MK ULTRA PROJESİ : ZİNDAN ADASI, MK ULTRA VE NAZİ DOKTORLAR


ZİNDAN ADASI, MK ULTRA VE NAZİ DOKTORLAR

Kaynak : http://tylerdrdn.blogspot.com.tr/2012/06/zindan-adasi-ve-mk-ultra.html

Filmin sonunu anlamamak gayet normalken, filmin verdiği mesajı anlamamak embesillik bence hacı. Çünkü film birçok ipucu vermiş sana, ”al bunları sen birleştir hacı ” diyor.

Ama tabi etrafımız koyunlarla kaplı olduğu için, filmin sadece sanat yönüyle ilgilenenler mevcut. Onlar sadece kim nasıl oynamış, sevişme sahneleri gerçekçi mi gibi şeylere dikkat ediyorlar, bizzat gördüm, yaşadım..

Ulan sanane adamın filmde kadını gerçekten öpüp öpmediğinden, sanane ağlarken soğan doğrayıp doğramadığından lan, sanane. Bu herifler milyon dolarlar harcayıp, sana bir mesaj veriyorlar filmde, milyon dolarlık bir mesaj… Ama sen güdümlük koyun sadece çıplak sahnelere yoğunlaşıyorsun, ”abü kız at gibüydü yaa hıhahahaha :):):)” gibi yorumlardan başka hiçbir farklı görüş bildiremiyorsun film hakkında..

” Titanic, finalde batıyo, amaaan ne biçim film ” mantığıyla film seyredilmez olum.

Özellikle bu gibi filmler, kesinlikle ”sadece film yapalım, iki tane de sevişme sahnesi koyduk mu, gelsin para” zihniyetiyle yapılmıyor. Adam çok güzel bir kurguyla çıkıyor senin karşına, ama o kurgunun altında çok açık bir mesaj vermek istiyor. Embesiller anlamıyor o ayrı..

Biraz uzun ve dolambaçlı bir yazı olacak bu. Fakat bu da yine oldukça önemli bağlantıların bulunduğu bir yazı olacak hacu. Şimdi sizlere bir filmin nasıl bu kadar güzel bir şekilde bu kadar çok olaya birden atıfta bulunduğunu belgelerle kanıtlayacam.

Bakınız film,

Diye, özellikle vurgulanarak başlıyor. 1950 ‘li yıllarda olduğunu bilmemizi özellikle istiyorlar. Yani 50 yıl kadar öncenin hikayesi diyorlar gözümüze soka soka. Eyvallah. Şu ana kadar tamam..

Ondan sonrasını, izlemeyenler için bi özet geçecem.

Bu gördüğünüz yazıyla başlıyor film.

Ve,
DiCaprio bir FBI ajanıdır,

ve Boston Harbor Adaları’ nda, bir akıl hastanesi ve tutuklu evinde gerçekleşmiş olan bir firar vakasına atanır. Burası sadece deli suçluların bulunduğu bir hapishanedir. Yani anlayacağın, hem akıl hastanesi, hem hapishane hacı. Eğer bir deli suç işlerse, kendini orada buluyor. Hem akıl hastanesindeki yöntemler uygulanıyor, hem de hapishanedeki sıkı kurallar ve zindanlar mevcut.

Ashecliff akıl hastanesi ve hapishanesi

DiCaprio aslında bu davaya bizzat atanmak ister ve başarılı olur. Yanına da bir ortak verilir, fakat bu ortaktan feribotta haberi olur DiCaprio abimizin.

Davaya atanmak istemesinin nedeni ise, Ashecliff’ te yasa dışı olaylar olduğunu düşünmesidir.

Ne tür yasa dışı olaylar peki?

Bakın size filmdeki konuşmalarla anlatayım bunu ;

(konuşmaları aynen yazıya geçiriyorum, virgülüne dokanmadan)

– Ladies ortadan kaybolunca, Ashecliff ile ilgili araştırma yapmaya başladım. Burayı pek çok kişi biliyor ama, kimse konuşmak istemiyor. Yani sanki bir şeyden korkuyorlar. Buranın özel bir ödenekle kurulduğunu biliyor muydun, Amerika’ ya ihaneti soruşturma komitesi ödeneğiyle.

– Öyle mi, peki Boston Harbor’ da bir adadan komünistlerle nasıl savaşıyoruz?

(Amerika’ya ihanet dedikleri olay, o yıllarda bildiğiniz üzere ABD ve Sovyetler arasında bir soğuk savaş vardı ve Sovyet dayılar da komünistti. Bu yüzden onlarca komünistliğe karşı komite falan kuruldu)

– Beyinle ilgili deneyler yaparak. En azından öyle tahmin ediyorum.

– Burada yapıldığını mı düşünüyorsun?

– Dediğim gibi, kimse konuşmuyordu tamam mı, ta ki burada hasta olan birini bulana kadar. Adamın adı George Noise. Üniversteli bir çocuk, bir sosyalist. Bir psikoloji araştırması için para teklif edilmiş, neyi test ettiklerini tahmin et.

– Diş macunu…

– Her yerde ejderhalar görmeye başlamış. Neredeyse profesörünü dayaktan öldürecekmiş. Sonra Ashecliff ‘ e gönderilmiş, C bölümüne… Bir yıl sonra bırakmışlar. Ve ne yapmış biliyor musun, iki hafta sonra bir bara girmiş, üç kişiyi bıçaklayarak öldürmüş. Avukatı deli olduğunu iddia etmiş, ama Noise mahkeme salonunda ayağa kalkmış ve hakime elektrikli sandalye için yalvarmış, akıl hastanesine asla gitmem demiş. Hakim ona Dethum Cezaevi’ nde müebbet vermiş.

– Ve sen de onu buldun?

– Evet onu buldum. Adam berbat bir halde. Ama anlattıklarına bakılırsa, burada insanlar üzerinde deneyler yapılıyor.

– Bilmiyorum patron. Deli birine nasıl inanabilirsin ki?

– İşin güzel tarafı bu ya, delilerden harika kobay olur, konuşsalar bile kimse kulak asmaz.. Dakao’ da bulundum, insanların birbirlerine neler yapabileceğini gördük değil mi.. Onları durdurmak için savaşa girdik ama, bizim topraklarımızda da öyle insanlar olabileceğini öğreniyorum. Hayır…

– Peki buraya ne yapmaya geldin Ted?

– Kanıtı bulacağım, döneceğim ve buranın foyasını meydana çıkaracağım. Hepsi bu..

– Bir dakika. Ashecliff ile ilgili sorular sorup, buraya gelmek için fırsat kolluyordun ve birden sana mı ihtiyaç duyuldu?

– Evet, ben, şanslıydım. Bir hasta kaçtı ve mükemmel bir malzemeydi..

– Hayır, hayır patron, şans öyle birşey değil.. Dünyada işler böyle yürümüyor. Bir lağım tesisinin etrafında elektrikli teller var, C bölümü bir iç savaş kalesinin içinde SS ile bağları bulunan bir genelkurmay başkanı, komünist ödeneği, tanrı aşkına burayla ilgili herşey hükumet operasyonu kokuyor. Ya buraya gelmeni onlar istediyse?

– Saçmalık!

– Sorular soruyordun.
– Saçmalık!
– Buraya Rachel Solando için geldin ama onun var olduğuna dair bile hiçbir kanıt yok.

– Bu vakıaya atanacağımı bilmeleri mümkün değil. İmkansız.

– Ya sen onları soruştururken onlar da seni soruşturduysa? Belki de sahte bir firar ayarlayıp seni buraya getirdiler ve işte ellerindesin. İkimiz de burada ellerindeyiz!

Sanırım ne tür yasadışı olay olduğunu anladınız gadasını aldıklarım. Anlamayan öküz başlı antiloplar falan varsa hemen gidip mutfaktan bir bıçak alsınlar ve harakiri yapsınlar anasını satayım.

İşte film tamamen bu konu üzerine ciğerler. Yani Amerika’ da deliler üzerinde beyin deneyleri yapıyorlarmış ve onları topluma bırakıp, deneyin işe yarayıp yaramadığını test ediyorlarmış. Delilere kimse inanmayacağı için de bu işi tereyağından kıl çekercesine kolay hallediyor ve gizliliklerini koruyorlarmış. Bence her bir noktası çok mantıklı..

Peki, şimdi gelelim asıl anlatmak istediğim konuya. Filmin başındaki resmi hatırladınız di mi ; ” Boston Harbor Adaları, 1954 ” diyordu bize, ve ben de size ” özellikle 1950′ li yıllarda yapıldığını gözümüze sokuyorlar ciğerler” dediydim.

Şimdi konumuza şöyle değişik renkler katarak devam edelim conconlar ;

Size şöyle birşey göstereyim ;

MK Ultra Projesi

MK Ultra ‘nın açılımı ise ;

Manufacturing Killers Utilizing Lethal Tradecraft Requiring Assasination

Bu MK Ultra hakkında bir sürü yazı var, önce onları paylaşmak istiyorum, isterseniz daha ayrıntılı bilgi için göz atarsınız ;

1. http://zihinkontrol.blogcu.com/mkultra-yontemi/2162157

2. http://www.mindspring.com/~txporter/sec3.htm

3. http://zihinkontrol.blogcu.com/amac-beyin-kontrolu/1678253

4. http://www.nasname.com/Yazarlar/cakbay/3108.html

5. http://michael-robinett.com/declass/c000.htm (Bakın bu sayfa CIA ‘in hükumete sunduğu resmi sayfalar. Orjinallerin fotoları çekilmiş ve sayfaya aktarılmış, yalnız bu da İngilizce gerektirir)

6. http://www.sevgiadasi.com/ml-ultra-zihin-kontorolu-deneyi-projesi-nedir/

7. http://www.haberegider.com/zihinkontrolu.php

8. http://www.lostforum.gen.tr/index.php?topic=6328.0;wap2

9. http://www.bilgiyuvasi.com/mk-ultra-beyin-yikama-%C2%AB-cia-operasyonlari

10. http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=15004.0

Bakın yine anlatacaklarımı sallamadığımı zat-ı alinize göstermek suretiyle birçok yazı gösterdim, umarım memnun-u ayan olmuşsunuzdur efenim hehe.

Olaya şöyle bir kafa atalım ciğersiz, filmimiz bize en başta ne demişti ; 1954, tamam. Peki sizlere gösterdiğim vikipedi sayfasında MK Ultra projesinin ne zaman başladığı yazıyordu ;

1950. Hmmm, tesadüfe bak hacu yaaa..

Film bize vermek istediği mesajı aslında en başta verdi bile, o tarihi özellikle gözümüze soktular ki, geri kalan bölümlerde anlatacakları olayları bir yere bağlayabilelim hacı. İzlemeyenler için filmin hangi konu üzerinde döndüğünü anlattım zaten.

Akıl hastanesindeki hastalar üzerinde beyin deneyleri yapılıyor, ve bu deneyler bizzat hükumet tarafından destekleniyor. Deneye tabi tutulan kobaylar, toplum içinde test ediliyorlar. Film zaten bunun üzerine kurulu bir senaryoya sahip.

Şimdi bizlere gösterilen bu senaryo ile MK Ultra arasındaki ”tesadüfi” benzerliklere bir bakalım.

MK Ultra hakkında bir çok araştırma yazısı verdim zaten, oralardan ayrıntılı olarak görebilirsiniz bu projeyi. Ben de kendi kafamda kaldığı kadarıyla,ufak bir girizgah maiyetinde özet geçecem ;

CIA, kurulduktan kısa süre sonra insan beynine müdahale konusunda oldukça derin araştırmalar yapmış. İnsanların zihinlerine girme ve onları kontrol etmeye çalışmış ve bu projeye MK Ultra adı verilmiş.

Bu zihin kontrol deneyleri aslında daha öncesine dayanır, Naziler’e..

Naziler, Dünya Savaşlarında işgal ettikleri yerlerde, insanlar üzerinde beyin deneyleri yapmaya başlar. İnsanların beyinlerini açıp, çeşitli yerlerine dokunarak görme, duyma, tat alma gibi yerleri belirmeye çalışmışlardır. Ve başarılı da olmuşlardır haa. Tıp konusunda acayip ileri gitmiş bu gavatlar. İnsan beyniyle ilgili harika buluşlar falan yapmışlar, tabi kötü anlamda, Naziler insanlığın iyiliği adına çalışacak değiller ya anasını satayım.

Yapılan deneylerden sonra, bu insanları savaşlarda kullanmaya başlamışlar. Beyindeki acı hissetme bölgesini bir şekilde köreltip insanların acı hislerini oldukça aza indirmişler ve savaşlarda kullanmışlar. Bu acı hissetmeme hakkında baya da film var zaten, örneğin Jet Li ‘ nin Kara Maske filmi tamamen bu konu hakkında yapılmış, biraz eski ama güzel filmdir hacı, tavsiye ederim.

Ahan da film afişi panpa

Bu beyin deneyleri o kadar ilerletilmiş ki, Nazi askerlerinin sırf beyin deneyine tabi tutulmuş askeri timleri bile varmış anasını satayım. Adamlar über mal yani.

Naziler genetikle acayip uğraşmışlar, özel eğitilmiş ve sınırsız yetkilere sahip doktorları varmış. Bu doktorlar her yerden ve her türden insan üzerinde, rızaları alınmaksızın deneylere tabi tutmuş. Bu konuyu da biraz araştırdım, öyle sapıkça şeylerle karşılaştım ki inanamazsınız.

Göz rengini değiştirmek için, insanların gözüne mavi ve yeşil mürekkepler enjekte etmek, insanları çırılçıplak buzlu suda ve sıfırın altındaki havada bekletip, soğuğa dayanaklı mı diye bakmak, insanların kafataslarını açarak beynin işlevlerini öğrenmek, çocukları hadım etmek, zehirleri insanlarda denemek ve daha birçok canice, sapıkça ve gavatça deney yapmışlar.

Bu deneyler sonucunda yaklaşık 6.000.000 insanın öldüğü söyleniyor.

Bizim şu sözde soykırımda 500.000 Ermeni falan ölmüşmüş, ulan o öldüğü söylenilen heriflerin yarısından fazlası şuan Doğu Anadolu’ da hala kıçlarını gere gere yaşıyor anasını satayım, ve şu kadar insanın ölmesi tüm dünyada çok geniş yankı buluyor, Fransız itler yasa falan çıkarıyor, ama bu Nazi gavatları soykırımın atasını yapmalarına rağmen, hiç kimseden çıt çıkmıyor. Bugün kimse Almanlara soykırımcı gibi yaftalar yapıştıramıyor nedense..

Bilmiyorum, çok ilginç olaylar bunlar.

Naziler bu iş hakkında bu kadar ileri gitmişken, Amarika abi öle melül melül bakar mı… Hemen el atmışlar olaya. Bu beyin deneyi yapan doktor grubunu bulmuş ve yargılamaya başlamış, bakınız kanıt ; Doktorlar Davası

Davada tam 20 tane doktor yargılanmış. İnsanlar üzerinde deney yaptıkları için suçlanmışlar. Bazıları ölüme mahkum edilmiş, bazıları da ömür boyu hapse. Fakat, aralarında yurt dışına kaçan ve asla yakalanamayan bir doktor var ki, tam bir ……

Adamın adı Josef Mengele, beyin deneyleri konusunda oldukça yetkili bir herifmiş, canilik ötesi birçok deney yapmış bu herif.

Bu itin marifetleri aşağıda ikamet etmekte hacu, daha fazla küfür etmek için bakabülüsün ;

1. http://tr.wikipedia.org/wiki/Josef_Mengele

2. http://www.cnnturk.com/2008/yasam/diger/05/24/tarihte.bugun.24.mayis/462491.0/index.html

3. http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/297354.asp

4. http://www.ushmm.org/wlc/tr/article.php?ModuleId=10005168

5. http://www.mengele.dk/

6. http://korkusitesi.com/korku-genel/kriminal/seri-katiller/dr-joseph-mengele

7. http://wotakincilar.com/forum/dr-josef-mengele-nami-diger-olum-melegi-t361.0.html

8. http://natgeotv.com/tr/nazi-ikizlerinin-esrari/hakkinda

9. http://www.sacitaslan.com/yasam-bu-iddia-cok-konusulur_17638.html ( bu ilginç)

Bu gavattan sonra gelelim Albert Hofmann ‘a.

Albert Hofmann

Bu gudubet dayımız da yine zihin kontrolü için çalışmalar yapmakla geçirmiş hayatını. Kırlarda geziye çıkıp, nerede insanı manyaklaştıran bir bitki bulabilirim diye araştırmalar yapıyormuş, bu da ayrı bir mal yani.

Ve o kır gezilerinden birinde, sonunda aradığı bitkiyi bulmuş ; Çavdar Mahmuzu

Bu mantar türü ile de LSD adında bir ilaç yapmış. Aslında bu zihin kontrol araştırmalarının bir dönüm noktasıdır bu ilaç. Çünkü bu ilaçtan bir damla alan adam ejderhalar, kelebekler, dinazorlar falan görmeye başlar, halüsinasyon yaratıcı bir ilaçtır.

Örneğin Albert Hofmann ilacı önce kendisi üzerinde denemiş, ve bakın neler söylemiş ;

” Önümdeki her şey dalgalanıyordu, her şey içbükey bir aynadan yansıyan bozuk görüntülere dönüşüyordu. Sanki olduğum yerde pedal çeviriyor, bir türlü yol alamıyordum."37 yaşındaki kimyager Hofmann o gün, tarihin ilk LSD tribini yaşıyordu. Evine ulaştığında öleceğini zannetti. Oda çevresinde fırıldak gibi dönüyor, duvarlar zıplıyordu. Aşina nesneler tuhaf, korkunç biçimler almaya başlamıştı. Eşyalar sürekli hareket ediyor, garip oyunlar oynuyordu.Sanki önümde yepyeni bir hayat uzanıyordu, sanki dünya yeniden yaratılmıştı"

Daha sonra MK Ultra projesi için kullanılmış ;

1947’de CIA’in MKULTRA-LSD adını verdiği bir projeyle silah silahı olarak kullanılıp kullanılmayacağı araştırıldı. Bunun için LSD CIA eliyle halka dağıtıldı. Çiçek Çocuklar denilen 68 kuşağının ilk etapta yasal olarak kullandığı bir halüsinojendi. Gece Yarısı Operasyonu ile CIA LSD’yi fahişelere vererek deneyler yaptı…

Bakınız, çocuklara yani gençlere uygulanmış..

Şimdi ciğersizler, artık konuların hepsini birbirine bağlayalım;

Filmde geçen ve yukarıda verdiğim diyalogta bir gence, haberi olmadan ve rızası alınmadan bir ilaç verildiğini söylemişti DiCaprio abimiz. Ve ilacı içtikten sonra her yerde ejderhalar görmeye başlamıştı, yani halüsinasyon. Ve ne tesadüftür ki, LSD denilen ilaç da aynı şekilde gençlere haberleri ve rızaları alınmaksızın verilmiş.

LSD hakkında şurası çok önemli ciğersizler, ve filmle de birebir örtüşen bir açıklama ;

Halüsinojenler içerisinde en kuvvetli olandır. Algılama yapısını tamamen değiştirir ve kullanan kişiyi başka bir dünya’ya (hayaller alemine) yollar. LSD etki sürecince, kişiyi gerçek dünya’dan soyutlar. LSD, beyin üstünde çok güçlü bir etkiye sahiptir. Kullanan kişinin ruh haline göre etki eder. Çok mutlu olan biri LSD kullandığında cennete gittiğini bile görebilmektedir. Ama mutsuz olan kişileri iyi olmayan bir hayaller alemine götürür. LSD, kuşlarla beraber havada uçmak, uzay yolculuğu yapmak gibi, kişi için imkansız olanakları birebir gerçekmiş gibi yaşatır. LSD kullanan kişi, hayatında önemli bir yeri olmuş olan insanları da tekrar görebilir, onlarla iletişim kurabilir. LSD etkisinde kişi, genellikle etkilendiği konular üzerine hayaller görür. Çevresinde ki nesneler de dahil, bu hayallere göre şekillenir. Her şey kişinin hayal kurmasına bağlıdır. LSD, bilinçaltında olan, eskiden yaşanmış olayları tekrar yaşa manıza/görmenize bile sebep olabilir. LSD etkisinde olan biri her türlü nesneyle iletişim kurabilir ve o nesnelerin onla diyaloğa girdiğini işitebilir.

Yani bu ilacı kullanan kişi tamamen bir hayal dünyasına göç ediyor. Filmdeki diyalogta da Dicaprio, aynen de bundan bahsetmişti. Ve bu işin bizzat devlet destekli olduğunu vurgulamıştı. Sanırım buraya kadar anlamayan bir embesil yoktur.

DiCaprio feribotla Zindan Adası’ na gelirken, cebinde sigaralarını bulamaz ve ortağı ikram eder. Film boyunca sigarayı ortağı verir. Ve adaya vardıklarında DiCaprio ölen karısı ve askerlik dönemleri hakkında çok gerçekçi rüyalar görmeye başlar. Uyanıkken bile karısını ve toplama kamplarındaki çocukları görebilir. Yani halüsinasyon görmeye başlıyor adada. Ve nedense bu halüsinasyonlar ortağının sigaralarını içmeye başladığında ortaya çıkıyor.

Yani birileri DiCaprio’ ya gizlice LSD veriyor olabilir mi…?

George Noise

George Noise ” karın öldü unut onu. O senin beyninle oynuyor! ” diyor…

Yani bunun bir halüsinasyon olduğunu…

Bu yüzden,

LSD ‘nin şu kısmına tekrar dikkatinizi çekecem ciğersizler ;

LSD kullanan kişi, hayatında önemli bir yeri olmuş olan insanları da tekrar görebilir, onlarla iletişim kurabilir

Hmmm, tesadüfe bak hacu yaa. Hayatında önemli yeri olmuş insanları tekrar görebilirmiş, vay anassınaaaaa…

Ve bir de ;

LSD etkisinde kişi, genellikle etkilendiği konular üzerine hayaller görür.

denilmiş. DiCapiro abimiz de filmde eski bir askerdi ve toplama kamplarında birçok kişiyi öldürmüş ve bunun oldukça etkisinde kalmıştı.

İlginç olaylar bunlar.

Son olarak şu diyaloğu alacam filmden, ki bu da önemli ;

– Sen acının vücuda nasıl girdiğini biliyor musun şerif?

– Nerenin acıdığına bağlı.

– Hayır, teninle hiçbir ilgisi yok. Acıyı beyin kontrol eder. Beyin korkuyu, empatiyi, uykuyu, öfkeyi, açlığı, herşeyi kontrol eder. Ya sen onu kontrol edebilseydin?

– Yani beyni mi?

– Bir adamı acı hissetmemesi için yeniden yaratırdın, veya aşkı, ya da sempatiyi.. İtiraf edecek anıları olmadığı için sorguya çekemeyeceğin bir adam..

– Bir adamın tüm anılarını asla silemezsin, asla.

– Şerif, Kuzey Koreliler beyin yıkama deneylerinde Amerikan savaş esirlerini kullandı, askerleri hainlere dönüştürdüler, burada yaptıkları da bu. Dünyaya yayılıp, aklı başında insanların asla yapmayacakları şeyleri yapacak hayaletler yaratıyorlar.

– Böyle bir bilgiye, böyle bir beceriye sahip olmak yıllar alır.

– Yıllar süren araştırmalar, kobay olarak kullanılacak yüzlerce hasta… Bundan ”50” yıl sonra, insanlar geçmişe bakıp, herşeyin burada, bu yerde başladığını söyleyecek. Naziler yahudileri kullandı, Sovyetler kendi budaklarındaki esirleri, ve biz kullandık, Zindan Adası ‘nda…

Bu diyalog, biraz önce anlattığım konuyu özet geçmiş. Birebir aynı senaryo… Şimdi bir de şu LSD hakkında, söylediklerimi doğrulayacak bir diyalog var onunla devam edelim ciğersizler ;

– Hiç üzücü bir olay yaşadın mı şerif?

– Evet. Ama neden? Bu önemli mi?

– Çünkü geçmişindeki bir olayı işaret edip, aklını kaybettiğini söyleyeceklerdir. Böylece seni buraya aldıklarında arkadaşların ve meslektaşların diyecek ki ; ”tabiki, delirdi. Yaşadıklarından sonra kim delirmez ki? ”

– Başın nasıl? Tuhaf rüyalar görüyor musun? Uyuyabiliyor musun? Baş ağrıları?

– Benim migrenim tutuyor evet.

– Tanrım! Hap falan almadın değil mi şerif? Asprin bile olsa?

– Asprin almıştım.

– Tanrım! Kafetaryadki yemeği yiyip, verdikleri kahveyi içtin mi yani? En azından kendi sigaralarından içtiğini söyle! ?

– Bana o deniz fenerinde ne olduğunu söyle.

– Beyin ameliyatı. Kafatasını açalım bakalım, bunu çekince ne olacak tarzı. Nazilerden öğrendik tarzı… Hayaletleri orada yaratıyorlar.

Evet, konuyu anlamak adına son diyalogtu bu. Filmde verilen tüm bilgiler, tüm tarihler ve örnekler gerçeklerle birebir örtüşmekte. MK Ultra projesi zaten tüm dünya tarafından bilinen bir projeydi zamanında, fakat yıllar sonra Amerika bu projeyi artık durdurduğunu söyledi. Fakat gelin görün ki bu proje hala hayattadır, zaten Amerika ‘nın sırf insan haklarına aykırı diye bir projeyi bitireceğini falan düşünmüyorsunuz di mi?

Bu anasını sattığımın Amerika ‘ sı o kadar da iyi niyet kredisi barındıran bir ülke değil şahsen.. Adamlar ülke adına kullanabilecekleri her türlü yola başvururlar, ama iyi ama kötü.. Onlar için tek önemli olan şey menfaattir.

Zindan Adası filmi de, ” bakın bu adamlar bu işleri bitirmedi olom, ayık olun dikkat edin” diye bir mesaj veriyor. Bundan 50 yıl sonra demişti yukarıdaki kadın, yani günümüzü kastetmişti. Bunu yazan adamın bu diyaloğu kurdurmasının sebebi ne sizce gadasını aldıklarım?

Tabiki günümüzde bu işin ne kadar ileri gittiğini anlatmak için. Laf olsun torba dolsun diye söylenmez heralde o kadar laf. Verilmez o kadar ipucu. Milyon dolarlık filmler öle saçma şeylerin bir arada bulunmasından oluşan görüntü ve diyalog topluluğu değil anasını satayım.

Fakat işin sadece sanat tarafıyla ilgilenir bazı öküzler. O öküzlerden olmamanız ve gördüğünüz he rşeyi sorgulayabilmeniz dileğiyle, hadi eyvallah ciğerler…

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: