Günlük arşivler: 17 Mart 2017

EKONOMİ DOSYASI : BORCUN VARSA EFELENMEYECEKSİN, YOKSA ADAMI KIÇ ÜSTÜ OTURTURLAR /// İŞTE T.C.’NİN EKONOMİ TABLOSU


İHRACAT (MİLYAR DOLAR) İTHALAT (MİLYAR DOLAR) AÇIK (MİLYAR DOLAR)
2015 143,8 207,2 63,4
2016 142,6 198,6 56
TURİZM GELİRLERİ TURİST SAYISI ÇALIŞAN KİŞİ
2015 31,5 MİLYAR USD 36 MİLYON 1,300,000
2016 22,1 MİLYAR USD 18 MİLYON 850,000

YUKARIDA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ TÜRKİYE’NİN İHRACATI, İTHALATINI KARŞILAMIYOR. AÇIĞI KAPATMAK İÇİN TURİZM GELİRLERİMİZ DE YETERLİ OLMUYOR. BU NEDENLE TURİZM SEKTÖRÜNDEN GELECEK DÖVİZLERE HER ZAMAN ÇOK İHTİYACIMIZ VAR. TURİZM GELİRLERİMİZ AZALDIKÇA DAHA ÇOK BORÇLANIYORUZ, DIŞA BAĞIMLILIĞIMIZ DAHA DA ARTIYOR.

AYRICA, 52 SEKTÖRÜ DE BESLEYEN TURİZM SEKTÖRÜNDE YAŞANAN SORUNLARIN EKONOMİYE ZARARLARI YUKARIDAKİ TABLODA GÖRÜLENDEN DAHA FAZLADIR. AB İLE YAŞANAN GERGİNLİKLER ÖNCELİKLE TURİZM SEKTÖRÜMÜZÜ VURACAK, YUKARIDAKİ OLUMSUZ TABLO DAHA DA BOZULACAKTIR.

Hollanda ve ‘Bedel’…

Devletler arası ilişkilerde belirleyici olan ekonomik güçtür. Ekonomik bağımsızlık yoksa siyasi bağımsızlık, milli onur da ayaklar altındadır. Bu ‘Kurtlar sofrası’nda 70 yıldır kaybeden taraftayız. Bizi yönetenler zengin, millet olarak biz ise tarumarız… Hollanda dahil son siyasi gelişmeleri bu çerçevede değerlendirin.

Türkiye’yi yönetenler, 2013’de İMF’ye borcumuz bitti diyerek sevinç çığlıkları attılar… Bugün Türkiye’nin borcu 500 milyar dolara yakındır.

Sadece Türk özel sektörünün toplam borcu 2016 Ekim ayı hesaplarında 224 milyar dolardır. Bunun 207 milyar doları uzun, 17 milyar doları ise kısa dönemli borçtur. Borçlu olduğumuz ülkeler ve borçlarımıza bakınız:

1. İngiltere 30 milyar dolar
2. ABD 20 milyar dolar
3. Almanya 20 milyar dolar
4. Hollanda 16,7 milyar dolar
5. Lüksemburg 12 milyar dolar
6. Bahreyn 11 milyar dolar
7. Avusturya 9 milyar dolar
8. Fransa 7 milyar dolar
9. Belçika 5 milyar dolar.

Kısa vadeli borçlarda ilk sırada yaklaşık 4 milyar dolarla İngiltere, ikinci sırada 2,25 milyar dolarla Hollanda gelmektedir!

Alacaklı ülkeler ödemeler aksayınca çeşitli ‘HACİZ’ işlemleri gerçekleştirmektedirler ve bundan milletin haberi bile olmaz!

Türkiye’nin en büyük şirketleri bir bir elinden alınır. Son örnek Petrol Ofisi’dir. Petrol Ofisi 1941’de Türkiye petrolleri için kurulmuş milli bir şirketti… 2000’de özelleştirildi. 2006’da Avusturya enerji şirketine satıldı. Geçen hafta Hollanda enerji şirketi Vitol’ün oldu. 1700’ün üzerinde akaryakıt istasyonu, 1 madeni yağ fabrikası 11 akaryakıt ve 3 LPG dolum terminali, 19 havaalanı ikmal ünitesi vardı..

Yıllardır izlediğimiz oyun aynıdır! Türk milletinin öz varlıkları yabancıların eline geçer, batı aşıkları yabancı yatırımı över! Yatırım dedikleri bize ait olanı bizim paramızla lüplemeleridir. Bugün esip gürlediğimiz Avrupalı devletlerin binlerce şirketi Türkiye piyasasında bizi sömürmektedir! Sadece Hollanda’nın Türkiye’de 3 bine yakın şirketi vardır ve Türk milleti üzerinden kar etmektedir.

Türk Akım projesinin boru hatları ve inşaası İsviçre Hollanda ortaklığı olan şirketlerce yürütülecektir. Bu işlerden siyaset ve ekonomi dünyasının önde gelenleri de gürbüzleşecektir…

Sadece başbakan Yıldırım’ın sayısı 30’dan fazla gemileri ve Hollanda’daki deniz ticareti ve emlak işleri yapan şirketleri basından görülebilir.

Bugünkü tantana ardında da çok muhtemeldir ki para pul hesapları ve buna bağlı pazarlıklar vardır. Siyasilerin son olaylar akabinde ‘Bedel ödeyeceksiniz’ mavrası acaba kimlere mesajdır? Yakında bedelin hacmi ve kimlerin cebine gireceği ortaya çıkacaktır.

Banu AVAR, 13 Mart 2017

Reklamlar

NEO-CONLAR & EVANJELİSTLER DOSYASI /// TÜRKİYE EVANJELİZM İSRAİL ÜÇGENİNDE : DÜNYA SAVAŞI MI ? YENİ DÜNYA İTTİFAKI MI ?


TÜRKİYE EVANJELİZM İSRAİL ÜÇGENİNDE : DÜNYA SAVAŞI MI ? YENİ DÜNYA İTTİFAKI MI ?

KAYNAK : http://dikmecionur.blogspot.com.tr/2017/03/turkiye-evanjelizm-israil-ucgeninde.html?m=1

Onur Dikmeci
İstihbarat ve Strateji Uzmanı

16. Yüzyılda Papalığa karşı bayrak açanlar Protestanlığı kurdular. Aslında dinler yönetsel eylemlerin yönlendiricisiydi öyleki zamanla bazı hristiyan hükümdarlar Konsil Teorisi olarak adlandırılmış bir yöntemle kimi zaman Papa’dan farklı bir kararı konsillerden çıkartma yoluna gidiyorlardı. Bu durum daha sonradan Papalık tarafından kontrol altına alınmıştır. Yani protestanlık gerçekten bir ihtiyaçtan mı doğmuştur yoksa bir takım çıkar gruplarının Katolizme karşı geliştirdikleri kaotik komplo mudur? bu husus halen tartışma konusudur. Protestanlık katolizme göre daha liberal tonlu görünsede protestanlık içerisinden doğan evanjelis ekol oldukça muhafazakârdır. Fakat bu tutucu bir tassubi akım olmaktan çok farklıdır. Kutsal kitap temel olduğundan okumak ve yazmak mecburidir. Bu sebeple evanjelisler okuma yazma öğretiminde kurslar açmışlar, dersler vermişlerdir. Dini eğitimin yanında felsefi ve fenni müspet ilimlerede oldukça önem vermişlerdir. Çünkü Amerikan halkının kurtuluşu kendilerine bağlıdır bunun için ise imani olduğu kadar entellektüel birikiminde oldukça kuvvetli olması gerekir. Amerika’nın kurtuluşu kadar dünyaya nizam vermeside Belirlenmiş Yazgı teorisi olarak evanjelis sistemde yer bulur . Bu teori Kuzey Amerika kıyımlarının ve Küba, Filipinler, Meksika çıkarmalarının dayanağını oluşturmuştur. Yine 1840 pasifik yayılmacılığına meşruiyet "Belirlenmiş Yazgı" teorisinin neticesiyle sağlanır. Tamamiyle Tevrat esinlenmeli teori seçilmiş İsrailoğulları ve Arzı Mevud’un Protestanlığın bir kolu olarak Amerikan siyasetine uyarlanmasından başa birşey değildir. Burada belirtmek gerekirki İsrailoğulları teolojik literatürleri gereği seçilmişliklerine iman ederler. Bu seçilmişliğin sebebi Tanrı’nın İsrailoğullarına sevgisi ve atalarına verdiği sözün gereğidir. Ahitleşme İbrahim Peygamber ile başlar fakat bu basit neredeyse tek taraflı bir sözleşmedir. Ahitleşme Musa Peygamber ile daha detaylı bir hal alır çünkü bu sefer On Emir ile Musevi şeriatı benimsenmiş ve İsrailoğullarının uyması istenmiştir. Zaten Musa öncülüğünde Mısır’dan çıkış artık seçilmişliğin tescili olmuş ve kabul edilen kutsal soy Yakup Peygamber aracılığıyla günümüze değin intikal etmiştir .

Evanjelisler kutsal ruhun çabasıyla gönüllerinin döndürüldüğü imanı ikinci doğum olarak görürler bunun gereğide eğlence ve boş zevkler yerine ihtiyatlı bir hayatı tercih etmişlerdir. Evanjelisler Amerikan halkının seçilmiş olduğuna iman ederlerken bu sebeple askeri, politik ve ekonomik yayılmayı hak telakki ederler. Onlara göre Amerika’nın kuruluşuda İsrail’in kuruluşu misali Tanrısal buyruğun gereğidir. Burada bir parantez açmak gerekiyor. Abd’nin kuruluşu 18. Yüzyıl iken İsrail’in kuruluşu 1948’dir. Nasıl olurda 18. Yüzyılda kurulan bir devlet 1948’de kurulan devletten feyiz almış diye sorulabilir. Fakat şimdiki İsrail tarihte kurulmuş olan üçüncü İsrail’dir. İlk İsrail Babil Kralı Nebukadzender tarafından yıkılmış ve 430 yıllık Mısır sürgünü yaşanmıştır. İkinci İsrail Devleti M.S. 70’de Romalı Titus tarafından yıkılmış ve 70 yıllık Babil sürgünü yaşanmıştır. İşte Amerika’nın kuruluşunu örnek aldığı İsrail bu devletlere tekabül etmektedir. İsrailoğullarının sürgüne tabi tutulmalarıda unutulmamış Amerikan Mühürü tasarlanırken, Franklin ve Jefferson tarafından Nil’den geçen İsrailoğullarını temsil eden figürler tavsiye edilmişti. Abd’nin kuruluşu ile İsrail arasında paralellik kuran evanjelislerin bu inancı aslında tamamiyle Tevrat esinlenmesidir. Yayılmak istediği toprağı Vaad Edilmiş olarak gördüğünden Küba, Filipinler, Kuzey Amerika istila ve yayılma hareketleri meşru telakki edilmiştir. Evanjelislerin dış politika argümanı siyonizm ile bazı ölçülerde örtüşür. Onlarda Ortadoğu merkezli dünya savaşına ve Büyük İsrail’in hayata geçirilmesinde hemfikirdirler. Fakat filmin koptuğu nokta Mesih’in kimliği ve kurtuluşa ereceklerin kategorisidir. Siyonist görüş Mesih’i Kral Davud soyundan beklemektedir. Çünkü onlar İsa Peygamber zamanında büyük acılar çektiklerini öne sürerler. İsa Peygamber bekledikleri manada asla bir birleştirici olamamış uysal bir öğretmenlik vazifesi görmüştür. Oysa Mesih savaşçı, hükümdar ve İsrailoğullarının düşmanlarını ezecek nitelikte olmalıdır. Yine evanjelisler kendileriyle beraber ancak tevbe edecek 144 bin Yahudinin Tanrı Krallığına ereceğine inanırlar. Bu da siyonist bakış açısı ile uyuşmayan durumdur.

Evanjelis ekol kıyamet savaşları evvelinde Yeni Ahit kaynaklı bazı kehanetlerin gerçekleşeceğine iman ederler. Onlara göre Fırat nehri kurumalı Kuzey’den gelen ordular Ortadoğu’da kan dökmeli, Paneas nehri kızıl renkte akmalı Süleyman Tapınağı yıkılmalı ve Armageddon savaşı yaşanmalıdır. Bu kehanetler aslında gerçekleştirilme zemini bulmuştur. Kuzey orduları Rusya olarak işaret edilmektedir bugüne baktığımızda ise Rusya Ortadoğu’ya yerleşmektedir. Paneas Ürdün civarında bulunmaktadır yani bu Ortadoğu coğrafyasında sınırsal değişilikleri ifade eder. Yine Babil denilen bugünki Irak’ın önemi Tevrat’ta pekçok kez bildirilir. Bu önemli ülke bu sebeple işgal edildi ve bölündü. Bağdat’ta açılan Evanjelis kiliselerin sayısı sekizi buldu. ..Kutsal Metinler Ortadoğu ile bu denli alâkadarken hegomanik işgalin sadece Irak ile sınırlı kalması beklenemez. Ortadoğu denilen coğrafyada hemen her ülke bundan nasibini alacaktır. Kitlelerin özgürleşmesi gibi oldukça popüler bir propaganist söylem üzerinden her ülkenin hassas etniki ve mezhebi yapıları itinayla gündeme getirilmiştir ve getirilecektir. Aslında geçmişte İmparatorlukların parçalanıp Ulus Devletlere dönme evreleri ve bugünün merkezi devletlerinin parçalanıp küçük yapılı serbest ticaret ve güç savaşları yapılan ülkeleri haline gelmeleri benzer süreçler teşkil etmektedir. Aslında amaç kutsal kehanet ve semavi kitaplarda aktarılanların nasıl gerçekleştiğini anlatmaktan ziyade mit, mitoloji ve dini referans kullanılmak koşuyla tasarlanan düzene bir meşruiyet sağlamaktan başka birşey değildir. Kimseyi ulus ötesi şirketlere ait bir proje için kolay kolay harekete geçiremezsiniz fakat özellikle dini argümanlardan faydalanarak oluşturulan bir sistemi ilahi düzenin gereği olarak kolayca benimsetebilirsiniz. Bu benimsetmenin oldukça cazip yöntemlerinden biride film sinema endüstrisidir.

Özellikle Hollywood merkezli endüstri son yıllardaki filmlerinde işlediği konularda beşeri fıtrat dışı bilimsel ilerlemeyi ve teknolojiyi yakalamış insanlığın adeta yaratıcı hüviyetine soyunduğunu vurgulamaya başladı. Bununla birlikte kıyamet savaşları, istila senaryoları ve beklenen kurtarıcı konulu yapımlar oldukça öne çıkartıldı. Bunlara en önemli örneklerden bir tanesi Geride Kalanlar filmiydi. Bu yapıt oldukça önemliydi çünkü evanjelis ekolün beklediği Mesih’in ikinci kez gelişini ve kendisine iman edenleri göğe yükseltişini bu kadar açık ve net ifade eden bir yapım olmamıştı. Arınma Gecesi serileri ise ilk kez Günahta Arınma prensibini bu denli net ifade eden günah işleme özgürlüğünü dini itikat gibi sunmanın yanında güçlü ve zengin olanların hakim olacağı bir düzen tahayyülü belkide Ortadoğu işgallerinin meşruiyetine mesaj gönderecek bir çalışma olmuştu. Evanjelizm, protestanlık, din çekişmeleri ve bunları anlatan eserlerden müteşekkil bir dünya Türkiye’nin hazırlık katsayısını yükseltmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü er ya da geç her inancın kesişim noktası Türkiye olarak beliriyor.

Türk siyasi mekanizması geçmişte protestanlığa oldukça hoş görülü yaklaşmıştı. Protestanlığın kurucusu Martin Luther’in Türkler hakkındaki olumsuzluk ve hakaret içeren ifadelerine rağmen Türk devlet sistemi asla duygusal davranmamış ve katolizme karşı protestanlığı devamlı kollamıştır. Katolizim şii ittifakıda bu yıllarda bu mecburiyetten doğmuştur. Yahudiler ile de tarihsel olarak herhangi bir sorunu bulunmamasına karşın modern Türk siyasi tarihi genelde yahudi karşıtlığı üzerinden kurgulanarak adeta katolizmin tezlerini destekledi. Buna karşın son zamanlarda Hollanda ve Almanya merkezli protestan lobilerin Türkiye karşıtı tutumları teolojik siyasetin hangi noktasına gelindiği hususunda düşündürmeye başladı. Evet protestan kiliseler boşalmıştı fakat Vatikan’ın prestij ve otoriteside artık sorgulanmaktaydı. İlk defa bir Papa istifa ettirildi ve şimdiki Papa’dan sonra Aziz Malaki kehanetlerine vurgu yapılarak başka bir ruhani önder gelmeyeceği dillendirilmeye başlandı. Anlaşılan artık kiliselerin ve kutsal kitapların pek bir önemi yok önemi olan yalnızca bir avuç dini kehanetten ibaret. Ve ortadoğu merkezli kıyamet savaşının bir an önce başlatılması gerekiyor. Bu yüzden protestan kaynaklı evanjelisler giderek hızlandılar. Çünkü daha Suriye bile tasfiye edilemedi. Oysa en geç 2018’e kadar istenilen bütün sınır değişiklikleri gerçekleştirilmeli ve bu yüzyıl bitmeden dünya nüfusu yarım milyar kişiye indirilmeliydi. Protestan lobi ısrarla bir ortadoğu komutanlığı fikri üzerinde duruyor çünkü ancak bu şekilde sünnilik belirli bir derecede sistemli bir orduya kavuşabilir. Bunun neticesinde de Kabe savaşları ile dünyanın yeni yönü tayin edilmeye çalışılacak. Kanımızca ülkelerin istikrarsızlaştırılması projesinde İran, Çin Rusya Hindistan güzergahı izlenecek. Parçalı devletlere hamilik edecek bölgesel yedi veya on federasyonun yeni tehdit algısıda dünya dışı gelişmelere çevrilecek. Çünkü lobiler her daim bir tehdit kurgulamak zorundalar.
Ortadoğu’da ki mühim değişiklikleri bir anlamda İsrail ekolüde istiyor fakat Mesih’in kimliği, hüküm süresi, somut dünya soyut dünya tanımlamaları protestanlardan ya da evanjelislerden farklılık arz ediyor. Türkiye ise hala teolojik çalışmalar sürdürmüyor. Kimin papa olması gerektiği ile ilgilenmiyor, ibrani kaynakları incelemiyor, evanjelislerin propaganda merkezlerini deşifre edemiyor.

Türkiye’nin son yıllarda bir dönüşüm yaşadığı ve gelişme gösterdiği muhakkak olmakla birlikte inanç savaşları ve yaklaşan yeni dünya savaşına hazırlıksız yakalanma ihtimali oldukça ürkütücü bir gerçeğide göstermiş oluyor. Türkiye yalnızca İslam ya da sünni dünyanın değil bütün inançların merkezi ve kaynağı olduğunu bilerek güven ve farkındalıkla hareket etmelidir. Paganist inançlarda, semavi dinlerde ya bu topraklarda hayat buldular ya da bu topraklar üzerinden tanımlanıp yayıldılar. Dolayısıyla teolojik bir birikimide edinmek şart. Bunun dışında Türkiye her bölge ile temasını sürdürmeli. Ancak bir parçada oyuna dahil olarak diğer dinlerin ve mezheplerin çekişmesinden yararlanmalı. Sünnilik ve alevilik arasında pek fark yoktur buna karşın katolizm evanjelizm ve yeni dönemim museviliği ciddi ayrılıklar içerir. Ancak bu farklılıklar yansıtılmıyor ve yumuşak güç savaşları biçiminde kendisini gösteriyor. Dolayısıyla derin ayrılıkları bulunmayan iki mezhep üzerinden yıllarca oyalanan Türkiye, ciddi ayrılıkları bulunan diğer inançlardan neden yararlanmasın ya da yeni bir yorumda bulunmasın ?

Türkiye için ortadoğu ve avrupa vaz geçilmezdir. Yeni dünya savaşının ahantarını ve belkide hologramik Mesih planının tarihini kendi atacağı adımlarda aramalıdır. Abd bugün evanjelizmin kalesidir fakat Türkiye’nin de müttefikidir. Abd ile ilişkilerin kopartılması mümkün değildir o halde yapılması gereken yahudi lobileriyle ilişki geliştirmek ve bu mekanizmaları gerektiğinde birbirleri yerine ikame etmektir. Yahudi lobisi ile evanjelizm aynı şey değildir ve aralarında ihtilaf vardır. İki grubun öncelik sıralamaları farklıdır. İsrail’i var eden protestan siyaset zamanı gelince onu ortadan kaldırmayıda bilecektir. Çünkü petrol misyonunu tamamladığında artık İsrail’in güvenliği söylemi bir kenara bırakılacak belki İsrailoğullarının seçilmişliği sorgulanacak ve İsrail’in kendi ayakları üzerinde durması beklenecektir. Fakat evanjelis ekol ile İsrailyat bakışının örtüştüğü husus ise ortadoğunun küçük ve istikrarsız devletlerden oluşmasıdır. Bu devletlerin akıbeti kimin hamiliğinde çizilecek sorusunun yanıtı olarak Türkiye cevabı verilebilir. Parçalı bir ortadoğu federasyonuna kanat gerecek Türkiye İsrail ikilisi katolikler tarafından desteklenmeyecektir. Evanjelisler ise bunu bir yere kadar destekleyeceklerdir. Netice itibariyle ana merkezden yönetilecek dünya devleti planına yaklaşılmaktadır. Lobilerin çekişmeleri merkezin kumandasının kimlerde olacağıdır.

Donald Trump’ın Kudüs merkezli İsrail projesi yahudilere bırakılmış bir İsrail’den ziyade Beyaz Amerikalıların yöneteceği bir yapı olarak tasarlanmıştır. Aynı zamanda Trump nezdinde devletçiler küreselciler çatışması başlamıştır. Bu kadar çok çatışmanın yaşandığı bir dünyada çiçek edebiyatı gerçekçi durmaz. Bu planlarda ne şekilde söz sahibi olunacağı iktisat, ordu ve bilim üçlüsünün milli ideal belleneceği Türkiye’ce tahlil edilmelidir. Yalnız çok önemli bir detay var. İktisat aynı zamanda protestanlığı doğuran bir durumdu. Unutulmamalı ki protestanların manifestosunda faiz serbestisi ilk sıralarda yer almaktaydı. Muhafazakar değerlere yönelmiş ve iktisadi atılımlar yapmış Türkiye’de bazı çevreler İslami Protestanlık icad etme gayretine girişebilirler. İşte bu durum ortadoğu merkezli dünya savaşını hızlandıran bir etmen olabilir. Çünkü İslami Protestanlarda Mesih’i beklemeye koyulacaklardır. Hal böyleyken inançların şekil itibariyle birbirlerine benzetilmeye çalışıldığı gözden kaçmamalı. Zaten yeni dünyanın klasik argümanlarından bir taneside tek dindi. Türkiye herkesçe merakla izlenmekte ve en şaşırtıcı ülke olmaya devam etmektedir.

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : ‘İstihbarat ve paranın olduğu her yerde FETÖ/PDY vardır’


‘İstihbarat ve paranın olduğu her yerde FETÖ/PDY vardır’

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) finansman sağladıkları iddiasıyla aralarında şirket yöneticilerinin de bulunduğu şüphelilere yönelik fezleke hazırladı.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü, Kaçakçılık ve Mali Suçlar Soruşturma Bürosunca, Birim Gayrimenkul Limited Şirketi ile bu şirkete bağlı kuruluşlarda, özellikle Maltepe’de bulunan Pinhan Restoran’da FETÖ/PDY ile ilgili toplantılar yapıldığı, terör örgütüne finansman sağlandığı iddiaları üzerine aralarında şirket yöneticilerinin de bulunduğu şüphelilere yönelik hazırlanan fezleke tamamlandı.

Fezleke, İstanbul ağır ceza mahkemelerinde dava açılması amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’na gönderildi.

Fezlekede, aralarında örgütte üst düzey yönetici olarak değerlendirilen Ali Çelik, Metin Birdal, Ahmet Çelik, Hızır Güngör ve Mehmet Gözütok gibi isimlerin de bulunduğu 47 şüpheliye, "terör örgütü FETÖ/PDY yöneticisi ve üyesi olma", "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "terör örgütünün finansmanını sağlama" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamaları yöneltiliyor.

"İçki içilebilir, haram yenilebilir, hatta zina dahi yapılabilir"

Örgüt içerisinde gizliliğin çok önemli olduğu belirtilen fezlekede, "Bunun için tedbir her şeyden önemlidir. Halka dini bir cemaat algısı verilmesine rağmen, tedbir amaçlı namaz kılınmamış, özellikle 1990’lı yılların sonlarında üniversitelerde meydana gelen başörtüsü olaylarında örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ‘Başörtüsü teferruattır.’ denilerek hiç itiraz edilmeden, sormadan ve sorgulamadan kızların başlarını açtırmışlardır." ifadelerini yer verildi.

Fezlekede, "Yine tedbir için içki içilebilir, haram yenilebilir, hatta çok zor durumda kalınırsa haz alınmadan zina dahi yapılabilir. Bu da örgütün belli bir yeri ele geçirme, bir kuruma sızma ya da önemli birisini kafalamada kullandığı stratejilerdendir." denildi.

"İstihbarat ve paranın olduğu her yerde FETÖ/PDY vardır"

Örgütün "lider merkezli" bir yapıya sahip olduğu, lidere en yakın insanların da liderin koruyucusu durumunda bulunduğu belirtilen fezlekede, hareketin en dışında ise örgüte ilgi duyanların olduğu bildirildi.

Örgüt mensuplarının evliliklerini dahi bağlı bulundukları imamların izin ve talimatları doğrultusunda gerçekleştirdiği kaydedilen fezlekede, "Özellikle bürokraside üst düzey görev yapanlarla ilgili çalışmalar yapılarak, çok güvendikleri kadın örgüt elemanlarıyla evlenmeleri sağlanarak, devlet içinden bu şekilde de bilgi akışını örgüt lehine temine önem vermektedirler. Kendilerini dini bir yapılanma olarak lanse etseler de istihbaratın ve paranın olduğu her yerde mutlaka FETÖ/PDY vardır." değerlendirmesi yapıldı.

Fezlekede, şu ifadelere yer verildi:

"Bu örgüt, kurulduğundan itibaren komplike ve sistematik olarak çalışmış, gelecekte nelerin lazım olduğu hususu kendi içlerinde tespit edilmiş ve buna göre de plan ve program geliştirmişlerdir. Bir süre sonra halka anlattıkları amaçları yapabilmek için önce halktan maddi yardım toplamışlar daha sonra kademe kademe vakıf, dernek ve şirketler kurarak kendi ekonomilerini oluşturmaya başlamışlardır. Örgüt, devletin tüm imkanlarını sonuna kadar kullanarak devleti yıkarak ele geçirmeye çalıştığı gibi halkın tüm imkanlarını da halkı kandırarak kullanmak suretiyle halkın güvendiği devlet otoritesini yıkmayı gaye edinmişlerdir."

"Tedbir ve gizlilik ruhlarına ve damarlarına işlemiş"

Tedbir ve gizliliğin bu silahlı terör örgütünün dolayısıyla da örgüt üyelerinin ve kısmen de sempatizanlarının ruhuna ve damarlarına işlediği kaydedilen fezlekede, "Ekonomik gücü yetersiz bir örgütün tesisleşmesi, coğrafi olarak genişlemesi, üye sayısının artması gibi unsurların oluşması mümkün değildir. 15 Temmuz hain darbe girişiminin en büyük destekçilerinden ve olası bir başarıda da en çok nemalanacak kesimi de örgütün mali ayağı olacaktır." denildi.

"Bu silahlı terör örgütünün gizli ajandası 15 Temmuz’da açığa çıktı"

Fezlekede, "Bu silahlı terör örgütünün gizli ajandası 15 Temmuz’da açığa çıkmıştır. Tüm üyeleri olmasa bile önde gelen iş adamları, yargı ve emniyet görevlileri, öğretim elemanları, TSK içerisindeki üyeleri ve bunlara hükmeden imamlarının bu gizli ajandayı bilmemeleri düşünülemez." görüşlerine yer verildi.

SİYASİ DOSYA /// VİDEO : Aynanın Arkası ve Komplo Teorileri /// 15.03.2017 /// Cemal Canpolat – Erol M ütercimler


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=15wjIFAEnJ8&list=TLGGGlKBzKuNr_MxNjAzMjAxNw

EKONOMİ DOSYASI : BEĞENMEDİĞİNİZ HOLLANDA, TÜRKİYE’NİN 3 KATI İHRACATA SAHİP /// SENİN KIÇINDA DONUN YOK, EFELENİYORSUN :) BRAVO


SONER YALÇIN : Güçlüysen haklısındır

​İstanbul sokaklarının aydınlatılması amacıyla II. Abdülhamit döneminde havagazı fabrikası kuruldu. Oysa.

Havagazı dönemi bitiyor, elektrik dönemi başlıyordu. Ama vesveseli padişah elektrikten çekiniyordu!

Fransız, İngiliz ve Alman elektrik şirketleri II. Abdülhamit’ten imtiyaz koparmaya çalışırken, Hollanda’nın Royal Dutch şirketi Sumatra Adası’nda 1890’da petrol buldu. Ve bu şirket, birkaç yıl sonra dünyanın en büyük petrol-gaz devi oldu: Shell…

Bugün yıllık geliri; 234 milyar dolar.

Aynı yıl… Karl Marks’ın Yahudi olan anne tarafından kuzeni olan Gerard Philips, Hollanda’nın Eindhoven şehrinde ampuller ve bazı elektrikli aletler üreten bir şirket kurdu. Bu şirketin adı bugün 60 ülkede faaliyet gösteren Philips… Yıllık geliri, 30 milyar Euro.

Bugün AKP iktidarı Hollanda’ya ağır sözler sarf ederken, İstanbul’un en değerli caddelerinden Nispetiye’de ING Bank yeni şubesini açmaya hazırlanıyordu. II. Abdülhamit elektrikten korkarken, ING Group, Hollanda’da yangın sigorta şirketini,1845’de kurmuştu! Bugün yıllık 150 milyar dolar gelirle dünyanın en büyük bankalarından biri olan ING Bank, AKP döneminde OYK Bankası’nı satın alarak Türkiye’ye girdi. Diğer Hollanda şirketleri; (yıllık geliri 54 milyar Euro) Unilever ya da (yıllık geliri 8.5 milyar dolar) C&A’yı vb. yazmama gerek var mı? Daha geçen hafta… Shell’in Afrika’da faaliyet gösteren Vivo Energy şirketi, Türkiye’nin en büyük yakıt deposu Petrol Ofisi’ni 1.4 milyar dolara satın aldı. Şunu demek istiyorum…

İŞİN ÖZÜ ŞU

Öyle sık sık… “Ulu Hakan” denilerek maalesef büyük padişah olunmuyor! Hollanda Kraliçesi Wilhelmina adını duydunuz mu? Sanmam. 58 yıl ülkeyi yönetti. Shell’den Philips’e Hollanda’nın dünya devi endüstriyel şirketleri onun döneminde faaliyete geçti. Peki… II. Abdülhamit’ten bize ne kaldı? Aslında ekonomiyle yakından ilgiliydi; şehzadeliği döneminde “çorbacı” dediği Rum banker Zarifi sayesinde borsadan epey para kazandı. Kişisel servetini hep büyütürken Osmanlı maliyesini bir türlü geliştiremedi.

Bunun temel sebebi; kişisel kuruntuları-kuşkuları iktisadi gelişmenin önündeki en büyük engeldi. Dönemindeki kapitalist gelişme potansiyellerine soğuk baktı. Öyle ki… Anonim şirketleri, ülke gelişmesinin değil, padişaha karşı menfi düşüncelerin geliştirileceği yerler olarak gördü! Evet. Özgürlüğün, olmadığı yerde iktisadi gelişme olmaz. Gel de anlat! Kuşkusuz… II. Abdülhamit, Tanzimat Batıcılığı ile gelen dayatmalara karşı koyamadı. Okullar açmak zorunda kaldı. Çünkü, Batı sermayesi Osmanlı’da işlerini yaptıracağı/hizmetler için okuma-yazma bilen “kalifiye” elemana muhtaçtı. (Tanzimat’tan önce 2 milyon olan memur sayısı II. Abdülhamit’in son döneminde 35 milyona kadar ulaştı!)

Keza yine pek övülen demiryolları da bu sömürge politikalarının bir sonucuydu. Avrupa’dan gelen ithal ürünler ve Avrupa’ya gidecek hammadde kaynakları deve sırtında taşınamazdı. “Avrupa basını neden II. Abdülhamit’e tepki gösterdi” deniyor. Çünkü, Osmanlı ticaretini İngiliz ve Fransızlardan alıp Almanlara verdi! Hepsi bu. Kimilerinin pek övündüğü II. Abdülhamit’in “Pan-İslamizm” politikası da İngilizleri ve Fransızları sömürgelerinde sıkıştırmayı amaçlayan Alman stratejisinin ürünüydü!Konuyu dağıttık. Sadede geleyim…

ATARLANMAN KİME

Esip gürlemen kime arkadaş?… Gücün ne arkadaş?… 17 milyon nüfuslu Hollanda’nın yıllık ihracatı 477 milyar dolar. 80 milyonluk Türkiye’nin ihracatı 143 milyar dolar! Üçte biri bile değilsin! Almanya’yı hiç yazmayayım, moralin bozulur… Yani arkadaş! 1 Euro 4 TL’yi geçmişken senin kafa tutmanı kim umursar? 1 dolar 4 TL’ye yaklaşmış iken; yok Rakka imiş, yok Musul imiş seni kim dikkate alır?

Borç batağına saplanmışsın hala dikleniyorsun!

Elinizdeki tek koz, Mehmetçik!

Başka ne var arkadaş?

Hamaset edebiyatı dışında ne var?

Bu toprakların kaderi hiç mi değişmez?

Örneğin…

Yıl, 1897.

Osmanlı bir ay sonunda Yunan Ordusu’nu perişan etti. Sadrazam Halil Rıfat Paşa, Atina’ya yürünmesi için II. Abdülhamit’ten izin istedi. Devreye Avrupa girdi. II. Abdülhamit orduyu geri çekti. Ve masada kaybedilen Girit’e özerklik veren sulh anlaşmasını imza attırdı!

II. Abdülhamit’e geri adım attıran neydi?

Ne demişti Napolyon; “para… para… para…”

Yani…

Güçlü isen haklısındır!

Türkiye cari açığı bu derece vahim halde iken, bağırıp çağırmanı/artistlik yapmanı kim takar arkadaş?

Bütün meselenizin “evet” oylarını artırmak olduğunu bilmeyen var mı?

AKP’li arkadaş!

Bu krizden beslenen siyaset anlayışından hala yorulmadın mı?

Bu topraklarda sürekli laf üretilmesinden bıkmadın mı?

Yazık değil mi ülkemize…

DUYURU : TURKISH FORUM PORTALINDAN ÜYELERİN DİKKATİNE !!!! 2017 Y ILI TURKISH FORUM FAALİYETLERİ


Türk Toplumunun ve Turkish Forumun Değerli Üyesi

Söz vermiş olduğumuz çok seslilik ve Turkish Forum ağı oluşturulmuşdur. Dünyanın her bir köşesinden sesimiz, fikirlerimiz, düşündüklerimiz, önceden tahmin edemiyecegimiz ve inanılmaz bir Yükseklikde duyulmaktadır. Bu durumu siz Üyelerimizden gelen destege borçluyuz …. gaye Dünya çapında Türk Topluluklarının ve Türkiyenin temel sorunlarının çözümüne yardımcı olmak için gerekli imkanları yaratmaya çalısmak idi… daha gitmemiz gereken uzun bir yol var ve projeyi tamamlamak bağlamında

Yapılması gerekenler:

v Sistemlerin ağ bağlantı (connectivity) kalitesi ve yönetimi.

v İşletim Sistemlerinin (OS) güncellenmesi, yedeklenmesi vb. bakımı

v Veri Tabanlarının (DB) güncellenmesi, yedeklenmesi vb. bakımı

v Sunucuların (Apps) güncellenmesi, yedeklenmesi vb. bakımı

v ePosta alt yapısının (SMTP/POP3/IMAP) güncellenmesi, yedeklenmesi vb. bakımı

v ePosta kara liste yöneticileri ile ilişkilerin idaresi (AOL, Earthlink, SpamCop, RBDNS, vb.)

v Güvenlik güncellemeleri ve saldırılara karşı korunması. Gerektiğinde cevaplandırılması.

v Veri Merkezi (data center) ile ilişkilerin yürütülmesi.

v TurkDB’nin yönetimi, güncellenmesi, yedeklenmesi vb. bakımı.

v ListServ dağıtım sisteminin yönetimi, güncellenmesi, yedeklenmesi vb. bakımı.

v TurkishForumun YENİ içerik yönetimi sisteminin geliştirilip uygulanması.

Turkish Forum Kar gayesi olmayan bir Sivil Toplum Kuruluşudur.Tüm yöneticileri gönüllü olarak ve hiç bir ücret veya masraf almadan imkansızlıklarla mücadele ederek çalışmaktadırlar..

Ermeni diasporası yalanları yok etmeye .. PKK nın Türkiyemizi bölme planlarını sıfırlamaya .. Türkmen ve Uygur kardeşlerizin ve Türk Kıbrısın içinde bulundugu çözümü güç durumlara çözüm üretmeye ve Türkiyemizin dış ve İç güçlere karşı bölünme mücadelesine destek vermeye ve yurt dışına dağılmış Türk Diasporasının problemlerine başarı ile egilmek için çalışmakda olduğumuz REFERANS VERİ TABANI 2017 senesi için ön plandadır .. Bu projenin bir parçası olarak Belirli konularda kitap veya bildirge olarak çıkmış olan analizleri ve özetleri elektronik ortamda erişime sunmak amaçı ile ve Bilgilerin Siz üyelerimizin dışında…

v Güvendiğimiz yerli/yabancı araştırmacı ve akademisyenlere referans olması.

v Güvendiğimiz yerli/yabancı yazarlara referans olması.

v Genel Internet kitlelerinin dilinde anlaşılacak ‘info-pack’ yaratacak TurkishForum mensuplarına hazır kaynak olması.

v Dünya medyasında çıkan karalayıcı veya yanlış bilgilere cevap veren TurkishForum ve destekçilerine sağlam referans kaynak olması.

v Gerektiği takdirde Dış İşleri veya Dünya Türkleri Bakanlığı çalışanlarına referans olması.

Almanca, Rusça, Fransızca başta olmak üzere, diğer dilleri de destekleyebilir şekilde kurulmaktadır.

Zaman içinde kapsanması düşünülen diğer konular Osmanlı Ordusu ve Eyalet Yönetim sistemleri, Osmanlı Sanat & Kültür konuları, Balkanlardaki Osmanlı, Cumhuriyet tarihi, Atatürk’ün devrimleri, ilk Müslüman demokrasinin doğuşu, AB , ABD, NATO RUSYA ve ABD ilişkileri vb.

Bu konuda Detayda Yapılması gerekenler:

v referans listelerinin kesinleştirilmesi., yapılmış kısmı listeyi arşivlerimizde görebilirsiniz

v Taranması.

v Tarama hatalarının kontrol ve düzeltilmesi

v Uygun bir veri tabanı mimarisi ile aranabilir şekilde programlanması.

v Kullanışlı ve referans olabilecek bir web tasarımı içinde yayınlanması.

v Güvenlik modelinin tasarlanıp programlanması.

v İnternet’e yüklenmesi ve kısa bir test sürecini takiben kullanıma açılması.

v Güvendiğimiz çevremize duyurulması.

TF herhangi bir devletden veya onun Cumhur başkanının tanıtma fonundan veya bir politik kuruluşdan veya politik kar bekleyen bir zenginden veya bir din istismarcısından bagış almadan çalısmaktadır ve çalışacakdır.

Sizin Maddi veya manevi destekleriniz olmadan… TF in haricşnde .. şimdiye kadar hiç bir alt veya üst kuruluşun bahis etmeye cesaret bile edemediği bu projeyi gerçekleştirmemiz imkansızdır. Görev isteyiniz, konu ile ilgili kitap veya yayınları scan edip gönderiniz . Şayet aidat ödeyen üye değilseniz Üye olunuz.. 2017 Üye aidatınızı geciktirmeyiniz bu konuda kısa izahati ve size tanınan avantajları şu adresde bulabilirsiniz,

LİNK : http://www.turkishnews.com/tr/content/bagislar-ve-uye-aidatlari/

Emniyetli sistemimizle Kredi kartınızı kullanarak BAĞIŞ yapabilirsiniz veya çek olarak adresimize ulaştırabilirsiniz, adres ve e-mail bilgilerinizle birlikde .. 2017 Üye certikalarınız derhal size iletilecekdir

Üyelik olmadan, seçme seçilme yönetme konusuna vakit ayırmadan diğer bir şekilde bağış yapmak istiyorsanız, aşağıdaki İcon-daireleri kullanabilirsiniz

BAĞIŞINIZ TOPLUMUMUZUN BİLGİLENDİRİLMESİNİ SAĞLAR VE TÜRKİYEYE YAPILAN KARALAMALARI YOK EDER

YOUR DONATION COUNTS!

HİC BİR MİKTAR EHEMMİYETSİZ VEYA UFAK DEĞİLDİR

TÜM BAĞIŞLARINIZ VERGİ MATRAHINDAN DÜŞÜLEBİLİR.

Your contribution is tax-deductible to the extent allowed by law.

TURKISH FORUM YAPILANMASI VE YONETIM KURULUNU TANIMAK için lütfen aşsğıdaki LİNKleri Tıklayınız

Dr. Kayaalp Büyükataman, Başkan-CEO

Turkish Forum, Dünya Türkleri Birliği

Mektup ile iletisim kurma ve Çek ile bagış Amerika Adresi

Turkish Forum

PO Box 1228 (yeni PO Box)

Marblehead MA 01945 USA

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.