Etiket arşivi: MİT

MİT DOSYASI : MİT’in ByLock raporu resmi delil


MİT’in ByLock raporu resmi delil

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı FETÖ’nün şifreli haberleşme programı ByLock yazışmalarının, adli bir delil olarak kabul edilmesi gerektiği tespitini yaptı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında Haymana İlçe Emniyet Müdürlüğü’ndeki eylemlere ilişkin 7 polis hakkında düzenlediği iddianamede, FETÖ davalarına giren bazı sanık avukatlarının, MİT‘in gönderdiği ByLock raporlarının "istihbarat bilgisi olduğu ve bu nedenle delil sayılamayacağına" ilişkin savunmaları değerlendirildi.

İddianamede, ByLock yazışmalarının, Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun ek 1. maddesindeki "Milli İstihbarat Teşkilatı uhdesindeki istihbari nitelikteki bilgi, belge, veri ve kayıtlar ile yapılan analizler, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ikinci kitap dördüncü kısım yedinci bölümünde yer alan suçlar (devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk) hariç olmak üzere adli mercilerce istenemez" şeklindeki hükme dikkat çekilerek, mevcut davalarda söz konusu raporların "adli bir delil olarak kabul edilmesi ve bu delile itibar edilemeyeceği şeklindeki savunmaların geçersiz sayılması gerektiği" belirtildi.

TCK’nın ikinci kitap dördüncü kısım yedinci bölümü, "Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk" başlığını taşıyor.

Bu başlık altında "devletin güvenliğine ilişkin belgeler", "devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme", "devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama", "askeri yasak bölgelere girme", "devlet sırlarından yararlanma, devlet hizmetlerinde sadakatsizlik" suçlarında verilecek cezalar düzenleniyor.

İTİRAZ EDİYORLARDI

Savcılıklar, FETÖ suçlamasıyla açılan davalarda, sanıkların örgütün şifreli haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduklarına yönelik tespitler varsa, bunu delil olarak kullanıyor.

Mahkemeler bu bilgiyi, MİT’ten de soruyor. MİT’ten gelen raporlarda, sanıkların ByLock’u hangi tarihlerde, kaç kez kullandıkları ve mesaj içerikleri gibi tespitlere yer veriliyor. Ancak FETÖ sanıklarının avukatları, MİT’ten gelen raporların delil sayılamayacağını ileri sürüyor. Avukatlar, Anayasa’ya göre MİT’in adli soruşturma yapma yetkisinin bulunmadığını ifade ederek, teşkilat raporlarının delil niteliği taşımadığını savunuyor.

Reklamlar

KARA & DENİZ & HAVA & ULAŞIM DOSYASI : MİT’ten yazı geldi, pilotların işine son verildi


THY’de flaş gelişme : MİT’ten yazı geldi, pilotların işine son verildi

TÜRK Hava Yolları’nda aralarında 7 pilot ve Genel Müdürlüğün Özel Kaleminde memur iki kişinin de aralarında bulunduğu 26 çalışanın FETÖ bağlantısı oldukları gerekçesiyle işlerine son verildi.

Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) gelen yazı üzerine yapılan operasyonda işten çıkartılanlara gönderilen yazıda "Ortaklığımıza yapılan ihbar ve şikayetler dikkate alındığında, FETÖ/PDY terör örgütleriyle bağlantınız hakkında fiillerden birini veya bir kaçını işlemiş olabileceğiniz hususu değerlendirildi ve bylock şifreli konuşma programı kullanıcısı olduğunuz tespit edildiği gerekçesiyle" denilmesi dikkat çekti.

Türk Hava Yolları, 15 Temmuz sonrasında FETÖ operasyonu ile aralarında bir genel müdür yardımcısı, 3 başkan, 2 başkan yardımcısı, 15 pilot ve kabin memurlarının olduğu toplam 211 kişiyi işten çıkartmıştı.

TARİH : Osmanlı Gerilemesi Bir Mit Mi ? (Kitap Eleştirisi)


osmanl gerilemesi bir mit mi kitap eletirisi

MİT DOSYASI : MİT’te büyük değişiklik ! O görevi devrediyor


MİT’te büyük değişiklik! O görevi devrediyor

İstihbarat birimlerinin yapısı yeniden düzenleniyor. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), hükümetin alacağı bir kararla artık Türkiye’de istihbarat toplamayacak, görevini İçişleri Bakanlığı’na devredecek.

İstihbaratın yeniden yapılandırılmasına ilişkin KHK veya yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunmuyor. Hükûmetin alacağı idari bir kararla istihbarat birimlerinin yapısı yeniden düzenlenecek.

MİT GÖREVİNİ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NA DEVREDİYOR

MİT’in yeniden yapılandırılarak Cumhurbaşkanı’na bağlı olarak çalışmasına ilişkin yapılan hazırlıklarda sona gelindi. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine ilişkin referandumdan sonra istihbaratın ‘İç ve dış’ olmak üzere ikiye ayrılması, MİT’in terör bölgeleri ve sınırlar hariç tüm iç istihbarat yetkilerinin İçişleri Bakanlığına devredilmesi öngörülüyor. Hükûmet kaynaklarından edindiğimiz bilgiye göre, istihbaratın yeniden yapılandırılmasına ilişkin herhangi KHK veya yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunmuyor. Hükûmetin alacağı idari bir kararla istihbarat birimlerinin yapısı yeniden düzenlenecek. Buna göre, istihbarat ‘iç ve dış’ olmak üzere ikiye ayrılacak. Sınırlar ve terör bölgesi ile dış istihbarattan MİT mesul olacak.

DEVİR 3 YILDA KADEMELİ GERÇEKLEŞECEK

Hükûmet kaynakları, MİT’le ilgili mevcut mevzuatın bu yetkilerin kullanımına uygun olduğunu, bu nedenle yeni bir düzenleme yapılması ihtiyacının bulunmadığını dile getirdi. İç istihbarat ise İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan Jandarma ve Emniyet istihbarat birimleri tarafından yürütülecek. MİT, üç yıl içinde kademeli olarak iç istihbaratla ilgili yetkilerini (sınır bölgesi ve terör bölgesi hariç) ve teknik imkânlarını İçişleri Bakanlığı‘na kademeli olarak devredecek. MİT, istihbaratın yeniden yapılandırılması kapsamında dış istihbarat kapasitesi ve gücünü artıracak. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi devreye girdiğinde de yeni istihbarat yapısına yönelik çalışma tamamlanacak ve MİT Cumhurbaşkanı’na bağlanmış olacak.

MASADA İKİ SEÇENEK VAR

MİT’in iç istihbaratla ilgili yetkilerini devretmesi ile birlikte ise İçişleri Bakanlığı bünyesindeki jandarma ve emniyet istihbaratın yapılandırılmasına ilişkin iki seçenek üzerinde çalışılıyor. İlk öneriye göre, İçişleri Bakanlığı’nın bu ikili yapıyı tek çatı altında toplayarak bir yeni birim oluşturulması öngörülüyor. İkinci öneriye göre ise hem emniyet hem de jandarma istihbarata talimat veren ve bu iki yapıyı koordine eden bir üst yapı oluşturulması gündemde. Yeni yapı ile birlikte Emniyet ve Jandarma istihbarat güçlendirilecek. MİT’in iç istihbaratta kullandığı tüm teknik imkânlar İçişleri Bakanlığına devredilecek. Ayrıca yeni teknolojik tüm imkânlar da devreye sokulacak.

MİT’TE 4 YILDIR BAŞÖRTÜSÜ SERBEST

Millî Savunma Bakanlığı’nca geçen hafta yapılan düzenleme kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Genelkurmay karargâhı, kuvvet komutanlıkları ve bağlı birliklerde görev yapan kadın subay ve astsubayların başörtüsü takabileceği öngörülmüştü. Bu düzenleme akıllara MİT çalışanlarına başörtüsünün serbest olup olmadığını gündeme getirdi. Edinilen bilgilere göre, son 4 yıldır MİT’te başörtüsü serbestisi uygulanıyor.

PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI : PKK, Bir Günde 52 MİT’çiyi İnfaz Etti İddia sı


PKK, Bir Günde 52 MİT’çiyi İnfaz Etti İddiası

Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) verdiği listeye göre PKK’lı teröristlerin, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) 52 ajanını bir günde infaz ettiği ileri sürüldü.

Türkiye gazetesi muhabirlerinden Nuri Elibol, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) verdiği listeye göre PKK’lı teröristlerin Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) 52 ajanını bir günde infaz ettiğini ileri sürdü.

PKK’YA SIZDIRILDI

Türkіyе gаzеtеsіndеn Nurі Еlіbol’un üst düzеy güvеnlіk yеtkіlіlеrіnе dаyаndırdığı іddіаyа görе PKK іçіndе görеvlеndіrіlеn bu krіtіk pеrsonеlіn іsіmlеrі FЕTÖ tаrаfındаn PKK’yа sızdırıldı.

Hаbеrе görе MİT Müstеşаrı Hаkаn Fіdаn FЕTÖ’cü sаvcılаr tаrаfındаn іfаdеyе çаğrıldığı gün olаn 7 Şubаt 2012’dе іlgіnç bіr gеlіşmе dаhа yаşаndı. FЕTÖ’cülеrіn PKK’yа sızdırdığı bu lіstеdе yеr аlаn іsіmlеrdеn 52 MİT mеnsubu tеrör örgütü tаrаfındаn іnfаz еdіldі.

[status draft]

MİT DOSYASI : SOLCU BİR ÖĞRETMENİMİZİN MİT İLE İLGİLİ DRAMATİK ANILARI /// ZEKİ SARI HAN


Hayatı Hakikiye Sahneleri-59

“SİZ ONUN KİM OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?

Zeki Sarıhan – zekisarihan

Türkiye’nin sandığa gidip oy kullanan vatandaşların tercihine göre yönetildiğini sananlar büyük bir aldanış içindedirler. Sandıktan çıkarılan iktidar ülke yönetiminde ufak tefek söz sahibi ise de asıl karar sahipleri başkadır ve onları gizli bir anayasası vardır. NATO içinde örgütlenmiş Gladio’yu bile hatırlamak bu gerçeği anlamamıza yeter.

Kökü ister dışarıda olsun, ister içeride olsun, devlet işleri gizli anayasa doğrultusunda yönetilir. Öğretmenlikten TRT programcılığına geçen Mehmet Koç anlatmıştı: MİT’ten gelen her atama itirazsız kabul edilmek zorundaydı. MİT’in önüne kanun, tüzük çıkarılamazdı. Bu anlatılması uzun bir konudur, en iyisi, benim gibi iddiasız bir kişinin başına bu gizli örgütün neler açtığını anlatayım

Bu benim hikâyem 1960 başlarında Öğretmen Okulu öğrencisi olduğum zaman başlıyor. 6-7 yıl sonra karşılaştığım, o zaman benden birkaç sınıf geride olan Mesut, okulda iken beni takiple görevlendirildiğini söylemişti. Bu görevin kimin tarafından verildiğini sormamıştım. Öğretmenlerimiz ve okul idaresi olamazdı çünkü onlarla zaten her gün birlikteydik. Gözlerinin önündeydik.

1964’te mezun olup Karapınar Akçayazı köyüne vardığımda, muhtarın odasına o gece iki yatak serildi. Bunlardan biri Devlet Demiryollarında çalışan bir işçi olduğu söylendi. Olabilirdi. Fakat ertesi akşam Karapınar’da kaldığım otelde aynı kişi ile iki kişilik odada kalışım da belki bir rastlantıydı.

Fakat o yıl ilköğretim müfettişi, neden benim stajyerliğimi kaldırmadı. Başarısız bir öğretmen miydim, yoksa işin içinde başka bir iş mi vardı?

O yaz (1965) gittiğim askerlikte 30 Ağustos törenlerinde erler adına konuşma yapmaya gönüllü olmuş ve bu kabul edilmişken neden erler adına konuşma son anda programdan çıkarılmıştı? Bunun da bir açıklaması olmak gerekir.

Öğretmenliğimin ikinci yılında Fatsa’da ilköğretim müfettişi benim hakkımda övücü sözler söylemişken somunda o da stajyerliğimi kaldırmamıştı? Ve neden köyde bazı insanlar hakkımda dedikodular çıkararak huzurumu bozmuş, ilçe milli eğitim müdürü okullar arası kültür şenliğinin yönetimini bir emirle üzerimden alarak bir başka öğretmene vermişti? Ve dahası, hakkımda bir soruşturma yapmadan hakkımda Siirt’e sürme kararını almışlardı?

Sınavlarını kazandığım için Siirt’e gitmeyip Gazi Eğitim’e gittiğim ilk günlerde bir iş için başmuavinin odasına girdiğimde adımı öğrenince cüzdanının bir gözünde koruduğu bir kâğıda bakıp “Hımmm” demesinin nedeni, adımın ona not ettirildiğini gösteriyordu ve başmuavinin MİT’in elemanı olarak tanınıyordu. Bulgaristan göçmeni iki öğrencinin de sık sık onun odasına girip çıkararak haber taşıdığını biliyorduk.

1968 sonbaharında yaptığımız boykot ve öğrenci derneğinin çalışmalarından ötürü, okul disiplin kurulu (o da bakanlığı tatmin için) hakkımda ihtar gibi bir ceza tayin ederken Bakanlık neden beni okuldan temelli atmıştı?

Danıştay kararıyla dönüp okulu bitirdiğim yıl, Cumhuriyet Bayramında yaptığım bir konuşma nedeniyle ta Ankara’dan bir başmüfettiş gelip öğrenci defterlerine kadar didik didik etmiş ve beni bakanlık emrine aldırmıştı? Ve o 1971 yılında, Gazi’deki dermen başkanlığımın üzerinden iki yıl geçtiği halde neden tutuklanarak Dev-Genç davasına dahil edilmiştim? Yargılama aşamasında aynı okuldan yargılanan arkadaşların hepsi teker teker tahliye edildiği halde kimseye fiske vurmamış olan ben sonuna kadar tutuklu kalmış ve grup içinde en ağır cezaya çarptırılmıştım?

1974’te tahliye olup Fatsa Ortaokulunda göreve başladığımın ertesinde durup dururken müdür neden dersime girmiş ve Cahit Sıtkı’nın bir şiirinden soru sorduğum için bana soruşturma açmış, o ders yılının sonunda da Boğazlıyan’a sürülmüştüm?

Burada göreve başlayalı birkaç gün olmasına rağmen bir grup gencin, gece evimizin yakınında “Komünistler Moskova’ya diye bağırtılma emrini nereden almış olabilirdi.

Oradan eş durumundan nakledildiğimiz İnebolu’da Kastamonu Valisi bir gün aniden dersime giriyor, beni tanımak istiyor ve ertesi gün Valilik emrine alıyordu? Onun üç aylık görevden alma yetki süresi bitince bu kez Bakanlık emrine alınıyordum?

1980’de çıkarmaya başladığımız Öğretmen Dünyası’nın 1982’de yazı işleri müdürlüğünü üstlendiğimde Emniyet, derginin sahibine “Onu yazı işleri müdürlüğünden atacaksın” emrini veriyordu? Bu kanunsuz emre uyulduğu halde bir yıl sonra ikimiz birden neden 1402’lik yasaya göre meslekten temelli çıkarılıyorduk?

Daha sonra da uğradığız zulümler var. En sonuncusunu anlatarak bu konuda yargıyı okuyucuya bırakacağım:

1995’te hükümet paralı eğitim ve eğitimde özelleştirme programını yürürlüğe koyacakken, buna karşı başta eğitim kuruluşlarının, ardından 70’in üstünde dernek ve vakıfların oluşturduğu Eğitim Hakkını Savunma Komitesini kurduk ve ben bu platformun başında idim. Yabancı dille eğitime karşı kampanya yürüttüğümüz bir dönemde Ankara Emniyetinden bir birim, komiteyi çökertmek için saldırıya geçti. Dernek ve vakıfların yöneticilerini tek tek sorguya çekerek platform oluşturmanın kanunsuz olduğunu ileri sürdü ve bir takım cezalar kesti. Bu soruşturmanın nedenini İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’a sordurduk. Haberi olmadığı yanıtını verdi.

Bizim komitemizi çökerttikten sonra ne oldu dersiniz? Dernekler Yasası’nda yapılan değişiklikler arasında derneklerin kendi aralarında platformlar oluşturabilecekleri de vardı. Biz de boş durmadık, 2003’te Ulusal Eğitim Derneği’ni kurduk.

Bu soruşturmalar sırasında polisin bir dernek yöneticilerine söylediği söz amaçlarını ele veriyordu:

“Siz Zeki Sarıhan’ın kim olduğunun biliyor musunuz?”

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : MİT ve Emniyetin ByLock raporu şok etti


MİT ve Emniyetin ByLock raporu şok etti

Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı ByLock hakkındaki teknik rapora göre, 200 bin kişinin ByLock kullandığı ortaya çıktı.

Al Jazeera Türk’ten Selahattin Günday’ın rapora dayandırdığı haberine göre, ByLock uygulamasını kullananların sayısı 200 binden fazla.

Uygulamanın veri tabanında 17 milyon 169 bin 632 mesaj saklandı. Raporda bu mesajların içeriklerinin önemli bir kısmının da çözüldüğü belirtildi, uygulamanın teknik özellikleri sıralandı.

Uygulamanın amacı, güçlü bir kripto sistemiyle internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak. Uygulama, gönderilen her mesajın, farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayanan bir tasarıma sahip.

Rapora göre, ByLock’u geliştiren ve kullanıma sunan şahsın, daha önce yaptığı işlere ilişkin referansları, erişilebilir iletişim bilgileri yok. Sektördeki geçmişinde belirsizlik bulunuyor. Gerçekleştirilen iş ve işlemlere (sunucu ve IP kiralama) ait ödemeler, "anonimlik içeren yöntemlerle" (Paysera) gerçekleştirilmiş. Rapora göre, ByLock’u geliştiren kişi, kullanıcı sayısını artırmayı ve ürünü ticari değer haline getirmeyi de hedeflemiyordu.

ByLock’ta Türkçe tespitler

ByLock uygulamasının, daha önce açıklandığı gibi Litvanya’da sunucu kiralamak suretiyle kullanıma sunulduğu belirtildi.

Rapora göre, uygulamaya ait kaynak kodları içinde bir takım "Türkçe” ifadeler yer alıyor. Kullanıcı adlarının, grup isimlerinin ve çözümlenen şifrelerin büyük çoğunluğu Türkçe ifadelerden oluşuyor.

ByLock mesajlarında çözümlenen içeriklerin neredeyse tamamı Türkçe.

Raporda, "ByLock sunucusu yöneticisinin, Ortadoğu IP adreslerinden uygulamaya erişimi engellediğini belirtmesine rağmen, gerçekleştirilen engellemelerin tamamına yakını Türkiye IP adreslerine yönelik" deniliyor. Rapora göre ByLock yöneticisi, kullanıcıları uygulamaya VPN vasıtasıyla girmeye zorladı. Bunda amaç, kullanıcılara ait kimlik ve iletişim bilgilerinin gizlenmesini sağlamaktı.

ByLock’a ilişkin "Google" üzerinden gerçekleştirilen aramaların da neredeyse tamamının Türkiye’deki kullanıcılar tarafından gerçekleştirildiği belirtildi. ByLock’a Türkiye IP adreslerinden erişimin engellendiği tarih itibarıyla, uygulamaya yönelik "Google" aramalarında büyük bir artış oldu.

Ekranda "desenli şifre"

ByLock programının şifreleme sistemi de raporda anlatıldı.

Yapılan tespitlere göre, uygulama akıllı telefonlara yüklendikten sonra, kullanıcı adı/kodu ve parolanın yanı sıra bir şifreleme daha yapılıyordu. Bu şifre, parola aşamasının ardından, ekran üzerinde ‘rastgele el hareketleriyle’ oluşturulan bir desendi. Böylece kullanıcıya özel, güçlü bir kriptografik şifre elde ediliyordu.

Raporda, kullanıcı hesabı oluşturulması sırasında kişiye ait özel bir bilginin (telefon numarası, kimlik numarası, e-posta adresi vb.) talep edilmediği de vurgulandı.

"Hücre tipi yapılanmasına uygun program"

ByLock’ta iki kullanıcının haberleşmesi için her iki tarafın, çoğunlukla yüz yüze veya bir aracı (kurye, mevcut ByLock kullanıcısı üzerinden vb.) vasıtasıyla temin edilen kullanıcı adlarını/kodlarını eklemesi gerekiyor.

Raporda bu sistemin, örgütün hücre tipi yapılanması için uygun olduğu belirtiliyor.

ByLock’ta "adli önlem"

Raporda, ByLock üzerinden yazılan mesajların, belli bir sürede otomatik olarak silinmesinin sağlanması da "adli önlem" olarak tanımlandı. Kullanıcılar silmeleri gereken verileri silmeyi unutsa dahi, sistemin gerekli tedbirleri alacak şekilde tasarlandığı belirtildi. "ByLock uygulamasının, olası bir adli işlem neticesinde cihaza el konulması durumunda dahi, uygulamada yer alan kullanıcı listesindeki diğer kullanıcılara ve uygulamadaki haberleşmelere ilişkin geçmiş verilere erişimi engelleyecek şekilde kurgulandığı değerlendirilmiştir" denildi.

Uygulamaya ait sunucu ve iletişim verilerinin, veri tabanında kriptolu olarak saklanmasının da, kullanıcı tespitinin önlenmesi ve haberleşme güvenliği için alınan ilave güvenlik tedbiri olduğu belirtildi.

Kaynak: MİT ve Emniyetin ByLock raporu şok etti

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : ByLock’taki ‘olağanüstü’ tedbir MİT’in raporunda


ByLock’taki ‘olağanüstü’ tedbir MİT’in raporunda

FETÖ’cülerin deşifre olmamak için ByLock’ta çoğunlukla 9’un üzerinde karakterlerle şifre oluşturduğu belirlendi. MİT raporuna giren analize göre ise örgüt üyeleri ‘tedbirieldenbirakma.01’ gibi şifreler oluşturdu. Ancak ‘tedbir’ işe yaramadı, MİT herşeyi çözdü.

FETÖ‘nün şifreli haberleşme sistemini ByLock’u gizlemek için olağanüstü ‘tedbirler’ uyguladığı ortaya çıktı. MİT’in ByLock raporuna göre, örgüt üyeleri ‘sanal in’ deşifre olmasın diye çoğunlukla 9 ve üzerinde karakterler kullanarak şifreler oluşturdu. Böylece özellikle istihbarat teşkilatı veya emniyetin sisteme sızması halinde kullanıcıların bilgileri korumaya alındı. MİT’in ByLock raporunda FETÖ’cülerin şifre örneklerine de yer verildi. Bunlar arasında en zor kırılan şifrelerden bazıları şöyle sıralandı: "tedbirieldenbirakma.01, olmakyadaolmamak123., Yahaf1z99.Yahaf1z99., 1qaz2wsx3edc4rfv5tgb6yhn7ujm8ik,9ol.0p, Selam2010-Selam.2010-, wertyuiop1234567890@"tedbirieldenbirakma.01, olmakyadaolmamak123., Yahaf1z99.Yahaf1z99." FETÖ’cülerin tüm güvenlik önlemlerine rağmen MİT uzmanları şifreleri tek tek kırarak ihanet mesajlarına ulaştı.

Raporda kamuoyunun en sık sorduğu "MİT Bylock’u nasıl çözdü?" sorusuna üstü örtülü cevap da verildi. Teşkilatın, teknik istihbarat usul, araç ve yöntemlerini kullanarak, sisteme ait sunucuların üzerindeki verilerle, uygulama sunucusunun ve IP adreslerinin satın alındığı e-posta adreslerinin içerikleri başta olmak üzere muhtelif verilerin elde ettiği belirtildi. MİT’in raporu hazırlarken kendi imkanlarını ifşa etmemek için özen gösterdiği, teşkilatın kendi imkanlarına atıfta bulunulmadığı vurguladı. Raporda şöyle denildi: "Devletin teknik istihbarat faaliyetlerine ilişkin imkan ve kabiliyetlerin açığa çıkarılmaması ve istihbarata karşı koyma amacıyla verilerin temin edilmesine ilişkin hassas yöntem, usul ve araçlara yer verilmemiştir." Uygulamanın bağlandığı IP adreslerinin tespit edilmesi için farklı zamanlarda tekrarlanan testler yapıldığı da ifade edildi.

KURŞUN ASKERLERE ANTİ ERDOĞAN BELGESELİ

Ankara Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame Akıncılar 4. Ana Jet Üs Komutanlığında pilot olarak görev yapan şüpheli üsteğmen Uluç Hüseyin Hançer, ifadesinde çarpıcı bilgiler verdi. İtirafçı subay FETÖ’nün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti Hükümeti aleyhine belgeseller hazırladığını bunların hafta sonu görüşmelerinde askerlere izlettirildiğini söyledi. Hançer şöyle devam etti: "17-25 Aralık sonrası hükümet ve cumhurbaşkanı hakkında olumsuz konuşmalar yapmaya başladılar. ‘Abiler’le yapmış olduğumuz görüşmeler sırasında hükümet aleyhine propaganda yapıyorlardı. Aleyhte belgeselleri USB ile bilgisayara takıp projektörden bizlere iletiyorlardı. "

SUBAYLARA BYLOCK OPERASYONU

Belıkesir merkezli 13 ilde ‘ByLock’ kullandığı belirlenen farklı rütbelerdeki 32 askere yönelik operasyon düzenlendi. 28 şüpheli gözaltına alındı. Diğer şüphelileri yakalama çalışmaları ise sürüyor. Tekirdağ Çorlu’da ise 5. Kolordu Komutanlığında görevli bir kurmay albay, bir albay, bir yüzbaşı, bir teğmen ile Malkara ilçesinde bir subay evlerinde gözaltına alındı. Adıyaman merkezli 8 ilde de 23 şüpheli düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Gözaltına alınanla arasında Adıyaman Üniversitesince daha önce görevden uzaklaştırılan bir profesör, 8 yardımcı doçent, 7 idari personel ve 3 araştırma görevlisi ile halen görevde olan 4 araştırma görevlisi de var.

IŞİD ÖRGÜTÜ DOSYASI : Polis ve MİT’ten ortak operasyon /// Kimlikleri şoke etti !


Polis ve MİT’ten ortak operasyon… Kimlikleri şoke etti!

