KÜRESELLEŞME DOSYASI /// PROF. DR. MEHMET ERDAŞ : KÜRESELLEŞEN DÜNYADA ÖNEMLİ TEHDİTLERE K ARŞI ULUSAL SAVUNMA VE TEKNOLOJİ ÜRETME YÖNTEMİ


KÜRESELLEŞEN DÜNYADA ÖNEMLİ TEHDİTLERE KARŞI ULUSAL SAVUNMA VE TEKNOLOJİ ÜRETME YÖNTEMİ

Prof. Dr. Mehmet Erdaş Viyana, 22.10.2010

Yalnız Türkiye de değil tüm dünya da iş bulmak zorlaştı ve tüm dengeler şaştı. Finans baronlarının kuklası olan siyasetçiler işsizliğe çaresizlik ve suskunluk içinde kayıtsız kalıyorlar. Ekmek aslanın ağzından midesine, hatta ince bağırsağına kaydı. Irkçılık ve yeniden kurumsallaşmış dinlere yöneliş tüm dünyada yaygınlaşmaktadır. Sevgiyle ve özgüvenle, mutlulukla ışıldayan yüzlere ve gözlere hasret kaldık. Umut dolu olarak geleceğe güvenle ve hoşgörü ile bakan insan tipi yerine, suratı asık, gözleri kararmış, hep sadece kendinden başkasında suç ve suçlu arayan sapık insan tipleri çoğaldı. Cadde ve sokaklarda seks düşkünü, alkolik ve uyuşturucu bağımlısı gençler türedi. Eşcinsel ve feminist olanların sayısı artıyor; evlenmeler azaldı, boşanmalar çoğaldı.

Bunalım dönemlerindeki toplumlar da fal, şans oyunları, alkol ve sigaraya, uyuşturucuya rağbet artar. İnsanlar kendilerini kişiliksiz yapan değersiz şeylerle oyalamaya başlayınca, üretim-tüketim, arz-talep, gelir-harcama dengeleri de iyice bozulur. Batı toplumları sosyal, ekonomik, bilimsel, felsefi ve kültürel anlamda tüm zenginliklerine rağmen, gelecek hakkında son derece endişeli, huzursuz ve mutsuzdurlar.

Küresel ekonomik dengeleri belirleyen en önemli karar değişkenleri olarak; sermaye birikimi, döviz kuru, faiz oranları, enerji fiyatları, vergiler, haberleşme ve bilişim teknolojilerine erişim ile belirlenen insan gücü ve hayat kalitesi ile kaynak verimliliği oranlarına bakılmaktadır. Başarısız risk yönetimi ve eriyen varlık değerleri eski değerlerine ulaşamadı. Kasıtlı yayılan her türlü olumlu iyimser habere rağmen dünya ekonomisi ayağa kaldırılamadı. Amerika başta olmak üzere, işsizlik ve eşsizlik artık kalıntı değer (residual value) ve sosyal bunalım olarak tüm dünyada çığ gibi büyümektedir. Yine Amerika başta olmak üzere, silah satışlarından tutun da tüm stratejik proje ve yatırım, harcama kararlarında en önemli karar değişkeni, projenin yaratacağı gelir nakit akımlarının yanı sıra toplam istihdam etkisi olmaktadır; çünkü iş yoksa gelir yok, gelir yoksa eğitim ve sağlık imkânı yok; kalite refah, kısacası yaşanabilir bir hayat yok demektir.

İngiltere, Almanya, Fransa başta olmak üzere tüm Avrupa Birliğinde grevler protestolar yayılmaktadır. İngiltere de Hindistan ve Pakistanlılar, Fransa da Kuzey Afrikalılar emek piyasasına hâkim durumdalar. Almanya da ise Türklük ve Müslümanlık, Entegrasyon politikaları hedef tahtasına kondu. Almanya, 80 Milyar Euro tutarındaki yıllık tasarruf paketinin 30 Milyar Euro sunu, daha çok alt gelir gruplarına ve işsiz yabancılara yapılan sosyal güvenlik ve transfer harcamalarını kaldırarak finanse etmeyi öngören tasarruf paketini yürürlüğe soktu. Fransa da emeklilik yaşının iki yıl daha ötelenmesine, 60 dan 62 ye çıkarılmasına karşı halk ayaklandı. Çember iyice daralıyor, korumacılık eğilimleri artıyor. Herkes ve her ülke önce kendi ekonomik çıkarını düşünüyor; nasıl daha uzun süre sosyo-ekonomik dengelerini sürdürebileceğinin hesabını yapıyor.

Hal böyle iken, Türkiye de malum yapay gündem yaratıcısı, halkına tamamen yabancılaşmış medya ve köşe yazarlarımız, AKP hükümetinin Çin ile yaptığı anlaşmaları göklere çıkarıyor. Çin TL ye destek verecek, TL uçacak gibi uçuk kaçık haberler yapıyorlar. Çin senin anan mı baban mı kardeşin mi, yoksa biz bilmeden Çin sermayesine mi ortak oldunuz? Çin Seddi’nin Türklere karşı yapıldığını, tarih bilinci ile yapılan tüm uluslar arası anlaşmaları neden hatırlayıp sorgulayamıyoruz? Uyduruk asparagas haberlerle hep dolduruşa geliyor ve getiriliyoruz. İçimizden en becerikli, en hünerli ve bilgili, yüksek ahlaklı vatansever insanlarımız faili meçhul olarak öldürülüyor, ama kimsenin kılı kıpırdamıyor. Bu nasıl bir toplum yapısı ve tarih bilincidir ki, tüm savunma reflekslerini zaman içinde, sinsice ve planlı olarak uygulanan açılım politikaları ile gözü görerek, gözünün içine bakarak TV larda ve TBMM de söylenen yalanlarla talanlarla din tacirlerince yok edilmesine karşı hiç sesi çıkmıyor? Atatürk’ ün Türkiye Cumhuriyetini emanet ettiği Türk gençliği nerededir? Biz neden Fransızlar veya Almanlar kadar Milliyetçi olamıyor, Türklüğümüzle gurur duyamıyoruz?

Dünya emek ve sermaye piyasalarına açılmak, dünya refahından daha çok pay alabilmek, işsizlik sorununu aşarak dünya da daha çok söz sahibi olabilmek için, genç insan gücümüzün, eğitim ve emek kalitemizin mutlaka artırılması gerekmektedir. Küreselleşen dünya da artık Mühendislerimize yabancı lisan bilgisinin yanı sıra, Muhasebe ve Finans bilgisini, Bankacılık ve Risk Yönetimi bilgisini, IT ve Yazılım programlama bilgilerini uygulamalı olarak Üniversitelerde öğretmek zorundayız. Bir Hindistan’ lı veya bir Çin’ linin başardığını başarmak için tek çözüm daha kaliteli eğitimdir.

Gençlerimize hünersiz diplomalar vermekle, onlara ne yurt içinde ne de yurt dışında iş bulamayız, teknoloji üretemeyiz, hürriyet ve bağımsızlığımızı, vatanımızı koruyamayız. Kanımızı canımızı emen KSS-Küresel Siyonist Sermaye işbirlikçisi kukla hükümetlere ve emperyalist Finans Kapitale karşı tek umudumuz ve gelecek güvencemiz, dünya standartlarında yeni marka ve patent, yazılım ve yumuşak teknoloji üretebilecek yüksek matematik ve mühendislik eğitimine sahip, yüksek ahlaklı, vatansever ve milliyetçi özgüven sahibi Türk gençliğidir.

YÖK yok edilmeli, Üniversitelerimize öğrenci sayısı ile orantılı Teknoloji Araştırma ve Geliştirme bütçeleri tahsis edilmelidir. Bu bütçeler tam anlamıyla profesyonel olarak yönetilmelidir. Klasik Profesörlük ve doçentlik tezleri yerine, bilime katkı sağlayan, yeni ürün ve teknoloji geliştirmesine esas olabilecek doktora ve master tezleri üretilmelidir. İçi boş hünersiz ünvanlarla bir yere varamayız. Türklerin yarısı Müdür, diğer yarısı da Genel Müdür; esas iş yapacak orta kademe kaliteli teknik eleman yok Türkiye de! Eğitim sistemimizi bu hale getiren uşaklardan kurtarmalıyız. Her şey kaliteli bir eğitim ve sağlık sistemi ile başarılabilir. Neyin olmayacağını anlatan siyasi destekli hatip Profesörler yerine, çözüm üreterek neyin olması gerektiğini ortaya koyabilen, yeni teknoloji üretebilenler Profesör olmalıdır.

Zorunlu askerlik yerine yüksek teknolojiye sahip profesyonel ordu kurulmalı, asker sayısı azaltılmalıdır. Buradan yapılacak tasarruf ile elde edilecek kaynak tamamen yeni tamamen yazılım kontrollü insansız silah sistemlerine ve asker robotların geliştirilmesine harcanmalıdır. Yarı iletken yüksek hafızalı Malzeme Üretim teknolojileri, Nanoteknoloji, Mikroelektronik, Moleküler Biyoloji ve Genetik Laboratuarları kurulmalıdır.

Dünya da en önemli tehditler, biyolojik ve nükleer silahlar, yapay gıdalar, gen teknolojisi kullanılarak üretilen virüslerle yayılan salgın hastalıklar, kirli su ve kirli hava, toplum sağlığını tehdit eden tabii genetik yapısı başkalaştırılmış GDO lu gıdalar, enerji-petrol ve doğal yetmezliği, elektrik kesintileri, kanser ve çocuklarda gelişim bozukluklarına yol açan çevre felaketleri ( Tschernobyl kazası) yetersiz beslenme, yeni geliştirilen tahrip gücü yüksek silah sistemleri ve tabii afetlerdir. Yeni çağdaş bir tehdit değerlendirmesi yapılarak toplumsal milli güvenlik stratejimiz, AB, ABD ve NATO dışında yeniden hür ve bağımsız olarak Atatürk’ cü bir yaklaşımla yeniden ele alınmalıdır.

Hiçbir ülke, kendi menfaati olmadan başka bir ülkenin problemlerini çözmek için kaynak ayırmaz, parasını sermayesini insan gücünü çalıştırmaz. Dünya, uluslar arası dostlukların, paktların ve stratejik ortaklıkların bittiği, ya da anlamsızlaştığı, ölüm kalım misali menfaat çatışmalarına, yeni bir ırkçılık ve din savaşları, varlık-yokluk apokaliptik dönemine doğru hızla yol almaktadır. Tarih ne kadar da hak çizgisi ise, madde ve ruhun kanunu da o kadar birbirinin aynısı ve tıpkısıdır. Allah’ ın kanunları aynen tabiat kanunlarıdır ve sonsuz sayıdaki kuvvetin (cismin) sıfırlanmış bileşkesi olarak hiç değişmeden sonsuza kadar, madde ile ruh, ruh ile beden arasındaki enerji dönüşümünü, sonsuz devr- i daimi sağlarlar.

Tabiat kanunlarını anlayamayanlar, Allah’ ın kanunlarını da anlayamazlar. Haberleşmemizi sağlayan bir cep telefonu yazılım sistemi, uçtan uca en az dörtbin kez zaman ölçümü (time-clock) yapar.Her bir zaman ölçümü yeni bir adımı tetikler ve böylece bir uçtan diğerine bağlantı sağlanır. Kullanılan şifreleme (key coding) ve saplantı (dinleme-interception) teknikleri tamamen yüksek matematik ürünüdür. Bu soyutluk derecesinde düşünebilmek her beyne ve her kalbe, her insana nasib olmaz.

Gözün görmediği mikro-organizmaları ve kulağın duymadığı sesleri görülebilir ve duyulabilir hale getirmek, dünyanın ayaklarının altında sürekli döndüğünü hissetmek, ancak insan kalp ve beyninin eşzamanlı olarak aynı hedefe kilitlenmesi sayesinde, bilinen normal zaman kavramı aşılarak, karmaşık(gerçek ve hayali bileşenleri olan) aklı aşan bir zaman eksenine geçiş sayesinde mümkün olabilmektedir. Hayal ile gerçeğin birleşmesiyle isimler (kavramlar) cisimleşmekte, yepyeni teknolojik ürünler, küresel silah sistemleri ve uzay keşfedilebilmektedir. Bu yeni karmaşık zaman boyutu ve en üst soyutluk derecesindeki kavram sistemleri ile işlevsel düşünerek dünyaya bakabilmek, yeni teoriler, yeni keşifler yapabilmek için gerekli olan ilk adımdır. Ancak henüz yeterli değildir. Laboratuarlarda yapılacak test ve deneylerle prototip geliştirmek ve bunun için de finansman, yani parasal kaynak gereklidir. Bu para kaynağını sağlamak için devlet mekanizması içinde teşkilatlanmak gerekir. Peki ama burada şu anahtar, kilit soruyu soralım kendimize;

Devlet teknoloji üretmek istemez ve o maksatla teşkilatlanmaz ise, birey ve toplum teknoloji üretebilir mi?

Türkiye de teknoloji üretilememesinin, tüm ülkemiz insan ve hammadde kaynaklarının sadece yabancılara, KSS ye ve Finans Kapital e neredeyse bedava ve gümrüksüz sadece hammadde olarak pazarlanmasının, sonuç olarak Türklüğün ayaklar altına alınmasının en önemli ve tek nedeni nedir dersiniz?

Türkiye Cumhuriyeti Devletini, arka planda halktan tamamen kopuk olarak gizlice ele geçirip idare eden KSS ve masonik Siyonist güç odaklarının, onların önceden belirlediği ve kimler oldukları herkesçe bilinen uzaktan kumandalı yeteneksiz hünersiz bilinçsiz kuklalarının ve uşaklarının, asil Türk kanı ve Türk genleri taşımayan, kutsal vatan sevgisinden yoksun sahte aristokrat din tacirlerinin istememeleri, Atatürk’ ün çelik hürriyet ve bağımsızlık iradesine, Nutuk’ta anlattığı Kurtuluş savaşımızın berrak ve parlak tarih bilincine, dost düşman tanımına tamamen yabancılaşmaları, ya da doğuştan hiç sahip olmamaları değil midir?

Nuri Demirağ ın Türkiye de kurduğu ilk uçak fabrikasını kapattıran da aynı güç odaklarıdır.

Türkler tarih boyunca hiç bu kadar güçsüz durumda olmadılar. Ancak eğer asil Türk kanını taşıyıp da bilerek yaradanınıza iman etmişseniz, iyi biliniz ki, en güçlü ve en merhametli mutlak ve tek olan o ilahi kudretin temsilcisi, her şeye rağmen yine de en medeni ve en saygın insan da sizsiniz!

Reklamlar

Etiketlendi:, , , , ,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: