TARİH : Tartışma Programlarındaki Cumhuriyet Tarihi Yalanlarına Cevap – 1


1

Atatürk’e saldırmayı misyon edinmiş, kalemini sadece Atatürk’e ve onun devrimlerine saldırmak için kullanan paralı kalemşörleri her gün bir TV programında görüyoruz. Bu programlardan biri dün gece CNN Türk’te yayınlandı. Programın konukları Yeni Akit yazarı Kenan Alpay, İMKANDER başkanı Murat Özer, Akademisyen tarihçi Orhan Çekiç ve Sözcü gazetesi yazarı Ayşe Sucu.

Tartışmanın konusu ”Cumhuriyet’in kurucu değerleriyle neden kutuplaşıyoruz?”

Konuya ve konuklara bakıldığında nasıl bir tartışma olacağı baştan belli bir program. Bu yüzden böyle programları izlemeyi pek sevmem. Ancak dün gece Atatürk düşmanlarının nasıl bir algı operasyonu yaptığını, insanların beynini yıkamak için nasıl bir üslup kullandıklarını tüm açıklığıyla anlatmak için izledim. İzlerken notlar aldım. Bazı kilit cümleler var ki bunlar tüm Atatürk düşmanlarının ağız birliği yapmışcasına söylediği cümleler… Aşağı yukarı her programda isimler farklı olsa da aynı şeyleri söylüyorlar. Yazımda anlatacaklarım sadece Kenan Alpay ve Murat Özer ile sınırlı değildir. Tüm Atatürk düşmanı yazarları kapsayan tespitlerdir.

Öncelikle programı izlerken aldığım notları konu başlığı olarak tek tek yazmak istiyorum. Yazacağım cümleler Kenan Alpay ve Murat Özer’in kendi cümleleridir. İşte iki şeriatçının bazı cümleleri

· Tek bir kişiye dayalı tarih yazımı doğru değildir

· 1. Meclis ruhuna geri dönmeliyiz. Bizim kabul ettiğimiz 1. meclistir

· Kemalizm, Faşizm, Stalinizm gibi diktatörlük rejimidir. Artık yıkılma zamanı gelmiştir

· Geri kalmamızın nedeni Kemalizmdir

· Mustafa Kemal çarşafı yasaklayıp şapka giymeyenleri idam etmiştir

· Türk milleti müslümandır laiklik bize ters

· Osmanlı’nın dini yok muydu?

· Şeriat, sınırlarını Allahın çizdiği adaleti temel alan rejimdir

· Mustafa Kemal’e türbe yaptınız. Atatürk’e tapıyorsunuz

· Tekke ve Zaviyeler yeniden açılmalı

Programı izlerken aldığım notlar bunlar… Hepsini birçok programda duymuşsunuzdur. Klasik karşı devrim yalanlarından başka bir şey değil… Şimdi bu iddialara tek tek cevap vereceğim

1- Tek bir kişiye dayalı tarih yazımı doğru değildir iddiasına cevap: Kenan Alpay’a ait olan bu iddiaya verilecek en güzel cevap Osmanlı tarihidir. 623 yıllık Osmanlı tarihi sadece padişahlara dayalı bir tarih yazımı değil midir? Mesela İstanbul’un fethi anlatılırken Fatih Sultan Mehmet’e dayalı bir anlatım yok mudur? Ya da Mohaç zaferi anlatılırken Kanuni’nin zaferi olarak anlatılmıyor mu? 623 yıllık tarih sadece 36 kişiyi kutsayarak, hatta evliya mertebesine yükseltilerek anlatılıyor. Peki o zaman Kenan Alpay buna cevabın nedir? Dünyanın her ülkesinde milletler tarihindeki sembol isimlerle övünürler. Bu kişiler ön plana çıkarılır. Çünkü savaşları kazandıran liderin, komutanın yeteneğidir. Lider olmadan zafer olmaz. Dünyanın en büyük özgürlükçü ülkesi olan ABD, başkentine kurucusunun adını verip Washington demiştir. Ancak ABD de kimse bunu Washington’a tapmak şeklinde yorumlamıyor. Ankara’nın ismi Atatürk olsa bugün neler söylenirdi tahmin bile edemiyorum. Kenan Alpay tek kişilik tarih yazımına bakmak istiyorsa önce Osmanlı tarihine baksın. Padişaha karşı çıkan herkesin hain ilan edildiği tarih yazımı ne kadar demokratiktir önce bunu konuşalım.

2- 1. Meclis ruhuna geri dönmeliyiz. Bizim kabul ettiğimiz 1. meclistir cümlesine cevap: Atatürk düşmanlarının sakız gibi çiğneyip durduğu 1. meclis ruhuna geri dönmeliyiz cümlesi basit bir manipülasyondan başka bir şey değildir. 1. Meclis ruhu nedir diye sorduğunuzda ”Barış, kardeşlik, tam bağımsızlık, Yenikapı ruhudur” diye cevap alırsınız. Bu tamamen aldatmadır. Atatürk düşmanlarının 1. meclisten kastettiğini anlamak için o dönemde nelerin olduğuna, nelerin olmadığına bakmamız gerekiyor. 1. meclis döneminde olanları ve olmayanları tek tek sıralayalım.

Cumhuriyet yoktu, Saltanat ve hilafet vardı

Laiklik yoktu, şeriat vardı

Takım elbiseli vekiller yoktu, sarıklı hocalar vardı

Kadın özgürlüğü yoktu, erkeğin egemenliği vardı

Bu önemli noktaları göz önünde bulundurduğumuzda 1. meclis ruhundan kastedilen şey Cumhuriyet ve laikliği yıkıp yerine şeriata dayalı bir saltanat, hilafet devleti kurmaktır. Bu iddiayı savunanlara şu soruyu sormak gerekir. Madem 1. meclise bu kadar saygınız var neden dualarla, hatimlerle açılan meclisin açılışının sembolü olan 23 Nisanı kutlamıyorsunuz? 19 Mayıs ve 29 Ekimi bir yana koydum o bayramlarda Atatürk ve Cumhuriyet var. Peki 23 Nisanı kutlamamanızın nedeni nedir? Mesela her sene 23 Nisan’da bir anma programı düzenleyebilirsiniz. Neden bunları sizde göremiyoruz?

3- Kemalizm, Faşizm, Stalinizm gibi diktatörlük rejimidir. Artık yıkılma zamanı gelmiştir iddiasına cevap: Yıllardır tekrarlanan saçma bir iddiadan başka bir şey değildir. Bu iddiayı savunanların ne faşizmi ne Stalinizmi ne Nazizmi bilmediğine iddiaya girerim. Her 3 ideoloji 20. yüzyılı kana bulayan emperyalist ideolojilerdir. Yani ortak amaçları dünyayı yönetmektir. Kemalizm emperyalist bir ideoloji değildir. Böyle olmadığı için ”Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözünü korkaklık olarak niteleyenler sizler değil misiniz? Eğer bu ideolojilere benzer bir ideoloji görmek istiyorsanız aynaya bakın. Sizin savunduğunuz şeriatta dünyayı kendine benzetme misyonunu üstlenen fetihçi ve yayılmacı bir ideoloji değil midir? Ayrıca söz konusu ideolojilerde meclis kapalıyken Türkiye’de 2 kez çok partili sisteme geçiş denemesi yapılmıştır. 1930 lu yıllarda Almanya’da insanlar daha güzel nasıl öldürülür diye sapıkça deneyler yapan Josef Mengele gibi ruh hastaları varken Türkiye’de tarih bölümleri, ziraat fakülteleri, opera binaları açılmıştır. Hitler, Yahudileri sistematik şekilde öldürürken Yahudi bilim adamları Atatürk’e sığınmıştır. Tıpkı 1492 yılında Sefarad Yahudilerinin II. Bayezid’e sığınması gibi… O halde şunu soralım Kemalizm Faşizm ile aynıysa Yahudi bilim adamları neden 441 yıl sonra tekrar Türkiye’ye sığındılar?

4-Geri kalmamızın nedeni Kemalizmdir iddiasına cevap: Neresinden tutsanız elinizde kalacak bir iddia…Şu iddiayı duyan bir insan Cumhuriyetten önce çok gelişmiş bir Osmanlı olduğunu zanneder. Medreseler harıl harıl çalışıp bilimsel tezler yayınlıyordu da biz mi bilmiyorduk? Ampulü Edison değil de Osmanlı medreselerinde bir molla buldu da haberimiz mi yok? Cumhuriyet ilan edildiğinde okuma yazma oranı %3-4 iken 1938 de bu oran % 18 e çıkmıştır. Nobel ödülünü kazanan Aziz Sancar bir Cumhuriyet çocuğudur ve köy enstitüsü mezunudur. Nobel kazandığında ilk açıklamasında bana bu ödülü kazandıran Cumhuriyettir demiştir. İlber Ortaylı, Halil İnalcık gibi dünya çapında tarihçileri yetiştiren Cumhuriyet’in okullarıdır. Dünya çapında kalp doktoru olan Mehmet Öz, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde okuduktan sonra ABD de dünya çapında üne kavuşmuştur. 2007 yılında bir kaza sonucu ölen atom fizikçisi Engin Arık’ı yetiştiren Cumhuriyettir ve en önemlisi bir kadındır. Osmanlı döneminde bir kadın bilim insanı gösterebilir misiniz? Her şey bir yana bugün eşiniz, anneniz AKP ye oy verebiliyorsa bu hakkı veren de Cumhuriyettir. Tansu Çilleri Başbakan yapan da Cumhuriyettir. Hangi geri kalmışlık? Madem geri kaldık Türk milleti cahildir diyenlere neden kızıyorsunuz? Lütfen biraz tutarlı olun

5- Mustafa Kemal çarşafı yasaklayıp şapka giymeyenleri idam etmiştir iddiasına cevap: Artık bayatlamış bir Cumhuriyet tarihi yalanıdır. Bu iddiayı söyleyenlerin şapka kanununu 1 kez bile okumadığına eminim… Çünkü şapka kanunu sadece devlet memurları için çıkarılmıştır. Sıradan vatandaşlar için şapka giyme mecburiyeti yoktur. Şapka kanununun bir benzerini 1828 yılında II. Mahmud çıkarmıştır. Kanuna göre tüm devlet memurları fes ve pantolon giymeye mecbur kılınmıştır. Bu kanun nedeniyle o zamanın yobaz ulema takımı II. Mahmud’a ”Gavur padişah” demiştir.

Gelin görün ki yaklaşık 100 yıl sonra aynı yobaz takımı fesi kaldırdığı için Atatürk’e de gavur demiştir. Yani değişen bir şey yok. Bu yobazlardan biri İskilipli Atıftır. Şapka’nın gavurluk alameti olduğunu söyleyen İskilipli Atıf şapka kanununa muhalif olmuştur. Ancak İskilipli Atıf’ın şapka giymediği için asıldığı tamamen yalandır. Çünkü İskilipli Atıf şapka risalesi davası için Giresun İstiklal mahkemesinde yargılanmış ve risale, kanundan önce yazıldığı için beraat etmiştir. Ayrıca risalenin dağıtımı yasaklanmıştır. Bu gerçeği Necip Fazıl bile son devrin din mazlumları kitabında inkar etmemiştir.

İskilipli Atıf, Giresun İstiklal mahkemesinde beraat ettikten sonra Anadolu’da bazı illerde çıkan şapka isyanlarında yasaklanan risalesinin halkı kışkırttığı ve dağıtımının devam ettiği tespit edilmiştir ve Ankara İstiklal mahkemesinde yargılanmıştır. Ankara İstiklal mahkemesindeki dava, şapka davası değil devlete karşı silahlı isyan davasıdır. Davada İskilipli Atıf isyan kışkırtıcılığı ile suçlanarak 25 Şubat 1925 te çıkarılan vatana ihanet edenler hakkındaki kanun gereğince idam edilmiştir. Kanunun metni şöyledir:

”Dini ve dinin kutsal kavramlarını siyasi amaçlara esas ya da alet etmek için dernekler kurulması yasaktır. Bu tür dernekleri kuranlar ya da bu derneklere girenler vatan haini sayılır. Dini ya da dinin kutsal kavramlarını alet ederek devletin şeklini değiştirmek ve başkalaştırmak ya da devletin güvenini bozmak veya dini ya da dinin kutsal kavramlarını alet ederek her ne surette olursa olsun halk arasında bozgunculuk ve ayrımcılık sokmak için gerek tek başına gerek toplu olarak sözle ya da yazı ile ya da fiilen ya da nutuk söyleyerek ya da yayın yaparak harekette bulunanlar vatan haini sayılırlar”

10806279_1398637690441034_5314521034547209849_n

Bir noktaya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Şapka kanunu yüzünden idam edilenler şapka giymediği için değil devlete isyan ettiği için idam edilmiştir. Şapka sadece bir bahanedir. Gavur memur istemiyoruz denilerek jandarma karakolları basılmış, askerler şehit edilmiştir. Mazlum dediğiniz insanlar bunlar mı? Hiçbir devlet kendine silah doğrultanı affetmez. İsterse çorap giymeyeceğim diye isyan etmiş olsun ortada bir isyan varsa sebebi teferruattır. En komiği ise madem şapka giymeyenler idam edildi neden Atatürk’ün birçok fotoğrafında başında şapka yok? Neden fotoğraflarında çevresinde şapka giymeyen birçok sıradan vatandaş var?

Diğer bir önemli nokta şapka giymemenin cezası nedir? Bu sorunun cevabı da 1 Mart 1926 tarihinde kabul edilen TCK nın 526. maddesidir. Kanuna göre şapka giymemenin cezası 50 lira para cezası ya da 1 ay hapistir. Menderes döneminde 3 ay hapis ve 600 lira para cezası olarak değiştirilmiştir

ömööm

1 Mart 1926 tarihli TCK 526. maddesi

1

13 Mart 1926 tarihli Resmi gazete

1

Okurken sıkılmamanız için yazıyı iki bölüm olarak yazacağım. Şimdilik bu kadar…

TIBBIYELİ HİKMET

Etiketlendi:, , , , ,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: