Türkiye iki başlı oynamak istiyor. Bir taraftan da İslam çatısı altında siyaset yapmak istiyor. Şu anda biliyorsunuz ki Türkiye’de 20 milyon’a yakın Kürt var. Türkiye şunu da biliyor. Yan tarafında komşu olarak Bölgesel Kürt Yönetimi var. Yeni bir Kürdistan var. Türkiye ile Kürdistan arasında olan ekonomik ilişkiler şu anda çok iyi. Türkiye bunu Kürt sorununun çözümüne kurban vermez. Şu an akıllı bir politika izleyen ve ileriyi düşünerek hareket eden bir Türkiye görüyoruz. Bu Türkiye ileride Kürt sorununu çözecek ve Kürdistan’la olan ilişkilerini daha da üst seviyeye çıkaracaktır. Olaya ekonomik açıdan bakalım. Türkiye bu bölgelerle ilişkilerini üst seviyeye taşıdığı zaman, Türkiye’nin yıllık geliri yükselir. Bu da Türkiye için çok önemli bir adımdır. Şu an Nabucco Boru Hattı yapılıyor.

Bu gaz projesi Türkiye’yi ekonomik olarak daha da kalkındıracaktır. Diğer taraftan Türkiye’nin körfeze açılması için Kürdistan’ı bir köprü olarak düşünebilirsiniz. Erdoğan’ın bu bölgeyle yapmış olduğu üst düzey siyaset Türkiye’de yaşayan halkın da ekonomik olarak kalkınmasını sağlar. Mesela vatandaş yılda bir kere tatil yapıyorsa cebine para girdiği zaman iki üç kere yapar. Bu bölgelerle nasıl bir ilişki içinde olunması gerekiyor? Düşman olarak mı yoksa dost olarak mı devam edilmeli? Hangisi daha iyidir? Recep Tayyip Erdoğan akıllı adamdır. Kandil’e yaptığı bu kadar masraf mı yoksa işte “Gelin kardeşim ben size hakkınızı vereceğim” demek mi? İki noktadan bahsettim. İlki Kandil masrafları. Bölgede düşmanlık devam ettikçe bu CHP ve MHP susar. Bu olaylar onların işine geliyor. Dünyada olan bütün partiler hep iktidara gelme çabasındadır. İktidara gelen partilerin de bizim için komünist olması ya da İslami ideolojiden olması önemli değildir. Biz ideolojilere bakmıyoruz.

ORSAM: Öyle bir perspektif sundunuz ki sadece Türkiye’nin Bölgesel Kürt Yönetimi ihtiyacı var, Bölgesel Kürt Yönetimi’nin Türkiye’ye hiç ihtiyacı yok gibi.

Raman Mecid Faki: Ben sadece komşu olarak dostane ilişkilerin daha iyiye gitmesi için Türkiye’nin bana nasıl davranması gerektiğini söylüyorum.

ORSAM: Biz de ilişkilerin iyi gitmesini istiyoruz. O yüzden içerden biri olarak neler yapıldığını söyleyebilir misiniz? İlişkilerin daha da ileriye gitmesi için neler yapılabilir?

Raman Mecid Faki: Biz beklemedik. Çeşitli kanallar yoluyla da Türkiye’yle olan ilişkilerimiz devam ediyordu. Biz bununla ilgilenmiyoruz. İlişkileri kurmakta bizim standartlarımız vardır. Bu iki standardı bir araya getirmek için devamlı toplantılar gerçekleştirildi. Biz Türkiye’yle ya da diğer bölgelerle olan ilişkilerimizi diğer partilerle karşılaştırmak istemiyoruz.

ORSAM: Son olarak Türkiye kamuoyuna ve halkına mesajlarınız nedir?

Raman Mecid Faki: İktidara gelen bütün partiler her zaman Kürtleri küçümsediler. Türkiye çok misafirperver bir ülke ama iktidar Kürtleri hep küçümsüyor. Ayrıca Türkiye’de verilen eğitimde de Kürtler hep küçümseniyor. Bunun böyle devam etmemesi için halkın bilinçlendirilmesi lazım. Her iki tarafında bazı konularda ödün vermesi lazım. Türkiye kendi iradesinde ve çapında, “Ben bu bölgeye nasıl hizmet edebilirim?” demeli. Biz ise kendi çapımızda nasıl hizmet edebiliriz demeliyiz. Bugün globalleşen dünyaya baktığımızda sınırların kalmadığını göreceğiz. Günümüzde ulus ve millet tanımları üzerine sıkıntı yaşanıyor. Bunlar aşılması gereken konulardır. Türkiye, Kürt halkının hakkını elinde bulunduruyor. O hakkı vermelidir. Fransa ve İtalya gibi iki iyi komşu olabiliriz. Eğer biz iyi komşu olarsak hem Ortadoğu’nun hem de Batı’nın gücü ortaya çıkar. Ne siz bizi kovabilirsiniz ne de biz sizi kovabiliriz.

ORSAM: Teşekkür ederiz.

* Bu söyleşi ORSAM Uzmanları tarafından 20 Şubat 2013 tarihinde Irak’ın Erbil şehrinde gerçekleştirilmiştir.

[status draft]

KÜRT SORUNU DOSYASI : Atatürk’e Suikaste Kalkan Kürtçü Seçkinlerin Bugünkü Mirasçıla rının Misak-ı Milli Planları Olamaz


Bir ucunda İngiliz gizli servisinin diğer ucunda Milli Mücadeleye başkaldıranlardan olan Bedirhanlar’ın olduğu suikast timi Atatürk’ü öldürtmeye kalkmıştı. Hedef aldıklarının bir dahi olduğunu hesaplayamadıkları için olağan bir sonla başarısız oldular. Lozan’a gelindiğinde ise o günkü dünyanın efendilerinin hesapları altüst oldu. Yabancı gizli servis-diplomasi işbirliklerine son vermeyen Kürtçü seçkinler Musul görüşülürken Şeyh Said daha sonra Hatay’ın görüşüldüğü sırada da Dersim isyanlarını çıkardılar. Yine olmadı. Türk dünyasının dünya sahnesinde yer almaya başladığı günlerde PKK adıyla başkaldırdılar. Ve kendi ifadeleriyle bu yirmi dokuzuncu isyanda hiç olmadığı kadar büyük bir adım atmayı başardılar.

Hizmetinde olduğu güçlerin yardımıyla etnik bölücü Kürtçü terörü, “Kürt sorunu” haline dönüştürülüp Türkiye’nin yönetimine talip olacak hale geldi. Elalemin terörü kendi iç sorunu halinde kalırken bizimki uluslarasılaşmayı başardı.

PKK ve ÖCALAN bugün sahip oldukları tecrübeyi bölgesel ve küresel istihbarat teşkilatlarına taşeronluk yaparak, onların örtülü operasyonlarında rol alarak kazandı. Bu istihbarat teşkilatlarının başlıcaları; İran’ın Savak’ı, Irak ve Suriye’nin Muhaberat’ları, Rusya’nın KGB ve FSB’si, Yunanistan’ın KIP ve EYP’leri, İsrail’in Mossad’ı, Almanya’nın BND’si, Fransa’nın DG ve DGS’leri, İngiltere’nin MI5 ve MI6’leri, Bulgaristan’ın Sigurnost’u, İtalya’nın SISMI’si ve elbette CIA’dır. Bu ülkelerdeki örgütlenmesi devam ettiği için gizli servislerle ilişkisinde de kesinti olması söz konusu bile değildir.

Böyle bir örgütün ve onun başındakinin yaptıkları barış çağrılarının arkasında ne türlü bir örtülü operasyonun bulunduğu ortadadır. PKK, yasallaşıyor, bunun paralelindeyse ÖCALAN, Mandelalaştırılıyor.

PKK’nın, Türkiye’nin üzerinde durulmasını istemediği, Türkiye’nin ise hiç hatırlamadığı küçük gelişmeler, bu konudaki bütünü yavaş yavaş tamamlayan parçalardır. PKK, Cenevre Sözleşmesi’ne taraf olması neticesinde dolaylı olarak BM nezdinde muhatap haline geldi. Kuruluşundan yönetimine kadar terör örgütünün elinde olan Mahmur Kampı’nın BM’ye devredilmesiyle bu kamptaki Türkiye vatandaşları sığınmacı statüsü kazandılar. Her ne kadar açıkça Kürt kimliğinden söz edilmiyor olsa da BM Genel Sekreterinin Yerlerinden Edilmiş Kişiler Temsilcisi Francis DENG’in Güneydoğu’da yaptığı incelemeler doğrultusunda hazırladığı Mayıs 2002 tarihli rapor da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Teröristlerin elinde bulunan kamu görevlilerinin teslimleri sırasında özenle hazırlanan resmiyet mizanseni yarınki savaş esirlerinin takası operasyonuna dönüşümün hazırlıklarıdır. Kabul etmek zorunda olduğumuz bir gerçektir ki, PKK ve ÖCALAN uluslararası alanlarda kendini kabul ettirmeye başlamış bulunmaktadır. Yolun sonunda azınlık haklarını elde etmiş ve uluslararası güçlerin koruması altında özerk bir yönetimi ve bu bölgenin tüm yükünü Türkiye’nin üstlendiğini görmemiz sürpriz olmamalıdır.

Örtülü operasyon alanında uluslararası tecrübenin sahibi terör örgütünün sözcülerinin her çıkışları bu amaca giden yolda aşama kaydetmeye yöneliktir. Bugün hâlâ PKK’yı kollayanlar ise hiç günahları yokmuş gibi bizi faturayı ödemeye zorluyorlar. Sürecin en önemli oyuncularından BARZANİ ve yönetimi, her zamanki sinsi tutumuyla bir taraftan süreci desteklerken diğer taraftan Kuzey Irak’ta PKK’lı istemiyor. Hemen bakalım:

KBY’nin (Kürdistan Bölgesel Yönetimi) Başbakanı Neçirvan BARZANİ, PKK ile görüşmelerin hızlandığı bir sırada 23 Mart 2013 tarihinde Türkiye’ye geldi. Hepimiz biliyoruz ki, bu görüşmeler KBY’yi yakından ilgilendiriyor. N. BARZANİ’den önce Kuzey Irak Hükümet Sözcüsü Safin DİZAİ’nin açıklaması bu ziyaretin ne için yapıldığının ipuçlarını veriyor. DİZAİ, Türkiye’den çekilecek PKK’lılar içerisindeki İranlı ve Suriyeli olanların ülkelerine gitmelerini istediklerini açıkça söyledi. PKK’nın silahlı birimlerinin K. Irak’a dönmesiyle bu ülkedeki gücünün artacağı, bu durumun da BARZANİ yönetimi için bir tehdit oluşturacağı ortada. K. Irak yönetimi böyle bir sonuçtan hiç memnun olmayacak ve engel olmak için elinden geleni yapacaktır. Besleyip büyüttüğü PKK’nın BARZANİ’nin başına bela olması dileğimizdir. Öyle “Newroz” meydanlarına kutlama mesajları gönderenlerin, Kürtlerin birliğinden kan bağından dem vuranların iktidarları söz konusu olunca nasıl birer ikiyüzlülük abidesi kesildikleri görülmelidir. Görmeyenlerin gözüne sokulmalıdır.

ABD, işgal ettiği Irak’tan bir yıllık bir süre içerisinde çıktı. PKK ise verdiği tarihe göre teröristlerinin en az altı aylık bir sürede Türkiye’den çıkabileceklerini öne sürüyor. Yani bir anlamda kendisini ABD ordusu gibi düzenli bir ordunun geri çekilmesi sınıfına koyuyor. Terör örgütünün gerçekteki hareket tarzı bu durumdan tamamıyla aksi yöndedir. Yurda girerken Haftanin Kampı’ndan yola çıkan bir terörist grubunun Tunceli kırsalına ulaşması topu topu bir olmadı en çok bir buçuk alık bir zamanı almaktadır. Üstelik bu süre olağanüstü koşullarda gerçekleştirilen bir ilerleyişle olmaktadır. Oysa eğer açıklandığı şekilde bir çıkış olacaksa koşullar son derece elverişli olacaktır. Gündüz saatlerinde bile pusu, çatışma korkusu olmadan ellerini, kollarını sallayarak gidecekler. Yani çok daha süratli hareket edebileceklerdir.

Öyleyse ne oluyor da bir aylık süre yerine altı aylık süre konuşuluyor? Bunun cevabı PKK’nın alan hakimiyeti oluşturduğu ve bu alanların tali bölgelerini öylece bırakıp çıkmayacağı gerçeğindedir. Terörist gruplarını yurt dışına çıkarmadan önce bu bölgelerdeki PKK hakimiyetinin devamını sağlayacak önlemleri alacaktır. Geri çekilmenin buralardaki PKK yönetiminde kopukluk yaratmasına fırsat vermeyecektir. 2012 yılında iddia ettiği devrimci halk savaşı için Türkiye’de oluşturduğu silah ve mühimmat yığınağını güvenli bir şekilde geride bırakacaktır. Üstelik sürecin olumsuzluğa dönüşmesi halinde 2013 yılında planladıkları büyük “halk savaşı” için bu silah ve mühimmata hatta çok daha fazlasına ihtiyaçlarının olacağının bilinci içerisindeler. Gelişmenin bir diğer boyutunda geri çekilme işlemini belki de yabancı gözlemcilerin tanıklığı önünde gerçekleştirecekler. Bu durumda görsel ve yazılı propaganda hazırlıklarıyla, yabancı destekçilerinin örgütlenmeleri için zamana ihtiyaçları olacaktır. Gerillanın uluslararası hukuktaki tanımına uygun olması için teröristlerin bu tanıma uygun olarak hazırlanmaları zaman alacaktır.

Sonuç olarak geldiğimiz bu noktada BM Genel Sekreteri, ABD, AB Dışişleri Yüksek Temsilciliği, AK Genişlemeden Sorumlu Birimi ve Uluslararası Af Örgütü daha ilk anda böyle bir yönde gelişmenin işaretlerini taşıyan süreci desteklediklerini bildirdiler. ÖCALAN’ın mektubu ve Diyarbakır’daki “Newroz” etrafında oluşturulan koruma çemberi öyle güçlendirildi ki, bu aşamadan sonra gelişmeleri aksi yöne çevirmek neredeyse imkansızdır.

[status draft]

HISTORY FILES : THE ESSENTIAL HİTLER – SPEECHES AND COMMENTARY


[status status draft]

THE ESSENTIAL HITLER – SPEECHES AND COMMENTARY.pdf

TARİH : TARİHE IŞIK TUTAN SİYAH BEYAZ FOTOĞRAFLAR – 1900’LÜ YILLAR


1997 yılında Prenses Diana’nın ölümünden sonra sarayının önüne bırakılan taziye çiçekleri…

2. 1945 yılında, 2. Dünya Savaşı’ndan evlerine dönen Amerikan askerleri.

3. Paris sokaklarında poz veren bir model. Sene 1920…

4. Bir araba fuarında poz veren başka bir model – 1971


5. 1959 yılında, “bir telefon kulübesi içine en çok insan sığdırma” rekorunu kıran gençler…

6. Iowa’da Amerikalı yurtseverlerin 1918 yılında oluşturduğu Özgürlük Heykeli.

7. 1961 yılında kendi “Berlin Duvarlarını” yapan Alman çocuklar.

8. 1946 yılında yapılan bir bebek yarışı

9. Savaşın kol gezdiği Afrika’da tankı bir oyuncağa çeviren Afrikalı çocuk. 1991…

10. Genç kızlara yüzme öğreten Nikola Tesla. 1900’lü yılların hemen başı.

11. Çin’in 1937 yılında yaptığı hava saldırısı sonrası ailesi yok olmuş bir bebek…

12. Ustası Ip-Man ile çalışan genç Bruce Lee. Yıl 1955.

13. Tarihin en kalabalık konserlerinden biri olan 1969 Woodstock Festivali’nin havadan görüntüsü.

14. Beyaz perdenin 2 efsanesi; Alain Delon ve Brigitte Bardot’un 1968 yılında çekilmiş fotoğrafı…

15. 1945 yılında Nagasaki’ye atılan atom bombasının en net görüntüsü.

16. 1956 senesinde ünlü Venedik kanallarının boşaltılıp temizlenmesi işleminden bir kare.

17. Berlin’de balon satın alan küçük kız. Savaş öncesi, yıl 1935…

18. Muhtemelen tarihteki ilk kalp tedavi makinesi. Yıl 1852.

19. 1938 yılında savaşa giden Rus askerin kızına verdiği “elveda” öpücüğü. 1938…

20. Yine 2 Hollywood efsanesi; Audrey Hepburn ve Anthony Perkins’in 1962 yılında, uçakta sohbet ederken çekilen fotoğrafları.

21. Bob Dylan ve John Lennon, 1965.

22. 1. Dünya Savaşı açıklamasını dinleyen Adolf Hitler, 1914.

23. Sihirbaz Harry Houdini’nin zincirler içinde efsane pozu, 1899.

24. 1924 yılında çekilen Peter Pan filmi için deniz kızı olmuş onlarca kadın.

25. Meşhur Titanik kazasından sağ kurtaranları arayan gemi, 1912.

26. 2. Dünya Savaşı’nda çocuklar için üretilmiş bir gaz maskesi…

27. Fizikçi Albert Einstein’in Amerikalı yerliler ile çektirdiği bir fotoğraf, 1922.

28. En efsane fotoğraflardan biri; Hitler’in kendini öldürdüğü gizli sığınağı…

29. 1948 yılında Gandhi’ye yapılan suikastten birkaç saniye öncesi.

30. California Redwood’da kesim yapan ormancılar ve dev ağaçlar…

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.