UZAKDOĞU ÜLKELERİ DOSYASI : Tayvan’ın Seçimleri ve Tayvan-Çin İlişkileri


KAYNAK : http://www.cinhh.com/tayvan-secimleri-ve-tayvan-cin-iliskileri1/

Tayvan’ın Seçimleri ve Tayvan-Çin İlişkileri

Yazar: Prof. Dr. Seriye Sezen

16 Ocak 2016’da başkanlık ve parlamento seçimlerinin yapılacağı Tayvan’da seçimlere 70 gün kala Tayvan (resmi adıyla Çin Cumhuriyeti) devlet başkanı Ma Ying-jeou ile Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) devlet başkanı Xi Jinping’in Singapur’da görüşmesi haberi Tayvan’ın siyasal gündemini hareketlendirdi. Seçim anketlerinin önde gösterdiği, ana muhalefet Demokratik İlerici Parti (DPP), Mayıs 2016’da görevinden ayrılacak Ma’yı, seçimlere kısa bir süre kaldığı için bu girişiminin meşru olmadığı, kişisel geleceğine yatırım yaptığı, kamuoyunun zamanında ve yeterince bilgilendirilmediği gerekçesiyle eleştirdi. Hatta, diğer muhalefet partileriyle birlikte, parlamentoyu, Tayvan’ı satmakla suçladığı başkan Ma’yı görevinden azletmeye çağırdı. Başkan Ma bu eleştirileri, görüşmenin eşitlerarası bir görüşme biçiminde geçeceği ve herhangi bir anlaşma imzalanmayacağı açıklamalarıyla yanıtladı.

Xi ve Ma arasında 7 Kasım 2015’te, Singapur’da yapılan görüşme, ÇHC ve Tayvan arasında, 1949’dan bugüne kadar devlet başkanları düzeyinde yapılan ilk görüşme olması nedeniyle tarihsel bir öneme sahipti. Uluslararası medyanın ilgiyle izlediği görüşmede, taraflar birbirlerine, unvanlarını kullanmaksızın, yalnızca “Bay Xi”, “Bay Ma” şeklinde hitap ettiler.

Toplantı sonrasında Ma, görüşmede beş nokta üzerinde durduğunu belirtti. Bunlar; 1) 1992 Uzlaşmasının konsolide edilmesi ve Tayvan boğazının her iki yakasında barışın sürdürülmesi; 2) Düşmanlığın kalkması ve anlaşmazlıkların barışçıl yollardan giderilmesi; 3) ÇHC’nin Tayvan’a karşı askeri konumlanışından duyulan rahatsızlık; 4) Önemli ve acil konularda karşılıklı fikir alışverişi için her iki ülkenin diğer ülkeyle ilişkilerden sorumlu kuruluşları arasında direkt telefon hattının kurulması; 5) Her iki yakada refahın gelişmesi için ortak işbirliği.

Bu toplantıdan somut ve her iki tarafı bağlayan bir sonuç çıkması beklenmiyordu. Zaten tarafların bir araya gelişi de bunu amaçlamıyordu. Dolayısıyla toplantı sonrasında, dikkatli bir dil kullanılarak yapılan resmi açıklamalar bir iyi niyet açıklaması olarak görülebilir. Peki o zaman bu görüşme niçin yapıldı?

1949’da başlayan düşmanlığın ve kopukluğun, 1980’lerden başlayarak Tayvan boğazının tarafları arasında ilişkileri başlatan ve nihayet 66 yıl sonra devlet başkanlarını bir araya getiren nedenleri ve bu buluşmanın önemini analiz etmek için, sorunun ortaya çıkış ve gelişme sürecine bakmak gerekiyor. Bu süreç, temelinde Çin’in 1980 sonrasındaki ekonomik ve siyasal güç olarak yükselişi ve bunun Tayvan ekonomisi üzerindeki etkisiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle yazıda önce Tayvan’ın kalkınma politikalarındaki temel dönüşümlere yer verilecek, ardından Çin ile 1980 sonrasında giderek artan ekonomik ilişkiler ve bunun Çin-Tayvan ilişkilerindeki yansımaları tartışılacak.

Tayvan’ın Kalkınma Politikaları: Tarım Ekonomisinden Bilgi Ekonomisine

Portekizlilerin Ilha Formosa (güzel ada) dedikleri Tayvan, 1624-1655 yılları arasında Hollanda’nın, ardından Çin’in egemenliğine girer. Çin’in yenilgisiyle sonuçlanan Birinci Çin-Japonya savaşı (1894-1895) sonrasında 1895 tarihli Shimonoseki Antlaşmasıyla Japonya’ya bırakılır. Bu bırakılış, Tayvanlılarda bugüne kadar süren, “Çin bizi gözden çıkardı ve Japonlara bıraktı” psikolojisini ve kızgınlığını yaratacaktır. 1945’e kadar 50 yıl süreyle Japonya’nın sömürgesi olarak kalır ve II. Dünya Savaşı sonrasında Japonya’nın yenilgisiyle birlikte yeniden Çin’e döner.

Bugünkü Tayvan sorununun doğumu, Çin’de Mao liderliğinde komünist güçlerle Chiang Kai-shek önderliğindeki milliyetçi güçler arasındaki savaşı milliyetçilerin kaybetmesi üzerine, Chiang’ın ordusu ve hükümet görevlileriyle birlikte Tayvan’a geçmesiyle başlar.

Chiang, 1912’de kurulan Çin Cumhuriyeti’ni geçici olarak burada devam ettirmek amacıyla 1949’da ordusu ve çalışma ekibiyle, Tayvan’a zorunlu olarak gelir. Niyeti, komünistleri yenerek yeniden Kıta Çini’ne dönmek ve cumhuriyeti orada devam ettirmektir. Bu nedenle uzun süre Çin Milliyetçi Partisi (KMT) rejimi açısından da Tayvan, Çin’in (ama Çin Cumhuriyeti’nin) bir eyaleti olarak görülür. Adanın, yerliler (aborjinler) ve Tayvanlılardan (bunlar da daha önce Çin’in Fuiken eyaletinden gelenler ve Hakkalılar olmak üzere iki kategoridir) oluşan toplumsal yapısına böylece bir de “anakaralılar”, yani, 1949’da Çin’den gelenler dahil olur. Chiang, Tayvan’ı, 1975’te ölünceye kadar, Çin ve komünizm tehdidi altında, yüksek savunma harcamalarına, sıkıyönetime ve tek parti yönetimine dayalı olarak otoriter biçimde yönetir.

Chiang’ın Çin Komünist Partisi (ÇKP) karşısındaki yenilgisinden çıkardığı dersler vardır. Komünistlerle mücadelesinde ÇKP’nin topraksız köylülerden aldığı desteğin, savaşı kaybetmesindeki rolünün farkındadır. Japonlardan kayda değer bir altyapı ile sağlık ve eğitim hizmetlerinde iyileştirmeler kalmıştır. Ancak Tayvan’ın ekonomisi önemli ölçüde tarıma dayalıdır. 1950’lerde toprak reformu ile az sayıda toprak ağasının elinde toplanmış olan toprağı, sahiplerinden satın alarak küçük parseller halinde işleyenlere aktarır. Böylece topraksız köylünün desteği alınırken, büyük toprak sahiplerinin iktidar karşısında ekonomik ve siyasal bir güç olmaları engellenir. Ayrıca, ciddi bir sanayinin olmadığı dönemde tarımsal verimlilik artırılarak, tarımın sanayiyi beslemesi sağlanır.

1950’ler: İthal ikameci sanayileşme

1950’lerde ithal ikameci sanayileşme politikası izleyen Chiang rejimi, Kore ve Vietnam savaşlarıyla birlikte ilgi alanına girdiği Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) mali, askeri ve teknik yardımlarından yararlanır. ABD, ülkenin makroekonomik politikalarında da yönlendiricidir. 1953’te ABD’nin yönlendirmesiyle ilk dört yıllık kalkınma planı yürürlüğe girer (ülke halen 2013-2016 yıllarını içeren 16. Plan döneminde). 1950’li yıllarda ekonomi ortalama %8,4 büyür.

1960’lar: İhracat odaklı büyüme

1960’ların başında ise ihracat odaklı bir büyümeye yönelen Tayvan, yabancı yatırımı özendirici politikalar benimser ve ilk ihracatı geliştirme bölgesini oluşturur. Mali özendiricilerin yanı sıra ucuz ve sorun çıkarmayan emek (sıkıyönetimle yönetilen bir ülkede birçok şey gibi grev de yasaktır) Tayvan’ın önemli avantajıdır. ABD’yle yakınlaşmanın sonucu, Japonya’nın pazar olarak ikinciliğe gerilemesidir. “1966’ya kadar Japonya Tayvan’ın en büyük pazarıdır; bu tarihte ABD ilk sıraya geçer. 1979’da Tayvan ihracatının % 35’i ABD’ye giderken, Japonya’nın payı %14’e geriler.”[3]

Tayvan, 1960’larda tarım ürünü ihraç eden bir ülkeden hafif sanayi ürünü ihraç eden bir ülke haline gelir. Bu arada işgücü niteliğini artırmada eğitime özel önem verilir. 1968’de zorunlu eğitimin süresi 6 yıldan 9 yıla çıkarılır. 1946-1950 yılları arasında 2,81 olan 15 yaş ve üstü nüfusun okulda geçirdikleri ortalama yıl 1972-1976 yılları arasında 6,88’e çıkar.[4] Tayvan 1960’lı yıllarda ortalama %9 büyür.

1970’ler: Yüksek teknoloji ve sermaye yoğun üretim

Küresel büyümenin yavaşladığı, dünyada enerji fiyatlarının ve Tayvan’da emek maliyetinin arttığı 1970’lerde Tayvan’ın yeni hedefi yüksek teknolojiye ve sermaye yoğun sanayilerin gelişmesine dayalı kalkınmadır. Temel ve ağır sanayi ürünleri ihracatına yönelen ülkede, ulaşım altyapısının genişletilmesi, ilk nükleer enerji santralinin, uluslararası havaalanının ve petrokimya tesislerinin yapımı gibi hedefleri içeren 10 Temel Proje uygulamaya koyulur. Yüksek teknolojiye dayalı sanayiyi geliştirmek amacıyla Hsinchu Sanayi Parkı 1978’de açılır.[5] Ekonomi bu dönemde ortalama %10,1 büyür.

1980’ler: Ekonomik liberalizasyon ve uluslararasılaşma

1980’lerin başında hükümet, Tayvan’ın ekonomik kalkınma politikasının

yeni ilkelerini, “ekonomik liberalizasyon, uluslararasılaşma” olarak ilan eder. ABD’den ve küresel sermayeden gelen talepler etkilidir bu yeni ilkelerin benimsenmesinde. Bununla birlikte 1980’lerin başındaki küresel ekonomik durgunluk bu ilkelerin uygulanmasını 1980’lerin ortalarına kadar geciktirecektir.[6] Piyasa güçlerine daha fazla yer açmayı amaçlayan politikaların yanı sıra Tayvan’ın yeni hedefi teknoloji-yoğun üretime dayalı bir ihracat politikasıdır. Kaynaklar, elektronik, bilgi teknolojileri gibi yüksek teknolojiye dayalı üretime yönlendirilir. Günümüzde dünyanın en büyük sözleşmeli yonga üreticisi olan Tayvan Yarıiletken Üretim Şirketi (TSMC) bu dönem kurulur.

1980’li yıllar Tayvan’ın siyasi yaşamında da önemli değişikliklerin olduğu bir dönemdir. 1978’den 1988’de ölümüne kadar başkanlık koltuğunda oturan Chiang Kai-shek’in oğlu Chiang Ching-kuo döneminde tek parti rejimi devam etmekle birlikte demokratikleşme yönünde önemli adımlar atılır; bürokraside nepotizme ve yolsuzluğa savaş açılır. 1987’de sıkıyönetimin kaldırılmasından bir yıl önce ilk muhalefet partisi DPP kurulur. İzleyen dönemlerde anayasa değişiklikleri ile başkana verilen olağanüstü yetkiler kaldırır. Çin’le yumuşama politikası izleyen Chiang Ching-kuo 1987’de ÇHC’ye seyahat yasağını kaldırır.[7] Siyasal alandaki bu gelişmelere karşın, ekonomi büyümeye devam etmekle birlikte, büyüme hızı önceki dönemin gerisindedir (%7,7). Karşı tarafta ÇHC, kapılarını yabancı sermayeye açmakta ve daha ucuz emek ve daha çekici yatırım olanakları sunmaktadır. ÇHC, 1988 yılında “Tayvanlı yatırımcıları özendirmeye yönelik düzenlemeler” çıkarır.[8]

1980’ler ve 1990’larda, özelleştirme, serbestleştirme, hizmet alımı, kamu-özel ortaklığı vb. neoliberal politikalar Tayvan’ın gündemindedir. Ancak Tayvan, bir süre finansal kuruluşların özelleştirilmesine daha mesafeli kalır. 1997 krizini daha az hasarla atlatmış olması da, küresel finansal sisteme tam eklemlenmemiş olmasıyla açıklanmaktadır.[9]

1990’lar ve sonrası: Bilgi ekonomisine yöneliş ve yeni bir ihracat modeli

1991’de, Tayvan, resmen 1949’dan beri devam eden ÇHC ile savaşı sona erdirir. 1993’te Singapur’da, taraflar arasında ilişkileri normalleştirmek amacıyla ilk resmi görüşme yapılır. Artık komünizm tehlikesi kalmamıştır. KMT rejimi ve Çin Cumhuriyeti tekrar anakaraya dönememiştir ama Tayvan sermayesi, Hong Kong üzerinden ÇHC’ye akmaya başlamıştır. Tayvan ile ÇHC arasında bu kez başka bir mücadele başlayacaktır.

1990’ların başında Tayvan, monitör, ana bantlar ve görüntü tarayıcıları pazarının yarıdan fazlasının tedarikçisi konumundadır. IBM, Dell, Microsoft gibi bilgi teknolojileri (BT) devlerinin tedarikçisi olan Tayvan 1995’te BT sanayinin dünyada en büyük üçüncü üreticisidir.[10]

1990’larda ekonomi büyümeye devam eder (%6,3) ama büyüme hızının gerilemesi sürer. Bu dönemde Ulusal Sağlık Sigortası Yasasının çıkarılması önemlidir. O döneme kadar, kapsamı sınırlı tutulan sağlık sigortası kısa sürede nüfusun tamamına yakınını kapsar hale gelir. 1970’lerde %8 olan, sosyal güvenlik harcamalarının toplam hükümet harcamalarına oranı %32’ye yükselir.[11]

2000’lerde temel hedef, bilgi ekonomisini geliştirmek ve uluslararası ticaret sistemine dahil olmaktır. Bu dönemde Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) giren Tayvan, 2012’de yürürlüğe giren “Altın On Yıl Ulusal Plan Vizyonu” ile yeni bir ihracat modeline yönelir: Fiyat rekabetine dayanan ihracattan değer yaratan ihracata; ürün pazarlamadan değer pazarlamaya doğru geçiş.”[12] Ar-Ge, tasarım geliştirme ve yenilik (innovation) bu modelin ana uygulama aracıdır.

ÇHC ile Giderek Artan Ekonomik Bağımlılık

1990’ların başından itibaren Tayvan’ın dış ticaretinde ÇHC’nin payı görünür hale gelir. 1989’da Tayvan’ın toplam ihracatında %5 olan ÇHC’nin payı 2002’de %23’e çıkar; Çin Tayvan’ın en büyük ihracat pazarıdır artık. 2010’da Çin’e yapılan ihracat ABD ve Avrupa’ya yapılanın neredeyse dört katıdır.[13] 2013 yılında Çin’in toplam ihracattaki payı %39,7’dir.[14] GSMH’sinin %70’i ihracata dayanan Tayvan’da milli gelirin kayda değer kısmı Çin’e bağımlıdır. 1994’e kadar ABD ve Japonya’nın Tayvan’ın ithalatındaki payı %50 iken Çin’in payı yalnızca % 2,2’dir. 2013’te Çin’in payı %16,4’le Japonya’yı (%16) geçerken, ABD’nin payı %9,3’tür. [15]

Diğer yandan tüm çabalara rağmen Tayvanlı sermayenin Çin’e akışı sürmektedir. 1991’den 2014 Ocak sonuna kadar onaylanan, Tayvan sermayesinin Çin’deki yatırımlarının tutarı 135,4 milyar ABD dolarıdır. Başka bir ifadeyle, Tayvan’ın yabancı yatırımlarında Çin tek başına yaklaşık %63 paya sahip. 1979’dan 2014 Ocak sonuna kadar Tayvan’ın Çin’deki gerçekleşen doğrudan yabancı yatırımı ise 1 trilyon 404 milyar ABD Doları.[16] Tayvan Haziran 2009’dan itibaren kapılarını Çinli yatırımcılara açtı. Bu tarihten 2013 sonuna kadar Tayvan’a gelen Çin yatırımı toplam 864,52 milyar ABD Doları.[17]

Ekonomik ilişkilerin yanı sıra iki taraf arasındaki insan hareketliliği de 1980’lerden itibaren giderek artıyor. 1987’den 2014 Ocak sonuna kadar 77,2 milyon Tayvanlı Çin’i, 12,2 milyon Çinli de Tayvan’ı turistik amaçla ziyaret etti.[18]

Tayvan’ın ihracata dayalı büyüme modeli, kapitalizmin yeni bağlamda küreselleşmesi, önce Çin’in ve giderek Vietnam, Kamboçya gibi ülkelerin de piyasa ekonomisine yönelmesi, Tayvan’ın 1960’larda ve 1970’lerdeki çekiciliğini azaltmakta. Günümüzde Tayvan, bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) ve elektronik sanayinin en önemli tedarikçisi olmakla birlikte bunların üretim üsleri hızla, başta Çin olmak üzere emeğin ve üretim maliyetinin daha ucuz olduğu ülkelere kaymakta. Tayvan’ın dış yatırımlarında bu iki sektörün payı 2001’de %46,4’ten, 2008 ve 2009’da %70’lere çıkmış durumda. Tayvan BİT sektörünün 2001’de %52,9 olan yurtdışı üretim zinciri değeri 2009’da %99,4’e ulaşmıştır.[19]

Daha düşük maliyetli üretimle küresel BİT şirketlerinin müşterisi haline gelen Tayvanlı şirketler, rekabet arttıkça üretim maliyetini düşürmek ve rekabet edebilmek amacıyla bu kez kendileri yatırımlarını daha elverişli pazarlara taşımakta. Kısaca bir dönem Tayvan yararına işleyen kapitalist sistemin doğası, yani her koşulda daha fazla kâr amacı, şimdi Tayvan için bir tehdit kaynağı.

Ekonomik Bağımlılık Karşısında Siyasal Bağımsızlık

Tayvan’ın 1980’lerden itibaren devam eden demokratikleşme süreci beraberinde yeni bir kimlik tartışmasını ve Çin’den bağımsızlık hareketini de beraberinde getirdi. Anakaradan gelenlerin egemenliğindeki KMT karşısında, Tayvan doğumluların çoğunluğu oluşturduğu DPP ve diğer muhalefet partileri, “Çinli” kimliği yerine “Tayvanlı” kimliği oluşturma ve giderek bir “Tayvan” ulusu inşa etme amacındalar. Çin’e ekonomik bağımlılığın artmasını siyasal bağımsızlık açısından tehlikeli gören bu yaklaşım özellikle genç nüfus arasında kabul görmektedir. 2014’te, Çin’le imzalanan hizmet ticareti anlaşmasının parlamentoda kabul edilmemesi için öğrencilerin parlamentoyu işgal eylemi, bu rahatsızlığın bir dışavurumudur.

Kamuoyu araştırmaları, son yirmi yıl içinde kendisini “Tayvanlı” olarak tanımlayanların oranında önemli bir artışı işaret etmekte. Ama kendisini hem Çinli hem de Tayvanlı görenlerin oranı da artmış durumda (Çizelge 1).

Çizelge 1. Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? (%)

1989 1992 1999 2000 2005 2010
Çinli 52 25.5 12.1 12.5 7.2 3.8
Tayvanlı 16 17.6 39.6 36.9 45 52.4
İkisi de 26 46.6 42.5 44.1 43.4 40.4
Bilmiyorum 6 10.5 5.8 6.5 4.4 3.4

Kaynak: Fell, 2012:147.

Diğer yandan, Tayvan’ın bağımsızlığını savunanlarda dönem içinde artış olmakla birlikte çoğunluk bugünkü durumu (statükoyu) sürdürmekten yana görünüyor. ÇHC ile birleşmeden yana olanların oranında ise ciddi bir gerileme var (Çizelge 2).

Çizelge 2. Tayvan’ın statusü ne olmalı? (%)

1989 1992 1999 2000 2005 2010
Bağımsızlık 6 7.8 18.3 14.7 20.3 23.3
Birleşme 55 39.5 17.4 19.3 14.1 11.1
Statüko 17.5 49.7 48.7 57.2 59.6
Bilmiyorum/Yanıtsız 39 35.2 14.5 17.3 8.5 5.9

Kaynak: Fell, 2012: 144.

ÇHC ile ilişkiler ve Tayvan’ın Çin karşısındaki statüsü, Ocak seçimleri propagandalarının en önemli gündem maddesi. 1992’de iki taraf da “tek Çin” üzerinde bir uzlaşmaya varmış olmakla birlikte, “tek Çin”den tarafların ne anladığı tartışmalı. Ana muhalefet DPP lideri ve devlet başkanı adayı Bayan Tsai, her ne kadar seçilmesi halinde statükoyu sürdürmekten yana olduğunu açıklasa da, bunun, kamuoyunun çoğunluğunun bu görüşte olması nedeniyle siyaseten söylenmiş bir söylem olduğu kanısı yaygın. Parti taraftarlarının düzenlediği gösterilerde “Bağımsız Tayvan” pankartları dikkat çekmekte.

İşte tam bu tartışmaların sürdüğü ve KMT adayının başkanlık için pek de güçlü görünmediği seçim ortamında Ma ve Xi’nin görüşmesi zamanlama açısından ilginç. Kuşkusuz Ma, görevinin bitimine kısa bir süre kala bu görüşmeyi yaparak tarihe geçti. Ama bundan daha önemlisi, bu görüşmeden çıkan mesajlar. Xi’nin, görüşmenin basına açık kısmında “Tarihsel trajedinin kendini tekrar etmemesi için biraya geldik. Hiçbir güç bizi ayıramaz, kemiklerimiz kırılmış olsa bile hâlâ etlerimizle birbirimize bağlı kardeşleriz, bir aileyiz” sözleriyle başlaması bu bağlamda dikkate değer. Xi’nin “kardeş, aile” vurgusu ve “hiç bir güç bizi ayıramaz” açıklamaları; ÇHC’nin Tayvan’ı eyaletlerinden biri olarak gören resmi söyleminin, bu kez, sosyoloji terminolojisiyle ve duygulara hitap ederek yinelenmesi olduğu gibi, aynı zamanda Tayvan’da iktidarın güçlü adayı DPP’ye bir göndermedir.

SONUÇ

1950’lerde tarıma dayalı bir ada olan Tayvan, fiziksel (küçük ve ekilebilir alanları az bir coğrafya), siyasal (diplomatik yalıtılmışlık) ve toplumsal kısıtlılıklara (görece küçük nüfus) rağmen, ekonomik, toplumsal ve siyasal göstergeler açısından önemli gelişmeler sağlamış bir ülke. Tayvan’ın 2 trilyon Yeni Tayvan Doları değerindeki yarıiletken sanayisi dünyada ikinci sırada. Ancak; Tayvan günümüzde bir yanda küreselleşmenin diğer yanda da Çin’in artan ekonomik ve siyasal gücünün baskısı altında. Küresel mali krizle birlikte büyüme hızı yavaşlayan Çin ekonomisindeki daralma Çin’le ticari ilişkileri olan ülkeleri de etkilemiş durumda. Bundan en çok etkilenen ülkelerden biri Tayvan. 2012’de %1,48, 2013’te %2,09, 2014’te %3,77 oranında büyüyen Tayvan ekonomisinin ihracattaki daralmayla birlikte 2015’teki büyüme rakamının bu oranının çok altında kalacağı öngörülüyor.

Çin-Tayvan arasındaki ilişkileri ABD dışında analiz etmek kuşkusuz eksik kalır. Tayvan konusunda pragmatik bir politika izleyen ABD 1979’da Tayvan’la diplomatik ilişkilerini kesmesine rağmen ekonomik ve askeri ilişkilerini sürdürmekte. Tayvan ABD’nin en önemli silah satış pazarlarından biri. Çin’in güçlenmesiyle birlikte ABD-Çin ilişkileri de yepyeni bir görünüme büründü. Zaten ABD Tayvan’ın bağımsızlığına karşı. Sonuç olarak, 1980’lerden günümüze kadar iniş ve çıkışlarıyla süren Çin-Tayvan ilişkilerinin alacağı sonul biçim yalnızca iki tarafın iradeleriyle ortaya çıkmayacak.

2016 seçimlerinde DPP’nin iktidara gelmesi Çin-Tayvan ilişkilerinde köklü bir değişikliğe yol açar mı? DPP adayı Bayan Tsai devlet başkanı seçilse de, partisi parlamentoda çoğunluğu elde edemediği sürece yasama desteğinden yoksun kalacak. Böyle bir durum, 2000-2008 yılları arasında devlet başkanlığı yapan DPP’li Chen döneminde yaşandı. Bu desteği sağlasa bile Tayvan ekonomisinin ve sermayesinin güncel çıkarları politik söylemini gerçekleştirmeye uygun değil. Sonuç olarak olası DPP iktidarında, Çin-Tayvan ilişkilerinde siyasal iklim ne kadar serinlerse serinlesin radikal bir dönüşüm zor görünüyor. Yirmi yıldır seçimlerde oy kullanmayan Tayvanlı taksi sürücüsünün sözleriyle, “İktidar ile paranın iç içe geçtiği bir ortamda, o ya da bu parti fark etmez.”

EKLER

EK 1. Makroekonomik Göstergeler (2013)

GSMH (nominal)

(Tarım %1,7, Sanayi %24,9, Hizmet %68,3)

489,13 milyar ABD$
Kişi başı GSMH (nominal) 20.952 ABD$
Kişi başı GSMH (satın alma paritesi–IMF) 39.767 ABD$
İşgücüne katılım oranı %58,43
15 yaş üstü nüfusun eğitim düzeyi Yükseköğretim: %40,7; Lise: %44,4;Temel eğitim: %13,3; Okur-yazar olmayan: %1,6
İşsizlik oranı %4,18
Gini katsayısı 0,338 (2012)
Tasarruf oranı %29,1
Ar-Ge harcamalarının GSMH’ye oranı %3,06 (2012)
Yüksek teknoloji yoğun ihracat/toplam ihracat %50,6
İhracat 305,44 milyar ABD$
İthalat 269,90 milyar ABD$
Döviz rezervi (dünyanın dördüncü büyük rezerv sahibi) 416,81 milyar ABD$

Kaynak: Economic Development ROC (Taiwan) 2014; The Republic of China Annual 2014 ve Taiwan Statistical Data Book 2014’ten derlenmiştir.

EK 2. Ekonomik Büyüme Oranı ve Kişi Başı Gelir

Kaynak: Economic Development ROC (Taiwan) 2014, National Development Council, Taipei 2014: 19.

[1] Dünya Gazetesinin, 10 ve 11 Aralık 2015 tarihli sayılarında iki bölüm halinde yayımlanmıştır.

[2] Tayvan Ulusal Chengchi Üniversitesi konuk öğretim üyesi, Tayvan Bursu bursiyeri.

[3] W. Galenson, “How to Develop Successfully: The Taiwan Model”, in: Experiences and Lessons of Economic Development in Taiwan, (Ed. K. Li, T. Yu), Academia Sinica, Taipei 1982: 49.

[4] C. Hou , C. Chang, “Education and Economic Growth in Taiwan: The Mechanism of Adjustment”, in: Experiences and Lessons of Economic Development in Taiwan, (Ed. K Li, T. Yu), Academia Sinica, Taipei 1982: 354.

[5] D. Fell, Government and Politics in Taiwan, Routledge, Oxon 2012: 17.

[6] G. A. Mcbeath, Wealth and Freedom: Taiwan’s New Political Economy, Ashgate, Aldershot and Brookfield, 1998: 46-47.

[7] J. F. Copper, Taiwan: Nation State or Province?, Sixth Ed., Westview Press, Boulder, 2013: 53-54.

[8] C. Howe, “Taiwan in the 20th Century: Model or Victim? Development Problems in a Small Asian Economy”, The China Quarterly, V. 165, March 2001: 52.

[9] C. Clark, A. C. Tan, Taiwan’s Political Economy, L. Reinner Publishers, Boulder, London 2012: 124.

[10] Economic Development ROC (Taiwan) 2014, National Development Council, Taipei 2014: 9.

[11] Economic Development ROC (Taiwan) 2014: 41.

[12] Economic Development ROC (Taiwan) 2014: 11.

[13] J. F: Copper, 2013: 172.

[14] The Republic of China Annual 2014, The Executive Yuan, Taipei 2014: 130.

[15] Economic Development ROC (Taiwan) 2014: 23.

[16] http://www.mac.gov.tw/public/Attachment/432514581851.pdf, Erişim: 18.11.2015.

[17] The Republic of China Annual 2014, s. 129-130.

[18] http://www.mac.gov.tw/public/Attachment/432514581851.pdf, Erişim: 18.11.2015.

[19] JH, Wang, “Information and Communication Technology Industry: Rival States vs. Integrated Economies”, in: The Second Great Transformation: Taiwanese Industrialization in the 1980s-2000s, (Ed. R. Yin, W. Kwok), Chengchi University Press, Taipei 2011: 160.

Etiketlendi:, , ,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: