ERMENİ SORUNU DOSYASI : ERMENİ DİASPORASI ÖNCE “26 ŞUBAT HOCALI KATLİAMLARI”NIN HESABINI VERMELİ


ERMENİ DİASPORASI ÖNCE “26 ŞUBAT HOCALI KATLİAMLARI”NIN HESABINI VERMELİ

“ Hocalı’da Ermenilerin katliam yaptıkları bölgeyi gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet gördüklerini şöyle anlatıyor: Pek çok savaş gördüm, hikâyesini dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı’daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmadı."

Hulusi ŞENEL

24 Nisan ayı yaklaşıyor. Bilindiği üzere Nisan’ın 24’ü Ermeni Diasporasının kaşındığı gündür. Kendilerinin geçmişte Anadolu’da ve dün diyeceğimiz tarihte Azerbaycan Hocalı’da işledikleri cinayetleri, katliamları gözardı ederek Türkleri soykırım yapmakla suçlamaktalar.

Ermeni Diasporası bu suçlama ile 3-T denilen TANIMA, TAZMİNAT ve TOPRAK talebini yineliyerek sözde soykırım yalannını temcit pilavı gibi Türkiye’nin önüne koymakta. 100 yıldır süren bu soykırım iddialarını yalnız Türk bilimadamları ve tarihçiler değil, Amerikalı, İngiliz ve Rus meslektaşlarıda yalanlıyor ama Diaspora üyeleri bu yalanla geçimlerini sağladıkları için yalanlarından vaz geçmiyorlar.

Ermenistan ve bazı Türk-Türkiye düşmanı güçler tarafından desteklenerek güçlü bir lobi oluşturan Ermeni Diasporası, ne yazık ki Türkiye’nin yetersiz politikası nedeniyle susturulamıyor ve Diaspora meydanı boş bulunca bir takım ülkelerde soykırım yalanını gerçekmiş gibi kabul ettirebiliyor.

Türk kökenli Alman Yeşiller Partisi eş başkanı Cem Özdemir ve diğerleri ile sözde yazar Orhan Pamuk Diasporaya destek vermekteler. Alman Parlamentosundaki Türk kökenliler Türklerin Ermenilere, Asurilere-Süryanilere, Yezidilere ve Pontus Rumlarına soykırım yaptıklarını iddia etmekteler.

PEKİ ERMENİ LOBİLERİ TÜRKİYE’DEN NE İSTİYOR?

Resurection (Tekrar canlanmak):

Ermeni militanlar, 1973’te ASALA terörünü başlattı ve Amerika dahil dünyanın çeşitli ülkelerinde pek çok Türk diplomatı şehit etti. Militanlar bu kampanya ile, Ermeni milliyetçiliğini “tekrar canlandırma” yı amaçladılar.

Recognition (Tanınma):

Dünyanın “Ermeni soykırımı” iddiasını bir “gerçek” olarak tanımasını sağlamak.

Restitution (Tazminat):

Maddî-manevî kayıpları için Türkiye’ye özür diletmek ve tazminat ödetmek.

Repatriation- toprak:

Doğu Anadolu üzerinde toprak talepleri.

Amerika’da, Yahudi lobisinden sonraki ikinci en büyük lobi Ermenilere ait olduğu biliniyor. Ama Ermeniler Amerikan yönetimine ve Birleşmiş Milletler Teşkilatına soykırım yalanını kabul ettiremedi.

Birleşmiş Milletler, “1915 olaylarının “soykırım” olarak adlandırılması için hukuki karar gerekiyor” açıklamasında bulunurken bu defa Avrupa Parlamentosu ‘soykırım’ iddialarını parlamentodan geçirdi. Avrupa Birliği ise ‘trajedi’ olarak kabul ediyor.

ERMENİLERİN HOCALI KATLİAMLARI UNUTULMAMALI

26 Şubat tarihi, Azerbaycanlı kardeşlerimiz için acı bir gündür. O tarihte Ermeniler Hocalı’da Azeri kardeşlerimize yaptıkları insanlık dışı cinayetler/katliamlar unutulamaz. Türkleri soykırım yapmakla suçlayanlarda biraz Tanrı-Allah korkusu, biraz ahlâk, biraz vicdan, birazda insan sevgisi olsa başkalarını soykırım-katliam yapmakla suçlarken kendi geçmişlerinede bakarak konuşmalılar.

Amerika kıtasında Kızılderililere, Afrika kıtasında zencilere, Cezayirlilere, Avustralya kıtasında Aborojinlere, Avrupa’da Yahudilere, Azerbaycan’da Azerilere katliam yapanlar gerçeklere dayanmayan bilgilerle biz Türkleri soykırım yapmakla suçlayamazlar.

Ermeniler 100 yıl önce Türkleri soykırım yapmakla suçlarlarken, dün diyeceğimiz tarihte yani 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan-Hocalı’da katlettikleri insanları, işledikleri cinayetleri nasıl görmemezlikten, bilmemezlikten geliyorlar şaşılacak bir şey.. Ve bu Ermeni katiller 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbeycan’ın Karabağ bölgesinde, çoğu kadın, çocuk ve yaşlı olmak üzere binlerce sivili acımasızca öldürdüler-katlettiler daha doğrusu soykırım yaptılar.

Bilindiği üzere vahşet 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece yarısı güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetlerinin Sovyetlerin desteği ile Hocalı’ya saldırmasıyla başladı. Ermeniler işgal ettikleri Hocalı’da öyle vahşi katliamlar yaptılar ki, hamile kadının karnını yarak bebeğini çıkarıp kadının kucağına attılar. Yaşlı, kadın, çocuk demeden insanların canlı canlı kafa derilerini yüzdüler, Hızar makinelerinde kol ve bacaklarını kestiler..

Görenlerin anlatılarına göre, katliam sırasında ellerini bir ağaca arkadan bağladıkları hamile bir kadının önüne geçen iki Ermeni, yazı tura atarak bu kadına nasıl işkence yaparak öldüreceklerini kararlaştırırlar. Doğum yapmasına çok az bir zaman kalan kadına Ermenilerden biri tüfeğindeki kasatura ile hamile kadının karnını yarıp çocuğu çıkartır. Öbür Ermeni’de kasaturasını kadının göğsüne saplar.Bir başka yerde ise bu vahşi katiller kestikleri iki Azeri kadının başlarını kale direği, bir çocuğun kestikleri başını kesip beze sararak top yaparak futbol oynarlar.

Vahşet sonrası Hocalı’da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet gördüklerini bakın nasıl anlatıyor:

" Pek çok savaş gördüm, hikâyesini dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim, ama Hocalı’daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmadı.."

Bu katliamların emrini veren ise o tarihte askeri birliklerin başında komutan olan bugünkü Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan’dır. Koçaryan yaptığı cinayetler, katliamlar sonunda 20 Mart 1996’da Ermenistana Başbakanı, 30 Mart 1998 yılında da Devlet Başkanı olur.

BAKIN ERMENİ DOKTOR YAPTIĞI İŞKENCEDEN NASIL ZEVK ALIYORMUŞ!

Katliamların içinde yer alan Dr. Zori BalayanRuhumuzun Canlanması “ adlı kitabında o dönemde Azerbaycan Türklerine karşı işlenmiş olan soykırım suçundan övünçle şöyle bahsediyor:

Biz arkadaşımız Haçatur’la ele geçirdiğimiz bir eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırış çağırışları çok duyulmasın diye, Haçatur çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu. Daha sonra bu 13 yaşındaki çocuğun başından, sinesinden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü.

İlk mesleğim hekimlik olduğuna göre, Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Haçatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim.

Ertesi gün biz kiliseye giderek 1915’te ölenlerimiz ve ruhumuzun dün gördüğü kirden temizlenmesi için dua ettik. Ancak biz Hocalı’yı ve vatanımızın bir parçasını işgal eden 30 bin kişilik pislikten temizlemeyi başardık.”

Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli uzuvlarının kesildiği görülmüştür.

ERMENİ VAHŞETLERİNİ BİRDE K. KARABEKİR PAŞA’DAN DİNLEYELİM

Ermenilerin Anadoluda isyanları sırasında ne kadar cani ve gaddar olduklarını birde Kazım Karabekir Paşa’dan öğrenelim. Kazım Karabekir Paşa Erzincan ve Erzurum’da gördüğü Ermenilerin insanlık dışı vahşet ve gaddarlığı anlatıyor;

“ 14 Şubat’ta Erzincan’ı aldık. Ermeniler pek az karşı koydular. Güzel yapılar ve kışlalar yakılmıştı. Bazılarını içini insanlarla doldurup yakmışlardı. İçi cesetlerle dolu kuyular çoktu. Müfrezem 22 Şubat’ta Mamahatun’u (Tercan) işgal etti. Burada sağ kalan kimse bulunamadı. Ermeniler bütün ahalisini öldürüp büyük çukura doldurmuşlardı.

Her taraf yanıyordu. Aşkale ve Yeniköy’de de aynı manzara vardı. 20 Şubat’ta Bayburt’a geldik. Buradaki cenazeler insanın aklını oynatacak kadar çoktu. Bütün çocuklar süngülenmiş, yaşlılar ve kadınlar samanlıklara doldurulup yakılmış, gençler baltalarla parçalanmıştı. Çivilere asılmış ciğer ve kalpler görülüyordu.

Bunları görünce, Erzurum’daki kardeşlerimizin imdadına koştuk. 11-12 Mart’ta Ilıca ve Erzurum’u aldık. Erzurum’da öyle acıklı manzaralar gördük ki insanı, insanlıktan iğrendiriyordu. Halk gözyaşı ile şuraya buraya koşuyor, kimi babasını, oğlunu süngülenmiş veya yakılmış buluyordu. Birçok sokaklarda hiç hayat görülmüyordu. Yerlerde çocuk, kadın, yaşlı kanlar içinde yatıyorlardı. İstasyon sanki bir mezarlık, ölülerini dışarıya fırlatmıştı…”

BATI BASININDA HOCALI KATLİAMLARI

– Krua l’Eveneman Dergisi (Paris), 25 Şubat 1992 tarihi: Ermeniler Hocalı’ya saldırmıştır. Bütün dünya vahşice öldürülmüş cesetlere şahit oldu. Azeriler binlerin öldüğünden bahsediyor.

– Sunday Times Gazetesi (Londra) 1 Mart 1992 tarihli: Ermeni askerleri binlerce aileyi yok etmiştir.

– Financial Times Gazetesi (Londra) 9 Mart 1992 tarihli: Ermeniler Ağdam’a doğru giden orduyu kurşun yağmuruna tutmuştur. Azeriler 1200 kadar ceset saymış. Lübnanlı kameraman, ülkesinin zengin Ermeni Taşnak lobisinin Karabağ’a silah ve asker gönderdiğini onaylamıştır.

– Times Gazetesi (Londra) 4 Mart 1992 tarihli: Birçok insan çirkin hale getirilmiş, masum kızın sadece kafası kalmış.

– İzvestiya Gazetesi (Moskova) 4 Mart 1992 tarihli: Kamera kulakları kesilmiş çocukları gösterdi. Bir kadının yüzünün yarısı kesilmişti. Erkeklerin kafa derisi soyulmuştu.

– Le Monde Gazetesi (Paris) 14 Mart 1992 tarihli: Ağdam’da bulunan basın mensupları, Hocalı’da öldürülmüş kadın ve çocuklar arasında kafa derisi soyulmuş, tırnakları çıkarılmış üç kişi görmüşler. Bu, Azerilerin propagandası değil bir gerçektir.

– İzvestiya Gazetesi (Moskova) 13 Mart 1992 tarihli: Binbaşı Leonid Kravets: ”Ben kendim tepede yüze yakın ceset gördüm. Bir erkek çocuğunun kafası yoktu. Her tarafta işkenceyle öldürülmüş bayan, çocuk ve yaşlılar vardı.”

– Valer Actuel Dergisi (Paris) 14 Mart 1992 tarihli: Bu ‘özerk bölgede’ Ermeni silahlı birlikleri yakın doğuda üretilmiş yeni teknolojiye, ayrıca helikoptere sahiptiler. ASALA’nın Suriye ve Lübnan’da askeri kamp ve silah depoları vardır. Ermeniler yüzden fazla Müslüman köyüne saldırı düzenlemiş ve Karabağ’daki Azerbaycanlıları öldürmüşler.

– R. Patrik, İngiliz Muhabir (olay yerinde bulunmuş): ”Hocalı’daki vahşiliklere dünya kamuoyunda hiçbir şekilde hak kazandırılamaz!!!”

– Golos Ukraini-V Stacko: Savaşın yüzü olmuyor. Yalnız çokça maske, kanlı gözyaşları, ölüm, bedbahtlık, yıkımlar. Hocalı’da bebekleri ne için katlettiler, ya anneleri? Allah insanı cezalandırmak isteyince onun aklını alıyor.

– Nie Gazetesi: (Bulgaristan) Violetta Parvanova: ”Hocalı insanlığın faciasıdır.”

– 3 Mart 1992’de BBC durumu şöyle aksettirmiş; ” Canlı yayın muhabirimiz 100 den fazla Azeri erkek, kadın ve bebek dahil olmak üzere çocuk cesetleri gördüğünü ve bunların başlarına yakın mesafeden ateş edilerek öldürüldüğünü rapor ediyor.”

– 16 Mart 1992 tarihli Newsweek’te Pascal Privat ve Steve Le Vine; ‘ ‘Geçtiğimiz hafta Azerbaycan yine bir morgun mahzeni gibiydi; bir caminin arkasına geçici olarak kurulmuş morga sürüklenerek getirilmiş düzinelerce ceset ve yas tutan mülteciler… Bunlar 25 ve 26 Şubat tarihinde Ermeni kuvvetleri tarafından istila edilen Yukarı Karabağ bölgesindeki Hocalı köyünün Azeri sakinleriydi. Cesetlerin çoğu kaçmaya çalışırken yakın mesafeden vurulmuştu, bazılarının yüzleri paramparça idi, bazılarının kafa derileri yüzülmüştü…”

– Human Rights Watch: Hocalı katliamını Karabağ’ın işgalinden bu yana cereyan eden en kapsamlı sivil kırımı olarak nitelendirilmiştir.

– Amerikalı gazeteci Thomas Goltz: ” Fotoğrafçı arkadaşım öyle etkilenmişti ki fotoğraf çekebilmesi için kendisini objelerin üzerine doğru itmem gerekiyordu. Cesetler, mezarlar, evet hepsi mide gerektiriyordu. Ama olanları anlatmak, dünyaya duyurmak gerekliydi. Hayatta kalanları bularak hemen orada neler dediklerini kaydettik. Bazı cesetleri tanımaya çalıştım ama yüzlerinden vurulanlar, tanınmayacak halde olanlar vardı. Bazılarının kafa derileri yüzülmüştü.”

– Hocalı katliamına tanık olan ve daha sonra Beyrut’a yerleşen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan,‘For the Sake of Cross’

(Haçın Hatırı İçin) isimli kitabında Vahşeti şöyle anlatıyor:

“…Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hala yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar… ”

ULUSLARARASI TEPKİLER

Bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bu katliama BM, AB gibi uluslararası kuruluşlar gereken özeni göstermemişlerdir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi genel olarak 1993 yılı Nisan-Kasım aylarında 822, 853, 874, 884 sayılı kararları kabul etmiştir. Bu kararlarla Azerbaycan topraklarının Ermeniler tarafından işgal edildiği belirtilmiştir. İşgalin sona erdirilmesi için bugüne kadar bir çaba gösterilememiştir.

Bu katliamların emrini veren ise o tarihte askeri birliklerin başında komutan olan bugünkü Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan’dır. Yaptığı cinayetler, katliamlar sonunda da 20 Mart 1996’da Ermenistan Başbakanlığına, 30 Mart 1998 yılında da Cumhur Başkanlığına seçiliyor.

VE SANAT VE SPOR TARİHİMİZDE ERMENİ ASILLI SANATÇILAR

Türk tiyatrosu deyince akla ilk gelen isimler hiç kuşkusuz Naşid Özcan ve çocukları Adile Naşit ile Selim Naşit… Ermeni olan aile, Türk sanatına katkı sunmuş yüzlerce isimden sadece üçü. Eski filmlerin “Horoz Nuri” lakaplı sevimli ismi Vahi Öz, Yeşilçam’ın ünlü yüzlerinden Nubar Terziyan, Sami Hazinses, Turgut Özatay, Toto Karaca ve Kenan Pars adıyla tanıdığımız Kırkor Cezveciyan Ermeni oyuncular arasında en tanınanları…

Ermenilerin Türk sanatına katkıları sadece tiyatro sahneleri ya da beyaz perde ile sınırlı değil. Birçok şarkıya hayat veren ünlü besteci Onno Tunç, Garo Mafyan, Cem Karaca, Karin Karakaşlı, Rober Hatemo, Hayko Cepkin, Arto, Asu Maralman, Mine Koşan Türk müzik dünyasının Ermeni ünlüleri. En popüler Ermenilerden biri de manken Vahe Kılıçarslan.

Aynı zamanda yazar Levon Panos Dabağyan, dergici Agop Ayvaz ve dünyaca ünlü foto muhabiri fotoğrafçı Ara Güler de Ermeni sanatçılar arasında bir çırpıda sayılabilecek isimler arasında. Osmanlı’dan Türkiye’ye uzanan fotoğrafçılığımızın kurucuları Kevork ve Viçen yani bilinen adlarıyla “Abdullah Biraderler” de Ermeniydi. Türk resim tarihinde onlarca eser bırakan Manas Ailesi, Batı tarzında ilk Osmanlı tiyatrosunun kurucusu Agop Vartovyan yani Güllü Agop; ilk opera topluluğunu kuran, ilk Türk opereti “Arif’in Hilesi”ni besteleyen, Doğu’nun Verdi’si denen, Dikran Çuhacıyan da Türk sanatına iz bırakan Ermeni sanatçılardan.

Spor dünyasında Ermeniler

Kendi paralarıyla 1912 Stockholm Olimpiyatlarına giden ve Türk bayrağını uluslararası turnuvada ilk dalgalandıran sporcular da Ermeni Vahram Papazyan ve Mıgırdiç Mıgıryan’dı. Bunun dışında Türk sporuna katkı sunan Ermeni sporcular ise Harutyan Artan, Zareh Kalpakcıyan, Hagop Yavruyan, Varujan Köseoğlu, Vahriç Melkonyan, Sarkis Güllap ve boksta ilk İstiklal Marşı’mızı çaldıran “Demir yumruk” lakaplı boksör Garbis Zakaryan Türk spor dünyasına katkı sunan Ermeniler arasında sayılabilir. Zakaryan, aynı zamanda Cemal Kamacı gibi ilk Balkan Şampiyonumuzu da yetiştirmiş bir sporcu.

e-posta: hulusisenel

NOT- YAZIYA AİT 3 FOTO Aşağıda

Hocalı katliamında Şehit olanlar için yapılan Anıt

Ermeni canilerinin katlettikleri Azeriler. İçlerinde çocuklar, kadınlar ve yaşlılar var.

Hocalı katliamının ogünkü lideri bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı

Reklamlar

Etiketlendi:, , ,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: