Etiket arşivi: MK ULTRA PROJESİ

MK ULTRA PROJESİ : SERİ KATİL ATALAY FİLİZ TELEGRAM KURBANIYMIŞ /// İŞTE DETAYLAR


Filiz ile ilgili bu bilgiler ilk kez gündeme geliyor

KAYNAK : http://www.hurriyet.com.tr/filiz-ile-ilgili-bu-bilgiler-ilk-kez-gundeme-geliyor-40386804

İŞLEDİĞİ iddia edilen üç cinayet nedeni ile uzun süre gündemde yer alan Atalay Filiz ile ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Ankara’da yargılandığı dava dosyasına giren ve Hurriyet.com.tr’nin ulaştığı belgelerde Filiz ile ilişkin yer alan bilgilerin bazıları şunlar: Dokunduğu elektrik düğmelerini, iz kalmaması için, sürekli siliyordu. Herkesin içinde sünnet olması psikolojik tramvaya yol açtı. Turgut Özal’ın ölümünden ürktü; günlerce yemek yemedi. Ölen evcil kaplumbağasını mumyalattı. Beynine çip takıldığını söyleyerek GATA’da beyin MR’ı çektirdi.

Ankara’da, arkadaşları Göktuğ Demirarslan ile sevgilisi Elena Radckhova’yı öldürmekle suçlanan Atalay Filiz (31) bugün bir kez daha hakim karşısına çıkıyor. Davanın 12 Ocak’ta görülen duruşmasında savcı, Filiz hakkında iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etmişti. Davanın görüldüğü Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti son savunmaların alınması için 7 Mart’a gün vermişti. Davanın bugün görülecek duruşması öncesi dosyaya dikkat çekici bir dilekçenin sunulduğu öğrenildi. 10 sayfalık dilekçe ve ekinde yer alan belgeler ilginç ayrıntılar içeriyor. Filiz’in avukatları Hüseyin Uğur Poyraz ve Merve Uçanok’un imzasını taşıyan dilekçenin, davanın seyrini değiştirebileceği savunuldu. Dilekçede, Filiz için alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunun eksik ve yetersiz olduğu öne sürüldü. Dilekçede, ATK raporuna dayanarak karar verilmesinin savunma hakkının ihlali olacağına işaret edildi.

Dilekçede Atalay Filiz ile ilgili bugüne dek ortaya çıkmamış bir dizi ayrıntı yer aldı:

PARMAK İZİ KALMASIN ENDİŞESİ

*Filiz’in akıl sağlığı ile ilgili ilk şüphe 11 yaşındayken ortaya çıktı. Filiz, dokunduğu elektrik düğmelerini, parmak izi kalmasın diye sürekli siliyordu. Filiz 1997’de Merzifon Askeri Hastanesi’nde muayene edildi. Yapılan muayene sonrası Filiz’e obsesif kompülsif bozukluğu teşhisi konuldu.

*Herkesin içinde sünnet edilmesi Filiz’de psikolojik travma yarattı.

ÖZAL’IN ÖLÜMÜNDE ÜRKTÜ YEMEK YEMEDİ

*Filiz, 10-11 yaşından itibaren gazetelerden mesaj aldığını, bu mesajların kendisine görevler ilettiğini söyledi.

*Galatasaray Lisesindeki arkadaşları Filiz’in meyveleri aylarca sakladığını, küflenme süreçlerini izlediğini anlattı. Bu durum, lise yıllığındaki yazılarda da geçiyor.

*Filiz, Turgut Özal’ın ölümünden ürktüğü için bir süre yemek yemedi.

ÖLEN KUŞ İÇİN CENAZE TÖRENİ

*Ölen kuşu için cenaze töreni düzenledi, ölen evcil kaplumbağasını mumyaladı. Yine, dedesinin kullanmadığı traş makinesini yıllarca sakladı.

*1996’dan beri gazeteleri saklamaya başladı. Ve topladığı gazeteleri yıl-yıl tasnif etti.

*2005 yılında, ailesinden uzaklaşmak ve gazetelerden aldığı mesajlarda kendisine verildiğini iddia ettiği görevleri yerine getirmek için Fransa’ya okumaya gitti.

Filiz’in mumyalattığı kaplumbağanın fotoğrafları da dosyaya sunuldu.

FRANSA’DA 5 GÜN ÜST ÜSTE SÜREN ‘TAKİP’

*Fransa’da eğitim için bulunmasına karşın okula bir gün bile gitmedi. “Onlar” olarak adlandırdığı bir gücün kendisine verdiği takip görevlerini yerine getirdi.

*Bazı zamanlar, bu ‘takip’ görevlerini 5 gün üst üste sürdürdüğü oldu. Araba ile takip ettiği kişilerin bahçelerine kadar girdi.

*Fransa’da bulunduğu süreçte aşırı alkol alarak intihar girişiminde bulundu; bu olaydan sonra hastaneye kaldırıldı.

‘BEYNİME ÇİP TAKTILAR’ DEDİ MR ÇEKTİRDİ

*9 Ağustos 2007’de, ailesinden gizlice, Haydarpaşa GATA’da, beynine chip (çip) takıldığını söyleyerek beyin MR’ı çektirdi.

*Yine 18 Eylül 2010’da ailesinden habersiz Fatih’de bir psikiyatri merkezine giderek muayene oldu. Bu muayene sonrası Filiz’e, şizofreni tedavisinde kullanılan ve kullanan kişide şiddete yol açan ilaçlar verildi.

ÖLDÜRMEDEN ÖNCE PARA VERDİ

*Filiz, Göktuğ Demirarslan ile sevgilisi Elena Radckhova’ı öldürmeden önce ikiliye para vererek kaçmalarını istedi.

Reklamlar

MK ULTRA PROJESİ : ABD’deki havalimanı saldırganı Irak’ta görev yapan eski bir asker çıktı


ABD’deki havalimanı saldırganı Irak’ta görev yapan eski bir asker çıktı

Florida eyaletindeki Fort Lauderdale Havaalanı’nda dün düzenlenen bir silahlı saldırıda beş kişiyi öldüren saldırganın eski bir asker olduğu ve Irak’ta görev aldığı ortaya çıktı. Esteban Santiago isimli saldırganın geçen sene ordudan atıldığı öğrenildi.

Saldırgan, Miami bölgesindeki plajlara giden turistlerin kullandığı işlek bir havalimanı olan Fort Lauderale’in 2 numaralı terminalindeki bagaj alım bölümünde yolcuları hedef aldı.

Alaska’dan Florida’ya gelen Santiago’nun üzerinde taşıdığı tek şey silahıydı. Alaska’nın Anchorage kentinde görevlilere teslim ettiği silahını Florida’da aldıktan sonra tuvalette şarşörü dolduran Santiago sessizce bagaj bekleyen yolcuların arasına karıştı ve kanlı saldırıyı gerçekleştirdi.

Beş kişinin öldüğü, sekiz kişinin yaralandığı saldırıdan sonra Santiago polis tarafından yakalandı ve gözaltına alındı.

İngiliz Daily Mail gazetesinin aktardığı habere göre Santiago evinde döndüğünden beri psikolojik sorunlar yaşıyordu

“BANA IŞİD VİDEOLARI İZLETİYORLAR”

Geçen kasım ayında Anchorage’daki FBI ofisine giden Santiago, hükümetin zihnini kontrol etmeye çalıştığını ve kendisine zorla IŞİD videoları izletildiğini söyledi. Santiago bu olaydan sonra psikiyatrik tedavi görmeye başladı.

Saldırgan iki senedir kız arkadaşıyla birlikte Alakska’da yaşıyordu. Çiftin yeni doğmuş bir kızları var.

2007’den bu yana sırasıyla Porto Riko Ulusal Savunma ve Alaska Ulusal Savunma için görev yapan Santiago, 2010 ile 2011 yılları arasında Irak’a gönderildi.

Kariyeri başarılarla dolu bir asker olan Santiago geçen sene Ağustos ayında “yetersiz performansı” nedeniyle terhis edilmişti.

MK ULTRA PROJESİ : ZİNDAN ADASI, MK ULTRA VE NAZİ DOKTORLAR


ZİNDAN ADASI, MK ULTRA VE NAZİ DOKTORLAR

Kaynak : http://tylerdrdn.blogspot.com.tr/2012/06/zindan-adasi-ve-mk-ultra.html

Filmin sonunu anlamamak gayet normalken, filmin verdiği mesajı anlamamak embesillik bence hacı. Çünkü film birçok ipucu vermiş sana, ”al bunları sen birleştir hacı ” diyor.

Ama tabi etrafımız koyunlarla kaplı olduğu için, filmin sadece sanat yönüyle ilgilenenler mevcut. Onlar sadece kim nasıl oynamış, sevişme sahneleri gerçekçi mi gibi şeylere dikkat ediyorlar, bizzat gördüm, yaşadım..

Ulan sanane adamın filmde kadını gerçekten öpüp öpmediğinden, sanane ağlarken soğan doğrayıp doğramadığından lan, sanane. Bu herifler milyon dolarlar harcayıp, sana bir mesaj veriyorlar filmde, milyon dolarlık bir mesaj… Ama sen güdümlük koyun sadece çıplak sahnelere yoğunlaşıyorsun, ”abü kız at gibüydü yaa hıhahahaha :):):)” gibi yorumlardan başka hiçbir farklı görüş bildiremiyorsun film hakkında..

” Titanic, finalde batıyo, amaaan ne biçim film ” mantığıyla film seyredilmez olum.

Özellikle bu gibi filmler, kesinlikle ”sadece film yapalım, iki tane de sevişme sahnesi koyduk mu, gelsin para” zihniyetiyle yapılmıyor. Adam çok güzel bir kurguyla çıkıyor senin karşına, ama o kurgunun altında çok açık bir mesaj vermek istiyor. Embesiller anlamıyor o ayrı..

Biraz uzun ve dolambaçlı bir yazı olacak bu. Fakat bu da yine oldukça önemli bağlantıların bulunduğu bir yazı olacak hacu. Şimdi sizlere bir filmin nasıl bu kadar güzel bir şekilde bu kadar çok olaya birden atıfta bulunduğunu belgelerle kanıtlayacam.

Bakınız film,

Diye, özellikle vurgulanarak başlıyor. 1950 ‘li yıllarda olduğunu bilmemizi özellikle istiyorlar. Yani 50 yıl kadar öncenin hikayesi diyorlar gözümüze soka soka. Eyvallah. Şu ana kadar tamam..

Ondan sonrasını, izlemeyenler için bi özet geçecem.

Bu gördüğünüz yazıyla başlıyor film.

Ve,
DiCaprio bir FBI ajanıdır,

ve Boston Harbor Adaları’ nda, bir akıl hastanesi ve tutuklu evinde gerçekleşmiş olan bir firar vakasına atanır. Burası sadece deli suçluların bulunduğu bir hapishanedir. Yani anlayacağın, hem akıl hastanesi, hem hapishane hacı. Eğer bir deli suç işlerse, kendini orada buluyor. Hem akıl hastanesindeki yöntemler uygulanıyor, hem de hapishanedeki sıkı kurallar ve zindanlar mevcut.

Ashecliff akıl hastanesi ve hapishanesi

DiCaprio aslında bu davaya bizzat atanmak ister ve başarılı olur. Yanına da bir ortak verilir, fakat bu ortaktan feribotta haberi olur DiCaprio abimizin.

Davaya atanmak istemesinin nedeni ise, Ashecliff’ te yasa dışı olaylar olduğunu düşünmesidir.

Ne tür yasa dışı olaylar peki?

Bakın size filmdeki konuşmalarla anlatayım bunu ;

(konuşmaları aynen yazıya geçiriyorum, virgülüne dokanmadan)

– Ladies ortadan kaybolunca, Ashecliff ile ilgili araştırma yapmaya başladım. Burayı pek çok kişi biliyor ama, kimse konuşmak istemiyor. Yani sanki bir şeyden korkuyorlar. Buranın özel bir ödenekle kurulduğunu biliyor muydun, Amerika’ ya ihaneti soruşturma komitesi ödeneğiyle.

– Öyle mi, peki Boston Harbor’ da bir adadan komünistlerle nasıl savaşıyoruz?

(Amerika’ya ihanet dedikleri olay, o yıllarda bildiğiniz üzere ABD ve Sovyetler arasında bir soğuk savaş vardı ve Sovyet dayılar da komünistti. Bu yüzden onlarca komünistliğe karşı komite falan kuruldu)

– Beyinle ilgili deneyler yaparak. En azından öyle tahmin ediyorum.

– Burada yapıldığını mı düşünüyorsun?

– Dediğim gibi, kimse konuşmuyordu tamam mı, ta ki burada hasta olan birini bulana kadar. Adamın adı George Noise. Üniversteli bir çocuk, bir sosyalist. Bir psikoloji araştırması için para teklif edilmiş, neyi test ettiklerini tahmin et.

– Diş macunu…

– Her yerde ejderhalar görmeye başlamış. Neredeyse profesörünü dayaktan öldürecekmiş. Sonra Ashecliff ‘ e gönderilmiş, C bölümüne… Bir yıl sonra bırakmışlar. Ve ne yapmış biliyor musun, iki hafta sonra bir bara girmiş, üç kişiyi bıçaklayarak öldürmüş. Avukatı deli olduğunu iddia etmiş, ama Noise mahkeme salonunda ayağa kalkmış ve hakime elektrikli sandalye için yalvarmış, akıl hastanesine asla gitmem demiş. Hakim ona Dethum Cezaevi’ nde müebbet vermiş.

– Ve sen de onu buldun?

– Evet onu buldum. Adam berbat bir halde. Ama anlattıklarına bakılırsa, burada insanlar üzerinde deneyler yapılıyor.

– Bilmiyorum patron. Deli birine nasıl inanabilirsin ki?

– İşin güzel tarafı bu ya, delilerden harika kobay olur, konuşsalar bile kimse kulak asmaz.. Dakao’ da bulundum, insanların birbirlerine neler yapabileceğini gördük değil mi.. Onları durdurmak için savaşa girdik ama, bizim topraklarımızda da öyle insanlar olabileceğini öğreniyorum. Hayır…

– Peki buraya ne yapmaya geldin Ted?

– Kanıtı bulacağım, döneceğim ve buranın foyasını meydana çıkaracağım. Hepsi bu..

– Bir dakika. Ashecliff ile ilgili sorular sorup, buraya gelmek için fırsat kolluyordun ve birden sana mı ihtiyaç duyuldu?

– Evet, ben, şanslıydım. Bir hasta kaçtı ve mükemmel bir malzemeydi..

– Hayır, hayır patron, şans öyle birşey değil.. Dünyada işler böyle yürümüyor. Bir lağım tesisinin etrafında elektrikli teller var, C bölümü bir iç savaş kalesinin içinde SS ile bağları bulunan bir genelkurmay başkanı, komünist ödeneği, tanrı aşkına burayla ilgili herşey hükumet operasyonu kokuyor. Ya buraya gelmeni onlar istediyse?

– Saçmalık!

– Sorular soruyordun.
– Saçmalık!
– Buraya Rachel Solando için geldin ama onun var olduğuna dair bile hiçbir kanıt yok.

– Bu vakıaya atanacağımı bilmeleri mümkün değil. İmkansız.

– Ya sen onları soruştururken onlar da seni soruşturduysa? Belki de sahte bir firar ayarlayıp seni buraya getirdiler ve işte ellerindesin. İkimiz de burada ellerindeyiz!

Sanırım ne tür yasadışı olay olduğunu anladınız gadasını aldıklarım. Anlamayan öküz başlı antiloplar falan varsa hemen gidip mutfaktan bir bıçak alsınlar ve harakiri yapsınlar anasını satayım.

İşte film tamamen bu konu üzerine ciğerler. Yani Amerika’ da deliler üzerinde beyin deneyleri yapıyorlarmış ve onları topluma bırakıp, deneyin işe yarayıp yaramadığını test ediyorlarmış. Delilere kimse inanmayacağı için de bu işi tereyağından kıl çekercesine kolay hallediyor ve gizliliklerini koruyorlarmış. Bence her bir noktası çok mantıklı..

Peki, şimdi gelelim asıl anlatmak istediğim konuya. Filmin başındaki resmi hatırladınız di mi ; ” Boston Harbor Adaları, 1954 ” diyordu bize, ve ben de size ” özellikle 1950′ li yıllarda yapıldığını gözümüze sokuyorlar ciğerler” dediydim.

Şimdi konumuza şöyle değişik renkler katarak devam edelim conconlar ;

Size şöyle birşey göstereyim ;

MK Ultra Projesi

MK Ultra ‘nın açılımı ise ;

Manufacturing Killers Utilizing Lethal Tradecraft Requiring Assasination

Bu MK Ultra hakkında bir sürü yazı var, önce onları paylaşmak istiyorum, isterseniz daha ayrıntılı bilgi için göz atarsınız ;

1. http://zihinkontrol.blogcu.com/mkultra-yontemi/2162157

2. http://www.mindspring.com/~txporter/sec3.htm

3. http://zihinkontrol.blogcu.com/amac-beyin-kontrolu/1678253

4. http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/3108.html

5. http://michael-robinett.com/declass/c000.htm (Bakın bu sayfa CIA ‘in hükumete sunduğu resmi sayfalar. Orjinallerin fotoları çekilmiş ve sayfaya aktarılmış, yalnız bu da İngilizce gerektirir)

6. http://www.sevgiadasi.com/ml-ultra-zihin-kontorolu-deneyi-projesi-nedir/

7. http://www.haberegider.com/zihinkontrolu.php

8. http://www.lostforum.gen.tr/index.php?topic=6328.0;wap2

9. http://www.bilgiyuvasi.com/mk-ultra-beyin-yikama-%C2%AB-cia-operasyonlari

10. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=15004.0

Bakın yine anlatacaklarımı sallamadığımı zat-ı alinize göstermek suretiyle birçok yazı gösterdim, umarım memnun-u ayan olmuşsunuzdur efenim hehe.

Olaya şöyle bir kafa atalım ciğersiz, filmimiz bize en başta ne demişti ; 1954, tamam. Peki sizlere gösterdiğim vikipedi sayfasında MK Ultra projesinin ne zaman başladığı yazıyordu ;

1950. Hmmm, tesadüfe bak hacu yaaa..

Film bize vermek istediği mesajı aslında en başta verdi bile, o tarihi özellikle gözümüze soktular ki, geri kalan bölümlerde anlatacakları olayları bir yere bağlayabilelim hacı. İzlemeyenler için filmin hangi konu üzerinde döndüğünü anlattım zaten.

Akıl hastanesindeki hastalar üzerinde beyin deneyleri yapılıyor, ve bu deneyler bizzat hükumet tarafından destekleniyor. Deneye tabi tutulan kobaylar, toplum içinde test ediliyorlar. Film zaten bunun üzerine kurulu bir senaryoya sahip.

Şimdi bizlere gösterilen bu senaryo ile MK Ultra arasındaki ”tesadüfi” benzerliklere bir bakalım.

MK Ultra hakkında bir çok araştırma yazısı verdim zaten, oralardan ayrıntılı olarak görebilirsiniz bu projeyi. Ben de kendi kafamda kaldığı kadarıyla,ufak bir girizgah maiyetinde özet geçecem ;

CIA, kurulduktan kısa süre sonra insan beynine müdahale konusunda oldukça derin araştırmalar yapmış. İnsanların zihinlerine girme ve onları kontrol etmeye çalışmış ve bu projeye MK Ultra adı verilmiş.

Bu zihin kontrol deneyleri aslında daha öncesine dayanır, Naziler’e..

Naziler, Dünya Savaşlarında işgal ettikleri yerlerde, insanlar üzerinde beyin deneyleri yapmaya başlar. İnsanların beyinlerini açıp, çeşitli yerlerine dokunarak görme, duyma, tat alma gibi yerleri belirmeye çalışmışlardır. Ve başarılı da olmuşlardır haa. Tıp konusunda acayip ileri gitmiş bu gavatlar. İnsan beyniyle ilgili harika buluşlar falan yapmışlar, tabi kötü anlamda, Naziler insanlığın iyiliği adına çalışacak değiller ya anasını satayım.

Yapılan deneylerden sonra, bu insanları savaşlarda kullanmaya başlamışlar. Beyindeki acı hissetme bölgesini bir şekilde köreltip insanların acı hislerini oldukça aza indirmişler ve savaşlarda kullanmışlar. Bu acı hissetmeme hakkında baya da film var zaten, örneğin Jet Li ‘ nin Kara Maske filmi tamamen bu konu hakkında yapılmış, biraz eski ama güzel filmdir hacı, tavsiye ederim.

Ahan da film afişi panpa

Bu beyin deneyleri o kadar ilerletilmiş ki, Nazi askerlerinin sırf beyin deneyine tabi tutulmuş askeri timleri bile varmış anasını satayım. Adamlar über mal yani.

Naziler genetikle acayip uğraşmışlar, özel eğitilmiş ve sınırsız yetkilere sahip doktorları varmış. Bu doktorlar her yerden ve her türden insan üzerinde, rızaları alınmaksızın deneylere tabi tutmuş. Bu konuyu da biraz araştırdım, öyle sapıkça şeylerle karşılaştım ki inanamazsınız.

Göz rengini değiştirmek için, insanların gözüne mavi ve yeşil mürekkepler enjekte etmek, insanları çırılçıplak buzlu suda ve sıfırın altındaki havada bekletip, soğuğa dayanaklı mı diye bakmak, insanların kafataslarını açarak beynin işlevlerini öğrenmek, çocukları hadım etmek, zehirleri insanlarda denemek ve daha birçok canice, sapıkça ve gavatça deney yapmışlar.

Bu deneyler sonucunda yaklaşık 6.000.000 insanın öldüğü söyleniyor.

Bizim şu sözde soykırımda 500.000 Ermeni falan ölmüşmüş, ulan o öldüğü söylenilen heriflerin yarısından fazlası şuan Doğu Anadolu’ da hala kıçlarını gere gere yaşıyor anasını satayım, ve şu kadar insanın ölmesi tüm dünyada çok geniş yankı buluyor, Fransız itler yasa falan çıkarıyor, ama bu Nazi gavatları soykırımın atasını yapmalarına rağmen, hiç kimseden çıt çıkmıyor. Bugün kimse Almanlara soykırımcı gibi yaftalar yapıştıramıyor nedense..

Bilmiyorum, çok ilginç olaylar bunlar.

Naziler bu iş hakkında bu kadar ileri gitmişken, Amarika abi öle melül melül bakar mı… Hemen el atmışlar olaya. Bu beyin deneyi yapan doktor grubunu bulmuş ve yargılamaya başlamış, bakınız kanıt ; Doktorlar Davası

Davada tam 20 tane doktor yargılanmış. İnsanlar üzerinde deney yaptıkları için suçlanmışlar. Bazıları ölüme mahkum edilmiş, bazıları da ömür boyu hapse. Fakat, aralarında yurt dışına kaçan ve asla yakalanamayan bir doktor var ki, tam bir ……

Adamın adı Josef Mengele, beyin deneyleri konusunda oldukça yetkili bir herifmiş, canilik ötesi birçok deney yapmış bu herif.

Bu itin marifetleri aşağıda ikamet etmekte hacu, daha fazla küfür etmek için bakabülüsün ;

1. http://tr.wikipedia.org/wiki/Josef_Mengele

2. http://www.cnnturk.com/2008/yasam/diger/05/24/tarihte.bugun.24.mayis/462491.0/index.html

3. http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/297354.asp

4. http://www.ushmm.org/wlc/tr/article.php?ModuleId=10005168

5. http://www.mengele.dk/

6. http://korkusitesi.com/korku-genel/kriminal/seri-katiller/dr-joseph-mengele

7. http://wotakincilar.com/forum/dr-josef-mengele-nami-diger-olum-melegi-t361.0.html

8. http://natgeotv.com/tr/nazi-ikizlerinin-esrari/hakkinda

9. http://www.sacitaslan.com/yasam-bu-iddia-cok-konusulur_17638.html ( bu ilginç)

Bu gavattan sonra gelelim Albert Hofmann ‘a.

Albert Hofmann

Bu gudubet dayımız da yine zihin kontrolü için çalışmalar yapmakla geçirmiş hayatını. Kırlarda geziye çıkıp, nerede insanı manyaklaştıran bir bitki bulabilirim diye araştırmalar yapıyormuş, bu da ayrı bir mal yani.

Ve o kır gezilerinden birinde, sonunda aradığı bitkiyi bulmuş ; Çavdar Mahmuzu

Bu mantar türü ile de LSD adında bir ilaç yapmış. Aslında bu zihin kontrol araştırmalarının bir dönüm noktasıdır bu ilaç. Çünkü bu ilaçtan bir damla alan adam ejderhalar, kelebekler, dinazorlar falan görmeye başlar, halüsinasyon yaratıcı bir ilaçtır.

Örneğin Albert Hofmann ilacı önce kendisi üzerinde denemiş, ve bakın neler söylemiş ;

” Önümdeki her şey dalgalanıyordu, her şey içbükey bir aynadan yansıyan bozuk görüntülere dönüşüyordu. Sanki olduğum yerde pedal çeviriyor, bir türlü yol alamıyordum."37 yaşındaki kimyager Hofmann o gün, tarihin ilk LSD tribini yaşıyordu. Evine ulaştığında öleceğini zannetti. Oda çevresinde fırıldak gibi dönüyor, duvarlar zıplıyordu. Aşina nesneler tuhaf, korkunç biçimler almaya başlamıştı. Eşyalar sürekli hareket ediyor, garip oyunlar oynuyordu.Sanki önümde yepyeni bir hayat uzanıyordu, sanki dünya yeniden yaratılmıştı"

Daha sonra MK Ultra projesi için kullanılmış ;

1947’de CIA’in MKULTRA-LSD adını verdiği bir projeyle silah silahı olarak kullanılıp kullanılmayacağı araştırıldı. Bunun için LSD CIA eliyle halka dağıtıldı. Çiçek Çocuklar denilen 68 kuşağının ilk etapta yasal olarak kullandığı bir halüsinojendi. Gece Yarısı Operasyonu ile CIA LSD’yi fahişelere vererek deneyler yaptı…

Bakınız, çocuklara yani gençlere uygulanmış..

Şimdi ciğersizler, artık konuların hepsini birbirine bağlayalım;

Filmde geçen ve yukarıda verdiğim diyalogta bir gence, haberi olmadan ve rızası alınmadan bir ilaç verildiğini söylemişti DiCaprio abimiz. Ve ilacı içtikten sonra her yerde ejderhalar görmeye başlamıştı, yani halüsinasyon. Ve ne tesadüftür ki, LSD denilen ilaç da aynı şekilde gençlere haberleri ve rızaları alınmaksızın verilmiş.

LSD hakkında şurası çok önemli ciğersizler, ve filmle de birebir örtüşen bir açıklama ;

Halüsinojenler içerisinde en kuvvetli olandır. Algılama yapısını tamamen değiştirir ve kullanan kişiyi başka bir dünya’ya (hayaller alemine) yollar. LSD etki sürecince, kişiyi gerçek dünya’dan soyutlar. LSD, beyin üstünde çok güçlü bir etkiye sahiptir. Kullanan kişinin ruh haline göre etki eder. Çok mutlu olan biri LSD kullandığında cennete gittiğini bile görebilmektedir. Ama mutsuz olan kişileri iyi olmayan bir hayaller alemine götürür. LSD, kuşlarla beraber havada uçmak, uzay yolculuğu yapmak gibi, kişi için imkansız olanakları birebir gerçekmiş gibi yaşatır. LSD kullanan kişi, hayatında önemli bir yeri olmuş olan insanları da tekrar görebilir, onlarla iletişim kurabilir. LSD etkisinde kişi, genellikle etkilendiği konular üzerine hayaller görür. Çevresinde ki nesneler de dahil, bu hayallere göre şekillenir. Her şey kişinin hayal kurmasına bağlıdır. LSD, bilinçaltında olan, eskiden yaşanmış olayları tekrar yaşa manıza/görmenize bile sebep olabilir. LSD etkisinde olan biri her türlü nesneyle iletişim kurabilir ve o nesnelerin onla diyaloğa girdiğini işitebilir.

Yani bu ilacı kullanan kişi tamamen bir hayal dünyasına göç ediyor. Filmdeki diyalogta da Dicaprio, aynen de bundan bahsetmişti. Ve bu işin bizzat devlet destekli olduğunu vurgulamıştı. Sanırım buraya kadar anlamayan bir embesil yoktur.

DiCaprio feribotla Zindan Adası’ na gelirken, cebinde sigaralarını bulamaz ve ortağı ikram eder. Film boyunca sigarayı ortağı verir. Ve adaya vardıklarında DiCaprio ölen karısı ve askerlik dönemleri hakkında çok gerçekçi rüyalar görmeye başlar. Uyanıkken bile karısını ve toplama kamplarındaki çocukları görebilir. Yani halüsinasyon görmeye başlıyor adada. Ve nedense bu halüsinasyonlar ortağının sigaralarını içmeye başladığında ortaya çıkıyor.

Yani birileri DiCaprio’ ya gizlice LSD veriyor olabilir mi…?

George Noise

George Noise ” karın öldü unut onu. O senin beyninle oynuyor! ” diyor…

Yani bunun bir halüsinasyon olduğunu…

Bu yüzden,

LSD ‘nin şu kısmına tekrar dikkatinizi çekecem ciğersizler ;

LSD kullanan kişi, hayatında önemli bir yeri olmuş olan insanları da tekrar görebilir, onlarla iletişim kurabilir

Hmmm, tesadüfe bak hacu yaa. Hayatında önemli yeri olmuş insanları tekrar görebilirmiş, vay anassınaaaaa…

Ve bir de ;

LSD etkisinde kişi, genellikle etkilendiği konular üzerine hayaller görür.

denilmiş. DiCapiro abimiz de filmde eski bir askerdi ve toplama kamplarında birçok kişiyi öldürmüş ve bunun oldukça etkisinde kalmıştı.

İlginç olaylar bunlar.

Son olarak şu diyaloğu alacam filmden, ki bu da önemli ;

– Sen acının vücuda nasıl girdiğini biliyor musun şerif?

– Nerenin acıdığına bağlı.

– Hayır, teninle hiçbir ilgisi yok. Acıyı beyin kontrol eder. Beyin korkuyu, empatiyi, uykuyu, öfkeyi, açlığı, herşeyi kontrol eder. Ya sen onu kontrol edebilseydin?

– Yani beyni mi?

– Bir adamı acı hissetmemesi için yeniden yaratırdın, veya aşkı, ya da sempatiyi.. İtiraf edecek anıları olmadığı için sorguya çekemeyeceğin bir adam..

– Bir adamın tüm anılarını asla silemezsin, asla.

– Şerif, Kuzey Koreliler beyin yıkama deneylerinde Amerikan savaş esirlerini kullandı, askerleri hainlere dönüştürdüler, burada yaptıkları da bu. Dünyaya yayılıp, aklı başında insanların asla yapmayacakları şeyleri yapacak hayaletler yaratıyorlar.

– Böyle bir bilgiye, böyle bir beceriye sahip olmak yıllar alır.

– Yıllar süren araştırmalar, kobay olarak kullanılacak yüzlerce hasta… Bundan ”50” yıl sonra, insanlar geçmişe bakıp, herşeyin burada, bu yerde başladığını söyleyecek. Naziler yahudileri kullandı, Sovyetler kendi budaklarındaki esirleri, ve biz kullandık, Zindan Adası ‘nda…

Bu diyalog, biraz önce anlattığım konuyu özet geçmiş. Birebir aynı senaryo… Şimdi bir de şu LSD hakkında, söylediklerimi doğrulayacak bir diyalog var onunla devam edelim ciğersizler ;

– Hiç üzücü bir olay yaşadın mı şerif?

– Evet. Ama neden? Bu önemli mi?

– Çünkü geçmişindeki bir olayı işaret edip, aklını kaybettiğini söyleyeceklerdir. Böylece seni buraya aldıklarında arkadaşların ve meslektaşların diyecek ki ; ”tabiki, delirdi. Yaşadıklarından sonra kim delirmez ki? ”

– Başın nasıl? Tuhaf rüyalar görüyor musun? Uyuyabiliyor musun? Baş ağrıları?

– Benim migrenim tutuyor evet.

– Tanrım! Hap falan almadın değil mi şerif? Asprin bile olsa?

– Asprin almıştım.

– Tanrım! Kafetaryadki yemeği yiyip, verdikleri kahveyi içtin mi yani? En azından kendi sigaralarından içtiğini söyle! ?

– Bana o deniz fenerinde ne olduğunu söyle.

– Beyin ameliyatı. Kafatasını açalım bakalım, bunu çekince ne olacak tarzı. Nazilerden öğrendik tarzı… Hayaletleri orada yaratıyorlar.

Evet, konuyu anlamak adına son diyalogtu bu. Filmde verilen tüm bilgiler, tüm tarihler ve örnekler gerçeklerle birebir örtüşmekte. MK Ultra projesi zaten tüm dünya tarafından bilinen bir projeydi zamanında, fakat yıllar sonra Amerika bu projeyi artık durdurduğunu söyledi. Fakat gelin görün ki bu proje hala hayattadır, zaten Amerika ‘nın sırf insan haklarına aykırı diye bir projeyi bitireceğini falan düşünmüyorsunuz di mi?

Bu anasını sattığımın Amerika ‘ sı o kadar da iyi niyet kredisi barındıran bir ülke değil şahsen.. Adamlar ülke adına kullanabilecekleri her türlü yola başvururlar, ama iyi ama kötü.. Onlar için tek önemli olan şey menfaattir.

Zindan Adası filmi de, ” bakın bu adamlar bu işleri bitirmedi olom, ayık olun dikkat edin” diye bir mesaj veriyor. Bundan 50 yıl sonra demişti yukarıdaki kadın, yani günümüzü kastetmişti. Bunu yazan adamın bu diyaloğu kurdurmasının sebebi ne sizce gadasını aldıklarım?

Tabiki günümüzde bu işin ne kadar ileri gittiğini anlatmak için. Laf olsun torba dolsun diye söylenmez heralde o kadar laf. Verilmez o kadar ipucu. Milyon dolarlık filmler öle saçma şeylerin bir arada bulunmasından oluşan görüntü ve diyalog topluluğu değil anasını satayım.

Fakat işin sadece sanat tarafıyla ilgilenir bazı öküzler. O öküzlerden olmamanız ve gördüğünüz he rşeyi sorgulayabilmeniz dileğiyle, hadi eyvallah ciğerler…

MK ULTRA PROJESİ : HAARP Tekrar Devreye Giriyor


HAARP Tekrar Devreye Giriyor

Komplo teorisyenlerinin favorileri arasında yer alan HAARP projesi bu yıl tekrar kullanıma girecek.

Yapımı 1990 yılında onaylanan ve inşaatı 1993 yılında başlayan HAARP projesi, komplo teorisyenlerinin favori konuları arasında yer alır. Amerikan Hava Kuvvetleri, Amerikan Donanması, DARPA, BAE Advanced Technologies şirketi ve Alaska Üniversitesi tarafından ortaklaşa yürütülen proje, atmosferik araştırmalar için hayata geçirilmişti.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Alaska eyaletindeki Gakona bölgesine kurulan tesislerde, çok geniş bir yelpazede radar, radyo ve video gözlem teknolojileri yer alır. Ancak komplo teorilerine malzeme olmasına sebep olan en önemli donanım, burada bulunan ve atmosferin iyonosfer tabakasında çeşitli testler yapmaya imkan tanıyan, yüksek frekanslı 180 adet antenden oluşan düzenektir.

HAARP projesinin işletilmesi 2013 yılında durdurulmuştu. Amerikan Hava Kuvvetleri projenin 2014 yılında tamamen kapatılmasına ve tesislerin sökülmesine karar vermişti. Ancak daha sonra tesislerin sökülmesi yerine, Alaska Fairbank Üniversitesi’ne devredilmesine karar verildi.

Alaska Üniversitesi yakında bu tesisleri yeniden çalışır hale getirmeye hazırlanıyor. Dünyanın dört bir yanından gelecek araştırmacılara açılacak HAARP tesisleri, belirli bir ücret karşılığında bilimsel çalışmalar için kullanılabilecek.

Daha önce burada yapılan çalışmalarda elde edilen veriler, uydu haberleşme ve gözetleme sistemlerinden, atmosferik keşiflere kadar geniş bir yelpazede yeni buluşlara kaynak olmuştu. Dünya üzerinde HAARP benzeri pek fazla tesis bulunmuyor.

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Telegram Zihin Kontrol İşkencesi – Telegram nedir? Nasıl çalı şır ? (BÖLÜM 1 – 2 – 3)


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=0HdjdR7P_Dw

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=HnVmddqtoeY&feature=em-subs_digest

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=T27mQsYIsWw

MK ULTRA PROJESİ /// ABD’nin gizli deprem silahı HAARP şüphesi : Türkiye beşik gibi sallanıyor !


ABD’nin gizli deprem silahı HAARP şüphesi : Türkiye beşik gibi sallanıyor !

Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek ABD’nin deprem silahı HAARP’dan bahsederek bölgede ‘sismik araştırma gemisi olabilir’ demişti. Aynı tartışmalar 17 ağustos 1999 depremi sonrasında da yaşanmıştı. Peki, gerçekten dünya üzerinde böyle bir teknoloji var mı?

Amerika’nın uzun yıllardır üzerinde çalıştığı HAARP projesi neyi amaçlıyor? HAARP bir kıyamet silahı mı? ‘Kara Bilim’in sınırları nerede başlayıp nerede bitiyor? 17 Ağustos depremi bir elektromanyetik saldırı olabilir mi? Bütün bu soruların cevabını 1999 depreminden bu yana konuyu araştıran ve ulaştığı bilgi ve belgelerle ‘Beynimdeki Yabancı’ adlı kitabını yazan 15 Temmuz sonrası Ali Selman Demirbağ şunları anlatmıştı.

Yıllardır bu konu üzerine çalışıyorum

2003 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Bio Medikal Teknolojisi bölümünden mezun oldum. Serbest Fizik Teorisyenlerinden Parçacık Fiziği (Kuantum Mekaniği) Eğitimi aldım. O günden bu yana çalışmalarımı Beynimdeki Yabancı isimli kitabımda topladım. Ayrıca küresel güçlerin insanlığa hükmetme hegemonyasıyla ilgili konsorsiyum şeklinde hazırlanan Zihin Kontrol Operasyonları isimli kitaba katkıda bulundum. Doğa olayları ve kontrolü hakkında özellikle HAARP Teknolojisi (Kara Bilim) 2011 yılında Amerikalı Akademisyen Dr. Nick Begich ile CIA’in gizli çalışmalarıve açıklanmış belgeleri üzerine ve HAARP teknolojisinin gizlenen asıl amaçları çalışma sistemi, etkileri ve alınması gereken önlemler hakkında çalışmalar yaptım.

MUCİDİ NİKOLA TESLA

İlk yapay deprem deneyleri Sırp asıllı bilim adamı Nikola Tesla tarafından New York’taki laboratuvarında başarıyla gerçekleştirildi. ‘Elektromanyetik Dalgalar’ın mucidi Tesla, bu dalgaları kullanarak Richter ölçeğinde 5 şiddetinde suni bir deprem yapmayı başardı. Tesla’nın başarısı New York Times’ta yayımlandı. O dönemde çok fazla bilinmeyen elektromanyetik dalgalar ve etkileri, bilim çevreleri ve kanaat önderleri tarafından korkutucu ve gereksiz görülerek dışlandı. Bunun yanında Tesla’nın çalışmaları elektriğin kablosuz taşınması yönünde ilerlediği için, para kaybedeceğini düşünen dönemin bakır ve iletken kablo kartelleri de Tesla’nın önünü kestiler.

1920’DE SUMEN ALTI EDİLDİ

Nikola Tesla’nın elektromanyetik dalgalarla yaptığı çalışmaların konu başlıklarını; ‘Enerji birikimi yüksek fay hatlarının olduğu bölgelerde depremi tetiklemek’, ‘İklimi kontrol etmek (Dünyanın manyetik alanlarını ve iyonosferi kullanarak yağışı ve rüzgârları kontrol etmek)’, ‘İstenilen bölgeye yıldırım düşürmek ve enerjisini depolamak’, ‘İstenilen bölgeye radyasyon vermek’, ‘Tüm iletişimi engelleyerek sadece kendi iletişimini sağlamak’ şeklinde sıralayabiliriz. 1920’lerde sumen altı edilen bu çalışmalar, II. Dünya Savaşı ile tekrar gündeme geldi, gizli servisler tarafından yürütüldü.

KARA BİLİM

Peki, tüm bu gizli servislerin yapmış olduğu bilimsel çalışmaların günümüzdeki yansımaları ve devamı nasıl gerçekleşmekte? Bu sorunun cevabı bir muaama değil, aksine birçok bilim insanı, teorisyen ve gizli servis tarafından kamunun bilgisine sunuldu. Ancak bazı çevreler inanmadıklarından mıdır yoksa akademik kariyerlerine zeval gelmesin diye midir bilinmez, ülkemizde bu durumu ‘komplo teorisi’ diye adlandırıyor. Oysa bu konuda Amerika’da birçok yayın var, üniversitelerde çalışmalar yapılıyor ve kamuoyuyla paylaşılıyor. Günümüzde bu çalışmalar, Nikola Tesla’nın 100 yıl önce geliştirdiği temel prensipler üzerinden, HAARP Projesi kapsamında devam ediyor. Ben bu çalışmaları ‘Kara Bilim’ diye adlandırıyorum. Kara bilim, başta ABD olmak üzere büyük devletlerin, dünyayı kendi hegemonyaları altında tutabilmek için yaptıkları bilimsel-teknik araştırmalara ve üzerinde çalıştıkları çeşitli projelerin toplamına verilen addır. Bu projeler büyük ölçekli ve büyük bütçelerle yürütülen, gizli veya yarı gizli projeler.

BÜTÇESİ 30 MİLYON DOLAR

İşte HAARP (High Frequency Active Auroral Research Program) Projesi’nin de bu tip bir ‘Kara Proje’ olduğuna dair ciddi iddialar var. HAARP ‘Dünyanın en büyük ve en güçlü radyo verici (iletici) birimini imal etme projesi’. Proje, Amerikan Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından ortaklaşa finanse ediliyor. 30 milyon dolarlık programın yürütme göreviyse Alaska Üniversitesi’nin. Proje, Alaska/Gakona’nın 11 mil doğusunda inşa edildi. 1993 yılında uygulamaya konan program 2002 veya 2003 yılında tamamlandı.

MASUM BİR PROJE DEĞİL

Aslında HAARP gizli bir proje değil. Amerikan Savunma Bakanlığı da HAARP’ın varlığını diğer projelerde olduğu gibi inkâr etmiyor. İnternette HAARP’ın kendi web sitesi bile var. Bu ihtilaflı projenin yöneticisi olan John Heckscher’e göre HAARP’ın amacı gayet masum. HAARP, iyonosferi dev bir anten olarak kullanabilmek amacıyla, bir parçasını ısıtmak için araştırmacıların kullanabileceği bir alet. Amerikan ordusu da HAARP için, ‘iyonosfer üzerine yapılan bilimsel bir araştırma’ gibi zararsız bir gerekçe ileri sürüyor. Oysa iyonosfer tabakası askeriye için önemli. Çünkü ordu tarafından kullanılan iletişim, gözetim ve denizcilik sistemlerinin hepsi iyonosferin içinden geçer veya iyonosfer tarafından yansıtılır. İyonosferin bir bütün olarak anlaşılması ve kontrol edilmesi Pentagon’a bu sistemler üzerinde daha iyi kontrol imkânı verecek. Ancak ABD’nin bilimi, teknolojiyi ve bilim insanlarını nasıl kullanageldiği düşünülürse ve ortaya konan deliller de göz önünde tutulursa, yapılmak istenenlerin masumane olduğunu söylemek zor.

“SOR, AMERİKALILAR MI YAPMIŞ”

Benim ‘HAARP- Kara Bilim’le tanışmam 17 Ağustos Depremi’yle oldu. 9 Eylül Üniversitesi’nde öğrenciyken gerçekleşen bu olay herkes gibi beni de derdinden etkiledi. Üstelik dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in, Ahmet Mete Işıkara’ya “Depremi Amerikalılar yapmış olabilir mi?” diye sorması ve cevap alamaması meselesi, deprem esnasında görülen alev topu, Gölcük Deniz Üstündeki devir teslim törenine üst düzey Amerikan ve İsrailli subayların ilk defa gelmiş olması, depremden sonra bölgenin dalışa yasak ilan edilmiş olması konuyu odak noktama aldı. Nihayetinde uzun araştırmalar sonucu yukarıda bilgilere ve bazı açıklanmış CIA belgelerine ulaştım. Bu belgelerde geçmişte yapılan gizli deneyler de yer alıyordu. Anlaşılan şu ki; Amerika, arkada iz bırakmadan, hiç kayıp vermeden istediği bölgeleri askeri, ekonomik ve insani olarak yok edebilecek seviyeye getirecek bir silah yapmak istiyor. Bu bilgi ve belgeler ‘Beynimdeki Yabancı’ isimli kitabımda da yer alıyor.

DEPREM VURGUSU BİLİNÇLİ

Bugünlerde yine “Ortadoğu’da Amerika’nın ve sermaye sahiplerinin planlarını bozan Türkiye’ye karşı, böyle bir saldırı olur mu?” sorusu soruluyor. Zira 15 Temmuz hezimeti sonucu istediklerini elde edememiş, planları ötelenmiş hırs dolu bir anlayış var. ‘Türk Milleti’ faktörü bu sefer onlara hakikaten kaybettirdi. Marmara fayı 15 Temmuz’dan sonra ilk defa Le Monde gazetesinde gündeme geldi. Gazete, yazısında, Marmara fayını inceleyen sismik gemiden gelen bilgilerde fay hattında yüksek enerji birikimi olduğu ve fayın kararsız olduğundan bahsedildi. Bu yazıdan bir hafta sonra Pensilvanya’dan salyalar eşliğinde deprem vurgusu gelmeye başladı. Benim buradan anladığım deprem olursa “Biz demiştik” diyecekler. Eğer deprem olmazsa da taraftarlarına mecazen söylendiği empoze edilecektir. Zira 14 Ağustos tarihi vurgusu deprem haberinden önce ortaya atılmıştır.

17 AĞUSTOS DEPREMİNDE ABD PARMAĞI VAR

Bilindiği üzere Marmara yani Kuzey Anadolu Fay Hattı 17 Ağustos 1999’dan beri kararsız ve enerji yüklü. O günden beri deprem bilimciler “Bu fay hattı tekrar kırılacak ama bu kırılma 3 gün sonra da olabilir, 50 yıl sonra da” diye defalarca açıkladılar. Evet, Amerika bir deprem silahı yapabilmek için sürekli çalışmalar yapıyor. Dünyada açıklanmış 7 adet HAARP tesisi var. Açıklanmayanlarla birlikte bu sayı 20. Ancak bu çalışmalar sonuçlanmadı ve kesin sonuç veren bir silah haline gelmedi. HAARP silahı depremi şiddetini ve süresini belirleyip kontrol edemez, sadece fay hattını tetikleyebilir. ABD’nin amacıysa depremin herhangi bir fay hattında başından sonuna şiddetini ve süresini kendi belirleyeceği bir deprem silahı geliştirmek. Bunun için dünyanın fay hattı kararsız bölgelerinde her zaman HAARPile deneyler yapıyor. Bizim ülkemizde de deprem yapma çalışmaları da devam ediyor. Mesela bana göre 17 Ağustos depreminde kesin olarak ABD parmağı var ancak bu, o gün 7,5 şiddetinde 45 saniye süren depremin planlı ve kontrolünün tamamen ABD’de olduğunu göstermez. Dediğim gibi HAARP kesin sonuç veren bir silah haline dönüşmedi. Biz şimdi asıl millet olarak kazandığımız bu birliğin hain oyunlarla bozulmasına izin verirsek en büyük depremi yaşamış olacağız. Birliğimiz diriliğimiz, diriliğimiz farkındalığımız, farkındalığımız birbirimizi sevmek ve saymak olunca, karşımızdaki güç deprem silahlı da yapsa o birlikten korkacaktır.

MK ULTRA PROJESİ : TELEGRAM İLE İLGİLİ 169 ADET ÖNEMLİ YAZI VE VİDEO /// LİNKLER AŞAĞIDA /// (2015-2016 PAYLAŞIMLARI)


Değerli Yurtseverler,

Telegram adlı FENOMEN teknoloji hakkında şu ana kadar çok sayıda yazı, makale, video ve duyuru paylaştık. Bunların arasından önemli gördüğümüz ve 2014-2015-2016 yılları arasında sitemizde de paylaştığımız konuları sizler için tekrar derledik ve aşağıda dikkatinize sunuyoruz.

İyi günler,

ÖZEL BÜRO GRUBU

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : 21 Yüzyıl Şifreleri – Zihin Kontrolü – Ali Selman Demirbağ ve Kürşad Berkkan (17.10.2014) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-21-yuzyil-sifreleri-zihin-kontrolu-ali-selman-de-430

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Mind Control Programs – How Are Victims Selected and Recruited ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-mind-control-programs-how-are-victims-selected-and-434

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : ELEKTRO MANYETİK IŞIN ALTINDA KALAN SODA KUTUSU (İNGİLİZCE) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-elektro-manyetik-isin-altinda-kalan-soda-kutusu-ing-442

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Prof.Dr. Nevzat Tarhan : Zihin Kontrolü /// Akıl Oyunları Programı //

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-prof-dr-nevzat-tarhan-zihin-kontrolu-akil-oyu-563

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : ADAM LANZA AND JAMES HOLMES CONNECTED BY MK ULTRA AND THE LIBOR SCANDAL ? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-adam-lanza-and-james-holmes-connected-by-mk-ultra-an-564

MK ULTRA PROJECT : Secret US Human Biological Experimentation ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-secret-us-human-biological-experimentation-595

MK ULTRA PROJECT : Clinton Orders Human Experiments ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-clinton-orders-human-experiments-596

MK ULTRA PROJECT : General Resources on Experiments on Humans & Web Pages and Databases on Bioethics and Human Experimentation ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-general-resources-on-experiments-on-humans-web-pages-and-dat-597

MK ULTRA PROJECT /// Martti Koski – Page about illegal human experimenting and alternative history ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-martti-koski-page-about-illegal-human-experimenting-and-al-598

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : TARGETED INDIVUDUAL’S ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-targeted-indivuduals-616

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Targeted Individuals – Microwave Hearing (Get Out of My Brain!) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-targeted-individuals-microwave-hearing-get-out-of-617

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Residents Say Dulce Home To Aliens and Gov Genetic/Mind Control Base ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-residents-say-dulce-home-to-aliens-and-gov-genetic-m-624

MK ULTRA PROJECT : ESKİ BİR DONANMA İSTİHBARAT AJANININ GELECEKTEKİ ELEKTROMANYETİK SİLAHLARLA İLGİLİ ANALİZİ (İNGİLİZCE) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-eski-bir-donanma-istihbarat-ajaninin-gelecekteki-elektromanyet-635

MK ULTRA PROJECT : Snapping up cheap spy tools, nations ‘monitoring everyone’ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-snapping-up-cheap-spy-tools-nations-monitoring-everyone-636

MK ULTRA PROJESİ : ZİHİN KONTROLÜ MAĞDURU OLDUĞUNU İDDİA EDENLERE SORULACAK SORULAR ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/duyurular/mk-ultra-projesi-zihin-kontrolu-magduru-oldugunu-iddia-edenlere-sorulacak-sorul-669

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : CIA Zihin Kontrolü ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-cia-zihin-kontrolu-680

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : CIA / MK-ULTRA Hearings – Survivor Testimony 1996 ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-cia-mk-ultra-hearings-survivor-testimony-1996-681

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : The Handler and the Monarch (TOTAL PART 2) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-the-handler-and-the-monarch-total-part-2-689

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : New “Neural Dust” sensor could be implanted in the body ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/08/07/mk-ultra-project-video-new-neural-dust-sensor-could-be-implanted-in-the-body/

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : The Reality of Remote Viewing [FULL VIDEO] ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-the-reality-of-remote-viewing-full-video-731

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Black Project Artificial Intelligence ~ Covert Transhumanism Preview ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-black-project-artificial-intelligence-covert-trans-742

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Black Project Tech The Neurobody ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-black-project-tech-the-neurobody-743

MK ULTRA PROJECT : Mind Games ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-mind-games-763

MK ULTRA PROJECT : Gov’t Surveillance is for Terrorists to Target Innocent People, Spy Specialist Confirms ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-govt-surveillance-is-for-terrorists-to-target-innocent-people-764

MK ULTRA PROJECT : Is the NSA Conducting Electronic Warfare On Americans ? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-is-the-nsa-conducting-electronic-warfare-on-americans-765

MK ULTRA PROJECT /// Electromagnetic and Informational Weapons : The Remote Manipulation of the Human Brain ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-electromagnetic-and-informational-weapons-the-remote-manip-766

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : One World Mk Ultra Control ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-one-world-mk-ultra-control-774

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Öteki Gündem – Zihin Kontrolü – 5 KASIM 2015 ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-oteki-gundem-zihin-kontrolu-5-kasim-2015-775

MK ULTRA PROJECT : Propaganda & Mind Control ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-propaganda-mind-control-476

MK ULTRA PROJECT : MICROWAVE HARASSMENT AND MIND-CONTROL EXPERIMENTATION /// Electronic Surveillance Project ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-microwave-harassment-and-mind-control-experimentation-elec-477

MK ULTRA PROJECT : CIA Admits Behavioral Engineering On Humans ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-cia-admits-behavioral-engineering-on-humans-478

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : PROOF Pokemon GO Is Massive MIND CONTROL ! (2016) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-proof-pokemon-go-is-massive-mind-control-2016-532

CONSPIRACY THEORY /// VİDEO : Max Spiers RIP Exposes the Hidden Controllers [FULL VIDEO] ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/ozel-dosyalar/conspiracy-theory-video-max-spiers-rip-exposes-the-hidden-controllers-full-568

MK ULTRA PROJECT : CIA Mind Control ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-cia-mind-control-777

MK ULTRA PROJECT : "Non-Lethal" and Directed-Energy Weapons ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-non-lethal-and-directed-energy-weapons-778

MK ULTRA PROJECT : NEURAL Implants ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-neural-implants-779

MK ULTRA PROJECT : TELEGRAM İLE İLGİLİ HER ŞEY /// U.S. Government Mind Control Programs ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-telegram-ile-ilgili-her-sey-u-s-government-mind-control-p-780

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : What is Mk Ultra ?? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-what-is-mk-ultra-814

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Scientology, the CIA & MK ULTRA (Illuminati Mind Control) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-scientology-the-cia-mk-ultra-illuminati-mind-con-815

MK ULTRA PROJECT /// MK (Mind Kontrolle) Ultra Program : PsyOps & Satanic Infiltration ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/08/15/spam-mk-ultra-project-mk-mind-kontrolle-ultra-program-psyops-satanic-infiltration/

MK ULTRA PROJESİ : PACTS INTERNATIONAL /// TELEGRAM KONUSUNDA ARAŞTIRMA YAPAN BİR SİTE ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-pacts-international-telegram-konusunda-arastirma-yapan-bir-825

MK ULTRA PROJESİ : ABD DONANMA ÜSSÜNDE 12 KİŞİYİ ÖLDÜREN AARON ALEXIS’IN MAILLERİNİ BULDUK /// İŞTE BUYRUN ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/08/16/mk-ultra-projesi-abd-donanma-ussunde-12-kisiyi-olduren-aaron-alexisin-maillerini-buld-uk-iste-buyrun/

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Predictive Programming of Mind Control by Media ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-predictive-programming-of-mind-control-by-media-861

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : The Satanic CIA Connection ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-the-satanic-cia-connection-862

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : MK-ULTRA: Scientology Mind Control Techniques Brainwashing Cult – CIA FBI (TOTAL PART 2) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-mk-ultra-scientology-mind-control-techniques-brainw-863

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : MK-Ultra, CIA Mind Control & Brain Washing to Make Assassins ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-mk-ultra-cia-mind-control-brain-washing-to-make-a-877

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO /// Secret CIA Human Experiments in the United States : MK-ULTRA Mind Control Research Program ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-secret-cia-human-experiments-in-the-united-states-878

MK ULTRA PROJECT : History of MK-ULTRA. CIA program on Mind Control ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-history-of-mk-ultra-cia-program-on-mind-control-879

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : CIA MK-ULTRA Mind Control (TOTAL PART 4) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-cia-mk-ultra-mind-control-total-part-4-880

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : CTM #591 MK Ultra – Government Issued Nightmare ! Watch NOW ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-ctm-591-mk-ultra-government-issued-nightmare-wa-884

MK ULTRA PROJECT : Mind Control Collection ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-mind-control-collection-890

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Queen of the Damned REAL Story of Aaliyah & MK Ultra Sex Slave Programming ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-queen-of-the-damned-real-story-of-aaliyah-mk-ultra-919

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Police surveillance Privacy invading Range R radar gives cops ability to ‘see’ through walls Low ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-police-surveillance-privacy-invading-range-r-radar-g-921

MK ULTRA PROJECT /// LURID : Losing My Mind Control – The Facts and Fictions of MKULTRA ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-lurid-losing-my-mind-control-the-facts-and-fictions-of-m-948

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : DavidVoigts on Danny Glover Show – Walk Across America & Targeted Individuals ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-davidvoigts-on-danny-glover-show-walk-across-ameri-951

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : CIA’nin Parapsikolojik Deneyleri ve Zihin Kontrolü ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-cianin-parapsikolojik-deneyleri-ve-zihin-kontrolu-992

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : CIA Gizli Deneyler ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-cia-gizli-deneyler-993

MK ULTRA PROJESİ /// HAARP Açıkladı : "Hayır, Zihin Kontrol Edemiyoruz" ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/08/30/mk-ultra-projesi-haarp-acikladi-hayir-zihin-kontrol-edemiyoruz/

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Level9News DARPA, Brain Mapping, AI and Emerging Government Technology ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-level9news-darpa-brain-mapping-ai-and-emerging-gov-1008

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Mind Control Brain Implants – Targeted Individuals ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-mind-control-brain-implants-targeted-individuals-1018

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Roseanne Barr : “MK ULTRA Mind Control Rules in Hollywood” ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-roseanne-barr-mk-ultra-mind-control-rules-in-holl-1094

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Michael Mosley has areas of his brain turned off – The Brain : A Secret History – BBC Four ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-michael-mosley-has-areas-of-his-brain-turned-off-t-1095

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : FORBIDDEN SECRETS MK ULTRA (TOTAL PART 4) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-forbidden-secrets-mk-ultra-total-part-4-1096

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : CIA Black Ops, Mind Control, MK-Ultra, New Phoenix Project, Organized Stalking, Monarch ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-cia-black-ops-mind-control-mk-ultra-new-phoenix-p-1097

MK ULTRA PROJESİ : ASELSAN’daki şüpheli ölümler ve FETÖ ! ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-aselsandaki-supheli-olumler-ve-feto-1123

MK ULTRA PROJESİ : "Fetullah Gülen’in uygunsuz kaseti var" diyen muhbirin ölümünde MK ULTRA şüphesi ! ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-fetullah-gulenin-uygunsuz-kaseti-var-diyen-muhbirin-olumund-1128

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : US Army Intelligence Officer, Julianne McKinney, on Targeted Individuals, & GangStalking Crimes ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-us-army-intelligence-officer-julianne-mckinney-on-1137

MK ULTRA PROJECT : VİDEO : MK Ultra nedir (İNGİLİZCE) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-mk-ultra-nedir-ingilizce-1138

MK ULTRA PROJECT : Controversial MK ULTRA Drug Given to All Guantanamo Detainees Akin to "Pharmacologic Waterboarding" ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-controversial-mk-ultra-drug-given-to-all-guantanamo-detainees-1140

MK ULTRA PROJESİ (SUBLİMİNAL) /// VİDEO : DİZİ, FİLM, OYUN VE REKLAMLARDA ALGI OPERASYONLARI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-subliminal-video-dizi-film-oyun-ve-reklamlarda-algi-op-1151

MK ULTRA PROJESİ : Elektromanyetik Tehlikenin Farkında Mısınız ? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-elektromanyetik-tehlikenin-farkinda-misiniz-1163

MK ULTRA PROJESİ /// REHA SÜVARİ /// Türkiye ve Dünya Cezaevlerinde Zihin Kontrolü : HZİ VAKFI"NIN SABIKALARI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-reha-suvari-turkiye-ve-dunya-cezaevlerinde-zihin-kontrol-1171

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : ZİHİN KONTROLÜ, CEMAATLERİN KİTLE KONTROLÜ ARDINDAKİ GERÇEKLER ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-zihin-kontrolu-cemaatlerin-kitle-kontrolu-ardindaki-1191

MK ULTRA PROJECT : The Surreptitious Reincarnation of COINTELPRO with the COPS Gang-Stalking Program ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-the-surreptitious-reincarnation-of-cointelpro-with-the-cops-ga-1217

MK ULTRA PROJESİ : TELEGRAM TEKNOLOJİSİNİN TARİHÇESİ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-telegram-teknolojisinin-tarihcesi-1240

MK ULTRA PROJESİ /// ZİHİN KONTROLÜ : GİZLİ ÖRGÜTLER DÜNYAYI YÖNETİYOR ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-zihin-kontrolu-gizli-orgutler-dunyayi-yonetiyor-1275

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Öteki Gündem – 23 Eylül 2016 – Zihin Kontrolü Nasıl Yapılıyor – Algı Yönetimi Şifreleri – TEK PARÇA ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-oteki-gundem-23-eylul-2016-zihin-kontrolu-nasil-1306

MK ULTRA TEKNOLOJİSİ /// VİDEO : Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Zihin Kontrolü İddiaları ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-teknolojisi-video-turk-silahli-kuvvetlerinde-zihin-kontrolu-iddia-1311

MK ULTRA PROJESİ : Günümüzde kullanılan en yaygın 10 zihin kontrolü tekniği ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-gunumuzde-kullanilan-en-yaygin-10-zihin-kontrolu-teknigi-1327

MK ULTRA PROJESİ /// Türkiye ve Dünya Cezaevlerinde Zihin Kontrolü : HZI VAKFI`NIN SABIKALARI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-turkiye-ve-dunya-cezaevlerinde-zihin-kontrolu-hzi-vakfini-1338

MK ULTRA PROJECT /// United States of Paranoia : Surveillance of Suspects or Gang Stalking Targeted Individuals ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-united-states-of-paranoia-surveillance-of-suspects-or-gang-1360

MK ULTRA PROJESİ /// NALAN YILDIZ : Kozmik savaşlar ve zihin kontrolü ile yönetilen Suikastçiler ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-nalan-yildiz-kozmik-savaslar-ve-zihin-kontrolu-ile-yonetil-1361

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Melanie Vritschan’s presentation at the second Planet Earth Conference Warsaw (23 April 2016) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-melanie-vritschans-presentation-at-the-second-plane-1370

MK ULTRA PROJECT : Russian Draft Law with Detailed Descriptions of Psychotronic Weapons ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-russian-draft-law-with-detailed-descriptions-of-psychotronic-w-1371

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : MICROWAVE WEAPONRY’S USE ON PEOPLE EXPLAINED BY DR. BARRIE TROWER ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-microwave-weaponrys-use-on-people-explained-by-dr-1378

MK ULTRA PROJECT : REMOTE NEURAL MONITORING ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-remote-neural-monitoring-1379

MK ULTRA PROJECT : SYNTHETIC TELEPATHY and PSYCHOTRONIC WEAPON TORTURES by 100,000 FBI and NSA SECRET SPIES ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-synthetic-telepathy-and-psychotronic-weapon-tortures-by-100-00-1380

MK ULTRA PROJECT : DEW Directed Energy Weapons Electronic Harassment Symptoms ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-dew-directed-energy-weapons-electronic-harassment-symptoms-1383

MK ULTRA PROJECT /// Secret service : Electronic Mind Control, Electronic weapons used on people surrounding the target WITHOUT them knowing this ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-secret-service-electronic-mind-control-electronic-weapons-1384

MK ULTRA PROJECT /// Secret service : mind rape targets to steal, torture, murder, create enemies (and call them terrorists) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-secret-service-mind-rape-targets-to-steal-torture-murder-1385

MK ULTRA PROJESİ /// TAVŞAN DELİĞİ : ZİHİN KONTROLÜ MÜMKÜN MÜDÜR ? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-tavsan-deligi-zihin-kontrolu-mumkun-mudur-1395

MK ULTRA PROJESİ /// Soğuk savaşın sırları : MKultra Zihin Kontrol Projesi ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-soguk-savasin-sirlari-mkultra-zihin-kontrol-projesi-1396

MK ULTRA PROJESİ : Bir MK ULTRA MAĞDURU’nun ağzından Zihin Kontrolüne karşı Nöro-Savunma Stratejisi ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/10/10/mk-ultra-projesi-bir-mk-ultra-magdurunun-agzindan-zihin-kontrolune-karsi-noro-savunma-stratejisi/

MK ULTRA PROJESİ /// EROL BİLBİLİK : CIA ve Tavistock İnsan İlişkileri Enstitüsü ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/10/11/mk-ultra-projesi-erol-bilbilik-cia-ve-tavistock-insan-iliskileri-enstitusu/

MK ULTRA PROJESİ : CIA’NIN ABD DIŞINDAKİ GİZLİ PROJELERİ – CHATTER-BLUEBIRD-ARTICHOKE-MKULTRA-MKSEARCH-MKDELTA ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/10/11/mk-ultra-projesi-cianin-abd-disindaki-gizli-projeleri-chatter-bluebird-artichoke-mkultra-mksearch-mkdelta/

MK ULTRA PROJESİ : İBDA-C TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİNDEN TELEGRAM İLE İLGİLİ SAVCILIK İFADESİ ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/10/11/mk-ultra-projesi-ibda-c-teror-orgutu-uyesinden-telegram-ile-ilgili-savcilik-ifadesi/

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Bi Konuşmak Lazım – Gizli Örgütler, CİA ve Tavistok – Ertan Özyiğit ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-bi-konusmak-lazim-gizli-orgutler-cia-ve-tavistok-1419

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Öteki Gündem – 18 Ekim 2016 – Zihin Kontrol Operasyonları (2 BÖLÜM) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-oteki-gundem-18-ekim-2016-zihin-kontrol-operasyo-1459

MK ULTRA PROJESİ : N. EVLERİNDE (IŞIK EVLERİNDE) CIA ZİHİN KONTROLÜ OPERASYONLARI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-n-evlerinde-isik-evlerinde-cia-zihin-kontrolu-operasyonlar-1461

MK ULTRA PROJESİ /// ÜMİT SAYIN : DERİN DEVLETLER, GİZLİ PROJELER VE KİRLİ GERÇEKLER ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/10/19/mk-ultra-projesi-umit-sayin-derin-devletler-gizli-projeler-ve-kirli-gercekler/

MK ULTRA PROJESİ : FETÖ/PDY ve FETHULLAHÇI KATİL YAPILANMALARIN ERGENEKON/BALYOZ SANIKLARINA KARA BİLİM OPERASYONLARI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-feto-pdy-ve-fethullahci-katil-yapilanmalarin-ergenekon-balyoz-1462

MK ULTRA PROJESİ : HASAN SABBAH, ALAMUT KALESİ, BATINİLER VE BEYİN YIKAMA YÖNTEMLERİ ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/10/19/mk-ultra-projesi-hasan-sabbah-alamut-kalesi-batiniler-ve-beyin-yikama-yontemleri/

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Targeted Individual /// 2016.10.22 ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-targeted-individual-2016-10-22-1480

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : TELEVİZYONDAKİ TEHLİKE – ZAMAN TÜNELİ PROGRAMI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-televizyondaki-tehlike-zaman-tuneli-programi-1509

MK ULTRA PROJESİ : ÖZEL BÜRO GRUBU, MK ULTRA İLE İLGİLİ FACEBOOK GRUPLARI ÇALIŞMASINI BİTİRDİ /// ÇALIŞMA EK’TEDİR ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-ozel-buro-grubu-mk-ultra-ile-ilgili-facebook-gruplari-calisma-1517

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Öteki Gündem – 25 Ekim 2016 (Rüyaların Gizemi) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-oteki-gundem-25-ekim-2016-ruyalarin-gizemi-1530

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Remote Control TRAILER ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-remote-control-trailer-1556

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : ULUSLAR ARASI TARGETED INDIVIDUALS KONGRESİ /// BASES 2016 (TOTAL PART 4) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-uluslar-arasi-targeted-individuals-kongresi-base-1580

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : ULUSLAR ARASI TI KONGRESİ /// Pewsey Bases TI Conference 2016 – Paolo Fiora ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-uluslar-arasi-ti-kongresi-pewsey-bases-ti-confer-1581

MK ULTRA PROJESİ : TELEGRAM İLE İLGİLİ İNGİLİZCE DÖKÜMANTASYON ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-telegram-ile-ilgili-ingilizce-dokumantasyon-1637

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Türker Ümit Özdemir – Telegram ve Mk Ultra (10 BÖLÜM) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-turker-umit-ozdemir-telegram-ve-mk-ultra-10-bolum-1638

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : ZİHİN KONTROLÜ NEDİR ???- PROF. DR. NEVZAT TARHAN ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-zihin-kontrolu-nedir-prof-dr-nevzat-tarhan-1654

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Zihin Kontrolü Projeleri ve Yapılan Deneyler ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-zihin-kontrolu-projeleri-ve-yapilan-deneyler-1692

MK ULTRA PROJESİ : ELEKTROMANYETİK VE PSİKOTRONİK SAVAŞ – SİNİR & ZİHİN KONTROLÜ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-elektromanyetik-ve-psikotronik-savas-sinir-zihin-kontrolu-1704

MK ULTRA PROJECT /// United States of Paranoia : They See Gangs of Stalkers ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/11/25/mk-ultra-project-united-states-of-paranoia-they-see-gangs-of-stalkers-2/

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : REPORT ON RF SCANNING IN A SHIELDED ENVIRONMENT FOR HUMAN BRAIN IMPLANT Magnus Olsson TI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-report-on-rf-scanning-in-a-shielded-environment-for-1755

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Zihin Kontrolü, Algı Yönetimi, Subliminal Mesajlar, İnancın Biyolojisi, Küresel Politikalar ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-zihin-kontrolu-algi-yonetimi-subliminal-mesajlar-1780

MK ULTRA PROJECT : Secret Deep-Black War to Hijack your mind ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2016/12/01/mk-ultra-project-secret-deep-black-war-to-hijack-your-mind/

SAĞLIK DOSYASI /// VİDEO : MK ULTRA MAĞDURLARI VE Göz Ve Beyin Gücüne Güvenenler İçin Noroloji TESTİ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/saglik-dosyasi-video-mk-ultra-magdurlari-ve-goz-ve-beyin-gucune-guvenenler-1792

MK ULTRA PROJESİ : Alanı insan zihinleri olan savaş ! ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-alani-insan-zihinleri-olan-savas-1894

MK ULTRA PROJESİ : AMAÇ BEYİN KONTROLÜ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-amac-beyin-kontrolu-1895

MK ULTRA PROJESİ : Beyin Bilgisayar Arayüzleri ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-beyin-bilgisayar-arayuzleri-1913

MK ULTRA PROJESİ : KANADALI KADINA CIA’DEN BEYİN YIKAMA TAZMİNATI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-kanadali-kadina-ciaden-beyin-yikama-tazminati-1914

MK ULTRA PROJESİ /// PROF. DR. NEVZAT TARHAN : PSİKOLOJİK SAVAŞ [Gri Propaganda] ve NÖRO-PSİKOLOJİK CHECK UP ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-prof-dr-nevzat-tarhan-psikolojik-savas-gri-propaganda-1930

MK ULTRA PROJESİ /// YUSUF ÖZBEK : ”BİLGİ EDİNME HAKKINIZI KULLANIN” ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-yusuf-ozbek-bilgi-edinme-hakkinizi-kullanin-1931

MK ULTRA PROJESİ /// BİR ZİHİN KONTROL KURBANI : ERTUĞ TAŞDEMİR ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-bir-zihin-kontrol-kurbani-ertug-tasdemir-1932

MK ULTRA PROJESİ : BİREYSEL VE TOPLUMSAL ZİHİN KONTROLÜ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-bireysel-ve-toplumsal-zihin-kontrolu-1933

MK ULTRA PROJESİ : ZİHİN KONTROLÜ + ÜMİT SAYIN + İBDA-C ÖRGÜTÜ + CIA VE MOSSAD ÜZERİNE RÖPORTAJ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-zihin-kontrolu-umit-sayin-ibda-c-orgutu-cia-ve-mossad-uz-1934

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Humans Will be Cyborgs Robots With 50 Years [FULL VIDEO] ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-humans-will-be-cyborgs-robots-with-50-years-full-vi-1987

MK ULTRA PROJESİ : GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE "ZİHİN KONTROLÜ" PROJESİ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-gecmisten-gunumuze-zihin-kontrolu-projesi-2009

MK ULTRA PROJESİ /// ÖMÜR ÇELİKDÖNMEZ : Yahudi asıllı yazar Beki İkala Erikli neden öldürüldü ? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-omur-celikdonmez-yahudi-asilli-yazar-beki-ikala-erikli-ned-2030

MK ULTRA PROJECT : A Guantanamo Connection ? Documents Show CIA Stockpiled Antimalaria Drugs as "Incapacitating Agents" ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-a-guantanamo-connection-documents-show-cia-stockpiled-antima-2046

MK ULTRA PROJESİ : AMERİKAN İSTİHBARATI CIA, Uzaktan Beyinleri Kontrol Ediyor ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-amerikan-istihbarati-cia-uzaktan-beyinleri-kontrol-ediyor-2062

MK ULTRA PROJESİ /// AMERİKALI BİR ZİHİN KONTROL KURBANININ DENEYİMLERİ : BOB DUNKLE ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-amerikali-bir-zihin-kontrol-kurbaninin-deneyimleri-bob-dun-2063

MK ULTRA PROJESİ : TELEGRAM ÖNERGESİNE CUMHURBAŞKANI TAYYİP ERDOĞAN’IN CEVABI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-telegram-onergesine-cumhurbaskani-tayyip-erdoganin-cevabi-2064

MK ULTRA PROJESİ /// Zihin Kontrolü İşkencesi Mağduru Ertuğrul Taşdemir : Zihin kontrolü, “Tıbbî İdam”dır ! ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-zihin-kontrolu-iskencesi-magduru-ertugrul-tasdemir-zihin-k-2065

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : CIA Zihin Kontrolü ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-cia-zihin-kontrolu-2076

MK ULTRA PROJESİ /// PROF. DR. NEVZAT TARHAN : İşte ABD’nin Zihin Kontrol Operasyonları ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-prof-dr-nevzat-tarhan-iste-abdnin-zihin-kontrol-operasy-2086

MK ULTRA PROJECT : The Secret Use Of Microwaves By British Police And Army ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-the-secret-use-of-microwaves-by-british-police-and-army-2128

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Amerikan Medyası Nasıl Beyin Yıkıyor ? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-amerikan-medyasi-nasil-beyin-yikiyor-2129

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Zihin Kontrolü Yapılabilir mi! [Doç. Dr. Sinan Canan] ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-zihin-kontrolu-yapilabilir-mi-doc-dr-sinan-canan-2131

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Zihin Kontrol Uzmanları – Toplam 5 Bölüm (Türkçe HD Belgesel) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-zihin-kontrol-uzmanlari-toplam-5-bolum-turkce-hd-2139

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Zihin Kontrolü ve Parapsikolojik Savaş – (Volkan Kemal Ergenekon – Ömer Emre Akcebe) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-zihin-kontrolu-ve-parapsikolojik-savas-volkan-kem-2167

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Karlov’un suikastçisinde Deccal’in özel zihin kontrolü yöntemi uygulanıyor olabilir ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-karlovun-suikastcisinde-deccalin-ozel-zihin-kontro-2176

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Akıl Kontrolü MK – Ultra (TOPLAM 4 BÖLÜM) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-akil-kontrolu-mk-ultra-toplam-4-bolum-2177

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : The Dark Side Of Tesla’s Technology, BROOKHAVEN LABS 911 ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-the-dark-side-of-teslas-technology-brookhaven-labs-2183

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Cemaatlerin Kitle Kontrolü (DR. HAMDİ KALYONCU) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-cemaatlerin-kitle-kontrolu-dr-hamdi-kalyoncu-2190

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Tan Le A headset that reads your brainwaves TEDTalks ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-tan-le-a-headset-that-reads-your-brainwaves-tedtalks-2216

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Michael Mosley has areas of his brain turned off – The Brain A Secret History – BBC Four ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-michael-mosley-has-areas-of-his-brain-turned-off-t-2218

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Electro-Medicine : Transcranial Magnetic Stimulation (TMS) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-electro-medicine-transcranial-magnetic-stimulation-2219

KARLOV SUİKASTİ DOSYASI /// VİDEO : Andrei Karlov’un katili Mert Altıntaş’a zihin kontrolü veya hipnoz yapılmış olabilir ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/karlov-suikasti-dosyasi-video-andrei-karlovun-katili-mert-altintasa-zihin-2222

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : HASSAS TAKİP VE ZİHİN KONTROLÜ HAKKINDAKİ BİR MAKALENİN DETAYLARI ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-hassas-takip-ve-zihin-kontrolu-hakkindaki-bir-makale-2248

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Mentalist (Deception) Hipnoz ve Zihin Kontrolü ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-mentalist-deception-hipnoz-ve-zihin-kontrolu-2268

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : ELECTRONIC HARASSMENT ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-electronic-harassment-2273

MK ULTRA PROJECT : NATO’s description of their Non Kinetic/Non Lethal Weapons Arsenal and Capabilities ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-natos-description-of-their-non-kinetic-non-lethal-weapons-ars-2291

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : DÜNYAYA HÜKMEDEN BULUŞ Zihin Kontrolü nedir ???? ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-dunyaya-hukmeden-bulus-zihin-kontrolu-nedir-2305

MK ULTRA PROJESİ /// ABDULLAH MURADOĞLU : Terör laboratuvarları ! ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-abdullah-muradoglu-teror-laboratuvarlari-2319

MK ULTRA PROJESİ : ROBOTİK KATİLLER SUİKASTLERDE BAŞROLDE /// FETÖ’NÜN MK ULTRA PROJESİ ENGELLENSİN ///

https://istihbaratveanaliz.wordpress.com/2017/01/12/mk-ultra-projesi-robotik-katiller-suikastlerde-basrolde-fetonun-mk-ultra-projesi-engellensin/

MK ULTRA PROJECT : Bio-electromagnetic Weapons ///

www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-bio-electromagnetic-weapons-2442

MK ULTRA PROJECT : Bio-electromagnetic weapons can kill, torture, enslave and escape detection at the speed of light ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-bio-electromagnetic-weapons-can-kill-torture-enslave-and-esc-2443

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Stop 007 – Targeted Individuals Deprogramming from brainwash ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-stop-007-targeted-individuals-deprogramming-from-b-2446

MK ULTRA PROJESİ : TÜRK TELEGRAM MAĞDURU ÜMİT AYDIN’IN BRÜKSEL’DEKİ PROTESTOSU ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-turk-telegram-magduru-umit-aydinin-brukseldeki-protestosu-2466

MK ULTRA PROJESİ : BİR TELEGRAM MAĞDURU’NUN (FEYYAZ YÜKSELCİ) KİŞİSEL SİTESİ /// DÜŞÜNCE POLİSİ ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-bir-telegram-magdurunun-feyyaz-yukselci-kisisel-sitesi-2468

MK ULTRA PROJESİ : PSİKİYATRİ VE CIA ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-psikiyatri-ve-cia-2471

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : CIA Zihin Kontrolü ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-cia-zihin-kontrolu-2490

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Beyin Bilgisayar Arayüzleri İle Zihin Kontrolü ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-beyin-bilgisayar-arayuzleri-ile-zihin-kontrolu-2491

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Dikkat Beyniniz Kopyalanabilir, İnsan Beyninden Bilgi Aktarma ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-dikkat-beyniniz-kopyalanabilir-insan-beyninden-bilg-2523

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Telegram Zihin Kontrol İşkencesi – Telegram nedir ? Nasıl çalışır ? (BÖLÜM 1 VE 2) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-projesi-video-telegram-zihin-kontrol-iskencesi-telegram-nedir-2525

MK ULTRA PROJECT /// VİDEO : Fighting psychopathic SYSTEMS 1 (Targeted Individuals) (Stop 007) ///

http://www.ozelburoistihbarat.com/telegram/mk-ultra-project-video-fighting-psychopathic-systems-1-targeted-individual-2567

MK ULTRA PROJESİ : ROBOTİK KATİLLER SUİKASTLERDE BAŞROLDE /// FETÖ’NÜN MK ULTRA PROJESİ ENGELLENSİN


Tamer Korkmaz : En iyi belge, İTİRAF’tır

Irak’ta görev yapmış bir ABD askeri olan Esteban Santiago, Florida eyaletindeki Fort Lauderdale Havaalanı’nda beş kişiyi öldürdükten sonra teslim oldu. Saldırganın geçen Kasım’da Alaska’daki FBI bürosuna giderek “Amerikan hükümeti bana zihin kontrolü uyguluyor. Zorla DAEŞ videoları izlettiriyorlar. DAEŞ’e katılmamı istiyorlar” dediği ortaya çıktı!

Ek’te bulunan YENİ NESİL SAVAŞ – PSİKOTRONİK SİLAHLAR adlı belgeyi mutlaka okuyun. Ek’ten indiremeyenler buraya tıklayarak indirebilirler.

Bu da haberin İngilizcesi.

1-6 Esteban Ruiz Santiago. Is a Targeted Individual who shot several people at a Fort Lauderdale Airport indiscriminatingly, which 5 people were killed. The media ran it that he was a lone gunman who had mental issues. But the message was clear to me that he was sending a message to the public that a terrible concern was happening in America. How do I know this? He was claiming to the FBI that he was getting Voice 2 skull and that he thought the CIA was after him. These are clear signs that he was trying to get help to trying to stop the attacks that was happening to him. Often times when you go to the government for help, they put you in the mental health system – completing ignoring the crimes at hand. I had a similar run in with the FBI, but fortunately, it did not result in a hospitalization, but it has happened to many Targeted Individuals.

fort lauderdale, cointelpro, electronic harassment, v2k, voice to skull, 5 people killed, fbi

__._,_.___

ABD’nin 20 Ocak’ta göreve başlayacak olan “Seçilmiş Başkanı” Donald Trump, kampanya esnasında (12 Ağustos 2016) aynen şöyle demişti:

“DAEŞ’i Başkan Obama kurdu…

Hilekâr Hillary de (Dışişleri Bakanı iken) buna yardımcı oldu!”

En iyi belge ya da delil, itiraftır…

Donald Trump’ın bir önceki ifşaatı da (yine başkanlık kampanyası sırasında) twitter’da “15 Temmuz’da 13 CIA ajanı Türkiye’deki darbeye yardım etti” diye yazmasıydı!

*

2014’te Türkiye’yi DAEŞ’ten petrol almakla suçlayan CIA kısa bir süre önce özür dilemek zorunda kalmıştı!

Ankara’ya DAEŞ iftirası atma bahsinde “kraldan bile daha kralcı” olan Washington’daki gazeteci kamuflajlı “etki ajanı” Tolga Tanış‘ın…

“CIA’in dahi özür dilemesiyle, Trump’ın ifşaatıyla yahut Esteban Santiago’nun deşifre ettiği hakikatle yüzleşebilmesi” ise asla mümkün değildir!

Mister Tanış, Haydut Devlet ABD’nin medyadaki yeminli dublajcılarındandır…

Baronsal Hürriyet’in, Tanış’ı Washington’daki temsilcilik görevinden alarak merkeze yani İstanbul’a tayin ettiğine dair dünkü haberler ilgiyle okundu. Etki ajanlığı Türkiye’de devam edecektir.

“Amerika’nın Sesi” Tolga Tanış, işbu ‘Görevimiz Tehlike’ misyonuyla ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby‘nin idealindeki “gazeteci?”dir!

*

Amerika Birleşik Terör Devletleri’nin aleyhindeki “kaçışı mümkün olmayan” gerçek haberler, medyamızda hayli artış gösterdi.

Amerikan Yalanları’nın seri halde deşifre olması, Terörün Mühendisi ABD’nin ipliğinin pazara çıkması; John Kirby isimli şahsı adeta çıldırtmış durumda:

Bu küstah sözcü “Türk medyasındaki Amerikan karşıtı haberler durmalıdır; temelsiz suçlamalara dayalı bu haberler Amerikan vatandaşlarının hayatlarını tehlikeye atabilir” diye konuştu!

FETÖ’yü, PKK’yı ve DAEŞ’i Türkiye’ye saldırtan; bütün bu terör örgütlerinin derin patronu olan Katil Amerika hakkında yazılanların ziyadesiyle temeli var. Bu mevzuda; belgeden ya da kanıttan bol bir şey de yok!

Kendisini “Sömürge Valisi” sanan Kirby son açıklamasıyla edepsizliğin şahikasına çıkarak; medyamızda “ABD ile alakalı gerçeklerin yazılmasının engellenmesini/sansürlenmesini” talep etmiştir.

Özelde Kirby’nin genelde ABD’nin “basın özgürlüğünden ne anladığı” işte bu sansürcü tavırda saklıdır!

Başta ABD olmak üzere Batılı devletler hakkındaki belgeli çarpıcı gerçeklerin dile getirilmesi halinde mi; Tolga Tanış’ın “Sam Amca”sının maskesi düşer, hakiki yüzü ortaya çıkar…

Yani “sansür talebi, baskı ve tehditler” birbiri ardına gelir.

Bu, hep böyle olmuştur!

Özellikle son dönemde, “Türkiye’de basın özgürlüğünün sıklıkla ihlal edildiği” savıyla gürültü koparan ABD makamları; şu son günlerde “Türk Medyası, Amerika ile alakalı haberler konusunda durmalıdır, susmalıdır” talebiyle CIA’klıyor!

Hal böyleyken…

Bir kere daha “şahane çifte standartlar sardı, dört bir tarafımızı” diyoruz!

Kirby’nin sözcülüğünü yaptığı ABD’nin medyasında yer alan güya “itibarlı!” New York Times, vaktiyle yazdığı “kitle imha yalanlarının” ayıbını halen daha temizleyebilmiş değil!

Burası, Bağımsız Müslüman Türkiye‘dir:

FETÖ’nün+PKK’nın+DAEŞ’in derin patronu olan Haydut Devlet Amerika’nın bilumumsözcüleri; gerçekleri yazmamızı asla engelleyemezler!

YEN NESL SAVA – PSKOTRONK SLAHLAR.pdf

MK ULTRA PROJESİ /// VİDEO : Telegram Zihin Kontrol İşkencesi – Telegram nedir? Nasıl çalı şır ? (BÖLÜM 1 VE 2)


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=0HdjdR7P_Dw

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=HnVmddqtoeY&feature=em-subs_digest

MK ULTRA PROJESİ : PSİKİYATRİ VE CIA


Psikiyatri Ve CIA

Mançuryalı Aday filmini seyrettiniz mi? Bu filmde psikiyatrinin bir istihbarat teşkilatı tarafından nasıl kötüye kullanıldığının çarpıcı bir örneğini bulursunuz.

Anlatılan özünde gerçek bir hikayedir. CIA’nin Kanada’nın saygın bir üniversitesi olan McGill Üniversitesi bünyesinde yaptığı gizli saklı zihin kontrolü deneylerinin bir yansımasıdır bu film. Beyine yerleştirilen elektrotlarla insan zihninin, ruhsal durumunun ve davranışlarının kontrol edilebilmesi CIA’nin öteden beri ilgisini çekmiş bir konu.

On yıllardan beri ‘beyin yıkama doktorları’, bu teşkilattan değişik araştırma projeleri namına yüksek meblağlarda para almış ve hastalarını üzerinde deneyler yapabilecekleri biyolojik birer makine olarak görmüşler. Böylece insanlar duyguları, özgür iradeleri ve seçme yetenekleri olan canlılar olmaktan çıkarılıp birer makineye dönüştürülmüştür. Benim de bir müddet misafir öğretim üyesi olarak çalıştığım McGill Üniversitesi bu korkunç projeye ev sahipliği yapmış olmaktan dolayı bugün dahi utanç içindedir. Doktor Ewen Cameron altmışlı yıllarda Kanada’da gayet meşhur bir psikiyatri profesörü ve aynı zamanda üniversitede psikiyatri bölüm başkanıydı. ABD’de ve Kanada’da psikiyatri cemiyeti başkanlığı yetmezmiş gibi, bir ara Dünya Psikiyatri Cemiyeti’nin de başkanlığını yürütmüştü. Ancak Cameron’un herkesin bilmediği karanlık bir tarafı vardı : Üniversiteye bağlı Allan Memorial Enstitüsü’ndeki labarotuvarında CIA adına zihin kontrolü deneyleri yürütüyordu.

Bu laboratuvarda yüzlerce beyin yıkama ve zihin kontrolü deneyi yapmış ve ruhsal motivasyonadını verdiği zihin yıkama tekniğiyle, hastalarını önce komaya sokmuştur. Bilinçlerini neredeyse kapattığı hastalara, günler haftalar boyu kulaklıkla mesaj dinleterek onları değiştirmeye çalışmıştır. Kendisi bu deneyleri ruhsal rahatsızlıkları olan insanları değiştirmek için yaptığını söylese de, bulgu ve kuramlarının tümü CIA tarafından farklı amaçlarla kullanılmıştır.

Ruhsal motivasyon denen prosedürün iki adımı vardır: Öncelikle hastalarda ‘’çözünme’’ yaratılır. Yani elektrokonvülsif şok, ilaçlarla uyutma ve duyusal yoksunluk gibi araçlarla hasta neredeyse komaya sokulur ve zihninin çalışması durdurulur. Bu duruma gelen hastalar kendi bakımlarını yapamaz hale gelir, normal tuvalet düzenleri bozulur, yemeden içmeden kesilirler. İsimlerini, tarihi ve nerede olduklarını unuturlar. İkinci adımda ise saatler boyunca hastaya teybe kaydedilmiş aynı mesajlar dinletilir. Gerek odalarına hoparlör yoluyla gerekse uyurken kulaklıklar marifetiyle, hasta düzenli bir biçimde aynı mesajlara maruz bırakılır. Cameron’un deneyleri pek çok hastanın ölümü, komaya girmesi, hafıza kaybına veya kişilik bölünmesine uğraması, beyin hasarı veya psikoz geçirmesi gibi çok acı sonuçlar doğurmuştur.

Çeyrek asır önce henüz genç bir psikiyatri asistanıyken, mesleğimizin yüz karası bu deneyleri o günlerde çıkan ‘Psychiatry and the CIA: Victims of Mind Control’ adlı kitaptan okuma imkanı bulmuştum. Kitabın yazarı ve kendisi de bir psikiyatri uzmanı olan Harvey M. Weinstein babasının başına gelenleri yıllar sonra bir kitap eleştirisi okurken anlayabilmişti. The Search for the ‘Manchurian Candidate’ (Mançurya’lı Adayı Arayış) isimli kitapta, CIA ve beyin yıkama deneyleri anlatılıyordu. Orada anlatılan her şeyin babasına yapılanlarla tıpa tıp aynı olduğunu gören oğlu, hemen Dr. Cameron ve devlete dava açtı. CIA adı çıkmasın diye bu olayı mahkemeye taşımak istemedi ve mahkemeye gitmeden Weinstein ailesiyle 750.000 dolara uzlaştı. Bu, o zamana kadar CIA’nin mahkeme dışında ödediği en büyük tazminattır. Amerikan devleti bu konuyla ilgili hiçbir sorumluluk kabul etmemiş ve suçu tamamen CIA’ye yüklemiştir. Cameron’un deneyleri, hem bilimin kötüye kullanımının hem de bir devletin insani ve etik olmayan deneylere nasıl yol verebildiğinin çarpıcı bir örneği. Oysa tıbbın kadim zamanlardan beri temel ilkesi, primum non noceredir, asla zarar verme!

ABD’de 2015 yılında ortaya çıkan belgeler de Amerikan Psikiyatri Derneği’nin işkenceyi desteklemek için Savunma Bakanlığı ve CIA ile işbirliği yaptığını ortaya çıkarmıştır. Sorgular sırasında işkenceye mahal verilebilmesi için, Amerikan Psikiyatri Derneği, sorgu sırasında uyulması gerekilen etik standartları gevşetmiştir.

CIA’nin daha önceleri de LSD, hipnoz ve başka uyuşturucular kullanarak kişinin bilinçaltına inmek istediği projeleri de olmuştur. 1975 yılında en az 1500 Amerikan askerine bilgisi olmaksızın LSD verilmiş ve beyin yıkama deneylerinde kullanılmıştır. 1960’larda sorgu sırasında LSD kullanılmaya başlanmış ve LSD’nin sorgu üzerindeki etkisi kendilerine bu uyuşturucunun verildiğini bilmeyen ve deneye girmeyi kabul etmemiş denekler üzerinde araştırılmıştır. Bütün bu projelerin amacı çok açıktır: Zihni ve davranışları kontrol edebilmek, uyuşturucu, hipnoz, elektrot ve elektroşok gibi vasıtalar kullanarak insanı bir robota, bir ölüm ve savaş makinesine çevirebilmek.

Colin A. Ross’un, The CIA Doctors isimli kitabında yazanlara göre, Soğuk Savaş sırasında beyin yıkama deneyleri Amerika’nın önde gelen psikiyatristleri tarafından yapıldı. Örneğin, CIA tarafından yaratılan MK-ULTRA projesi 1953 Nisan ayında başlatıldı, ancak bütün beyin yıkama projeleri gibi, bu projenin belgeleri de CIA tarafından sansürlenmiştir. MK-ULTRA’nın parasının çoğu, CIA’nin operasyonlarında kullanılacak bilgilerin araştırılmasına harcanmıştır. MK-ULTRA’nın alt projeleri ise uyuşturucu, kimyasal ve biyolojik silahlarla alakalı. Diğer bazı projelerde ise uyuşturucu içindeki hangi maddelerin sorgu sırasında unutkanlığa yol açtığı bulunmaya çalışılmıştır. Psikiyatri ve psikoloji, insanlığın hayrına değil de öldürmenin, işkence etmenin veya nifak salarak insanlar arasında bozgun çıkarmanın bir vasıtası olarak kullanılırsa, insanlık için tehlike çanları çalıyor demektir.

Bu konuya neden şimdi dikkat çekme ihtiyacı duyuyorum? Geçenlerde mesleki bir dergide makale okurken az kalsın küçük dilimi yutuyordum. Pozitif psikolojinin ‘kurucu baba’larından sayılan saygın bir bilim adamı, iddiaya göre, CIA’nin sorgulama ve işkence tekniklerinin geliştirmesi için büyük maddi fonlar karşılığında istihdam edilmişti. İnsan gerçekten esef ediyor. Bu hikayeyi de haftaya bırakalım.

Kemal Sayar

http://www.gercekhayat.com.tr

MK ULTRA PROJESİ : Telegram, siber istihbarat ve ben nasıl buluştuk ?


Telegram, siber istihbarat ve ben nasıl buluştuk ?

Nereden başlayacağımı aslında ben de tam olarak bilmiyorum. Başlangıcı ve sonu o kadar belirsiz bir olayın içindeyim ki; sadece çok yakınımda olduğunu bildiğim, beni en zayıf noktalarım yerle bir edilip aşağılanmış, en leş duyguları yaşamış hale getiren kısımla ilgilenmek durumundayım.

Aslında aşağı yukarı sonucu belli ya, belirsiz falan değil.. Kaybedecek bir şey kalmaması açısından. Bir insanı hangi akla hizmet böyle çaresiz durumda bıraktılar? İnsanları bu şekilde itaat ettirebileceklerini bunlara hangi büyükleri, kimin anası babası aşıladı hala anlamıyorum..:)

En gizlisini, en mahremini kim bilir hangi bahaneler hangi sonsuz yetkiler havuzu aracılığıyla öğrenip, sağda solda eğlencesinin yapılmasını bıraktım; beynimin içine girerek bütün anılarıma, sevinçlerime, üzüntülerime, korkularıma ulaşıp beyin kimyamı alt üst ettiler. Rüyalarımı kontrol edip, bana duymak istemediğim şeyleri rüyalarda zorla anlatmaya çalıştılar. İnsanın yatağa girip uykuya dalmaya kadar geçirdiği, gün stresinden uzak, kendiyle baş başa kaldığı o anlarda konuşup beni çözmeye, duygularımı daha da aşağılamaya çalıştılar.

Evet; sadece bu yazdıklarım bile paranoyak, hafiften şizofren bir insanmışım hissi veriyor farkındayım. Hatta kafamın içinde olan doktor (telegramı kullanan kişi), şu anda yazdıklarımı görebiliyor. Duygu ve düşünce harmanlamasıyla döktüğüm bu kelimeler esnasında beyin aktivitemi gözlemleyip bilinçaltımın derinlikleri hakkında detaylı deneyler yapabiliyor. Zayıf yönlerimi daha fazla kullanıp; kendimle baş başayken ve uyurken dayatmak, elektronik aygıtlarla her şeyinizi dinleyen itlerine vermek üzere… Sizi daha fazla çaresiz hissettirmek için telegrama, zihin kontrol silahlarına milyonlarca doları harcayıp; açlıktan, terörden, patlamalardan ölen insanlar için kıllarını bile kıpırdatmamak üzere… Hatta kim bilir; o patlamaları ve sorumlu oldukları birçok şeyi görmezden bile geliyorlardır. İlerleyen yazılarda öyle şeyler anlatacağım ki, aklınız duracak. İçinde bulunduğunuz bilinen hayattan şüphe duyacaksınız.

Diğer çocuklar gibi büyük adam olma, kariyer yapma, dünyayı yönetme gibi hayallerim yoktu. Sadece hafiften dikiş tutturduğum freelance işlerde çalışarak bir kazanç sağlamak, dünyanın her yerini gezip Evliya Çelebi gibi olmak istiyordum. Her şey, yani öncesinde de var olan şeyleri fark etmem bu noktada başladı. Özel hayatıma size anlatacağım akla hayale sığmaz silahlar, yönetme ve zihin kontrol teknikleri gerektirmedikçe girmeyeceğim. Ama olayların kilit noktası bu olduğu için söylemem gerekiyordu.

Ve biliyor musunuz? Yazıyı yazdığım şu saniyelerde bile doktorun saldırısı altındayım. Dikkatimi dağıtıp kendisi dışındaki şeyler hakkında yazmamı istiyor. O yüzden bir konuşmayı yapmadan bir gün, en geç birkaç saat öncesinde aynı böyle kağıda döküp önceden aklımda olan konuları listelemem gerekiyor.

Şimdi size bunlar anlamsız geliyor. Ama ister inanın ister inanmayın bunları yaşadım, yaşamaya devam ediyorum. Size Türkiye’de var olan ve görevi kötüye kullanmayı bırakın, insanlık suçu işleyen bir istihbarat çetesinden bahsedeceğim. Dışarıda takip edenler. Daha önemlisi siber istihbarat. En önemlisi ise bir dünya meselesi olan, bu sefer gerçekten korkmanızı gerektirecek derecede ilerlemiş olan telegram, zihin okuma ve zihin kontrol teknikleri.

Daha önce telegram, istihbaratta algı yönetimi, zihin kontrolü gibi başlıkları duymuş olanlar aşağı yukarı ne demek istediğimi anladı. Hemen belirteyim, uzun yıllar bu konularla kafayı bozmuş birisi değilim. Hatta komplo teorilerine kafa yorup vakit harcamanın anlamsız olduğunu savunurdum hep. Hiç alakam yoktu yani. Teknoloji meraklısı bile değilimdir normalde. Ben de çektiğim işkence sebebiyle birçok şeyi yeni öğreniyorum.Hayatta sizi hiç alakanız olmayan, görünce “N’aptık lan biz size?” dedirten şeyler aşağı çeker ya hep. Aynı o hesap işte..:))

Sevgili okuyucu; eskiden hapisteki gözden çıkarılmış mahkumlara uygulanan yarı işkence-yarı deney olan telegram; artık dışarıdaki özgür insanlara da uygulanabiliyor. Kitlesel deney yani.. Evet gerçek… Ne kadar uzun süredir bu seviyeye ulaşıldığını tabii söyleyemem, ama ben işkence gördüğümden beri var olduğunu söyleyebiliyorum tabii..:) İstedikleri gibi düşüncelerinizi okuyabiliyor, zihninizin derinliklerine inip hafızanıza, korkularınıza ulaşıp; ufak çaplı vücut hareketlerinizi kontrol edebiliyorlar. Zihninize konuşma sesleri aktarıp söylemek istediklerini söyleyebiliyorlar. Daha ileri vakalarda vücudun zayıf noktalarında ağrı, yanma hissi, hatta halisünasyon bile görebilirsiniz. Çok şükür henüz o başıma gelmedi.. Hatta rüyalarınızı kontrol edip kafanızın içinde resimler ve sesler yaratabiliyorlar. İnsan zihnine bunlar yapılırken, daha zayıf zihni olan hayvanlardan bahsetmiyorum bile. Kediler, köpekler, uçan sinekler, kuşlar, bütün canlılar telegramın etkisi altında kalabilir ve bunu da rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Hatta kim bilir; telegram aracılığıyla insan gözünün kamera gibi kullanılabildiğine dair bir şey de okudum. Yani gördüklerinizi doktorlar aynen ekrana aktarabiliyor. Eğer insanda böyle bir şey olmuşsa, bence hayvanların gözleriyle aynısını yapmak çok basit bir işlemdir. Daha gelişmiş imkanlarla hava durumunda değişiklik yaratılabildiği, ortamdaki hava kullanılarak elektromanyetik teknikler aracılığıyla rüzgar şiddetinde değişiklik yapılabildiği de deneylerle ıspatlanmıştır.

Ben; insanoğlunun bu çeteler ve uluslararası babaları çözülmediği sürece özgürlüğümüzün resmen kaybolduğunun kanıtı olan telegramın; dışarıdaki özgür deneklerinden biriyim. Uzunca bir süreden beri siber istihbarat, saha elemanları ve zihin kontrolü yapan şerefsiz evlatlarının izinsiz takibi ve tacizi altındayım. Sicilim tertemiz, herhangi bir yasa dışı olaya asla karışmadım. Teknik takip izni almayı gerektirecek, hukuksuz olsa dahi sinsice arşive alınacak bir eylemde bulunmadım. Ya da ne bileyim, var olduğunu yeni öğrendiğim telegrama sürüklenecek bir şey yapmadım. Dediğim gibi, ben gerçekten kendi halinde ve yazıp çizerek parasını kazanan bir insandım. Aklıma yatan tek bir şey var: Büyük ihtimalle sebebi diğer çocuklar gibi hayallerim olmasa da yeni fikirler, ideolojiler üretebilecek, insanları yönlendirebilecek biri olmamdı. “Her şey nasıl başladı, oralara uzanacak kadar neleri nasıl, hangi izinle dinlediler?” İnanın benim de sabırsızlıkla peşinden koştuğum sorular. Şimdilik kesin olan bir şey var: Hem üzerinde çalışmak istediğim kitap ve fikir projeleri iptal oldu. Hem de onlara insan vücudunu daha kolay kontrol edebilmek uğruna yaptıkları çalışmaların bir malzemesi oldum . Düşüncelerimi merak eden varsa doğa sever, çevreci ve ekolojik hayata meraklı birisiyim. Önceden ufak çaplı, iç dünyamda kendimce bir hayat görüşü niteliğinde olan fikirlerin dışa vurumu ise telegramcıların olmayan bir şeyi kontrol etme, yönlendirme sevdalarının yarattığı bir tepki olacaktır. Eğer yaparsam, önümüzdeki yıllarda yazacağım her fikirden, düşünceye yönelik her aktiviteden telegramcılar ve onların saksocuları sorumludur. Dedim ya; “N’aptık lan biz size?..”

Tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan sorusuna cevap vermiş olayım böylece: Kitlesel deneyleri dışarıda tutarak söylüyorum çünkü olumlu yönü teklif dahi edilebilecek bir şey değildir. Devletin güvenliğini sağladığınız düşüncesiyle size minnetle, saygıyla yaklaşacak karakterde olan insanları siz böyle yapıyorsunuz. İnsanlar size hiçbir şey yapmıyor… Ki ben ateşli konuşmalarıma, tezcanlılığıma rağmen çok sakin, hayatın zorluklarını soğukkanlılıkla karşılayan bir insanımdır. Size verilen psikolojik savaş ve benzeri eğitimlerde eminim sakin bir insanın öfkesinin çok tehlikeli olabileceğini de öğretmişlerdir.:)

Telegram; başında bulunan bu sonradan görme, ödlek, ergen mafya bozuntuları aracılığıyla, sakin bir hayat sürebilecek insanları olmayacak yerlere sürmekte, kendini görevini gerçekten yapan makamlara karşı gerekli göstermek için normalde esamesi bile okunmayacak eylemleri meydana çıkartmaktadır. Yarın bir gün o ruh hastaları ortaya çıktığında Türkiye Devleti’nin gerçek koruyucularının bu gerçeği rahatlıkla görebileceğine eminim.

Fikirlerimi bile zayıf noktalarımla oynayarak tekrar şekillendirmeye çalıştılar, ama biz emekçi çocuklarına yemez aslanım doktorum.. Bizim derimiz kalın..:)) Ne yapalım, insanlara elden geldiğince bu felaketin haberini vermek ve insanlık suçlularıyla mücadele etmek de varmış.

Telegramcı doktor bunları görmeye devam ediyor ve dikkat dağıtma çabalarını sürdürüyor. Yasadışı takip ve deneylerle benim hayatımı mahveden, istihabaratın bu sonradan görme çetesinden her yola başvurup intikamımı alacağım. Bana ait olan mahremiyetimi, fikirleri, anıları, hatıraları, beynimin işleyişine dair verileri, adalet duygumu, zalim zengin düşmanlığımı, ve ilk aşkımı, hepsini…. Bana hissettirdikleri duyguların aynılarını hissederlerken, korku dolu gözlerle adalete hesap verirlerken onları göreceğim!…

Bakın herhangi bir istihbarat kurumunu hedef göstermeye çalışmıyorum. Lütfen siyasi fikirlerinizin esiri olarak söylediklerimi okumayın. Yukarıda emekçi falan derken ondan da korktum zaten, komünist falan değilim haberiniz olsun. Sadece adalet isteyen bir işçi çocuğuyum. Kurum içinde yuvalanan ve görevini gerçek amaçlar yerine insanlık suçu işlemek için kullanan ödlek bir çeteden bahsediyorum.

En vahimi de ne biliyor musunuz? Bu zihin kontrol cihazları, dinleme imkanları, vücut hareketlerimizi kontrol ettirmeye varan telegram işlemleri etrafımdaki insanlara da uygulanıyor. En yakınlarımdan başlayarak çevremdeki yüzlerce kişinin telegrama maruz kaldığını görebiliyorum. Doktor bu işlemi “sondaj” olarak adlandırıyor. Beni “Sen insanlarla yakınlık kuracaksın, ben onların da sondajını yapacağım.” şeklinde tehdit bile etti. Hatta okuyucu; bir yakınımsan, eğer bu yazıyı telegram sebebiyle kendimi ifade edememe korkusuyla okuman için sana verdiysem, aynı belirtiler sende de mevcut ve aynı şekilde senin de beynine ulaşılabiliyor demektir.

Türkiye’de telegram işkencesi ilk kez Salih Mirzabeyoğlu ile duyuldu. Hapis cezasını geçirdiği cezaevinde uzun yıllar telegram işkencesine maruz kaldı. Bu zihin kontrol ve işkence cihazlarının en ağır versiyonunu kutu kadar hücresinde çekmek yaşamak zorunda kaldı. Ama belli ki aradan geçen yıllarda çok şey değişmiş.

Size söylüyorum sevgili okurlar: Artık siz günübirlik hayatınızı yaşarken beyninizi manipüle edebiliyorlar. Düşünme mekanizmasını çözüp bilinçaltınıza ulaşabiliyor ve kitle yönetimi metoduyla algılarınızı yönlendirebiliyorlar. Daha kötüsü; doğrudan telegramın başında olan doktor (ya da doktorlar) düşüncelerinize doğrudan ulaşabiliyor. Hatıralarınızı; yatmadan önce düşündüğünüz hayallerinizi, özlemlerinizi ve korkularınızı görebiliyor.

Saha görevlilerinden siber sorumlularına, zihin kontrol işkencecilerine kadar Türk istihbaratının efsanevi kimliğini lekeleyen tüm insanlık suçluları hesap verecek!.. O vakte kadar; sizi dinleyip görebildikleri elektroniklerle beraber, artık beyninizin içindeki düşünceler bile güvende değil ey Türk milleti!…

Bu iş Türkiye’de böylesine mevcut iken gelişmiş ülkelerdeki durumu varın siz düşünün… Zaten yurt dışındaki birçok devlet adamının veya sıradan insanların da doğrudan telegram işkencesi çektiklerine ya da ismini bilmeden ona benzer anlamsız belirtilerden muzdarip olduklarına dair haberler bulabilirsiniz internette. Ben paylaşacağım, meraklı olanlar hemen araştırabilir. Din, dil, ırk, sosyal adalet gibi kavramlar artık anlamsız. Hepsinden önce telegram işkencesi, düşünce zorbalığı ve insan iradesini yok sayan bu insanlık dışı işkence aletlerinin hesabını sormalısınız!… Hepsinden önce telegram, yasa dışı deneyler, dinlemeler ve kamuya kapalı gizli projelerin açıklanması için çalışmalısınız!…

Tek cümleyle açıklıyorum: George Orwell’in 1984’ünde bahsettiği “Düşünce Polisi” gerçek oldu!.. Geleceğin güvende değil özgür olduğunu sanan insan!…

Acıları karşılaştırmak gibi olmasın; telegram işkencesinde patlayan bombalar, ölen çocuklar, dramatik savaş sahneleri yoktur. Şimdiye kadar okuduklarım kadarıyla kişiye yönelik zihin kontrol denemelerinin çok daha şiddetli ve çok daha insanlık dışı bir şekli gibi… Sizi en zayıf noktalarınızla çıldırtıp kafanızın içinde ve sos niyetine çevredeki elemanları aracılığıyla rahat bırakmazlar. Sesinizi kimseciklere duyuramazsınız. Beyninizi çırılçıplak gören telegramcıyla, onun ortaya çıkardığı korkularınız, zayıf noktalarınız ve sevgi duyduğunuz insanları aşağıladıkları sahneler, videolar, sesler, semboller ile baş başasınızdır. Onlardan habersiz aklınızdan flu bir düşünce dahi geçiremezsiniz. Uzun vadeli plan mı? İmkansız… Bir şekilde hiçbirine aldırmamayı başarıp işinize devam etmek mi? Hem telegramcı sizi aynı zayıf noktalarınızla ve hareketlerinizi etkileyen fonksiyonuyla rahat bırakmaz, hem de çalıştığınız, hoş vakit geçirdiğiniz nereler varsa çoktan dışarıdaki çakma istihbaratçılar oraları tutmuştur. Aynı şekilde siviller üzerinde yarattığı bazı etkilerle telegramcı da size orada olduğunu belli eder. Size yine mahreminize, normalde sadece sizin bildiğiniz düşüncelere dair imalarla aynı şeyleri hissettirirler. Yürüdüğünüz, oturduğunuz yerlerde zayıf noktalarınızı, değer verdiğiniz kişileri aşağılayan konuşmalar yapılır. Onlara aldırmazsanız dozu daha çok arttırırlar. Pes ettiğiniz, uzaklaşıp kendinizi dinlemek istediğiniz zaman ise telegramcı doktor her zamanki yerinde bekliyordur. Ona da aldırmazsanız o da kafanızın içinde olabildiğince çirkefleşir ve size varlığını belli etmeye çalışır. Dışarıda olmadı, evde stres atmak için takıldığınız sosyal medyada, telefonunuza gelen şirket mesajlarının zamanlamasında, konuşmalarınızda bilerek yapılan parazitlerle, telefonunuzun, bilgisayarınızın kameralarına, hatta evde elektroniklerden uzakta olduğunuz zamanki hallerinize dair imalarla siber ergenler de iş başındadır. Sonradan kaçmayı denediğiniz yerlerde de bu döngü devam eder. Aşık olmak mı?.. Beyninizde sonsuza kadar yer edinen kişi her kimse onu çoktan sizin durumunuzdan bile beter aşağılamışlardır.

Kurtuluncaya kadar onun hakkında bir şey düşünemezsiniz bile. Zihninize yaptıkları şeyler; ona da yapılacağından korktuğunuz şeyler yüzünden bırakın onunla konuşmayı, aklınızdan geçirmekten bile çekinirsiniz. Etrafınızda, sanal ortamda ve çevrenizde onunla ilgili öyle aşağılık şeyler yaparlar ki, ne yapacağınızı şaşırırsınız. Sakin kalmanız mümkün değildir. Kendi beyninizden, onun yanında bulunmanız halinde olacağını bildiğiniz şeylerden utanırsınız… Evli veya aşık olduğu kişiyle beraber olanlara aynısı yapılıyorsa durum kesinlikle çok daha vahimdir. Keza annenizi, babanızı, ailenizi, değer verdiğiniz herkesi ve kutsal saydığınız her şeyi, geçmişten gelen travmalarınızı, komplekslerinizi aynı şekilde kafanızda, rüyalarınızda, sanal ortamda, çevrenizde gözünüzün önüne getirir, aşağılayıp yerlerde süründürürler. Gerçekten sakin bir şekilde anlatmakta zorlanacağım şeyler… Bütün bunların artık duymak istemeyecek, görmezden gelecek kadar tükenmenize rağmen sürekli beyninize nakledildiğini, etraftaki puştların da bunu destekler eylemlerde bulunduklarını düşünün. Daha önce aşık olmamışsanız ise yeni birini sevmeniz bu işkenceden kurtuluncaya kadar mümkün değildir. Zaten büyük ihtimalle etrafınızda öyle birini barındırmazlar. Hep onların elemanlarını, onların yansımalarını görürsünüz. Bu yansımalara tabii ki gönlünüzde olan kişiden esinlenerek yapılan işkenceler de dahil. Yani temelinde zihninize girip asıl konuları işleyen doktorun olduğu, bunun siber ve sahadaki çete bozuntularıyla desteklendiği organize bir işlemdir aslında.

En önemli eleman olan telegram; aslında henüz şekil şemalleri pek bilinmeyen zihin kontrol/beyin okuma makinelerine verilen takma bir isimdir. Hedefin zihnini okumak, aslında aklından geçen düşünceleri bilmek, yukarıda anlattığım gibi işkence yapmak, düşüncelerini yeniden şekillendirmek ya da kontrol altına almak üzere deney ve şartlanma yaratmak, vücut fonksiyonlarını bozup rahatsızlık vermek, rüyaları kontrol etmek, halisünasyon, hedefle beynin doğrudan içine gönderilen ses dalgaları aracılığıyla konuşmak gibi birçok amaç için kullanılabilir. Daha önceki kullanımlarından gördüğümüz kadarıyla siyasi suçlulara zihin kontrolü uygulamak, teröristlerin zihnini duru bir şekilde görerek bilgi toplamak, düşma askerinin moralini bozmak, motivasyonunu düşürmek gibi amaçlarla telegramın piyasaya sürüldüğü bilinmektedir. Hapisteki kişilere uygulanan kapsamlı bir zihin kontrolünde aynı zamanda hedefin kişiliğini parçalama, sonrasında da istenilen doğrultuda şekillendirme amacı da güdülür. Telegramın asıl öldürücü etkisi ise, böyle bir şeyin var olduğunu kimse bilmediği için size bilgili birkaç kişi dışında kimsenin kolay kolay inanmayacak olmasıdır. Yani bilinçlenip birlik olunması halinde büyük ölçüde çözülebilecek bir sorundur.

Size ilerleyen yazılarda olayların farkına varmamı sağlayan hikayeleri de anlatacağım. Telegram, siber istihbarat, çevredeki ayakçılar hepsi birleşik. Ayrıca görevlerini insanların hayalleriyle, zayıf noktalarıyla eğlenmek için kullanan bu zavallı canavarlardan şahsi olarak hesabımı sormak için her yola başvuracağım. Diliyorum ki Türk istihbaratının gerçek çalışanları bünyelerinde bu sonradan görme, mafya kılıklı ergenimsi çeteleri barındırmazlar. Kimliklerini açığa çıkararak mağdurlarına hesap vermelerini sağlarlar.

Ben zaten düzenli olarak anlatacağım. Ama o esnada siz de zihin kontrol teknikleri, telegram işkencesi, izinsiz ve yasadışı dinleme meselelerini araştırabilirsiniz arkadaşlar. Unutmayın, patronunuz hakkındaki düşünceleriniz, çocuğunuzla ilgili hayalleriniz, herhangi bir konuda aslında aklınızdan geçen, dışa vurmadığınız fikirleriniz, sevinçleriniz, üzüntüleriniz, ailenizle geçen yıl gittiğiniz tatile dair anılar, köyünüzdeki anne babanızla yaptığınız masumane telefon konuşması, sevgilinizle geçirdiğiniz ateşli ve romantik dakikalar ya da unutulmaz ilan-ı aşk anları, karşısında oturduğunuz biriyle ilgili düşünceleriniz, otoritelerle ilgili aslında düşündüğünüz ama söylemekten çekindiğiniz, sadece kafanızın içinde olan şeyler, hepsine ulaşabilirler. Biraz geyik yaparsak; tuvalette işinizi görürken, masturbasyon veya seks yaparken bile ilgi manyağı, sizi izlediğini belli etmek isteyen doktorun kafanızın içine aniden giriverdiğini, siber eşkiyaların da yukarıda bahsettiğim yöntemlerle telefonlarınızdan her şeyi duyduklarını belli eden tacizlerini görebilirsiniz. Hepsi bir psikolojik baskı ve işkence unsuru. Masturbasyon ya da seks yapan hiçbir erkek vücut fonksiyonlarında durduk yere bir bozukluk ya da zihninde birtakım sesler ve yönlendirmeler hissetmez değil mi?.. Algıların en çok kapandığı anlardır.:) Aynı şekilde sizinle etkileşime geçen, tek suçu sevilmek olan o insanların zihinleri ve bedenleri de… Hiçbiri güvende değil, inanın bana… Geleceğin insanını onların istemediği şeyleri düşünmekten korkan, hangi kötülükleri yaparlarsa yapsınlar onlar hakkında aklından kötü düşünceler geçirmekten çekinen, korkuyla ve işkenceyle sinmiş mankurtlara çevirmek istiyorlar.

Bazılarınızın aklına “Madem bu kadar çaresiz durumdasın. Nasıl bunları yazabiliyorsun? Bu kadar çok şey biliyorsun, böyle yazıyorsun ve hala yaşıyorsun?” diye kıvrak zekalı bir soru gelebilir: Şu anda hapiste olmadığım, dinlemeler ve işkence yasadışı olduğu için hareketlerimi doğrudan kontrol edip engelleyemiyorlar. Benim çalışmalarımın da ya bir sonuç vermeyeceğini ya da ne yapacağımı görmek için beklemeyi tercih ediyorlar. Kim bilir, yarın bir gün bunlardan biri de başıma gelir…

Ama, beynime girdiği işkencelerden birinde doktor hem telegramın hem de siber istihbaratın olaydan tedirgin olduğunu; eğer uslu durursam beni susturacak şeyler sunabileceklerini söylemişti. “Susturabilecek”?… Bu işkence karşısında?… Seni biraz fazla şımartmışlar doktor….:))) Türkiye’nin ve dünyanın önünde insanlık suçunun hesabını kimliğin deşifre olmuş bir şekilde vereceksin!..

Dışarıda, özgür yaşantısını sürdürürken henüz dünya literatürüne yerleşmemiş bir insanlık dışı işkenceyi çeken; bu işkenceyi çektiğini fark eden ilk insanlardanım. Bunun daha kötüsü, ancak ve ancak telegramın dışarı bile çıkamayacağınız bir hapis hücresinde yapılanıdır. Çoğunuz çektiğiniz işkencenin, beyninizin içinde yabancı bir insanın bulunduğunun farkında bile değilsiniz, uyanın…

Sizi telegramla, siber ve diğer istihbaratların zorbalarıyla tanıştıracağım ve insanlığı bekleyen asıl tehlike hakkında bilgilendireceğim.

NOT: Hala olayların gerçek dışı geldiğini, beni deli sandığınızın farkındayım.:)) Gayet normal, bana birisi bunları anlatsa ben de öyle düşünürdüm. Rüyalara girebilmek ne demek, öyle değil mi?.. Ama zamanla hepsini anlatacağım. Biraz diyalog hatta kim bilir yüz yüze konuşma ile gayet aklı başında birisi olduğumu siz de anlarsınız. Bu yöndeki şüphelerinizi gidermek için günün her dakikasını paylaşırım ve rahat bir şekilde konuşabilirim. Zaten özel falan kalmamış..:)

Ben mücadelemi vereceğim. Eminim ki dışarıdaki yüzlerce potansiyel düşünür ve her şeyden habersiz siviller de aynı şeyleri çekiyor. Şu anda kitlesel bir deney ve işkence söz konusu. Eğer çektiği işkenceyi bilen varsa korkup sinmemesini, hemen iletişime geçmesini ve hakkını aramasını istiyorum. Zihninize girmeleri, dışarıda bu olaya karşı girişimler yapmanızı engelleyemez. Çünkü olay yasadışı bir işkence metodu ve dünya henüz resmi olarak tanımıyor. Üst merciler varlığını kabul etmiyor. Sorulan soruları cevapsız bırakıyor.

Lütfen birbirimizi yalnız bırakmayalım. Dindar görüşleri olan Salih Mirzabeyoğlu’na yapılan işkencenin aynısını onun fikirleriyle alakası olmayanlara da yapan bir zümre var. Bunların tek derdi hangi vizyonda olursa olsun düşünen kim varsa türlü işkencelerle kontrol altına almak. Toplumu kimsenin ruhu duymadan istedikleri gibi yönlendirip görünmeyen, kimsenin aklından dahi geçmeyecek gizli bir imparatorluk kurmak. Büyük ihtimalle rengarenk dünyayı tek tip insan potasında eritmek isteyen, düşüncelere varıncaya kadar kontrolü elinde tutmak isteyen bir uluslararası oluşum söz konusu. İnanın bana milli kimliğinizden, sosyal statünüzden ya da iktisadi görüşlerinizden çok daha öncelikli bir sorun… Kitlesel bir zihin kontrolü söz konusu. Doğrudan, özellikle hedef alınan birisi değil…

Tek istediğim kendi freelance işimi yaparak imkanım yettiğince seyahat etmek, gezi notları yazmaktı. Bakın şimdi nelerle ilgilenir olduk?…:) Benim hayatım zaten kararmış, varsın bu şerefsizleri ve alet edevatlarını ortaya çıkarmak için daha da kararsın…

KURBAN FEYYAZ YÜKSELCİ

MK ULTRA PROJESİ : KURBAN FEYYAZ YÜKSELCİ’NİN GÖZÜYLE TELEGRAM NEDİR ? KİMLERE UYGULANIR ?


Zihin kontrolünün amacı nedir?

Aslında “zihin kontrolü” adıyla yapılan faaliyetlerin kime, ne amaçla hizmet ettiği aşağı yukarı belli. Ama elimizden geldiği kadarıyla araştırmalara dayanan bir şekilde zihin kontrolünün amacının ne olduğuna değinelim. Telegram ve çeşitli insanlık dışı zihin kontrol mekanizmalarını kullanan hain, insanımsı merciler hakkında konuşalım:

Zihin kontrolü neden yapılır?

Önceki tanımlardan haberdar iseniz zihin kontrolünün ne demek olduğunu ve daha çok kimler tarafından kullanıldığını biliyorsunuzdur. “Zihin kontrolü ne demektir?” adlı yazımızı da okuyabilirsiniz. Konuyla olan bağlantısının korunabilmesi için tek cümleyle burada da tanımlayalım:

Zihin kontrolü; bazı güç odaklarının insanları amaçları doğrultusunda yönetebilmek, fikirlerini şekillendirip hayat tarzlarını kontrol edebilmek için uyguladıkları etik dışı faaliyetlerinin tümüne verilen isimdir. Zihin kontrolünde teknolojik imkanlardan yararlanılabilmekle birlikte, işin içinde insan psikolojisi, propaganda bilgisi ve toplum mühendisliği mutlaka vardır. Ayrıca zihin kontrolü; bu konuda bir master veya doktoranın gerektirdiği kadar araştırma yapmış insanlarca son derece sistematik, sinsi bir şekilde uygulanır.

Dolayısıyla şu cümlenin doğruluğunu hiçbir şey değiştirmeyecektir: Zihin kontrolünün kökünde yönetme ve mutlak güç arzusu vardır. Ama bu mutlak güç isteği etik yollarla gücü elde etme, insanların saygısını kazanma konseptiyle tamamen alakasızdır. İnsanlar söz konusu çıkarcı grupları eleştirmeyecek, onları birer mankurt haline getirecek planları içerir. Onları hissettirmeden hipnotize etmeyi, sorgusuz sualsiz bir şekilde itaat ettirmeyi amaçlar. Aslında zihin kontrolü; çevre karşısında yaşadığı özgüven sorunu sebebiyle eşine, kızlarına hayatı dar eden çakma maçoların zihniyetinin ta kendisidir. İnsanları telegram ve zihin kontrolüyle mankurtlaştırmayı isteyecek derecede bir güç isteğinin kökeninde buram buram korku, buram buram güvensizlik mevcuttur. Halbuki azıcık adam gibi işinizi yapsanız, üretime katkıda bulunursanız güç kendiliğinden gelecek zaten. Öyle değil mi doktor, ama sen herhalde biraz farklı yetişmişsin, pek anlamazsın…

Zihin kontrolünün en önemli amacı; toplumun algılarını değiştirmek, düşüncelerini hainlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yönlendirmek ve insanları tekrar ayağa kalkamayacakları şekilde robotlaştırarak hipnotize etmektir. Bundan birkaç on yıl öncesinde toplum mühendisliği, psikoloji, siyaset gibi uzmanlıkların ağrılığında yapılan zihin kontrol faaliyetleri, 1950’lerden sonra artan deneylerle bilimsel bir kimlik de kazanmıştır. Kitlelere yönelik zihin kontrolü uğruna yapılan deneyler günümüzün belası Telegram’a kadar varmıştır. O deneyleri de ileriki yazılarımızda itinayla yazacağız. Bugün yasa dışı bir şekilde binlerce insana uygulanan Telegram, herhangi bir direnç göstermeksizin insanların zihinlerini manipüle etme, kullanan grupların düşüncelerini insanlara sanki kendi düşünceleriymiş gibi kabul ettirme riski barındırmaktadır.

Yani Telegramla zihin kontrolü; maruz kalsın kalmasın herkesin mutlaka bilgilenmesi ve gerektiğinde fark edebilmesi gereken bir konudur. Çünkü toplum mühendisliğini, psikolojik harekatı ve benzer unsurlardan oluşan zihin kontrolünü fark edebilirsiniz. Ama elektromanyetik esaslara dayanan Telegram; sizin bilginizin ve tecrübenizin oluşturduğu bariyerleri aşarak doğrudan beyninize etki edebilir. Sizi karşı koyamayacağını bir şekilde yıllarca yönetebilir. İnsan beyni; kendisine elektromanyetik yöntemlerle dışarıdan ulaşılmasına karşı dirençli değildir. Evrimimizde böyle bir mevzu bulunmamaktadır ve Telegram zihin kontrolünü daha da tehlikeli yapan şeylerden biri budur.

Sevgili okurlar; zihin kontrolüyle ilgili yazılacak yazılar sadece birer bilgilendirme yazısından ibaret olacaktır. Fazla abartılırsa komplo teorisinden öteye gidemeyecektir. Ama elektromanyetik yöntemlerle zihin kontrol (Telegram gibi); yüzyılın tehlikesidir ve tamamen gerçektir. Eğer telegrama benzer belirtilerden muzdaripseniz, benzer şüpheleriniz varsa lütfen iletişime geçmekten ya da bu sorunu çevredeki arkadaşlarınıza açık açık anlatmaktan çekinmeyin.

Zihin kontrolü nedir?

Telegram’dan zihin kontrolünün en üst noktası olarak bahsettiğimiz yazılardan sonra zihin kontrolünün tanımına ve içeriğine de girmek gerekir. Çünkü insanlığın utanç verici tarihsel sürecinde telegrama giden çizgi, insanların zihinlerinin yasa dışı yollarla kontrol edilmesi isteğiyle başlamıştır. Telegram da zihin kontrol ve beyin yıkamanın daniskasıdır. Şöyle bir düşündüm de; taş çatlasa 40-50 yılı tam verimle ve bilinçle geçen insan ömründe kariyerini kitlelerin zihinlerini kontrol etmeye, onlara hükmetmek için bilimi kullanmaya adayan gerizekalılar var. Bu uğurda elde edilen teknoloji kamusal alanlarda ve yaşam standartlarını yükseltmek için kullanılsa zaten kimsenin zihnini kontrol etmeleri gerekmeyecek. Ama geçen yazımda dedim ya; bizim zenginlerimizde pek akıl yürütme kabiliyeti yoktur. Bir de kaynağı belli olmayan, anlamsız bir özgüven sorunu vardır.

Konumuza dönecek olursak zihin kontrolü öyle komplo teorileri eşliğinde, dedikodular halinde duyduğunuz belirsiz bilgiler bütünü değildir. Kökeni 2. Dünya Savaşı’na, belki de daha eskilere dayanan sistematik çalışmalarla gizli deneylerin bir ürünüdür. Tabii bunda tebaasını robotlaştırmak isteyen 20. yüzyıl totaliter rejimlerinin payı da büyük olmuştur. Dolayısıyla ilk belirtilmesi gereken şey şudur: Gelişen teknoloji her geçen yıl zalimlerin zihin kontrol çabalarını kolaylaştırmaktadır. Bugün başımıza gelen Telegram belası gibi… Ama zihin kontrol; psikolojinin, hatipliğin desteğiyle teknoloji olmadan da yapılabilen bir şeydir. Tarihte bunun en çarpıcı örneği; Nazilerin Propaganda Bakanı Goebbels’in yürüttüğü çalışmalardır. İnsanlığın yüz karası olan bu kulvarda Goebbels, adını altın harflerle kazımayı başarmıştır. Telegram ve zihin kontrolünün ilişkisini açıkladığımız yazıyı da bağlantıya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Hakkında uzunca bir geyik yaptıktan sonra ezberlemek isteyenler için tanımımızı yapalım: Zihin kontrolü ne demektir?

Zihin kontrolü; bazı güç odaklarının insanları amaçları doğrultusunda yönetebilmek, fikirlerini şekillendirip hayat tarzlarını kontrol edebilmek için uyguladıkları etik dışı faaliyetlerinin tümüne verilen isimdir. Zihin kontrolünde teknolojik imkanlardan yararlanılabilmekle birlikte, işin içinde insan psikolojisi, propaganda bilgisi ve toplum mühendisliği mutlaka vardır. Ayrıca zihin kontrolü; bu konuda bir master veya doktoranın gerektirdiği kadar araştırma yapmış insanlarca son derece sistematik, sinsi bir şekilde uygulanır.

Yani zihin kontrolünde insanların kendilerine uygulanan mühendisliği fark etmemesi, tabiri caizse hipnotize edilmesi esastır. Bu yüzden fark edilmesi ve karşı konulabilmesi son derece zordur. Ayrıca; her siyasi ve fikri propaganda zihin kontrolü değildir. Zihin kontrolü yukarıda bahsettiğimiz gibi apayrı bir konudur. Bu başlığı ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

Savaş esirlerine uygulanan psikolojik işkencelerse zihin kontrolü değil, beyin yıkama kategorisine girmektedir. Bu yüzden esir insan psikolojisi, işkence metotları ve psikolojik akıl oyunları eşliğinde ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gereklidir.

Evet; bu farkları öğrenip temel bilgileri sindirdikten sonra karşınızda bulunan bir olayın zihin kontrolü olup olmadığını fark etmek sizin için daha kolay olacaktır. Kim olursa olsun, hangi fikirden olursa olsun insanların sizi haince kontrol etmelerine mahal vermeyin. Hiçbir makam, hiçbir maaş beyninizden ve kalbinizden geçen düşüncelerden daha değerli değil, inanın… İsminizin önüne gelen o sıfatlar olmadan da yaşayabilirsiniz…

Telegram nedir? Zihin kontrolü nedir? Birbirleriyle ilişkisi nedir?

Herkese merhaba sevgili okurlar. Bu yazıda sık sık duyduğumuz telegram, zihin kontrolü, zihin yönlendirme, beyin yıkama gibi sözlerin anlamlarına değinmek istiyorum. Çünkü genelde telegram ve zihin kontrolü, kitle ve algı yönetimi gibi mevzular, ortaya bu söz öbekleri atılarak konuşulur durulur. Ama hangisinin ne anlama geldiğini çoğu kişi bilmez. Bu yüzden hikayemden ve sizleri bilgilendirecek hususlardan söz ederken bir yandan da telegram, zihin kontrolü gibi çalışmaların birbiriyle olan ilişkisini de açıklamak gerekir diye düşünüyorum. Bu kelimeleri yazarken yalnızım, dışarıda yoğun rüzgarlı ve tam benlik bir hava var. Telegrama ve çekilen çileye rağmen keyfim biraz olsun yerine geldi.

İsterseniz ilk önce telegramdan başlayalım. Siber istihbarat ve saha takipçileri şöyle dursun; ana fikrimiz telegram olduğu için öncesinde bu konuyu ayrıntılı olarak açıkladım. “Telegram zihin kontrolü nedir?” ve “Telegram işkencesinin amacı nedir?” gibi yazılarda detaylı bilgileri bulabilirsiniz. Burada tek cümleyle açıklayacak olursak telegram; elektromanyetik yöntemlerle nöroloji, genetik, bilgisayar, yazılım gibi uzmanlıkların birleşimi yardımıyla hedef kişinin beynini okumaya yarayan, hedef kişinin zihnini yönlendirmekten kişiliğini parçalamaya, işkence etmeye kadar geniş seçenek imkanı sunan bir zihin kontrol makinesidir. İsminin hikayesini de geçen yazılarda aktarmıştım.

O zaman yeni başlığa geçelim: Zihin kontrolü ne demektir? Telegram bir zihin kontrol makinesidir evet. Ama zihin kontrolü çok daha geniş kapsamlı bir konudur. Şöyle ki; zihin kontrolü, hedefin zihnini ona fark ettirmeden yönlendirme, o özgürce yaşayıp herhangi bir esaret altında olmasa da fikirlerini telkinler, çevresel etkenler yardımıyla değiştirmeye dayanan yöntemlerin tümüne denir. İster bir kişiye ister kitlelere uygulansın, zihin kontrolünde algı yönetiminden yoğun bir şekilde faydalanılır. Telegram olsa bile. Dolayısıyla zihin kontrolünün tarihi çok daha eskilere dayanmaktadır. Mesela Hitler’in en önemli kurmaylarından olan Goebbels’in yürüttüğü sistematik propaganda, zihin kontrol tarihinde en çarpıcı örneklerden biridir. Propagandanın hedefinde olan kimse işkenceye uğramaz, ama planlı ve sistematik bir algı yönetimi sayesinde ne olduğunu bile anlamadan milyonlarca kişi kendini Nazi taraftarı olarak buluverir. Yani zihin kontrolü, tabiri caizse sinsi bir yöntemdir. Fark etmek zordur. Fark eden kişinin de tüm o sistematik propaganda mekanizması karşısında kitleleri uyandırması imkansıza yakındır. Tabii o çağlarda… 2017 yılına geldiğimizde öyle bir yağma yok..

Arada sırada geçen beyin yıkama sözü ise bambaşka bir şeyi tarif eder. Beyin yıkama; esaret altında bulunan birinin fiziksel ve psikolojik işkencelerle zihninin değiştirilmeye çalışılması demektir. Yani hedefin kişiliği zorla değiştirilmeye çalışılır. Kurtuluş umudu olmadığına inanan mahkumun kendisine dayatılan fikirleri kabul ederse kurtulacağına inanması sağlanır. Böylece mahkum bir mankurta dönüştürülür. Kitlelere uygulanan sistematik soykırım, sağ kalanların asimile edilmesi ve kültürlerinin unutturulması gibi durumlar da beyin yıkmaya örnek gösterilebilir. O konuda fazla yorum yapmak istemiyorum araştırmadım.

Şimdi; telegram ve zihin kontrolü genelde aynı cümlede geçer. Ama dikkat ederseniz beyin yıkama da telegramla yakından ilişkilidir. O zaman bütün bu terimlerin birbiriyle ilişkisi nedir, hadi şöyle bir inceleyelim:

Telegram, zihin kontrolü ve beyin yıkama

Gözlemler ve araştırmalar sonucunda net olarak söyleyebildiğimiz bir şey var: Telegram, hem zihin kontrolü hem de beyin yıkama için kullanılabilen çok fonksiyonlu bir işkence aletidir. Şöyle ki; eğer bir hapis mahkumuna, düşünce adamına veya herhangi bir kanaat önderine uygulanıyorsa bu beyin yıkamadır. Çünkü mahkum; telegram işkencesi çektiğinin farkındadır. Telegram ona sürekli hissettirilir. Var olan düşüncelerini ve fikirlerini değiştirerek telegramcıların istediği düşünceleri benimsemesi istenir. Böylece bir fikir insanının zihnini yönlendirirseniz; o fikir insanına saygı duyan insanları da değiştirmek ya da önderlerine olan güvenini yok ederek etrafa saçılmalarını sağlamak kolaylaşacaktır.

Eğer telegram kitlelere kimseye fark ettirmeden uygulanıyorsa o zaman bir zihin kontrolüdür. Tıpkı yıllar öncesinde Goebbels’in yaptığı gibi bir propaganda söz konusudur. Ama bu seferki doğrudan insan beynine etki eden, çok daha tehlikeli bir metottur. İşte kaynaklarda genelde telegram zihin kontrolü denmesinin sebebi budur. Türkiye’de ve dünyada var olan onlarca telegram mağduru bir yana, milyonlarca kişi bu proje için kobay olarak kullanılmakta ve her gün zihinleri yönlendirilmektedir. Ne için yönlendiriliyor? Tabii ki telegramın sahiplerinin (ya da onu kiralayanların diyelim) istediği doğrultuda halkın tercihlerini değiştirmek, inançlarını yapılandırmak için. Ayrıca telegram; zihin kontrolünün bugün bilinen en üst noktasıdır. Bugüne kadarki zihin kontrol yöntemlerinde hep sistematik ve ustaca bir hatiplik, propaganda mutlaka gerekmiştir fakat telegram buna olan ihtiyacı azaltmaktadır.

Benim dışarıda sıradan, fikir adamı olmayan birisi olarak çektiğimi ise tam olarak tanımlayamıyorum. Telegramın farkındayım ve taciz ediliyorum. Ama fikirleri değiştirilmek istenen güçlü birisi de değilim. İşkence çeken, kobay olduğunun farkında olan bir kobay diyelim…:)

Kavramları açıkladıktan sonra şunu büyük harflerle belirtmek istiyorum ki yersiz endişeler kafanızda tomurcuklanmasın: TÜM GÜCÜNE RAĞMEN TELEGRAMIN KİTLELER ÜZERİNDE UYGULANABİLMESİ İÇİN ÇEVREDE BİR ALGI YÖNETİMİNE VE BİLİNEN PROPAGANDA USÜLLERİNE DE İHTİYAÇ VARDIR. YANİ OLAYLARIN FARKINDA OLURSANIZ HİÇBİR ŞEYDEN ZARAR GÖRMEZSİNİZ. TELEGRAM ÖYLE BİR DÜĞMEYLE İNSANI ASSASINS CREED OYUNUNDAKİ GİBİ KONTROL EDİLEBİLEN KARAKTERE ÇEVİREN SİHİRLİ BİR DEĞNEK DEĞİLDİR. BUNUN FARKINDA OLUP İRADENİZİN HALA ELİNİZDE OLDUĞUNU BİLMEK ŞART. AMA BU TARZ ARAŞTIRMALARA MÜSAADE EDİLMESİ HALİNDE İLERİDE DURUMUN DAHA DA VAHİMLEŞECEĞİNİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK DA ŞART.

Anlatmak istediğimi yeterince anlatabildiğimi düşünüyorum.

Telegram işkencesiyle neler yapılabilir?

İnsanlık dışı işkence ve sorgulama yöntemlerinin extreme noktası olan telegram, sahip olan makamların kurbanlardan zahmetsizce cevaplar alabildiği bir teknolojidir. Telegram işkencesinin nasıl yapıldığı teknik yönden tabii ki tam olarak bilinmemektedir. Ama işin yürüyüşü ve kabataslak şeması hakkında fikir yürütmek gayet kolaydır. Zaten zihni yönlendirme, kişiliği parçalama gibi pek çok işkence metodunun da kaynağını oluşturmaktadır. İnsanlık dışı olması yönündense bilindiği kadarıyla rakipsizdir. Fakat bir telegram mağduru olarak ben, Feyyaz Yükselci; basit bir çıkarımla dahi gizli deneyler, devlet güvenliği gibi etiketler ardına saklanmış, akla hayale sığmayacak askeri ve istihbari teknolojiler olduğuna adım gibi eminim. Tıpkı günümüz telefon şirketlerinin ellerindeki imkanları modellere birer birer ekleyerek daha çok para kazanması gibi; o yüksek güvenlikli, içeride dönen dolapların bir sır olduğu binalarda günümüzden yıllarca ilerisinin teknolojisinin barındırıldığı kimsenin görmediği, ama herkesin emin olduğu bir gerçektir. Daha önceki kişisel yazılarımda da belirttiğim gibi öncelikli amacım herhangi bir kurum kuruluşa yıpratma harekatı düzenlemek değil, bu ileri teknolojiyi insanlık dışı faaliyetler için kullanan, 21. yüzyılın utancı, yüz karası olan kişileri ortaya çıkarmaktır. Devlet güvenliği gerekçesiyle saklanan ama işin özünde devletin mutlak otoritesini kullanan bazı hastaların insanlık suçu işlemesinden başka bir şeye yaramayan gizli deneylerin, projelerin kamuya açılmasını sağlamaktır. Öyle ya; madem bu kadar güvenli, madem suç teşkil eden bir durum yok… Zihnime yaptığı onca şeyden sonra Türkiye’nin telegramcısı; eninde sonunda herkes tarafından bilinecek ve insanlık suçu mahkemelerinde hesabını verecektir! Benden, ondan, bundan, şundan kaçarsın; ama tarihi süreçten kaçamazsın doktor… Çok sakat bir meslek seçmişsin…

Hangi kaynakta okursanız okuyun telegram; “barbarca” bir işkence yöntemi olarak kabul edilir. Fakat bu barbarlık öyle kolların bacakların havada uçtuğu, kemiklerin kırılıp kanların döküldüğü Vandal tarzı bir barbarlık değil. Beyne verdiği zararlar neticesinde telegramın; hedefin kişiliğini parçalamaya ve delirtmeye kadar varan etkileri mevcuttur. Hedef kişi onlara göre tehlikeli bir düşünür olabilir. Böylece bir daha sağlıklı fikir üretemez. Orwell’in tabiriyle öldürülüp kahramanlaştırılmak yerine yarı deli bir insan müsveddesine çevrilmeye çalışılır. Eğer çok önemli bilgilerin sahibi biriyse yine benzer yöntemlerle kurbandan değil, doğrudan zihninden cevaplar alınır Tabii bu esnada kurbanın beyin kimyası ciddi manada zarar görür. Bunların dışında telegram aracılığıyla bir kitlesel deney, bir algı yönetimi de söz konusu olabilir. Böylece telegramdan haberi dahi olmayan binlerce insan, istenen doğrultuda fikirler edinebilir. Hayat görüşleri değiştirilip fikirleri yeniden şekillendirilebilir. Tıpkı bir moda akımı gibi… Yani telegram; günümüz insanının kafasında canlanmayan, henüz evrimsel geçmişimize kodlanmamış türden elit bir barbarlıktır.

Telegram işkencesi neleri mümkün kılar?

Aslında icat edilmesindeki temel amacı biraz belirtmiş olduk. Telegram işkencesi; ağırlıklı olarak zihne ve düşünceye yönelik bir metottur. Tabii ki mahvolan bir beyin sonucunda bedensel faaliyetlerin sekteye uğraması da bir yan etki olacaktır. Zaten eğer bir mahkuma uygulanıyorsa kurbana çevresel anlamda da itinayla aynı insanlık dışı muamele yapılır. Böylece telegramcının işi daha da kolaylaşır. Bu da telegram işkencesinin nasıl yapıldığını merak edenler için önemli bir başlangıç noktası. Bilimsel ve sosyal operasyonların bir arada yürümesi.. Maddelere geçmeden okumak isterseniz “Telegram işkencesi nedir?” başlıklı yazımı da linke tıklayarak okuyabilirsiniz.

İşte karşınızda telegram işkencesiyle yapılabileceklerin bir listesi:

  • Kurbanın bedeninde kaşıntı, çok şiddetli baş ağrısı, iç organlarda ağrı, gözlerde yanma hissi ve anlık parıltılı sanrılar, mide bulantısı, yorgunluk hissi ve motivasyon düşüklüğü, dişlerde ve cinsel bölgelerde yanma, kaşıntı, ayak parmaklarının istemsizce oynaması gibi zararlı etkiler yaratılabilir.
  • Benim de başıma gelen biraz daha da ileri evrede; kurbanın bilinci bir anlığına elinden alınabilir. Aslında yapmak istemediği davranışları gösterebilir. Elinizi kaldırma, ensenizi kaşıma gibi birçok küçük mimik buna dahildir. Ayrıca bir yolda sağa döneceğinizi tüm iradenizle biliyor olmanıza rağmen anlamsızca sola dönmeniz, kahve yapmak üzere ayağa kalktığınızda kahve makinesinin önüne kadar gidip kahveyi koymadan geri dönmeniz gibi günlük hayattan örnekleri de mevcuttur. Bilincin bir anlık sarsılması olarak nitelediğim bu olay; gözlemlerime göre beyne gönderilen dalgalarla manipülasyon yapma esasına dayanmaktadır. Olayın sıradan bir dalgınlıkla ilgisi yoktur. Mesela yanlışlıkla sola dönme örneğinde telegramcı beyninize zayıf noktalarınızla ilgili bir ses, resim, vs. göndererek dış ortama karşı olan dikkatinizi zayıflatabilir. Bu esnada da çevrede sola dönmenizi sağlayacak birtakım hareketler ve kandırmacalar neticesinde kendinizi sola sapmış bulabilirsiniz. Tabii sonradan fark ediyorsunuz ama birkaç saniye içinde sizi manipüle etmeleri mümkün olabiliyor. Telegram’dan kaynaklanan bu durumları ayırt etmek son derece basittir. Sonraki yazılarda çok ayrıntılı bir şekilde ele alacağız.
  • Kurbanın beynine elektromanyetik yöntemlerle ulaşıldığında hedef kişiye istenilen sorular yöneltilerek en doğal cevaplar alınabilir. Kurbanın beynine sesler ve resimler gönderilerek zihni yönlendirilir. Ruh hali ve psikolojik durumu yıpratılabilir.
  • Kurban ile cevap vermesine müsaade edecek şekilde, telefonla konuşur gibi konuşulabilir. Ama anladığım kadarıyla bu imkan kısıtlıdır. O kısıtlı imkanlar dahilinde telegramcı da zaten sizi heyecanlandırması, çıldırtması ya da beyninizin o sesten kurtulmak için saçma sapan şeyler yapmak zorunda kalması mümkün olan en seçmece cümleleri iletir.
  • Kurbanın resimler ve sembollerle işleyen faaliyetler dışında tüm bilinçli beyin aktiviteleri izlenebilir. Kurban teelgramcıdan habersiz plan yapamaz, hayal kuramaz, birini hatırlayamaz. Kısacası ondan habersiz düşünemez.
  • Kurbanın hafızasına ulaşılarak geçmişteki deneyimleri, şüpheli kişilerle konuşmaları, takıldığı mekanlar, vs. hakkında büyük bir vahşetle bilgi toplanabilir. Ayrıca bu bilgi; kurbanın o anlardaki ruh hali eşliğinde elde edilir. Ki bu da daha fazla işkence edilmesi için malzeme demektir.
  • Bu yöntemlerle iradeli, bilinçli düşünen bir insanı kişiliği parçalanmış bir embesile çevirmek mümkündür. Tehlike arz ettiği düşünülen insanların psikolojisini paramparça ederek delirtmek, intihara teşvik etmek de mümkündür. Hafif derece etkileri ile işkence olmasa da kitlelerin düşüncelerini yönlendirmek, iyi-kötü algılarını değiştirmek ve onları özgür olduklarını sanan robotlara çevirmek de mümkündür.

Suçluları toplamak için insan gücüne gerek yok, propagandaya gerek yok, var mı telegramdan güzeli?.. Peşlerine kendinizden birkaç adam takın onlar da kendilerini bir b.k sanıp öyle takılsınlar. Siber istihbaratı da ergenlere verin. Arkadaşlarının sırlarını umarsızca dinlerken gerçek suçluların yanına yaklaşmaktan korksunlar. Ama onlar da arkadaşlarının sırlarını dinledikleri için kendilerini bir b.k sansın. Hem kurbanın kişiliği elinizde, hem de fazladan, aslında artık ihtiyacınız olmasa da bunu nasıl söyleyeceğinizi bilemediğiniz personeliniz vatan millet için harika işler başarıyor. Gözlerim yaşardı…:)

Çalışıp gerçek suçlular için nokta atışı yapmak yerine alın yüzlercesini, nasıl olsa en fazla ne olduğunu bile bilmeden intihar sebebiyle öldükleri görülür. Kimsenin haberi de yok telegramdan..

Öyle değil mi doktor? Zihnini parçalamaya çalıştığın insanların hesabını mahkemede sen tek parça halinde vereceksin. Yok öyle kolayca kaçmak….

Telegram işkencesi nedir?

Ülkemizde var olan kitlesel deneyin bir parçası olmam sebebiyle mağduru bulunduğum telegram; zihin kontrolünde insanlığın ulaştığı en üst seviyedir denebilir. İşleyişleri, tasarımları hala sır olan cihazlardan meydana gelse de telegram makinelerinin hastanelerde komadaki insanların beyin aktivitelerini incelemek için icat edilen bazı cihazlardan esinlenilerek yapıldığı iddialar arasındadır. Sağlık teknolojisinin askeri ve istihbari birimlere devşirilmesi yani…

Yazılım, elektronik, nörobilim, vs. birçok branştan uzmanlık kullanılarak elde edilen telegram, kurbana yönelik hiçbir zorlamaya, darp ve hırpalamaya ihtiyaç duyulmadan doğrudan beyni etkilemektedir. Öyle ki; elektromanyetik yollarla zihninize ulaşılan bu süreçte beyniniz, evrimsel açıdan tanımlayamadığı yabancı bir sinyal karşısında dengesini kaybetmektedir. Telegramcının istediği cevaplar doğrultusunda zihninize gönderdiği sinyallerle sizi haberiniz dahi olmadan sorgulamaları, farklı dalga seviyelerinden işkencecilerin sizinle konuşması mümkündür. Çünkü zamanla gönderilen dalgaları anlamlandıran beyin; sahibinin yalan söyleme isteğini düşünmeksizin bildiği bir şeye otomatikman cevap verir. İç güdüsel tepkiler gösterir. Örneğin; 15 gün önce ziyaret ettiğiniz bir akrabanızla evde konuştuğunuz şeyler, hafızanızın ve çeşitli çağrışımların yardımıyla telegramcı tarafından rahatça elde edilip devşirilebilir. Telegram’da kullanılan dalga tekniği tıpkı mors alfabesi gibi bir kodlama, rüyaların da dili denebilecek bir sembolizmle işler. Bunun dışında telegramcının kafanızın içine doğrudan konuşma sesleri veya resimler gönderdiği de olmaktadır. Siz hayatınızı yaşarken telegramcı; gönderdiği sesler, resimler, beyni uyarıcı dalgalar ile cevaplarını teker teker almaya devam edebilir. Hafızanıza da rahatça ulaşarak beyninizin depoladığı ulaşılabilir anıları ekranınıza taşıyabilir. Hafif dozda telegrama maruz kalan binlerce kişi de bir zihin kontrol operasyonunun kurbanı olarak yönlendirmeye maruz kalabilir. Bilinçaltına yönelik algı yönetiminin sonucunda telegramcı ruh hastalarının istediği şekilde davranmaya başlayıp; zevkleri ve alışkanlıklarını buna göre şekillendirmeye başlayabilir. (Bu, telegram cihazları olmadan da yapılabilen tipik bir algı yönetimi prosedürüdür. Daha sonraki yazılarda ona da değineceğiz. Fakat kesin olan şey; telegramla çok daha tehlikeli bir hal almış olmasıdır.)

Dünya üzerinde böyle bir teknolojinin var olduğu düşünülünce gerçekten ürkütücü değil mi?.. İnsan beynini uzaktan kontrol edebilmek.. Daha fazla açıklama yapmaya gerek var mı? Bir telegram mağdurunun ya da yasa dışı deneylerle mücadele etmek isteyen kişinin asıl sorması gereken soru şudur: Görebildiğimiz teknolojinin gücü bu boyutlara gelmişken; neden hala patlamalarda ölen insanlarımız vardır? Neden hala okula gitmek için yolda dağcılık yapmak zorunda kalan çocuklarımız vardır da bir beyni, bir kişiliği parçalamak bu mihraklar için böylesine önemlidir? Açılış yazımda söylemiştim yine söylüyorum: Telegram denilen beyin kontrol yöntemi bu kadar ilerlemişken siyasi görüşünüzün, dini inancınızın, vizyonunuzun hiçbir önemi yoktur. Hepinizin beynini çırılçıplak görebilirler. Bilmem anlatabiliyor muyum?

Telegram ismi nereden gelmektedir?

Bu zihin kontrol makineleri için kullanılan “Telegram” ismi aslında literatüre Salih Mirzabeyoğlu tarafından kazandırılmıştır. Tutuklandıktan sonra 10 yıldan fazla bir süre Telegram’a maruz kalan Mirzabeyoğlu; telegramcının zihniyle doğrudan konuşması sırasında bu cihazın adını sormuş. İşkenceci de ona belki dürüstçe, belki de dalga geçmek için “Telegram” demiş. Yani bir araba modeli gibi kalıp, tasarımı modeli belli bir ürün değildir. Suretleri hala belirsiz olan ve yüksek ihtimalle elektromanyetik yollarla insan beynine ulaşmaya yarayan zihin kontrol cihazlarına verilmiş takma bir isimdir. Yabancı kaynaklarda söz konusu deney ve işkencelere “Telegram” ismiyle ulaşamazsınız.

Ayrıca Salih Mirzabeyoğlu; bizzat mağdur olması, teknik hakkında son derece ayrıntılı bilgiler vermesi dolayısıyla dünya üzerinde kendine Telegram uygulamış, bunu dünyaya aktarma fırsatı bulmuş sınırlı kişilerden biridir. Türkiye’de ilk olduğu ise kesindir.

Şimdilik sizlere “Telegram işkencesi nedir?” sorusu altında giriş niteliğinde bilgiler vermeye çalıştım sevgili okurlar. Aklımdaki şema haricinde yazarken de fark ettim ki değinilmesi gereken birçok konu var. Telegramın işleyişinden pratiğine, istihbarattaki zihin kontrol yöntemlerine, yasa dışı deneylerden Telegram ve zihin kontrolüyle ilgili yararlanabileceğiniz kaynaklara kadar her şeyi tek tek yazacağım. Tabii ki benim maruz kaldığım “özgür ortamdaki Telegram, dinleme ve takip işkenceleri“ne de…

Lütfen ellerindeki teknolojiyi sizin beyninizi parçalamaya varan yöntemler için kullandıklarını, sizi fikirlerinizi ve mahreminizi elde ederek eğlendiklerini; emeğinizin sırtından yükselerek yapılan araştırmalarla ulaşılmış bu bilgi seviyesinin dönüp dolaşıp sizin beyninizi robotlaştırmak için kullanıldığını bir an durup düşünün

KURBAN FEYYAZ YÜKSELCİ

MK ULTRA PROJESİ /// KURBAN FEYYAZ YÜKSELCİ : Zihin kontrolü kimlere uygulanır ? Telegram işkencesi k imleri hedef alır ?


Zihin kontrolü kimlere uygulanır? Telegram işkencesi kimleri hedef alır?

Zihin kontrolü; çağımızın ve insanlık tarihinin en büyük utançlarından telegramdan çok öncesinde de var olan bir kavramdı. Gerçi telegram işkencesi ve yine telegram aracılığıyla kitlelerin beynine doğrudan uygulanan bu zihin kontrolü engellenmezse; gelecek kuşakların bu insanlık suçuna alışmış bir şekilde yaşayacak zorunda olması kaçınılmazdır. İşte bu durumlardan sebep şöyle bir inceliyorum da; zihin kontrolünün insanlık suçu olduğu çizginin bilimsel, biyo-kimyevi , elektromanyetik, vs. kimliklere bürünmesiyle olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü telegram ve daha ilerisi; insan iradesinin tükendiği, insanın bilinen inanç ve psikolojik dirençle hiçbir şekilde karşı koyamayacağı bir robotlaştırma hareketidir. Daha çok propaganda ve toplumu sihirli sözlerle hipnotize etmeye dayanan eski usül zihin kontrolü ise kısmen karşı konulabilir olmuş. Sonuçta yeterince idrak ve çıkarım yapma beceriniz varsa, yeterince realistseniz, en önemlisi de yeterince inancınız varsa karşı taraf istediği kadar bağırsın; propaganda faaliyetlerinin ardında bulunan zihin kontrolünü fark edebilirsiniz değil mi? Ayrıntılı bilgi için bakınız : Zihin kontrolü nedir?

Hem yukarıdaki karşılaştırmadan, hem de çok bilgili olmamamdan dolayı zihin kontrolünün bu yönüne fazla girmek istemiyorum. Hem zaten normal siyasi propaganda ile yasa dışı zihin kontrol sınırları arasında cahilce dolaşıp bu meslek erbabına fazla yüklenmemek gerekir. Çağımızda tüm varlığıyla mevcut olan ve inanılmaz boyutlarda tehlike arz eden telegram-zihin kontrolü asıl dikkat çekmek istediğim noktadır. Bu yüzden bir zihin kontrolünün muhtemel amaçlarını ve hedeflerini belirlerken telegram zihin kontrolüne ağırlık vereceğim ve ziyaretçilere telegramın ne denli tehlikeli olabileceğini hissettirmeye çalışacağım.

Zihin kontrolü kimleri hedef alır?

Tarihte zihin kontrolünün hedefi her zaman masum siviller, milyonlarca kişilik kitleler olmuştur. Dünyadaki üretimin ve iş gücünün bel kemiğini oluşturan kitlelere zihin kontrolü uygulamak isteyen çıkarcı gruplar; herkesin özgürce oy verdiği demokrasi maskesi altında insanların iradelerini yok etmek istemiş, onları birer “oy veren koyun“a çevirmeye çalışmıştır. Mesela Nazi Almanyası, SSCB ve 20. yüzyılın diğer totaliter rejimlerindeki faaliyetler…

Hoş biyolojik, kimyasal, elektromanyetik yollarla zihin kontrolü de bu dönemlerde başladığı için geçiş aşamasını saptamak zordur. Kesin olan şey; hiçbirinin telegram gibi insanlara uzak mesafeden serbestçe uygulanan bir zihin kontrol tekniği kadar tehlikeli olmadığıdır. Yani insanlara ilaç verilmesine ya da bir yerde mahkum edilerek insani ilişkilerden mahrum bırakılmasına gerek kalmadan kolayca uygulanan bir zihin yönlendirmesinden bahsediyorum. İşte telegramcı ruh hastalarının bu noktaya gelmesi sebebiyle işler bilinen zihin kontrolünden daha farklı bir hal almaktadır. İsterseniz şöyle bir bakış atalım:

Telegram zihin kontrolünün hedefi nedir?

Günümüzde var olan ve var olduğunu tahmin ettiğimiz daha üst seviyeler düşünülürse telegram zihin kontrol teknolojisi için, kitlelerin zihnini yönlendirmek çocuk oyuncağıdır. Buna aile anlayışından eğlenceye, ahlaki normalara kadar toplumun algısını yönlendirmek; güç odaklarının istediği doğrultuda insanların düşüncelerini yeniden inşa etmek gibi her şey dahildir. Oynadığınız online oyunlarda geliştirdiğiniz karakterleri ya da strateji oyunlarındaki toplum yaratmayı düşünün; işte karşınızda olan tehlike tam olarak bu!… Dolayısıyla TELEGRAMIN BAŞLICA HEDEFİ MASUM SİVİLLERDİR. En kötüsü de; var olan bir kitle yönetimini sadece psikolojik ve siyasi uzmanlıkla tespit etmek mümkün değildir.

Telegramın diğer yönleri ise daha beterdir. Bahsedilen zihin kontrol yöntemiyle düşünen insanlar, politikacılar, CEO’lar, bakanlar, sanatçılar, istenen doğrultuda yönlendirilebilir. Böylece bir toplumun inşasında temeli oluşturan kesim, sadece insanların yüzlerini görmeye alıştığı oyunaklara döner. Bu esnada da telegramcı gizli odaklar şaraplarını yudumlayarak tüm dünyanın sahibi olmanın keyfini çıkartabilir.

Aynı şekilde telegram yönetmiyle masum bir insan azılı bir teröriste, suikastçiye dönüşebilir. Alakası olmayan bir birey bazı yerlerde eylem yapmaya ikna edilebilir. Herhangi bir şahitlik, nano boyutlarda dahi bir kanıt bırakmadan pis işler hallettilebilir. Gerçekleşen böyle bir eylem sonrası toplum üzerinde yaratılacak korkuyu, bunun telegramcıların toplum inşasına verdiği malzemeleri varın siz düşünün.. Yani telegram yine masum insanları hedef alır, ama bu kez halkın saygı duyduğu kesimleri hiçbirine fark ettirmeden kendi amaçları doğrultusunda manipüle etmek için kullanılır.

En insanlık dışı yönüyle telegram; hapiste veya özgür ortamda hedef insanlarda zihinsel işkence yaratmak için de kullanılır. Bu; telegramın beyin yıkamaya yönelik işkence kısmıdır. Hedefin kişiliği parçalanabilir. Yerlerde süründürülmüş insanlık onuru, sevdiği insanlar ve kutsal saydığı değerler ile zihinsel fonkiyonlarını büyük ölçüde kaybetmiş bir insan müsveddesine dönüştürülebilir. Sonuçta da ya bireyin zihni tamamen devre dışı kalana kadar işkence devam eder, ya da telegramcılar onu kirli amaçları doğrultusunda yeniden inşa etmeye, mankurtlaştırmaya çalışır. Telegramın bu yönü bir zihin kontrolden çok işkencedir. Çünkü hedef kişi saldırı altında olduğunun farkındadır ve telegrama maruz kaldığını bilerek yaşar. Tahmin edeceğiniz üzere ya benim gibi kobaylar, ya da toplum üzerinde nüfuz yaratabilecek siyasi önderler, düşünürler, sanatçılar, kısaca işi düşünceyle, hayal gücüyle, fikirle olan insanlar hedef alınır.

Telegramın biraz daha derinliklerine dalmak isterseniz şu yazıyı ve ilgili kategoriyi okuyabilirsiniz: “Telegram işkencesi neleri mümkün kılar?

Çünkü telegramcılar tarihin gördüğü en zararlı ruh hastalarıdır. Yeryüzünde yaşama hakları yoktur. AMA EN UFAK BİR FİKİR TOMURCUĞUNUN, DÜNYANI EN BÜYÜK HOLDİNGİNDEN DAHA TEHLİKELİ OLABİLECEĞİNİ GÖRECEK KADAR TECRÜBELİ VE ZEKİLERDİR. Terbiye verilmemiş, sevgiden ilgiden yoksun bırakılmış, bir o kadar da şımartılıp her istediğini yapabileceği düşündürülmüş zekalar gerçekten büyük tehlike arz eder. Zenginlerin şu klasik ilgilenmeyip “Cebine sıkıştır 200 lira dışarı çıksın gezsin, kesilir sesi” mantığıyla büyüttüğü çocuklar... İnsan gerçekten acıyor, üzülüyor ama, ne yaparsınız….

Yazının sonunda telegram işkencesiyle ilgili hazırldığım bir giriş videosu da mevcut. İzleyerek de bahsettiğim hususlar hakkında bilgi edinebilirsiniz. Son olarak yukarıda bahsettiklerimden sonra yazıyı George Orwell’in 1984’ünden bir alıntıyla bitirmek istiyorum. Hoşça kalın:

Her şeyden önce bilmelisin ki, burada şehit olmak diye bir şey yoktur. Geçmişte din adına yapılan gaddarlıkları okumuşsundur. Ortaçağ’da engizisyon diye bir şey vardı. Hiçbir işe yaramadı. Sapkınlığı ortadan kaldırmayı amaçlıyorlardı, güçlendirmekten başka bir şey yapmadılar. Engizisyon’un diri diri yaktığı her sapkının yerine binlercesine ortaya çıktı. Neden? Çünkü Engizisyon; düşmanlarını meydanlarda, hem de hala nedamet getirmişlerken öldürdü; daha doğrusu, onları nedamet getirmedikleri için öldürdü. İnsanlar gerçek inançlarından vazgeçmedikleri için ölüyorlardı. İster istemez, tüm onur kurbanın, tüm utanç da onu diri diri yakan Engizisyoncu’nun oluyordu. Sonraları, yirminci yüzyılda totaliter denenler ortaya çıktı. Alman Nazileri ve Rus Komünistleri. Ruslar sapkınlığı Engizisyon’dan daha acımasızca bastırdılar. Geçmişteki hatalardan ders çıkartmışlardı; en azından şehitler yaratmamak gerektiğini öğrenmişlerdi. Kurbanlarına halk mahkemesine çıakrmadan önce onurlarını yerle bir ediyorlardı. İşkence yaparak, hücreye atarak dirençlerini öyle bir kırıyorlardı ki; acınası, umarsız birer şamar oğlanına dönüyordu hepsi; sonunda, ne isteniyorsa itiraf ediyorlar, birbirlerini ihbar ederek, suçlayarak paçalarını kurtarmaya çalışıyorlar, merhamet dilemeye başlıyorlardı. Ama yine de, birkaç yıl sonra aynı olayın tekrarlanmasına engel olamıyorlardı. Ölenler birer şehit olup çıkmışlar, gözden düşürülüp saygınlıklarını yitirdikleri unutuluvermişti. Peki, niçin bir kez daha böyle olmuştu? Bir kere; işkence altında konuşturukdukları ve itiraflarının doğru olmadığı açıkça bilindiği için. Oysa biz böyle hatalar yapmayız. Burada ağızdan çıkan itirafların hepsi doğrudur. Doğru olmalarını sağlarız. En önemlisi de, ölülerin ayağa kalkıp karşımıza dikilmelerine izin vermeyiz. Gelecek kuşakların senin teslim edeceğini aklından bile geçirme, Winston. Gelecek kuşaklar senin adını bile duymayacak. Tarihten silineceksin. Seni gaza dönüştürüp stratosfere yollayacağız. Geriye hiçbir şey kalmayacak senden…

….

“Sen çürük malsın, Winston. Temizlenmesi gereken bir lekesin. Demin, bizim geçmişteki zorbalardan farklı olduğumuzu söylemedim mi sana? Biz zoraki boyun eğilmesinden de, kölece boyun eğilmesinden de hoşlanmayız. Bize özgür iradenle teslim olmalısın. Biz; sapkınları bize direniyor diye yok etmeyiz; direndikleri sürece asla yok etmeyiz: İnançlarından döndürür, kafalarının içini ele geçirip yeniden biçimlendiririz. İçlerindeki tüm kötülükleri, tüm yanılgıları silip atar, lafta değil, canı gönülden saflarımıza katılmalarını sağlarız. Öldürmeden önce bizden biri yaparız. Ne kadar gizli ve güçsüz olursa olsun hiçbir yanlış düşüncenin bu dünyada barınmasına katlanamayız. Ölüm anında bile herhangi bir sapmaya izin veremeyiz. Eskiden sapkın diri diri yakılmaya giderken bile sapkınlığından vazgeçmez, vazgeçmek şöyle dursun, övünerek ilan edermiş sapkınlığını. Rusya’daki temizlik hareketlerinin kurbanları bile kurşuna dizilmeye giderken asi düşüncelerini kafalarının içinde tutarlarmış. Oysa biz beyni tuzla buz etmeden önce kusursuz bir hale getiririz. Eski despotluklar; ‘Şunu yapmayacaksın, bunu yapmayacaksın’ diye buyuruyordu. Totaliterler, ‘Şöyle yapacaksın, böyle yapacaksın.’ Diye dayatıyorlardı. Biz ise, insanlara, ‘Sen aslında şusun, aslında şöyle düşünüyorsun, şuna inanıyorsun.’ diye bastırıyoruz. Buraya getirdiğimiz hiç kimse bize karşı koyamaz. Herkes pirüpak edilir. Hani şu masum olduklarına inandığın üç alçak hain vardı ya; Jones Aaronson ve Rutherford, sonunda onları bile yola getirdik. Sorgulamalarına ben de katılmıştım. Yavaş yavaş çözüldüklerini, yalvarıp yakardıklarını, ağlayıp sızladıklarını gördüm; üstelik acıdan ya da korkudan değil, sırf pişmanlıktan. Onlarla işimiz bittiğinde birer insan müsveddesine dönmüşlerdi. Yaptıklarına üzülüyor ve Büyük Birader’e sevgi duyuyorlardı, hepsi o kadar. Onu ne kadar çok sevdiklerini görmek insanın yüreğine işliyordu. Zihinleri tertemiz olmuşken ölebilmek için, bir an önce kurşuna dizelim diye yalvarıyorlardı.

KURBAN FEYYAZ YÜKSELCİ

VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=0HdjdR7P_Dw&feature=youtu.be

MK ULTRA PROJESİ : BİR TELEGRAM MAĞDURU’NUN (FEYYAZ YÜKSELCİ) KİŞİSEL SİTESİ /// DÜŞÜN CE POLİSİ


WEB SİTESİ LİNKİ : http://www.dusuncepolisi.com

MK ULTRA PROJESİ : ROBOTİK KATİLLER SUİKASTLERDE BAŞROLDE /// FETÖ’NÜN MK ULTRA PROJESİ ENGELLENSİN


Tamer Korkmaz : En iyi belge, İTİRAF’tır

Irak’ta görev yapmış bir ABD askeri olan Esteban Santiago, Florida eyaletindeki Fort Lauderdale Havaalanı’nda beş kişiyi öldürdükten sonra teslim oldu. Saldırganın geçen Kasım’da Alaska’daki FBI bürosuna giderek “Amerikan hükümeti bana zihin kontrolü uyguluyor. Zorla DAEŞ videoları izlettiriyorlar. DAEŞ’e katılmamı istiyorlar” dediği ortaya çıktı!

Ek’te bulunan YENİ NESİL SAVAŞ – PSİKOTRONİK SİLAHLAR adlı belgeyi mutlaka okuyun. Ek’ten indiremeyenler buraya tıklayarak indirebilirler.

Bu da haberin İngilizcesi.

1-6 Esteban Ruiz Santiago. Is a Targeted Individual who shot several people at a Fort Lauderdale Airport indiscriminatingly, which 5 people were killed. The media ran it that he was a lone gunman who had mental issues. But the message was clear to me that he was sending a message to the public that a terrible concern was happening in America. How do I know this? He was claiming to the FBI that he was getting Voice 2 skull and that he thought the CIA was after him. These are clear signs that he was trying to get help to trying to stop the attacks that was happening to him. Often times when you go to the government for help, they put you in the mental health system – completing ignoring the crimes at hand. I had a similar run in with the FBI, but fortunately, it did not result in a hospitalization, but it has happened to many Targeted Individuals.

fort lauderdale, cointelpro, electronic harassment, v2k, voice to skull, 5 people killed, fbi

__._,_.___

ABD’nin 20 Ocak’ta göreve başlayacak olan “Seçilmiş Başkanı” Donald Trump, kampanya esnasında (12 Ağustos 2016) aynen şöyle demişti:

“DAEŞ’i Başkan Obama kurdu…

Hilekâr Hillary de (Dışişleri Bakanı iken) buna yardımcı oldu!”

En iyi belge ya da delil, itiraftır…

Donald Trump’ın bir önceki ifşaatı da (yine başkanlık kampanyası sırasında) twitter’da “15 Temmuz’da 13 CIA ajanı Türkiye’deki darbeye yardım etti” diye yazmasıydı!

*

2014’te Türkiye’yi DAEŞ’ten petrol almakla suçlayan CIA kısa bir süre önce özür dilemek zorunda kalmıştı!

Ankara’ya DAEŞ iftirası atma bahsinde “kraldan bile daha kralcı” olan Washington’daki gazeteci kamuflajlı “etki ajanı” Tolga Tanış‘ın…

“CIA’in dahi özür dilemesiyle, Trump’ın ifşaatıyla yahut Esteban Santiago’nun deşifre ettiği hakikatle yüzleşebilmesi” ise asla mümkün değildir!

Mister Tanış, Haydut Devlet ABD’nin medyadaki yeminli dublajcılarındandır…

Baronsal Hürriyet’in, Tanış’ı Washington’daki temsilcilik görevinden alarak merkeze yani İstanbul’a tayin ettiğine dair dünkü haberler ilgiyle okundu. Etki ajanlığı Türkiye’de devam edecektir.

“Amerika’nın Sesi” Tolga Tanış, işbu ‘Görevimiz Tehlike’ misyonuyla ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby‘nin idealindeki “gazeteci?”dir!

*

Amerika Birleşik Terör Devletleri’nin aleyhindeki “kaçışı mümkün olmayan” gerçek haberler, medyamızda hayli artış gösterdi.

Amerikan Yalanları’nın seri halde deşifre olması, Terörün Mühendisi ABD’nin ipliğinin pazara çıkması; John Kirby isimli şahsı adeta çıldırtmış durumda:

Bu küstah sözcü “Türk medyasındaki Amerikan karşıtı haberler durmalıdır; temelsiz suçlamalara dayalı bu haberler Amerikan vatandaşlarının hayatlarını tehlikeye atabilir” diye konuştu!

FETÖ’yü, PKK’yı ve DAEŞ’i Türkiye’ye saldırtan; bütün bu terör örgütlerinin derin patronu olan Katil Amerika hakkında yazılanların ziyadesiyle temeli var. Bu mevzuda; belgeden ya da kanıttan bol bir şey de yok!

Kendisini “Sömürge Valisi” sanan Kirby son açıklamasıyla edepsizliğin şahikasına çıkarak; medyamızda “ABD ile alakalı gerçeklerin yazılmasının engellenmesini/sansürlenmesini” talep etmiştir.

Özelde Kirby’nin genelde ABD’nin “basın özgürlüğünden ne anladığı” işte bu sansürcü tavırda saklıdır!

Başta ABD olmak üzere Batılı devletler hakkındaki belgeli çarpıcı gerçeklerin dile getirilmesi halinde mi; Tolga Tanış’ın “Sam Amca”sının maskesi düşer, hakiki yüzü ortaya çıkar…

Yani “sansür talebi, baskı ve tehditler” birbiri ardına gelir.

Bu, hep böyle olmuştur!

Özellikle son dönemde, “Türkiye’de basın özgürlüğünün sıklıkla ihlal edildiği” savıyla gürültü koparan ABD makamları; şu son günlerde “Türk Medyası, Amerika ile alakalı haberler konusunda durmalıdır, susmalıdır” talebiyle CIA’klıyor!

Hal böyleyken…

Bir kere daha “şahane çifte standartlar sardı, dört bir tarafımızı” diyoruz!

Kirby’nin sözcülüğünü yaptığı ABD’nin medyasında yer alan güya “itibarlı!” New York Times, vaktiyle yazdığı “kitle imha yalanlarının” ayıbını halen daha temizleyebilmiş değil!

Burası, Bağımsız Müslüman Türkiye‘dir:

FETÖ’nün+PKK’nın+DAEŞ’in derin patronu olan Haydut Devlet Amerika’nın bilumumsözcüleri; gerçekleri yazmamızı asla engelleyemezler!

YEN NESL SAVA – PSKOTRONK SLAHLAR.pdf

MK ULTRA PROJESİ : TELEGRAM İLE İLGİLİ KISA NOTLAR


● AIDS’e yol açan HIV de ABD kaynaklı bir laboratuar virüsüdür. (s. 88)

● 1985 yılında İngiltere’de bir Amerikan üssü çevresinde cruise nükleer başlıklı füzeleri protesto etmek için kamp kuran Kadın Barış Hareketi üyeleri arasında, bir süre sonra şiddetli baş ağrıları, baş dönmesi, zamansız ve şiddetli adet kanamaları, konuşma bozuklukları, kısmi geçici baş ağrıları görülmeye başlıyor. Kadın hareketi mensuplarının yaptırdığı araştırmalar, üssü koruyan güvenlik sisteminin yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalar yaydığını ve bunun insan vücudunu etkilediğini ortaya çıkarıyor. (s. 90)

● Müziğin etkisiyle insanları aptallaştırma yöntemi, Hitler’in fikriydi. Ve bu yöntem KGB’nin merkez binasında, son teknolojiyle kurulan, "Müzik Odaları"nda daha da geliştirildi. "Odalar" lüks otel daireleri kadar rahat ve konforluydu. Ve orada her yerden, duvarlardan, tavan ve yerlerden ve mobilyaların her yerinden farklı müzikler duyuluyordu. Bu çok seslilik, günümüz kitle müziğini andırıyor. Ve saatlerce insanın her yönünü sarıyordu… (s. 92-93)

● "Faks çok ciddi bir icattır. Bu cihazın icadı ile halkın kullanımına sunulması arasında geçen süre, ortalama bir insan ömrüne yakındır. Yani şunu demek istiyorum; istihbarat örgütlerinin kullandığı ama halkın bilmediği ve belki de 30-40 yıl daha bilemeyeceği nice teknolojik gelişmeler var!" Prof. Dr. Haluk Nurbaki (s. 95)

● 1960-65 yıllarında Amerika’nın Moskova elçisinin esrarengiz ölümü dikkatleri çekmişti. Elçilikteki ölümlerin henüz tam olarak anlaşılamayan elektromanyetik etkilenmeden olduğu sanılmaktaydı. Bu bulgu üzerine çok gizli bir araştırma projesi başlatıldı ve adına PROJECT PANDORA denildi. Projede önemli veriler elde edildi. EMF sinyaller ile insanlar uzaktan tespit edildiği gibi öldürülebiliyordu. Psychotronic silah 320 km mesafeden insan üzerinde etki yapabiliyor, metabolizmayı etkileyerek ölüme yol açıyordu. Beynimiz 1 Hz. ile 35 Hz. arasında birtakım darbe sinyaller üretiyor. Derin uyku sırasında 1-3 Hz. (delta dalgaları), yorgunluk veya hafif uyku sırasında 5-7 Hz. (teta dalgaları), alarm veya herhangi bir uyarılma sırasında 8-12 Hz. (alfa dalgaları), çok meşgul olduğumuzda 14-30 Hz. (beta dalgaları)i normak işler yaparken ise 10 Hz. civarındadır. Eğer bir minik ELF frekansları yayıcı 8-12 Hz. yayın yapacak şekilde ayarlanmışsa bu cihazı bir satıcı taşıyorsa, sizin yanınıza yaklaştığında bir şeyler alma isteğinizin artış oranı fazlalaşacaktır, zira onun yanında bir rahatlama hissedeceksiniz. (s. 106-107)

● "Sovyetler Birliği’nin 1951 yılında, zihin kontrol çalışmalarında kullanmak üzere Sandoz firmasından yaklaşık 50 milyon doz LSD-25 satın aldığı öğrenilmiştir." Usaintic Raporu – 1951 (s. 143)

● "10 yılı aşkın bir süredir illegal servisler insan davranışlarını kontrol etmekteki çalışmalarını sürdürmektedir. Bu deneylerin sürdürülmesi yönündeki çalışmalar gerçekçi ve bu ölçüde kontrol edilebilir olmalıdır." CIA Başkan Vekili Richar Helms – 17 Aralık 1963 (s. 155)

● "Tecrübeyle ispat edilmiştir ki, bir sessiz silahı korumanın ve halk kontrolünü ele geçirmenin en basit yolu, onları bir taraftan şaşkın, organizasyonları bozulmuş, ilgilerini gerçekten önemi olmayan başka sorunlara çekilmiş bir durumda tutarken, diğer taraftan disiplinsiz ve temel sistem prensiplerinden habersiz tutmaktır." Bilderberg Toplantısı – 1954 (s. 171)

● LSD (Lyserg Saure Diathyiamid) ilk defa 1938′de sentetik olarak elde edilmiş, sonra çavdar mahmuzu taneciklerinden doğal olarak bulunmuştur. LSD’nin sinir sistemince emilmesi hızlıdır ve kişi sırayla 3 değişik etki duyar:

1. Kalp atışının hızlanması, atardamar basıncının yükselmesi, sindirimin bozulması.
2. Algılama etkileri: Görsel ve işitsel belirtiler.
3. Ruhsal etkiler: Zaman kavramının bozulması, düşünce akışında bozukluklar, uyanıkken düş görme hali, kişilik kaybı duygusu. Şiddetli değişmeler, kendilerine ya da başkalarına saldırganlık hali. (s. 178-179)

● "MKULTRA, kimyasal ve biyolojik maddelerin araştırılmasını ve geliştirilmesini içeren CIA’in en temel programıydı. Gizli operasyonlarda kullanılmak üzere insan davranışlarını kontrol etme amaçlı kimyasal, biyolojik ve radyolojik materyallerin incelenip, geliştirilmesiyle meşgul olunmuştur." CIA Teftiş Başkanı’ndan, CIA Başkanı’na memorandum – 26 Temmuz 1963 (s.138)

● 5 Mayıs 1955 tarihli MKULTRA projesinden bir taslak TSS / Kimya Departmanı Araştırma ve Geliştirme Programı’nın bir kısmı aşağıdaki maddelerin ve yöntemlerin buluşuna ayrılmıştır:

1. Uygulanan kişiye halk içinde itibar kaybına neden olacak mantıksız düşünme ve anlamsızca ani hareket etme gibi durumları artıracak maddeler.
2. Algı gücünü arttıracak maddeler.
3. Alkolün sarhoş edici etkisini engelleyecek veya karşı koyacak maddeler.
4. Alkolün sarhoş edici etkisini artıracak maddeler.
5. Bazı hastalıkların istendiğinde düzeltilebilecek belirtilerini hasta görüntüsü vermek için ortaya çıkarmak.
6. Hipnozu kolaylaştıracak maddeler.
7. Bireylerin ihtiyaçların mahrumiyeti, işkence, zorlama gibi sorgulama sırasında karşı karşıya kaldıkları durumlara ve beyin yıkamaya karşı direnmelerinin artırımını sağlayacak maddeler.
8. Deneylerin öncesinde ve sonrasında hafıza kaybına neden olacak maddeler.
9. Şok ve şaşkınlık meydana getirecek fiziksel yöntemler ve el altından/gizli kullanılabilirlik durumu.
10. Şiddetli kansızlık ve bacakların felci gibi fiziksel engellere neden olacak maddeler.
11. Sonrasında hayal kırıklığı getirmeyecek, tam anlamıyla mutluluk meydana getiren maddeler.
12. Diğer kişiye bağımlı olmasını sağlayacak şekilde insan karakter yapısını değiştirecek maddeler.
13. Sorgulama sırasında yalan uydurmasına fırsat bırakmayacak zihinsel karışıklığa neden olacak maddeler.
14. Fark edilmeyecek ölçüde uygulandığı zaman kişideki çalışma performansını ve hırsını azaltacak maddeler.
15. Tercihen kalıcı etki bırakmadan bireyde görme ve duyma bozukluğu oluşturan maddeler.
16. Maksimum düzeyde bir hafıza kaybına neden olacak, içkiye, yemeğe veya spreyle vb. sigarayla uygulanabilen çok güçlü bir hap.
17. Yukarıdaki yöntemlerle gizlice uygulanabilen ve çok az miktarda alındığında insanı fiziksel hiçbir faaliyeti yerine getirmez durumda bırakan bir madde. (s. 204-205)

● GİZLİ MİKROÇİP PLANI Bugün dünya çapında on binlerce askerî personel, güvenlik gerekçesiyle gizlice mikroçiplendi. Milyonlarca evcil hayvan güvenlik ve sağlık gerekçesiyle mikroçiplendi. Dünyanın çeşitli ülkelerinde binlerce masum vatandaş hükümetler tarafından güvenlik amacıyla mikroçiplendi. Bazı politikacılar ve hükümet temsilcileri, tüm tutuklu ve esirlerin güvenlik amacıyla mikroçiplenmesini istiyorlar. Bazı yöneticiler, yeni doğan bebeklerin mikroçiplenmesini mecbur kılacak yasalar çıkarmak için öneri getiriyorlar. Tüm bu çabaların arkasında milyonlarca insanı tek bir merkezden yönetmek isteyenler var! Mikroçiplenme taraftarları, zihin kontrol operasyonlarını, sağlık ve güvenlik aldatmacasıyla halka yayma amacındalar. (s. 221)

● Gizli servislerin gizlice finanse ettiği araştırma şirketleri, çiplenmeyi cazip hale getirmek için, güvenlik ve sağlığı öne çıkarıyorlar. Oysa milyarlarca dolara mal olan bu çalışmaların asıl gayesi insanın güvenliği ve mutluluğu değil. Kaybolmuş bir köpeğinizi ya da çocuğunuzu bir an önce bulmak, Amerikan Savunma Bakanlığında ki bir generalin hiç mi hiç umurunda değil! Milyarlarca dolara mal olan bu teknoloji sizin sağlığınız ve güvenliğiniz için değil, tüm insanları tek bir merkezden idare etmek için geliştirilmiştir! (s. 247)

● "Echelon Sistemi" 1948 yılında ABD, Avustralya, İngiltere, Kanada ve Yeni Zelanda arasında imzalanan bir anlaşma ile doğdu. Günümüzde Echelon, dünyanın çeşitli yerlerindeki dev kulakları ve uyduları aracılığıyla sınır aşan, her telefon görüşmesini, faks, teleks, elektronik posta mesajıyla, radyo dalgalarını, havacılık ve denizcilik frekanslarını dinleyebiliyor. Echelon ayrıca ülke içindeki telekom trafiğiyle, cep telefonlarıyla yapılan konuşmaları da takip edebiliyor. Echelon’un en önemli vazifelerinden biri telekom trafiğinden terör eylemleri, uyuşturucu kaçakçılığı, siyasal gerginliklerle Pentagon ve diğer hükümet organlarının talep ettiği çeşitli konular hakkında bilgi toplamak. Süper bilgisayarlara konuyla ilgili anahtar kelimeler yüklenerek, bu sözlerin geçtiği görüşmeler ve mesajlar belirlenmeye çalışılıyor. (s. 296)

● "Hipnoz, telepati, düşünce okuma gibi özel yeteneklere sahip ajanlar, Amerikan halkının şuur altlarını etkileyerek düşüncelerini KGB’nin programı çerçevesinde değiştirmeye çalışmaktadır. Washington çevresi, ABD yöneticileri ve politikacılarını etkilemek için başlıca hedef bölge seçilmiştir." Albay Alexander Hodgson – ABD Savunma Bakanlığı (s. 401)

● New York Times gazetesinin 16 Temmuz 1977 sayısında şöyle bir haber yayınlanıyordu: "ABD, insanlığın esir edilebileceği görünmez silahlar geliştiriyor." 1978 yılında Walter Boward adındaki Arizonalı gazeteci-yazar, Operation Mind Control (Zihin Kontrol Harekâtı) adında yayınladığı kitabında şunları anlatmaktadır: "CIA tarafından uyuşturucu ilaçlarla yapılan deneyler, ABD hükümetinin uyguladığı çok gizli zihin kontrol projesinin yalnızca bir kısmıdır. Bu deneyler binlerce kişi üzerinde 35 yıl devam etmiştir. Bu araştırmalar; hipnoz tekniği, narkotik-hipnoz, elektronik olarak beynin uyarılması, ultrasonik, mikrodalgalar, alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi ve davranış değişiklikleri terapisidir. CIA, psikolojik silah stoklarını, psişik silahların değişik tiplerini geliştirmeyi başararak artırmıştır. Şimdi bu kabiliyetleriyle yeni bir tip savaşa girmesi mümkündür. Bu savaşın görünmez, muharebe sahası insan zihinleridir. Parapsikolojik silahları devletler vatandaşlarını kendi ideolojik ve politik sistemleri içinde tutmak için veya diğer ülke insanlarının zihinlerini etkileyerek değiştirmek ve kendi gayelerine uygun yönlendirmek maksadıyla kullanacaklardır." (s. 418)

● …Eckart, birkaç yıl sonra öldü. Ölüm döşeğindeyken şu inanılmaz açıklamayı yaptı: "Adolf Hitler’i biz yetiştirdik ve size Führer yaptık. Müziği çalan benim, sahneden dans eden odur. Onun sözünden çıkmayın, Almanya’nın kurtarıcısı odur." Okültist -gizli ilimler uzmanı- Dietrich Eckart’ın "biz" dediği, Cermen Tarikatı ve onun kutsal Vehm ile soyluların Okültist-Monarşist örgütü Thule’ydi. (s. 436)

● Parapsikoloji, Türkiye’de üfürükçülükle karıştırılıyor, ancak ABD ve Rusya, bir yandan yeni silahlar geliştirerek güçlerine güç katarken, bir yandan da parapsikologları istihbarat toplamada kullanıyor. İngiltere’de İçişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yapmış olan İngiliz filozofu Arthur Balfour da bir parapsikologdu. (s. 405-406)

● Parapsikoloji bilimi aşağıdaki psişik, ruhî yetenekleri ve olayları incelemektedir:

– Telepati (Teliepathy): Diğer bir insanın zihin haline veya düşüncelerine karşı bir uyanıklık ve algılamadır.
– Duru görü (Clairvoyance, Telestezi): Bir olay veya bir şeyin normal duyumlar dışında, uzaktan algılanmasını sağlayan uyanıklıktır.
– Önceden bilme (Precognition, Kehanet): Henüz cereyan etmemiş bir olayı görmek ve açıklamaktır.
– Zihnin madde üzerine etkisi (Telekinezi): Bir insanın fiziki organlarını kullanmadan, diğer bazı güçlerini kullanarak, maddeler üzerinde etkili olmasıdır.
– Psikometri (Psychometry): Bir insan veya olay hakkında, geçmişte ve gelecekte olacak veya olmuş şeyler hakkında cansız bir obje yardımıyla bilgi sahibi olmaktır.
– Radyestezi (Dawsing): Bir anten, çubuk veya sarkaç ile cisimlerin ve canlıların neşrettikleri dalgaları algılayarak, yeraltı su kaynakları ve madenlerin keşfedilmesi, hastalıkların teşhis edilmesidir.
– Psikotoğraf (Psychophotograph): Hasta ile fizikî temas olmadan, uzaktan görme kabiliyetiyle tıbbî hastalık teşhisi yapmaktır.
– Ön Teşhis (Paradiagnostic): Hasta ile fizikî temas olmadan, uzaktan görme kabiliyetiyle tıbbî hastalık teşhisi yapmaktır.
– Para Medicine: Çağdaş tıbbın açıklayamadığı değişik yollarla, hastalıkları iyileştirme metodudur. (s. 413-141)

MK ULTRA PROJESİ : ROBOTİK KATİLLER SUİKASTLERDE BAŞROLDE /// FETÖ’NÜN MK ULTRA PROJESİ ENGELLENSİN


Tamer Korkmaz : En iyi belge, İTİRAF’tır

Irak’ta görev yapmış bir ABD askeri olan Esteban Santiago, Florida eyaletindeki Fort Lauderdale Havaalanı’nda beş kişiyi öldürdükten sonra teslim oldu. Saldırganın geçen Kasım’da Alaska’daki FBI bürosuna giderek “Amerikan hükümeti bana zihin kontrolü uyguluyor. Zorla DAEŞ videoları izlettiriyorlar. DAEŞ’e katılmamı istiyorlar” dediği ortaya çıktı!

Ek’te bulunan YENİ NESİL SAVAŞ – PSİKOTRONİK SİLAHLAR adlı belgeyi mutlaka okuyun. Ek’ten indiremeyenler buraya tıklayarak indirebilirler.

Bu da haberin İngilizcesi.

1-6 Esteban Ruiz Santiago. Is a Targeted Individual who shot several people at a Fort Lauderdale Airport indiscriminatingly, which 5 people were killed. The media ran it that he was a lone gunman who had mental issues. But the message was clear to me that he was sending a message to the public that a terrible concern was happening in America. How do I know this? He was claiming to the FBI that he was getting Voice 2 skull and that he thought the CIA was after him. These are clear signs that he was trying to get help to trying to stop the attacks that was happening to him. Often times when you go to the government for help, they put you in the mental health system – completing ignoring the crimes at hand. I had a similar run in with the FBI, but fortunately, it did not result in a hospitalization, but it has happened to many Targeted Individuals.

fort lauderdale, cointelpro, electronic harassment, v2k, voice to skull, 5 people killed, fbi

__._,_.___

ABD’nin 20 Ocak’ta göreve başlayacak olan “Seçilmiş Başkanı” Donald Trump, kampanya esnasında (12 Ağustos 2016) aynen şöyle demişti:

“DAEŞ’i Başkan Obama kurdu…

Hilekâr Hillary de (Dışişleri Bakanı iken) buna yardımcı oldu!”

En iyi belge ya da delil, itiraftır…

Donald Trump’ın bir önceki ifşaatı da (yine başkanlık kampanyası sırasında) twitter’da “15 Temmuz’da 13 CIA ajanı Türkiye’deki darbeye yardım etti” diye yazmasıydı!

*

2014’te Türkiye’yi DAEŞ’ten petrol almakla suçlayan CIA kısa bir süre önce özür dilemek zorunda kalmıştı!

Ankara’ya DAEŞ iftirası atma bahsinde “kraldan bile daha kralcı” olan Washington’daki gazeteci kamuflajlı “etki ajanı” Tolga Tanış‘ın…

“CIA’in dahi özür dilemesiyle, Trump’ın ifşaatıyla yahut Esteban Santiago’nun deşifre ettiği hakikatle yüzleşebilmesi” ise asla mümkün değildir!

Mister Tanış, Haydut Devlet ABD’nin medyadaki yeminli dublajcılarındandır…

Baronsal Hürriyet’in, Tanış’ı Washington’daki temsilcilik görevinden alarak merkeze yani İstanbul’a tayin ettiğine dair dünkü haberler ilgiyle okundu. Etki ajanlığı Türkiye’de devam edecektir.

“Amerika’nın Sesi” Tolga Tanış, işbu ‘Görevimiz Tehlike’ misyonuyla ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby‘nin idealindeki “gazeteci?”dir!

*

Amerika Birleşik Terör Devletleri’nin aleyhindeki “kaçışı mümkün olmayan” gerçek haberler, medyamızda hayli artış gösterdi.

Amerikan Yalanları’nın seri halde deşifre olması, Terörün Mühendisi ABD’nin ipliğinin pazara çıkması; John Kirby isimli şahsı adeta çıldırtmış durumda:

Bu küstah sözcü “Türk medyasındaki Amerikan karşıtı haberler durmalıdır; temelsiz suçlamalara dayalı bu haberler Amerikan vatandaşlarının hayatlarını tehlikeye atabilir” diye konuştu!

FETÖ’yü, PKK’yı ve DAEŞ’i Türkiye’ye saldırtan; bütün bu terör örgütlerinin derin patronu olan Katil Amerika hakkında yazılanların ziyadesiyle temeli var. Bu mevzuda; belgeden ya da kanıttan bol bir şey de yok!

Kendisini “Sömürge Valisi” sanan Kirby son açıklamasıyla edepsizliğin şahikasına çıkarak; medyamızda “ABD ile alakalı gerçeklerin yazılmasının engellenmesini/sansürlenmesini” talep etmiştir.

Özelde Kirby’nin genelde ABD’nin “basın özgürlüğünden ne anladığı” işte bu sansürcü tavırda saklıdır!

Başta ABD olmak üzere Batılı devletler hakkındaki belgeli çarpıcı gerçeklerin dile getirilmesi halinde mi; Tolga Tanış’ın “Sam Amca”sının maskesi düşer, hakiki yüzü ortaya çıkar…

Yani “sansür talebi, baskı ve tehditler” birbiri ardına gelir.

Bu, hep böyle olmuştur!

Özellikle son dönemde, “Türkiye’de basın özgürlüğünün sıklıkla ihlal edildiği” savıyla gürültü koparan ABD makamları; şu son günlerde “Türk Medyası, Amerika ile alakalı haberler konusunda durmalıdır, susmalıdır” talebiyle CIA’klıyor!

Hal böyleyken…

Bir kere daha “şahane çifte standartlar sardı, dört bir tarafımızı” diyoruz!

Kirby’nin sözcülüğünü yaptığı ABD’nin medyasında yer alan güya “itibarlı!” New York Times, vaktiyle yazdığı “kitle imha yalanlarının” ayıbını halen daha temizleyebilmiş değil!

Burası, Bağımsız Müslüman Türkiye‘dir:

FETÖ’nün+PKK’nın+DAEŞ’in derin patronu olan Haydut Devlet Amerika’nın bilumumsözcüleri; gerçekleri yazmamızı asla engelleyemezler!

YEN NESL SAVA – PSKOTRONK SLAHLAR.pdf

MK ULTRA PROJESİ /// ABDULLAH MURADOĞLU : Terör laboratuvarları !


Abdullah Muradoğlu

ABD’nin Florida kentindeki havaalanında bir adam valizinden çıkardığı silahla rastgele ateş açtı ve 5 kişiyi öldürdü. İlk akla gelen ihtimal bir terör saldırı olduğuydu. Resmi açıklamalara göre öyle değilmiş. 26 yaşındaki saldırgan daha önce Irak’ta ABD ordusunda görev yapmış bir asker imiş. Sağ olarak yakalanan saldırgan zihin kontrolüne maruz kaldığını, gaipten sesler duyduğunu ve kendisinin bu saldırıya yönlendirildiğini söylemiş. Saldırganın daha önce de bu tür şikayetlerde bulunduğu ve tedavi gördüğü basına yansıyan bilgiler arasındaydı.

“Zihin kontrolü” yıllardır tartışılan netameli bir konu. Ancak 1980’lerin sonlarında ABD’de açılan bazı davalar bu deneylerin yapıldığını ve birçok insanın ağır zihinsel hasara maruz kaldıklarını gösterdi. “CIA”, 1988’de dokuz davacıya 750 bin dolar tazminat bile ödemiş.

Kanadalı gazeteci Naomi KleinŞok Doktrini/Felaket Kapitalizminin Yükselişi” isimli kitabında 1950’lerde CIA laboratuvarlarında insan beynini kontrol etmeye yönelik deneyleri anlatır. Buna göre kişiler önce uykusuz bırakılıyor, haftalarca yalnızlığa mahkum ediliyor, yüksek dozda elektrik şokları uygulanıyor, anormal duygu değişiklikleri yaratan “LSD” ve halüsinasyona yol açan maddeler içeren deneysel uyuşturucu ilaçlar kokteylleri veriliyor.

Birçok kişi deneyden sonra haftalarca süren akıl almaz şeylere ilgi duymaya başlıyor. Duyusal bir yoksunluk, deney olarak kullanılan kişilerin beyinlerini kısmen siliyor ve duyusal uyarı modellerini yeniden yazıyordu. Klein, bu deneylerden yola çıkarak ülkelere de askeri, siyasi ve ekonomik şoklar yaşatıldığını savunuyor. Kitaptaki bilgiler ülkemizde ve bölgemizde yaşanan gelişmelerin arkasındaki motivasyonları anlamak için de son derece yararlı olabilir.

“Plutzer” ödüllü yazar Tim Weiner‘ın “Küllerin Mirası: Bir CIA Tarihi” isimli kitabında da benzer bilgiler yer alıyor. Buna göre 1950’li yılların başında, bir donanma üssündeki CIA ofisi sarhoş ve disiplinsiz askerlerin atıldığı bir hapishanede ilaçla zihin kontrolü ve beyin yıkama yöntemleri kullanarak gizli deneyler yapmış. Deneyler casus olduklarından kuşku duyulan kişilere de uygulanıyormuş. 4 Koreli ajan, CIA’in Japonya’da kurduğu benzer hapishanede aynı yöntemlerle sorgulanmış. Bu kişiler “Enginar Projesi” kod adlı bir programının ilk denekleriymiş. Bu programın ardından “Ultra” kod adlı bir deney daha başlatılmış. ABD’de bir federal cezaevinde tutulan 7 mahkum 77 gün boyunca LSD’ye maruz bırakılmış. CIA aynı ilacı sivil bir ordu görevlisi olan Frank Olson‘a aktarmış. Olson, New York’ta kaldığı bir otelin penceresinden atlayıvermiş. Böylece deneyin başarısı test edilmiş.

Bu deneyler CIA’in bilim adamları ve doktorları tarafından 1950’ler boyunca düzenli olarak incelenmiş. CIA, halk tarafından duyulmasından korkarak bu programlara dair gizli kayıtları yok etmiş. Weiner’ın aktardığı bilgilere göre ‘özel sorgulama teknikleri’ yurt dışı sorgulamaları da kapsayacak şekilde yıllarca devam etmiş. Bu deneylerden vazgeçildiği konusunda da şüpheler var. Bu tür programların özel kuruluşlar tarafından gizlice devam ettirildiğini işleyen romanlar yazıldı, filmler çevrildi Amerika’da. İnsanın ruhsal yapısına ilişkin yakaladıkları ipuçlarını sonuna kadar götürmeye hevesli kötü niyetli bir yığın bilim adamıyla, bu işe para yatırmaya hazır işadamı var bu dünyada. 1950’lerde başlatılan bu iğrenç deneylerin bugün geldiği noktayı bilemiyoruz tabii. Öte yandan bu deneyler Hasan Sabbahın Haşhaşileri”nden esinlenmiş olabilir mi diye de düşünmeden edemiyorum.

MK ULTRA PROJESİ : GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE “ZİHİN KONTROLÜ” PROJESİ


Zihin kontrol deneyleri ile alakalı, Delgado’nun 2001 yılında Cabinet dergisine verdiği röportajda Eşi, Franco’ya uzaktan müdahaleyle işine son verme hayallerini hatırlatınca şöyle cevap veriyor Delgado: “Elektromanyetik ışınımla belli bir mesafeden diktatörü kontrol altına alabilirdik. Yale’de, beyni 30 metre mesafeye kadar etkileyebildiğimiz bazı deneyler de yapmıştık.”

Kore Savaşı boyunca esir alınan Amerikan askerleri Mançurya yakınlarındaki bir kampta toplanıyordu. Sayıları 7000’i bulan bu askerlere, işbirliği yapmaları için Çinliler tarafından klasik işkence yöntemlerinin yanı sıra beyin yıkama faaliyetlerinde bulunuluyordu. Bu faaliyetler o derece başarılı olmuştur ki çoğu Amerikan askeri düşmanla işbirliği yapmakla kalmamış, gazetelere, televizyonlara kendi ülkelerini, kapitalizmi suçlayıcı demeçler vermiş, bildirilere imza atmışlardır. Tüm bunların Amerikan askerlerine zorla yaptırıldığına inanılırken, asıl şok 1953 yılında, savaş bitip esirlerin ülkelerine dönmelerine izin verildiğinde 21 Amerikan askerinin bunu reddetmesiyle yaşandı. Bu askerlere ne olmuştu?

Soğuk Savaş yıllarıydı ve artık Amerikan devleti komünistlerin gizli bir zihin kontrol yöntemi olduğuna inanıyordu. CIA’de zihin kontrol yöntemlerini araştırmak için birim kuruldu. Yıllar sonra, 1974’te Amerikan kongresinin konuyla ilgili araştırma komisyonunun ifşa ettiği üzere, CIA uzun yıllar boyunca elektroşok, kimyasal (LSD), hipnotizma gibi teknikler kullanarak gizli zihin kontrol deneyleri gerçekleştirmiş ve bunun için bazı üniversite, hastane ve klinikleri fonlamıştı.

Şüphesiz, CIA’nin desteği gizli olsa da araştırmaların hepsi gizli değildi. Yale Üniversitesi’nde görevli İspanyol profesör Jose Delgado deneylerini halka açık alanlarda yapıyor, zihin kontrolünün “medeni dünyanın” geleceği için neden zorunlu olduğunu röportajlarda, sempozyumlarda, kitaplarda anlatıyordu. New York Times’ın ön sayfasına taşıdığı, ilk ses getiren deneyi 1963 yılında bir arenada yapıldı. Videoda görüldüğü üzere Delgado, beyninin bazı bölgelerine elektrotlar yerleştirdiği kızgın bir boğanın saldırısını uzaktan kumandayla durduruyor. Delgado’nun stimoceiver adını verdiği bu cihaz radyo dalgaları vasıtasıyla beynin belli bölgelerinin uyarılması prensibiyle çalışıyordu. Stimoceiver, o sıralar uzayda astronotlarla iletişim aracı olarak kullanılan telemetrik cihazının gelişmiş bir versiyonuydu. Aslında kızgın boğa deneyi gösterişi seven Delgado’nun konuyu kamuoyuna mal etme biçimiydi. İstediği tepkiyi almak için beynin hangi bölgesini radyo dalgalarıyla uyarması gerektiğini bir klinikte, Nobel ödüllü psikiyatrist Walter R. Hess’le birlikte hayvanlar, sara ve akıl hastası insanlar üzerinde yıllarca yaptığı deneylerden zaten öğrenmişti.

Geçmişten günümüze zihin kontrolü : Video TIKLAYIN

Zihin kontrolü deneyleri "Dark Matters" belgeseli : Video TIKLAYIN

Delgado, her ne kadar boğa deneyiyle meşhur olmuşsa da, şempanze Paddy ile yaptığı deney çok daha önemlidir. Bu deneyde beyne elektrotlar yerleştirilmemişti. Elektromanyetik alan içerisindeki şempanzenin amigdalasından (beynin başta korku, saldırganlık olmak üzere duyguların denetiminden sorumlu bölgesi) kaynaklanan her etkiye karşı stimoceiver cihazı beynin boz madde denen bölgesine huzursuzluk ve acı hissi yaratan bir karşı sinyal gönderiyordu. Bu negatif geri beslenme sebebiyle birkaç saatlik sinyal tecrübesinden sonra şempanze uysallaşıyor, sessizleşiyordu. İddialara göre 1962 yılında, Ruslar Moskova’daki Amerikan büyükelçisini mikrodalga ışınımıyla etkilemeye çalışmıştı. CIA buna mukabil, Pandora Projesi adını verdiği bir elektromanyetik ışınım programı başlatmış ve Delgado’yu dahil etmişti. Paddy deneyi bu programın sonucuydu.

Zihnin Fizikî Kontrolü: Psiko-Medenileştirilmiş Bir Topluma Doğru. Bu, Delgado’nun 1969 yılında yazdığı kitabın adıdır. İspanyol İç Savaşı’nı ve diktatör Franco tecrübesi yaşamış biri olarak Delgado, fertlerin ve toplumun liberal değerlere göre teknoloji vasıtasıyla ehlileştirilmesine yürekten inanıyordu. Kamuoyundan ve meslektaşlarından gelen şiddetli eleştirilere her seferinde açıkyüreklilikle cevap vermişti: “Toplumumuzun siyasi kontrolü için bir psikocerrahi programına ihtiyacımız var. Amaç, zihnin fizikî kontrolü. Verili normlardan sapan herkes cerrahi müdahaleyle düzeltilebilir. Fertler dünyadaki en önemli şeyin kendi varoluşları olduğunu zanneder ama bu sadece şahsi bakış açısıdır. Tarihi perspektiften yoksundur. İnsanın kendi zihnini geliştirmesine hakkı yoktur. Bu tür bir liberal oryantasyonun büyük cazibesi vardır. Biz beyni elektrikle kontrol etmeliyiz. Bir gün ordular ve generaller beynin elektriksel stimülasyonuyla (tahrik) kontrol edilecek.” (Delgado’nun 1969’da yazdığı Physical Control of the Mind kitabından)

Zihin kontrol deneyleri günümüzde hangi seviyelere geldi bilmiyoruz, birçok spekülasyon var. Ama Delgado’nun, 2001 yılında Cabinet dergisine verdiği röportajda ağzından kaçırdıkları bize bir ipucu veriyor. Eşi, Franco’ya uzaktan müdahaleyle işine son verme hayallerini hatırlatınca şöyle cevap veriyor Delgado: “Elektromanyetik ışınımla belli bir mesafeden diktatörü kontrol altına alabilirdik. Yale’de, beyni 30 metre mesafeye kadar etkileyebildiğimiz bazı deneyler de yapmıştık.”

MK ULTRA PROJESİ : Düşünceler ve rüyalar bilgisayara kayıt edilebiliyor


KAYNAK : AKADEMİ DERGİSİ

Uzaktan Nöral Denetim

Bir süre önce NASA tarafından uzaydaki astronotlar için DÜŞÜNCELERİN BİLGİSAYARA KAYDEDİLMESİ ile ilgili bir makale yayınlandı. Merak edenler bu makaleye göz atabilirler. (Makale adı : SUBSPEECHES)

Bu teknoloji ile ilgili ayrıntıları web üzerinde bir çok kaynakta bulabilirsiniz. Ancak en bilinenleri GEORGE FARQUAR ve PROJECT FREEDOM, Prof.Dr. Jose DELGADO ve Zihin Kontrolü çalışmalarıdır.

Projenin başlangıcı 2.Dünya Savaşında Yahudi Bilim adamları tarafından BERGSTRASSE denilen bölgedeki labaratuarlarda başlatılmış, savaşın sona ermesi ile proje ABD Askeri Laboratuarlarına taşınmıştır. Şu an için bu projenin 250 farklı versiyonu üzerinde dünya üzerine yayılmış bir çok tıbbi ve teknolojik laboratuarlarda devam ettirilmektedir.

Hatta proje bir ara o kadar ses getirdi ki, MEL GIBSON ve JULIA ROBERTS"ın oynadığı CONSPIRACY THOERY – KOMPLO TEORİSİ filmine konu oldu.

Ancak, ZİHİN KONTROLÜ projesi ile HASSAS TAKİP konusunu birbirinden kesinlikle ayırmakta yarar görüyoruz.

İlkinde duruma göre kişi yada gruplara yönelik ağır ve şiddetli bir psikolojik baskı, psikolojik faktörler kullanılarak bilinen sorgu metodları uygulanmaktadır. Bu şekilde ağır psiko-şiddete uğrayan kişi yada gruplara her an “SENİ İZLİYORUZ” mesajı değişik obje, ekipman ve personel kullanımıyla devam ettirilmektedir.

İkincisinde kaynaklara göre, kişi yada grupların zihinleri nano-teknolojik cihazlarla incelenebilir ve görülebilir. Oto kontrolü ve tüm psikolojik ve fiziksel yapısı yönlendirilebilir. Verimli bir sorgulama metodudur.

Tüm bu teknolojilerin, İNSAN HAKLARI yada BİREYSEL HAYATIN MAHREMİYETİ gibi konularla nasıl bir uyum içerisinde olduğunu da sizlerin ve okuyucuların takdir ve görüşlerinize bırakıyoruz.

Şimdi gelelim projenin sistematiğine…

Bir cismin bioelektrik alanı uzaktan algılanabilir, böylece cisimler bulundukları herhangi bir yerde denetlenebilirler. Özel EMF cihazıyla sistem operatörleri, kripto-şifre çözücüleri (EEG"lerden) üretilen potansiyelleri uzaktan okuyabilirler. Bunlar bir kişinin beyin durumlarina ve düşüncelerine kodlanabilir. Bu durumda kişi, uzak bir mesafeden mükemmel olarak denetlenir. İstihbarat personeli, “İşaret İstihbaratı”nın elektromanyetik tarama ağının kadranında çevirerek, ülkedeki herhangi bir şahsa çevirir ve İstihbarat teşkilatı"nın bilgisayarları o şahsı belirler ve günde 24 saat takip eder. İstihbarat Teşkilatı, Türkiye"deki herhangi bir şahsı seçebilir ve onu izleyebilir.

İstihbarat Teşkilatı “İşaret İstihbarat”, “Uzaktan Nöral(Sinir) Denetimi ve Elektronik Beyin Bağlantısı” için, “Elektro Manyetik Beyin Uyarılması”nı kullanmaktadır. (İonlaşamayan elektro manyetik alan) radyasyonu üzerine, nörolojik araştırmayı ve bioelektirik araştırma ve gelişmeyi içeren 1950"li yılların MKULTRA programından beri, “Beyin Uygulaması” gelişme hâlindedir.

Elde edilen gizli teknoloji, Ulusal Güvenlik Arşivlerinde, “Radyoaktifliği ve nükleer patlamaları içermeyen ve çevrede bulunan bir kaynaktan istemeyerek (kasıtlı olmayan bir şekilde) yayılan elektromanyetik dalgalardan oluşan bilgi” olarak tanımlanır ve “Işinim İstihbaratı” olarak sınıflandırılır. İşaret İstihbaratı, Amerika ve dost ülkeler yönetiminin diğer elektronik mücadele programları gibi, bu teknolojiyi de, gizli olarak yürütmekte ve muhafaza etmektedir. İstihbarat Teşkilatı, bu teknoloji ile ilgili mevcut bilgileri denetlemekte ve bilimsel araştirmalari halktan gizlemektedir. Aynı zamanda bu teknolojiyi gizli tutmak için uluslar arası istihbarat anlaşmalari da vardir.

İstihbarat teşkilatı bilgisayarında üretilen beyin planlaması, beyindeki elektriksel faaliyetleri sürekli olarak denetlemektedir. Ulusal Güvenlik gayesiyle istihbarat teşkilatı, binlerce insanın ferdî beyin haritalarını kaydetmekte ve şifrelemektedir. Elektro manyetik alanla “Beynin Uyarılması”, beyin-bilgisayar bağlantısını sağlamak için, meselâ, askerî savaş uçaginda ordu tarafindan gizlice kullanılmaktadır.

Elektronik gözetim amacıyla, beynin konuşma merkezindeki elektrik faaliyetleri, kurbanın sözlü düşüncelerine çevrilebilir. Kulağı devre dışı bırakarak, ses haberleşmesinin dogrudan beyne gitmesini saglayarak, Uzaktan Nöral Denetim, şifrelenmiş işaretleri, beynin işitme korteksine gönderebilir. İstihbarat ajanları bunu, paranoid şizofreninin karakteristiği olan işitsel halisünasyoları taklid ederek, kurbanların gizli olarak takatini kesmek için kullanabilirler.

Kurbanla herhangi bir temas olmaksızın, Uzaktan Nöral Denetim, bir kurbanın beynindeki görsel korteksteki elektirik faaliyetlerini planlayabilir ve kurbanın beynindeki tasvirleri (görüntüleri) bir videonun monitöründe gösterebilir. İstihbarat ajanları kurbanın gözlerinin gördüğü her şeyi görürler. Görsel hafıza da görülebilir. Uzaktan Nöral Denetim gözleri ve optik sinirleri atlayarak (devre dışı bırakarak), doğrudan görsel kortekse görüntü gönderebilir. İstihbarat ajanları, beynin programlama gayesi için, gözetim altındaki kişi REM uykusunda iken, onun beynine gizlice görüntü yerleştirmek için bunu kullanabilirler.

Birleşik Devletlerde, 1940"lı yıllardan beri, İşaret İstihbaratı ağı vardır. NSA"nın Ft. Meade"de kişileri izlemek ve bunların beyinlerindeki işitsel-görsel bilgileri -tecavüzkar olmayan bir biçimde- denetlemek için kullanılan iki yönlü geniş bir, Uzaktan Nöral Denetim sistemi vardır. Bu işlerin tümü, kişiyle fizikî bir temas olmadan yapilir. Uzaktan Nöral Denetim metodu, gözetim ve yurt içi istihbarat için esas metodtur. Konuşma, üç boyutlu ses ve şuuralti ses, kişinin beyninin işitme korteksine (kulaklari by pass edilerek) gönderilebilir ve görntüler görsel korteksin içine gönderilebilir. Uzaktan Nöral Denetim, kişinin algılarını, ruh durumunu ve motor kontrolünü degiştirebilir.

Konuşma korteksi / işitsel korteks baglantısı, istihbarat toplumu için esas haberleşme sistemi oldu. Uzaktan Nöral Denetim, görsel- işitsel beyin ile beyin arasında veya beyin ile bilgisayar arasında tam bir bağlantıya izin verir

NSA-SIGINT (Ulusal Güvenlik Teşkilatı İşaret İstihbaratı) insan beyninden yayılan 5 miliwottluk ve 30-50 Hz"lik uyandırılmış potansiyellerin şifrelerini digital olarak çözerek, insan beynindeki bilgileri uzaktan ve (tecavüzkar olmayacak bir biçimde) denetlemek için hususi yeteneklere sahibtir.

Beyindeki nöral hareketlilik değişen bir manyetik akıya sahib olan değişen bir elektirik özellik yaratır. Bu manyetik akı 30-50 Hz"lik ve 5 milimetrelik sürekli bir elektromanyetik dalga çıkarır. Beyinden gelen elektromanyetik emisyonda ihtiva edilen şeyler “uyandırılan potansiyeller” olarak adlandırılan (enserler ve desenlerdir.). Her düşünce, reaksiyon, motor kumandası, işitsel olaylar ve görsel görüntü için beyindeki bir “uyandırılmış potansiyel” veya “uyandırılmış potansiyeller kümesi” karşiligi vardir. Beyinden yapilan EMF emisyonunun şifreleri, beyninde geçerli fikirler, düşünceler, görüntüler ve sesler haline gelmesi için, çözülür.

NSA SIGINT, bilgileri (sinir sistemi mesajları gibi) istihbarat ajanlarına aktarmak ve gizli operasyon yapılacak kişilerin beyinlerine (onlar tarafından farkedilemeyecek bir şekilde) aktarmak için, bir haberleşme sistemi olarak EMF ile aktarılan Beyin Uyarılması"nı kullanmaktadır.

EMF ile Beynin Uyarılması, sonuçta beynin nöral devrelerinde ses ve görsel olayların oluşması için beyindeki uyarılacak potansiyelleri, kobayları tetiklemek için şifrelenmiş ve pulslanmış karmaşık elektromanyetik işaretler göndererek çalışır. EMF ile Beyin Uyarılması kişinin beyin hallerini değiştirebilir ve motor kontrolünü etkileyebilir.

İki yönlü elektronik Beyin Bağlantısı, sesi (kulakları by pass ederek) işitsel kortekse aktarırken ve donuk (belirsiz) görüntüleri, (optik sinirleri ve gözleri by pass ederek), görsel kortekse aktarırken, nöral görsel-işitsel bilgileri uzaktan kumanda ederek, yapılır. Görüntüler beyinde sabit olmayan iki boyutlu ekrandaki gibi zuhur eder.

İki yönlü elektronik Beyin bağlantısı gelişmiş tüm istihbarat servisleri personeli için esas haberleşme sistemi haline gelmiştir. (Bu servislere ülkemiz serevislerini de ekleyebiliriz) Uzaktan Nöral Denetim (RNM, insan beynindeki bioelektirik bilginin uzaktan denetimi) esas gözetim sistemi hâlini almıştır. Bu Batılı Devletler İstihbarat Topluluğu"nda sınırlı sayıdaki ajan tarafından kullanılmaktadır.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.