Etiket arşivi: FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : ‘İstihbarat ve paranın olduğu her yerde FETÖ/PDY vardır’


‘İstihbarat ve paranın olduğu her yerde FETÖ/PDY vardır’

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) finansman sağladıkları iddiasıyla aralarında şirket yöneticilerinin de bulunduğu şüphelilere yönelik fezleke hazırladı.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü, Kaçakçılık ve Mali Suçlar Soruşturma Bürosunca, Birim Gayrimenkul Limited Şirketi ile bu şirkete bağlı kuruluşlarda, özellikle Maltepe’de bulunan Pinhan Restoran’da FETÖ/PDY ile ilgili toplantılar yapıldığı, terör örgütüne finansman sağlandığı iddiaları üzerine aralarında şirket yöneticilerinin de bulunduğu şüphelilere yönelik hazırlanan fezleke tamamlandı.

Fezleke, İstanbul ağır ceza mahkemelerinde dava açılması amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’na gönderildi.

Fezlekede, aralarında örgütte üst düzey yönetici olarak değerlendirilen Ali Çelik, Metin Birdal, Ahmet Çelik, Hızır Güngör ve Mehmet Gözütok gibi isimlerin de bulunduğu 47 şüpheliye, "terör örgütü FETÖ/PDY yöneticisi ve üyesi olma", "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "terör örgütünün finansmanını sağlama" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamaları yöneltiliyor.

"İçki içilebilir, haram yenilebilir, hatta zina dahi yapılabilir"

Örgüt içerisinde gizliliğin çok önemli olduğu belirtilen fezlekede, "Bunun için tedbir her şeyden önemlidir. Halka dini bir cemaat algısı verilmesine rağmen, tedbir amaçlı namaz kılınmamış, özellikle 1990’lı yılların sonlarında üniversitelerde meydana gelen başörtüsü olaylarında örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ‘Başörtüsü teferruattır.’ denilerek hiç itiraz edilmeden, sormadan ve sorgulamadan kızların başlarını açtırmışlardır." ifadelerini yer verildi.

Fezlekede, "Yine tedbir için içki içilebilir, haram yenilebilir, hatta çok zor durumda kalınırsa haz alınmadan zina dahi yapılabilir. Bu da örgütün belli bir yeri ele geçirme, bir kuruma sızma ya da önemli birisini kafalamada kullandığı stratejilerdendir." denildi.

"İstihbarat ve paranın olduğu her yerde FETÖ/PDY vardır"

Örgütün "lider merkezli" bir yapıya sahip olduğu, lidere en yakın insanların da liderin koruyucusu durumunda bulunduğu belirtilen fezlekede, hareketin en dışında ise örgüte ilgi duyanların olduğu bildirildi.

Örgüt mensuplarının evliliklerini dahi bağlı bulundukları imamların izin ve talimatları doğrultusunda gerçekleştirdiği kaydedilen fezlekede, "Özellikle bürokraside üst düzey görev yapanlarla ilgili çalışmalar yapılarak, çok güvendikleri kadın örgüt elemanlarıyla evlenmeleri sağlanarak, devlet içinden bu şekilde de bilgi akışını örgüt lehine temine önem vermektedirler. Kendilerini dini bir yapılanma olarak lanse etseler de istihbaratın ve paranın olduğu her yerde mutlaka FETÖ/PDY vardır." değerlendirmesi yapıldı.

Fezlekede, şu ifadelere yer verildi:

"Bu örgüt, kurulduğundan itibaren komplike ve sistematik olarak çalışmış, gelecekte nelerin lazım olduğu hususu kendi içlerinde tespit edilmiş ve buna göre de plan ve program geliştirmişlerdir. Bir süre sonra halka anlattıkları amaçları yapabilmek için önce halktan maddi yardım toplamışlar daha sonra kademe kademe vakıf, dernek ve şirketler kurarak kendi ekonomilerini oluşturmaya başlamışlardır. Örgüt, devletin tüm imkanlarını sonuna kadar kullanarak devleti yıkarak ele geçirmeye çalıştığı gibi halkın tüm imkanlarını da halkı kandırarak kullanmak suretiyle halkın güvendiği devlet otoritesini yıkmayı gaye edinmişlerdir."

"Tedbir ve gizlilik ruhlarına ve damarlarına işlemiş"

Tedbir ve gizliliğin bu silahlı terör örgütünün dolayısıyla da örgüt üyelerinin ve kısmen de sempatizanlarının ruhuna ve damarlarına işlediği kaydedilen fezlekede, "Ekonomik gücü yetersiz bir örgütün tesisleşmesi, coğrafi olarak genişlemesi, üye sayısının artması gibi unsurların oluşması mümkün değildir. 15 Temmuz hain darbe girişiminin en büyük destekçilerinden ve olası bir başarıda da en çok nemalanacak kesimi de örgütün mali ayağı olacaktır." denildi.

"Bu silahlı terör örgütünün gizli ajandası 15 Temmuz’da açığa çıktı"

Fezlekede, "Bu silahlı terör örgütünün gizli ajandası 15 Temmuz’da açığa çıkmıştır. Tüm üyeleri olmasa bile önde gelen iş adamları, yargı ve emniyet görevlileri, öğretim elemanları, TSK içerisindeki üyeleri ve bunlara hükmeden imamlarının bu gizli ajandayı bilmemeleri düşünülemez." görüşlerine yer verildi.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// VİDEO : Habertürk Gündem – 11 Mart 2017 (FETÖ ile Mücadele)


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=5kcGBEqNlak&list=TLGGEfIraVkBbJ4xMjAzMjAxNw

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ ‘Candy Crush Saga’ görünümlü program kurdu


FETÖ ‘Candy Crush Saga’ görünümlü program kurdu

FETÖ/PDY mensuplarının kriptolu haberleşme ağı ‘ByLock’un ardından Mart başından itibaren ‘Candy Crush Saga’ görünümlü yeni bir mesajlaşma programı üzerinden bilgilendirildiği belirlendi. FETÖ elebaşı Gülen’in, ağ üzerinden mesajlar göndererek, itirafların önüne geçip örgütün direncini artırmaya çalıştığı belirlendi. Uygulamanın nasıl yüklendiği ve kimler tarafından kullanıldığı araştırılıyor.

FETÖ’nün kullandığı yeni mesajlaşma programının ‘Candy Crush Saga’ görünümlü olduğu tespit edildi.

FETÖ’nün Bylock, Eagle, Talk ve Kakao’dan sonra mart ayından itibaren yeni bir ağ üzerinden örgüt üyelerine motivasyon ve yönlendirme mesajları göndermeye başladığı ortaya çıktı. Güvenlik birimleri, milyonlarca kişi tarafından oynanan "Candy Crush Saga" görünümlü yeni mesajlaşma programını deşifre etti.

Örgütün, bu program üzerinden çözülmelerin ve itirafların önüne geçmek için gözaltına alınma ve tutukluluk sırasında hangi hallerin işkence ve kötü muameleye delil olduğu yönünde bilgi verdiği belirlendi.

Örgütün, üyelerine hakim karşısında işkence ve kötü muamele gördükleri yönünde şikayetlerini yüksek sesle dillendirmeleri talimatı verdiği de ortaya çıktı.

Bu konuda ‘Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’ ve ‘Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne başvurulması, kendilerine yardımcı olunacağı mesajı verildiği tespit edildi.

İtiraflar harekete geçirdi

Darbe girişiminin ardından gözaltı ve ihraç süreçlerinde bazı FETÖ üyeleri, itirafçı oldu. Bu itirafların önüne geçmek isteyen örgütün, üyelerinin moral ve motivasyonlarını yüksek tutmak amacıyla farklı yöntemlere başvurduğu öğrenildi. Örgütün, bu çerçevede mart ayından itibaren haberleşme için milyonlarca kişi tarafından oynanan “Candy Crush Saga" görünümlü yeni bir mesajlaşma programını devreye koyduğu saptandı.

FETÖ’nün haberleşme ağı ‘By Lock’ adım adım böyle çözüldü

Fuatavni operasyonunda yakalanan Başbakanlık Veri Uzmanı Akif Mustafa Koçyiğit’in örgüt içi iletişim ağına dair itiraflar ‘By Lock’ isimli bir programa işaret ederken, bu programın istihbarat ekiplerince deşifre edildiği sürece dair tüm detaylara yenisafak.com ulaştı. Elde edilen verilere göre örgüt, Kasım 2014 itibariyle "By Lock" adlı hem android hem de iOS tabanlı cihazlara uygun olan kriptolu mesaj uygulamasını kullanmaya başladı. Kısa süre içinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın istihbarat birimleri örgüt mensuplarının kriptolu mesajlarını arşivlemeye ve çözümlemeye başladı. Mehmet Acet: En ciddi veriler By Lock’tanYeni Şafak Yazarı Mehmet Acet, 27 Temmuz kaleme aldığı "FETÖ’nün haberleşme ağı ne ölçüde çözüldü?" başlıklı köşe yazısında "By Lock" hakkında çarpıcı tespitlerde bulunmuş ve "Devletin elinde şu an için FETÖ ile ilgili bulunan en ciddi veriler, işte bu gizli programın ele geçirilmesi, takibinin yapılması ve arşivinin tutulması ile elde edilen bilgilerden oluşuyor" ifadelerine yer vermişti.40 bin terörist listedeBu kapsamda 2016 Mayıs ayı itibariyle ‘By Lock’ uygulamasını kullanan FETÖ üyelerinin isimleri, lokasyonları, telefon numaraları hakkındaki bilgiler büyük oranda çözülürken yazışmaların içerikleri kısmi olarak çözülebildi ve onbinlerce isim çalıştıkları kurumlara göre tasnif edilmeye başlandı.

TSK olmak üzere devlet kurumlarına sızan 40 bine yakın FETÖ üyesi belirlendi ve devlet makamlarınca Mayıs 2016 itibariyle paylaşılmaya başlandı. İşte ilk gününden bu yana FETÖ’nün irtibat için kullandığı ‘By Lock’ uygulamasının perde arkası:

FETÖ, 1973’den bu yana bir istihbarat örgütü şeklinde teşkilatlanmış ve haberleşme şeklini buna göre dizayn etmişti. Ancak klasik istihbarat haberleşme yöntemlerinin yanında teknolojik gelişmeleri takip ederek kripto mesaj uygulamalarını kullandı.

Özellikle 17-25 Aralık 2013 sürecinde devlet içine sızmış FETÖ’cülerin başarısız bürokratik darbe girişiminden sonra deşifre olmamak için klasik haberleşme yöntemlerini bırakarak, şifreli mesajlaşma uygulamalarını kullanmaya başladığı görüldü.

FETÖ üyeleri Kasım 2014 itibariyle "By Lock" adlı hem android hem de iOS tabanlı cihazlara uygun olan kriptolu mesaj uygulamasını kullanmaya yöneldi.- Milli İstihbarat Teşkilatı birimleri, FETÖ’cülerin By Lock uygulamasını kullandığı tespit ettikten sonra ilgili teknik birimlerin uygulamada zaafiyet bulma çalışmaları hız kazandı. Teknik istihbarat birimlerinin ilgili uygulamada zaafiyet bulmasından sonra Türkiye lokasyonlu kullanıcılara hem Türkiye içinden hem de yurt dışından gelen tüm yazışmalar belgelendi.

Elde edilen yazışmalar kriptolandığı için kriptografi uzmanları şifrelemeyi çözme sürecine başlamış ancak ve süreç içinde örgütün kripto sistemi kısmi olarak çözüldü.-

2016 Mayıs ayı itibariyle By Lock uygulamasını kullanan FETÖ üyelerinin isimleri, lokasyonları, telefon numaraları hakkındaki bilgiler büyük oranda çözülürken yazışmaların içerikleri kısmi olarak çözülebilmiştir ve onbinlerce isim çalıştıkları kurumlara göre tasnif edilmeye başlandı.- Bu uygulamayı kullanan FETÖ’cülerin deşifre edilemesiyle beraber Ağustos 2016’da yapılacak olan YAŞ ile ilgili olarak asker içine sızan 600 rütbeli askerin ismi 11 Temmuz 2016’da Milli Savunma Bakanlığı ile paylaşıldı.

Bu 600 FETÖ üyesi rütbeli askerin deşifresi 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirilmiş olan başarısız darbe girişiminin YAŞ öncesine çekilmesine neden oldu.- Ayrıca bu uygulamadan elde edilen istihbarat bilgileri sayesinde başta TSK olmak üzere devlet kurumlarına sızan 40.000’ne yakın FETÖ üyesi belirlenmiştir ve devlet makamlarınca Mayıs 2016 ayı itibariyle paylaşılmaya başlandı. Halen çözümler devam etmektedir. 40.000 sayısı çözümler devam ettikçe artıyor.-

Bu belirleme sayesinde başarısız darbe sürecinden sonra devletin gerçekleştirdiği soruşturmalar, gözaltılar çok daha hızlı olmuş ve nokta atışı operasyonlar gerçekleştiriliyor.

İşkence talimatı

Güvenlik birimleri, bu programın deşifre edilmesine yönelik önemli bir çalışma yaptı. Örgütün, bu ağ üzerinden üyelerine gözaltına alınma ve tutukluluk sırasında hangi hallerin işkence ve kötü muameleye delil olduğu yönünde bilgi verdiği tespit edildi.

Örgüt üyelerinden, hakim karşısında işkence ve kötü muamele gördükleri yönünde şikayette bulunmaları istendi. Bir süre önce Balıkesir’de tutuklu örgüt üyelerinin toplu olarak mahkemede yüksek sesle işkence gördüklerini dile getirdikleri, hakimin de tahliye isteminde bulunduğu yönünde mesajların örgüt mensuplarına iletildiği görüldü.

"Bylock’u kabul etmeyin"

Örgütün, mensuplarını ByLock’u kabul etmemeleri için talimatlandırdığı belirlendi. Örgüt, yeni ağı kullanan mensuplarına gönderdiği mesajda, “Telefonlarda çıkan ByLock programları için düzmece ByLock görüşmeleri hazırlanacak, bunlar üzerinden itiraf almaya çalışacaklar, kesinlikle kabul edilmemeli, bu tarz bir sorgulamanın işkence olduğu belirtilmeli" denildi.

Mesajlarda, örgüt üyelerinden işkence ve kötü muamele iddialarını Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’ne iletmelerinin istendiği bilgisine ulaşıldı. Örgütün bu kurumlara yapılan başvurulara destek vereceği ifade edildi.

FETÖ’cülerin yazışma uygulaması ByLock’un ara yüzü ilk kez gösterildi

FETÖ’nün gizli haberleşme programı Bylock hakkında her geçen gün dikkati çeken veriler ortaya çıkarılırken, CHP’nin yayımladığı bir raporda yer alan bulgular ilk kez açıklandı.CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger, konuk olduğu Habertürk canlı yayınında ByLock konusunda yapılan araştırmanın sonuçlarını paylaştı.Elde edilen verilere göre örgüt, Kasım 2014 itibariyle "By Lock" adlı hem android hem de iOS tabanlı cihazlara uygun olan kriptolu mesaj uygulamasını kullanmaya başladı. Kısa süre içinde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın istihbarat birimleri örgüt mensuplarının kriptolu mesajlarını arşivlemeye ve çözümlemeye başladı.Galeri: ByLock’un arayüzü ortaya çıktı Bylock’un arayüzünde neler var?Şu an indirilemeyen uygulamaya dair en son güncellemeyle birlikte elde edilen ‘ara yüz’ görselini paylaşan Aksünger, farklı zaman dilimlerinde ByLock için güncellemelerin yapılmış olabileceğine dikkati çekti.Uygulamada, ‘Arkadaşlar’ yada ‘Gruplar’ oluşturma imkanının bulunduğu görülüyor. Whatsapp ve Facebook Messenger gibi iletişim uygulamalarına benzerliği göze çarpan ByLock’taki sohbet paneli üzerinden dosya gönderiminin de mümkün olduğu görülüyor. En yoğun arama Çorum’danCHP’nin ByLock raporunda 1-7 Eylül 2014 tarihlerinde ByLock kullanımının yoğun olduğu bildirildi. Türkiye’deki arama trafiği ise şöyle: Çorum, Kırklareli, Amasya, Edirne ve Adıyaman.Dünya genelindeki arama yoğunluğu da raporla birlikte ortaya çıkarıldı. Buna göre; ByLock’un yüzde 80’in üzerinde Türkiye’de kullanılmış olduğu görüldü.FETÖ’nün haberleşme ağı ‘By Lock’ adım adım böyle çözüldü Hürriyet’in ByLock haberi FETÖ’ye can simidi oldu FETÖ’nün haber sitesi görünümlü ByLock’u ortaya çıktı Video: FETÖ’nün mobil ağının kodları Galeri: FETÖ ile bağlantısı olanlar böyle deşifre ediliyor

Elebaşı Gülen’in mesajı

FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen’in yeni iletişim ağı üzerinde bazı mesajları da belirlendi. Habertürk’ün haberine göre, Gülen’in, örgüt mensuplarını uyararak, "Süreç bize ne kazandırdı sorusuna cevap olarak, yeniden ikaz edildik. Dualarınız, teheccütleriniz eksikti kendinize gelmeniz için Allah sizlere yeni yöntemler öğretti. Allah bu hizmetteki kömür ruhları ayırdı. Münafıklığı ve başka cemaatleri gösterdi. Vifak ve ittifakımızı pekiştirdi" ifadesini kullandığı kaydedildi.

Kullanıcılar tek tek ortaya çıkarılacak

Güvenlik birimleri, ByLock gibi yeni programı da tüm ayrıntıları ve boyutlarıyla ortaya koymak için çalışmalarını derinleştirdi. Programın nasıl yüklendiği ve kimler tarafından kullanıldığının tespiti ile mesaj içeriklerinin çözümüne yönelik çalışmalar aralıksız devam ediyor.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ Okulları Yabancı Ajanlara Ev Sahipliği Yapmış


FETÖ Okulları Yabancı Ajanlara Ev Sahipliği Yapmış

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişimine ilişkin Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlerle ilgili 221 sanık hakkında hazırlanan çatı iddianamesinde, terör örgütünün Türk cumhuriyetlerinde açtığı okullarda diplomatik pasaportlu CIA ajanlarını İngilizce öğretmeni olarak istihdam ettiği belirtildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimine ilişkin Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlerle ilgili 221 sanık hakkında hazırlanan çatı iddianamenin giriş bölümünde, örgütün tanımlanması yapıldı. Bu bölümde FETÖ’nün uluslararası teşkilat, yabancı devlet ve istihbarat servisleriyle ilişkisine de yer verildi.

Yabancı ülke istihbarat servislerinin, Türkiye merkezli olarak dünyanın 160 ülkesinde faaliyet gösteren ve Pensilvanya’dan yönetilen FETÖ’yü kontrol ettiği ve Türkiye’ye karşı kullandığı belirtilen iddianamede, örgütün kod isimler kullanması, üyelerinin belli sürelerle telefon numaralarını değiştirmesi, bilinmesi gerekenler ve tedbir prensipleri gibi uyguladığı yöntemlerin, örgütün bir veya birkaç devletin istihbaratının şemsiyesi altında olduğunun göstergesi olarak nitelendirildi.

CIA’de bir dönem Türkiye istasyon şefi olarak da görev yapan, eski CIA Başkan Yardımcısı ve ABD’deki önemli düşünce kuruluşlarından Rand Corporation’da danışman olarak görevli Graham Fuller’in, Gülen’in ABD’den ikamet izni alabilmesi için referans olduğu bilgisi de iddianamede yer aldı. Fuller’in "Siyasal İslam’ın Geleceği" kitabında teşekkür ettiklerinin arasında örgütün elebaşının bulunması, Türkçe’ye çevrilen "Yeni Türkiye Cumhuriyeti" adlı kitabında da Gülen hakkındaki övgü dolu ifadelerinin olması FETÖ’nin kimlere hizmet ettiğinin göstermesi açısından önemli bir delil olarak nitelendirildi.

Darbe gecesi Türk Donanması’nın yüzde 70’ini hazır hale getirdiler.

Lobi şirketleriyle Türkiye karşıtlığı anlaşması

İddianamede, terör örgütünün yabancı istihbarat servisleriyle irtibatının çok açık olduğuna dikkat çekilerek, örgütün Brüksel’de bir lobi şirketiyle anlaştığı, ABD’de lobi şirketlerine para verildiği, ABD’deki seçim kampanyalarına bağışlar yaptığı ve senatörlerden bazılarının "gezi" adı altında Türkiye’ye getirip güç gösterisinde bulundukları belirtildi.

FETÖ’nün Belçika’daki lobi şirketiyle anlaşmasında Türkiye’yi Avrupa ülkeleri nazarında suçlu durumda gösterip Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye baskı uygulamasını sağlamayı amaçladığı kaydedildi.

Terör örgütünün yapılanmasına ilişkin araştırma ve görüşlerin de aktarıldığı iddianamede, FETÖ’nün Türk cumhuriyetlerindeki okullarında, diplomatik pasaportlu CIA ajanlarını İngilizce öğretmeni olarak istihdam ettiği bilgisine yer verildi.

İddianamede, terör örgütünün yabancı ülkelerden destek alabilmek için onlarla iş birliği içinde olduğu da kaydedildi.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Kripto istihbaratçı


Kripto istihbaratçı

15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden 2 gün sonra açığa alınan ve 29 Temmuz’da ihraç edilen Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Dairesinde görevli eski Yüzbaşı Şenol Çınar’ın ByLock kullandığı tespit edildi.

Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yakalama kararı çıkarılan Çınar, Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından Yüksek Hızlı Tren istasyonunun önünde yakalandı. Gözaltına alınan 36 yaşındaki Çınar, Ankara İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele Dairesine teslim edildi.

İHRAÇ EDİLDİ

FETÖ’nün gizli haberleşme ağı Bylock’u kullandığı tespit edilen Çınar’ın, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında, Bosna Hersek Birleşmiş Milletler Barış Gücü bünyesindeki Türk birliğinde olduğu öğrenildi. Darbenin ardından başlayan FETÖ operasyonlarında Şenol Çınar’ın 17 Temmuz’da açığa alındığı ve Türkiye’ye geri çağrıldığı belirtildi. 23 Temmuz günü Türkiye’ye dönüş yaptığı belirlenen Çınar’ın yapılan incelemelerin ardından 29 Temmuz’da yayınlanan KHK ile ihraç edildiği anlaşıldı.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// 15 Temmuz çatı iddianamesinden : FETÖ’nün Genelkurmay’da kozmik odas ı olduğu ortaya çıktı


15 Temmuz çatı iddianamesinden : FETÖ’nün Genelkurmay’da kozmik odası olduğu ortaya çıktı

İddianameye giren görüntülerden biri de Akar’ın, Akıncılar Üssü’ne götürülmek üzere helikoptere bindirilmeden hemen önesine ait

15 Temmuz çatı iddianamesinde, ‘FETÖ’nün Genelkurmay Başkanlığı’nda paralel istihbarat sistemi kurduğunu ileri sürüldü. İddiaya göre, ‘FETÖ’ Karargâh’taki 418 nolu odayı kontr-kozmik büro olarak kullandı. İstihbaratçı Yüzbaşı Hüseyin Yıldırım‘ın ‘FETÖ’ aleyhindeki tüm belgeleri burada istiflediği, ihbarları ve gizli belgeleri ‘abiler’e ilettiği savunuldu. Öte yandan çatı iddianamesine giren görüntülerden biri de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın, Akıncılar Üssü’ne götürülmek üzere helikoptere bindirilmeden hemen öncesine ait.

Karar gazetesinden Hilal Öztürk‘ün haberine göre, Bülent Arınç’a yönelik kurmaca suikast ihbarı ile TSK’nın kozmik belgelerini Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu’ndan çıkaran örgütün, Karargah’ta hazırlanan istihbarat raporları ve gelen ihbarları kontrol altında tutmak için özel görevlendirme yaptığı ortaya çıktı. İddianamedeki tespitler ve ele geçirilen delillere göre, Genelkurmay’daki ‘418 nolu’ odada özel istihbarat birimi kuruldu. Bu odanın kapı şifresi de ‘FETÖ’nün ‘kozmik subayı’, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı’nda Bilgi Güvenlik Şubesinde Araştırma Subayı olan Deniz İstihbarat Yüzbaşı Hüseyin Yıldırım’a verildi.

Ankara Başsavcılığı, Yıldırım’da ele geçirilen ‘418 nolu odanın şifresi’ yazılı nottan hareketle ‘FETÖ’nün kozmik odasını açtırdı. Siyah klasörlerin içinden bilgi notları, ihbar mektupları, örgüt üyeleriyle ilgili isim, adresler ve e-posta bilgileri çıktığı belirtildi. Yıldırım’ın örgütle ilgili Genelkurmay’a ulaşan tüm ihbar ve bilgileri burada toplayıp ‘FETÖ’ye ulaştırdığı değerlendirildi. İddianameye giren arama tutanağına göre odada bulunanlar şöyle:

"41 adet evrak, her biri kendi içerisinde zımbalanmış. Paralel devlet yapılanmasının TSK içerisine sızma girişimi ile ilgili, isim ve adreslerinde yer aldığı, e-posta ve mektup yoluyla yapılan toplam 231 sayfalık şikayet ve ihbar evrakları. İlgili birimlerce hazırlanan bilgi notları. Bir siyah not defteri; 3 yaprağına el yazısı ile, isimler ve e-posta adresleri yazılı."

‘Sızma uyarısı’ da bulundu

‘FETÖ’nün kozmik odasında 21 Mart 2016 tarihli, özel bilgi notu başlıklı 6 sayfadan oluşan bir yazı da bulundu. Yazının içeriği şöyle aktarıldı:

"TSK’nın Fethullahçı kadrolaşmaya karşı kendini koruma sistemi yok. Zira bu kadrolaşmayı algılayacak vasıtalardan yoksundur. MİT Fethullahçı kadrolaşma ile ilgili hiçbir bilgi vermemektedir. Emniyet zaten kendisi Fethullah’a teslim olmuştur. TSK’nin kendi istihbarat ağını ve İKK birimlerin çok ivedi olarak kurmadıkça, MİT ve Emniyet’in insafına sığınarak bu konuda kendisini koruması mümkün görülmemektedir. Sonuç olarak bu tipi yapılanmanın diğer kuruluşlar kadar büyük oranda olmasada TSK’de de ciddi şekilde sızdığı, radikal bir temizleme yapılmaz ise TSK’nin da diğer kurum ve kuruluşlar gibi tamamının bu grubun kontrolüne geçebileceği değerlendirilmektedir.”

Yazıda dip not olarak "Radikal tedbir: Enver Paşanın Balkan bozgunundan Çanakkale direnişini yaratan değişimi gerçekleştiren acımasız reformu cümlesi" de yer aldı.

"Ehli-cemaat fişlemesi"

Cüzdanında Kıtmir (yedi uyurlar olarak da bilinen Eshab-ı Kehf’in köpeğinin ismi) muskası ele geçirilen Yüzbaşı Yıldırım’ın odasında da ‘FETÖ’nün TSK içerisindeki yapılanması ile ilgili istihbari mahiyette 48 maddelik not bulundu. 22 sayfalık evrağın 31 Mayıs 2014 tarihli bir haber sitesinden alındığı, “Başbakanlık çalışanı meçhul kişiden şok ihbar mektubu” başlıklı yazı çıktısı olduğu belirlendi. Yazının sonunda el yazısı ile yazılmış "26.11.2015 tarihinde Daire Başkanlığı tarafından Sayın İstihbarat Başkanına arz edilmiştir” not ve imza olduğu kaydedildi. 4 sayfalık e-posta çıktısının üzerindeki bilgiden harekatordusu@yandex.com adresinden, ‘FETÖ’ şüphelisi Tuğamiral Hasan Kulaç’a ait hasankulac@yahoo.com adresine gönderilen e-posta çıktısı olduğu belirlendi. Dokümanların ‘FETÖ’ soruşturmasıyla ilgili olduğu değerlendirildi. Yine Yıldırım’ın odasında ele geçirilen fişleme dosyasında, TSK personeli hakkında tablo şeklinde düzenlenmiş kişisel bilgiler ve açıklama kısmında farklı konularda sınıflandırmalar yapıldığı belirlendi. 11 sayfalık fişlemelerde, müspet, ehli-cemaat, hangi görüşe müzahir olduğu, Alevi, Sünni, Kürt, tehlikeli, zararsız, ateist, dindar gibi ifadeler kullanılması dikkat çekti.

"Ayda bir ihbar edin, aileleriyle vurun"

Örgütün Karargah’taki kozmik odasından çıkan belgeler arasında TSK içinde ‘FETÖ’nün çalışma programı da yeraldı. Maddeler halinde “menfiler” yani örgüte uzak veya olumsuz bakanlarla ilgili yapılması gerekenler şöyle anlatıldı:
"Yeni gelen okul komutanının tam olarak tanınması ve yapılacak hamlelerin ona yapılması gerekir. Yani biz, menfilerin hangi açıklarını bulursak daha fazla ceza aldırabiliriz. Bunu netleştirmek için de okul komutanının özelliklerini bilmek gerekir. Öncelikli hedefimiz ilk 50’de bulunan menfiler olacak. Bu menfileri özellikle 7’lik rehber talebelere zimmetlemek ve sürekli açıklarını aranacak. Çoğunu zimmetledik.

Darbe şüphelisi Hüseyin Yıldırım’da ele geçirilen belgeler…

"Araştırmalar sonucunda elde edilen kayda değer bilgileri en hızlı şekilde mektuba çevirmek. İlk 50’de bulunan her menfi için en az ayda bir mektup yazılacak. İlk 50’de yer alan menfileri abilere verip özellikle kamp dönemlerinde bu menfileri psikolojik olarak yıpratmak. Menfilerin ailelerine yönelik çalışmalar yapılacak çoğunun seceresini araştırma aile fertleri ve yakın akrabalarından vukuatı bulunanlarından tespit edilecek."

Akar, Akıncılar’a böyle götürüldü

Darbe girişiminin çatı iddianamesine giren görüntülerden birin de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın, Akıncılar Üssü’nü götürülmek üzere helikoptere bindirilmeden hemen öncesine aitti. Kamera görüntüsünden alınan fotoğrafta Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar’ın yanında ‘FETÖ’cü Tümgeneral Mehmet Dişli, Koruma Personel Bakım Kıdemli Başçavuş Abdullah Erdoğan, Özel Kuvvet Personeli Kurmay Yüzbaşı Onur Özdemir, Özel Kuvvet Personeli Üsteğmen Mehmet Aytaç yeralıyor.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ Alman istihbaratı ile kol kola


FETÖ Alman istihbaratı ile kol kola

FETÖ‘nün çatı iddianamesinde önemli bilgiler yer aldı. Örgütün, özellikle 17-25 Aralık süreci sonrasında yabancı istihbarat birimleri ile temasa geçtiği vurgulandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı Ana FETÖ iddianamesinde yer alan bilgi ve belgeler terör örgütünün yabancı istihbarat servisleriyle iç içe olduğunu ortaya koydu. FETÖ’nün Alman ve İsrail İstihbaratı ile yaptığı görüşmeler tespit edildi.

Terör örgütü FETÖ’nün, özellikle 17 – 25 Aralık süreci sonrasında yabancı istihbarat birimleri ile temasa geçtiğine vurgu yapılan iddianamede ilginç bir görüşme ve detaylarına yer verildi. Buna göre FETÖ’nin sözcüsü konumundaki Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Uşak, Almanya‘nın İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli Alman İstihbarat Servisi BND‘nin Temsilcisi Edward Ehrenheim ve yardımcısı Jörg Birkenbeul ile 15 Ocak 2014’te İstanbul’daki bir restoranda görüşme yaptı.

Bu görüşmede, aynı zamanda ana davanın sanığı da olan Cemal Uşak, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumuna ilişkin Alman ajanlara açıklamalarda bulundu. Alman istihbaratçı Edward Ehrenheim, Cemal Uşak’a; "17 Aralık Operasyonu, Türkiye’den Suriye’ye giden yardımı MİT’in mi, Emniyet’in mi organize ettiğini, seçimler sonrasında Türkiye’de nelerin yaşanacağı"na dair sorular yöneltti.

Cemal Uşak’ın İsrail Başkonsolosluğu yetkilileri ile de sıkı irtibatı bulunduğu belirtilen iddianamede, "Bu irtibat, FETÖ’nin yabancı istihbarat servisleriyle ilişkisini ve kimlere hizmet edildiğini ispatlamaktadır" denildi.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : 122 bin ByLock kullanıcısından 910’u akademisyen çıktı


122 bin ByLock kullanıcısından 910’u akademisyen çıktı

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın tespit ettiği 122 bin ByLock kullanıcısından 910’u akademisyen çıktı. Savcılık listeyi, YÖK’e gönderdi. Öğretim üyeleri hakkında işlem başlatıldı.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın tespit ettiği 122 bin ByLock kullanıcısından 910’u akademisyen çıktı. 122 bin ByLock kullanıcısı ve 18 milyon mesaj içeriği tek tek tespit edildi. Programı indirenlerin de şifreli yazışma programını etkin olarak kullandığı belirlendii. Savcılık listeyi, Yükseköğretim Kurulu’na gönderdi. Öğretim üyeleri hakkında işlem başlatıldı.

Bir başka soruşturma ise, akademik personelin belirlendiği sınavla ilgili yürütülüyor. Soruştumada toplanan deliller 2008 ve 2009’daki ALES’lerde kopya çekildiğini işaret ediyor, FETÖ üyelerinin sadece Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda değil, Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavı’nda da soruları çaldığı belirlendi.

Yaklaşık 30 bin kişinin akademik kadroya yerleştiği ortaya çıktı. İtirafçı olan sınav birincileri sınavdan önce soruların kendilerine verildiğini söyledi.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// MÜYESSER YILDIZ : “Söylerim hıyara merak etmeyin”


"Söylerim hıyara merak etmeyin"

Mehmet Dişli darbenin ertesi sabahı birlikte Akıncı Üssü’nden Çankaya Köşkü’ne gittikleri Akar’la aralarında geçen konuşmayı Savcılık ifadesinde anlatmış.

15 Temmuz’da Genelkurmay Başkanlığı’ndaki darbe faaliyetine ilişkin çatı iddianamesinde, “FETÖ”nün TSK’daki yapılanmasına tam 400 sayfa ayrıldı. İddianamede ayrıntılı ve dikkat çekici tespitler var.

TSK’dan 1985-2002 arasında 400 “FETÖ”cü ihraç edilirken, 2003’ten sonra hiçbir “FETÖ”cünün atılmadığı,

Darbecilerin AKP döneminde general yapıldığı,

“FETÖ”nün 2000-2008 yılları arasında TSK’ya “yerleşip, yayıldığı”,

2007’den itibaren TSK’nın komuta kademesini ele geçirmek için tasfiye ve kumpaslara başlandığı,

“FETÖ”nün kendisinden olmayan subayları TSK’dan tasfiye etmek için gerekli “kanuni düzenlemeleri siyasi otoriteye yaptırdığı”,

“FETÖ”cülerin, Ocak 2014-Temmuz 2016 arasında ise “TSK’daki mevcudiyetini muhafaza edip, darbe hazırlıklarını gerçekleştirdiği” gibi.

28 ŞUBAT DÖNEMİNDE “FETÖ”CÜLER ATILMADI MI

Bu iddianameyi ele almadan önce bir başka iddianamedeki tespitleri aktaralım.

Malûm geçen hafta 28 Şubat’ın 20’inci yıldönümüydü. İktidar ve medyası, “FETÖ’nün 28 Şubat’ta palazlandığı, bu dönemde FETÖ’cülere dokunulmadığı” görüşünde.

“FETÖ”cü olduğu gerekesiyle tutuklanan Savcı Mustafa Bilgili’nin bu iddianamesinde oldukça ilginç bilgi ve iddialar yer alıyor.

Genelkurmay Başkanlığı’nın Bilgili’ye gönderdiği ve iddianamenin eklerinde yer alan tabloya göre, Ağustos 1996 ile Kasım 1999 arasında toplam 746 subay ve astsubayın TSK’dan ilişiği kesilmiş. Bunlardan 41’i Deniz Kuvvetleri, 124’ü Kara Kuvvetleri, 44’ü Hava Kuvvetleri, 23’ü de Jandarma’dan olmak üzere 232’sinin “FETÖ”den atıldığı bildirilmiş.

“Ya diğerleri?” diye sorulabilir. Onlardan da bazı rakamlar verelim:

Nurcu, Yazıcı, Şura, Işıkçı : 7

Nakşibendi/Süleymancılık : 172

PKK ve Aşırı Sol : 28

Disiplinsizlik, Uyuşturucu- Çetecilik vs. : 25

28 Şubat iddianamesinden devam edelim.

Bir müşteki 20 Nisan 2012’de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na şu ifadeyi verir:

“Ülkemizde 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde yapılan askeri darbelerle ilgili bu dönemlerin kimi sorumluları hakkında esas sürecin başlatılmış olmasına rağmen dilekçemde ayrıntılarını belirttiğim ve bir kısım basında çıkan beyanlarının örneklerini eklediğim şüpheli Fetullah Gülen de yapılan bu askeri darbelere propaganda yapmak suretiyle iştirak etmiş olmasına rağmen hakkında herhangi bir yasal işlem yapılmadığını duyuyorum. Bu nedenle şüpheli hakkında darbeye teşebbüs ve iştirak suçlarından soruşturma yapılıp, cezalandırılmasını istiyorum. Şikayetçiyim.”

Savcı Mustafa Bilgili bu dilekçeyle ilgili hiçbir işlem yapmaz, yani Fetullah Gülen’i davaya dahil etmez.

Niye mi? Yine iddianameden aktaralım:

“TSK’nın kurumsal hiyarşisinin dışında, yasadışı olarak kurulan ve bilahare TSK’nın kurumsal hiyerarşisini ele geçiren Batı Çalışma Grubu öncelikle yapılacak askeri bir müdahaleye karşı çıkabileceğini düşündüğü TSK personelini asılsız ihbarlar, gerçek dışı raporlar, personelin askeri görev ve disiplin anlayışını yansıtmayan sicil notları ve sahte belgelerle ihraç edilmesini sağlamış, ya da çeşitli baskı ve tehditlerle emekliliğe zorlayarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden irtibatı kesilmiştir.”

Yani Savcı Bilgili’ye göre, bu dönemde “FETÖ”cüler başta olmak üzere TSK’dan atılanlar, olası bir askeri müdahaleye karşı çıkacak kişilerdi. Gerçekte ve adeta, “FETÖ”nün darbe mantığını anlatmıştı.

Balyoz ve Ergenekon kumpaslarıyla kimlerin tasfiye edildiğini, 15 Temmuz darbesini kimlerin yaptığını, kimlerin direndiğini gördük!..

O iddianameyle “FETÖ’cüleri koruyan-kollayan ve aklayan” Mustafa Bilgili’nin “FETÖ”cü olduğu ortaya çıktı. Haliyle, “Böyle yazması normal” diyelim.

Peki, iktidarın halen bir “FETÖ”cünün yazdığı bu iddianamenin ve başta Erdoğan’ın kızları, çok sayıda “FETÖ”cülükten atılan askerin “mağdur-müşteki” sayıldığı bu davanın arkasında durmasının sebebi ve izahı nedir?

RAPORLAR RAFTA FETÖ TSK’DA

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Genelkurmay iddianamesinde ne deniyor; “2003’ten sonra TSK’dan hiçbir FETÖ’cü atılmadı… FETÖ, TSK’ya 2000-2008 yılları arasında yerleşip, yayıldı” deniyor.

Oysa TSK’da “FETÖ”yle mücadelenin 28 Şubat sürecinden sonra da sürdüğü, hatta 2004 MGK’sında bu konuda geniş bir rapor sunulduğu malûm.

Peki iktidar ne yaptı?

Dönemin Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’in ifadesiyle, “Alınan kararlar Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılmadı, hiçbir işlem yapılmadı. Toplumsal ve siyasi riski Başbakan Erdoğan, hukuki riski de Dinçer üstlendi”.

Geçen süreçte, “FETÖ”ye “Ne istedilerse verildi”.

15 Temmuz’a gelindiğinde de, “Kandırıldık. Rabbimiz ve milletimiz bizi affetsin” denilerek, siyasi sorumluluktan kurtulmuş olundu.

Genelkurmay iddianamesiyle “FETÖ”nün TSK’da “yayılıp yerleşmesini” açıkça ortaya koydukları için savcıların başına bir şey gelir mi bilinmez, ama mevcut şartlarda “siyasi sorumlulardan” hesap sorulmayacağı/sorulamayacağını biliyoruz.

DÖNEMİN 6 GENELKURMAY BAŞKANI

Ya “FETÖ’cülerin TSK’ya yayılıp yerleştiği, tasfiye-kumpasları yaptığı, general olduğu ve darbe hazırlıklarını gerçekleştirdiği” süreçte Genelkurmay Başkanlığı yapan isimler; Hilmi Özkök, Yaşar Büyükanıt, İlker Başbuğ, Işık Koşaner, özellikle Necdet Özel ve Hulusi Akar da mı “kandırıldılar”?

Birkaç örnek verelim:

Mâlum darbenin askeri “1 numarası”nın Akın Öztürk olduğu açıklandı. Öztürk’ün geçmişine bakalım.

2000’de Tuğgeneral, 2004’te Tümgeneral, 2009’da Korgeneral oldu. Balyoz operasyonu sonrasında birçok komutanın tutuklanmasının ardından 2013 YAŞ kararıyla da Orgeneral rütbesine terfi edip, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı. 2015’te Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan alındı, ama darbeye kadar YAŞ üyesi olarak kaldı.

Akın Öztürk 2013’te Hava Kuvvetleri Komutanı yapıldığında, o zaman Yeni Şafak’ta olan Abdülkadir Selvi önce şunları yazdı:

“Türk Silahlı Kuvvetleri bir süredir cuntalara, Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi darbe suçlarına bulaşmış isimlerle ilişkisini kesmeye çalışıyor. Darbelerle, darbecilerle anılan bir kurum olmaktan çıkmaya çalışıyor. Şurada darbe suçlarından dolayı yargılanan 22 generalin TSK ile ilişkisi kesildi.”

O Şura’da son güne kadar şimdiki komutan Abidin Ünal’ın Hava Kuvvetleri Komutanı olması bekleniyordu. Ama olmadı, oldurulmadı. Neden mi? Selvi’nin o yazısından okuyalım:

“Ancak dosyası son kez gözden geçirilirken, Balyoz Davası’nın Yargıtay’daki temyiz duruşmasına katıldığı, ayrıca gazetecilere açıklama yapıp, ‘İnsani, vicdani ve ahlaki olarak görevimi yapıyorum. Bundan dolayı (YAŞ’ta) önüm kesilecekse kesilsin. Bu benim için onur olur’ dediği ortaya çıktı. Genelkurmay Başkanı Özel’in, askerlik mesleği gereği muvazzaf subayların Ergenekon ve Balyoz gibi darbe davalarından uzak durmaları yönündeki talimatını bile bile bunu yapması, dosyasının yeniden değerlendirmeye alınmasına neden oldu. Korgenerallikte bekleme süresi 1 yıl uzatıldı, korgenerallikte bekleme ihtimali yüksek olan Akın Öztürk ise orgeneralliğe yükseltilerek Hava Kuvvetleri Komutanı oldu.”

Abidin Ünal’ın Balyoz temyiz duruşmasına katıldığını ve o demecini ismini vermeden yazan gazeteci bendim.

Burada dikkat çekmek istediğim husus; Necdet Özel’in tavrı… “Muvazzafların, Ergenekon ve Balyoz gibi darbe davalarından uzak durmaları” talimatı vermiş olması!.. Bu yüzden Abidin Ünal’ı değil, Akın Öztürk’ü Hava Kuvvetleri Komutanı yapması, yaptırması!..

Darbeden sonra Ahmet Davutoğlu’nun Akın Öztürk’le ilgili açıklamasını da hatırlayalım.

“Gün geçti, artık daha rahat ifade edebiliriz. Akın Öztürk Paşa, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan süresi varken niye alındı? Normalde süresi vardı ve Akın Paşa kalırdı. Cumhurbaşkanımız ve Hulusi Akar Paşayla yaptığımız istişarelerde gelinen noktadır o. Düşünün ki, eğer Akın Öztürk Hava Kuvvetleri’nde komutan olarak kalsaydı bugün nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalırdık herhalde herkes takdir eder. Tedbirleri geçen seneden beri almaya başladık.”

“Madem Akın Öztürk’ün ne olduğu biliniyordu, neden YAŞ üyeliğinden de alınmadı” diye sormakla yetinip, Necdet Özel’den devam edelim:

Yıl 2014. YAŞ toplantısından bir iki ay öncedir. İsmi bizde saklı bir Albay makamında Özel’i ziyaret edip, şunu söyler:

“Jandarmadan Ali Osman Gürcan, Sadık Köroğlu ve Faruk Bal cemaatçidir, terfi ettirmeyin.”

YAŞ toplanır, iki yıl sonra 15 Temmuz darbesine katılacak olan bu üç isim de terfi ettirilir.

Sonrası önemli; Gelenek gereği terfi eden Albaylar, Genelkurmay Başkanını ziyarete gider. Ziyaret sonunda Özel o üç isimden kalmalarını ister ve “Bakın şu Albay sizin üçünüzün Cemaatçi olduğunu söyledi, ama ben sizi terfi ettirdim. Haberiniz olsun” der.

HULUSİ AKAR VE MEHMET DİŞLİ

Devr-i Genelkurmay Başkanlığı döneminde darbe gerçekleşen Hulusi Akar’a gelelim.

Darbe konseyinde yer alan Mehmet Dişli ile ne denli yakın olduklarını, 15 yıl neredeyse hiç ayrılmadıklarını daha önce yazdık.

Bu ikiliye dair bir iddiayı aktaralım.

Akar’ın Kara Harp Okulu Komutanı olduğu dönemde Mehmet Dişli de tabur komutanıdır. İlginçtir, o tarihlerde AKP milletvekili -şimdi Genel Başkan Yardımcısı- Şaban Dişli’yle akrabalığını reddetmektedir. Bu inkârı ilginç bulan birileri, MİT’e sorar. Gelen yazıda kardeş oldukları görülür. Bu olay ve Dişli’yle ilgili başka bilgiler üzerine konu Akar’a intikal ettirilir. Akar’ın tepkisi, “Söylerim hıyara , merak etmeyin” olur!..

Mehmet Dişli darbenin ertesi sabahı birlikte Akıncı Üssü’nden Çankaya Köşkü’ne gittikleri Akar’la aralarında geçen konuşmayı Savcılık ifadesinde anlatmış. Şunları konuşmuşlar:

“Akar bana ‘Sağ ol evlat’ dedi. ‘Komutanım ne olduysa anlatacağız, başından beri birlikteyiz, ben sizin için buradayım’ dedim.”

Koca bir Genelkurmay Başkanı en yakınındaki kişinin, “evlât” dediği birisinin ne olduğunu bilmez, görmez, anlamaz mı?

Genelkurmay iddianamesinden son bir not:

FETÖ yapılanması için, “Son olarak kendisine müzahir elemanların en az bulunduğu 1988 ve daha önceki yıllarda mezun olmuş subayları TSK’den tasfiye etmek için üç devreyi birden toplu olarak emekli edecek ve hizmet süresini 28 yıla indirecek kanuni düzenlemeleri siyasi otoriteye yaptırabilmiştir” tespiti yer alıyor.

“FETÖ’ye müzahir olmayan üç devreyi birden toplu olarak emekli edecek ve hizmet süresini 28 yıla indirecek kanuni düzenlemeler” denilen, “6722 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”. Bunu darbeden kısa bir süre önce Mehmet Dişli’ye hazırlatan ve dahi, “Arkasında durulacak, kesinlikle milim taviz olmayacak” talimatı veren tabii ki, ABD veya Alman Genelkurmay Başkanı değildi!..

Necdet Özel de siyasi irade gibi, “Vicdan azabı çekiyorum!.. Rabbim ve milletim affetsin!..” demişti.

Rabbim ve milletimizi bilmiyoruz, ama acaba Savcılar bu iddianameden sonra onları affeder, affedebilir mi?

Müyesser YILDIZ

Odatv.com

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Eski polis memuru : ByLock’u “istihbarat edinmek için” yükledim


Eski polis memuru: ByLock’u "istihbarat edinmek için" yükledim

Adana’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında haklarında 15’er yıl hapis cezası istemiyle dava açılan ve daha önce görevden alınan tutuklu 3 polis memurunun yargılandığı davanın duruşması görüldü.

Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Ahmet Gökkaya, Mustafa Topalak ve İbrahim Halil Yaşar ile avukatları katıldı.

"FETÖ/PDY üyesi olmak" suçundan 15’er yıl hapis cezası istemiyle yargılanan sanıklardan Yaşar savunmasında, ByLock programını kullanmadığını ileri sürdü.

Kendine ait telefon hattını kullandığını belirten Yaşar, "Başka bir hat kullanmadım. Bank Asya’da açtığım altın hesabını bankanın güvenli olduğu açısından açtırdım. Ben 23 yıllık polis memuruyum. Emniyetteki alınan ifademi kabul etmiyorum." diye konuştu.

Sanık Ahmet Gökkaya ise kendisinin Ceyhan ilçesinde istihbarat şubede görev yaptığını aktardı.

Bank Asya’ya 17-25 Aralık’tan önce bireysel emeklilik hesabı açtırdığını anlatan Gökkaya, şöyle devam etti: "Ben kriptolu FETÖ’cü olsam talimatla para yatırırdım. Sadece emeklilik hesabı açtırdım. Daha sonra olaylar patlak verince 2016 yılında hesabımı ancak kapatabildim. Ben çalıştığım şubede meslek icabı sadece istihbarat bilgiler edinmek için telefonuma çeşitli programlar indiriyordum. Ceyhan çok karışık bir ilçe olduğu için bu programları kullandım. ByLock dışında birçok programı kullandım çünkü bu programları kaçakçılar kullanıyordu. ByLock’u da istihbarat bilgileri edinmek için yükledim. Zaten 10 dakika sonra silmişimdir. Ben bu programın kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla 9 sayfa analiz yaptım. Mahkemeye sundum."

Sanık Topalak da kendisinin 15 yıllık polis memuruyken meslekten ihraç edildiğini ve bu suçla hakim karşısına çıktığı için üzgün olduğunu dile getirerek "Benim ByLock listesinde numaram varmış. Ben bu listeye ismimin ve numaramın yanlış yazıldığını düşünüyorum. Telefonuma 6 Ocak 2014’te bu program indirilmiş. Bunu ben indirmedim. Darbe günü eve gitmedim. Hep devletimin geleceği için çalıştım." iddiasında bulundu.

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk hallerinin devam etmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// Ahmet Zeki Üçok : Komuta kademesi orada durduğu sürece darbe aydınlatılamayacak


Eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı Başsavcısı emekli Albay Ahmet Zeki Üçok, FETÖ davalarında sanıkların mahkemede verdikleri, "Bilmiyorduk, emir aldık" ifadelerini ‘savunma mekanizması’ olarak nitelendirdi. Üçok, haberli ya da habersiz her ne şekilde ne olursa olsun cumhurbaşkanını teslim almaya gitmenin suç olduğunu söyledi.

Erdoğan’a suikast timindeki Sarıbey: Ölüm makinası olarak yetiştirildim

FETÖ yargılamalarındaki sanık ifadeleri gündemi belirlemeyi sürdürüyor. ‘Cumhurbaşkanı’na suikast’ davası sanıkları darbeden ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı almaya gittiklerinden haberdar olduklarını kabul etmeye başlarken, ‘Halisdemir davası’ olarak bilinen ‘Özel Kuvvetler Davası’ndaki ifadeler kafaları karıştırmaya devam ediyor.

Dava, kilit isimlerin ifadelerini almak için 20 Şubat tarihine ertelendi. RS FM’de Yavuz Oğhan’ın hazırlayıp sunduğu ‘Bidebunudinle’ programında konuşan Ahmet Zeki Üçok, FETÖ davalarında neler olduğunu değerlendirdi. Üçok, sanıkların mahkemede verdikleri "Bilmiyorduk, emir aldık" ifadelerini ‘savunma mekanizması’ olarak nitelendirdi.

Erdoğan’a suikast davasının sanığı Binbaşı Seymen: Evet darbe yaptım, oturup çocuk gibi ağlayacak mıyım?

​Üçok, "İzmir’de çeşitli şehirlerden gelen farklı birliklerden askerler var. Farklı güvenlik konseptleri için eğitilmiş özel kuvvetler toplanıyor ve hiçbiri birbirine ‘nereye gidiyoruz, görevimiz nedir’ diye sormuyor. Bu durum en azından hayatın olağan akışıyla ters düşüyor. Kaldı ki harekata çıkmadan önce bütün birimlerimiz ayrıntılı brifing verirler. Bunun da kime karşı, nerede ve hangi zamanda yapılacağı ayrıntılarıyla hesaplanır. Yoksa ‘bizim haberimiz yoktu, indik öğrendik’ gibi ifadelerin hepsi mahkeme heyeti karşısında kendilerini savunmak anlamında ileri sürmüş oldukları gerçeğe aykırı beyanlardır" diye konuştu.

‘HABERLİ YA DA HABERSİZ TÜM DARBELER SUÇTUR’

Erdoğan’a suikast timindeki Yüzbaşı Sagun: Bize Cumhurbaşkanı’nı alacağımız söylendi

Perşembe günkü davada önemli bir iddia daha dile getirildi. Bir yüzbaşının mahkemede verdiği, “Genelkurmay Başkanlığı’nın talimatıyla bir darbe girişimi olduğunu anladım ve Cumhurbaşkanını almaya gittim” ifadesi davanın en önemli ifadelerinden biriydi. Üçok, ifadeyi bir askeri hakim gözüyle değerlendirdi:

“Sanki Genelkurmay Başkanlığı’nın emir komutasında darbe yapılırsa yasal, Genelkurmay Başkanlığı emir komuta zinciri içerisinde yapılmazsa gayrı yasalmış gibi bir savunma var burada dikkat ederseniz. Darbe bir suç. Bunu nasıl yaparsanız yapın suçtur. O yüzden bu savunma mekanizması baştan yanlış kurgulanmış. Ben avukatlarının yerinde olsam böyle bir savunma yaptırmazdım. Genelkurmay Başkanı’ndan haberli habersiz ne şekilde olursa olsun, Cumhurbaşkanını öldürmeye ya da teslim almaya gitmek suçtur."

‘BU ÖRGÜTSEL BİR FAALİYET’

Erdoğan’a suikast timindeki Binbaşı Taner Berber: Polislerle karşılaşana kadar olayın içeriğini bilmiyorduk

Sanıkların neredeyse tümü FETÖ üyesi olduğunu reddederken, Üçok bunu şu sözlerle değerlendirdi:

"Burada sadece cumhurbaşkanına yöneltilmiş bir tehlike yok. İstanbul’a bakıyorsunuz bütün birlikler çıkıyor, hava kuvvetlerine bakıyorsunuz uçaklar havalanıyor, memleketimizdeki kahraman evlatlarımızı yetiştiği özel kuvvetleri, Meclis’i bombalıyor. Şimdi bütün bunları bir araya getirip ondan sonra ‘bizim haberimiz yoktu, biz görev yapmaya gidiyorduk’ ifadelerini ben savunma mekanizması olarak bile değerlendirmiyorum. Bu örgütsel bir faaliyet. Fethullahçı terör örgütünün organize ettiği, altı-yedi ayda hazırlayıp yürürlüğe koyduğu darbe planının ana unsurlarının hepsini, FETÖ mensubu subay, astsubay ve uzman çavuşlar oluşturdu. Harp Okulu, askeri lise öğrencileri oluşturdular."

‘ÖĞRENCİLERİN TAMAMININ FETÖ İLE İLİŞKİSİ VAR’

Erdoğan’ın başyaveri Yazıcı emrindeki askerleri ‘Bu bir tatbikat’ diye kandırmış

Öğrencilerin durumu da önemli tartışmalardan biriydi. Öğrenciler ‘tatbikat için’ getirildiklerini iddia ederken, Üçok, darbe girişimi sırasında çeşitli illerden getirilen öğrencilerin durumuyla ilgili şunları söyledi:

"Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın yürütmüş olduğu bir soruşturma var. Bu soruşturmanın temel amacı, askeri okullara giriş sınavlarıyla ilgili soruşturma. Bununla ilgili soruşturma da bir bilirkişi tayin edildi. Eğitimbilimci bir profesör, aynı zamanda istatistik uzmanı olan bu arkadaşımız, 2006 ila 2015 yılları arasındaki askeri okullara giriş sınavlarını incelemek. Sadece Harp Okulu, Askeri Lise değil hepsini inceledi. 2006 ila 2010 yılları arasında yüzde 80 FETÖ mensubu öğrencilerin askeri okullara girdiğini, 2010 ila 2015 yılları arasında ise yüzde 100’ünün girdiğini tespit etti. Şimdi bu harp okullarına, liselere, astsubay okullarına son 10 yılda girenlerin neredeyse yüzde 95’i FETÖ mensubu. Soruları almış, mülakatlarda kollanmış, sağlık kontrolünde Fethullahçı doktorlar tarafından geçirilmiş. Zaten karşımızdaki öğrenciler bilirkişi raporuna göre Fethullahçı Terör Örgütü mensubu. Şimdi bunlar, ‘biz FETÖ mensubu değiliz’ diyorlar. ‘Emir verildi gittik’ diyorlar. Ben Harp Okulu ve askeri lise mezunuyum, birileri beni Yalova’dan alıp İstanbul’daki Çamlıca gişelerinin önüne getirip, ‘burada biz tatbikat yapacağız’ dediği zaman ben inanmam. Hiçbir Harp Okulu öğrencisi de inanmaz. Ayrıca hepsinin elinde telefon, haber alabilecekleri olanaklar var. Bir Harp Okulu öğrencisi asla Yalova’dan kaldırılıp Çamlıca gişeleri önünde tatbikat yaptırılmayacağını bilecek kadar sınav ve zeka aşamalarından geçmiştir. O yüzden ben bunu inandırıcı görmüyorum."

‘FETÖ’NÜN TACİZLERİNE UĞRAYARAK OKULDAN ATILAN 8 BİN ÖĞRENCİ VAR’

Darbe girişiminin son toplantısı Hava Harp Okulu’nda yapılmış

Üçok, dikkat çektiği bilirkişi raporunda belirtilen yüzde yüzlük oran kadar önemli bir ayrıntıyı daha dile getirdi: “Yüzde yüz oranının yanı sıra yüzde 80 oranında öğrenci giriyor ama geriye kalan yüzde 20, okullardaki aşamalarda eleniyor. 2006’dan 2015 yılına kadar yaklaşık 8 bin öğrenci atıldı. O atılanlar işte yüzde yirmi olan çocuklar. Dolayısıyla benim şahsi kanaatim, 2006 ila 2015 yılları arasında teğmen, subay olmuş bütün öğrencilerin FETÖ’nün şu veya bu şekilde desteğini almış, onunla irtibatlı olarak okullara girip subay veya astsubay olmuştur. Ama bu çocuklara bir fırsat tanındı, muadili olan okullara geçirdiler. FETÖ mensuplarının tacizlerine, şok mangalarına uğrayarak atılan yaklaşık 8 bin öğrenci var. Bu arkadaşlarımız okuldan atıldılar, hiçbir okula kabul edilmediler. Bu çocukların babaları çocuklarının tazminatını ödediler. KHK ile okullardan atılanlar tazminat ödemedi. Bence bu ekibin ‘haksızlığa uğradık’ diye konuşmadan önce kendilerinden önce atılanlara bakmaları lazım."

‘KOMUTA KADEMESİ GÖREVDEN ALINMALI’

Emekli Albay Üçok: Cumhurbaşkanı ele geçirilseydi, darbenin emir-komuta içinde yapıldığı açıklanırdı

FETÖ’nün darbe girişimi davası sürerken, kim darbeci kim değil tartışmaları da devam ediyor. Bu tartışmanın en önemli iddiası geçtiğimiz günlerde Üçok tarafından yapılmıştı. Üçok, "Eğer darbe başarılı olsaydı Genelkurmay Başkanı da darbecilerin yanında yer alacaktı" iddiası nedeniyle tepki çekmiş, hakkında yapılan suç duyurusuyla yargılanmasına karar verilmişti. Üçok daha önce RS FM’de dile getirdiği bilgiyi yineledi:

"Sizinle yaptığımız bir programda da bunu dile getirmiştim. Savcı arkadaşlarımız, Akıncı Hava Üssü’ne yani darbe girişiminin ana karargahına gittiğinde Genelkurmay Başkanı’nın konuşma yapacağı masanın hazır olduğunu, kameraların kurulduğunu, masanın arkasında Genelkurmay ve Türk bayraklarının bulunduğunu görmüşler. Darbenin başarılı olması halinde Genelkurmay Başkanı’na okutturulacağını düşündüler. Ben de hala aynı düşünce ve karardayım. Bu darbede eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan ele geçirilseydi ya da öldürülseydi, Genelkurmay Başkanı ya da kuvvet komutanları için şu veya bu nedenle hazırlıklar yapılmıştı."

‘ARKADAŞ, HİÇ Mİ SENİN SUÇUN YOK?’

İddiasının yakın zamanda ortaya çıkacağından emin olan Üçok, şöyle devam etti:

Emekli Albay Üçok: Kaos süreci başlatıldı, birlik olmazsa TSK yönetime el koyacak

"Bunu söylemek suçsa ben bunu yine tekrarlıyorum. Yapılacak davalarda ortaya çıkacağından da eminim. TSK’nın komutanısınız, hava, kara, deniz ve jandarmanın komutanısınız. Sizin emrinizdeki insanlar çıkıyor 250 insanımızı şehit ediyor, binlerce insanımızı yaralıyor, meclisi bombalıyor. Yani arkadaş, hiç mi senin suçun yok? Bu darbe girişimini Japon Silahlı Kuvvetleri mi yaptı. Bari gazi unvanı da verselerdi, boynu falan çizilmiş diye. Bu komuta kademesinin derhal görevlerinden ayrılması gerekir. Bunlarla ilgili mutlaka yasal işlem açılması gerekir. Bunların bu süreçteki hataları, eksikleri ve almadıkları önlemlere ilişkin her türlü soruşturma bütün açıklığıyla yapılmalı. Bu komuta kademesi TSK’nın başında kaldığı sürece hiçbir askerin gerçekleri anlatabileceğine inanmıyorum. Darbe girişimi sırasında bütün kameralar yok edildi. Gerçekleri ortaya çıkarabilecek insanlar tanıklar. Bu tanıklar da komuta kademesi başında durduğu sürece onların hatalarına ilişkin hiçbir şey söylemeyecektir. O yüzden biran önce komuta kademesinin görevden alınması hatta terk etmeleri lazımdı. Bunların başında komutanları durduğu sürece bizim askerlerimiz darbeyle ilgili bütün bildiklerini anlatmayacaklardır. Bunu benimle beraber savcılık, hakimlik yapan bütün arkadaşlarım bilir. Komutanı başındalarsa çocuk korkar. ‘Başıma bir şey gelir, hapse atar, döver, askerliğimi yakar’ korkusuyla doğruyu söylemez. Her şeyden önce zaten Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının bu davalarda defalarca sanık olması gerekliydi."

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// VİDEO : Ahmet Zeki Üçok : Komuta kademesi orada durduğu sürece dar be aydınlatılamayacak


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=eK-bT7oGKLA&feature=youtu.be

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ’cü polis mahkemede tek tek isimleri verdi


FETÖ’cü polis mahkemede tek tek isimleri verdi

Polis okuluna girdiği süreçten itibaren 13 yıl Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantıda kaldığını söyleyen sanık, mahkeme heyetine önemli itiraflarda bulundu. Yapının aracılığı ile istihbarat sınavını kazandığından, örgütün gizli haberleşme ağı “Bylock” ile Eagle” ile ilgili bilgilere kadar birçok bilgiyi veren sanık, 70’e yakın FETÖ’cünün isimlerini tek tek aktardı.

Polis okuluna girdiği süreçten itibaren 13 yıl Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantıda kaldığını itiraf eden sanık, mahkeme heyetine yapının aracılığı ile istihbarat sınavını kazandığından, örgütün gizli haberleşme ağı “Bylock” ile Eagle” ile ilgili bilgilere kadar birçok bilgiyi verirken, 70’e yakın FETÖ’cünün isimlerini tek tek aktardı.

FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün de Kanun Hükmündeki Kararname ile ihraç edilen aralarında ikinci sınıf emniyet müdürü ile birlikte komiser ve polislerin olduğu 15 şüphelinin yargılanması tek tek yapıldı. İlk kez hakim karşısına çıkan sanıkların çoğunluğu telefonlarından çıkan “Bylock” programından haberdar olmadıklarını ve FETÖ üyeliğini kabul etmediklerini savundu.

Yaklaşık 8 aydır FETÖ/PDY üyesi olmak suçundan tutuklu bulunan sanıklardan polis memuru K.Y. ise etkin pişmanlık yasasından yararlanmak istediğini ve samimi itiraflarda bulunacağını ifade etti. Kendisinin 2003 yılında Elazığ’da polis okulunda eğitime başladığı yıl FETÖ ile bağlantı kurduğunu aktaran K.Y., “Polis okulunda bir üst sınıfta bulunanlarla, yapı ile bağı olan emekli polislerin evine gitmeye başladık. Evlerde dini ibadetler yapılırken, Fetullah Gülen’in videoları ve kitapları okutuluyordu. Okulu bitirdikten sonra Ankara’ya atandım. Ankara’da FETÖ ile bağlantılı yapıdan biri sivil diğeri polis iki kişi beni karşıladı ve Demetevlerde bir eve yerleştirdi. Ev abileri polislerdi ancak tüm bu evlerden sorumlu olan FEM dershanesinde coğrafya öğretmeni olan Bülent isimli biriydi. Siviller genelde kod ismi kullanıyordu, o yüzden Bülent isminin gerçek mi yoksa kod isim mi olduğunu bilmiyorum” dedi.

Ankara’da 40’a yakın polisin adını verdi

2006 yılında ev abisi olduğunu 2009 yılına kadar ev abiliği de yaptığını aktaran zanlı K.Y., yaklaşık 40 polisin adını heyete verirken, bunlardan bir çoğunun da yapı aracılığıyla komiser olduklarını aktardı. İtiraflarına devam eden K.Y., bu kişilerden bazılarının yurt dışında büyükelçiliklerde görev aldığını, hatta yapıdan tanıdığı bir polisin komiser olduktan sonra Cumhurbaşkanlığı koruma ekibinde görev aldığını dile getirdi. 2010 yılında Elazığ’a tayin olduğunda çevik kuvvette görev aldığını belirten zanlı K.Y., yapıyla ilişkisinin sürdüğünü ve bir yıl sonra Elazığ Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü şifre memuru olarak görev yaptığını, ardından da yapının aracılığıyla istihbarat sınavına girerek kazandığını, 17/25 Aralık 2013’e kadar burada görev aldığını anlattı.

İlişkileri 17/25 Aralık’tan sonra da devam etmiş

17/25 Aralık 2013’ten sonra kendisiyle birlikte 30 polisin istihbarattan çıkarıldığını, 15’inin tayine gittiğini, diğer 15’inin de çeşitli birimlerde görev aldığını ancak FETÖ’nün sohbetlerine gitmeyi sürdürdüğünü, sadece bir kişinin katılmadığını ifade etti. Daha sonra 2 polisin daha sohbetlere katılmaya başladığını aktaran K.Y., Elazığ Emniyetinin istihbarat imamlığını N.S.’nin yaptığını dile getirerek, diğer sohbetlere giden 30 memurun isimlerini tek tek verdi. İstihbarat imamı N.S. ile cezaevinde 2 ay kaldığını da dile getiren K.Y., “Benim etkin pişmanlıktan yararlanacağımı öğrenen N.S., kendisinin üstündeki sorumlunun yani emniyet imamının S.S. olduğunu bana söyledi. Ancak bunu kasıtlı mı söyledi bilmiyorum” diye konuştu.

"Bylock’tan MİT’in haberi olunca, Eagle programı kuruldu"

Kendisinin örgütün gizli haberleşme ağı “Bylock”u kullandığını da itiraf eden K.Y., şunları anlattı:

“Yalnız ben gizli olduğunu düşünmüyordum. 2015’in sonuna kadar bunu kullandık. Sonradan MİT’in ‘Bylock’u çözmüş olabileceği bilgisi geldi ve kullanmayı bırakıp, Eagle’ye geçtik. Eagle’yi kurarken bir de CTA Clingtean Master diye bir silme programı kuruldu. Eagle’de konuşmalar 2-3 gün içinde kendiliğinden otomatik olarak siliniyordu, silme programı tamamen kaldırmak için kurulmuştu.”

İstihbarat imamı N.S.’ye her ay düzenli olarak kendisinin 200 lira, diğer arkadaşlarının da 100 ile 200 arasında himmet parası ödediğini bildiğini de anlatan K.Y., yapıdan 2016 yılının mart ayında ayrıldığını, 15 Temmuz darbe girişimi yaşanınca itirafçı olmaya karar verdiğini kaydetti.

Mahkeme heyeti, sanığın verdiği isimlerle ilgili işlem yapılıp yapılmadığını, yapılmadıysa gerekli araştırmanını yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasına karar verdi. Mahkeme heyeti, sanık hakkında da, yurt dışı yasağı konularak tahliye edilmesine ve yargılanmasının tutuksuz olarak devam edilmesine karar verdi.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ mücadelesi bir istihbarat mücadelesidir


FETÖ mücadelesi bir istihbarat mücadelesidir

Dünyanın gelmiş geçmiş en alçak ve en kripto örgütü ile karşı karşıyayız.

Tarihin hiçbir döneminde bu kadar geniş örgütlenmiş bir suç örgütü bulunmadığı için, bilinen yöntemlerin yetersiz kalmasının anlaşılır bir tarafı var.

Bu alçaklar örgütünün yapısını ve hiyerarşisi deşifre edilmedikçe tartışmaların sonu gelmeyecektir.

Ciddi bir istihbarat veri havuzu oluşmaya başladı. Örgütün yapısı ve kadroları tam olarak deşifre edilememiş olsa da izlerini sürmeye yarayacak önemli bilgilere ulaşıldığı anlaşılıyor.

Buradan takip edilerek arkası gelecektir.

Öyle anlaşılıyor ki daha geniş bilgilere ihtiyaç da var. Örgütün kontrolündeki sivil toplum kuruluşları ve ticari kurumlarla ilişkiler önemli başlangıç noktaları olarak kabul ediliyor.

Örgütün legal şemsiye altında yürütülen ticari faaliyetlerine katılma, örgütün amaç ve eylemlerine sadakati doğrulayacak biçimde meydana gelmişse örgüt bağı için dayanak olabilir. Ancak legal şemsiye altında bulunan ticari kurumlarla ilişkiyi kesme biçimi daha doğru sonuçlar da verebilir.

Örneğin Sızıntı dergisi aboneliği örgütle ilişki açısından bir fikir verebilir ama Sızıntı dergisine kayyım atandıktan sonra aboneliğini sona erdirenlerin davranışı örgüte sadakati belirleme noktasında daha sağlam fikir verir.

Keza Zaman gazetesi abone listesi de bir fikir verir ama Zaman gazetesine kayyım atandıktan sonra aboneliğini sona erdirenlerin listesi daha kuvvetli bir fikir verir.

Bank Asya’da hesap bağı açısından en önemli kriter Pennsylvania’lı şeytanın emriyle bu bankada katılım hesabı açılmasıdır. Özellikle de malı mülkü satıp, başka bankalardan kredi çekerek katılım hesabı açılması örgüte sadakatin bir göstergesidir. Bank Asya’nın TMSF tarafından yönetimine el konulması üzerine yapılan hesap kapamalarına da bakılması gerekir.

Bakılsın bakalım Sürat Kargo’ya kayyım atanmasından sonra müşteri ilişkisini sona erdirenler kimler. Bu listeyi uzatabildiğiniz kadar uzatabilirsiniz. Bu alçakların legal şemsiye altındaki işletmeleri ile ticari ilişki kurulmasının biçimi de bir fikir verebilir ama legal şemsiye altındaki ticari faaliyetlerin devlet kontrolüne geçmesinden sonra ilişik kesilmesi daha önemli bir kriterdir. Hatta makul bir neden yoksa örgüt adına devlete açık olarak meydan okumadır.

Bu alçakların kendi aralarındaki ilişkiler, toplantılar ve katılımcılar büyük ölçüde sadece HTS (Historical Traffic Search yani telefon trafik bilgileri) incelenerek tespit edilebilir.

Ben şahsen sadece telefon trafik ve sinyal bilgilerinden yola çıkılarak bu alçakların tüm irtibatlarının hatta tüm toplantılarının deşifre edilebileceğine inanıyorum. Elbette bu çok fazla zaman ve efor gerektirecektir. Devletin, bu kadar geniş bir soruşturma programında işlerin rayında yürüyebilmesi için gereken kaynak ve personeli sağlaması gerekir.

FETÖ irtibatı düşünülen kimselerin özellikle de telefon ve internet trafik bilgilerinden yola çıkılarak ayrıntılı olarak bağlantılarının incelenmesi gerekir.

Anlaşılıyor ki bu alçaklar örgütü 2007 yılı ile 2013 yılları arasında yaklaşık altı yıl istihbarat örgütlerimiz tarafından izlenmemiş. 2007 yılı çok önemli bir eşik olmuş. Bu tarihten itibaren 2013 yılına kadar ipinden boşanmış danalar gibi her yere saldırmaya başlamışlar.

7 Şubat bir irkilme yaratmış ama esas uyanma 17 Aralık ile olmuş. Emniyette o kadar büyük bir tahribat yaratmışlar ki, toparlanmak çok zaman kaybına neden olmuş. Artık emniyet tarafı yeterli formasyona, motivasyona ve henüz yetersiz de olsa bir veri tabanına sahip.

İstihbaratın en önemli başarısı ByLock operasyonu oldu. Bazı önemli militanlarının ismi ByLock listesinde yer almadı ama bunlar sahte isimler veya ortak hesaplar kullanmış olabilirler.

Sadece ByLock kullananların kırmızı listede yer alanlarının sayısı Türkiye’nin cezaevlerinin toplam kapasitesinden daha fazla. Mavi ve turuncu liste şu aşamada pek dikkate alınmıyor gibi görünüyor ki bu bana göre çok hatalı bir yaklaşımdır. Özel aktivasyon koduyla yüklenebilen bir programın sadece yüklenmesi bile bana göre bir örgütsel bağlantıyı gösterir. Bu kimselerin en azından bunların örgüt bağlantısının araştırılması gerekir.

ByLock konusunun sulandırılmasına neden olacak her davranış bana göre kötü niyetlidir. Bazı kurumlarda ByLock kırmızı listede yer alan kimseler görevine devam edebiliyor. ByLock kullanıcısı olduğu kesin olan biri görevini sürdürebilecek ise, kamuda göreve son vermelerin tamamı tartışılır hale gelecektir.

ByLock listesinde yer alanlardan görevine son verilmemiş olanların görev yaptığı kurumlarda görevine son verilenlerin durumunun incelenmesi ve çelişkinin geri planının da araştırılması gerekir.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Birileri Bylock’u sıfırlıyor


Birileri Bylock’u sıfırlıyor

Müyesser Yıldız yazdı

FETÖ davaları, tutuklamalar ve ihraçlarda tartışmasız birinci delil, telefonlarda ByLock programının bulunması sayılıyor.

Ancak bu kesin kabule rağmen ByLock’la ilgili ciddi şüphe, tartışma ve uygulamalar dikkat çekiyor.

Birincisi; ByLock işine MİT baktı. Lâkin MİT’in mahkemelere gönderdiği bilgilerin hukuken “istihbari nitelikte olması ve delil sayılamaması” Savcıları oldukça zorladı.

Bu hukuki açmazı gidermek için şöyle bir yöntem bulundu; MİT elindeki ByLock listelerini Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat ve KOM Daire Başkanlıklarına gönderdi. Savcılar ve mahkemeler de yazışmaları Emniyet birimleri ile yapmaya başladı.

Peki polisin ByLock tespitleri hukuki nitelik taşıyor mu? Kısmen, zira Emniyet’in raporları da “istihbari” nitelikte ve ByLock dahil tüm deliller için şu vurgulanıyor:

“Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun Ek 7. maddesi kapsamında ve istihbari mahiyette olduğundan hukuki delil niteliği taşımadığı, bu nedenle haricen delillendirilmedikçe yapılacak işlemlere bizzat gerekçe teşkil etmeyeceği…”

DOÇENT BYLOCK ÇIKTI DİYE 5 AY HAPİS YATTI

Bu teknik ve hukuki bilginin sebebi şu:

Ankara’da devam eden “FETÖ Çatı Davası”nın tutuklu sanıklarından birisi de Avukat Ali Çelik. Hakkındaki bir başka dava nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan “ByLock kullanıcıları” arasında Çelik’in ismi yer almadığı halde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gönderdiği rapor ve listede Ali Çelik’in “ByLock kullanıcısı” olduğu görüldü.

İşte bu “çelişkiye” CMK uyarınca atandığı halde Çelik’in Avukatı Mehmet Sena Kapu bile isyan etti. Kapu, “ByLock’a güvenilemeyeceğini” belirterek, “Bu davaların sonu maalesef gelip, ByLock’a dayanacak, çünkü başka kanıt yok” iddiasında bulundu.

İddiasına dayanak olarak da Mahkemeye, Kırşehir Emniyet Müdürlüğü’ne ait bir yazışmayı sunan Avukat Kapu, “Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi MİT’e yazıyor. MİT, ‘Biz bütün belgeleri KOM’a gönderdik, yazışmaları orayla yapın’ diyor. Mahkeme, Kırşehir KOM’le yazışıyor, Emniyet de durumdan vazife çıkarıp, güncelliyor. Bu arada bir Doçent tutuklanıyor, işinden oluyor. 5 ay tutukluluktan sonra ‘kaydı yok, pardon’ deniyor. ByLock’un en önemli delil olduğu söyleniyor. Peki en önemli delil nasıl güncellenir?” diye sordu.

Avukat Kapu’nun anlattığı bu olay ve yazışmanın detaylarını mercek altına alırsak;

Kırşehir Emniyet Müdürlüğü’nün Eylül 2016’da Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği “Yakalama-Gözaltı Arama ve El Koyma İzin Talebi” konulu yazıda şöyle denilir:

“FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının tespit edilip, yakalanmasına yönelik yapılan çalışmalarda Ahi Evran Üniversitesi’nde görevli ………. isimli şahıslar hakkında yapılan araştırmada, FETÖ/PDY terör örgütünün kendi aralarında haberleştikleri kriptolu mesajlaşma sistemi olan ByLock programının yüklü olduğu tespit edilmiştir. Haklarında yakalama ve gözaltı kararı verilmesi, ev ve iş yerlerinde arama yapılması ve ele geçirilen dijital materyallere de inceleme kararının alınması ve gerekli incelemenin yapılabilmesi için Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün görevlendirilmesi hususunda mahkemeden gerekli kararın alınması hususunda…”

em-sav-g%C3%B6zalt%C4%B1.jpg

Talep yazısının ekine, 4 sayfalık “ByLock sorgulama ekran çıktısı” da eklenir.

Listede adı geçenler gözaltına alınıp, tutuklanır. Üniversitedeki görevlerine de son verilir.

Sonra?

13 Ocak 2017’de Kırşehir Emniyeti’nde iki polis memurunun imzasıyla şöyle bir “Araştırma tutanağı” tanzim edilir:

“Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı ile koordineli olarak şube müdürlüğümüzce yürütülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturmaları kapsamında FETÖ/PDY terör örgütünün kriptolu olarak haberleşmede kullandığı ByLock programının olup olmadığı sistem üzerinden yapılan sorgulamalarda tespit edilmiş, sistemde olan son güncellemelerden sonra Şube Müdürlüğümüzce yakalanarak ByLock programı kullanıcı olduğu tespit edilen şüpheliler 13 Ocak 2017 tarihinde sistem üzerinden yapılan ByLock sorgulamasında;

ByLock programı kullancısı olduğu tespit edilen;

Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın …… sayılı soruşturma dosyası kapsamında yakalanan şüpheli Mustafa Tuncel’in son güncellemelerden sonra BYLOCK PROGRAMINA KAYDININ OLMADIĞI tespit edilmiştir.

İş bu araştırma tutanağı tarafımızdan tanzim edilmiş olup, doğruluğu araştırıldıktan sonra altı birlikte imza altına alınmıştır.”

ara%C5%9Ft%C4%B1rma-tutana%C4%9F%C4%B1-yeni.jpg

Ve bu tutanak 3 gün sonra 16 Ocak’ta Kırşehir Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürü imzalı bir üst yazıyla Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir.

k%C4%B1r-%C5%9Fehir-bylock.jpg

“ByLock çıktığı” için tutuklanan, sonra “ByLock yokmuş” denilen o doçent tahliye edildi mi, edilmedi mi bilmiyoruz, ama şu sorular orta yerde duruyor:

1- Eylül 2016’da, “ByLock programının yüklü olduğu” nasıl tespit edildi? Tespit edildiyse neden bir daha araştırma yapıldı?

2- Üzerinde sorgulamanın yapıldığı belirtilen “sistem” nedir ve nerededir?

3- “Son güncellemeyi” kim veya hangi mercii neye göre yapmaktadır? Delilde “güncelleme” olur mu?

4- Binlerce insanın kullandığı belirtilen “ByLock”u Ankara’da tek bir siyasinin dahi kullanmamış olması mümkün mü?

Sonuç; Aylardır “en önemli delil” olduğu söylenen ByLock’un da mı içi boşaltılıyor, ne?

tutanak-1(1).jpg

tutanak-2.jpg

Müyesser Yıldız

Odatv.com

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : MİT ve Emniyetin ByLock raporu şok etti


MİT ve Emniyetin ByLock raporu şok etti

Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı ByLock hakkındaki teknik rapora göre, 200 bin kişinin ByLock kullandığı ortaya çıktı.

Al Jazeera Türk’ten Selahattin Günday’ın rapora dayandırdığı haberine göre, ByLock uygulamasını kullananların sayısı 200 binden fazla.

Uygulamanın veri tabanında 17 milyon 169 bin 632 mesaj saklandı. Raporda bu mesajların içeriklerinin önemli bir kısmının da çözüldüğü belirtildi, uygulamanın teknik özellikleri sıralandı.

Uygulamanın amacı, güçlü bir kripto sistemiyle internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak. Uygulama, gönderilen her mesajın, farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayanan bir tasarıma sahip.

Rapora göre, ByLock’u geliştiren ve kullanıma sunan şahsın, daha önce yaptığı işlere ilişkin referansları, erişilebilir iletişim bilgileri yok. Sektördeki geçmişinde belirsizlik bulunuyor. Gerçekleştirilen iş ve işlemlere (sunucu ve IP kiralama) ait ödemeler, "anonimlik içeren yöntemlerle" (Paysera) gerçekleştirilmiş. Rapora göre, ByLock’u geliştiren kişi, kullanıcı sayısını artırmayı ve ürünü ticari değer haline getirmeyi de hedeflemiyordu.

ByLock’ta Türkçe tespitler

ByLock uygulamasının, daha önce açıklandığı gibi Litvanya’da sunucu kiralamak suretiyle kullanıma sunulduğu belirtildi.

Rapora göre, uygulamaya ait kaynak kodları içinde bir takım "Türkçe” ifadeler yer alıyor. Kullanıcı adlarının, grup isimlerinin ve çözümlenen şifrelerin büyük çoğunluğu Türkçe ifadelerden oluşuyor.

ByLock mesajlarında çözümlenen içeriklerin neredeyse tamamı Türkçe.

Raporda, "ByLock sunucusu yöneticisinin, Ortadoğu IP adreslerinden uygulamaya erişimi engellediğini belirtmesine rağmen, gerçekleştirilen engellemelerin tamamına yakını Türkiye IP adreslerine yönelik" deniliyor. Rapora göre ByLock yöneticisi, kullanıcıları uygulamaya VPN vasıtasıyla girmeye zorladı. Bunda amaç, kullanıcılara ait kimlik ve iletişim bilgilerinin gizlenmesini sağlamaktı.

ByLock’a ilişkin "Google" üzerinden gerçekleştirilen aramaların da neredeyse tamamının Türkiye’deki kullanıcılar tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. ByLock’a Türkiye IP adreslerinden erişimin engellendiği tarih itibarıyla, uygulamaya yönelik "Google" aramalarında büyük bir artış oldu.

Ekranda "desenli şifre"

ByLock programının şifreleme sistemi de raporda anlatıldı.

Yapılan tespitlere göre, uygulama akıllı telefonlara yüklendikten sonra, kullanıcı adı/kodu ve parolanın yanı sıra bir şifreleme daha yapılıyordu. Bu şifre, parola aşamasının ardından, ekran üzerinde ‘rastgele el hareketleriyle’ oluşturulan bir desendi. Böylece kullanıcıya özel, güçlü bir kriptografik şifre elde ediliyordu.

Raporda, kullanıcı hesabı oluşturulması sırasında kişiye ait özel bir bilginin (telefon numarası, kimlik numarası, e-posta adresi vb.) talep edilmediği de vurgulandı.

"Hücre tipi yapılanmasına uygun program"

ByLock’ta iki kullanıcının haberleşmesi için her iki tarafın, çoğunlukla yüz yüze veya bir aracı (kurye, mevcut ByLock kullanıcısı üzerinden vb.) vasıtasıyla temin edilen kullanıcı adlarını/kodlarını eklemesi gerekiyor.

Raporda bu sistemin, örgütün hücre tipi yapılanması için uygun olduğu belirtiliyor.

ByLock’ta "adli önlem"

Raporda, ByLock üzerinden yazılan mesajların, belli bir sürede otomatik olarak silinmesinin sağlanması da "adli önlem" olarak tanımlandı. Kullanıcılar silmeleri gereken verileri silmeyi unutsa dahi, sistemin gerekli tedbirleri alacak şekilde tasarlandığı belirtildi. "ByLock uygulamasının, olası bir adli işlem neticesinde cihaza el konulması durumunda dahi, uygulamada yer alan kullanıcı listesindeki diğer kullanıcılara ve uygulamadaki haberleşmelere ilişkin geçmiş verilere erişimi engelleyecek şekilde kurgulandığı değerlendirilmiştir" denildi.

Uygulamaya ait sunucu ve iletişim verilerinin, veri tabanında kriptolu olarak saklanmasının da, kullanıcı tespitinin önlenmesi ve haberleşme güvenliği için alınan ilave güvenlik tedbiri olduğu belirtildi.

Kaynak: MİT ve Emniyetin ByLock raporu şok etti

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Günahsız erlerle uğraşmayın parsel parsel satanlara bakın


Günahsız erlerle uğraşmayın parsel parsel satanlara bakın

MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta darbe girişimi nedeniyle FETÖ’den tutuklanan er ve erbaşların aileleri ile görüştü ve başlıktaki bu eleştiriyi yaptı

Anayasa değişikliğinde AKP’ye her türlü desteği veren MHP’den FETÖ operasyonlarına sert eleştiri geldi. Devlet Bahçeli’nin kurmayı, TBMM Grup Başkanvekili Erhan Usta, çok sayıda erin 7 aydır tutuklu olduğunu belirtti ve “Komutanları ‘IŞİD ya da PKK baskını’ diye götürmüş, olaydan habersizler. Genelkurmay Başkanı, yaverinin FETÖ’cü olduğunu bilmiyor, erler mi bilecek?” diye sordu.

‘BORÇ ALDIM, SİZE GELDİM’

Usta, darbe girişimi nedeniyle FETÖ’den tutuklanan er ve erbaşların aileleri ile görüştü. Bir anne ‘’Komşumdan 50 lira borç alıp geldim, perişanız” dedi. “FETÖ’yle mücadele edeceğim diye vatan evlatlarına zulmetmeyin. AKP içinde bir tane FETÖ operasyonu yok. Kaçak generaller var ama milletin erine, erbaşına gücünüz yetiyor. Parsel parsel memleketi FETÖ’ye dağıtan belediye başkanlarına bir şey yok ama, bu çocuklar 7 aydır tutuklu. Yazıktır, günahtır. Salın bu çocukları, mahkemeleri devam etsin, kaçacak halleri yok” diyen Usta da şunları söyledi:

MHP’nin Meclis Grup Başkanvekili olan Erhan Usta, tutuklu er yakınlarını dinledikten sonra şu açıklamayı yaptı: Bir teyze dedi ki ‘Komşumdan aldığım 50 lirayla geldim, çocuğuma harçlık olarak bıraktım’… Komutanları “Terörle mücadele, IŞİD bastı, PKK bastı, operasyon, tatbikat’ demiş. Bunlar er, erbaş. Şimdi çoğu Silivri’de, Sincan’da. Anneler ‘Genelkurmay Başkanı yanındaki yaverin darbeci olduğunu bilmiyor da benim er olan çocuğum mu onun darbeci olduğunu bilecekti?’ diyor.”

CİDDİ MAĞDURİYET VAR: Fetullahçı Terör Örgütü’yle mücadeleyi destekliyoruz fakat bunu yaparken hukuk devletine bağlı kalmak ve mağduriyet oluşturmamak lazım. Ama bu mücadelenin ciddi mağduriyetler yarattığı ortada. Savcısı, hâkimi, polisi, idarecisi korkuyla hareket ederek milletin çocuğunu mağdur ediyor. Masum, vatanına bağlı insanların nasıl mağdur olduğunu, nasıl gözyaşlarının kan şekline dönüştüğünü biz gözyaşları içerisinde dinliyoruz. İktidar partisi de FETÖ mağdurlarına kapılarını açmalı.

SAVUNMA HAKKI VERİN: FETÖ’cülerin yuvalandığı Emniyet İstihbarat teşkilatının geçmişteki bilgilerine dayalı olarak insanları işinden atıyoruz. Savunma hakkı vermemiz lazım. Bir insan neyle suçlandığını bilmeden nasıl kendisini savunabilir? Suç belirsiz, savunma alınmıyor ve insanlar ekmeğinden oluyor veya tutuklular. Bunlar hukuk devletiyle bağdaşmaz. Yarın bunların hepsi uluslararası mahkemelerde tazminat olarak karşımıza çıkar.

BELEDİYE BAŞKANLARI…: Tezkeresine bir hafta var, düğün davetiyesi hazır. Darbeci olan düğün davetiyesi mi bastırır? Suçunu ortaya koymadan bu insanlar 7 aydır tutuklu. AKP’nin ya da diğer siyasi partilerin içerisinde FETÖ’cü operasyonu yok. Kaçak generaller var ama milletin erine, erbaşına gücümüz yetiyor. Parsel parsel memleketi FETÖ’ye dağıtan belediye başkanlarına bir şey yok ama bu çocuklar 7 aydır tutuklu. Yazıktır, günahtır.

FETÖ’cü hakimle gazeteci, MHP’li Başkan Sözlü’ye kumpas kurmuş!

MHP’li Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü’nün, Ceyhan Belediye Başkanlığı döneminde ihaleye fesat karıştırdığı iddiasıyla yargılandığı davada da FETÖ izine rastlandı. Adana’da FETÖ’den KHK ile kapatılan yerel gazetenin sahibi Hakan Bülent Yardımcı ile Adana Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı’yken Yargıtay Üyesi olan Erol Tekmen arasındaki WhatSapp konuşmaları dava dosyasına girdi.

Başkan Sözlü aleyhine haber yapılan gazetenin sahibi ile hakim arasında geçen konuşmalar kumpası ortaya çıkardı. Yardımcı’nın Tekmen’e ‘Sözlü ve 14 bürokratın mal varlığına el konulması gerekmiyor mu, ben mallarını kaçırıyorlar diye yazsam?’ diye sorduğu, hakimin de “O olur, ben de yardımcı olmaya çalışırım” dediği görülüyor.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : Nöbetçi imamlar


Nöbetçi imamlar

FETÖ, emniyet ve MİT’e sızdırdığı üyelerini sivil imamlarıyla yönetti. Eski imamlar Osman Hilmi Özdil ve Murat Karabulut’u deşifre eden TAKVİM bu kez örgütün son imamlarını da buldu. Emniyet imamı Eşref Kullebi ve MİT imamı Nurullah Evler’in 15 Temmuz sonrası kayıplara karıştığı anlaşıldı.

TAKVİM, 15 Temmuz darbe ve iç işgal harekâtı sürecinde FETÖ’nün Emniyet ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) imamlığını yürüten iki önemli kozmik ismi buldu, takip etti ve görüntüledi. Biri, örgütün eski Emniyet imamı ‘Kozanlı Ömer’ kod adlı Osman Hilmi Özdil‘in, diğeri ise MİT imamı ‘Sinan’ kod adlı Murat Karabulut’un halefi olan iki imam, görüntülendikten sonra da faaliyetlerine devam etti ve bir süre önce firar etti. FETÖ’nün önemli isimlerinden olan Erhan kod adlı Eşref Kullebi’nin Emniyet imamı olduğu, Ömer kod adlı Nurullah Evler’in ise Başbakanlık ve MİT imamı olarak faaliyet gösterdiği anlaşıldı.

KARISI, KADIN BÜROKRATLARIN ABLASI
Her ikisi de ByLock kullanıcısı olan bu imamlar, 15 Temmuz’dan önce Ankara’da çeşitli adreslerde gizli toplantılar yaptı, buluştukları örgüt yöneticilerine Pensilvanya’nın talimatlarını iletti. Kullebi ve Evler’in birlikte toplantı yaptığı evlerden biri Çankaya’da Cevizlidere Mahallesi’nde 1226 Sokak’ta yer alıyordu. Bunun yanı sıra Eşref Kullebi, Çankaya Aşağı Öveçler Mahallesi 1293 Sokak’ta, Çukurambar 1443. Cadde’de ve Yenimahalle’de Aşağı Yahyalar 978. Sokak’ta FETÖ yöneticileriyle toplantılar yapıp örgüt şurasının talimatlarını iletti. Kullebi ve Evler’in gittiği adreslere kırmızı listede ByLock kullanıcısı FETÖ’cü Mehmet Pala’nın da kılık değiştirerek gittiği görüldü. FETÖ üyesi gizli tanık Arif, ifadesinde Eşref Kullebi hakkında şunları söyledi: "Eşref Kullebi halen Ankara’da Emniyet’in gizli gerçek imamıdır. Halen belli aralıklarla Amerika’ya gidip talimat getiriyor. İlahiyat mezunudur, şu anda nerede çalıştığını bilmiyorum." Bu ifadeden sonra Kullebi’yi araştıran Emniyet, Kullebi’nin Nurullah Evler’le irtibatını tespit etti. Nurullah Evler’in ismine 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ A tipi yapılanmasına yönelik soruşturmada da ulaşıldı. Bu soruşturmada 158 kripto yönetici deşifre edildi, kaymakamlardan 40 tanesi etkin pişmanlıktan yararlanarak itirafçı oldu. Başbakanlık ve Milli İstihbarat Teşkilatı imamı olarak faaliyet gösteren Nurullah Evler’in Sağlık Bakanlığı’nda çalıştığı belirlendi. Sağlık Bakanlığı’ndaki kadın bürokratların ablasının da Evler’in eşi Suna Evler olduğu anlaşıldı. Evler çiftinin MİT’in çözdüğü ByLock programını kullandığı da ortaya çıktı. Talimatlar, ByLock yoluyla örgüt mensuplarına iletiliyordu. Evler, deşifre olduktan sonra birdenbire sırra kadem bastı. Bunun üzerine hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

YENİ MİT İMAMI NURULLAH EVLER

ESKİ MİT İMAMI MURAT KARABULUT

YENİ EMNİYET İMAMI EŞREF KULLEBİ

ESKİ EMNİYET İMAMI OSMAN HİLMİ ÖZDİL

Abdurrahman ŞİMŞEK/Serkan BAYRAKTAR

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : İşte Emniyet İstihbarat’ta darbe gecesi


İşte Emniyet İstihbarat’ta darbe gecesi

TARİH: 15 TEMMUZ GECESİ.. SAAT: 02.12… YER: AnkaraEmniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Nizamiyesi… FETÖ’cü polis müdürleri Zeki Taşkın, Gürsel Aktepe, Lokman Kırcılı binanın darbecilere teslim edilmesini istiyor. Darbeciler 16 Temmuz sabahı gözaltına alınıyor

SABAH, FETÖ‘nün darbe ve iç işgal planını devreye soktuğu 15-16 Temmuz’da Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı binasını ele geçirme operasyonunun görüntülerine ve belgelerine ulaştı.

MUKAVEMET OLMADAN…
Görüntülerde Emniyet İstihbaratDairesi’nin eski Başkan YardımcısıGürsel Aktepe ve Ankara‘nın eski EmniyetMüdür Yardımcısı Lokman Kırcılı,beraberlerindeki FETÖ’cü polisler15 Temmuz‘u 16 Temmuz’a bağlayangece saat 02:09 sularında TuranGüneş Bulvarı’ndaki binaya gidiyorve bir mukavemetle karşılaşmadaniçeri giriyor. O anlar dış ve iç nizamiyedekigüvenlik kameraları tarafındansaniye saniye kaydediliyor.Aktepe ve Kırcılı binanın içinde operasyonusevk ve idare ederken görülüyor.

HABERLEŞME TANGO İLE…
Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı binasının ele geçirildiği süreçte daire başkanlığını Engin Dinç yürütüyordu. Ankara Emniyeti’nin İstihbarat Şube Müdürü ise Cihangir Ulusoy’du. Her iki isim de 15 Temmuz sürecinden sonra bu görevlerinden alınıp başka yerlere atandı. Darbe girişimi başarısızlığa uğrayınca 16 Temmuz sabahı saat 9’a doğru darbeciler gözaltına alınıyor. Darbeci polisler, kendi ifadelerine göre binayı ele geçirmeden önce Tango’dan haberleşerek bina çevresinde toplanıyor.

Darbeci polis müdürleri ve beraberindeki ekibin 16 Temmuz sabahı Turan Güneş Bulvarı’ndaki nizamiyeden çıkarılışı böyle görüntülendi.

AYLIK BAĞLAMIŞLAR
Gözaltına alındıktan sonra itirafçı olan Aktepe ifadesinde "15 Temmuz akşamı saat 21.30’da tablet üzerinden kullandığımız Tango isimli mesajlaşma programına Timur Tecer isimli 1994 mezunu, istihbarat dairede çalışmış olduğundan tanıştığımız şahıstan ‘Darbe oldu, herkes destek için çıksın, General Mehmet ile irtibata geçilsin’ diye yazıyordu.’ 2009’da Lokman Kırcılı, Bülent Demirel, Yunus Yazar ile birlikte görevli gittiğim ABD’de 2 gün Gülen’in yanında kaldım, sohbetlerine katıldım. Bunun haricinde meslekten atıldıktan sonra düzenli olarak her ay 4 bin 500 TL bana destek sağlandı. Her ay Samanyolu Koleji’nde öğretmenlik yapan Zübeyir kod isimli şahıs tarafından ödeme yapıldı. Şahıs ile Tango üzerinden irtibat kuruyordum." dedi. Aktepe hâkimlik sorgusunda ise binaya giren arkadaşlarını eve gitmeye ikna etmeye çalıştığını iddia etti.

HEM HAİN HEM PİŞKİN!
Binayi işgale gidenler arasında olan İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nın Eski Şube Müdürü Zeki Taşkın‘ın telefonundaki WhatsApp yazışmalarında da polislerin askerlere direnmemesi yönünde darbe talimatlarına ilişkin yazışmalar bulunmuştu. Binaya giren polislerden Lokman Kırcılı ise darbe sırasında Haydar Meriç cinayetinden aranan bir firariydi. Meriç, Gülen’le ilgili bir kitap yazdığı için 2011’de Kırklareli’nde öldürülmüştü. Kırcılı ifadesinde onca görüntüye ve delile rağmen suçlamaları kabul etmiyor ve örgütsel tavır sergilemeye devam ediyor. "Gülen cemaatini bir terör örgütü olarak görmüyorum" diyor. Lokman Kırcılı ifadesinde şunları söylüyor: "Haydar Meriç soruşturmasında hiçbir ilgim ve imzam yoktur. Bu soruşturma ile ilgili arandığımı öğrendim. Gürsel Aktepe isimli benim gibi benzer dosyalardan hakkında yakalama kararı olan devre arkadaşımla birlikte kaldım."

‘COŞKUN BAŞKANDA VARDI’
Binaya giren isimlerden Zeki Taşkın ise ifadesinde şunları söylüyor: "Lokman’a (Kırcılı) Bu iş neyin nesi ben anlayamadım dedim. ‘Bu darbe nasıl olacak’ dedim. ‘Asker içeri girecek, ondan sonra benim irtibatta olduğum bir generalim var’ dedi. ‘Bana haber verecek. Ben de orada olmak istiyorum’ dedi. ‘Çok saçma’ dedim. Yani böyle bir ihtimal olabilir mi. Bu arada işte emniyet istihbaratın bir ekibi geldi kimlik sorgulaması yapıp bizi daireye götürdüler. Benim orada anladığım istihbarata asker arkadaş da girecek veya diğer 5-6 arabada benim tanıdığım bir istihbarat başkanı vardı. Coşkun Çakar ben pasaporttayken benim başkanımdı. O da istihbarat kökenli, onlar da orada vardı ama onlar o saatlerde ayrılmışlardı sadece bizim araba kalmıştı ve dolayısıyla öyle bir hadise oldu. Arkadaşlar gelince bizi içeri aldılar. Daha sonra içerideki olaylarda mühendislerin gelmesiyle ben anladım ki mühendis de gelmiş polisler de girecek dolayısıyla herhalde askeri darbeden sonrada sahipli koltuk sahibi yerine oturacak diye düşündüm.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : İşte ihanet organizasyonu


İşte ihanet organizasyonu

HTS kayıtlarına göre Kozmik Oda kumpası sürecinde savcı Mustafa Bilgili, polis müdürü Ali Fuat Yılmazer ve ceza mahkemesi başkanı Rüstem Eryılmaz ile hâkim Ali Efendi Peksak sürekli iletişim halindeydi

SABAH’ın ulaştığı belgelere göre Kozmik Oda kumpasını hazırlarken FETÖ’nün İstanbul Emniyeti’nin İstihbarattan Sorumlu Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer ile 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Rüstem Eryılmaz ve 10. Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi Ali Efendi Peksak ile sürekli iletişim kurdu. Sonradan her iki hâkimin ByLock kullanıcısı oldukları tespit edildi. Bu süreçte İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü, Ergenekon Terör Örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle yaptığı talepler sonrası 14. ve 10. Ağır Ceza mahkemeleri farklı kararlarla Seferberlik Tetkik Kurulu askeri personelleri Erkan Yılmaz Büyükköprü, İbrahim Göze, Muzaffer Ata, Osman Darıcı, Sayım Arslan ve Murat Ulutürk’ü Mart 2009’dan itibaren ‘önleyici dinleme’ kapsamında teknik takibe aldı. Kozmik Oda soruşturmasına alt zemin hazırlamaya yönelik Seferberlik Tetkik Kurulu ekibinin Albay Baki Kaya’yı bilgi sızdırdığı gerekçesiyle takip etmesi fırsat bilinerek kumpas operasyonu başlatıldı. 18 Aralık 2009’da, yani Bülent Arınç’a suikast yapılacağına dair sahte ihbardan bir gün önce Ankara Seferberlik Bölge Komutanı Yusuf Akal, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nda Görevli Polis Memuru ‘Hasan Yıldız’ tarafından 3 kere sorgulandı. İncelenen HTS kayıtlarına göre Kozmik Oda Savcısı Mustafa Bilgili, kumpas sürecinde KPSS Savcısı Şadan Sakınan, Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan Yunus Yazar, Ankara KOM’dan Osman Şamil Kaya, Kırklareli İstihbarat Şube Müdürü İbrahim Şimşek, İstihbarat Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Kazım Aksoy ve Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan Lokman Kırcılı ile iletişim kurdu.

KÖSE VE SUİKAST İHBARI…
Bunun yanı sıra ByLock kullanıcısı Ankara TEM Teknik Büro Amiri Ahmet Sait Yayla’nın, yüksek yargı imamı Osman Karakuş’tan Başbakanlık’a böcek yerleştirme davasında sanık olan Zeki Bulut, Ahmet Türer ve Serhat Demir’e kadar pek çok FETÖ’cü ile irtibatlı olduğu tespit edildi. Soruşturma kapsamında FETÖ’nün önemli isimlerinden eski İstihbarat Dairesi Başkanı Ömer Altıparmak ve eski Muş Emniyet Müdürü Muharrem Durmaz’ın da bütün irtibatları tespit edildi. Soruşturma kapsamında ayrıca Bülent Arınç’a suikast düzenleneceğine dair sahte ihbarla Kozmik Oda’ya girilmesi işini organize eden eski Genelkurmay Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse’nin ikametgahının sahte suikast ihbarının yapıldığı Ankara Keçiören’deki Yılmaz Telekom’un adresinin çok yakın mesafede olduğu, ihbar yapılmadan önce, ihbarın yapıldığı telefondan Köse’nin ev telefonunun arandığı belirlendi. Köse, 2013’te Mustafa Bilgili’nin Kozmik Oda’da arama yapılmasını ve 2009’daki aramalar sonrası alınan kopya hardiskin Mustafa Bilgili’ye teslim edilmesini bizzat organize etti.

MİLLİ GÜVENLİĞİ HEDEF ALDILAR!

HSYK heyetinin inceleme raporunda FETÖ’nün Kozmik Oda’dan askeri faaliyetlere ilişkin ‘çok gizli’ ibareli dijital veri ile 212 sayfa Mukavemet Teşkilatı beyaz kuvvetler mensubunun isimlerini yazan evrakları çıkardığı belirtildi. 2009, 2010 ve 2013’te Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı’nın 11 ve 16 No’lu arşiv ve çalışma odalarında yapılan adli aramaların Türkiye’nin milli güvenliğinde tehlike yaratabilecek boyutta olduğu kaydedildi.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.