Adana’da DEAŞ operasyonunda tutuklanan Lübnan uyruklu Danimarka vatandaşı Mahamad Laban’ın Avrupa’dan örgüte para akışını sağlayan, Irak uyruklu İsveç vatandaşı Mohammed Tefik Saleh’in ise silah ve teçhizat temin eden yönetim kadrosunda olduğu belirlendi.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Adana Emniyet Müdürlüğünün ortak çalışmasıyla Seyhan ilçesindeki bir otelde yakalanan ve terör örgütü DEAŞ’a üye oldukları gerekçesiyle çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece tutuklanan Laban (45) ile Saleh’in (38), 10 gün süreyle yapılan sorgularında önemli detaylara ulaşıldı.

İngilizce ve Arapça tercümanlar aracılığıyla sorgulanan iki şüphelinin üzerinde çıkan dijital malzemelerdeki örgütsel yazışma, görüşme ve görsel dökümanlarda inceleme yapan uzman polisler, Danimarka vatandaşı Laban’ın Avrupa’dan örgüte para akışını, İsveç vatandaşı Saleh’in ise örgütte silah ve teçhizat temini yaptığını tespit etti. Laban’ın, 2014 yılında Suriye’ye giderken yanında drone (uzaktan kumandalı hava aracı) götürdüğünü ve burada diğer örgüt elemanlarına bunun eğitimini verdiği bilgisine ulaşan polis, teröristlerin saldırıya geçmeden önce havadan keşif yaparak plan oluşturduklarını belirledi.

YUNANİSTAN ÜZERİNDEN AVRUPA’YA…

İsveç vatandaşı Saleh ve Danimarka vatandaşı Laban’ın, Yunanistan üzerinden Avrupa’ya geçmeyi planladıkları öğrenildi. Türkiye’de sahte kimlik kullanan iki zanlının, Suriye’de son üç ayda yoğun bir silah ve patlayıcı eğitiminden geçirildiği, Avrupa’da sansasyonel eylem hazırlığında oldukları iddia edildi. Üstlerinde sahte mülteci kimlikleri ve pasaport bulunan teröristlerin, gerçek kimlik ve pasaportlarını Türkiye’deki başka bir ilde bıraktıkları, bu ildeki adresten bunları alıp yasal yollardan Yunanistan’a geçtikten sonra Avrupa ülkelerine gitmeyi planladıkları öğrenildi.

Yapılan araştırmada, Saleh’in eşi Fatime Saleh’in 2014 yılında Türkiye’ye iki kızıyla Suriye’ye geçtiği sırada son anda vazgeçerek İsveç’e döndüğü belirlendi. Fatime Saleh’in burada adli makamlara eşinin iki kızıyla DEAŞ’a katıldığını bildirdiği, açılan davaya rağmen Saleh hakkında terör örgütüyle ilgili hakkında herhangi bir aranma kararı bulunmadığı ortaya çıktı. Saleh’in İsveç’te duruşmaya katılmayarak avukatıyla mail yoluyla irtibat kurduğu belirlendi.

KARLOV’U ÖLDÜREN POLİSİN FOTOĞRAFI ÇIKTI

Öte yandan, şüphelilerden elde edilen görsel materyaller arasında idam edilen eski Irak lideri Saddam Hüseyin’in ve Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’u öldüren FETÖ üyesi olduğu iddia edilen polis memuru Mevlüt Mert Altındaş’ın üzerinde Arapça "Biz cihat üzerine Muhammed’e biat ettik, beklentimiz kalmadı" yazılı fotoğraf bulundu. Laban ve Saleh’in çok sayıda kişiyle siperde askeri kamuflaj ve hücum yelekli olarak kalaşnikof tüfekle çekilmiş fotoğrafları da elde edildi.

İki tutuklunun, sorgularında DEAŞ’a üye oldukları yönündeki suçlamaları kabul etmedikleri, siperde silahlı fotoğraflarının gösterilmesi üzerine de gezdikleri bölgelerde hatıra amaçlı çektirdiklerini iddia ettikleri öğrenildi. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, terör örgütü DEAŞ üyesi olduğu iddia edilen Lübnan uyruklu Danimarka vatandaşı Mahamad Laban ile Irak uyruklu İsveç vatandaşı Mohammed Tefik Saleh’i yakalamış, önceki gün adliyeye sevk edilen zanlılar nöbetçi mahkemece tutuklanmıştı.

MİT DOSYASI : MİT 200 CASUSLA AVUSTURYA’DA MUHALİFLERİ İZLİYOR


Yeşiller Partisi Güvenlik Sözcüsü Peter Pilz, Türkiye’nin Avusturya’da MİT koordineli 200 kişilik muhbir ekibi olduğunu iddia etti. Ellerinde delil bulunduğunu ileri süren Pilz, bu ekibin muhalifleri Ankara’ya raporladığını söyledi. Avusturya İçişleri Bakanlığı ise olayın soruşturulacağını açıkladı.

DİTİB’le ilgili casusluk iddiaları büyüyor

Avusturya Yeşiller Partisi Milletvekili ve Güvenlik Sözcüsü Pilz, "MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) ile ATİB (T.C Diyanet işleri Başkanlığı’na bağlı olan Avusturya Türk İslam Birliği); UETD (Avrupa-Türk Demokratlar Birliği), MUSİAD Austria (Müstakil İşadamları ve Sanayiciler Derneği Avusturya) gibi kuruluşlar aracılığı ile Avusturya’da yaşayan AKP muhaliflerini rapor edip merkeze bildiriyorlar. Hükümet her yıl düzenli olarak 20 ila 30 milyon euro bütçeyle bu oluşuma destek veriyor. MİT, Avusturya’da 200 ajan barındırıyor. Cumhurbaşkanlığıyla bağlantılı olarak çalışan bu casuslar, buradaki muhalifleri direkt olarak Ankara’ya bildiriyorlar" diye konuştu.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI: KANUNİ İŞLEME BAŞLANACAK

Hollanda’dan ‘casus’ Türk imam uyarısı

DHA’nın aktardığı habere göre, Avusturya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Karl-Heinz Grundböck, "Bize ulaşan deliller doğrultusunda kanuni işlemlere derhal başlanacaktır" dedi.

Pilz’in düzenlediği basın toplantısıyla iddiaları gündeme taşımasından sonra ATIB Başkan M. Fatih Karadaş’ın Ankara’ya dönmeye hazırladığını iddia edildi. ATİB resmi internet sayfasından Almanca bir duyuru yapılarak Pilz’in iddiaları reddedilirken, UETD ve MUSİAD’dan henüz bir açıklama gelmedi.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// MİT açıkladı : İşte FETÖ’nün Bylock’ta en zor kırılan şi freleri


MİT açıkladı : İşte FETÖ’nün Bylock’ta en zor kırılan şifreleri

FETÖ’nün şifreli haberleşme sistemini ByLock’u gizlemek için olağanüstü ‘tedbirler’ uygulanmış.

Karar’dan Hilal Öztürk’ün haberine göre MİT’in ByLock raporuna göre, örgüt üyeleri ‘sanal in‘ deşifre olmasın diye çoğunlukla 9 ve üzerinde karakterler kullanarak şifreler oluşturdu.

KULLANICI BİLGİLERİ KORUMAYA ALINMIŞTI

Böylece özellikle istihbarat teşkilatı veya emniyetin sisteme sızması halinde kullanıcıların bilgileri korumaya alındı.

EN ZOR KIRILAN ŞİFRELER

Raporda en zor kırılan şifreler şöyle sıralandı:

– tedbirieldenbirakma.01
– olmakyadaolmamak123.
– Yahaf1z99.Yahaf1z99.
– 1qaz2wsx3edc4rfv5tgb6yhn7ujm8ik
– 9ol.0p
– Selam2010-Selam.2010-
– wertyuiop1234567890@
– tedbirieldenbirakma.01
– olmakyadaolmamak123.
– Yahaf1z99.Yahaf1z99.

MİT BAYLOCK’U NASIL ÇÖZDÜ?

Teşkilatın, teknik istihbarat usul, araç ve yöntemlerini kullanarak, sisteme ait sunucuların üzerindeki verilerle, uygulama sunucusunun ve IP adreslerinin satın alındığı e-posta adreslerinin içerikleri başta olmak üzere muhtelif verilerin elde ettiği belirtildi.

Raporda şöyle denildi:

Devletin teknik istihbarat faaliyetlerine ilişkin imkan ve kabiliyetlerin açığa çıkarılmaması ve istihbarata karşı koyma amacıylaverilerin temin edilmesine ilişkin hassas yöntem, usul ve araçlara yer verilmemiştir.”

Uygulamanın bağlandığı IP adreslerinin tespit edilmesi için farklı zamanlarda tekrarlanan testler yapıldığı da ifade edildi.

KİTAP TAVSİYESİ : BİR MİT MENSUBUNUN ANILARI – ÇUVALDIZ 1 – 2 – 3


Yılmaz TEKİN; 1948 yılında, babasının görevli olarak bulunduğu Erzurum’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul ve Ankara’da tamamladı. A.İ.T.İ.A. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulu’nu bitirdi. 1971 yılında İngiltere – Cambridge’de 2 yıl süre ile lisan eğitimi aldı. Kısa bir süre EBA’da (Ekonomik Basın Ajansı) çalıştı. Askerlik görevini Askeri Yargıtay Başkanlığı’nda tamamladı. 1974 yılı sonlarında, kendi arzusu ile Milli İstihbarat Teşkilatı’na müracaat etti. Uzun yıllar boyunca Türkiye’nin değişik yörelerinde görev yaptı. Yapısında var olan gözlemleme yeteneğini almış olduğu diğer yetilerle birlikte en üst seviyeye çıkardı. Geçirmiş olduğu tehlikeli bir rahatsızlık onu fiili görevinden ayrılmaya mecbur bıraktı.

Londra’da aylar süren tedavi günlerinden sonra muhtelif ülkelerde zaman zaman kesintiye uğramasına rağmen yaklaşık 9 yıl boyunca özel çalışmalarda bulundu. Türkiye’ye dönüşünü müteakip bir süre özel sektör içinde üst düzey yöneticilik görevlerini üstlendi. Nisan 1998 yılında hizmetlerini birleştirerek emekli oldu.

Anılarını yazmaya karar verdiğinde değişik bir yol benimsemiş ve hemen hemen hiç kimsenin yapmadığı bir tarzda MİT’in gizli bilgilerini ve orada yapılan çalışmaları anlatmak yerine işin mizahi yönünü ön plana çıkaran, istihbarat elemanlarının da birer"insan"olduğunun altını çizen, gülümsetirken düşündürmeyi hedef alan güler yüzlü bir kitap yazarak zorlayıcı ve engelleyici onca unsura rağmen tüm cesareti ve insani duygularıyla kamuoyunun karşısına çıkmıştır.

Ancak bu çıkış yine de kitabının toplatılmasına onun ve yayıncısı Ümit Gürtuna’nın Ankara Ağırceza Mahkemesi’nde 7.5 yıl ağır hapis cezasıyla yargılanmalarına engel olmamıştır. Tek celsede biten duruşmada yargının kararı;"Hiçbir gizli bilgiyi içermediği ve devlet sırrını ifşa etmediği"tarzında olmuş böylelikle ve kitap ve sanıklar aklanmışlardır.

MİT DOSYASI : Milli İstihbarat Teşkilatı telefon dinleme kriterini açıkladı…


MİT, "Eğer yabancı ülkelerin istihbarat kuruluşlarının ağına düşmemişseniz telefonunuzun dinlenmesi için hiçbir neden yoktur" dedi.

MİT, yenilenen internet sitesinde daha önce "Merak edilenler" bölümünde yer alan soruların sayısını ve kapsamını genişletti.

MİT’in sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

KİMİN TELEFONU DİNLENİR?

Telefon dinleme, yargı kararı ve yasa ile sınırlanmış özel durumlarda başvurulan bir uygulamadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına ve güvenliğine, anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen faaliyetlerde bulunmuyorsanız ya da yabancı ülkelerin istihbarat kuruluşlarının ağına düşmemişseniz telefonunuzun dinlenmesi için hiçbir neden yoktur. Ama yine de telefonunuzun dinlenildiğinden şüphe duyuyorsanız, cumhuriyet savcılıklarına başvurup durumun incelenmesini isteyebilirsiniz.

DİZİLERDEKİ AJANLAR

Senaryo yazarları, ürünlerini pazarlayabilmek için eserlerine doğal olarak gerçeğin ötesinde heyecan ve cazibe katma ihtiyacı hisseder. Yarattıkları karakterlere odaklanan film yapımcılarının gerçekle kurgu arasındaki aralığı genişletmeleri yanlış anlamaları da beraberinde getirebilmektedir. Bu tür yapımların, ticari kaygıları da içerdiği izleyici tarafından göz ardı edilmemelidir.

KADINLAR AJAN OLABİLİR Mİ?

Kadınların MİT Müsteşarlığı’nda görev yapmalarına engel bir husus bulunmamaktadır. Halen, teşkilatımızın yönetim kademeleri de dahil olmak üzere birçok kademe ve görevde kadınlar yer almaktadır.

YABANCILARLA EVLİLİK YASAK

Teşkilatımızın yürüttüğü görevin özelliği ve önemi nedeniyle personelin ilgili mevzuatımızda öngörülen bazı şart ve vasıfları haiz bulunması gerekmektedir. Yabancı asıl veya uyruklu kişilerle evlenme yasağı da bunlardan biridir. Yabancılarla görüşme hususu da anılan şart ve vasıflar kapsamında olup, MİT Müsteşarlığı personelinin sadece amirlerinin bilgileri dahilinde yabancılarla görüşmeleri mümkündür.

Kaynak : http://www.internethaber.com/milli-istihbarat-teskilati-telekulak-mit–397569h.htm#ixzz1kbLwT3hx

[status draft]

CIA DOSYASI /// MİT’çi Mehmet Eymür : ABD 1946’dan Beri Türkiye’ye Sızmış Durumda


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=olkUAn3XWT8&feature=em-uploademail

MİT DOSYASI : MİT’e yılda 1,5 milyon ziyaretçi


MİT’e yılda 1,5 milyon ziyaretçi

MİT’in internet sitesinin 2016 yılı boyunca 1,5 milyonu aşkın vatandaş tarafından ziyaret edildiği bu ziyaretçilerden de 70 bininin yardımcı olmak için başvuru yaptığı ortaya çıktı.

Bir önceki yıla göre hem ziyaretçi hem de başvuru sayısı neredeyse 2 kat artarken en fazla başvuru 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı ay ve devamındaki Ağustos ayında geldi. Türkiye’de 20 Temmuz 2015 Suruç patlaması ile başlayan ve yoğunlaşan terör saldırıları sürecinde MİT’te ihbarlarda ciddi artış yaşandı. Son dönem aylık başvuru ortalamaları da 2-3 binlerden 6-7 binlere çıktı.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın internet sitesi 2016 yılı boyunca 1,5 milyondan fazla vatandaş tarafından ziyaret edildi. En fazla ziyaret 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı Temmuz ayı ve devamındaki Ağustos ayında gerçekleşti. Temmuz ayında 222 bin vatandaş, Ağustos ayında da 250 bin vatandaş internet sitesini ziyaret ederek başvuru alanları ile ilgili inceleme yaptı.İnternet sitesini 2016 yılı boyunca 1,5 milyonu aşkın vatandaş ziyaret etti. 2015 yılında bu rakam yarısı oranında kalmıştı.

70 bin kişi

MİT verilerine göre, 69 bin 988 vatandaş MİT’e resmi başvuru yaparak "yardımcı olmak" istedi. 2015 yılı boyunca 30 bin başvurunun geldiği MİT’te 2016 yılında adeta patlama yaşandı. Hem 15 Temmuz darbe girişimi hem de 2016 yılında Türkiye’nin maruz kaldığı terör eylemleri nedeniyle bu sayıda büyük oranda artış olduğu kaydediliyor.

Edinilen bilgiye göre, vatandaş başvurularında isimsiz, sahte isimle gelen belgesiz başvurular dikkate alınmıyor. İsmini vermek istemediğini ifade eden ve görüşmek isteyen vatandaşlarla da Eniyet birimlerince görüşmeler gerçekleştiriliyor. Özellikle Temmuz ve Ağustos ayında gelen ihbarların neredeyse tamamına yakınının FETÖ ile ilgili olduğu da öğrenilirken başvuruların tamamının dikkate alınıp incelendiği kaydedildi. Terör saldırılarının ardından da gelen birçok başvurunun PKK ve DEAŞ terör örgütlerine yönelik olduğu; az sayıda da yurtdışından vatandaşın "yardımcı olmak" istediği belirtildi.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : MİT’in ByLock Raporu Ortaya Çıktı


15 Temmuz darbe girişiminin ardından ortaya çıkan FETÖ’nün kriptolu haberleşme ağı ByLock’la ilgili Milli İstihbarat Teşkilatı’nın hazırladığı teknik rapor ortaya çıktı.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ortaya çıkan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) kriptolu haberleşme ağı ByLock’la (Chat and Talk) ilgili Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) hazırladığı teknik rapora Milliyet‘ten Türker Karapınar ulaştı. MİT‘in hazırladığı rapor, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı‘nda yaşananlara ilişkin hazırladığı iddianameye de girdi.

38 HANELİ PAROLALAR

Raporda, ByLock’un, Google Play ve Android Market’ten 2014’te kullanıma sunulduğu, 2016’ya kadar kullanıldığı belirtildi. Raporda, ByLock’u geliştiren ve kullanıma sunan kişinin, Litvanya‘dan sunucu ve IP kiralama ödemelerini anonim (Paysera) yöntemle yaptığı, kullanıcı bilgileri ve haberleşme trafiğinin kendi sunucusunda kalması için global ve ticari mesaj uygulamalarının kullandığı otorite imzalı SSL sertifikası yerine kendi SSL sertifikasını kullandığı kaydedildi. Bu kişinin, iletişimi gizlemek için Türkiye‘deki kullanıcıları engelleyerek, VPN ile bağlanmaya zorladığı kaydedilen raporda, kullanıcıların da kendilerini gizlemek için 38 haneye varan çok uzun haneli parolalar belirlediği anlatıldı.

KOD ADLARINI KULLANMIŞLAR

Raporda, kullanıcıların mesaj içeriklerinin tamamına yakınının FETÖ’ye ait örgütsel temas ve faaliyetleri içerdiği vurgulandı. Kullanıcıların haberleşme içeriklerinde ve arkadaş listelerinde kişilerin gerçek bilgileri yerine örgüt içindeki "kod" adlarına yer verdikleri belirtilen raporda, "ByLock’un, global bir uygulama görüntüsü altında FETÖ terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulduğu sonucuna ulaşılmıştır" denildi.

RAPOR İDDİANAMEYE DE GİRDİ

Söz konusu rapor ve tespitler, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı‘nda yaşananlara ilişkin, 9 amiralin de aralarında bulunduğu 66’sı tutuklu 72 sanık hakkında hazırlanan iddianamede de yer aldı. İddianamede, 19 sanığın da ByLock uygulamasını kullandığı belirtildi.

MİT DOSYASI : Almanya’da MİT iddiasıyla gözaltı


Almanya Hamburg’ta MİT adına faaliyetler yürüttüğü ileri sürülen 31 yaşındaki M. S. adlı Türk vatandaşının gözaltına alındığı iddia edildi…

Almanya Hamburg’ta MİT adına faaliyetler yürüttüğü ileri sürülen 31 yaşındaki M. S. adlı Türk vatandaşının gözaltına alındığı iddia edildi.

Avrupa Postası’nın haberine göre MİT elemanın açığa çıktığı belirtilirken, 31 yaşında olduğu aktarılan M. S. isimli Türk vatandaşının, MİT adına Hamburg ve başka bölgelerde Kürtler hakkında bilgi topladığı ileri sürüldü. Ayrıca M.S. isimli Türk’ün, ‘Erdoğan’a ve MİT’e iletmekten’ gözaltına alındığı iddia ediliyor.

Federal Kriminal Dairesi tarafından yapılan açıklamada Perşembe günü (dün) evi basılarak gözaltına alındığı belirtilen zanlının, "istihbarat faaliyetinde bulunmak şüphesiyle" sorgulanmak üzere Karlsruhe şehrine götürüldüğü aktarıldı.

Odatv.com

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// SAYGI ÖZTÜRK : MİT, FETÖ için tam 20 yıl önce uyardı


17 Aralık 1996 tarihli MİT raporu, FETÖ’nün stratejisini net bir biçimde ortaya koydu. Devletin adım adım takip ettiği terör örgütü, o rapordan tam 20 yıl sonra kanlı bir darbeye kalkıştı…

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Sönmez Köksal imzalı, 17 Aralık 1996 tarih ve 11.001.156/24746 sayılı “İnceleme” başlıklı yazı Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı’na ulaştığı gün Teftiş Kurulu Başkanı Osman Nuri Oduncu Ankara dışındaydı. Konunun aciliyetini bilen başkan yardımcısı, mahkemeye gönderilecek dosyayı incelemeye başladı. Tüm Türkiye’nin merak ettiği raporu, MİT’in ne yazdığını ilk öğrenenlerden birisiydi.

Sayfaları çevirmeye başladı… Raporda adı geçen herkese dair MİT arşivlerinde bulunan bilgilerin bir özeti aktarılıyordu. Başkan Yardımcısı, kimler hakkında neler yazıldığını merak etmişti. Sayfaları çevirirken gözüne takılan isimlerden birisi de Fetullah Gülen’di. Hatta en ayrıntılı bilgi, onun hakkında verilmişti. Başkan Yardımcısı daha ilk satırda Fetullah Gülen’in babasının adına takıldı. Dosyada baba adı “Ramis” yazıyordu. Bunun “Ramis” değil, “Ramiz” olabileceğini düşündü. İçinden “Bu da benim sorunum değil” dedi… MİT’in gönderdiği raporun 11. sayfasında “Araştırılmasında Fayda Görülenler” ara başlıklı bölümde Fethullah Gülen’le ilgili şunlar yazılıydı:

“Fetullah Hocacıların CIA’nın bölgemizdeki en önemli sivil toplum kuruluşu olduğu iddialarının, Maliye Bakanlığı müfettişlerinin Fetullah Gülen’in mali kayıtlarını incelemesi ile İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarının ilgili kuruluşlarla yapacakları koordine sonucunda çözülebileceği değerlendirilmektedir…”

14 YAŞINDA VAİZ

MİT, Fetullah Gülen için bu görüşü rapor ediyor… Bu rapordan tam 20 yıl sonra Fetullahçı Terör Örgütü Türkiye’ye uçurumun kenarına getirdi…

FETÖ’nün elebaşı Fetullah Gülen’in, beş yaşında Kuran’ı Kerim öğrenmeye, 14 yaşında vaizliğe başladığını belirtiliyor… Gülen’in Diyanet’te bulunan dosyasına ulaştığımda çok ilginç bilgilere rastladım. Örneğin, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, Fetullah Gülen’in dini bilgisini yetersiz bulmuş. Gülen, vaizlik sınavına 25 Mayıs 1959 tarihinde Kırklareli’de giriyor. Sınav evrakı incelendiğinde Gülen’in 1959 yılında girdiği vaizlik sınavından 50 tam puan üzerinden ancak 33 puan aldığı görülüyor. Gülen Ayet-i Kerime’den 6 puan, Hadis-i Şerif’ten 8 puan, Kelam’dan 5 puan, Fıkıh’tan 8 puan, Takrir’den 6 puan olmak üzere puanı 33’te kalıyor. Ancak bu, Gülen’in vaiz olabilmesinin yolunu açmaya yetiyor.

‘İlmi kifayetini belirtecek mahiyette değil’

25 Mart 1966’da, vaiz adayı Fethullah Gülen’in risalesini inceleyen Din İşleri Yüksek Kurulu notunu veriyor: Yeterli değil…

VAİZİN RİSALELERİ…

Fetullah Gülen’in el yazısıyla yazdığı risaleleri inceliyorum. İtikata, ibadete dair yazdıkları var. Bu risaleleri Din İşleri Yüksek Kurulu’na gönderiyor. 25 Mart 1966 tarihinde Din İşleri Yüksek Kurulu’na, vaiz adayı Fetullah Gülen’in risalesi geliyor. Kurul uzmanları bunu inceliyor. Din İşleri Yüksek Kurulu, 28 Nisan 1966’da Ali Rıza Hakses’in başkanlığında üyeler Hüsnü Erdem, Şehit Oral, İsmail Ezherli, İbrahim Eken, Esat Kılıçer, Ahmet Baltacı, Hasan Ege’nin katılımıyla toplanıyor ve vaiz adayı Fetullah Gülen’in risaleleri için şu kararı veriyor:

RİSALELERİ BEĞENİLMEDİ

“Yüksek başkanlıkça 25 Mart 1966 tarih ve 21820 sayı ile Din İşleri Yüksek Kurulumuza havale buyrulan Kırklareli vaiz adayı Fetullah Gülen’in risalesi incelendi. Adı geçen vaiz adayının gönderdiği Risale, tamime uygun bir şekilde olmadığı, mevzuu ile alakalı ayeti Kerime ve Hadis Şerifleri Risalesine almadığı gibi konu ile ilgisi bulunmayan sözleri de zikrettiği cihetle ilmi kifayetini belirtecek mahiyette bulunmadığından adaylığı müddeti sonuna kadar tamime uygun yeni bir Risale göndermesinin kendisine bildirilmesini uygun olacağına karar verildi.”

MİT’in, 1996 yılında hazırladığı raporda, Fetullah Gülen’in 1942 yılında Erzurum’da doğduğu belirtiliyordu. Rapor, Fetullah Gülen’in yaşamının ilk 26 yılına hiç değinmeden doğrudan İzmir’de yaptığı çalışmalarla devam ediyor…

19 Nisan 1980 günü FETÖ’nün örgütlenme talimatını verdi

İşte 17 Aralık 1996 tarihli MİT raporunda Fetullah Gülen…

1968: Bu yıl itibarıyla İzmir Merkez Vaizi, İzmir İmam Hatip ve İlahiyatta Öğrenci Yetiştirme Derneği, Kestanepazarı Kuran Kursu öğreticisi görevlerinde bulundu.

1969: Ağustos ayı içinde İzmir Buca’da kendi yönetiminde olan dernek ve Kestanepazarı Kuran Kursu’nda okuyan 100 öğrencinin katılımıyla bir kampta, Kuran okumanın yanı sıra Risalei Nur eğitim yapıldı. (…)

1971: Ocak’ta İzmir İmam Hatip ve İlahiyat Öğrenci Yetiştirme Derneği içinde Nurculuk faaliyetleri yürüttüğü gerekçesi ile dernek idare heyetinden çıkarıldı. Aynı yıl itibarıyla Nurculuk faaliyetlerinden dolayı İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından ifadesi alındıktan sonra hakkında dava açıldı. Vaaz etme yetkisi alındı.

1973: Edremit’e tayin edilmesine rağmen, İzmir’de ikamet ederek cuma günleri Edremit Alemzade Camii’nde vaaz verdi ve her gelişinde Nur toplantıları düzenledi. Aynı yıl itibarıyla Edremit Vaizi görevi sırasında yaz aylarında Edremit civarında açılmış olan kamplarda Nurculuk faaliyetlerini organize etti. (…)

1976: Ağustos ayı başında İzmir Bornova ilçesi vaizliğine atandı. İstihbarat notunda münfesih MSP yanlısı Nurculardan Gülen’in, İran’da gerçekleştirilen devrimin Türkiye’de de gerçekleştirilmesini arzuladığı, Türkiye’de İslami bir devrim için yurt sathında teşkilatlanmaya önem verdiği yer aldı. İzmir-Bornova Merkez Vaizi olduğu dönemde vaaz bantlarının yurt sathında dağıtılmasını sağlatarak Nurculuk propagandası yaptı.

MİT raporunda FETÖ elebaşının hayatının ilk 26 yılına dair bilgi yer almıyor. Gülen MİT raporundan 3 yıl sonra ABD’ye kaçtı…

HURUÇ HAREKATI BAŞLASIN

1980: 19 Nisan’da İzmir’de gerçekleştirilen bir Nur toplantısında yaptığı konuşmada; birkaç gün içerisinde “Huruç Harekatı” (Atılım Harekatı) başlatılacağını, bu harekat için hemen hemen her ilde liderlerin tespit edildiğini, İran’da yapılan İslam harekatının Türkiye’de de böylece başlamış olacağını” belirtti. “Huruç harekatının başarıya ulaşması için bütün yurtta kendi binalarında ve kiralayacakları müsait yerlerde orta ve yüksek öğrenim gören öğrenciler için yurt binalarının açılması, yurtlarda eğitilen öğrencilerin meyvelerini vermesi, kendi fikirleri doğrultusunda çeşitli kitap ve dergilerin basımının gerçekleştirilmesi ile özellikle Türkiye’deki öğretmenlerin büyük bir bölümünün kendi yönlerinde faaliyet göstermeleri gerektiğini” ifade etti. (…) 13 Eylül’de Ege Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı’nca kendisini yakalamaya yönelik yapılan operasyonu haber alması sonucu, İzmir’den Erzurum’a kaçtı. 16 Ekim’de müstafi addedilmek için Erzurum’dan 20 günlük daha sonra Kayseri Tıp Fakültesi’nden 45 günlük rapor alıp Bornova Müftülüğü’ne gönderdi. Aralık’ta Çanakkale’ye tayinini yaptırdı.

PSİKİYATRİ RAPORU ALDI

1981: Ocak ayı itibarıyla Isparta ile Uluborlu’da bulunan Islah Sitesi’ndeki “İmam Hatip Lisesi Öğrencilerini Koruma ve Yetiştirme Derneği” merkezinde gizlendi. 27 Şubat’ta Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği’nden 20 günlük rapor aldı. 22 Mart’ta Çanakkale Müftülüğü merkez vaizliğinden istifa etti. Ankara’da Nurcu liderlerden diş kliniği sahibi H. Toprak’ın evinde saklandı. (…)

1985: Ege Ordu ve İzmir-Antalya illeri Sıkıyönetim Komutanlığı’nın 7 Şubat 1985 tarihli yazısı ile arananlar listesinde ye aldı. 18 Mayıs itibarıyla, kendisini maddi yönden destekleyen zenginlere hitaben İstanbul-Altunizade’de bir konuşma yaptı ve özel okullara maddi yardımda bulunmaları için etkileyici öğütlerde bulundu.

(…) Genelkurmay Başkanlığı tarafından çıkarılan aranan şahıslar kitabının 2. kategori, 15. sayfa ve 588 sırasında arananlar arasında yer aldı.

1987: İstanbul’daki evinde, imamlarına eğitim vermeye başladı. Ağustos ayında öğrencilerine yaptığı konuşmada; “Alparslan Türkeş ile görüştüğünü, Türkeş’ten cemaatini şeriat doğrultusunda yetiştirmesini istediğini, onun da kabul ettiğini” ifade etti. 6 Eylül günü yapılan seçim yasaklarıyla ilgili referandumda, Turgut Özal’ı desteklemek maksadı ile Nurcuların “hayır” oyu kullanmalarını sağladı.

1990: Şubat’ta Korkut Özal’ın dünürünün İstanbul’daki evinde, “ANAP’ın geleceği ile ilgili” toplantıya katıldı.(…)

1991: Genel seçim arifesinde kapatılan MHP yerine kurulan Milliyetçi Çalışma Partisi’ne (MÇP) 3.5 milyar lira para yardımda bulundu ve
seçimlerde MÇP ile ittifak yapan RP’yi destekledi.

1992: Azerbaycan’a giderek, TV kurma çalışmalarını başlattı. Aynı tarihte Risalei Nur Enstitüsü’nün çalışmalarını yönlendirmek maksadıyla gizli olarak ABD’ye gitti. Ardından Avustralya’ya geçerek, Türk öğrencilerin eğitim gördüğü okul ve yurtları ziyaret etti. Ayrıca, kuracağı üniversitelerde ders verdirmek amacıyla söz konusu ülkelerdeki çeşitli profesörlerle de görüştü. MÇP’den ayrılarak yeni bir parti kurma çalışmaları içerisine giren Muhsin Yazıcıoğlu’na maddi manevi destek verdi.

BÜYÜKELÇİLERLE GÖRÜŞTÜ

1995: Yıl içerisinde, ABD, Almanya, İngiltere ve Rusya’nın Türkiye’deki büyükelçileri, tarafından ayrı ayrı ziyaret edildi. Devlet yanlısı beyanları sebebiyle İBDAC örgütünün lideri Salih Mirzabeyoğlu tarafından ölümle tehdit edildi. (Salih Mirzabeyoğlu’nun bu tehdidi, Gülen’in artık “Devlet korumasına” alınmasının da yolunu açıyordu. Gülen rapordan 3 yıl sonra ABD’ye kaçtı.)

YARIN: FETÖ’cüler, istihbaratı ele geçirmek için hangi hileye başvurdu?

MİT DOSYASI /// Ali Turhan : ERDOĞANIN ŞERPA’SI VE YENİ MİT


Ali Turhan : ERDOĞANIN ŞERPA’SI VE YENİ MİT

Diplomatik hayatta sıkça geçen bu terim, genellikle bir ülkeyi zirveye hazırlayan adam anlamında kullanılmakta. Kendine has meziyetleri olan bu şahsına münhasır insanlar, özel ve önemli konularda devletin zirvesine gerekli ayrıntıları vermek suretiyle, yol haritasının nasıl uygulanacağını anlatırlar. Buradan aldıkları bilgilerle devlet başkanları resmi anlaşmaları imzalarlar ya da ülkeleri hakkında taahhütler de bulunurlar. Yani devlet için hayati karar, böyle bir yol göstericinin ne kadar milli olması gerektiğini de siz düşünün artık. Diplomatik olarak kullanılan bu kelimenin doğuşu da yükseklerden, doğuda Nepal halkından olan ve zirveye çıkışı kolaylaştırmak için kılavuz eden adam demek. Biz ise bu kelimeyle iki bin on yılında WASİNTON NÜKLEER GÜVENLİK zirvesinde tanıştık. Türkiye geleceğini ilgilendiren çok önemli bir toplantıya iştirak etmiş ve hayati kararların tam ortasında kalmıştı. ABD ve İRAN nükleer gerginliğinde nasıl bir tavır alması gerektiği ve nükleeri nasıl kullanacağımız bu zirveden sonra daha da netleşmişti. Kati çizgiler belirginleşmiş kırmızıçizgiler revize edilmiş ve nükleer kullanmaya karar verilmiştir. Millikten sıkça söz edildiği bir dönemde böyle adamlara ne kadar çok ihtiyacımız var aslında değil mi. Her şeyin normal gittiği iki bin on yılında eşitlerinin arasından sıyrılan bu doğru kılavuzlar 2023 hedefinin başrolleri oluyorlar. Her şeyi herkes den önce gören adam olan ERDOĞAN bu mevzu da tespitini yapıp, yüzde yüz milli ŞERPA ile çalışmalarını yaptı, yapıyor ve yapmaya devam edecek.

Başlıyoruz..

MİTE YENİ MODEL

Gündem den hiç düşmeyen kurum MİT. Dış güçlerin her gün yükselen rahatsızlıkları ve bizi kontrol edemedikçe bozulan kimyaları her gün biraz daha belirginleşiyor. GES komutanlığını devir aldığımızdan beri hazımsızlıkları had safhada. İktidarın katkısını da es geçmeyelim, Ak parti iktidara geldiği günden beri kurumlarını toparlama çalışması içerisinde gayret gösterdi. Gezi eylemlerinde başlayıp 15 Temmuzdan sonra hızlanan temizlik artık sona doğru gelmekte. Tüm işlevleriyle millileşen MİT en verimli günlerine doğru ilerlemekte. 2010 yılında gizli bir kararnameyle içi ve dış olarak ikiye bölünmesi gündemde olan kurum, sorunlardan yenice başını kaldırıp yeni vizyonuna başladı. Kamuoyuna da yansıdı zaten ABD Modeli, FRANSA Modeli, ALMANYA Modeli, gibi yeni bir yapılanma söz konusu. Söz konusu derken kurum ve ya devletin görüşü değil, ALGI çalışmaları sadece. Yani bundan sonra kiminle işbirliği içerisinde olunacak, kimle istihbarat paylaşılacak, modelin adından çıkarmaya çalışıyorlar. Bir nevi dördüncü kuvvet olan medya baskısıyla, kanalize ederek yeniden uyum sürecine hazırlık yapıyorlar.

Devam edelim

Bu algının derdine düşenler aslında bu ifadelere Hakan Fidan’ın geçmiş bilgileri yüzünden söylüyorlar. Çünkü KARARGÂHIN KOMUTANI, Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmış ve hazırladığı mastır tezinde MİT’in CIA-FBI modeli örnek alınarak reform ize edilmesi gerektiğini savunmuştu.

2000 yılında Bilkent Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans, 2006 yılında da yine aynı üniversitede doktora yapan Fidan’ın mastır tezi, ‘İstihbarat ve Dış Politika: İngiliz, Amerikan ve Türk İstihbarat Sistemleri‘nin Mukayesesi’; doktora tezi de; ‘Bilgi Çağında Diplomasi: Antlaşmaların doğrulanmasında Enformasyon Teknolojilerinin Kullanımı’ başlıklarını taşıyor.

Fidan’ın mastır tezinin ilk bölümü ‘İstihbarat Tarihi’; ikinci bölümü, ‘Dış Politika ve İstihbarat’ başlıklarını taşırken üçüncü ve dördüncü bölümlerde İngiliz ve ABD istihbaratları inceleniyor. Tezin beşinci bölümünde Türk İstihbarat yapısı incelenirken, son bölümde de kıyaslama yapılıyor ve çeşitli öneriler getiriyor. Tabi buradan sonra MİLLİ ve YERLİ fotoğrafını çizmek lazım ve devamında ERDOĞAN dokunuşunu da ilave etmek lazım.

MUG ve ya BİK

Polis ve jandarma içte birleşti, aynı zaman da PÖH ve JÖH birleşti anlamına geliyor, birleşik istihbarat başladı. Bunları aşan konular MİT kapsamında. Sınırın ötesine çıkınca merkezi ulusal güvenlik MUG eğer karşımızda CIA, MI5, yani yabancı istihbarat söz konusu konu onları ilgilendiriyorsa ‘ BİK’ yani başkanlık istihbaratı, bu işin çatısını başkanlık istihbaratı oluşturacak. Dört adet müsteşarla yönetilecek, merkezi yine karargâh olarak anılacak, yapının başında direk devlet başkanına bağlı ŞERPA olacak. Görüldüğü üzere de model TÜRK modeli.

Son olarak.

MUG’da olur BİK’de olur ERDOĞANIN emrinde MİLLİ ve yerli olsun da.

Saygılarımla.

MİT DOSYASI : MİT’te mobingi ileten mağdura ceza


MİT’te mobingi ileten mağdura ceza

Teşkilatta sumen altı edilen dinlemeleri Hakan Fidan’a yazan çalışanın maaşı kesildi, lojmandan çıkarıldı. Emekli olunca ‘sakıncalı’ ilan edildi, emekli kartı silah ruhsatı verilmedi.

Milli İstihbarat Teşkilatı’nda (MİT) mobbing yaşandığını ve Arapça dinlemelerin “İstihbari Değeri Yoktur” denilerek sumen altı edildiğini Müsteşar Hakan Fidan’a yazdığı dilekçe ile anlatan ve karşılık alamadığı için bunu gazetemiz aracılığıyla duyuran MİT görevlisi M.Y’nin başına gelmeyen kalmadı. Önce maaştan kesme cezası alan, görev yeri değiştirilen ve lojmandan çıkarılan M.Y, baskılar üzerine emekli olmak zorunda kaldı. Teşkilat, şimdi de M.Y’ye emekli personel kartı ve silah ruhtasını vermedi. MİT Ankara Bölge Başkanlığı’na bağlı telefon dinleme servisinde çalışan M.Y, Ocak 2016’da Hakan Fidan’a mektup yazmıştı. Mektupta kurumda mobbing olaylarının yaşandığını, son 2 yıldaki istifa ve emekliliklerin mobbing kaynaklı olduğunu belirten M.Y, Arapça dinlemelerin de sumen altı edildiğini belirterek, “Suruç intihar saldırısı ve Ankara Garı intihar saldırılarının sorumluluğunu üstlenen IŞİD militanlarının Arapça konuştukları düşünüldüğünde takdir ederseniz ki bu dilin önemi yadsınamaz. Ancak şubemizdeki Arapça monitörler (Telefon dinleyen kişi A.U.) (2) yönetime yakınlığını kullanarak Arapça görüşmelerin neredeyse tamanını İDY (İstihbarat Değeri Yoktur) yapmakta, yönetim de bu duruma göz yummaktadır. Böyle hassas günlerde on binlerce Arapça görüşmenin İDY yapılması karşısında dehşete kapılmaktayım” demişti.

‘Basına bilgi verdin’ cezası

Mektubun Hakan Fidan’a ulaşmadığını ve gereğinin yapılmadığını düşünen M.Y, mektubu haziran ayı sonunda gazetemizle paylaşmıştı. Mektup Cumhuriyet’te yayımlanınca MİT, idari soruşturma başlatmıştı. MİT’in soruşturmasından iddialarla ilgili herhangi bir sonuç çıkmadı. “Kurum içinde yaşananlarla ilgili basına bilgi verdiği” gerekçesiyle M.Y’ye 8/1 oranında maaştan kesme cezası verildi. Ankara’daki görev yeri değiştirilen M.Y, oturduğu lojmandan çıkarıldı. Bunu, kendisine uygulanan mobbing olarak gören M.Y, emekli olmaya karar verdi. M.Y’yi “sakıncalı personel” olarak gören teşkilat, personelin M.Y. ile ilişki kurmasını yasakladı. M.Y’ye son olarak “Emekli MİT Personeli” kimlik kartı ile silah ruhsatı verilmedi.

Dost işi araştırma

Buna karşı idare mahkemesinde dava açmaya hazırlanan emekli MİT’çi şunları söyledi: “Şubede yaşanan mobbing konusunda yapılan araştırma tam anlamıyla dost işi olmuş. Mobbing konusu sadece müdüre ve başkana sorulacak bir konu mudur? Zaten mobbingi uygulayan onlar. Mobbinge maruz kalan onlarca insanın hiçbirisine sorulmamış. Bu yönetim kendisine biat edenlere her türlü yardımı ve kolaylığı sağlıyor, biat etmeyenlere ceza verebilmek için didik dikik açığını arıyor, adeta peşinde hafiye gibi çalışıyor ve hatta kumpas kuruluyor. 20 yıldır hiçbir ceza almayan ben, biat etmediğim için, son bir yılda alabilecek bütün cezaları aldım. Bundan iyi mobbing mi olur? Bütün bunları belgeleriyle, kanıtlarıyla, olaylarıyla müfettişe sunuyorum, adamların dikkate aldıkları bile yok. İfademin tarafsız ve objektif araştırma yapacak başka müfettişler tarafından alınması için dilekçe yazdım.” Arapça görüşmelerin neredeyse tamamının “İstihbari Değeri Yoktur” yapılması konusundaki soruşturmanın da “ahbap-dost” ilişkisi çerçevesinde yürütüldüğünü ve tam bir fiyaskoya dönüştüğünü belirten M.Y, “Ortada ciddi iddialar var. Acaba gerçekten arşivlere bakılıp iyice araştırma yapıldı mı? Karşılarına çıkan on binlerce yapılmayan Arapça görüşme çıktığında acaba ne cevap aldılar da bu cevabı tatminkâr buldular. Karşılaştıkları bu vahim tablo karşısında bu ihmali mazur gösterecek nasıl bir mazeret bulundu? Acaba bu müfettişler yaptıkları dost işi soruşturmanın nasıl vahim sonuçları olabileceğinin farkındalar mı?” dedi.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.