Etiket arşivi: POLİS

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ’cü polis mahkemede tek tek isimleri verdi


FETÖ’cü polis mahkemede tek tek isimleri verdi

Polis okuluna girdiği süreçten itibaren 13 yıl Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantıda kaldığını söyleyen sanık, mahkeme heyetine önemli itiraflarda bulundu. Yapının aracılığı ile istihbarat sınavını kazandığından, örgütün gizli haberleşme ağı “Bylock” ile Eagle” ile ilgili bilgilere kadar birçok bilgiyi veren sanık, 70’e yakın FETÖ’cünün isimlerini tek tek aktardı.

Polis okuluna girdiği süreçten itibaren 13 yıl Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantıda kaldığını itiraf eden sanık, mahkeme heyetine yapının aracılığı ile istihbarat sınavını kazandığından, örgütün gizli haberleşme ağı “Bylock” ile Eagle” ile ilgili bilgilere kadar birçok bilgiyi verirken, 70’e yakın FETÖ’cünün isimlerini tek tek aktardı.

FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün de Kanun Hükmündeki Kararname ile ihraç edilen aralarında ikinci sınıf emniyet müdürü ile birlikte komiser ve polislerin olduğu 15 şüphelinin yargılanması tek tek yapıldı. İlk kez hakim karşısına çıkan sanıkların çoğunluğu telefonlarından çıkan “Bylock” programından haberdar olmadıklarını ve FETÖ üyeliğini kabul etmediklerini savundu.

Yaklaşık 8 aydır FETÖ/PDY üyesi olmak suçundan tutuklu bulunan sanıklardan polis memuru K.Y. ise etkin pişmanlık yasasından yararlanmak istediğini ve samimi itiraflarda bulunacağını ifade etti. Kendisinin 2003 yılında Elazığ’da polis okulunda eğitime başladığı yıl FETÖ ile bağlantı kurduğunu aktaran K.Y., “Polis okulunda bir üst sınıfta bulunanlarla, yapı ile bağı olan emekli polislerin evine gitmeye başladık. Evlerde dini ibadetler yapılırken, Fetullah Gülen’in videoları ve kitapları okutuluyordu. Okulu bitirdikten sonra Ankara’ya atandım. Ankara’da FETÖ ile bağlantılı yapıdan biri sivil diğeri polis iki kişi beni karşıladı ve Demetevlerde bir eve yerleştirdi. Ev abileri polislerdi ancak tüm bu evlerden sorumlu olan FEM dershanesinde coğrafya öğretmeni olan Bülent isimli biriydi. Siviller genelde kod ismi kullanıyordu, o yüzden Bülent isminin gerçek mi yoksa kod isim mi olduğunu bilmiyorum” dedi.

Ankara’da 40’a yakın polisin adını verdi

2006 yılında ev abisi olduğunu 2009 yılına kadar ev abiliği de yaptığını aktaran zanlı K.Y., yaklaşık 40 polisin adını heyete verirken, bunlardan bir çoğunun da yapı aracılığıyla komiser olduklarını aktardı. İtiraflarına devam eden K.Y., bu kişilerden bazılarının yurt dışında büyükelçiliklerde görev aldığını, hatta yapıdan tanıdığı bir polisin komiser olduktan sonra Cumhurbaşkanlığı koruma ekibinde görev aldığını dile getirdi. 2010 yılında Elazığ’a tayin olduğunda çevik kuvvette görev aldığını belirten zanlı K.Y., yapıyla ilişkisinin sürdüğünü ve bir yıl sonra Elazığ Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü şifre memuru olarak görev yaptığını, ardından da yapının aracılığıyla istihbarat sınavına girerek kazandığını, 17/25 Aralık 2013’e kadar burada görev aldığını anlattı.

İlişkileri 17/25 Aralık’tan sonra da devam etmiş

17/25 Aralık 2013’ten sonra kendisiyle birlikte 30 polisin istihbarattan çıkarıldığını, 15’inin tayine gittiğini, diğer 15’inin de çeşitli birimlerde görev aldığını ancak FETÖ’nün sohbetlerine gitmeyi sürdürdüğünü, sadece bir kişinin katılmadığını ifade etti. Daha sonra 2 polisin daha sohbetlere katılmaya başladığını aktaran K.Y., Elazığ Emniyetinin istihbarat imamlığını N.S.’nin yaptığını dile getirerek, diğer sohbetlere giden 30 memurun isimlerini tek tek verdi. İstihbarat imamı N.S. ile cezaevinde 2 ay kaldığını da dile getiren K.Y., “Benim etkin pişmanlıktan yararlanacağımı öğrenen N.S., kendisinin üstündeki sorumlunun yani emniyet imamının S.S. olduğunu bana söyledi. Ancak bunu kasıtlı mı söyledi bilmiyorum” diye konuştu.

"Bylock’tan MİT’in haberi olunca, Eagle programı kuruldu"

Kendisinin örgütün gizli haberleşme ağı “Bylock”u kullandığını da itiraf eden K.Y., şunları anlattı:

“Yalnız ben gizli olduğunu düşünmüyordum. 2015’in sonuna kadar bunu kullandık. Sonradan MİT’in ‘Bylock’u çözmüş olabileceği bilgisi geldi ve kullanmayı bırakıp, Eagle’ye geçtik. Eagle’yi kurarken bir de CTA Clingtean Master diye bir silme programı kuruldu. Eagle’de konuşmalar 2-3 gün içinde kendiliğinden otomatik olarak siliniyordu, silme programı tamamen kaldırmak için kurulmuştu.”

İstihbarat imamı N.S.’ye her ay düzenli olarak kendisinin 200 lira, diğer arkadaşlarının da 100 ile 200 arasında himmet parası ödediğini bildiğini de anlatan K.Y., yapıdan 2016 yılının mart ayında ayrıldığını, 15 Temmuz darbe girişimi yaşanınca itirafçı olmaya karar verdiğini kaydetti.

Mahkeme heyeti, sanığın verdiği isimlerle ilgili işlem yapılıp yapılmadığını, yapılmadıysa gerekli araştırmanını yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasına karar verdi. Mahkeme heyeti, sanık hakkında da, yurt dışı yasağı konularak tahliye edilmesine ve yargılanmasının tutuksuz olarak devam edilmesine karar verdi.

IŞİD ÖRGÜTÜ DOSYASI : Polis ve MİT’ten ortak operasyon /// Kimlikleri şoke etti !


Polis ve MİT’ten ortak operasyon… Kimlikleri şoke etti!

Adana’da DEAŞ operasyonunda tutuklanan Lübnan uyruklu Danimarka vatandaşı Mahamad Laban’ın Avrupa’dan örgüte para akışını sağlayan, Irak uyruklu İsveç vatandaşı Mohammed Tefik Saleh’in ise silah ve teçhizat temin eden yönetim kadrosunda olduğu belirlendi.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Adana Emniyet Müdürlüğünün ortak çalışmasıyla Seyhan ilçesindeki bir otelde yakalanan ve terör örgütü DEAŞ’a üye oldukları gerekçesiyle çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece tutuklanan Laban (45) ile Saleh’in (38), 10 gün süreyle yapılan sorgularında önemli detaylara ulaşıldı.

İngilizce ve Arapça tercümanlar aracılığıyla sorgulanan iki şüphelinin üzerinde çıkan dijital malzemelerdeki örgütsel yazışma, görüşme ve görsel dökümanlarda inceleme yapan uzman polisler, Danimarka vatandaşı Laban’ın Avrupa’dan örgüte para akışını, İsveç vatandaşı Saleh’in ise örgütte silah ve teçhizat temini yaptığını tespit etti. Laban’ın, 2014 yılında Suriye’ye giderken yanında drone (uzaktan kumandalı hava aracı) götürdüğünü ve burada diğer örgüt elemanlarına bunun eğitimini verdiği bilgisine ulaşan polis, teröristlerin saldırıya geçmeden önce havadan keşif yaparak plan oluşturduklarını belirledi.

YUNANİSTAN ÜZERİNDEN AVRUPA’YA…

İsveç vatandaşı Saleh ve Danimarka vatandaşı Laban’ın, Yunanistan üzerinden Avrupa’ya geçmeyi planladıkları öğrenildi. Türkiye’de sahte kimlik kullanan iki zanlının, Suriye’de son üç ayda yoğun bir silah ve patlayıcı eğitiminden geçirildiği, Avrupa’da sansasyonel eylem hazırlığında oldukları iddia edildi. Üstlerinde sahte mülteci kimlikleri ve pasaport bulunan teröristlerin, gerçek kimlik ve pasaportlarını Türkiye’deki başka bir ilde bıraktıkları, bu ildeki adresten bunları alıp yasal yollardan Yunanistan’a geçtikten sonra Avrupa ülkelerine gitmeyi planladıkları öğrenildi.

Yapılan araştırmada, Saleh’in eşi Fatime Saleh’in 2014 yılında Türkiye’ye iki kızıyla Suriye’ye geçtiği sırada son anda vazgeçerek İsveç’e döndüğü belirlendi. Fatime Saleh’in burada adli makamlara eşinin iki kızıyla DEAŞ’a katıldığını bildirdiği, açılan davaya rağmen Saleh hakkında terör örgütüyle ilgili hakkında herhangi bir aranma kararı bulunmadığı ortaya çıktı. Saleh’in İsveç’te duruşmaya katılmayarak avukatıyla mail yoluyla irtibat kurduğu belirlendi.

KARLOV’U ÖLDÜREN POLİSİN FOTOĞRAFI ÇIKTI

Öte yandan, şüphelilerden elde edilen görsel materyaller arasında idam edilen eski Irak lideri Saddam Hüseyin’in ve Rusya Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’u öldüren FETÖ üyesi olduğu iddia edilen polis memuru Mevlüt Mert Altındaş’ın üzerinde Arapça "Biz cihat üzerine Muhammed’e biat ettik, beklentimiz kalmadı" yazılı fotoğraf bulundu. Laban ve Saleh’in çok sayıda kişiyle siperde askeri kamuflaj ve hücum yelekli olarak kalaşnikof tüfekle çekilmiş fotoğrafları da elde edildi.

İki tutuklunun, sorgularında DEAŞ’a üye oldukları yönündeki suçlamaları kabul etmedikleri, siperde silahlı fotoğraflarının gösterilmesi üzerine de gezdikleri bölgelerde hatıra amaçlı çektirdiklerini iddia ettikleri öğrenildi. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, terör örgütü DEAŞ üyesi olduğu iddia edilen Lübnan uyruklu Danimarka vatandaşı Mahamad Laban ile Irak uyruklu İsveç vatandaşı Mohammed Tefik Saleh’i yakalamış, önceki gün adliyeye sevk edilen zanlılar nöbetçi mahkemece tutuklanmıştı.

BÜROKRASİ & DEVLET DOSYASI : POLİS/JANDARMANIN DİSİPLİN HÜKÜMLER İNİ DÜZENLEYEN KHK’NİN DEĞERLENDİRİLMESİ


GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİNİ DÜZENLEYEN KHK’NİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Mahmut ESEN

E. Mülkiye Başmüfettişi

Özeti: Jandarma ve Sahil G. komutanlıklarının İçişleri Bakanlığına bağlı kolluk kuvveti haline gelmesi, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün dayanağı olan yasa maddesinin AYM tarafından iptal edilmiş olması üzerine, genel kolluk görevlilerinin disiplin işlemleri yeniden düzenlenmiştir.

682 sayılı KHK; EGM/Jandarma G. K/ SGK görev yapan tüm personeli kapsamaktadır. TSK olduğu gibi sivil personel ayrımı da yapılmamıştır.

Emniyet Disiplin Tüzüğündeki düzenlemeler esas alınmıştır. Tüzük; tüm kolluğu kapsayacak şekilde yasaya uyarlanmıştır.

Disiplin cezası verilmesi gerektiren fiiller ve bunlara uygulanacak cezalar; disiplin kurullarının yetkileri artırılmıştır.

Kolluk görevlilerinin tümü üzerinde tartışmasız bir şekilde sivil yönetim otoritesi tesis edilmiştir.

Giriş

1-Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlemek amacıyla, Anayasanın 121 inci maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4 üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nca 2.01.2017 tarihinde kararlaştırılmış olan; “682 Sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında KHK”, 23.01.2017 sayılı R.G. yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. KHK’de, genel kolluk kuvvetlerinin tabi olacakları disiplin hükümleri (60) madde halinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

682 sayılı KHK; İçişleri Bakanlığına bağlı olarak görev yapan 265.391 polis, 139.721 jandarma, 5.007 sahil güvenlik personelini[1] ve bu kurumlarda görev yapan diğer sınıflardaki 16.000’ini aşkın ( sivil ) memuru[2] kapsamaktadır. Ayrıca KHK yapılan bu düzenleme, genel kolluğa yönelik olması nedeniyle de halkımızı da yakından ilgilendirmektedir.

Belirtilen nedenlerle yazımızda; sözü edilen KHK hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi için ayrıntıya girilmeksizin özet/teknik bilgi verilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda disiplin hükümleri konusunda yasal düzenleme yapılmasını gerektiren nedenler; KHK hükümlerinin kaynağı, disiplin mevzuatında yaptığı değişikler, temel/yerleşik disiplin mevzuatından farklılıkları ele alınmaktadır.

Bu Tür Düzenleme Yapılması İhtiyacı

2- Bilindiği üzere 668 sayılı olan başta olmak üzere KHK ile Jandarma Gn. K. ve Sahil Güvenlik K. teşkilat kanunlarında köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu bağlamda J. Gn. K. ve S.G.K’ lığının İçişleri Bakanlığına bağlı olduğu, personelinin kolluk kuvveti olduğu vurgulanmış, “askeri personel” ibareleri teşkilat kanunlarından çıkarılmıştır. Jandarma ve Sahil G.K. 657 sayılı DMK kapsamına alınmış, Jandarma Hizmetler ve Sahil Güvenlik Hizmetleri adı altında iki ayrı (yeni) sınıf oluşturulmuştur.

Jandarma ve SGK komutanlıklarının kuruluş ve teşkilatlanması İçişleri Bakanlığınca düzenlenecektir. Personelin alınma ve terfi işlemleri İçişleri Bakanlığınca yapılacaktır. Personele verilecek disiplin cezaları için özel bir kanun çıkarılacaktır. Jandarma ve SGK personeli 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu kapsamından çıkarılmıştır.

Özel kanun çıkarılınca kadar Jandarma ve Sahil G.K. personeli hakkında Emniyet Teşkilatı disiplin mevzuatı hükümleri uygulanacaktır.

3-Diğer yandan 23.03.1979 gün ve 7/17339 sayılı Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün (ETDT) dayanağı olan 3201 sayılı ETK 83. maddesi; Anayasa Mahkemesinin 13.01.2016 gün ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla, “… disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hareketlerin tüzükle belirlenmesinin; Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen "suçta kanunilik" ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan "kanuni düzenleme" ilkesine aykırılık oluşturduğu…” gerekçesiyle iptal edilmiştir. İptal hükmünün, karar R.G. de yayımlandıktan bir yıl sonra (29.0.1.2017 tarihinde) yürürlüğe girmesi gerekmektedir.

J. Gn. K ve SGK yanı sıra EGM personelini de kapsayan (682 sayılı KHK ile getirilmiş) bu düzenlemeyle, anılan AYM iptal kararının yürürlüğe girmesinden sonra doğacak olan hukuki boşlukta giderilmiş olmaktadır.

Kapsamı

4-682 sayılı KHK disiplin hükümleri yönünden, EGM/ J. Gn. K. ve SGK resmi görevlilerin yanı sıra her sınıftan diğer memurları da ( 657 Sayılı DMK tabi sivil memurları da ) kapsamına almıştır. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğündeki düzenlemenin KHK muhafaza edildiği, bu suretle 657 sayılı Kanuna tabi olan sivil memurlardan da aynı disiplinin beklendiği görülmektedir. Bu nitelikte bir düzenlemenin sivil memurlar yönünden ağır hükümler içerdiği düşünülmektedir.

Nitekim; TSK’da görevli 657 sayılı DMK tabi memurlar disiplin hükümleri yönünden, 657 sayılı Kanunun 233 maddesindeki kuralda dikkate alınarak, 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu kapsamı dışında bırakılmıştır. TSK görevli sivil memurlar için 11.3.1983 gün ve 83/6153 sayılı BKK ile çıkarılmış ayrı bir disiplin yönetmeliği bulunmaktadır.

Kaynağı

5-KHK’de; personele verilecek olan disiplin cezalarının türleri ve tanımları, disiplin cezası verilmesi gerektiren eylem/işlem/tutum ve davranışlarının belirlenmesinde, ETDT yapının büyük ölçüde korunmuş olduğu, bu konularda fazla bir değişiklik yapılmamış olduğu anlaşılmaktadır.

Örneğin ceza gerektiren fiillerin toplam sayısı ETDT 119, KHK’de ise 129 madde halinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler sırasında özellikle Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiillerin artırılmış olduğu görülmektedir.

(-Ülkenin bağımsızlığını zedelemeye, bütünlüğünü bozmaya ve milli güvenliği tehlikeye düşürmeye yönelik herhangi bir faaliyette bulunmak veya aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, vakıf, dernek ve benzeri teşekküle katılmak, bunlara yardım etmek veya bu yapılarla ilişki içerisinde bulunmak;

-İşkence yapmak;

Eylemleri de, Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesini gerektiren haller arasına alınmıştır.)

6-ETDT ayrı ayrı maddelerde yer alan (Amirin emrinin yerine getirmeme, görev yerinden ayrılma/göreve gitmemek; kağıt/belge/kayıtlar üzerinde yasak fiiller işlenmesi; görevin takdir ve yerine getirilmesinde savsaklama vb.) hallerde, Devlet/kişiler zarara uğratılmış yada hizmetin gecikmesine/durmasına/aksamasına neden olunmuş ise zararın derecesine veya durumun ağırlığına göre ilgili personel hakkında meslekten çıkarma cezasının da uygulanabileceğine ilişkin düzenlemeler; KHK tek madde de ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Bu bağlamda ağırlaştırıcı ceza verilebilecek fiillerin sayısı da artırılmıştır.

7-Geçmiş hizmetleri olumlu/başarılı personele bir alt disiplin cezası uygulanabileceğine ilişkin disiplin hukukundaki yerleşik kurala KHK’de yer verilmemiştir. Eylemlerin tekrarı halinde daha ağır ceza verilmesi konusunda ise (sürücü ehliyetlerinin geri alınmasına benzer şekilde) farklı bir düzenleme yapılmıştır. Disiplin hukukuna getirilen yeni düzenlemeye göre, bir/beş yıl içinde işlediği disiplin suçları nedeniyle, tespit edilen oranların üzerinde disiplin cezası veya ceza puanı alan personele, disiplin kurulu kararıyla meslekten çıkarılma cezası verilecektir.

8- J. Gn. K. ve SGK komutanlarına özel durumlarda ( TSK benzer şekilde) emri altındakileri geçici olarak (24 saat süreyle) kontrol altına alma/aldırma yetkisi verilmiştir.

Disiplin Amirleri/Disiplin Kurulları

9-İlçede kaymakamların, ilde valilerin, Bakanlıkta Bakan’ın, personelin en üst disiplin amiri olduğu; disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası verme konularında genel yetkili olduğu açık/seçik olarak belirtilmiştir.

( Disiplin amirlerince; disiplin kurulu kararı olmaksızın doğrudan makam/rütbelerine göre uyarma; kınama ve 15 güne kadar aylıktan kesme cezası verilebilmektedir. Daha ağır cezaların verilmesinde ise personelin, görev yeri/ rütbe/fiilin ağırlık derecesine göre belirlenmiş disiplin kurulu kararına gerek bulunmaktadır.)

10- BKK yürürlüğe girmiş olan konuya ilişkin genel Yönetmelikte; hakkında disiplin soruşturması yürütülen Devlet memurunun dosyasının görüşüldüğü disiplin komisyonlarında, memurun üyesi olduğu sendika temsilcisine yer verilmesine ilişkin kural bulunmaktadır. KHK; 657 sayılı Kanuna göre EGM çalışan GİHS (sivil) memurlara da bu hakkın tanınmadığı görülmektedir.

(Oysa 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun 15. maddesinde yer alan “ Emniyet Hizmetleri dışındaki sınıflarda görev yapanların sendika üyesi olamayacaklarına” yönelik ibare AYM tarafından 29.1.2014 gün ve E:2013/130, K:2014/18 sayılı kararla iptal edilmiştir.)

Bu bağlamda KHK, sadece astsubaylara yönelik olarak, astsubayların disiplin dosyalarının görüldüğü (bazı) disiplin kurulları toplantılarında kıdemli astsubay üyeye yer verilmesiyle yetinilmiştir.

11- Disiplin ve soruşturma işlerinde kanunlarla verilmiş görevleri yerine getirmek üzere disiplin kurulları oluşturulmuştur. EGM, J. Gn. K. ve SGK bünyelerinde ( ETDT modeline uygun) ayrı ayrı yapılanmaya gidilmiştir.

Disiplin kurulları illerde (SGK için bölgelerde), eğitim ve öğretim tesislerinde/ Asayiş K.K. benzeri komutanlıklarda, kurum merkezinde (merkez disiplin ve yüksek disiplin) kurulmuştur.

J. Bölge K.’ da ayrı bir disiplin kurulu kurulmasına gerek görülmemiştir.

12-Genel kolluk görevlilerinin tümü üzerinde; istisnasız ve tartışmasız bir şekilde mülki idare (sivil yönetim) otoritesinin tesis edildiği açık ve seçik olarak görülmektedir.

Bu bağlamda;

İl/bölge disiplin kurullarına vali yardımcısı başkanlık etmektedir. İl disiplin kurulu kararları (meslekten çıkarma hariç) vali onayı ile kesinleşmektedir. Diğer kurullar tarafından verilen kararlar ilgisine göre EGM; J. Gn. K./SGK veya Bakanın onayı ile kesinleşmektedir. Meslekten çıkarma kararları tümüyle Bakan onayına bağlıdır.

Vali; EGM, J. Gn. K. ve SGK tarafından uygun bulunmayan disiplin kurulu kararları bir üst kurulda karara bağlanacaktır. Aynı şekilde kurum yüksek disiplin kurulunda uygun görülmeyen kararlar da Bakanlık YDK görüşülecektir.

(Genel kolluk görevlilerinde disiplini/hiyerarşiyi tam olarak sağlamaya yönelik olarak getirilmiş olsa da bu tarz düzenlenenin; alt kademe disiplin kurullarını ve disiplin amirlerini atalete sevk edebileceği, YDK (kurum/ Bakanlık) iş yükünü gereksiz yere artıracağı hususunun göz ardı edildiği düşünülmektedir.)

Soruşturmacı tarafından teklif edilmiş olan cezanın, disiplin kurullarınca (ağır olarak nitelendirilerek) uygun bulunmaması hallerinde, disiplin amirleri tarafından personele daha alt ceza verilmesine ilişkin mevzuatımızdaki yerleşik uygulamadan vazgeçilmiştir. Bu durumlarda disiplin kurullarına, fiile uygun başka bir disiplin cezasını belirleme konusunda yetki verilmiştir.

13-Kurumların en üst amirlerinin (Emniyet Gn. Md./ J. Gn. K, SGK) disiplin cezası gerektiren fiilleri öğrenildiğinde, haklarında Bakan tarafından müfettiş görevlendirilmektedir. Soruşturma sonunda Bakan tarafından; uyarı, kınama veya 15 güne kadar aylıktan kesme cezaları resen (doğrudan) verilebilecektir. Daha ağır cezalar (Devlet memuriyetinden çıkarma dahil) ise Bakanlık YDK kararına dayalı olarak verilecektir.

14-Bakanlık YDK benzer şekilde, her düzeydeki disiplin kuruluna, disiplin soruşturmasıyla ilgili bilgi ve belgeleri toplama, ifade alma, tanık dinleme, bilirkişi görevlendirme vb. konularda yetki verilmiştir.

Hakkında disiplin soruşturması yapılan personele soruşturma dosyasını inceleme hakkı getirilmiştir. (Yerleşik mevzuatta bu hak sadece Devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin soruşturmalar için geçerlidir.)

15-KHK uygulanmasına ve disiplin kurullarının çalışma usul ve esaslarına ilişkin konular, Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenecektir.

Mevzuatta Yapılmış Değişikler/ Yürürlükten Kaldırılan Hükümler

16-657 sayılı DMK 134 maddesi göre (BKK dayalı olarak) çıkarılmış Yönetmelik kapsamında (anılan Yönetmelikte yapılacak bir değişiklikle düzenlenebilecek) olan İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun görev alanının genişletilmesi ve YDK yeniden oluşturulmasına ilişkin konularda bu kez KHK ile düzenleme yapılmıştır.

17-İl valisinin genel ve özel kolluk görevlilerine doğrudan ceza vermesi/ceza verilmesini talep etmesine yönelik 5442 sayılı Kanunun 19. maddesindeki düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır.

KHK ile genel kolluk görevlilerinin disiplin hükümleri düzenlenmiş olduğundan genel kolluk yönünden bir sorun bulunmamaktadır. Ancak bu suretle (arzu edilmemiş olsa dahi) il valilerinin özel kolluk ( belediye/orman/gümrük/köy vb.) görevlileri üzerindeki İl İdaresi Kanunundan kaynaklanan bazı yetkileri de kaldırılmış olmaktadır. Diğer yandan 5442 sayılı Kanunun 31/I maddesinde kaymakamlar için yer verilmiş benzer düzenlemeye ise dokunulmadığı görülmektedir.

[1] İçişleri Bakanı S. Soylu ’nun; TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda 23.11.2016 tarihinde yaptığı konuşmadan.

[2] Sadece EGM’ de diğer sınıflardan 12.624 memur bulunmaktadır.

(https://www.egm.gov.tr/SiteAssets/Sayfalar/StratejiGelistirmeFaaliyetleri/EGM%20FAALIYET%20RAPORU%202015.pdf)

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : İstihbaratçı polisler hakkındaki iddianamede Ergenekon izleri


İstihbaratçı polisler hakkındaki iddianamede Ergenekon izleri

FBI’ın, FETÖ’nün 6 üst düzey yöneticisine ilişkin bilgi verilmesi talebiyle gönderdiği belgeyi yok ettikleri gerekçesiyle 18 eski istihbarat görevlisi hakkındaki iddianame mahkemeye gönderildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, ABD Federal Soruşturma Bürosu FBI‘ın, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) bazı üst düzey yöneticisine ilişkin bilgi verilmesi talebiyle gönderdiği bir belgeyi yok ettikleri, birini mevzuata aykırı biçimde arşive kaldırdıkları gerekçesiyle aralarında eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek‘in de yer aldığı 18 eski istihbarat görevlisi hakkında hazırlanan iddianame mahkemeye gönderildi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamede, bilgi istenenlerden birinin, 2007’de New York’ta havalimanında FBI yetkililerince sorgulanan FETÖ’nün sözde "emniyet imamı" Osman Hilmi Özdil olduğu, FBI’ın, Özdil’in üzerinden çıkan notlara ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğüne bilgi verdiği ve buna göre notta, sonradan Ergenekon ve 28 Şubat davalarında sanık olacak bazı kişilerin isimlerinin bulunduğu belirtildi.

"Elde edilen bilgiler çerçevesinde Özdil’in üzerindeki belgelerde adı geçen kişilerin bir bölümünün, 12 Haziran 2007 günü Ümraniye’de bir gecekonduda el bombalarının bulunmasıyla başlayan Ergenekon davası sanıkları arasında yer aldığı, bu şahıslar hakkında henüz bir soruşturma süreci dahi başlamamışken, aylar öncesinde adı geçen kişilerle herhangi bir şekilde ilişkisi bulunmayan Özdil’in 18 Nisan 2007’de ele geçirilen notları arasında isimlerinin yer almasının, davanın önceden planlanıp kurgulandığını, Fetullah Gülen ve örgüt yöneticilerinin emri ile çok amaçlı planlanıp uygulanan stratejik harekatın bir parçası olduğunu, talimatın yurt dışından canlı kurye ile geldiğini ispatlamıştır." ifadesi yer alan iddianamede, soruşturmanın, polis müfettişince hazırlanan disiplin raporu üzerine başlatıldığı bildirildi.

İddianamede, FETÖ’nün sözde "emniyet imamı" olan "Kozanlı Ömer" kod adlı Osman Hilmi Özdil ve "Sinan" kod adlı istihbarat teşkilatı sorumlusu Murat Karabulut’un 12-18 Nisan 2007’de ABD’ye giriş ve çıkışları esnasında sorgulandıkları ifade edildi.

FBI irtibat görevlisinin, 5 Kasım 2007’de, bu kişilerden çıkanları gösteren 14 sayfa belgeyi, zanlılardan dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Uluslararası İlişkiler Şube Müdürü Ufuk Gürsoy Yavuz’a elden teslim ettiği anlatılan iddianamede, bu şekilde temin edilen belgelerin üst müdürler Recep Güven ve Ramazan Akyürek’in bilgisi dahilinde imha edildiği aktarıldı.

Disiplin raporuna göre, aynı örgüte bağlı zanlıların, elden teslim alınan resmi belge niteliğindeki yazıların ileride FETÖ aleyhine delil olarak kullanılmasını engellemek maksadıyla arşivlerdeki diğer belgeler gibi imha ettikleri kaydedilen iddianamede, İstihbarat Daire Başkanlığının arşivinde FBI’ın elden teslim ettiği yazıyla ilgili herhangi bir bilgi bulunmadığının 4 Şubat 2014’te belirlenmesi üzerine yazının suretinin FBI’dan tekrar istendiği vurgulandı.

İddianamede, FBI’ın 29 Ocak 2008’de İstihbarat Daire Başkanlığından Mustafa Özcan’ın yanı sıra FETÖ’nün 6 yöneticisi hakkında bilgi talep ettiği belirtilerek, 8 ve 15 Şubat’ta şubede FBI yetkilisiyle 2 toplantı yapıldığı, bu toplantılarla ilgili belge oluşturulup, tarayıcıdan geçirilmeden evrakla örgüt ve kişi irtibatı kurulmadan arşive yollandığı, Emniyet Genel Müdürlüğünden 15 Şubat 2008’de FBI’a iletilen cevabi yazıda Özcan ile Süleyman Tiftik, Şerif Ali Tekalan, Harun Tokak, Mehmet Hanefi Sözen ve Osman Hilmi Özdil’e ilişkin bilgiler yer aldığı ifade edildi.

FBI’ın 29 Ocak’taki yazısında adları geçen Özcan, Özdil, Tiftik, Tekalan, Sözen ve Tokak’ın "dikkat çekici kişiler" olarak belirlendiğine işaret edilen iddianamede, bu şahıslar hakkında dönemin istihbarat personeli tarafından FBI’a verilen cevapta, "Bu kişilerin El Kaide, İBDA-C, Hizbullah ve PKK/KONGRA-GEL gibi terör örgütlerinin hedefi konumunda oldukları, bahse konu şahısların uluslararası ilişkilerinin yoğun olabileceği, mesleki pozisyonları itibarıyla zaman zaman yurt dışına giriş çıkış yaptıkları, herhangi bir terör örgütü ile irtibatları olmadığı gibi (irtibatları) olabileceği şüphesine mahal verecek durumları olmadığı, bahse konu şahısların herhangi bir terörizm soruşturmasında yer almasının uygun olmayacağı" şeklinde görüş bildirildiğine dikkat çekildi.

New York’ta, Özdil ve Karabulut’un çantasından çıkanlar

İddianameye göre, FBI’ın İstihbarat Daire Başkanlığına gönderdiği 5 Kasım 2007 tarihli İngilizce belgede özetle, "New York JFK Havalimanı’nda 18 Nisan 2007’de yapılan rutin kontroller esnasında Osman Hilmi Özdil ve Murat Karabulut’un birlikte seyahat ettiklerinin tespit edildiği, üzerlerinin arandığı, bazı belgelere el konulduğu ve ifadelerinin alındığı" belirtildi.

İddianamede, "Elde edilen bilgiler çerçevesinde Özdil’in üzerindeki belgelerde adı geçen kişilerin bir bölümünün 12 Haziran 2007 günü Ümraniye’de bir gecekonduda el bombalarının bulunmasıyla başlayan Ergenekon Davası sanıkları arasında yer aldığı, bu şahıslar hakkında henüz bir soruşturma süreci dahi başlamamışken, aylar öncesinde adı geçen kişilerle herhangi bir şekilde ilişkisi bulunmayan Özdil’in 18 Nisan 2007’de ele geçirilen notları arasında isimlerinin yer almasının Ergenekon Davasının önceden planlanıp kurgulandığını, Fetullah Gülen ve örgüt yöneticilerinin emri ile çok amaçlı planlanıp uygulanan stratejik harekatın bir parçası olduğunu, talimatın yurt dışından canlı kurye ile geldiğini ispatladığı, notlarda adı yer alan ancak Ergenekon davasında yargılanmayan diğer şahısların büyük bölümünün ise Fetullah Gülen örgütlenmesine karşı tutumlarıyla bilinen kişilerden olduğu, onlarla ilgili verilen emrin dava dışında şimdilik tutulması olduğu açıkça anlaşılmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Ayrıca iddianamede, Özdil ve Karabulut’un halen yurt dışında bulunduklarına da yer verildi.

ANMA MESAJI : PKK ve HİZBULLAH’ın adını duyduğunda titrediği kahraman Polis Şehidimiz Gaffar O kkan’ı 16. ölüm yıldönümünde anıyoruz.


Terör Örgütleri PKK ve HİZBULLAH’ın adını duyduğunda titrediği kahraman Polis Şehidimiz Gaffar Okkan’ı 16. ölüm yıldönümünde anıyoruz.

Mekanı cennet, toprağı bol olsun.

ÖZEL BÜRO GRUBU

SUÇ DOSYASI : — DOLANDIRILMAMAK İÇİN MUTLAKA OKUYUN — ÖNEMLİ !!!!


Tebrikler, dolandırıldınız!

Hırsızların kapı kilidini kurcalayarak evinize girmesini beklemeyin. Zira dolandırıcılar siz kendinizi güvende sanırken cep telefonunuz, internetiniz ya da banka kartlarınız vasıtasıyla paranızı çalabilir. Hırsızlar çağı yakaladı ya siz…

Sakin sakin çayınızı yudumlarken cep telefonunuza düşen bir mesaj güzel gününüze katkı yapmak istercesine size bir teklif sunuyor: “Tebrikler! Değerli müşterimiz 4 büyük takımın taraftar formasından birini hediye olarak kazandınız. Formanızı almak için hemen arayın. 0216-38343…” Kimin müşterisi olduğunuzu bilmeden, formanızı istemek için sarıldığınız telefonun ucundaki ses, formayı kazanmak için 270 TL tutarındaki elektrik tasarruf cihazını satın almanız gerektiğini belirtiyor.

İkna edici ses tonuna teslim olup hiçbir tasarruf sağlamayan cihazı taksitle satın alıyor, iade etmek istediğinizde ise asla bu kişilere ulaşamıyorsunuz. Geçmiş olsun, günün ilk sazanı olarak oltaya takıldınız işte. Tıpkı Osman Ateşel’in başına gelenler gibi.

Bundan 8 ay önce Antalyalı Osman Ateşel’e 055487563.. numaralı telefondan bir mesaj geliyor: “Tebrikler! Forma kazandınız! Hemen 021638343.. numaralı telefonu arayınız.” Ateşel inanıp arayınca ilk önce telesekreter çıkıyor: “Enerji Tasarrufu Genel Merkezi’ne hoş geldiniz. Kalite standartları gereği görüşmelerimiz kayıt altına alınmaktadır. Uzman müşteri temsilcimizle görüşmek için lütfen 1’i tuşlayınız.” 1’i tuşlar tuşlamaz bir bayan çıkıyor ve elektrik tasarruf cihazından bahsetmeye başlıyor. Formayı ancak cihazı alanlara verdiklerini söylüyor. Osman Ateşel telefonu kapatmaya niyetleniyor ki bayan, “Cihazı beğenmezseniz iade edebilirsiniz.” diyor. Ateşel de “O zaman tamam.” deyip kredi kartı bilgilerini veriyor. Yarım saat içerisinde kartından 250,44 lira çekiliyor. Bir gün sonra kararını değiştirip işlemi iptal ettirmek isteyen Osman Ateşel, uzun süre bir yetkiliye ulaşamıyor. Zar zor ulaştığında da “Ürünü en az 3 ay denemek zorundasınız ve cihazı ancak hiçbir enerji tasarrufu sağlamadığını ispat ederseniz iade edebilirsiniz.” deniyor. Bu arada işlemin iptali için Kepez Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti’ne dilekçe veren Osman Ateşel bir sonuç alamıyor. Alamadığı gibi aradan aylar geçmesine rağmen kendisine ne cihaz ne de forma ulaşıyor.

Osman Ateşel, firmanın mağdurlarından sadece biri. İnternette bir arama yaptığınızda yüzlerce şikâyetle karşılaşıyorsunuz. İnternet adresine girdiğinizde de firmanın ne kadar naylon olduğu gayet net anlaşılıyor. Telefonun dışında bir iletişim adresi yok. Posta adresini ısrarla istemenize rağmen kesinlikle vermiyorlar. Güçlü bir kurumsal kimliği varmış havası oluşturmak için siteye koydukları belgelerin yazıları okunmuyor. Belgelere tıkladığınızda da açılmıyor.

Firmanın ‘uzman müşteri temsilcileri’ telefonunuzu açtığında sanki Enerji Bakanlığı ve TEDAŞ’ın yan kuruluşu gibi bir imaj oluşturuyorlar. Mağduriyetinizi anlatmaya çalıştığınızda da sizi azarlıyorlar. Yani anlayacağınız insanları kandırmakta epey ‘uzman’ olmuşlar. Osman Ateşel, “Haklarını yemeyelim, aylardır ne forma ne de cihaz göndermelerine rağmen kredi kartımdan çektikleri 250,44 liraya 10 taksit imkânı sağladılar!” diyor gülerek. Biz de firmanın yetkili bir ismiyle görüşmek istiyoruz ama verilen telefonları hiç kimse açmıyor. TEDAŞ ise resmî sitesinde bu tür dolandırıcılara karşı abonelerini uyarıyor.

Dolandırıcılara açık bir kapı

Hadi bunun gibi bir olay başınıza geldiğinde tuzağa düşmediniz diyelim. Dolandırıcılardan kurtulmayı kolay mı sandınız? Sözgelimi evinize hırsız girecek olsa, çelik kapı, alarm filan taktırarak önleminizi alabilirsiniz. Ancak bir cep telefonunuz varsa, dolandırıcılara açık bir kapı bıraktınız demektir. Bakın işte, telefonunuz yine çalıyor. Bakmayacak mısınız? Keşke bakmasaydınız ama iş işten geçti. Telefonda ikna edici bir ses tonuyla yavaş yavaş konuşan bir kişi var. Arka planda ise telsiz sesi. Dinlemeye başladıysanız kolunuzu kaptırmışsınız demektir. Telefondaki ses, SIM kartınızın teknolojik yöntemler kullanılarak organize bir suç örgütü tarafından kopyalandığı ve maliyeti yüksek meblağlara varan telefon görüşmeleri yapıldığını ifade ederek bu kişilerin tespit edilebilmesi için yürütülen gizli çalışmada kullanılmak üzere kontör veya para göndermenizi istiyor sizden. Ya da terör örgütü adı kullanılarak size aynen şöyle deniyor: “Sizin adınıza terör örgütü hat çıkarmış ve çıkartılan bu hat üzerinden çok konuşma yapılıyor. Size yüklü miktarda fatura gelecek. Biz bu şahısları tespit etmek için ülke genelinde operasyon yapacağız, en yakın bayiye gidin ve size yazdıracağımız cep telefonu numaralarına kontör-TL yükleyin. Operasyon bittikten sonra biz size haber vereceğiz, devlet masraflarınızı size ödeyecek.”

Eğer buna inanırsanız, dolandırıcıların operasyonu başarıya ulaşmış demektir. Bunu da mı savuşturdunuz? Bu kez telefonunuza bir kerelik çaldırılan bir numaradan cevapsız çağrı düşüyor. Genellikle +359 ile başlayan Bulgaristan kodlu cevapsız çağrıyı aradığınızda kendinizi evlenmek isteyen biriyle konuşurken ve bir süre sonra hem kontör gönderirken hem de binlerce avroyu havale yaparken bulabilirsiniz.

Telefonla dolandırıcılıkta en sık rastlanan yöntemlerden biri de şöyle: Abone merkezi görevlisi olarak arayan dolandırıcı, mağdurlara, para ödülü kazandıklarını, ödülü alabilmeleri için bu mesajda belirtilen numaraya kontör-TL göndermeleri gerektiğini belirtiyor. Veya (+90-536 5……) no.lu telefondan bir mesaj geliyor: “Kontörü geri yollamak için mesaj yaz’a gir, 5365…. yaz, boşluk bırak, 250 yaz 2797’e gönder. Daha sonra da ‘evet’ yazıp 2799’a yolla.”

Hadi canım bunlara kanacak kadar da kek değiliz diye itiraz etmeyin hemen. Zira bu yöntemlerle dolandırılıp para ve kontör kaptıran binlerce insan var memlekette. Hem bunlar sadece telefonla iş gören dolandırıcılara kurban verdiklerimiz. Bunun dışında internet, bankamatik, kredi kartları, mail adresi üzerinden akıl almaz teknolojik dolandırıcılık yöntemleriyle karşı karşıyayız. Yani artık klasik soygunlar ‘out’, teknolojik yöntemler ‘in’!

Kapı soygunu devam ediyor!

Her ne kadar teknolojik dolandırıcılık yöntemleriyle ilgili şikâyetler son yıllarda ciddi şekilde artsa da kapıdan yapılan satışlarda yaşanan dolandırıcılık birinci sırayı koruyor. Daha çok internet kullanmayan orta yaş üstü insanların kapıdan dolandırıcılığa maruz kaldığı düşünüldüğünde klasik yöntem bir süre daha revaçta olacak. Bu konuda sabıkalı firma sayısının 308 olduğu baz alınırsa, bu dolandırıcılık yönteminde kâr marjının hâlâ yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Kapıdan satışlarda iki türlü dolandırıcılığa maruz kalıyorsunuz. Birinci yöntem şu: Kendilerini satıcı olarak değil, şans habercisi olarak tanıtarak kapınızı çalan kişiler, semtinizde yeni açılacak bir alışveriş merkezinin tanıtımını yaptıklarını söyleyip size bir çekiliş yaptırıyorlar. Size sunulan beş zarftan birini çekerek zarflanıyorsunuz. Çektiğiniz zarftan fırın veya çamaşır makinesi gibi bir ödül çıkıyor.

Biraz önce yan apartmandaki komşunuza da büyük ödül çıkmıştı ama sizin haberiniz yok tabii. Bu ödülü almanız için mağazadan küçük bir alışveriş yapmanız gerekiyor elbette. Çıkarılan katalogdan uygun bir fiyatı olduğuna inandırıldığınız bir eşyayı seçip yasalara uymayan bir satış sözleşmesini ve yasal senetleri imzaladığınızda kapana giriyorsunuz. Tabii size teslim edilen tencere, tost makinesi ya da mini fırının fiyatını araştırdığınızda sizden talep edilen rakamın çok aşağısında bir fiyatta olduğunu görüyorsunuz. Aylarca ödeyeceğiniz taksitler şöyle dursun, açılacak bir mağazanın olmadığını öğrenince ikinci şoku yaşıyorsunuz.

Güvenilir firmalarınkine çok benzeyen adlar kullanan bu şirketler, “pazarlama ticaret ev gereçleri inşaat ve elektronik sanayii” gibi unvanlar taşıyor. Yeni Migros, İhlaz, Koç Pa, Alsanlar 2000, Can-San, Cem-Pa, Parpa, Karaca, Star, Show-Pa 93, Metro gibi isimlerle kapınıza dayanan dolandırıcılar bir anlık boşluğunuzdan faydalanıp bütçenizde kara delikler açmayı başarıyor. Böyle bir durumla karşılaştığınızda malı teslim aldığınız tarihten itibaren 7 gün içinde hiçbir gerekçe göstermeden iade edebileceğinizi unutmayın. Ancak dolandırıcılar, satış sözleşmesine 10 gün öncesinin tarihini attıkları için bu hakkınız otomatikman düşüyor.

Bu durumda gösterdikleri süreli yayın ya da kataloğun tarihini kontrol etmeniz, o ilanı saklamanız, satıcı şirketin adresinin tam olmasına dikkat etmeniz, sipariş formunuzu saklamanız, sipariş iptal etme şartlarını sormanız, yazılı sözleşme yapmaya özen göstermeniz sizi tüketici mahkemelerinde haklı pozisyona getirecektir. Satıcı tarafından düzenlenen ve cayma hakkınızın olduğunu belirten Sanayi ve Ticaret Bakanlığı onaylı cayma bildirim belgesini istemeyi ihmal etmemekte fayda var. Ayrıca posta çeki ve havale makbuzlarınızı saklamayı unutmayınız. Eğer kandırıldığınızı düşünüp sözleşmeden cayacaksanız satıcıya iadeli taahhütlü mektup, noter aracılığıyla ihbarname gönderebilir veya bizzat elden teslim edebilirsiniz. Telefon ile tehdit etmenin hiçbir anlamı yok. Bu durumda satıcı, ödediğiniz parayı ve sizi borç altına sokan her türlü belgeyi 10 gün içinde iade etmek ve malı da 20 gün içinde geri almak zorundadır. Tabii bütün bunlar için uğraşmak, sizin moral gücünüze ve iş yükünüze bağlı. En iyisi kapınıza gelen hiçbir kişiden hiçbir şey almayın.

Evdeki dolandırıcılık yöntemlerinden biri de kapınızı çalan postacı şeklinde beliriyor. Kimlik bilgilerinize bir şekilde ulaşan dolandırıcılar, bu bilgilerle İcra Dairesi’ne giderek 18,40 TL başvuru harcı yatırıyor ve hakkınızda ‘ilamsız icra takibi’ başlatıyorlar. Borç hanesine ise istedikleri rakamı yazıyorlar. Postacıdan aldığınız ödeme tebligatını açınca şaşırıyorsunuz ve yanlıştır diye yırtıp atıyorsunuz. Oysa bir haftalık itiraz süresi var ve sizin ciddiye almadığınız bu borç itiraz etmediğiniz için silinmiyor ve bir hafta sonra haciz memuru kapınızda bitiyor.

Bir tıkla cebiniz boşalabilir!

İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte dolandırıcıların gözünü diktiği yöntemlerden biri de alışveriş siteleri kurmak. Piyasanın çok altında ürün satan bu fırsat siteleri genelde ulaşamayacağınız ya da açılmayan bir cep telefonu kullanıyor. Kredi kartı kullanmadıkları için ürün alırken cep telefonunuzu bırakıyorsunuz ve sizi onlar arıyor, siz aradığınızda ise ulaşamıyorsunuz. Parayı size gelen kendi kargo elemanlarına teslim ettikten sonra iş işten geçiyor. Ürün farklı çıkabiliyor. İçinde fatura var denmesine rağmen bir fatura çıkmıyor. İade etmek istediğinizde sitedeki MSN adresinden zoraki iletişim kurabiliyorsunuz ve işini muhtemelen bir internet kafeden yürüten dolandırıcı, ürünü iade alamayacaklarını söyleyerek sizi oyalıyor. Bu sitelerden biri http://hamileyastigi.org. Kapıdan nakit ya da kredi kartıyla işlem yapan site, www.kozmetikturk.com ile ortak çalıştığını söyleyen bir paravan dolandırıcılık sitesinden başka bir şey değil. Her iki sitede verilen telefon numaralarına ise ulaşmanın mümkünü yok. İnternet dünyası bu tür dolandırıcılık siteleriyle dolu. Piyasa değeri 1500 TL olan bir akıllı cep telefonunun 390 TL olduğunu, 2 bin TL’lik parfümün 390 TL’ye düştüğünü belirten ya da “Bugünkü şanslı kullanıcımız sizsiniz, iPhone 5 kazandınız!” gibi olta reklamlara asla itibar etmeden o siteden hızlıca ulaşmak sizin lehinize olacaktır.

Tabii internetteki tehlikeler bununla sınırlı değil. Twitter ve Facebook hesabınıza ulaşarak annenizin kızlık soyadına dayınızın profilinden ulaşan ve kimlik bilgilerinizi elde eden dolandırıcılar, bu bilgilerle icra dairesine gidip ilamsız icra takibi başlatabiliyor. Hâliyle kimlik bilgilerinizi internet ortamında deşifre etmemeniz menfaatiniz icabı. Şifre ve kullanıcı bilgileri ise özellikle ‘spyware’ olarak adlandırılan casus yazılımlar aracılığıyla ele geçiriliyor. Bilgisayara kullanıcının bilgisi dışında yüklenen casus yazılımlar sızdığı bilgisayardaki önemli bilgileri kötü niyetli kişilerin kullanımına açıyor. Bu yüzden bilgisayarınızın posta kutusuna düşen banka maillerine de dikkat etmek gerekiyor. Zira bir bankanın internet yüzünü kullanarak size gönderen kişiler, siteye tıkladığınız an sizden kimlik bilgilerini ve şifrenizi talep ederek bilgilerinize kolayca ulaşabiliyor. Bankalar bu türden sahtekârlıkları engellemek için uyarı maillerini müşterilerine gönderiyor. Bankaların gönderdiği e-postalarda dolandırıcılık girişimlerine maruz kalmamak için, anne kızlık soyadınızın tamamı, kredi kartı ve banka kartı şifresi, kredi kartı güvenlik numarası, internet şubesi parolası, internet şubesi tek kullanımlık giriş ve işlem şifresi gibi kişisel bilgilerin veya finans bilgilerinin banka personeli dâhil hiç kimseye talep edilse bile verilmemesi uyarısında bulunuluyor.

Size gelen spam maillere karşı da uyanık olmanızda fayda var. “Posta kutunuz şu anda depolama sınırını aştı. Posta kutunuzu revalidate için lütfen aşağıdaki bilgileri gönderin: Adı, Kullanıcı Adı, Şifre, Parolayı Onaylayın, E-posta, Cep telefonu numarası… Posta kutunuza revalidate yapamıyorsanız, posta devre dışı bırakılır! Teşekkür ederim, Sistem Yöneticisi”… Bu tür mailleri aldığınız anda, gönderen kişiye içinizden teşekkür edip mail silmenizi tavsiye ediyoruz.

Elektronik posta yoluyla son zamanlarda posta kutunuza düşen dolandırıcı maillerinde dikkat çekenlerden biri de yabancı ülkelerden gönderilen ve bozuk bir Türkçe ile yazılıp size iş teklifi sunan uyanıkların yazdıkları. Bunlardan biri, Fildişi Sahilleri’nden yazan Flora Tagro. Buyrun iş teklifine: “İyi günler. Benim adım Flora Tagro, Desire Asségnini tagro kızıdır. Ben 20 yaşındayım. Babam 2002-2011 Fildişili siyasi kriz / iç savaş sırasında devirdiği eski Fildişili Başkanı Laurent Gbagbo için personel ve genel sekreteri iç ve başbakanı olarak görev yaptı. Hastaneye babamın transferi videoyu görebilirsiniz: … Cocody Abidjan PISAM hastanede babamın ölümünden önce, o kadar belirgin tek varisi olarak ismimi tevdi yalnızca 4 milyon 800 bin avro değerinde o sabit mevduat hesabına sahip para anlattı tevdi fonu. Şimdi geri döndüm Fildişi Kıyısı ve ben parayı bankaya varlığını doğruladı ve para kapsayan bütün belgesel kanıtlar sağlam. Ben aktarmak ve sizin ülkenizde bu para yatırım için senin tür ve acil yardıma ihtiyacım var ve aynı zamanda benim eğitim sürdürmeye ülkenize gelin lütfen. … Ben bu işlem birkaç gün içinde bana yardımcı ilgi anlamına sonucuna olacağına inanıyorum bu mütevazı isteği ile bana yardım için çaba için tazminat modu olarak toplam paranın yüzde 20 sunmaya hazırım. Teşekkür ederim ve Tanrı sizi korusun.”

Bu tür dolandırıcılardan Allah gerçekten hepimizi korusun. Buna benzer maillerden biri de Irak’ta Saddam döneminde görev yaptığını söyleyen Amerikalı askerin, bilmem nereye sakladığını söylediği milyonlarca doları sizinle paylaşmak için yardım talep etme gönderisi. Ve daha bunun gibi onlarcası…

Bankamatik ile otomatik soygun

Çok sık rastlanan dolandırıcılık yöntemlerinden biri de bankamatiklerle yapılıyor. Bu tür dolandırıcılık yapmak isteyen kişiler bankamatik cihazlarının kart yuvasına hazırladıkları karton, film gibi (müşterilerin kartını sıkıştıracak) düzenekler yerleştiriyorlar ve uzak bir yere geçip kurban beklemeye başlıyorlar. Bankamatikten işlem yapmak için geldiğinizde kartınızı bankamatiğe takıyorsunuz. Ancak yerleştirilen düzenekten dolayı kart yerine tam oturmuyor. Şifrenizi yazıp işlem de yapamıyorsunuz. O sırada bankamatiği kullanmak isteyen dolandırıcı arkanızda beliriyor. Genelde iki-üç kişi olan dolandırıcılar “Ne oldu? Bankamatik arızalı mı? Kartınızı mı yuttu? Benim kartımı da yuttu? Şifreni yaz iptal butonuna bas, kartını verir.” gibi sözlerle sizi yönlendiriyorlar.

Eğer bu kişilerin dediği gibi yapıp şifrenizi girerek iptal butonuna bastığınızda kartı yine alamıyorsunuz. Tabii bu sırada girdiğiniz şifreyi dolandırıcılar görmüş oluyor. Siz oradan ayrıldıktan sonra da cımbız veya ucu kancalı tığ gibi aletlerle kartınızı sıkışan yerden çekip alıyorlar. Düzeneği tekrar eski hâline getirip öğrendikleri şifrenizle bütün paranızı boşaltıyorlar. Tabii sıkışan kart kredi kartı ise limiti kadar güzel bir alışverişi de sizin adınıza yapıyorlar. Böyle bir durumla karşılaştığınızda yapmanız gereken şey, hemen 155 Polis İmdat’ı aramak.

Soygun için krediniz var mı?

Hepimizin en az bir kredi kartı olduğuna göre potansiyel olarak dolandırıcıların gözüne kestirdiği kişilerden biri de içimizden herhangi biri olabilir. Kredi kartlarıyla dolandırıcılık polis kayıtlarına göre çok farklı yöntemlerle gerçekleşiyor. Dolandırıcılar, kimlik ve imza kontrolü yapılmayan iş yerlerindeki alışverişlerde kayıp ya da çalıntı kartları kullanarak dolandırıcılık yapıyorlar. Kredi kartının müşteriye, posta ya da kargo yoluyla ulaştırılırken çalınarak kullanılması da bir başka yöntem. Sahte kimlik belgeleriyle banka şubesinden kart alınarak da kullanılabiliyor. Kredi kartı ebadındaki boş plastik plakalara gerçek kredi kartlarına ait numaralar basılıyor. Eğer bu kart sizin numaranız ise yandınız. Siz sanki alışveriş yapmışsınız gibi, bu kart cihazdan geçirilerek adınıza satış belgesi düzenleniyor.

Bu dolandırıcılık yönteminde işyerlerinin de parmağı bulunuyor. Manyetik şerit sahteciği de kredi kartlarında kullanılan yöntemlerden biri. Dolandırıcı, kendisine ait kredi kartının arkasındaki manyetik şerit bilgilerini siliyor ve encoder cihazıyla başkasına ait bilgileri yüklüyor. Ayrıca alışveriş yapan müşterilerin kartlarının çaktırılmadan encoder cihazından geçirilip kopyalanması da en sık rastlanan yöntemlerden. Daha sonra bu bilgiler, üretilen sahte bir kartın şeridine aktarılıyor. Bu, en tehlikeli dolandırıcılık olarak nitelendiriliyor, karttaki bilgiler gerçek olduğu için ispatlanması oldukça zor. Kredi kartlarında kullanılan son yöntem ise kart sahibinin kimlik bilgileri ve kredi kartı bilgilerinin öğrenilerek bankaya telefonla veya başvuru formuyla müracaat edilmesi. Eldeki bilgilerle kartın adresi değiştiriliyor ve bir süre sonra kaybolma bahanesiyle yeni adrese yeni kart isteniyor. Gelen kartın arkasına imza atan dolandırıcı kartı kullanmaya başlıyor.

Oto alıp satarken aman dikkat!

Dolandırıcılık yöntemleri sadece teknolojik gelişmelere ilişkin değil, her sektör için geçerli. İkinci el araç alırken de paranızdan olmanız mümkün. En yaygın kullanılan yöntemlerden biri, çeşitli ilçelerde kurulan paravan galeriler vasıtasıyla gerçekleştiriliyor. Hiçbir şirket kaydı bulunmayan galeriler, sizin arabanızı aldıktan sonra dükkânı kapatarak kayıplara karışıyor. Eğer sattığınız araba karşılığında kalan paranın ödenmesine karşılık senet aldıysanız üzerine bir bardak soğuk su içebilirsiniz. Zira söz konusu senetleri üçüncü kişiler üzerine veren çete üyeleri, çoğunlukla senetleri hayalî isimler adına hazırlıyor. Şebekenin en önemli yardımcıları ise genelde noterlerdeki bazı görevliler oluyor. Noter çalışanlarını ayarlayan çete üyeleri, noter satışında işlemler devam ederken, dışarıdaki üçüncü kişiler arasında yoğun telefon trafiği başlatıyorlar. Araç sahibinin de tanık olduğu konuşmalarda, telefondaki kişi ‘Notere varmak üzereyim’, ‘Bankadan parayı aldım, geliyorum’, ‘Siz işlemleri bitirin, ben yetişmek üzereyim’ şeklinde konuşarak sizin güveninizi kazanıyor ve imzayı kolaylıkla atıyorsunuz. İstanbul merkezine uzak ilçelerden araç satışı yapan dolandırıcılar ise uygun fiyata sattıkları araca talip olmanız durumunda ‘İsterseniz hesabıma kapora yatırın, çünkü çok talipli var’ diyerek size hesap numarası veriyor. Siz kaporayı yatırıyorsunuz ancak ondan sonra kimseye ulaşmanız mümkün olmuyor.

Görünen o ki teknolojik kolaylıklar ve enstrümanlar arttıkça yeni dolandırıcılık yöntemleri de yükselişe geçiyor. Yapacağımız ilk ve en önemli şey ise gözümüzü dört açmak ve kullandığımız teknolojilerde geride iz bırakmamak…

Dolandırılmamak için bilmeniz gerekenler

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarıyla Mücadele Şubesi uyarıyor:

1. Bilgisayarda kullanılacak programların lisanslı olmasına dikkat edilmelidir.

2. Lisanslı antivirüs programları kullanılmalı ve güncelleştirmeleri yapılmalıdır.

3. Spam e-pos-talara ve tanımadığınız kişilerden aldığınız e-postalara dikkat etmeli, bilmediğiniz bağlantıları açmamalısınız.

4. Bilinmeyen internet sitelerinden dosya indirilmemeli veya indirirken dikkat edilmeli.

5. Cep telefonlarına bilinmeyen uygulamalar yüklenilmemeli.

6. Bankadan geldiği belirtilen e-postalar üzerinde, bankanın internet sayfasına ait link olsa dahi, sisteme internet adresini bizzat yazarak girmeye dikkat edilmelidir.

7. Girilen internet sitesinin adresi, her açılan sayfada tekrar tekrar kontrol edilmeli, farklı bir adrese otomatik yönlendirme yapılmadığından emin olunmalıdır.

8. Kimlik bilgilerinin kullanılması gereken işlemler, internet kafelerden ya da iş yerinde ortak kullanılan bilgisayarlardan değil, antivirüs programlarıyla korunan şahsi bilgisayarlardan yapılmalıdır.

9. İnternet üzerinden arkadaşlık, sohbet veya sosyal paylaşım sitelerinde kredi kartı bilgileri ve özel bilgiler kesinlikle paylaşılmamalıdır.

10. İnternet üzerinden alışveriş yaparken internet sitesinin SSL güvenliğine sahip olup olmadığını kontrol edin. SSL bağlanmak istediğimiz sitenin adresini yazdığımız site olup olmadığını gösterir bir sertifikadır. SSL güvenliğinin varlığı iki şekilde anlaşılır. Birincisi browser’ın adres çubuğundaki satır http:// ile değil, https:// ile başlayan bir adres olmalıdır. İkincisi ise, browserların altında çıkan kilit simgesidir. İnternet explorer’da SSL güvenliğinin varlığında sağ alt köşede bir kilit simgesi çıkar. SSL güvenliği olmadığı zaman ise bu kilit simgesi görünmez.

11. Bankalar hiçbir zaman müşterilerine e-posta göndererek belirli formların doldurulmasını, programların yüklenmesini istemez.

12. TİB tarafından oluşturulmuş güvenli internet projesine ücretsiz katılarak kötü amaçlı yazılımlardan bilgisayarınızı ve ailenizi koruyabilirsiniz.

13. Vatandaşlarımızın cep telefonu ile arayarak kendilerini polis, savcı, bankacı ya da diğer kamu görevlisi olarak tanıtan şahıslara itibar etmemeleri; kendilerinden talep edilen kimlik ve kredi kartı bilgilerini ne suretle olursa olsun paylaşmamaları gerekir.

14. Bankalar tarafından gönderilen SMS’leri üçüncü şahıslar ile paylaşmamaları, gelen SMS’lerin içeriğini teyit etmek için bankalar ile görüşmeleri gerekir.

15. Güvenlik güçlerinin vatandaşlarımızı sadece davet amacı ile aramakta olduğu, kredi kartı ve kimlik bilgilerini talep etmediği unutulmamalıdır.

16. Google ve benzeri arama motorlarında ilk sıralarda çıkan sitelerin güvenli olduğu kanaati yanlıştır. Dolandırıcıların ilk yaptığı iş arama motorlarına kendi sitelerini tanıttırarak ilk sırada çıkmalarını sağlamaktır.

17. Anlaşmalı ve güvenilir e-ticaret sitelerinde alışveriş, eğer varsa sanal klavye, şifre SMS hizmetleri, tek kullanımlık şifreler, değişen klavyeler gibi güvenlik adımlarının kullanılması suretiyle gerçekleştirilmelidir.

18. Kimlik bilgilerinizle adınıza bir telefon hattı alınmış ve şu an kullanılıyor olabilir; Emin olmak için https://hatsorgulama.btk.gov.tr adresine girerek sorgulama yapabilirsiniz.

Bilişim suçlarında artış var

Bilişim suçları gün geçtikçe artıyor. Peki, böyle bir durumla karşı karşıya kaldığımızda ne yapmamız lazım? Bilişim konusunda uzman avukatlardan Kemal Şener sorularımızı cevapladı.

-Teknolojinin gelişmesiyle dolandırıcılık yön değiştirdi. En çok rastlanan internetten dolandırıcılık yöntemleri nelerdir?

İnternet ve bilişim teknolojileri kullanılarak işlenen suçlar şunlar: Bilgisayar sistemleri ve servislerine yetkisiz erişim ve dinleme, bilgisayar sabotajı, bilgisayar kullanılarak dolandırıcılık ve sahtecilik, kanun tarafından korunan bir yazılımın izin alınmadan kullanılması. Bunlar dışında bu başlık altına alınan suçlar da yasaya aykırı yayınlar, pornografi içeren yayınlar ile hakaret ve sövme olarak tanımlanmıştır. İnternet üzerinden en sık rastlanan dolandırıcılık yöntemlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Bilgisayar kullanılarak dolandırıcılık: Türk Ceza Kanunu’nda yer alan şekli ile dolandırıcılık “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına bir yarar sağlamaktır.” Bilgisayar kullanılarak dolandırıcılık, kişilerin bilgisayar veya teknolojik araçlar kullanılmak marifetiyle aldatılması, kandırılması veya şaşırtılmasıdır. Bunlar ise kredi kartlarının kopyalanması, bilgisayardan izinsiz olarak elde edilen verilerin kopyalarının oluşturulması, bu bilgi ve kopyaların kullanılarak hesaplardan para aktarımı, bu bilgiler sayesinde üçüncü kişilerle iletişim kurularak onları kandırmak şeklindedir.

2- Bilgisayar kullanılarak sahtecilik: Sahtecilik genel anlamıyla, bir şeyin aslına benzetilmesi yoluyla kişilerin kandırılmasıdır. Bilgisayar kullanılarak sahtecilik, bir web sitesinin benzerinin yapılması veya başka kişilerin adına web sitesi hazırlanarak diğer kişilere buradan mesajlar göndermek, iletişim kurulmasını sağlamak, sahte mail (fakemail) ve phishing yöntemleri ile kişilerin özel bilgilerini elde etmek, sahte olarak evrak oluşturmak, sahte bilet satmak gibi şekillerde karşımıza çıkmaktadır.

-Dolandırıcılığa maruz kalan insanlar nasıl bir hukuki yol izlemeliler?

Bu kişiler, ihbar.bilisim veya bss e-posta adreslerine ihbarda bulunabilirler. Ayrıca Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurabilirler. Büyük şehirlerde son yıllarda sadece bilişim suçlarıyla ilgili özel savcılık birimleri de oluşturulmuştur.

-Size yapılan başvurularda son yıllarda artış var mı? Siz nasıl bir yöntem izliyorsunuz sorunlar karşısında?

Artış var. Bilişim hukuku konusunda gelen şikâyetleri anlamak ve değerlendirebilmek için, öncelikle meslektaşlarımızın hukuki bilgi yanında, bilişim sistemleri konusunda bilgi sahibi olması, teknolojik gelişmeleri ve teknoloji ile birlikte yeni gelişen suç tiplerini yakından takip ediyor olması gereklidir. Ofisimize bu konuda gelen başvurularda, öncelikle sorunu doğru saptayıp, detayları çok iyi inceleyip meseleyi çözmeye çalışmaktayız. Bir örnek vermek gerekirse… Yaklaşık 3 ay önce bize ulaşan bir müvekkil, kendisinin 70 yaşında olduğunu, evinde wireless modem olmadığını, yani kimsenin dışarıdan erişemeyeceğini, buna rağmen kredi kartı dolandırıcılığı suçunda kendi IP adresinin tespit edildiğini beyan etmişti. Tüm dosya kapsamında her şey müvekkilin aleyhinde görünüyordu. Fakat yaptığımız dikkatli inceleme neticesinde, bankanın savcılığa yaptığı şikâyet dilekçesinde suç tarihini yanlışlıkla 1 gün sonrası olarak bildirdiği, bu nedenle o tarih için yapılan IP araştırmasında konu ile hiç ilgisi olmayan müvekkilin suçlandığı ortaya çıkmıştır.

-Türk hukuk sistemi bilişim suçları açısından yeterli mi? Değilse neler yapılması gerekir?

Bu sorunuza, son zamanlarda en sık karşılaştığımız sorunu dile getirerek yanıt vermek isteriz. Ofisimize son yıllarda, sosyal paylaşım sitelerinde (özellikle Facebook) kişi adına açılmış olan sahte profiller, kişinin rızası olmadan resminin, videolarının başkaları tarafından kullanılması yönünde şikâyetler gelmektedir. Savcılığa yaptığımız şikâyetlerde, sahte profilleri açan kişilerle ilgili IP ve kimlik bilgileri Facebook INC. isimli firmadan istenmesine rağmen, firma adresinin Amerika olması nedeniyle bu bilgilere ulaşmak mümkün olmamaktadır. Bu yüzden, yapılan şikâyetler sonuçsuz kalmaktadır. En kısa zamanda sosyal paylaşım ağlarının Tük makamlarına gerekli bilgiyi vermek üzere irtibat ofisleri kurması gereklidir.

-Bilişim yoluyla dolandırılanın açtığı davalar hemen sonuçlanıyor mu?

Bilişim suçları ile ilgili şikâyetlerde, uzun süren kısım kovuşturma aşaması ve delillerin toplanması için yapılan araştırma ve takip işlemleridir. Suçun niteliğine, işleniş şekline göre bu araştırma yaklaşık 2-6 ay sürmektedir. Dava açılması ve davanın sonuçlanması süreci de eklendiğinde bir-bir buçuk yıl içerisinde davalar sonuçlanmaktadır.

Bu oyunlara gelmeyin!

Sahte altın dolandırıcılığı: Altın çakmak veya kol saatini acil ihtiyaçtan satmak istediğini belirten kişiler, bu yöntemle kandırdıkları vatandaşların paralarını alıyor. Özellikle kuyumcuların kapalı olduğu saati seçen dolandırıcılar, adres sorma bahanesiyle sohbet kuruyor. Başka ülkeden geldiklerini söyleyerek ceplerinden çıkardıkları altın görünümlü çakmak ve saati, gerçek bedelin neredeyse 10 katı aşağısında fiyat biçip size satarak uzaklaşıyorlar.

İş ilanı ile dolandırıcılık: Gazeteye ilan veren dolandırıcılar yeni bir iş için eleman alacaklarını ya da film için oyuncu seçeceklerini belirtiyorlar. Bir iş merkezinden şatafatlı bir ofis kiralıyorlar. Gelen yüzlerce kişiden katılım payı ve başvuru ücreti altında bir bedel alıp sonra haber vereceklerini söylüyorlar. Piyasadan bu şekilde epeyce parayı topladıktan sonra ofisi kapatıp kayıplara karışıyorlar.

Peru parasıyla dolandırıcılık: Son dönemde artan dolandırıcılık yöntemlerinden biri de Peru parası ile uygulanan yöntem. Dolandırıcılar, kimi zaman ev kiralama bahanesiyle ev sahibini, kimi zaman hayvan alacağını belirterek besicileri, düşük değerdeki Peru parasını yüksek değerdeymiş gibi anlatıp kandırıyorlar. Üzerinde Türk parası bulunmadığını belirten zanlılar, borcun yarısını Peru parası olarak verip, paranın üstünü Türk Lirası olarak vatandaşlardan alıp kayboluyor.

Zarfçılık yöntemi: Dolandırıcıların gözdeleri arasında yer alan ‘zarfçılık’ yönteminde zanlılar genellikle bankadan çıkarken takip ettikleri yaşlı ve saf kişileri tercih ediyor. Başka biri tarafından yere atılan zarfı alarak “para buldum” diyerek gözüne kestirdiği kişilere paranın kendisinin olup olmadığını soruyor ve ardından paylaşmayı teklif ediyorlar. Bir köşede paraları pay etmeye çalışırken, yanına işbirlikçisi gelip para kaybettiğini belirtiyor. Birinci zanlı yanındaki vatandaştan da onay alarak görmediğini söylüyor. İkinci zanlının ısrar etmesi karşısında ise birinci zanlı vatandaşın cebindeki paraları alarak başka bir zarfa koyuyor, gerekirse üstünü arayabileceğini, bunun haricinde para olmadığını belirtiyor. Bu arada zanlı vatandaşın paralarını koyduğu zarfı el çabukluğuyla içi kâğıt dolu başka bir zarfla değiştiriyor. İşbirlikçi, sözde para dolu zarfını bulamayıp geri dönerken, zanlı vatandaşa “Bu senin zarfın cebine koy, yerden bulduğumuz zarf da sende kalsın sonra buluşur, paylaşırız” diyerek uzaklaşıyor. Evine giden mağdur ise kendi parasının bulunduğu zarftan ve dolandırıcının verdiği zarftan çıkan kağıt destelerle baş başa kalıyor.

Asker arkadaşı dolandırıcılığı: Oğlu askerde bulunan aileleri takip eden dolandırıcılar, “Ben askerdeki oğlunuzun arkadaşıyım, sizlere selamı var” dedikten sonra kendisini acındırarak, annesinin öldüğünü, memleketine gideceğini, parasının olmadığını söyleyip vatandaşları dolandırıyor.

Temizleme yöntemi: Dolandırıcılar, gözlerine kestirdikleri kişilerin üzerine tutkal, çiğnenmiş sakız veya mercimek atarak temizlemek için yaklaşıyorlar. Kişinin pantolonunu temizlerken cüzdanını veya cebindeki parasını da bir güzel temizliyorlar.

Para üstü yöntemi: Genelde market veya iş yerlerine birden fazla zanlı giderek, birisi kasada alışveriş yaparken diğerleri kasiyerin dikkatini dağıtıyor. Elinde 100 veya 200 TL gibi büyük banknot tutan zanlı, kasiyerin kafasını karıştırıyor. Kasiyer, zanlının uzattığı paraya göre üzerini hazırlayıp verirken, zanlı parayı verdiğini iddia ederek hızlıca oradan uzaklaşıyor.

Tırnakçılık yöntemi: Tırnakçılık yöntemi son aylarda özellikle İran ve Suriye uyruklu kişiler tarafından sıklıkla yapılıyor. Yabancı uyruklu zanlılar, üzerinde yüklü miktarda para olduğunu bildikleri bir kişiyi durdurup Türk parasını tanımadıklarını, kendilerine üzerinde varsa göstermelerini istiyorlar. Genelde zanlının yanında bulunan bir kadın ise bu sırada vatandaşın dikkatini dağıtıyor. Parayı alan zanlı paralara bakarken, el çabukluğuyla desteden iki parmağını kullanarak paraları çekip avucunun içinde saklıyor.

İnternet virüsüyle dolandırıcılık yöntemi: Zeus ve Zitmo adlı virüsler son zamanlarda en çok kullanılan internet dolandırıcılığı yöntemlerinden. Söz konusu virüsler işlem yapılan banka internet sitesinin arayüzünü taklit ediyor. Müşteriler bankanın internet sitesinde işlem yaptığını düşünürken aslında bilgisayar korsanlarının sitesi üzerinde işlem yapıyor ve müşteri numarası, kullanıcı şifresi gibi bilgileri kendi elleriyle bilgisayar korsanlarına sunuyor. Müşteriler hesaplarının boşaldığını gördüğünde ise iş işten geçmiş oluyor.

Kedi yöntemi: Sürücüsü içinde park hâlinde duran otomobillere yaklaşarak şoföre “Abi aracın altına kedi girdi. Sakın hareket etme.” diyen dolandırıcılar araçtan inen şoförle birlikte sözde otomobilin altına giren kediyi arıyorlar. Tabii bu sırada otomobilin kapısını açan diğer kişi içerideki çantaları kedi çevikliği ile yürütüyor.

Kargo parası ile dolandırıcılık: Ünlü bir yapım şirketinin adını kullanarak telefonla arayan dolandırıcılar, bir televizyon kanalında yeni bir yarışma formatının başladığını ve yarışmacı olarak sizi seçtiklerini belirtiyorlar. Gerekli belgelerin iletilmesi için adresinizi alıyorlar. Yarın itibariyle kargo gönderileceğini, kargo bedelinin şehirden şehire değiştiğini ve bu bedelin şahsınız tarafından ödenmesi gerektiğini belirtip telefonu kapatıyorlar. Ertesi gün size gelen içi boş zarfa yüksek bir kargo bedeli ödüyorsunuz.

Gömü yöntemi: Dolandırıcılar seçilen alana bir küp altın benzeri heykelcik gömüyor. Civarda arazi almak istiyormuş gibi yapıp önce zengin bir köylüyle samimiyet kuruluyor. Ekip sözde İsveç’teki zengin biri tarafından, dedesinin gömdüğü defineyi bulmak için gönderildiğini ve İsveçli zenginin bulana 12 milyon avro vereceğini belirtiyor. Köylü bunlara inanmasa da çetenin haritada gösterdiği yerden küp dolusu altın heykelcik çıkınca oltaya yakalanmış oluyor. Çete, altınları köylüye bırakıp İsveç’e alıcıları getirmek için ayrılıyor. Ardından köylüyü telefonla arayarak vize, rüşvet gibi masraflar nedeniyle yüksek meblağlı paralar istiyor. Elindeki altın heykelciğe bakan köylü, istenen parayı düşünmeden gönderiyor. Ondan sonra arayan soran olmayınca heykelin sahte olduğu da ortaya çıkıyor.

Prof. Dr. Erol Göka (Psikiyatrist): Teknomedyatik ağın içindeki Türk insanı afallamış hâlde

–Bilişim dolandırıcılığına maruz kalan biz Türkler gerçekten saf mıyız yoksa menfaatler karşısında her türlü zokayı yemeye hazır bir ırk mıyız?

Hemen baştan söylemeliyim ki, hangi milletin daha zeki olduğuna ilişkin bir araştırma yok. Irkları siyah-beyaz ve sarı diye sınıflayarak yapılmış bir çalışma var ama o da hem bilimsel hem etik yönden çok eleştirildi. Türkler kendilerine özgü bir topluluk psikolojisine sahipler. Uzun araştırmalardan sonra çeşitli kitaplarda bunu ortaya koymaya gayret ettim, ediyorum. “Saflık” diyebileceğimiz bir yanımız kesinlikle var ve öyle sanıyorum ki, bu şehirli yaşama, yazılı kültüre alışkın olamayışımızla alakalı. Tamam kabul ediyorum “köylü ya da şark kurnazlığı” dediğimiz bize özgü cinliklere sahibiz ama yaşadığımız dünyanın her şeyin posasını çıkaran ve her şeyi sömüren çıkarcı tuzakları yanında bizimkinin esamesi bile okunmaz. Bu acımasız dünyada Türk insanı çok saf kalıyor ya da ahlakıyla pırıl pırıl parlıyor diyelim…

–Zeki olduğumuzu söylüyoruz ama dolandırılmaktan da geri kalmıyoruz. Yoksa dolandırıcılar mı daha zeki?

Dolandırıcılıkla zekâyı yan yana getirebileceğimiz hâllerin çok istisnai olduğunu sanıyorum. Sabah akşam insanları nasıl kandırabileceği, tongaya düşürebileceği üzerinde kafa yorarsa, insanımızın da saflığı göz önünde bulundurulursa sınır zekâ kapasitesine sahip her ahlaksız değişik tuzaklar bulabilir. Buldukları tuzaklar onların ne kadar zeki olduklarının değil ne kadar “ahlaksız” olduklarının ölçüsü olabilir…

–Bir milletin saflığını ya da kurnazlığını belirleyen genetik, sosyal ya da kültürel unsurlar nelerdir? Bu bağlamda Türklerin saf ya da kurnaz oluşlarını hangi kodlarla açıklamak gerekir?

Her toplum kendine özgü bir tarihsel psikolojiye sahip. Bu ortak psikoloji aynı ana dilini kullanmamızla ve benzer çocuk yetiştirme pratikleriyle nesilden nesile aktarılıyor. Zekâ da kendisini bu ortak psikolojik zemin içinde dışa vuruyor. Henüz tam neler olup bittiğini anında öğrenme şansımızın olmadığı 30-40 yıl öncesinde Almanya’ya giden gurbetçilerimizin zekâ gösterileriyle ilgili şehir efsaneleri dolanırdı. Almanların kendi toplumları içinde hiç dikkat etmeden belli bir rutinle yaşamaları sırasında göremedikleri şeyleri, bizimkiler görünce “zeki Türk”ü ballandıra ballandıra anlatırdık. Oysa olan yalnızca iki farklı kültürden gelen insanların algı ve dikkat yoğunlaşmalarındaki farklılıktan ibaretti. Almanya’ya giden gurbetçilerimiz içinde elbette başarılı olanlar, oraya kolay uyum sağlayanlar oldu ama binlercesi çok büyük sıkıntılar yaşadı. Bugünkü dünya karşısındaki hâlimiz Almanya’ya ilk giden gurbetçilerimizin yaşadıklarına çok benziyor. Henüz modernleşmeye, şehir hayatını ve yazılı teknolojileri öğrenmeye çalışırken postmodern çığın altında kalan ve kendini teknomedyatik ağın içinde bulan insanımız afallamış, şaşırmış durumda. Çoğumuz şaşkınız ve şaşkınlıklardan faydalanmaya çalışan ahlaksızlar her toplumda, her tarihsel dönemde ortaya çıkmış maalesef.

Bilişim sistemleri suçluların direkt hedefi

Bilişim dolandırıcılığıyla ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarıyla Mücadele Şubesi, dolandırıcılık suçlarında mağdurların eğitimli-eğitimsiz her seviyeden vatandaşı kapsadığını belirterek dikkatli olmaya davet ediyor. Dolandırıcıların kullandığı yöntemleri Emniyet, şu şekilde anlatıyor:

Teknolojinin hızla gelişmesine paralel olarak ülkemizde de vatandaşlarımız yeni teknolojilere çok çabuk adapte olup yoğun ve yaygın bir şekilde bu teknolojiyi kullanmaya başlamaktadırlar. Hâliyle bilişim sistemlerinin kendisi suçluların direkt hedefi hâline gelmiştir. Bunun yanı sıra eskiden de geleneksel olarak işlenen birçok suç türü teknolojinin araç olarak kullanımıyla birlikte işlenmeye devam etmektedir. Bu da tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de suç oranlarına olumsuz yansımaktadır. Telefon üzerinden gerçekleşen dolandırıcılıklarda, vatandaşlarımızın terör örgütünün telefonları dinlenirken polis ya da jandarma tarafından tespit edildiği belirtilerek bu durumun ortadan kaldırılması için kontör isteme, bazı hesaplara para gönderilmesini isteme durumları oluşmaktadır.

Kendini savcı yahut polis olarak tanıtan dolandırıcılar, vatandaşa belli suçlar isnat ediyor, sonra da bu suçtan kurtaracağım bahanesiyle onlardan belli hesaplara havale/eft yapmalarını istiyor. İnternet üzerinden ise banka veya kredi kurumlarına ait web sayfalarının birebir benzerleri yani phising siteleri oluşturularak vatandaşlarımızın sanki bankaya ait gibi görünen sitede işlem yapmasını sağlayarak banka/kredi kart bilgileri ve diğer kişisel bilgilerini ele geçiren şüpheliler, söz konusu bilgilerle interaktif olarak işlemlerle diğer sitelerde alışveriş yapmaktalar, kredi kartı bilgilerini sahte kartlara basarak maddi kazanç sağlamaktadırlar. İnsanlar genellikle dolandırıldıklarını kendilerine ait hesaplara ilişkin faturalardan, bankaların bildirimlerinden, telefonlarına bankalarca gönderilen mesajlardan öğrenmektedirler.

Bizler de bize intikal eden konularda vakit kaybetmeden araştırma ve soruşturmaya başlıyoruz. Bilişim sistemlerini aracı kılmak suretiyle gerçekleşen dolandırıcılık suçlarında mağdurların belirli bir eğitim düzeyi bulunmamakta, genel itibariyle her seviyede eğitim almış vatandaşlarımız bulunmaktadır. Burada önemli olan internet kullanımındaki bilinç düzeyidir. Bu tür dolandırıcılık suçunu işleyen şüpheliler genel itibariyle teknolojiyi iyi bilen, bilgisayar bilgisi yüksek, bu alanda benzer suçları sürekli olarak işleyen, belirli seviyede yabancı dil bilgisine sahip kişilerden oluşmaktadır. Ayrıca yakalamış olduğumuz şüpheliler arasında hacker sayısı da oldukça fazla. Özellikle soruşturmakta olduğumuz bu suç türleri uluslararası bağlantılarla işlemeye çok müsait bulunmaktadır. Bu suçları işleyen kişilerin yurtdışında büyük ölçüde bağlantıları bulunmakta ve beraber bu suçu işlemektedirler.

[status draft]

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ’cü polisler onlar hakkında da istihbarat toplamış


FETÖ’cü polisler onlar hakkında da istihbarat toplamış

FETÖ’nün okullarına mülki amirlerin ricasıyla 200 ton demir gönderen fabrika müdürü, şirketini eleştiren esnaf hakkında FETÖ’ü polislere istihbarat toplatmış…

FETÖ’nün okullarına mülki amirlerin ricasıyla 200 ton demir gönderen fabrika müdürü, şirketini eleştiren esnaf hakkında FETÖ’ü polislere istihbarat toplatmış…

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında, ByLock kullandıkları iddiası bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görevli 166 rütbeli personelden 120’si geçtiğimiz ay gözaltına alındı. Şüpheliler arasında bulunan 4. Sınıf Emniyet Md. ‘D.A’nın adının, 2010 yılında Çanakkale’de bulunan özel şirkete ait bir demir çelik fabrikasının neden olduğu çevre ve tarih kıyımına yönelik eleştirilerde bulunan esnafla ilgili istihbarat toplama olayına karıştığı ortaya çıktı.

2010 yılında Çanakkale’nin Biga ilçesinde yaşanan ve polisiye filmleri aratmayacak ayrıntılarla dolu olay, geçtiğimiz ay İstanbul’da FETÖ’den gözaltına alınan 4. Sınıf Emniyet Md. D.A hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yazılan bir mektupla ortaya çıktı.

KOMİSERİN GÖNDERDİĞİ POLİS MEMURU İSTİHBARAT TOPLAMIŞ

FETÖ’nün emniyet, iş dünyası ve siyasette nasıl örgütlendiğini ortaya koyan olayla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir mektup yazan Çanakkaleli Kenan Taş adlı yurttaşın iddiasına göre, 2009 yılında Çanakkale’nin Biga ilçesinde bulunan özel sektöre ait bir çelik fabrikasının avukatlarından F.O, o dönemde Kadıköy Emniyet Müdürlüğü’nde görevli olan Emniyet Müdürü D.A ve aynı birimde bulunan polis memuru M. B’den para karşılığı yardım talebinde bulundu. Talebin içeriği ise iddiaya göre Biga ilçesinde bulunan özel şirkete ait demir-çelik fabrikasının neden olduğu çevre ve tarih kıyımına karşı muhalefet yürüten fotoğraf stüdyosunun sahibi hakkında bilgi toplamak ve iş yerine suç unsuru olan malzemeler bırakarak ihbar etmekti.

‘İSTİHBARATTANIM’ DİYEN POLİSİN ÜZERİNDEN ADRESLER ÇIKTI

Bu talep üzerine Emniyet Müdürü D.A tarafından görevlendirilen polis memuru M.B, Biga’ya gelerek 11 Ocak 2010 tarihinde bir otele yerleşti. İddiaya göre M.B, kendisinin istihbaratçı olduğunu ve Ankara’dan geldiğini öne sürerek, ilçe esnafı hakkında bilgi toplayacağını söyledi. Ancak bir süre sonra şüpheli hareketlerinden dolayı tutuklanan polis memuru M.B, ilk ifadesinde kendisinin Kadıköy Emniyet Müdürlüğü’nde görevli olduğunu belirterek, amiri D.A tarafından gönderildiğini ve Biga’daki bir çelik fabrikası hakkında internet üzerinden olumsuz yazılar yazan bir fotoğrafçı dükkânı hakkında bilgi toplamasını istediğini söyledi. Bu iş için 500 lira para aldığını da belirten polis memurunun üzerinde yapılan aramada, bazı kişilerin ev ve iş yerlerine ait pusulalar ele geçirilirken, hakkında Biga Cumhuriyet Savcılığı’nca ‘Görevi kötüye kullanmak’ suçundan işlem yapılması talep edildi. Ardından ise hakkında açılan soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nce ifadesine başvurulan M.B’ye, gözaltına alındığı sırada üzerinden çıkan kroki, adres ve mail çıktılarını okumak için yanında bulundurduğunu söyledi.

POLİSLERE SORUŞTURMA BAŞLATAN SAVCI GÖREVDEN ALINDI

Ancak polis memuru M.B’nin çelişkili ifadelerin ardından Biga Cumhuriyet Savcılığı’nda yürütülen soruşturma kapsamında, Emniyet Müdürü D.A ve M.B hakkında soruşturma izni verilmesi talep edildi. Haklarında disiplin soruşturması açılan emniyet müdürü ve polis memuruyla ilgili dosyaya bakan dönemin Biga Cumhuriyet Savcısı’nın görevden alınarak yerine atanan Uğur Ağrı’nın iki emniyet mensubu hakkındaki dosyaya derhal takipsizlik kararı verdiğini belirten Kenan Taş, 15 Temmuz’dan sonra yürütülen FETÖ operasyonları kapsamında dosyada adı geçen emniyet müdürü D.A ile dosyaya takipsizlik kararı veren Savcı Uğur Ağrı’nın tutuklandıklarını anımsatarak, “Ben bu olanlardan ilgili firmanın yöneticilerinin haberlerinin olduğunu sanmıyorum. Yöneticileri olan B.E’nin sorumluluğunda olan bir olay olduğunu düşünüyorum. B.E, Çanakkale’de yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında, bölgedeki fabrikadan FETÖ örgütünün okullarına gönderdiği demirlerin insani yardım kapsamında olduğunu ve kendisinin de mağdur edildiğini öne sürse de aslında yaptığı bu yardımlar karşılığında örgütün savcı ve polislerini kullanmıştır” iddiasında bulundu.

‘BİR AYDIR CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAN YANIT BEKLİYORUM’

İddialarla ilgili Biga Cumhuriyet Savcılığı’nca 2009 yılında başlatılan soruşturma dosyasının incelenmesi durumunda onlarca yolsuzluğun ortaya çıkacağını savunan Taş, yöredeki köylüler tarafından Danıştay ve idare mahkemelerinde açılan davalarda ilgili şirket lehinde karar veren bütün hâkimlerin FETÖ’den tutuklanmış olduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderdiği mektubunda, Çanakkale’deki emniyet, siyaset ve iş dünyası üçgenindeki FETÖ yapılanmasına ilişkin iddialara da değinen Taş, yaklaşık bir aydır mektubuna yanıt beklediğini söyledi.

İDDİALARIN ORTASINDAKİ B.E, CEMAATE 200 TON DEMİR VERMİŞ

Çanakkale’yi karıştıran iddiaların odağında bulunan isimlerden biri olan özel şirket yöneticisi B.E, 15 Temmuz sonrasında yürütülen soruşturma kapsamında kentteki FETÖ’ye bağlı okullara mülki amirlerin ricasıyla 200 ton demir bağışında bulunduklarını ifade etmiş, ancak bu bağışın cemaate gittiğini bilmediğini ileri sürmüştü.

BELEDİYE BŞK. GÖKHAN: ‘AFRİKA’YA DEMİR GÖNDERENLER KİM?’

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ise yerel bir televizyon kanalında katıldığı programda, tartışmaların odağı olan B.E’nin FETÖ’cü olduğunu öne sürerek, “Kendisi FETO’cu. İftira filan da atmıyorum; herkes açsın youtube’u Çanakkale’de yapılmış olan Türkçe Olimpiyatlarını açsınlar, kendisinin yaptığı konuşmayı izlesinler! Kapatılan okullara, Afrikalara kadar demir gönderenler kim?” ifadelerini kullanmıştı.

Yusuf Yavuz
Odatv.com

EMNİYET DOSYASI : İzmir Adliyesi’nde Çalışan Bir Annenin Şehit Polis Fethi Sekin ile Yaşadığı Anısı


İzmir Adliyesinde yaşanabilecek olası bir faciayı kendi canını ortaya koyarak önleyen kahraman polisimiz Fethi Sekin ile ilgili, tercüman Günel Tahirli Cansu sosyal medya hesabından bir anısını paylaştı.

Ben de o yazıyı, bu koca yürekli abimizi herkes daha iyi tanısın diye sizinle paylaşmak istedim.

İşte o yazı:

“Tercümanlık yaptığım için sık sık gidiyorum İzmir Adliyesine. Bir kaç hafta önce bir duruşmaya katılmak zorundaydım. Duruşma saatine az kalıyordu arabayı park edecek yer bulamadım. Resmi araçların olduğu yere doğru yaklaştım. Bir polis arabası ve yanında bir polis memuru duruyordu, duruşmaya geç kalıyordum. Camı açtım ve polis memuruna dedim ki, ‘Abi ben Emniyetin tercümanıyım hiçbir yerde yer bulamadım arabayı park etmek için, evde bebek bıraktım acil duruşmaya katılıp eve dönmem lazım bana yardımcı olabilir misiniz?’

Polis memuru polis arabasını çekti ve ‘Kardeşim buraya park edebilirsiniz’ dedi. ‘Tamam’ dedim ‘Abi en fazla 1 saate kalmaz çıkarım’ dedim. Gittim duruşma bitti, çıkışta polis abiye yaklaştım teşekkür ettim, bana dedi ‘Kardeşim arabanın camında kağıt var onu kendin kaldırırsın.’ Arabaya yaklaştım kağıdı elime aldım geri ona doğru gittim, ‘Abi’ dedim ‘Ceza olmasın bu.’ ‘Yok’ dedi ‘Ceza yazmasınlar diye koydum.

Ceza gelirse kardeşim ben hep buradayım merak etmeyin’ Arabaya geldim kağıdı arabaya bıraktım. Akşam Taner gelince anlattım dedim yardım ettiler ama böyle bir şey var o da ‘Atma kalsın’ dedi. Ama ama dediyse öyledir. Bugün patlamada bir trafik polisinin şehit olduğunu duydum bir anda aklıma o polis abi geldi nedense, sonra yok dedim kendi kendime. Sosyal medyada resmini görünce Taner’i aradım kağıt arabada duruyordu çünkü, ‘bi bakar mısın’ dedim polis memurunun adına ve bir kaç dakika sonra Taner bana kağıdın resmini yollayarak “Evet o şehit olan Fethi Sekin” dedi.

Fethi Sekin’in arabaya bıraktığı o kağıt…

İyilikler hiç bir zaman unutulmuyor Türk halkının Gururu. Seni asla unutmayacağız!

TAZİYE MESAJI : ŞEHİTLERİMİZİN MEKANI CENNET, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NİN BAŞI SAĞ OLSUN, MİLLETİMİZ HEP VAR OLSUN !!!


DAĞITIM :

· GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

· KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

· DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

· HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

· JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

· POLİS ÖZEL HAREKAT DAİRE BAŞKANLIĞI (PÖH)

· ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

Ülkemizin bütünlüğü, halkımızın huzuruı için karda kışta, ağustos sıcağında yurdun her karış toğrağında savaşan, sınır bekleyen, terör örgütleri ile yeri geldiğinde göğüs göğüse çarpışan Erinden Orgeneraline kadar tüm Mehmetçiğimizin başı sağolsun, ÜLKEMİZ HEP VAR OLSUN !

Sayın Komutanım, Sayın Amirim,

PKK terör örgütü’nün Kayseri’deki son saldırılarında 14 Mehmetçiğimiz Şehit olmuştur.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve Büyük Türk Milletine başsağlığı ve sabırlar dileriz. Yaralı Asker, Polis, Korucu ve tüm sivillere acil şifalar dileriz.

ÖZEL BÜRO GRUBU

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : İtirafçı polis, FETÖ’nün Emniyet yapılanmasındaki kodları de şifre etti


FETÖ soruşturmasında itirafçı olan polis, örgütün kullandığı kodları deşifre etti.

FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma kapsamında Kırşehir’de tutuklanan polis memuru, örgüt mensuplarının fişleme ve gizlilik yöntemlerini deşifre etti. Buna göre, örgüt üyeleri aralarındaki görüşmelerde, İstihbarat Şubesine "İngilizce", KOM Şubesine "kimya", TEM Şubesine ise "tarih" diyordu. Ayrıca ilgilendikleri kişileri örgüte yakınlıklarına göre "sayısalcı, sözelci, eşit ağırlıkçı, ilgilik, küskün, alan dışı" olarak niteliyorlardı ve bunlar arasında "sayısalcı" diye kodladıkları özel önem verdikleri kişilerdi.

Kırşehir Emniyet Müdürlüğündeki FETÖ yapılanmasına yönelik operasyonlarda gözaltına alınmasının ardından tutuklanan polis memuru, Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek etkin pişmanlıktan yararlanmak istedi. Cumhuriyet savcısına ifade veren polis memuru, birçok ilde görev yaptıktan sonra tayininin Kırşehir’e çıktığını, burada da örgüt yapılanmasında yer aldığını itiraf etti.

Özellikle 17-25 Aralık sürecinden sonra örgüt içinde gizlilik tedbirlerine daha çok önem verildiğini, küçük gruplar halinde toplantılar yapıldığını belirten polis memuru, Emniyet Müdürlüğünde özellikle istihbarat, terörle mücadele (TEM), kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele (KOM) şube müdürlüklerine özel önem verildiğini ve bu birimler için farklı kodlar kullanıldığını anlattı.

Örgüte tam bağlı polislerin bu birimlerde görevlendirilmesine özel önem verildiğine işaret eden itirafçı polis, FETÖ/PDY ile bağlantısı olmayanların da iftira ve yalanlara dayalı yöntemlerle birimlerden uzaklaştırılmaya çalışıldığını dile getirdi.

Önemli birimlere özel kod

Daha önce görev yaptığı iller ve Kırşehir’de bu birimlere farklı kod adları verildiğini aktaran polis memuru, "İstihbarat şubeye ‘İngilizce’, KOM şubeye ‘kimya’, TEM şubeye ‘tarih’ kodunu kullanıyorlardı. Örgütle ilgili bir konu görüşeceklerinde, özellikle telefon konuşmalarında KOM, TEM ya da istihbarat şubenin isimlerini değil, kod isimleri söylüyorlardı" ifadelerini kullandı.

Kamu kurumlarında çalışanların da örgüte yakınlık derecesine göre "sayısalcı, sözelci, eşit ağırlıkçı, ilgilik, küskün, alan dışı" şeklinde tanımladıklarına değinen polis memuru, şu bilgileri verdi:

"Her kamu kurumundaki birimlerde ayrı ayrı sorumlular vardı. Bunlar, birimlerinde çalışanlarla ilgili fişleme bilgilerini üstlerine bildiriyorlardı. Sorgulamadan itaat eden, himmetlerini düzenli veren ve toplantıları aksatmayanlara ‘sayısalcı’, toplantılara sık katılan ancak daha az himmet verenlere ‘eşit ağırlıkçı’, himmete yeni başlatılan ya da çok az veren, toplantılara ara sıra gelenlere ‘sözelci’, dini bütün ve kazanılabilir gözüyle bakılan kişilere ilgilik, daha önce örgütte olup da bir şekilde ayrılanlara ‘küskün’, örgüte karşı olan, hiç yaklaşamadıkları ve tedbirli davrandıkları kişilere de ‘alan dışı’ isimleri veriyorlardı."

Örgüt üyelerinin, "sayısalcı" olarak kodlanan kişilere özel önem verdiklerini ve örgüt içi evliliklerde de bunlara öncelik tanıdıklarını vurgulayan polis memuru, "Sayısalcı olarak kodladıkları kişileri, örgüt içi evliliklere yönlendiriyorlardı. Bu kişilerin emniyette iyi yerlere gelmesi için çalışmalar yapıyorlardı" ifadelerini kullandı.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ’cü polislerden PKK’ya istihbarat !


PKK itirafçısı Özcan O.’nun ifadeleri, geçen yıl Silopi’deki operasyonlarda, FETÖ’cü polislerin, PKK’ya bilgi sızdırarak, 3 polisin mayınla şehit edilmesine neden olduklarını ortaya çıkardı.

Şırnak Silopi‘de teslim olan PKK‘lı terörist Özcan O. Silopi Başsavcılığı’nca yapılan sorgusunda FETÖ-PKK işbirliğini tüm gerçeğiyle anlattı. Cudi Dağı’ndaki PKK’lıların ilçe merkezine inmesiyle sokak aralarına patlayıcı ve mayın döşediklerini anlatan Özcan O. "Silopi’nin Karşıyaka Mahallesi’nin birçok sokağına dağdan inen 5 teröristle birlikte 25 mayın döşedim. Mayınları döşedikten sonra üzerini toprakla kapattım. İlçede çatışmalar yoğunlaşınca PKK’ya bilgi sızdıran polisler vardı. Şehit Harun Boy Mahallesi’nde 10 Kasım 2015 günü mayın patlatıldı, zırhlı polis aracındaki Hilmi Bardakçı, Hasan Aslan, Sabri Altınbaş adlı polisler şehit oldu. Bu olayla ilgili Silopi genel sorumlusu ‘Dr. Hebat’ kod adlı terörist, bir polisle telefon görüşmesi yaptı. Polisin bize verdiği bilgi ve istihbaratla daha önce döşediğimiz mayınları yerinden çıkarıp hendeklerden ayrı yere döşeyip, polislerin gelmesini bekledik. Saldırıyı Dr. Hebat ile Destan kod adlı Kadri Sencar adlı teröristler planladı. Zırhlı araç havaya uçuruldu ve 3 polis şehit edildi. Silopi’deki bazı polisler operasyon yapılacak mahalle ve sokaklarla ilgili önceden Dr. Hebat’a bilgi veriyor, biz de mayın ve el yapımı patlayıcıları oraya yerleştiriyorduk" dedi.

‘CESETLERİ CAMİYE KOYDUK’
Özel timin, ‘Destan’ kod adlı Kadri Sencar adlı teröristi etkisiz hale getirmek için yapacağı operasyon bilgisinin de önceden FETÖ’cü polislerce Dr. Hebat’a iletildiğini anlatan terörist, "Örgüte köstebeklik yapan polisler, Dr. Hebat’ı arayarak Kadri Sencar’ı öldürmek için Şırnak’tan özel bir ekibin ilçeye geldiğini söylediler. Dr. Hebat, Sencar’ı dikkatli olması için uyardı. Ancak uyarıları dikkate almadığı için nokta operasyonla öldürüldü. Bu polislerin kim olduğunu Dr. Hebat ile yardımcısı Tolhildan kod adlı terörist biliyordu" dedi. Özcan O. " Halkın terk ettiği evlerdeki buzdolaplarını toplayıp caminin içine yerleştiriyorduk. Öldürülen teröristler kokmasın diye buzdolaplarının içine konuluyordu" dedi. Özcan O. hakkında ağırlaştırılmış müebbet istemiyle dava açıldı. Silopi Başsavcılığı, FETÖ’cü polislerin tespit edilmesine yönelik kapsamlı soruşturma başlattı.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖ ile PKK’nın oyunu MİT ve polis operasyonuyla deşifre oldu


İzmir’de, aralarında FETÖ lideri Fetullah Gülen’in yeğenlerinin de bulunduğu 16 kişi gözaltına alınırken, örgütün PKK ile bağlantılı büyük oyunu, MİT ve polisin operasyonuyla deşifre edildi.

İzmir’de, PKK ve FETÖ terör örgütüne destek veren temizlik ve insan kaynakları şirketleri olduğu ihbarını alan İzmir Emniyet Müdürlüğüne bağlı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) operasyon için düğmesine bastı. Şahısların FETÖ’nün gizli haberleşme programını ByLock kullandığı da tespit edilirken, operasyonda FETÖ lideri Fetullah Gülen’in yeğenlerinin ve yeğenlerinin kızlarının da olduğu toplamda 16 kişi gözaltına alındı. 2 kişinin ise arandığı öğrenildi.

HAİN PLAN DEŞİFRE OLDU

Öte yandan emniyet kaynaklarından edinilen bilgiye göre, kişilerle ilgili şok ayrıntılar da ortaya çıktı. Şirket yöneticisi ve üyelerinin, 2016 yılının ilk aylarında Güneydoğu’da birçok il ve ilçede sürdürülmekte olan operasyonları engellemek ve devleti suçlu olarak göstermek amaçlı oluşturulan bir platformunun yöneticisi olduğu iddia edildi. Şahısların İzmir’de birçok kanunsuz eyleme katıldığı, kendilerini ‘sevimli’ göstererek ‘ölümleri engellemeye çalışıyoruz’ imajını kamuoyuna yansıtmaya çalıştıkları, platform içerisinde toplumun her kesiminden insanın olduğunu bildirdikleri; ancak oluşum arasında sadece HDP üyeleri ve PKK sempatizanlarının olduğu da tespit edildi. Cizre, Nusaybin ve benzeri ilçelerde hendek kazarak Türkiye’yi bölmeye çalışan teröristleri korumaya çalışıldığı da belirtilirken, bu şekilde kamuoyu desteği almaya çalıştıkları öğrenildi. Kaynak: İHA

EMNİYET DOSYASI /// Polis şiddetinden ötürü intihar etmişti : On ur Yaser Can’ın gözaltı tutanakları değiştirilmiş


İstanbul 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde 6’ncı celsesi görülen davaya, Baba Mevlüt Can ve kızı Ezgi Sevgi Can ile taraf avukatları katıldı.

Mahkeme Başkanı İsmet Karabulut, Ulusal Kriminal Büro’nun 2 Eylül 2016 tarihli gözaltı tutanağı gönderdiğini, raporda Onur Yaser’in narkotikteki bilgisayarlarda bulunduğu bildirilen toplam 11 belgeden sadece iki tanesine ulaşılabildiğini ve her iki belgede de değişiklikler yapıldığının tespit edildiğini söyledi.

Soruşturmayı yürüten Komiser Hakan Aydın ve yardımcısının ‘FETÖ’ soruşturması kapsamında Urfa’da tutuklandığını belirten Can ailesinin avukatı Ercan Kanar, “Uluslararası Sözleşmeler dikkate alındığında astın gerçekleştirmiş olduğu suç teşkil eden eylemlerden amir konumunda bulunan kişilerin de sorumluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle amirler hakkında işlem yapılması talebimizi yeniliyoruz” dedi.

‘Sahtecilik, oğlumuzun maruz kaldığı işkencenin gizlenmesine yönelik’

Baba Mevlüt Can ise, son gelen raporla sahtecilik yapıldığının ortaya çıktığını belirterek, “Aslında var olan sahtecilik, oğlumun maruz kalmış olduğu işkencenin psikolojik ve cinsel baskının gizlenmesi ortadan kaldırılmasına yönelik bir eylemdir. Burada sadece bu dosya kapsamındaki sanıklar değil, idari soruşturma kapsamında ifadesi alınan tüm şahısların dinlenmesi gerekir. Soruşturma örgütlü bir şekilde gerçekleştirilen ve oğlumun ölümüyle sonuçlanan bir vakadır” diye konuştu.

Savcı İsmail Özmumcu ise mütaalasında mahkemedeki dava konusunun ‘evrakta sahtecilik’ olduğunu belirtirken, mahkeme heyeti özel bilirkişiden rapor talep ederek duruşmayı erteledi.

Ne olmuştu?

Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010’da Harbiye’de 8 gram esrar satın aldığı gerekçesiyle gözaltına alınmış, yakalanmasından itibaren, sayısız hak ihlali ve usulsüz uygulamaya maruz bırakılmıştı.

Yasalarda zorunlu olmasına rağmen giriş doktor raporu temin edilmediği gibi ifadesi de avukat bulunmadan alınmıştı. Can, Narkotik Büro’ya üçüncü kez çağrıldığını öğrenmesinin ardından 28 yaşındayken evinin penceresinden atlayarak hayatına son vermişti.

Can arkadaşlarının ısrarıyla o gece karakolda neler yaşadığını sırasıyla yazmıştı. O notta, “Gözaltında çırılçıplak soyuldum. Duvara yaslanmamı söylediler… Bir süre çömeltilerek bekletildim. Bu süreçte ağlayan, polislere yalvaran bir kişinin sesi dinletildi, tokatlandım, sözlü olarak aşağılandım. Polislerden biri beni telefonla emniyete çağırdı ve önceki ifademden farklı bir ifade imzalattılar. Muhbirlik yapmam söylendi” yazıyordu.

O not, Can yaşamını yitirdiğinde, maruz kaldığı işkencenin kanıtlarından biri olacaktı.

DHKP-C DOSYASI : Krokileri istihbaratçı polisler verdi


İçerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Üsküdar’daki evinin krokileri olan flash belleği İkitelli’de bir müzikholde polis müdürlerine verdiğini söyleyen M.A. "Bir süre sonra operasyonda Asuman Akça evinde aynı krokilerle yakalandı. Asuman’ın evine o krokileri emniyet müdürleri yerleştirdi” dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geçtiğimiz güve terör örgütü DHKP-C’ye yönelik 6 kişinin gözaltına alındığı operasyonun detayları ortaya çıkıyor. Operasyon kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın evinin krokilerini, DHKP-C’li Asuman Akça’nın evinde ele geçirilen flash belleğe yükleyerek hayali bir suikast planının nasıl kurgulandığı DHKP-C’nin eski üst düzey yöneticilerinden M.A.’nın ifadesinde ortaya çıktı. M.A., "Örgütten kurtulmaya çalıştığım yıllarda emniyetten benimle irtibata geçerek ‘örgütün rahat bırakmayacağını devletin bana ihtiyacı olduğunu söylediler. Emniyete yardımcı olmak için İstanbul’a geldim.

BANA EV VERDİLER
Beni eski istihbarat müdürleri Mehmet Yılmaz ve Ali İhsan Kaya karşıladı. Ataşehir’de bana ev tutarak araba verdiler. Bende örgütle yeniden irtibat kurarak verecekleri görevleri yapacağımı söyledim. Şadi Özpolat ve Hüseyin Fevzi Tekin ile ilişkilere başladık. Örgüt bana yazışma yapmamız için şifreleme anahtarı gönderdi. Bunu emniyete verdim. Böylece bana gelen mailleri görebiliyorlardı" şeklinde konuştu.

ADAMLARIMIZ GEREKENİ YAPACAK
2002-2010 yılları arasında ise İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde Ahmet Duvarcı kod ismiyle yardımcı istihbarat elemanı olarak görev aldığını söyleyen M.A., "2007 yılının sonlarında İstihbarat Şube görevlileri Mehmet Yılmaz ve Halil Karakuzulu bana bir flash bellek vererek bunu örgüte vermemi istediler.

İçerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Üsküdar’daki evinin krokisiydi vardı. Onların isteği üzerine flash belleği İkitelli’de müzikholde bir kişiye bıraktım. Müdürlere "Örgütün bir şeyden haberi yok bu ne iş dedim" Onlarda "Senin gibi birkaç adamımız daha var içeride onlar gereğini yapacak" dediler" ifadelerini kullandı.

‘VELİ KÜÇÜK’Ü ÖLDÜRÜN’ TALİMATI
"Asuman Akça yakalandığında üzerinde bana verilen flash bellekteki gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın evinin krokileri çıktı" diyen M.A., "Asuman bu krokilerin nereden temin ettiğini örgüte açıklayamadı. Bu nedenle öldürüldü. Krokilerin Asuman’ın evinden bulunmasını istihbarat müdürleri organize etti. Asuman yakalandıktan sonra Taylan Tanay Asuman’a gönderildi. Krokileri nerden aldığının Tanay’ın Asuman’dan öğrenmesini istediler. Karakuzulu Veli Küçük’le ilgili bana, Kadıköy’de bir avukatlık bürosuna gittiğini ve öldürülmesi gerektiğini söyledi. Bu istihbaratı DHKPC Türkiye sorumlusu Caferi Sadık Eroğlu’na vermemi söyledi" dedi.

IŞİD DOSYASI : Polis her yerde onu arıyor


Alman Polisi, dün Chemnitz kentinde bir eve düzenlediği baskında yakalayamadığı Suriyeli mülteci Jaber Albakr’ın peşinde. Albakr’ın bir havaalanına bombalı saldırı düzenleyeceğinden korkuluyor.

Almanya’da istihbarat kaynaklarına göre 500 tehlikeli radikal İslamcı var ve bu 500 kişi hem istihbarat hem de polis tarafından her an izleniyor. Geçen yıl mülteci olarak Almanya’ya gelen ve Chemnitz kentinde yaşayan 22 yaşındaki Suriyeli Jaber Albakr da 500 kişilik listede.

Jaber Albakr’ın bombalı saldırı planları yaptığını gözlemleyen istihbarat, polise ciddi bir tehlike ihbarını verdi. Bunun üzerine harekete geçen polis, cumartesi günü Chemnitz’de Jaber Albakr’ın kaldığı eve baskın düzenledi.

BASKINDAN ÖNCE KAÇMIŞLAR

Baskından önce de bina ve etrafındaki evlerde yaşayan yaklaşık 100 kişiyi çevreden uzaklaştırdı. Ancak baskında aradığı kişiyi bulamayan polis, bu kez alarm verdi. Evde yapılan aramada son derece tehlikeli, bomba yapımında kullanılan birkaç yüz gram patlayıcı madde buldu. Bunun üzerine teyakkuza geçen polis, ikisi istasyonda biri şehir merkezinde üç kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan iki kişi serbest bırakılırken, diğeri Jaber Albakr’la bağlantısı olduğu şüphesiyle tutuklandı.

HAVAALANLARI ALARMDA

Çantasında patlayıcı maddeyle kaçan Jaber Albakr’ın Almanya’daki herhangi bir havaalanına bombalı saldırı düzenlemesinden korkan polis, her yerde onu arıyor. Şüphelinin bir fotoğrafını internete koyan polis, halktan da yardım istedi. Şimdiye kadar polise 80 ciddi ihbar geldiği bildirildi. Chemnitz istasyonu ve civarında, Berlin’de iki havaalanında yoğun güvenlik önlemleri alındı. Alman haber ajansı DPA, güvenlik birimlerini dayanarak verdiği haberde, Jaber Albakr’ın DAEŞ’le bağlantılığı olduğunu bildirdi.

TERÖRİSTLER ‘ŞEYTANIN ANNESİ’ DİYOR

Alman televizyon kanalı ZDF’in güvenlik birimlerinden aldığı bilgiye göre Jaber Albakr’ın evinde bulunan patlayıcı madde TATP, TNT’den çok daha tehlikeli. Teröristler bu maddeyi, ‘Şeytanın Annesi’ olarak adlandırıyor. Her inşaat malzemesi satılan marketten bu maddeleri tedarik etmek mümkün, ancak yapımı çok zor ve tesiri çok yüksek. Yapımı esnasında patlama tehlikesi de çok yüksek. Bu nedenle çok iyi bir uzmanlık gerektiriyor. Aranan Jaber Albakr’ın bu maddelerden bomba yapmayı öğrenmiş uzman biri olduğu düşünülüyor.

TAZİYE MESAJI : ÖZEL BÜRO OLARAK ŞEHİT KAHRAMANLARIMIZA RAHMET, TSK, EMNİYET VE YAKINLARINA SABIR DİLERİZ.


DAĞITIM :

· GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

· KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

· DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

· HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

· JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

· POLİS ÖZEL HAREKAT DAİRE BAŞKANLIĞI (PÖH)

· ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

Sayın Komutanım, Sayın Amirim,

PKK terör örgütü’nün son saldırılarında ve Fırat Kalkanı Operasyonunda, Kahraman Mehmetçiklerimiz, BAYRAM KAYA (ASTSUBAY) ve MURAT UÇAR (UZMAN ÇAVUŞ) Şehit olmuştur.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve Büyük Türk Milletine başsağlığı ve sabırlar dileriz. Yaralı Asker, Polis, Korucu ve tüm sivillere acil şifalar dileriz.

ÖZEL BÜRO GRUBU

TAZİYE MESAJI : ÖZEL BÜRO OLARAK ŞEHİT KAHRAMANLARIMIZA RAHMET, TSK, EMNİYET VE YAKINLARINA SABIR DİLERİZ.


DAĞITIM :

· GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

· KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

· DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

· HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

· JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

· POLİS ÖZEL HAREKAT DAİRE BAŞKANLIĞI (PÖH)

· ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

Sayın Komutanım, Sayın Amirim,

PKK terör örgütü’nün son saldırılarında ve Fırat Kalkanı Operasyonunda, Kahraman Mehmetçik, Korucu ve Polislerimiz ZİYA ÖZKOZANOĞLU (UZMAN ÇAVUŞ), MUHAMMED KOŞAN (ASTSUBAY), OSMAN KARAKUŞ (UZMAN ÇAVUŞ), SERKAN BURSALI (PİYADE ÇAVUŞ), İHSAN TAŞ (KORUCU), MUZAFFER ALADAĞ (KORUCU), ALİ MÜLAZIMOĞLU (POLİS), TOLGA AKTAŞ (UZMAN ÇAVUŞ), RAMAZAN YILMAZ (POLİS), ALİ ERDİNÇ (UZMAN ÇAVUŞ) Şehit olmuştur.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve Büyük Türk Milletine başsağlığı ve sabırlar dileriz. Yaralı Asker, Polis, Korucu ve tüm sivillere acil şifalar dileriz.

ÖZEL BÜRO GRUBU

MUHSİN YAZICIOĞLU DOSYASI : ‘Yazıcıoğlu istihbaratını FETÖ’cü polis getirdi’


‘Yazıcıoğlu istihbaratını FETÖ’cü polis getirdi’

Helikopter düşünce “Yazıcıoğlu yaşıyor, ayağı kırık” bilgisini verince bir anda kendini şüpheliler listesinde bulan dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici, yıllar sonra yaşananları Star’a anlattı: Bana kumpas kuranların hepsi bugün tutuklandı.

BP’nin merhum Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun yaşamını yitirdiği helikopter kazasıyla ilgili takipsizlik kararı verilerek kapatılan soruşturma dosyası, FETÖ’nün girişiminin ardından yeniden açıldı. Dosyanın Yazıcıoğlu ailesinin isteğiyle açılmasının nedeni, helikopterin düşmesinin ardından yapılan inceleme ve soruşturmada görev alan, Tuğamiral Süleyman Manka, Yarbay Davut Uçum, Astsubay Aydın Özsıcak, dönemin Kayseri İstihbarat Şube Müdürü Ali Orhan Dinç, Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdürü Dursun Özmen ve yardımcısı Ali Kırcılı’nın, 15Temmuz’dan sonra tutuklanmasıydı. Bu tutuklamalar, Muhsin Yazıcıoğlu’nu taşıyan helikopterin ‘suikast’ sonucu düşürüldüğü şüphesinin de kanıtı oldu.

YANLIŞ BİLGİLENDİRİLDİ

Helikopter düştükten sonra “Yazıcıoğlu yaşıyor, ayağı kırık” bilgisini verdiği için ‘aramaları sabote eden adam’ olarak anılan dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici STAR’a konuştu. Bilici’ye, Yazıcıoğlu’nun ayağının kırık olduğu bilgisini vererek yardım ekiplerinin bölgeye ulaşmasını engelleyen kişi dönemin Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Ali Kırcılı’ydı. Bu isim, 17-25 Aralık kumpasından sonra açığa alınan ve FETÖ’nün darbe girişiminde aktif görev alan eski istihbarat Daire Başkan Yardımcısı Lokman Kırcılı’nın da kardeşi.

TUZAĞA DÜŞÜRÜLDÜM

Yazıcıoğlu’nun yaşadığı sadece ayağının kırık olduğu bilgisinin FETÖ’cü polis müdürlerinden geldiğini söyleyen dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici, “Beni tuzağa düşürdüler. Hiçbir ilgim olmadığı halde onlar yüzünden yıllarca çekmediğim çile kalmadı. Ölümle bile tehdit edildim. FETÖ’cülerin valisi olmadığım için itibar suikastı yaşadım. Aile yaşantımı alt-üst ettiler. Bana kumpas kuran bütün isimler 15 Temmuz darbe girişiminden sonra tutuklandı” dedi. Bilici, “Olay günü odamda Milletvekili Sadık Yakut, kardeşi Ömer Yakut ve İl Genel Sekreteri Mustafa Atsız’la oturuyordum. O sırada Kayseri Emniyet Müdürü Orhan Özdemir aradı ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun kaza yaptığı haberini verdi. Televizyon açık olmadığı için takip edemedik. Bir müddet sonra Özdemir tekrar arayarak, ‘Ekiplerin kaza bölgesine ulaştığını, Yazıcıoğlu’nun ayağının kırık bir vaziyette bulunarak diğer yaralılarla birlikte hastaneye kaldırılacağına dair bilgi notu geldiğini’ söyledi” diye konuştu.

AÇIKLAMA YAPMADIM

Bu bilgiyi odadaki misafirleriyle paylaştığını anlatan Mevlüt bilici, “Bir süre sonra dönemin BBP Genel Sekreteri Yalçın Topçu arayarak, “Sayın valim, içimiz yanıyor, bir haber var mı?” diye sordu. Ben de böyle bir bilgi olduğunu ama teyit edilmediğini söyledim. Tamamen insani bir ilişki bu. Herhangi bir kanala çıkıp basın açıklaması yapmadım. Öğrendiğim kadarıyla Topçu’nun yanında gazeteciler varmış ve bu konuşma basına “Kayseri Valisi’nden açıklama” olarak lanse edildi. Bu olayla ilgili tek ilgim bu” dedi.

İSTİHBARATÇILAR TUTUKLANDI

O gün yaşananları ayrıntılarıyla anlatan Mevlüt Bilici, “Aradan 10-15 dakika geçince Yazıcıoğlu’nun yaralı kurtulduğu haberinin doğru olmadığı ortaya çıktı. Ben de Emniyet Müdürü Özdemir’i makama çağırdım. Bu haberin doğru olup olmadığını, bunu nereden aldığını sordum. O da İstihbarat Şube’den aldığını söyledi. Bunun bilgilerini ve teyidini çıkartıp getirmesini istedim. Akşam getirdi notu. Kayseri İstihbarat Şubesi, bilgiyi Kahramanmaraş’tan aldığını söylemiş. İstihbarat bilgisini bilgisayar çıktısı olarak bana sundu. Ben zaten sonradan soruşturma yapıp bunları tespit ettirdim. Sonradan anlaşıldı ki, bu isimler FETÖ’den tutuklandı” diye konuştu. Yıllarca FETÖ medyası tarafından bilinçli olarak hakkında karalama kampanyası yapıldığını anlatan Mevlüt Bilici, “Adımı sürekli gündeme getirerek beni linç ettiler. Bunun nedeni FETÖ’cü olmamam. Bana kumpas kurdular” ifadesini kullandı.

O HAKİM FETÖ’CÜ ÇIKTI

ESKİ Kayseri Valisi Mevlüt Bilici, daha önce genel müdürlüğünü yaptığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı hakkında, kendinden önceki yönetime yönelik başlattığı incelemede FETÖ’cülerin hışmına uğradığını söyledi. Bilici, “İncelemede vakıftaki iki kişinin para çaldığını öğrendik. Suç duyurusunda bulunduk. O dönem yeni gelen hâkim ve savcılar, benim hakkımda denetim görevini yapmamaktan Yargıtay’a suç duyurusunda bulundu. Hırsızlık yapanlar değil de denetim yapanlar suçluymuş gibi bir havaya dönüştürdüler” dedi. Bilici, “Benden önceki dönemle ilgili bir olumsuzluğu ortaya çıkarıyordum hâlbuki. Gerçi dava takipsizlikle sonuçlandı Benim hakkımda şikayetçi olan bu isim kayseri 1. Ağır Ceza Hâkimi Ahmet Kalpak’tı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bu isim ile o dönemin savcıları tutuklandı” dedi.

İRTİCA DOSYASI /// VİDEO : İngiltere’de Polisin burkini yasağı uygulamasına halkın tepkisi kamerada


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=5tqi607H0aM&feature=youtu.be

TAZİYE MESAJI : ÖZEL BÜRO OLARAK ŞEHİT POLİSLERİMİZE RAHMET, TSK, EMNİYET VE YAKINLARINA SABIR DİLERİZ.


DAĞITIM :

· GENELKURMAY BAŞKANLIĞI

· KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

· DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

· HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

· JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

· POLİS ÖZEL HAREKAT DAİRE BAŞKANLIĞI (PÖH)

· ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

Sayın Komutanım, Sayın Amirim,

Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde PKK’lı teröristlerin İlçe Emniyet Müdürlüğü ile Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne bomba yüklü kamyonla düzenlediği saldırıda Şehit olan polislerimizin isimleri şöyle.

27 yaşındaki Harun Maytalman (Ordu), 22 yaşındaki Burak Mart (Osmaniye), 22 yaşındaki Ferhat Bozkurt (Kırıkkale), 32 yaşındaki Mehmet Dama (Afyonkarahisar), 43 yaşındaki Abdülhamit Kaya (Ardahan), 24 yaşındaki Tayfun Doğan (Kahramanmaraş) ve 23 yaşındaki Osman Budak (Osmaniye) İbrahim Eriç (Çanakkale)

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve Büyük Türk Milletine başsağlığı ve sabırlar dileriz. Yaralı Asker, Polis, Korucu ve tüm sivillere acil şifalar dileriz.

ÖZEL BÜRO GRUBU

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.