PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI : FETÖCÜLER GEÇMİŞTE TERÖR OLAYLARINI SÖZDE ERGENEKON ÖRGÜTÜNE YIKM IŞTI /// HATIRLAYALIM : SENE 2013


PKK Gerçeğini anlattı : ’99 Sürecinde Ergenekon Savaşı Bitirmek İstemedi’

Aytekin Yılmaz, PKK davasından dokuz yıl cezaevinde kaldı.Şiddetin bir mücadele biçimi olarak benimsenmesine karşı çıkıyor, sivil toplum çalışmalarını Mahsus Mahal Derneği’nde sürdürüyor. 1999 yılında Öcalan’ın yakalanması sonrası Ergenekon Örgütü’nün neden savaşı bitirmek istemediğini Timetürk’e anlattı. Yılmaz’ın yeni barış sürecine dair görüşleri

Sayın Yılmaz 1999 İlk İmralı süreci üzerine yazdığınız bir yazıda Abdullah Öcalan 1999 da savaşı bitirmek istedi ama Ergenekoncu Paşalar savaş bitsin istemedi diyorsunuz bunun üzerinden şimdiki süreci de konuşalım derim?

Evet. O dönem erken unutulmuş sanırım. Ya da birilerinin işine gelmiyor. Bu konuda bir hafızasızlık sorunu yaşıyoruz. Her şey çok erken unutuluyor bu ülkede. 13 yıllık bir geçmişten söz ediyoruz. Çok eski bir dönem değil, eğer ben hatırlıyorsam, bu konuya kafa yoran Kürt sorunu üzerine çalışma yapan aydın ve uzmanların da hatırlaması gerekir diye düşünüyorum.

Siz o dönem Bursa cezaevindeydiniz, 1999 da olup bitenleri daha yakından takip etme imkânınız olmuş. O dönemde neler oldu, şimdiki dönemi anlamamız açısından neler söylemek istersiniz?

Normalde hapisliğimin tüm zamanları sıkıntılı geçti ama 1999 da Öcalan’ın yakalanıp İmralı’ya getirilmesi PKK’li mahpuslar açısından çok sıkıntılı bir dönem oldu. 44 mahpus hapishanelerde kendini yaktı, 12 ‘si yaşamını yitirdi. Bunlardan bazıları benim kaldığım hapishanede gerçekleşti. Ortamımızın psikolojisi iyi değildi. Büyük hayal kırıklıklarının yaşandığı, moral bozukluğunun doruğa çıktığı bir dönem diyeyim kısaca.

Hayal kırıklığı dediğiniz şeyi açabilir misiniz biraz?

Öcalan’ın yakalanması genelde PKK’lilerde özelde ise hapishanedeki PKK li mahpuslarda önemli bir kırılmanın yaşanmasına neden oldu. Hatta o dönem ‘Savaş bitti’ diyen mahpus arkadaşlarımız vardı. Daha sonraki siyasi gelişmeler, birçoğunu yanılttı. Savaş bitmediği gibi, o dönem bitti diyen mahpuslardan bazıları, hapisten çıktıktan sonra dağa çıktılar ve bazıları çatışmalarda yaşamını yitirdi. Bazıları da hala dağda yaşıyor. O dönemde Öcalan’ın başlattığı sürece ilk tepki hapishanelerden gelmişti. Örgütten ayrılanlar olmuştu.

Şimdi hapishanelerde sürece karşı çıkanlar olabilir mi?

Sanmıyorum. ’99 sürecini yaşamış bir hapishane örgütü, şimdiki sürece karşı olmaz. PKK bu süreçte hem dağda hem de hapishanelerde daha örgütlü ve tek vücut duruyor.

‘99 döneminde “ savaş bitti”, hatta “Pkk bitiyor, bundan sonra savaşamaz” diyenler çoğunluktaydı. Şavaş niye bitmedi diye sorarsam neler söylersiniz?

Savaşın sona ermemesinin birçok nedeni var ama bence en önemli neden, savaşı ortaya çıkaran koşullar ortadan kaldırılmadı. Öcalan savaşı ’99 da yakalandığında bitirmek istedi. O dönem devletin sahipleri dediğim Ergenekon paşaları bitirmekten yana olmadıkları için savaş bitmedi. ’99 da Öcalan tek taraflı, şimdikinden daha kapsamlı adımlar atmasına rağmen, devlet çözüm için kılını kıpırdatmadı. Eskiden beri çözüm projesi olmayanların o dönemde de projesi yoktu.

Öcalanın tek taraflı attığı adımlar nelerdi, bugünkü ile karşılaştırırsak?

Bu dönemde yapmış olduğu açıklama bu haliyle sadece bir ateşkes ve sınır dışına çekilme açıklamasıdır. ’99 döneminde atılan pratik adımlar var, her şeyden önce o dönem Öcalan PKK de köklü bir dönüşüm gerçekleştirdi. Silahlı mücadele döneminin tüm dünyada geçerliliğini yitirdiğini, PKK’nin de silahlı direnişe son vermesi gerektiğini söyledi ve PKK de son vermişti silahlı mücadeleye, hatta PKK adını değiştirdi, KADEK oldu. Devlet o dönem bunları görmek istemedi. 5 yıl 1999 yılının 2 Ağustos’undan 2004 ün Haziran ayına kadar PKK tarafından tek bir karakol basılmadı. Öcalan’a uygun hareket eden bir PKK vardı.

İki PKK’li grup Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine o dönem gelip teslim olmuştu?

Evet.’99 un 2 Ağustos’unda PKK sınır dışına çekildi, Ekim ayında ise biri dağdan biri de Avrupa’dan iki ‘Barış grubu’ hiçbir yasal güvenceleri olmadıkları halde, Öcalan’ın çağrısı üzerine gelip teslim oldular. Bahsettiğimiz ‘99 dönemi, şimdiki dönemin anlaşılması açısından çok önemlidir. Öcalan gerilla güçlerini sınır dışına çekme kararı aldığında, devletin o dönemki sorumluları, ‘beş yüz kişi içerde kalabilir’ demişlerdi. O dönem İmralı’dan bize gelen görüşme notlarında yazılıydı. Bu durum o dönemki İmralı’ya hâkim olan, ya da Öcalan’ın muhatap olduğu kişilerin çok art niyetli olduklarını gösteren açık bir olgudur. O dönem kimse fazla üzerinde durmamıştı. Bir diğer önemli şey ise, barış grubu olarak gelip teslim olanlara yaklaşımdı. Biz, ifadeleri alınıp bırakılırlar diye düşünüyorduk. Bırakılmadıkları gibi mahkemeler iyi hal bile uygulamadılar, en üst sınırlardan ceza verdiler. Bir daha yeni gruplar gelip teslim olmasın diye generalin biri,’ Teslim olmaya gelenler olursa ateş ederiz’ demişti. Savaş yeniden başlasın diye, askerler ellerinden geleni yaptı. Tüm bu yapılanlardan sonra ’99 sürecinin önü tıkanmış oldu.

Peki o dönem İmralı’ya bakan, Öcalan’ın muhatapları art niyetli olduklarını söylüyorsunuz, o dönemki hükümetin yaklaşımı nasıldı?

Bence sadece o dönem için değil, daha önceki dönemlerde bile hükümetler Kürt sorunu ve PKK konularında insiyatifli değildirler. Öcalan’ın İmralı da olduğu bir dönemde bu daha da açığa çıkmış oldu. Öyle ki 1999’dan 2007’lere kadar hükümetler Öcalan üzerinde söz sahibi olamadılar. MHP’nin hükümette olduğu bir dönemde idam kaldırıldı. Bu gerçek aslında dediğim şeyi fazlasıyla doğruluyor.’99 da askerlerin denetiminde bir Öcalan vardı. İmralı ve Öcalan söz konusu olduğunda hükümetler açıklama yapamıyordu.

Biraz daha somuta indirebilirsek iyi olacak, bu nokta önemli?

Öcalan hakkında açıklama yapma gücünde olmayan bir hükümet Kürt sorunu gibi bir sorunda söz sahibi değil demektir. Bunu daha da genelleştirebiliriz. İmralı’ya, yani Öcalan hakkında açıklama yapamayan bir hükümet, bu ülkede iktidar değildir anlamına da gelir. Eğer ’99 İmralı sürecine ilişkin bir şeyler söylenecekse askerlere söylenmelidir. 13 yıl önce de silahlara son verilebilirdi. Bunun sorumluları hesap vermek zorundadır.

Sizce o dönem askerler, savaşı neden bitirmek istemediler?

Sadece o dönem değil, daha öncelerini de içine katarak söylemek lazım. Bu savaş bir vesayetin varlık gerekçesi olarak tarif edildi ve devam ettirildi. Ne zaman hükümet İmralı üzerinde etkili olmaya başladı 2008 yılında, yani Ergenekon operasyonlarından sonra… mesele bu kadar nettir. Çok eski dönemlere gitmeye gerek yok, benim yakın dönem dediğim dönem aslında tüm cumhuriyet tarihini özetler.

Hangi dönemleri kapsıyor bu dediğiniz şey, daha somutlaştırabilir miyiz?

PKK ilk ateşkesi 1993 te yaptı. O tarihten alırsak, devlet-PKK arasında yapılmış olan görüşmeler olarak dile getirilen şey şudur bence, Devlet bu girişimlerinde yani görüşme denilen şeylerde, ‘PKK yi nasıl etkisizleştirip, kontrolde tutabilirim’i hesaplayarak davranmıştır. Yoksa ki bazılarının iddia ettiği gibi, PKK yi muhatap alma, kürt sorununu çözme gibi bir arayış içinde olmamıştır. 1993’ ten, 2006 yılına kadar bu eksende yürütülen bir girişimden bahsedebiliriz. PKK’yi ilk defa muhatap kabul eden, Kürt sorununu çözmek isteyen hükümet AKP hükümeti olmuştur. Yani ne zaman ki sivil bir hükümet iktidar olmuştur, ilk defa o zaman Öcalan muhatap alınmıştır. Bu vesileyle bir şeyi daha söylemek isterim. 1923’ ten bugüne çok hükümet gelip geçmiştir ama bu hükümetler devlette iktidar olamamışlardır. Ne zaman ki Ergenekon operasyonları gerçekleştirildi ancak o vakit sivil bir hükümet devlette iktidar olabilmiştir. Askeri vesayetten kurtuldukça Kürt sorunun da çözüm arayışları başlamış oldu. Yolun daha çok başında olunduğu da ayrı bir gerçek. Ama askeri vesayetten kurtulmayı çok önemsemek gerekir. 90 yıldır seçilmiş hükümetlerin değil, askerlerin iktidar olduğu tarihsel bir gerçeklikten bahsediyoruz.

Tekrar ’99 İmralı dönemine dönersek, Öcalan yakalandığında ve sonrasında Ergenekoncu askerlerin etkisi altında kaldı. Çünkü İmralı da geliştirdiği ‘Demokratik Cumhuriyet Projesi’ nde yer yer Kemalist bir söyleme başvurdu, diyebilir miyiz?

İlk birkaç yılki açıklamalarında bariz biçimde bunu gözlemek mümkün. Öcalan’ın, reel politik biri olduğunu unutmayalım. Zaten o dönem İmralı’ya hakim olanların Ergenekoncu olduklarının önemli verilerinden biri de bu. Öcalan’ın ilk dönemki açıklamalarında M. Kemal’ın olumlu biri olduğuna yaptığı vurgular var. M. Kemal’i ve Kemalizm’i yeniden keşfeder bir durum çıkmıştı ortaya. Öcalan’ı yönlendirenlerin Atatürkçü kimseler olduğu çok barizdi. Ama örgüt o açıklamalara çok itibar etmiyordu. ‘Parti önderinin taktik açıklamalarıdır’ denilip geçiliyordu. İkinci bir olgu ise 2004 te silahlı mücadeleye tekrar başlama kararının İmralı’dan alınmış olması gösterilebilir. Dönemin paşaları AKP’nin güçlenmesinden tedirgin oldular ve hükümeti düşürmek için Öcalan’la anlaştılar.

2004 te savaşın yeniden başlatanlar Ergenekoncu Paşalardı diyebilir miyiz?

Karar İmralı’da alınmış olsa da dışarıda PKK’nin o dönemki durumuna denk geldi. Uzun süren eylemsizlik PKK’yi dağda ve şehirde zorluyordu. Örgütsel birliğin korunması adına PKK uydu bu karara.

Şimdi dönemler değişti, devlet de değişti, PKK de değişti diyoruz. Peki Öcalan’ın değiştiğini söyleyebilir miyiz, yeni açıklamalarına bakarak?

13 yıllık bir zamandan bahsediyoruz. Dünya değişiyor, Türkiye hızlı bir dönüşüm geçiriyor. Degişen şeyler çok fazla. Bizler nasıl değişiyorsak, Öcalan da değişiyordur muhtemelen. Ama bu değişimi ’99’daki ve şimdiki açıklamaları üzerinden soruyorsanız, çok radikal bir değişim olmadığını söyleyebilirim. Öcalan ’99 da da açıklamalarında radikal bir taleple devletin karşısına çıkmamıştı. Bu anlamıyla bir benzerlik var. O dönemde tek taraflı adımlar atmıştı, şimdi de ilk adımları atan Öcalan oldu. Bugünkü ile ’99 daki açıklamalarına baktığımda 13 yıl kaybedilmiş bir zaman ve bu süre içinde her iki taraftan da yaşamını yitiren binlerce insanımıza yanıyorum. Bu nedenle ’99 da bu savaşı bitirmek istemeyenlerden mutlaka hesap sorulmalıdır.

Bugün Öcalan’ın açıklamalarını önemseyen, buna karşılık vermek isteyen, Öcalan’la müzakere yapan bir hükümet var.
Bu sürecin riskleri neler olabilir?

Barış süreçlerini, riskler üzerine kuranlar bir arpa boyu yol alamazlar. Ayrıca savaş süreçleri daha mı az riskli… ’99 İmralı süreci bu anlamıyla da incelemeye değerdir. O dönemde de çok şey söylendi. Ama akbabalar her dönemde aynı yerde duruyorlar. Ama en kritik yerde duran hep Öcalan oldu. Hem radikal Kürt çevreleri hem de radikal ulusalcı, milliyetçi Türk çevreleri benzer oranda Öcalan’a öfkeli oldular…

Neden?

Kürt radikal çevreleri ’99 da da şimdi de ‘Öcalan davayı satıyor, Devletin oyununa geliyor’ diyorlar. Radikal Türk milliyetçileri ise ’Öcalan’la pazarlık yapılıyor, ülke bölünecek’ diyorlar. Her iki tarafa da yaranamama durumu var. Buna benzer nedenlerden dolayı da iki taraf da Öcalan merkezli başlayan süreçlere karşı duruyorlar. Öcalan’ın durduğu yer iki dönemde de bıçak sırtı bir yer! Sürecin en riskli yeri, ’99 da devletin durduğu, hiçbir adım atmadığı yerdir. Yani Kürt sorunun çözümüne ilişkin adımlar atmamak, en riskli bölgedir.

’99 da Aydınların, uzmanların yaklaşımları nasıldı?

O dönem ‘Öcalan devlete teslim oldu’, ‘PKK bitti!’ diyenler Öcalan’ın şimdiki açıklamalarını ‘Tarihi önemde’ buluyor. O dönem PKK ye ömür biçenler, şimdi PKK orta doğuda önemli bir güç diye yazıyorlar. ’99 sürecinde Türk ve Kürt aydınları çoğunlukla o süreci desteklemedi. Bugün her iki çevreden de muazzam bir destek var. Açık konuşmak gerekirse ’99 da sadece aydınlar değil, PKK içinden de sürece muhalefet edenler olmuştu. O dönem Psikolojik ortam PKK nin aleyhine işliyordu. Öcalan’ın Kenya’dan yakalanıp getirilmesi çok dezavantajlı bir konuma düşürmüştü örgütü. ’99 sürecinin yanında olmayan aydın-köşe yazarlarından bazıları günah çıkarıyorlar gibime geliyor. Çünkü ’99 sürecindeki tavırlarını örtmek için, o dönemden bahsetmek istemiyorlar. O dönem Öcalan’a küfredenler, şimdi ona çok yakın duruyorlar. Oysa Öcalan aynı Öcalan’dı. Değişen, kendileri oldu. O döneme ilişkin özeleştiri yapması gerekenler uzmanlıklarına toz kondurmuyorlar hâlâ. Ama ne yapalım ki hafıza denilen bir şey var, hatırlıyor her şeyi…

’99 süreç ile bugünkü süreç arasında belirgin farklar nelerdir, daha mı iyi bir yerdeyiz?

Karşılaştırma yapılamayacak kadar iyi bir yere gelindiğini düşünüyorum. Daha önce dediğim gibi ’99 sürecinin devlet tarafında duranlar art niyetli, savaşın bitmesini istemeyenlerdi. Bugün devlet adına Öcalan’la müzakere eden bir hükümet var. BDP’li vekillerin de sürece dahil edildiğini görüyoruz. Yeni süreçte ne devlet ne de Örgüt eski devlet ve örgüt değiller. Hükümetin iktidar olduğu, ’99 sürecinde Paşa olanların hapishanelerde olduğu bir Türkiye’yi konuşuyoruz. Siyasi çözüm için eli, iktidarı güçlü bir hükümet var. Diğer taraftan tarihinin en güçlü döneminde olan bir PKK gerçeği var.

Yeni süreçte Öcalan’ın yaptığı açıklamaları nasıl okumak gerekir?

İmralı’dan yazılan anlatılanlara bakılırsa, ’99 sürecini de yakınen takip etmiş biri olarak daha önceki söylediklerinden farklı şeyler gelmedi bana. Yol haritası denilen şeyin özeti, demokratik cumhuriyet, üniter devlette birlikte yaşama projesidir. Bugünkünün daha kapsamlısını ’99 da yazmış ve söylemişti. Görüldüğü gibi açıklamalarında kalın çizgilerle çizilmiş somut talepler yok. Yeni bir anayasa talebi bir talep değildir bence… Çünkü hükümet, meclis yeni anayasa hazırlığı içindedir epey bir zamandır. Özetçe Öcalan’ın öne sürdüğü talepler hükümet tarafından yerine getirilemeyecek talepler değil, bunun süresi önemlidir ama. PKK’nin hızlandırılmış bir süreçten yana tutumu var.

Yeni süreçte hükümet ve örgüt neleri yapmalı, neleri yapmamalı?

’99 u konuşmak bunun için önemli oldu. Hükümet bu süreçte ’99 da yapılan hatalara düşmemeli, sürecin tek taraflı devam etmeyeceğini bilmelidir. Bu anlamıyla barış süreçleri yan gelip yatma zamanı değildir. Hükümet silahların susması için değil, Kürt sorununun çözümü yönünde adımlar atmalı, öncelik olarak ufuk bu olmalıdır. Yani PKK yi ve silahlı direnişi ortadan kaldıracak şeyler, onu ortaya çıkarmış şeyleri kaldırmakla başlar. Daha önce Oslo sürecinde olduğu gibi eğer yasal hukuki altyapı hazırlanmazsa, bugün dağdan inenler yarın tekrar dağa çıkarlar. Habur sürecinde böyle oldu. Bu nedenle meclisin devreye girmesi gerekiyor. Sanırım hükümet buralarda zorlanacak…

Somut olarak bunlar yapılmalı diyeceğiniz şeyler nelerdir?

Yasal altyapısı olmayan bir barış süreci yürümez, öncelik olarak buradan başlanması gerekiyor. Son 10 yılda yaşanan deneyimler bunu açıkça gösterdi. Geçmiş Kürt isyanlarında da meclis bir biçimiyle devreye girmiştir. Öcalan’ın 1921 Koçgiri isyanını örnek vermesi de bu nedenledir. O dönemde Meclis araştırma komisyonu kuruluyor, dağdan inmek isteyenler affedilip bir yerlerde istihdam ediliyorlar. O dönem isyan önderlerini de kapsıyor bu af yasası. İsyancılar affediliyor ama Kürt gerçekliğine, kimliğine yönelik açılımlar yapılmadığı için, sonraki dönemlerde kürt isyanları devam etti. Sorunu sadece af olarak düşünmek, süreci yarıda bırakır. Şöyle diyelim, Af yasası tek başına yeterli olmaz, dağdan inecek olanlara istihdam olanaklarının da hazırlanması gerekiyor. 10 yıl 20 yıl dağda yaşamış, para kullanmamış, hiçbir hayat sigortası olmayan bir savaşçı topluma entegre olamaz. Yeni Sosyal içerme politikalarıyla bir dönem sistem dışında kalmış olanların entegrasyonunu devlet hazırlamak zorundadır. Yine bu süreçle birlikte Özür ve Telafi girişiminin başlatılması gerekiyor. Bu savaşta mağdur olan her kesimden özür dilenmeli, bunu devlet de örgüt de yapmalıdır. Sadece özür yetmez, bir de hasarın maddi manevi telafisi yapılmalıdır. Belki de bu sürecin en olmazsa olmazlarından biridir bu, Özür ve Telafi süreci. Bunun dışında yapılması düşünülen yeni anayasa Kürtleri tatmin etmek durumundadır. Kürtleri tatmin edecek bir yeni anayasa savaşı bitirebilir. Unutmayalım, içi adaletle doldurulmayan barış barış olarak kalamaz…

Burada Öcalan’ın durumu ne olabilir, olası bir af onu da kapsar mı?

Olası bir af Öcalan’ı da kapsamalıdır. Bence Öcalan’ın durumu bu sürecin başlarında değil, ortalarına doğru hatta sonuna doğru ele alınacak gibi görünüyor. Kandil, Öcalan’ın özgürlüğünü önde tutar bir yaklaşım içinde, ama Öcalan, kendi özgürlüğünü daha gerilerde bir yerde tutuyor. Açıklamalarında bunun ipuçları var. Öcalan, kabul edilebilir bir siyaset izliyor. Yakın bir zamanda bazı şeylerin Türk toplumu tarafından kabul edilmesinin kolay olmayacağını görüyor. Kandil, süreç hızla işlesin diyor ama hükümet tarafından bunun kolay olmayacağı âşikar.

Bu süreçte Öcalan’a rağmen PKK de bir gelişme olabilir mi?

’99 sürecini Öcalan’la götürmüş bir PKK, yeni dönemde de Öcalan’la birlikte yoluna devam edecektir. PKK yönetimi ’99 sürecinde Öcalan’ın projesi karşısında gitti-geldi. O dönem süreci kabullenmede çok zorlanmasına rağmen Öcalan’la birlikte yürüdü. Eğer dikkat ederseniz şimdi eskisi gibi zorlanmadılar. Ayrıca da ’99 a göre PKK çok daha güçlü, çok daha tek vücut bir durumdadır. ’99 da Öcalan’ın projesini kabul etmiş bir PKK’nin başarı şansının olmadığını söyleyenler çoktu. Ama öyle olmadı, PKK güçlenerek çıktı o süreçten…

Bu durumu neye bağlamak lazım?

Birincisi o dönem, PKK tek taraflı ateşkes yapmasına rağmen, öne sürdüğü talepler kabul edilebilir talepler olmasına rağmen, devlet adımlar atmadı. Söylediğim gibi, savaşı bitirmek istemedi. Kürtler bunu gördü ve PKK’yi sahiplendi. O süreçte devletin samimi olmadığı, Kürtlere karşı hiçbir çözüm projesinin olmadığını gördüler. PKK’yi var eden koşullar olduğu gibi korundu. Zamanla Orta Doğu’da değişen dengeler PKK ye yaradı ve güçlendirdi. Tüm bu krizleri iyi yöneten bir örgütten bahsedebiliriz…

PKK sınır dışına çekilmek için yasal güvence istiyor?

’99 da geri çekilme kararı aldı. Uygulama aşamasında devletin güvenlik güçleri operasyonlar yaptı. Beş yüz gerillanın geri çekilirken öldürüldüğü söyleniyor. Böylesi olumsuz bir deneyimi yaşamış olanların yasal bir güvence istiyor olmaları çok normaldir.

Bugün tartışılan ‘Akil İnsanlar Grubu’ sürece ne gibi katkıları olabilir?

Eğer taraflar barışmakta samimi olurlarsa, sürecin nasıl işleyeceği konusu teknik bir sorundur. Burada dogmatik olmamak lazım. Bazen diğer ülke deneyimlerinden bahsediliyor. Deneyim olarak bakılabilir ama orada öyle oldu burada da öyle olacak diye bir şey kabul etmek zorunda değiliz. Eğer illaki bir deneyim aranıyorsa, bu ülkenin geçmişine bakılabilir, sayısız Kürt isyanları deneyimi var. Eğer bu deneyimler incelenirse barışın nasıl gelemeyeceği o örneklerde çok net olarak var. Geçmişi tekrar etmemek, barış süreci için en kıymetli şey olacaktır.

Yeni süreçten beklentileriniz nedir, umutlu musunuz?

Bugünlerde en çok bu soruya muhatap kalıyoruz. Barış süreçlerinden tabi ki umutlu olmalıyız. Sadece umutlu değil, destek veriyorum, dilim döndükçe sürecin desteklenmesi gerektiği konusunda yazılar yazıyorum. Elimden şimdilik bu geliyor. İyimser olalım iyi olsun. Kötümser olunca barış daha erken geliyor mu? Ayrıca silahların susmasından daha kıymetli ne olabilir ki. Unutmayalım barışı ancak bizler, yani canı yanmışlar, savaştan zarar görmüşler ve halen görenler getirebilir ancak. Böylesi dönemlerde eleştirmekten daha çok, tarafları barışa teşvik edecek yaklaşımlar içinde olmalıyız. Hükümeti de örgütü de bir çok konuda eleştirebiliriz. Bu süreçte çözüm eksenli görüş ve önerilerle ortaya çıkmak bana daha vicdanlı geliyor. Hayalci değilim, zorlukların olduğu besbelli. 90 yıldır bozuk olanı birkaç yılda düzeltmek, işler hale getirmek kolay değildir. Silahların bir daha can almayacağı bir durum yaratılabilirse bu süreç amacına ulaşmış olacaktır.

[status draft]

Reklamlar

Etiketlendi:, ,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: