FAİLİ MEÇHULLER DOSYASI /// Emrah Akgün : UĞUR MUMCU VE HRANT DİNK


Gençliğe yeni adım atıyordum. Uğur’u parçaladılar. Kapağında sakallı adamların resimleri olan kitaplarla daha yeni yeni tanışıyordum. Okuduklarımı pek anlamıyordum. Uğur’un söylediklerini de anlamıyordum. Fakat inanmış, yürekli bir adamın sözleri hemen diğerlerinden ayrılıyordu. Onun bu hali ona daha fazla önem vermemi sağlıyordu.

Sonuna kadar okuduğum ilk kitap onun kitabıdır. Onu anlamaya başlıyordum. Uğur, herkesin anlayabileceği şekilde anlatıyordu. Uğur, her türlü kirli oyunu, benim bile anlayabileceğim şekilde herkese anlatıyordu.

Farkettiler. Farkettiler benim bile Uğur’u anlayabildiğimi. Köylü Mehmet’in, kasap Receb’in, ırgat Süleyman’ın, overlokçu Fatma’nın; karagecenin, kara adamlarının bu topraklarda ve hatta tüm dünyada döktükleri kara zehiri Uğur’un zihniyle anladıklarını farkettiler ve Uğur’u parçaladılar.

Uğur’u bizlerin yüzünden parçaladılar. Bizler artık anlamaya başladığımız için parçaladılar.

Bomba başka bir şeydir. Onu kullanmak başka bir ruh ve başka bir durumdur. Bombayı patlatma emrini veren kişinin, bombanın hedefindeki kişiden ne denli korktuğunu gösterir.

Uğur’u parçaladıkları bombayla; bir gemiyi, bir binayı, insanoğlunun eliyle inşaa edebileceği ne varsa, bir büyük dağın önemli bir bölümünü havaya uçurabilirsiniz. Uğur’a duydukları korku, onu ancak böyle yok edebileceklerine inandırdı onları.

Bilmem hangi sınırdan geçirerek, bilmem hangi tür bir bombayla, bilmem hangi adamları kullanarak Uğur’u parçaladılar, ama yok edemediler.

Kulakları sağır eden bir patlama ve havalanan bir kuş sürüsüyle ufka doğru uçtu Uğur, desem; ne de şiirsel olur değil mi? Hayır, hiçbir yere havalanmadı, burada Uğur. Gitmez, gidemez. Emperyalizme karşı verilen bu kavga bitmeden bir yere gidemez Uğur. Ben ölmeyeyim diye, sizler ölmeyesiniz diye bir yere gitmez Uğur.

Karla kaplıydı Ankara. Etrafımdaki herkes ağlıyordu. Ben, henüz neyi kaybettiğimizin farkında değildim. Ağlayanlara bakıp ağlıyordum. Olmaz diyordum. Bir insana bu yapılmaz. Bu canilik insanlığa sığmaz. Oysa böyle değildir dünyamızda. Ne yazık ki, bir aydın bombayla parçalanıyorsa, bu o aydının, ne denli hedefe yakın olduğunu, ne denli karanlığı korkuttuğunu gösteriyordu. O ise, cenazeye gelen onbinlerce insanın üstünde, bir kütle, bir dağ gibi büsbütün bir halde duruyordu.

Uğur neden öldürüldü anlamaya çalışıyordum. Cenazede sloganlar atılıyordu;

“ Mollalar İran’a”

Anlamaya çalışıyordum; demek ki bu ülkede mollalar var ve İran’a gitmek, ya da burayı İranlaştırmak istiyorlardı. Uğur’u da bu yüzden öldürmüşlerdi. Demek ki Uğur, bir ülkenin başka bir ülke olmasını engelleyebilecek bir kişiydi. Dedim ya, ne denirse inanıyordum o yıllarda.

Aradan ondokuz sene geçti, dile kolay. Ben, bu yıllar içerisinde, üzerinde sakallı adamların olduğu kitaplardan çokca okudum. Kurcalamadığım, sorgulamadığım öğreti kalmadı. Örgütlere girip, eğitimlere katıldım. Örgütlerde, partilerde önemli görevlerde bulundum. Sokaklarda bildiri dağıttım. Dergi sattım. İşçi eylemlerine katıldım. Üniversite eylemlerine katıldım. Mitinglere halkı örgütleyip, otobüsler kaldırdım. Çok insan tanıdım. On üniversite bitirseniz bu eğitimi alamazsınız.

Ve öğrendim ki, Uğur’u öldürenler “mollalar” değildir. Ben bütün bu çabaları, bu slogan doğru mu, değil mi diye öğrenmek için verdim.

Ve gördüm ki, Uğur yalnızdır. Uğur anlaşılmamıştır. Onbinlerce insan ordaydı, ama Uğur kendi cenazesini kendi kaldırdı. Çünkü bir tek o, kendini kimin parçaladığını biliyordu. Kalabalığın çıkarttığı gürültü; Uğur’un katillerini gizlemekten başka bir işe yaramadı. Eğer biz o gün katillerin kim olduğunu bütün çıplaklığıyla ortaya koyabilmiş olsaydık; Gaffar Okan, Hrant Dink öldürülemeyecekti.

Şöyle diyordu Uğur:

“ Emperyalizm şunun peşindedir: bugün Kuzey Irak’da yıllık onaltı milyar dolarlık petrol rantı vardır. Bu rantı ele geçirebilmek için Kürt’ü Kürt’e, Türk’ü Türk’e kırdırmaktadırlar…”

Vay, vay, vay… dikkat ediniz Türk’ü Kürt’e, Kürt’ü Türk’e demiyor, Uğur. Biraz daha derine gidiyor; “Kürt’ü Kürt’e, Türk’ü Türk’e…” diyor. “Emperyalizm” diyor. Siz ise “ mollalar İran’a” diyorsunuz. Bizleri siz öldürüyorsunuz!

Yıllar sonra Cumhuriyet mitingleri için Ankara’ya gittik. Benim bulunduğum bölümün sorumlusu benim, Anıtkabir önüne geldiğimizde benim bölümümden bir gurup slogan atmaya başladı:

“ Mollalar İran’a”

İran kadar taş düşsün başınıza. Farkında değil misiniz, CİA neye düşmansa sizi de ona düşman olmaya sevk ediyor? Hemen arkama döndüm, yüksek bir yere çıkarak bağırdım:

“ Susun! Doğru değil bu… Durum bu değil, anlayın artık!”

Kalabalıktan diğer insanlar da bana hak verdi, geriye doğru bağırdılar ve slogan kesildi. Bugün daha da ortadadır: bu arkadaşların İran’a göndermeye çalıştığı mollalar, ABD’nin emri üzerine İran’la savaşmaya hazırlanıyorlar!

Molla dediğin bir sefil adamdır. Yaparsın devrimini, bir tanesi kalmaz ortada, senden benden Kemalist, senden benden Marksist oluverirler. Bu devrim olduğuna göre Allah böyle istedi derler. Demek ki doğru olan buymuş derler. Mesele onların arkasındaki emperyalizmdir. Onlara bu gücü veren emperyalizmdir.

Eğer siz bunları göremezseniz, boş tenekelere vurup gürültü yapmaya devam ederseniz; birgün gelir beni de vururlar, bir gün gelir sizi de vururlar.

Hrant Dink’i öldürülmeden önce tanır, yazıları okur, söyleşilerini dinlerdim. Söylediklerine katıldığım yönler vardı, katılmadığım yönler vardı. Beğendiklerimi alkışlar, beğenmediklerimi eleştirir, bence nasıl olması gerektiğini yazardım sağda solda. Doğrusu da bu değil mi? Aydınlar birbirini eleştirirler böylelikle dil güzelleşir, fikirler güzelleşir, dünya daha yaşanılır bir yer olur.

Aydınlar işin dozunu kaçırıp birbirine hakaret ettiğinde, mahkemeler devreye girer, para cezası verir, e bakar ki aydın cüzdan yanmaya başladı; hakaret bile edecekse daha bir edebi davranmaya çalışır dil güzelleşir, fikirler güzelleşir, dünya daha yaşanılır bir yer olur.

Fakat silah başka birşeydir. O başka bir dünya ve başka bir ruhtur. Namlunun ucundaki kişiden, namluyu doğrultturan kişinin ne kadar korktuğunu gösterir bu eylem.

Ve ne oldu? Cenazeye Türk bayrağı sokulmadı. Oysa bu bayrak, dünyada emperyalizme karşı verilmiş en büyük savaşın ve zaferin simgesi ve aynı zamanda üzerinde yaşadığı toprakların Hrant’ı sahiplenmesinin göstergesiydi. Bunun görünmesini istemediler.

“ Hepimiz Ermeniyiz” dediler. Hiç umrumda değil nereli olursanız olun. Ama bunun bir anlamı var. Bu sloganın tepki göreceği biliniyordu. Atlantik ötesinden bu hesaplanmıştı.

Hrant Dink, Ermeni olduğu için öldürülmedi. Emperyalimi farketmiş, emperyalizmin bu topraklarda yaşayan halkları birbirine düşürmeye çalıştığını farkeden bir Ermeni olduğu için öldürüldü. Uğur Mumcu’un katilini doğru teşhis edemediğiniz için öldürüldü.

Sizin arkanıza saklanabileceklerini bildikleri için bu kadar rahatlar. Sizlerin her zaman başka hedeflere saldıracağınızı bildikleri için bu topraklarda altmış senedir emperyalizm sahilde yürür gbi rahat dolaşıyor.

O cenazede, bir kişi çıkıpta şunu diyemedi:

“ Diaspora Hrant’tan rahatsızdı. Patrikane Hrant’ı düşman ilam etmişti. Diaspora, CİA’dan istedi, CİA Fethullahçı Gladyoyu devreye soktu ve Hrant Öldürüldü.”

Ne oldu? Çok mu karmaşık geldi? Ne de olsa kolayı var değil mi? Hepimiz Ermeniyiz, faşist devlet… Bitti gitti öyle mi? Beşiktaş Adliyesi önünde, Zekeriya Öz’e teşekkür edenler ne oldu gördünüz mü örgüt neredeymiş, nasıl olurmuş?

Ben hala o kalabalıkların Hrant’ın yazılarını okumadıklarına eminim. Öne çıkartılan bir iki makalesinden başka diğerleri asla konuşulmuyor. Oysa okusalar, “ diaspora, kendi çıkarları için burada bizim huzurumuzu kaçırmakta. Bizi bıraksalar biz kendi sorunlarımızı çözeriz…” dedikten sonra o Karakinlerin onun hakkında neler düşündüğüyle ilgili biraz fikir sahibi olabilirlerdi. Bir slogan uyduruldu, kavga çıkartıldı arada katiller unutuldu gitti.

İşte Gaffar Okkan suikastını planlayan kişi olaydan sonra yakalandı, onsekiz sene hüküm giydi ve bugün yarın çıkar.

İşte Hrant’ın katilleri, dışardalar. Samast kim, Hayal kim? Bu işi yapabilirler mi? Gidin sorun Samast’a Hrant’ı tanıyor mu? Sorun Hayal’e diaspora nedir biliyor mu? Sorun Tuncel’e bizlerin onun gibilere F Tipi Gladyo dediğimizden haberi bile var mı?

Yine aynı gürültüler, yine aynı hatalar ve katiller yine bu karmaşadan sıyrılıp gidecekler. Yazıktır yapmayın! Daha kaç Uğur, daha kaç Hrant, daha kaç Gaffar parçalanacak, parça parça olmadan önce biz.

Bu böyle devam ettikçe beni de vuracaklar, sizleri de. Öldürülmek bize koymaz, bu bizim ne kadar doğru yolda olduğumuzu gösterir. Bizi yolumuzdan eden sizlersiniz. Bizleri rahat bırakın.

Mumcu, Dink, Okkan, Bitlis bugün hayata dönseler kendilerini kimin öldürdüğünü size açık açık anlatırlardı. Onlar bunu biliyordu. Onlar kendilerini kimin öldürebileceğini bildikleri için öldürüldüler.

Bu yüzden yüzbinler cenazelerine toplanmış olsa da, onlar yalnızdırlar ve kendi cenazelerini kendileri kaldırırlar.

Emrah Akgün

[status draft]

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: