Günlük arşivler: 9 Mart 2017

İŞ DÜNYASI & KARİYER DOSYASI /// VİDEO : Bakış – 28 Şubat 2017 (Deniz Yurtseven) /// BES’DE OTOMATİK KATILIM MESELESİ


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=vfz6wGwkeuw&list=TLGGRGtq0T-bWs4wODAzMjAxNw

Reklamlar

KARA & DENİZ & HAVA & ULAŞIM DOSYASI /// VİDEO : 8 Different Types Of Railway – British Pathé


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=xfBAw4r9mf0&list=TLGGJByo0YGzVDYwODAzMjAxNw

SAĞLIK DOSYASI : KEFİR’İN FAYDALARI VE YAPILIŞ TARİFİ


KEFİR’İN FAYDALARI VE YAPILIŞ TARİFİ

1 bardağında ortalama 100 kalori olan kefir, protein başta olmak üzere, kalsiyum, fosfor, magnezyum, selenyum, A, E, B1, B12 vitamini ve bağırsak florasını düzenleyen birçok yararlı mikroorganizma içeriyor. Çocukların büyüme döneminde bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve güçlü kemik oluşumuyla boy uzamasına fayda sağlayan kefirin bilinen bir zararı bulunmuyor. Ancak mikroorganizma içeriğinin yüksek olması nedeniyle 2 yaş öncesinde kullanılması önerilmiyor. Yetişkinlerde günlük 1-2 su bardağı, 2 yaş sonrası çocuklarda ise günlük 1 çay bardağı kefirle başlanıp yavaş yavaş artırılarak tüketilmesinde sakınca görülmüyor.

Bağışık sistemini güçlendiriyor
İçeriğinde bulanan betakaroten bağışıklık sistemini güçlendiriyor, vücutta oluşan toksin maddelerin üremesini durdurarak, bağışıklık sistemini zayıflatan mikroorganizmaları yok ediyor.

Ülseri önlüyor

Mide ülserine neden olan ‘helicobakter pilori’ isimli bakterinin öldürülmesine yardımcı oluyor. Antibiyotik etkisiyle de mide ülserinin oluşmasının engellenmesinde ve tedavisinde destekleyici role sahip.

Sindirime yardımcı

Yararlı mikroorganizmalar, bağırsaklarda zararlı mikroorganizmaların oluşmasının ve çoğalmasının önüne geçerek bağırsak florasını düzenliyor. Besinlerin sindirilmesine ve emilmesine katkıda bulunuyor. Bağırsaklarda bu mikroorganizma dengesi bozulduğunda ishal, kabızlık, emilim bozuklukları oluşabilirken, kefir içeriğindeki doğal mikroorganizmayla bu dengeyi sağlıyor.

Kemik sağlığına iyi geliyor

Yüksek oranda içerdiği kalsiyumla kemiklerin gelişmesini sağlayan kefir, büyüme dönemindeki çocukların ve yaşlıların artan kalsiyum ihtiyacını karşılamakta en etkili kaynaklardan. Vücut, ihtiyacı olan kalsiyumu besinlerle alamadığında gereksinmeyi kemiklerden sağladığından, kemik yumuşaması ve kırılmaları, diş dökülmeleri oluşabiliyor. Günlük tüketilen 2 su bardağı kefir günlük kalsiyum ihtiyacının ortalama yüzde 60’nı sağlıyor.

Hücreler yenileniyor

E vitamini ve selenyumdan zengin olan kefir güçlü bir antioksidan. Bu özellikleriyle kefir, hücre yıkımına sebep olan toksin maddelerin oluşumunu ve çoğalmasını engelleyerek hücre yenilenmesine katkı sağlıyor.

Kan şekerini dengeleyici

Kefir gibi probiyotikler protein ve yağların kolay sindirilmesini sağlıyor. Glisemik indeksi düşük olan kefir içerdiği proteinle birlikte midede uzun süre kalarak tokluk hissi veriyor ve kan şekerinin de daha yavaş yükselmesini sağlıyor. Böylelikle yaşanılan açlık krizlerinin önüne geçilerek fazla besin ve kalori alımı azaltılıyor.

Mide gazını azaltıyor

Laktik asit fermantasyonu sayesinde sindirimi kolaylaştırarak, midede oluşan gazı azaltan kefir, bu özelliğiyle de laktoz intoleransı olan kişilerde kalsiyum ihtiyacını karşılamak için kullanılabilir.

Sinirleri yatıştırıcı etkisi var

Triptofan aminoasidi ve B vitamini içeriğiyle sinirleri yatıştırıcı ve depresyonu azaltıcı etkisi olan kefir, gevşeme ve uyku verici özelliğiyle de gece rahat uyumaya yardımcı oluyor.

Meyvelerle tatlandırın

Kefir, oluşan fermantasyon nedeni ile ekşi bir tada sahip. Kendine özgü bu ekşi tadı sevmeyen miniklere mevsim meyveleriyle blender yapılarak içirilebilir. Tadından rahatsız olan yetişkinler de elma, muz, kivi gibi meyvelerle aroma katarak tüketebilir.

EVDE KEFİR TARİFİ

Malzemeler
•1 litre süt
•30 gr kefir tanesi (1 yemek kaşığı)
•Cam kavanoz
•Plastik süzgeç

Hazırlanışı:

1 litre sütü kaynatın. Üzerinde oluşan kaymağı alın. Metal olmayan bir kapta oda sıcaklığına getirilen süte (20 derece) kefir tanelerini ilave edin. Tahta kaşıkla iyice karıştırın. Kabın üzerini temiz bir bez ile kapatın. 20-25 derece kalacak şekilde karanlık bir yerde sütü bekletin. Ortalama 48 saat sonra süt pıhtılaşır. Mayalanmış sütü plastik bir süzgeç ya da tülbentten geçirerek kefirinizi elde edin. Süzgeçte kalan kefir tanelerini tekrar maya olarak kullanabilirsiniz. Buzdolabında saklayacağınız kefiri iki gün içerisinde tüketmelisiniz.

ŞEKERSİZ KEFİRLİ KEK TARİFİ

Malzemeler
•2 yemek kaşığı zeytinyağı
•1 su bardağı kefir
•2 yumurta
•1 su bardağı ceviz
•4 adet kuru incir
•4 adet hurma
•1 buçuk su bardağı tam buğday unu
•2 tatlı kaşığı tarçın
•1 tatlı kaşığı karbonat

Hazırlanışı:

İncir ve hurmayı bir kaba koyup üzerine sıcak su ekleyin, 10-15 dakika bekletin. Yumurtayı bir kaba kırın, üzerine kefir ve sıvı yağ ilave ederek iyice çırpın. İncir ve hurmanın suyunu süzüp küçük küçük doğradıktan sonra karışıma ilave edin. Tam buğday unu, karbonat ve tarçın ilave ederek un parçaları kaybolana kadar karıştırın. En son cevizleri de küçülterek karışıma ilave edin. Karışımı yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine veya kek kalıbına dökerek önceden ısıtılmış fırında 175 derecede 45-60 dakika pişirin.

YULAFLI MUZLU KEFİR

Malzemeler
•1 su bardağı kefir
•3 yemek kaşığı yulaf ezmesi
•1 küçük boy muz
•1 tatlı kaşığı tarçın

Hazırlanışı:

Kefir ve yulaf ezmesini bir kasede karıştırın. Minik minik doğranmış muzları da ekleyin, üzerine toz tarçın serpin. Tercihe göre 7-8 adet çiğ badem de ilave edebilirsiniz.Erdoğan’ın hayatını anlatan Reis filminde üniversite yılları yokİnsan bu kadar da açık vermez ki canım…??

,

DARBELER DOSYASI /// VİDEO : Yazı İşleri – 28.02.2017 – E. Alb. Alican Türk – Can Ataklı – Halk TV ( 28 ŞUBAT MESELESİ)


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=EuQX1VxqiX8&list=TLGGP0LRaToXsbowODAzMjAxNw

KOMPLO TEORİLERİ /// VİDEO : DÜNYAYI 100 YIL İÇİNDE BİTİRECEK 5 TEHLİKE


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=18pUs66YwTY&list=TLGGieCcFWwWLnQwODAzMjAxNw

SİYASİ DOSYA /// VİDEO : Hayır diyenler FETÖ’cü sözüne Sabahattin Önkibar’dan çarpıcı yorumlar !


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=z9nrDsZ318s&list=TLGGRK2mwaOd9iswODAzMjAxNw

DOĞA VE DOĞAL AFETLER DOSYASI /// VİDEO : Kanal B – Gündem Özel – 07.03.2017 – Prof. Dr. Övgün Ahmet ERCAN (DEPREM MESELESİ)


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=QLyjIPoaN64&feature=em-subs_digest

TEKNOLOJİ & BİLİM & UZAY DOSYASI /// VİDEO : Öteki Gündem – 7 Mart 2017 – GELECEK BİLİMİ VE GELECE K HAKKINDA TEORİLER


VİDEO LİNK :

https://www.youtube.com/watch?v=qPIeEn3Higk&list=TLGGAC-a4m02UAowODAzMjAxNw

KİTAP TAVSİYESİ : İngiltere Hariciye Nazırı Lord Palmerston’un P arlamento Nutku


Prof. Dr. Songül ÇOLAK ve Metin AYDAR tarafından bilim dünyasına kazandırılan "İngiltere Hariciye Nazırı Lord Palmerston’un Parlamento Nutku" isimli kitap İdeal&Kültür Yayıncılık tarafından basılmıştır.

Lord Palmerston, İngiltere’nin 19. yüzyıl meşhur politikacılarıdandır. Uzun siyasi kariyeri boyunca takip ettiği politikalarında daima İngiliz İmparatorluk çıkarlarını korumayı temel prensip olarak kabul ettiğini savunmuştur. “Ben bir Roma vatandaşıyım” (Civis Romanus sum) ifadesini kullandığı meşhur söylevini 25 Haziran 1850 senesinde gerçekleştirmiştir.

O, Londra’yı Roma gibi dünya çapında önemli bir merkez yapmak, İngiltere’yi Hindistan’da olduğu gibi dünyanın diğer bölgelerine de hâkim kılmak ideali ile büyük hedeflere yönelmiş, dış politikasını bu esaslar üzerine temellen- dirmiştir. Yayımladığımız nutuk, Palmerston’un, Hâriciye Nâzırlığı döneminde takip ettiği dış politikalarına getirilen eleştirilere karşı mecliste yaptığı bir savunudur. Onun bu savunusu kimliğini belirtmeyen bir Osmanlı aydını tarafından Osmanlıcaya tercüme edilmiştir. Polonya’da, Wroclaw Üniversitesi Kütüphanesi’nden temin ettiğimiz Elyazma, genelde 19. yüzyıl İngiltere’sinin dış politikasına, bu bağlamda İngiltere, Fransa, Belçika, İsviçre, Yunanistan ilişkilerine ve özelde aynı yüzyıl Osmanlı-İngiliz münasebetlerine kaynaklık edecek bir muhtevaya sahiptir.

KİTABI SATIN ALMAK İÇİN BURAYA TIKLAYIN.

TSK DOSYASI /// Amiral Soner Polat : Üniforma


Amiral Soner Polat : Üniforma

Üniforma İtalyancadan dilimize geçmiş bir kelime! Latin kökenli! "Üni" tek anlamında bir ön ek! Forma"biçim" anlamına geliyor… Üniformanın sözlük anlamı şu: Mesleki, kurumsal ya da sanatsal nedenlerle giyilen tek tip kıyafet! Bir başka sözlükte şöyle geçiyor: Aynı işi yapanların giydikleri, özellikleri tüzükle belirtilmiş, aynı tip giysi; orduda giyilen resmi giysi. Üniforma asıl anlamını silahlı kuvvetlerde bulur. Aynı statüde olanların kıyafetleri mutlak olarak benzerdir. Sadece üniformaya takılan rütbe işaretleri farklıdır. Bu nedenle üniformada en küçük bir farklılık hemen dikkat çeker. Tahsis edilen dışında benzer bir ayakkabı giyseniz bile sırıtır. Bu durum sadece TSK için değil dünyadaki tüm ordular için geçerlidir.

ÜNİFORMA DEVLETİN VARLIĞININ GÖSTERGESİDİR.

Serin bir Mayıs günüydü. Hâkim sınıfından Albay rütbesindeki bir subay kısa kollu beyaz üniformasının üzerine sivil bir kazak giymişti. Lojmanın asansöründe kendisini görünce şaşırdım. Binbaşı olmama rağmen istem dışı, doğal bir tepki göstererek kendisini uyardım. Önce dikkatle 2-3 saniye dik dik baktı! Sonra aniden kazağını çıkararak eline aldı.

SSCB 1991 yılında dağıldıktan sonra Gürcistan, Ermenistan, Arnavutluk gibi ülkelerin askerleri NATO ülkelerinde görülmeye başladı. İlk dikkat çeken şey üniformalardaki farklılıklardı. Çok sayıda subay benden üniforma ve üniforma aksesuarı talep etti. "Niçin" diye sorduğumda, "daha güzel ve kullanışlı olduğunu" belirttiler. Bu cevap üzerine şunu anladım: Yeknesak üniforma aynı zamanda gerçek anlamda bir devlet varlığının da göstergesidir.

TÜRBANLI BİR ORDUDA NELER OLUR

Türbana yeşil ışık yakılması ile maalesef üniformadaki yeknesaklık fiilen bozuldu. TSK’da ilk kez aynı statüdeki kişiler bundan sonra farklı kıyafet giymeye başlayacak. Bunun disiplini nasıl felç edeceğini kısa süre içinde göreceğiz.Deniz Harp Okulu’nda savaş beden eğitimi temel derstir. Büyük bir bölümü yüzme havuzunda yapılır. Su üstünde ve sualtında çeşitli dayanıklılık testleri yapılır. Türban takan bir öğrenci bu derste nasıl bir kıyafet giyecektir. Haşema mı? Eğer bu öğrenciler ayrı bir eğitime tabii tutulacaksa, birlik, bütünlük ve disiplinden söz edilebilir mi? Türban takan, yüzme ve dayanıklılık konusunda çok yetenekli bir subay adayı düşünelim. Uluslararası bir askeri yarışmaya gittiğinde, nasıl bir kıyafet giyecektir?

Ayrıca, türban takanların malum bir zihniyet tarafından korunup, kollanacağını bilmem söylemeye gerek var mı? Askere sormadan askere ait düzenlemeler yapan bir siyasi irade ile gidilecek yolun sonu ne olur? Korkarım ki siyasi iklime bağlı olarak farklı tavır ve davranışlar ortaya çıkacak! Zaman içinde türban takanların sayısı arttıkça, rekabet halinde iki grubunçekişmesi huzursuzluk yaratacak! Bu durum ise kaçınılmaz olarak silah arkadaşlığı ve dayanışma duygularına büyük bir darbe indirecek!

ORDU İÇİNE FİTNE VE FESAT SOKULAMAZ!

TSK’nın komuta yapısı, lojistik ve sağlık sistemi, okulları, terfi sistemi hedef alındı. Bayramlarda bile protokolden dışlamak için düzenlemeler yapıldı! Anayasa değişikliği onaylanırsa askeri yargı da ortadan kalkacak!Bir seferberlik ya da savaş durumunda Geri Bölge Emniyet’ini valiler sağlayacak!

Maalesef orduda birlik ve dayanışma ruhunu zedeleyebilecek girişimler vakayı adiye oldu. Tüm bu duygusal ve tepkisel adımların, önünde sonunda TSK’nın harbe hazırlık seviyesini aşağı indireceğini biliyor muyuz? Veya böyle bir kaygımız var mı?

TSK’yı ideolojik bir hesaplaşma sahnesi yapmak kimseye yarar sağlamaz!

TSK milletin, hepimizin göz bebeğidir. Varlığımızın yegâne teminatıdır. Ona kendi ideolojimizi dayatamayız! Siyasi bir ideolojiye bağlı olan asker savaşamaz! Balkan Savaşı iyi incelenmelidir. Bu topraklar zayıf bir orduyu kaldırmaz! Hesapsız kitapsız işler çevirerek pilot sandalye oranını kritik bir seviye düşürdük. Dünya ile rekabete hazır yetişmiş insan gücünü, geleceğin komutanlarını hırs, korku ve vehimlerimize kurban ettik! "Kandırıldık!" diyerek işin içinden sıyrıldık! TSK güçlü olmazsa, hiçbir mevki ve makamdaki şahıs gür sesle konuşamaz! Devlet teorisinin ilk çağlardan başlayarak yeniden incelenmesini şiddetle tavsiye ediyorum…

Amiral Soner Polat

spolat102

ulusalkanal.com.tr

TEKNİK TAKİP DOSYASI : CIA İstihbaratı televizyonlar aracılığı ile evleri dinlemiş


İstihbarat televizyonlar aracılığı ile evleri dinlemiş

CIA’e yönelik ‘en büyük ifşa’yı yaptığını duyuran WikiLeaks, şoke edici iddialar ortaya attı. WikiLeaks’in yayınladığı belgelerde, CIA’in akıllı televizyonlara ve telefonlara sızabildiği, cihazlar kapalı görünse bile dinleme aracı olarak kullanıldığı belirtiliyor.

İsveç merkezli bir internet sitesi olan WikiLeaks, ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı’na (CIA) yönelik en büyük ifşasına başladığını duyurdu.

"Vault 7" adını verdiği arşivle ilgili olarak bugüne kadar CIA’dan sızdırılan en hacimli arşivi sızdırdığını duyuran WikiLeaks, CIA’in siber operasyonlarına yönelik çok sayıda yöntemi de açığa çıkardı.

CIA kapal televizyonlarla insanları dinlemiş

CIA’in Apple, Google ve Microsoft ürünlerini hacklediği belirtilen belgelerde, Samsung televizyonlarının da gizli birer mikrofona dönüştürülebildiği savunuldu.

Yayınlanan belgelere göre CIA’in İngiliz istihbarat servisi MI5’le birlikte geliştirdiği bir araç, Samsung marka akıllı TV’leri kapalı olmadığı halde kapalı gösteriyor ancak TV bir dinleme aracına dönüşmüş oluyor. TV’nin kaydettiği ortam sesleri daha sonra otomatik olarak internet üzerinden CIA’ya gönderiliyor.

Mobil telefonlar ve bilgisayar işletim sistemlerine de sızan CIA, kullanıcıların yerlerinden konuşmalarına kadar pek çok veriye gizlice ulaşabiliyor.

CIA’in 2014’ten bu yana motorlu araçlara uzaktan erişim ve kontrolünü ele geçirme teknikleri üzerinde de çalıştığı belirtilirken, bu yolla iz bırakmadan suikastler düzenleme imkanına ulaşabileceği kaydediliyor. CIA’in hacking operasyonlarında kullandığı araçların ve kötü niyetli yazılımların bir diğer hedefinin de antivirüs uygulamaları olduğu belirtiliyor. ABD istihbarat örgütünün bu yazılımları etkisiz hale getirmeye veya atlatmaya dönük teknikleri ve araçları da geliştirdiği ifade ediliyor.

CIA’in, internet üzerinde yer almayan bilgisayar sistemlerine ise fiziksel olarak ajanları aracılığıyla sızdığı ve bu ajanların taşınabilir disklerdeki yazılımlarla sistemleri ele geçirdiği dile getiriliyor. CIA’in bu yolla yabancı devletlere ve şirketlere ait veri merkezlerine de sızdığı kaydediliyor.

TARİH : Patrik Gregoryosun Rus Çarı Aleksandra yazdığı mektûb


Patrik Gregoryosun Rus Çarı Aleksandra yazdığı mektûb

Patrik Gregoryosun Rus Çarı Aleksandra yazdığı mektûb (Çok mühim)

Osmânlı devletinde Rus sefîri olarak uzun seneler çalışan İgnatiyef, hâtıralarında, sultân ikinci Mahmûd hân zemânında, Fener Patrikhânesinin kapısında asılan, 1237 [m. 1821] Rum isyânının baş plânlayıcısı, Patrik Gregoryosun Rus Çarı Aleksandra yazdığı mektûbu açıklamakdadır. Mektûb ibret vericidir:

“Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak gayr-i mümkindir. Çünki Türkler, müslimân oldukları için çok sabrlı ve mukâvemetli insanlardır. Gâyet mağrûrdurlar ve izzet-i îmân sâhibidirler. Bu hasletleri, dinlerine bağlılıklarından, kadere rızâ göstermelerinden, an’anelerinin kuvvetinden, pâdişâhlarına [devlet adamlarına, kumandanlarına, büyüklerine] olan itâ’at duygularından gelmekdedir.

Türkler zekîdirler ve kendilerini müsbet yolda sevk-u idâre edecek reîslere sâhib oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gâyet kanâ’atkârdırlar. Onların bütün meziyyetleri, hattâ kahramanlık ve şecâ’at duyguları da an’anelerine olan merbûtiyyetlerinden (bağlılıklarından), ahlâklarının salâbetinden gelmekdedir.

Türklerde evvelâ itâ’at duygusunu kırmak ve ma’nevî râbıtalarını (bağlarını) kesr etmek (parçalamak), dînî metânetlerini (sağlamlığını) zâ’fa uğratmak (za’îfletmek) îcâb eder. Bunun da en kısa yolu, an’anât-i milliyye (millî geleneklerine) ve ma’neviyyelerine uymayan hâricî fikrler ve hareketlere alışdırmakdır.

Ma’neviyyâtları sarsıldığı gün, Türklerin kendilerinden şeklen çok kudretli kalabalık ve zâhiren hâkim kuvvetler önünde zafere götüren asl kudretleri sarsılacak ve maddî vâsıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkin olabilecekdir. Bu sebeble Osmânlı Devletini tasfiye için mücerred olarak harb meydânlarındaki zaferler kâfî değildir. Hattâ sâdece bu yolda yürümek, Türklerin haysiyyet ve vekârını tahrîk edeceğinden, hakîkatlerine nüfûz edebileceklerine sebeb olabilir.

Yapılacak olan, Türklere birşey his etdirmeden, bünyelerindeki tahrîbi temâmlamakdır.”

Bu mektûb ders kitâblarında ezberletilecek kadar mühimdir. Mektûbda ibret alınacak çok şey varsa da, en önemlisi şu iki husûsdur:

1 — Türklerin ma’neviyyâtının ve dîninin yıkılması için, Türkleri yabancı fikr ve âdetlere alışdırmak,

2 — Türklere his etdirmeden bünyelerindeki tahrîbâtı temâmlamakdır.

Bu hedeflere ise, Batının inanç, moda, örf ve âdet ve ahlâksızlıklarını, taklîd etdirmekle ulaşılır.

TARİH : Meclisteki Komitacılar ve Mebus Deli Halid Paşa Cinayeti


Meclisteki Komitacılar ve Mebus Deli Halid Paşa Cinayeti

Meclisteki Komitacılar ve Mebus Deli Halid Paşa Cinayeti

Komitacılık diye adlandırılan cinayetler, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin siyasi hayatta kendisine yer bulmaya başlamasından sonra ciddi manada tesir göstermeye başladı. Bu öyle bir noktaya geldi ki, İttihat ve Terakki’nin devamı vasfına haiz olan CHP’ye de miras kaldı. Bu mevzu ile alakalı kayda değer hadiselerden biri ise 9 Şubat 1925 tarihindeki Ardahan Mebusu Deli Halid Paşa cinayetidir.

“Yarbay Halid Paşa (Deli)”

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında gerçekleşen bu hadisenin nakledilmesi tezatlarla doludur. İktidarın destekçileri cinayeti basit bir nefsi müdafaa olarak gösterme gayreti içinde iken, muhalif görüştekiler ise tamamen siyasi bir şümul (boyut) neticesinde ortaya çıktığını iddia etmektedir.

Sinirli karakteriyle meşhur olması ve harplerde gösterdiği fevkalade cesareti sebebiyle kendisine “Deli” lakabı verilen Yarbay Halid Paşa o devirdeki meclisin muhalif kanadındaydı. 1923 senesinde katıldığı II. Dönem TBMM çalışmalarında da bu muhalif tavrı sebebiyle kendi partisinden dışlandı ve mevcut iktidarın da husumetini kazandı. Nihayetinde sert bir şekilde eleştirmekten geri durmadığı Mustafa Kemal ile de ciddi bir muhalefet münasebeti teşekkül etti.

“Mustafa Kemal ve Halid Paşa”

Bu arada meclis içinde de Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası isminde tekevvün (oluşum) meydana geliyordu. Daha önce “ihtilalci” usuller tatbik etmede Mustafa Kemal’e yardımcı olan Halid Paşa da vuku bulan bu hadiseler sebebiyle bu muhalif tekevvün içinde yer alıyordu. Aynı zamanda mecliste öyle bir gerginlik mevzubahistir (söz konusu) ki; Halk Fırkası içinde “Kabadayılar Grubu” olarak bilinen ve fırkanın tetikçiliğini yapan Cebelibereket (Osmaniye) mebusları ve Halid Paşa gibi muhalifler meclise silahlı geliyordu. Hadiseler sebebiyle Halk Fırkacılar ve Kabadayılar ile Halid Paşa arasında münakaşanın olmadığı gün neredeyse yok gibiydi. Sıkıntının bu raddeye gelmesinde Halk Fırkası mebuslarının payı çok büyüktü çünkü Meclis çatısı altında muhalif sese müsaade etmiyorlardı. En ufak bir başkaldırıyı tehdit ve hırpalamalarla bastırıyorlardı. Halid Paşa’ya kinlenmelerinin en büyük sebebi de söz geçirememelerindendi. “Deli” lakabını boşuna almadığını, kuru tehditlere pabuç bırakmayacağını iyi biliyorlardı. İş Bankası’ndaki yolsuzluğunun ayyuka çıkması üzerine hiç çekinmeden Celal Bayar ile Kel Ali’yi reisicumhura şikâyet etmişti. O da Halid Paşa’yı sinirleri bozuk olduğu gerekçesiyle dinlenmek üzere yurt dışına göndermek istedi. Bunun üzerine Paşa, Halk Partisi’ne muhalif yeni kurulan Terakkiperver Parti’ye girmeye karar verdi. Mustafa Kemal ile arasının bozulmasının sebebi ise bu hadise olmuştur.

“Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Kurucuları”

“Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Amblemi”

“Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Adnan Adıvar, Kazım Karabekir”

Bu hadiseler, sıkıntıyı net olarak ortaya koymaktadır ve meclis adeta patlamaya hazır bir bomba gibidir. Nihayetinde 9 Şubat 1925 Pazartesi günü Elaziz Mebusu Hüseyin Bey ile Halid Paşa arasında bir imza yüzünden patlak veren kavga kötü neticelere sebebiyet verir. Halid Paşa Kabadayılar Grubu arasında kalır ve üstüne çullanarak onu yaralarlar. Bu arada meçhul bir silah Halit Paşa’ya ateş eder ve sol göğüs altından yaralar. Hadisenin diğer bir fecaat durumu ise kimsenin yardım etmemesidir. Etrafa bağırıp yardım isterler, hatta meclis salonunu ayağa kaldırırlar ancak kimsenin kılını kıpırdatmaya niyeti yoktur. Uzun süre o halde kıvranan Halid Paşa’ya sonunda Rüştü Bey (Dadaş Rüştü) yetişir. Paşayı karga tulumba meclisteki bir odaya taşırlar. Bu sırada hadiseyi duran Mustafa Kemal Halid Paşa’nın yanına gelip “Seni Ali Bey mi vurdu?” diye sorar. “Hayır. Kel (Kel Ali lakaplı Ali Çetinkaya) altımdaydı, nasıl vurabilir. Beni i… Rauf (Benli) arkamdan vurdu” der.

“Mustafa Kemal, Geyve Boğazı’ndaki Karaçam’da Kocaeli Grubu Komutanı Halid Paşa’nın birliklerini denetliyor”

Bir müddet sonra vekiller Halid Paşa’nın olduğu kaleme doluşmaya başladı. Herkes meraklı gözlerle bakıyor bir cevap arıyordu. Meclis başkanlığı kabaca şahitleri dinledikten sonra ajanslara ve mebuslara, “Vakıa savcılığa intikal ettirilmiştir ve Halid Paşa’nın sağlık durumunda bir vahamet yoktur” şeklinde izahat yaptı. İşin garip tarafı paşa hastaneye kaldırılmamış, meclis binasında tedavi edilmek istenmiştir. 12 Şubat 1925 Perşembe günü Dr. Orhan Abdi ile Operatör Süreyya Bey meclis binasında Halid Paşa’yı ameliyat ettikten sonra operasyonun başarılı geçtiğini ve Paşa’nın sağlık durumunun iyiye gittiğini bildirirler. Fakat buna rağmen hastaneye kaldırılmaz ve iki gün sonra 14 Şubat 1925 Cumartesi günü hayatını kaybeder. Bu süreçte 5 gün boyunca o odada yattı. Raporda ölüm sebebi olarak zatürre gösterilmektedir. Hâlbuki çok açık bir şekilde bilerek veya bilmeyerek ortaya konulan ihmalden ötürü hayatını kaybetmiştir.

“Birinci Meclis”

“Rize Mebusu Rauf Bey”

Hadisenin sonrası ise çok daha enteresandır. Çünkü Halid Paşa silahı ateşleyenin Rauf Bey olduğunu ısrarla dile getirmesine rağmen, cinayeti Ali Çetinkaya üstlenir. Bu hadise ile alakalı olarak kaynaklarda Rize mebusu Rauf Bey’in, arkadaşı Kel Ali’yi kurtarmak için Halit Paşa’yı vurduğu, fakat suçüstü hallerinde mebus dokunulmazlığı olmadığı için, Kel Ali’nin nefsi müdafaadan faydalanabilmek üzere suçu üzerine aldığı görüşü hâkimdir. Zaten istihbaratçı Feridun Kandemir sağda solda, “Asıl katil Rauf’tu ama Kel Ali arkadaşını kurtarmak için suçu üstüne aldı” demektedir. Çünkü suçüstü hallerinde mebus dokunulmazlığı olmadığı için, Rauf Bey’in ceza alması kaçınılmazdı. Ancak Kel Ali’nin nefsi müdafaadan faydalanabilmek gibi bir ihtimali olduğu için suçu üzerine aldığı iddia edilmektedir. Ayrıca İstanbul’da çıkmakta olan İstiklal Gazetesi de 10 Şubat 1925 tarih ve 72 numaralı sayısında, Halid Paşa’nın kendisini vuranın Rize milletvekili Rauf Bey olduğunu dile getirdiğini yazmıştır. Daha alaka çekici olan ise bu hadiseden kısa bir vakit sonra 3 Mayıs 1925’te, Rauf Bey’in şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmesidir. Bu tarih Halid Paşa’nın vurulmasından 84 gün sonrasına tekabül etmektedir.

“Halid Paşa’nın cinayeti, 19 Şubat 1925 tarihli Resimli Hafta Gazetesi’nin manşetine de konu olmuştu.”

Bazı kaynaklar ise bu cinayetin basit bir kavga neticesinde olmadığını, Halid Paşa’nın net bir şekilde komploya kurban gittiğini belirtmektedir. Açık sözlülüğü sebebiyle çok düşman edinen Halid Paşa’nın ortadan kaldırılması için tertiplendiği ve bu minvalde paşanın tahrik edildiği düşüncesi hâkimdir ve Ali Fuat Bey (Cebesoy) de hatırasında aynı kanaati taşımaktadır. Meselenin İsmetçi – Fethici (İsmet İnönü – Fethi Okyar) ihtilafından kaynaklandığını, hükümetin de Kel Ali ve ekibini kullanarak bu hadisenin tezgâhlandığını söyleyenler de az değildir. Ayrıca Fuat Bey, boğuşma sırasında meclis kapısındaki komiser ve hizmetlilerin ise Kabadayılar Grubu tarafından uzaklaştırıldığını, Rauf Bey’in ise gaza getirilerek, arkadaşını kurtarma bahanesiyle paşanın vurdurulduğunu iddia etmektedir. Kel Ali’nin seçilmesinde ise Paşa ile Trablusgarp cephesinden bu yana ihtilaf içinde olmaları da etkili olmuştur. Bir diğer sebep ise Kabadayılar Grubu’nun Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasına hoş gözle bakmamalarıdır. Her ne kadar Halid Paşa Terakkiperverlerin yanında yer almasa da onlara yakın duruyordu. Bu hadise vuku bulmasaydı belki de o tarafa geçecekti. Bu ihtimal bile Kabadayılar için yeterli bir sebepti.

“Afyon milletvekili Ali Çetinkaya, nam-ı diğer Kel Ali. İstiklâl Mahkemesi reisliği yaparak nice canlar yakmıştır.”

Bu hadise ile ilgili en mühim iddia ise Mustafa Kemal’in en yakın yol arkadaşlarından olan ve aynı zamanda da doktorluğunu yapan Sinop Mebusu Rıza Nur’dan gelmektedir. Halid Paşa’yı Rauf Bey’in vurduğunu söylemekten başka bu hadisenin arkasında Mustafa Kemal’in olduğunu iddia etmektedir. İşte hatıratındaki o satırlar:

“Halid Paşa’yı vurdular. Bir gün sonra ben Ankara’ya gelmiştim. Necmettin Molla’ya hazırlattıkları bir zabıt varakası (tek yaprak kâğıt) ile Kel Ali’yi beraat ettirmişler. Hâlbuki vuran Rauf’tu. İşi tertip eden de Mustafa Kemal. Rauf pek adi mahlûktur. Cahil tulumbacı. Mustafa Kemal onu mebus yaptı. Daima da yanında muhafız olarak bulunduruyordu. Mebustan silahşor, tüfekçi henüz görülmemişti. Bu, Mustafa Kemal’in ortaya çıkarttığı bir şeydir. Mustafa Kemal hep Halid’in kendisine suikast düzenleyeceğinden şüpheleniyordu. Halid Paşa’nın annesi ve kardeşi işi kurcalamak istediyse de, Hakkı Şinasi Paşa tarafından vazgeçmeye ikna edildiler.”

“Mustafa Kemal’in yakın arkadaşı ve doktoru Doktor Rıza Nur”

“Hakkı Şinasi Paşa”

Sonuçta Halid Paşa hayatını kaybetti ve hadise bir oldu bittiye getirilerek ustaca bir şekilde kapatıldı. Halid Paşa, Eyüp’te köşkünün üstündeki kabristana defnedildi. 15-20 sene sonra, yerine evler yapıldığı için kabristan kaldırıldı ve paşanın mezarı da Edirnekapı Şehitliği’ne nakledildi.

Aradan bu kadar zaman geçmesine ve farklı farklı iddialar ortaya atılmasına rağmen tam olarak hadise hiçbir zaman netliğe kavuşmadı. Belki de Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk faili meçhul cinayetlerinden birisi bile olabilir. İşin en acı tarafı ise Halid Paşa’nın öyle veya böyle hayatının son bulmasına sebep olan kişi, cezalandırılmayı bırakın kısa bir süre sonra İstiklal Mahkemesi Başkanlığı ile ödüllendirildi.

Bu hadise ilk değildi son da olmadı. Ancak bunun gibi kayda değer iki şüpheli cinayet daha vardır. Biri mebus seçildiği halde daha meclise ulaşmadan yolda öldürülen Trabzon Mebusu İzzet Bey cinayeti, ikincisi ise meclisteki görevi devam ederken öldürülen, yine Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey cinayetidir. İzzet Bey’in cinayeti hiç aydınlatılamazken, Ali Şükrü Bey’in katledilmesinde muhtemel kişilerin içinde ise Topal Osman Ağa ve Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanlığı yapan General İsmail Hakkı Tekçe’nin isimleri geçmektedir.

“Trabzon Mebusu İzzet Bey”

“Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey”

“Topal Osman Ağa”

“Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı General İsmail Hakkı Tekçe”

TARİH : OSMANLI BELGELERINDE MOSTAR KÖPRÜSÜ


OSMANLI BELGELERINDE MOSTAR KPRS.pdf

TARİH : İstanbul’un 100 Denizcisi


stanbul’un 100 Denizcisi.pdf

KARA & DENİZ & HAVA & ULAŞIM DOSYASI : Türk Denizcilik Tarihi, vol. 1


DÖKÜMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

GÜNDEM ANALİZİ : NEYİN NE OLDUĞUNU BİLELİM, ONA GÖRE KONUŞALIM


BİLELİM

Bir ülkenin parası değer kaybediyorsa o ülkede şu iki şey var demektir:

1) Siyasi iktidarsızlık

2) İktisadi bozukluk

Bu iki gelişmede şu iki şeyi doğurur:

1) Güvensizlik

2) İtibarsızlık

Bu ikilemlerde tehlikeli iki şeyi tetikler:

1) Sosyal kargaşa

2) Siyasi çatışma (İç-Dış)

Bunlardan kurtulmanın yolu da iki şeyle olabilir:

1) İsraftan kaçınıp, sosyal dayanışma

2) Siyasi erkin değişmesi veya sanal olmadan gerçek anlamda erkin güven tazelemesi.

YILMAZ KARAHAN

www.yenidenergenekon.com

KUTLAMA MESAJI : 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ TÜM HANIMLARIMIZA KU TLU OLSUN !!! (SLAYT SHOW)


8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ TÜM HANIMLARIMIZA KUTLU OLSUN !!!

SLAYT SHOW’U İZLEMENİZ ÖNERİLİR. BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

TARİH /// XVI. Yüzyılda Kızıldeniz’de Osmanlı-Portekiz Mücadelesi : Süveys, Cidde ve Muha Deniz Üsleri


DÖKÜMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.