ÇİN DOSYASI /// PROF. DR. SERİYE SEZEN : Yaşam ve Ölüm Yorgunu : Çin Sosyalizmi Üzerine


KAYNAK : http://www.cinhh.com/yasam-ve-olum-yorgunu-cin-sosyalizmi-uzerine/

Yaşam ve Ölüm Yorgunu : Çin Sosyalizmi Üzerine

Mao’nun önderliğinde sosyalist devrim başarıya ulaştığında, Çin, %90’ı köylerde yaşayan, işgücünün ve ekonominin tarımdan beslendiği, toprağın toprak ağalarının elinde toplandığı bir tarım toplumuydu. Feodal mülkiyet ve toplumsal yaşam düzenini değiştirmeyi hedefleyen sosyalist rejim, öncelikle toprağa el koyarak yoksul köylülere dağıtmış ve izleyen dönemde toprağı kamulaştırarak,1980’lere kadar sürecek komün sistemini kurmuştur. Komünler üretim takımlarından, üretim takımları da üretim tugaylarından oluşmakta idi. Ailelerin günlük gereksinmelerini karşılamak için ayrılan küçük parseller dışında toprak ortaklaşa işlenmeye başlanmıştır. Komünler, üretim birimi olmanın ötesinde aynı zamanda toplumsal yaşamın örgütlendiği ve sağlık, eğitim, barınma gibi hizmetlerin üretildiği birer yönetsel birimlerdir.

Toprak mülkiyetindeki bu tarihsel dönüşüm, Mo Yan’ın Türkçeye çevrilen üçüncü romanı Yaşam ve Ölüm Yorgunu’nun başlangıcını oluşturuyor. Bir Budist yazıtından esinlenerek adını verdiği romanında yazar sosyalist Çin tarihine odaklanmış. Sosyalist dönemin, devrimden başlayarak geçirdiği evrim, Shandong Eyaleti Gaomi Kuzeydoğu Bucağının Ximen köyünde yaşayan Ximen ailesi üzerinden öyküleştiriliyor.

Romanın ana kahramanı ve anlatıcısı Ximen köyünden toprak ağası Ximen Nao. Ximen Nao, karısından çocuğu olmadığı için evine iki kuma[1] getirmiş, ilk kumadan iki çocuğu olmuş ve devrim sırasında öldürüldükten sonra; eşek, boğa, domuz, köpek, maymun ve nihayet bir erkek çocuk olarak tekrar tekrar dünyaya yeniden gelen bir karakter[2]. Bir diğer merkezi karakter, Ximen Nao’nun evlatlığı olan ve ölümünden sonra onun ikinci karısıyla evlenen Lan Lian. Lan Lian, adeta sosyalizme karşı pasif direnişe geçerek tüm baskılara rağmen komüne katılmaz ve üretimini, küçük toprağında bağımsız bir çiftçi olarak dönem boyunca sürdürür. Mao komünlere katılımın gönüllü olduğunu söylemiştir; o halde der Lan; “Kimse beni zorlayamaz, ancak Başkan Mao isterse komüne katılırım.” 1967’den 1981’e kadar küçük arazisinde bağımsız çiftçiliğini sürdürür ve “göze kaçmış bir toz parçası ya da parmağa batmış bir kıymık gibi halk komününün o geniş arazisi arasında” durur kalır.

Yazarın kendisi, gelecekte ünlü bir yazar olarak betimlenen Mo Yan da, öykünün ana karakterlerinden biridir. Mo, kendisini, aşırı meraklı, bulduğu her şeyi okuyan, inceleyen, güçlüklerden yılmayan, palavracı bir tip olarak çizer ve yer yer kendisiyle dalga geçer.

Çin Sosyalizminin Ana Durakları ve Örtük Eleştirisi

Yaşam ve Ölüm Yorgunu, Çin sosyalizminin ana politikaları, aşamaları ve nihayet 1980’lerde başlayan dönüşümü üzerine kuruludur. Bu süreçler önceki romanlarında olduğu gibi köylü bir aile üzerinden aktarılır. Toprak ağalığının sonu, komün sistemi, 1950’lerde Sovyetler Birliği ile işbirliği ve Sovyet yardımları, Büyük İleri Atılım Politikası, tarımda makineleşme, hayvan gücünün yerini traktörlerin, ahşap pullukların yerini çelik pullukların alması, Kültür Devrimi sırasında devrim karşıtlarının itibarsızlaştırılması, yerel düzeyde aşırılığa varan uygulamalar ve ölçünün kaçması ve bir tür yerel derebeylerin türemesi, kitapta işlenen başlıca konular. Devrim, eski sistemin iktidar sahiplerini (toprak ağaları, zenginler) yok ederken, yerel sosyalist güç odaklarını ortaya çıkarır. Bunun bir örneği, hükümet ofisiyle yetinmeyip bahçedeki kayısı ağacını, hatta “Mavi Yüz”[3] lakaplı üvey babasının yüzünü kızıla boyatacak kadar biçimselliği kutsayan bir Kızıl Muhafız olarak betimlenen Ximen Nao’nun oğlu Jinlong’dur.

Bir toprak ağası olduğu için devrim sonrasında kurşuna dizilen Ximen Nao, bir eşek olarak yeniden yaşama döndüğü Büyük İleri Atılım döneminde bu kez, aç köylüler tarafından eti için parçalanarak öldürülür. Kültür Devrimi ise, yaşlı kadroların ağzından, kan ve gözyaşının bolca aktığı dünyadaki cehennem olarak nitelenir.

Sosyalist dönemde yaşananlar, Mo’nun diğer romanlarında olduğu gibi politik bir dille ve doğrudan değil; dolaylı, ironik, doğal ve hatta mizahi bir anlatımla yapılır. Mo’nun anlattıkları Çin kırsalı insanlarıdır; onların doğayla, hayvanlarla, kendileriyle ve nihayet rejimle ilişkileridir. Bu ilişkiler üzerinden ve hayvanların ağzından, rejimin politikaları anlatılır, eleştirilir, okuyucunun ilişkilendirmesine ve değerlendirmesine bırakılır. Üst düzey yöneticiler, devlet ve parti liderleri ve büyük kentler yoktur. Mao yalnızca, verdiği bir talimat ve ölümüyle, sevilen ve halkın güven duyduğu, ölümünün üzüntüyle karşılandığı bir lider olarak yer alır.

Bu eleştirel yaklaşım, aynı zamanda devrimin ekonomik ve toplumsal yaşama kattıkları ile dengelenir: Sosyalizm yalnızca eski rejimin mülkiyet ilişkileriyle değil o rejimin feodal toplumsal ilişkileriyle de mücadeleye girer. Çok eşliliğin sonlandırılması ve kadınlara sağlanan haklar; kimsesizlerin yararlandığı ve beş güvence olarak adlandırılan (gıda, giyim, yakacak, eğitim ve defin) yardımlar, sağlık hizmetlerini asgari düzeyde de olsa kırsal kesime ulaştıran çıplak ayaklı doktorlar vb. uygulamalar satır aralarında verilir.

Çin Usulü Sosyalizmin/Kapitalizmin Açmazları

Romanın son bölümlerinde Mo Yan bu kez eleştirilerini reform ve dışa açılma politikalarına yöneltir. Sınıf mücadelesi sona ermiş “sosyalist revizyon”a geçilmiştir. Köylüler ticarete başlamışlar, köy meydanında devrim operaları afişlerinin yerini “break dance” afişleri almıştır. Köyün kokusu değişmiştir. Eskinin baskın hayvan kokusunun yerine artık evlerden çevreye yayılan paslanmış metal kokusu yükselir. Bu kokular, komünlerin tarımda makineleşme rüyasının gerçekleştiğinin göstergesidir ama artık komünler yok olmuştur. Kamu mülkiyeti biçimsel olarak korunurken, parseller ailelere dağıtılarak, bir anlamda bağımsız çiftçiliğe, resmi adıyla hane halkı sorumluluk sistemine geçilmiştir. Hâlâ devrim tutkusunu içinde yaşatan bir köylü, “Ah kızıl ülkemiz, şimdi de başka renge boyamak istiyorlar seni, ah!” diye yakınırken; kazananın kendisi olduğunu söyleyen Lan Lian’a, “Sen tarihin önünde apaçık bir engeldin, nasıl oldu da bir anda öncü oluverdin?” diye sorar.

Sosyalist dönemin temel binek aracı olan hayvanlar ve bisikletlere oranla kimlik ve statü sembolü olan hâki renkli Sovyet ciplerinin yerini Mercedes’ler, Audi’ler alırken, parti yöneticileri hızla zenginleşir. Ekonomik kalkınma fetişizmi tarım topraklarını hızla eritir. Ximen köyünde kentsel dönüşüm başlamıştır, yıkılmak üzere işaretlenen eski evlerin yanı başında iş makineleri bekler. Köyde onbin dönümlük tarım arazisinin “devrim” temalı bir tatil köyüne dönüşme projesini engellemeye çalışan köylülerin girişimleri sonuçsuz kalır. Sosyalist devrime uyum yeteneği en yüksek olan kesim, yeteneğini bu kez de kapitalizme yöneliş için sergiler.

“Çin usulü sosyalizmin/kapitalizmin” ya da “reform çağı”nın yarattıkları yalnızca lüks tüketim, rüşvet, adam kayırma değildir. Mo Yan, hızlı ekonomik büyümeye ne pahasına ulaşıldığını ve kimler tarafından ne tür bedeller ödendiğini çeşitli bağlamlarda işlemektedir. Çin’de yakın döneme kadar çok sık oluşan maden kazaları, “Havada güçlü bir kömür kokusu vardı, … bu kokunun içine biraz da kan kokusu karışmıştı.” ifadesi ile verilir. Çocuk yaştaki köylü kızların çalıştırıldığı bir oyuncak fabrikasında çıkan yangında işçilerin çoğunun ölümü, hızlı ekonomik büyümenin geri planında yatan emek sömürüsünü vurgular. Nihayet, ilçede doksanlı yılların başındaki sürekli yağışlar “sahte bir refahla maskelenmiş olan yozlaşmayı” açığa çıkarır. Yağmurdan sonra okul binaları çöker, sokaklar pislikten geçilmezken eğitim, sağlık ve temizlikten sorumlu ilçe yöneticisi genç sevgilisiyle romantik saatler geçirmektedir.

Anlatım

Mo Yan, kır insanının hayvanlarla, bitkilerle, daha geniş bağlamda doğayla içiçe olan yaşamını etkileyici dille anlatan bir yazar. Önceki romanlarında merkezi yer tutan darı tarlalarının yerine bu romanda ılgınları ve ay ışığını yerleştirmiş. Kitapta, ay, kırsal alanda hem bir aydınlatma unsuru hem de köylülerin yaşamının bir parçası, onların iletişim kurduğu bir varlıktır. Yazar önceki romanlarında olduğu gibi benzetmeler için de sıklıkla doğaya başvurmakta; kahramanlara, iki sepeti dolduracak kadar özür diletmekte; bahar ayında toprağı mayalanmış hamura benzetmektedir.

Romanlarında Çin’in kırsal geleneklerini de işleyen yazar bu kez ölüm ritüelini, inançlarını işlemiştir; beyazın yas rengi olması, cenaze alayının önünde sahte paraların saçılması, profesyonel yasçıların kiralanması gibi. “Ölü, yaşayanların gözyaşını taşırsa, yaşam ve ölüm arasında sıkışıp kalır” inancı ise; sosyalizm söylemiyle kapitalizme yönelen bugünkü Çin’in konumuna, sıkışmışlığına ilişkin bir eğretilemedir sanki. Bu bağlamda Yaşam ve Ölüm Yorgunu, bir yanda Maoist söylem korunurken diğer yanda Mao’nun savaş açtığı Konfüçyüscülüğün canlandırıldığı; biçimsel olarak kamu mülkiyeti korunurken diğer yanda toprağın kullanım hakkının özelleştirildiği; ne Çin ne de Batı mimarisine benzeyen yeni yapılaşmanın mekânı olan günümüz Çin’inin durumunu çağrıştırmaktadır.

Yaşam ve Ölüm Yorgunu, hayvanların iç dünyasına, onların ilişkilerine bir yolculuk olduğu kadar, aynı zamanda insan ilişkilerinin, onlarla iç içe yaşayan hayvanların gözünden bir anlatımı, bir kara mizah. Köylülerin kentteki günlük yaşamlarında hayvanlarla olan ilişkilerinin, belli ölçüde onlara bağımlılıklarının sürmesi, kırsal yaşam ilişkilerinin kentsel mekâna taşınması, Türkiye’nin de yaşadığı kentlileşememe, bir başka anlatımla kentlerin köylüleşmesi sorununun bir simgesi gibidir.

Romanın sosyalist dönemi işleyen ve kırsal mekânda geçen bölümleri daha uzun, daha işlenmiş ve anlatımları ile betimlemeleri daha güçlüdür. Mao sonrası dönemi ele alan ve ilçede geçen son bölümlerde ise önceki bölümlerin derinliği ve işlenmişliği kayboluyor. Kendisine ayrılan zamanı tüketen bir konuşmacının kalan bölümleri hızla özetlemesi gibi, Mo da, son bölümleri hızla toparlama gayretine girmiş. Kuşkusuz bu bölümde Çin’in kapitalizme yönelişinin toplumsal dokularda yarattığı değişimi verme çabası var. Bu bölüm de, yağmurun ortaya çıkardığı çarpık kentleşme sorunları gibi etkileyici anlatımlar içermekle birlikte, karakterlerin akıbetini anlatma kaygısı, yazarı, bir aşamadan sonra gerçekliği zorlayan tesadüflerle örülü bir anlatıma sürüklemiş. Benzer gözlem, İri Memeler ve Geniş Kalçalar romanında da geçerli olduğundan, bu eleştiri, romanın yazım süresinin kısalığı ile ilgili değildir. Bu durum, bir kurgulama zafiyeti, ya da iyimser bir yaklaşımla mekânın (kır ve kent) toplumsal ilişkiler üzerindeki etkisinin, zamanın akışının mekânsal işleyiş farkının romandaki izdüşümü olarak yorumlanabilir. Ancak, yazarın Nobel Edebiyat Ödülü töreninde yaptığı konuşma ışığında[4], bu durum belki de daha çok, 21 yaşına kadar köyünden hiç ayrılmadan doğanın içinde yaşamış ve kahramanlarını da yaşam çevresindeki kişilerden türetmiş olmasıyla açıklanabilir.

Anlaşılan Mo Yan uzun yazmayı seviyor. Yaşam ve Ölüm Yorgunu da büyük hacimli bir kitap, üstelik sadece 43 günde yazılmış. Yazar, kendisini de kurmacanın içine katmasının ötesinde, zaman zaman okuyucuyla konuşmakta ve “bunu nasıl anlatsam” diye sormaktadır. Bunun da ötesinde, romanın sonunda yazım sürecine ilişkin notlarında hızlı yazdığını belirttikten sonra çalakalem yazmadığının bir kanıtı olarak, 43 yıllık bir birikimden beslenerek yazdığını vurgulama gereğini duymuş. Romandaki kişiliklerin kitabın başında kısa tanıtılması, Türk okuyucunun pek de alışkın olmadığı adları taşıyan bol kahramanlı bir kurmacayı anlamayı kolaylaştırmaktadır.

* Bu yazı Cumhuriyet Kitap Eki, Sayı 1324, 2 Temmuz 2015, s. 12-13’te, “Yakın Çin Tarihi” başlığı ile yayımlanmıştır.

** Prof. Dr. Seriye Sezen, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü’nde öğretim üyesidir. seriyesezen@hotmail.com

Dipnotlar:

[1] Kitapta “kuma” yerine “cariye” sözcüğü kullanılmıştır. Cariye Türkçede farklı anlamlar taşıdığından, aynı erkekle evli kadınların birbirleri karşısındaki konumlarını belirleyen sözcük olarak kuma demeyi tercih ediyorum.

[2] Bu kurgunun esin kaynağı Budizm’deki yaşam ve ölüm döngüsüdür.

[3] Kırmızı ve sarının devrimi, mavi ve beyazın da devrim karşıtlarını simgeleyen renkler olarak yazar tarafından bilinçli kullanıldığı belirtilmelidir. Bkz. Yuhan Huang, “Mo Yan’s Life and Death Are Wearing Me Out in a Cultural and Visual Context”, Mo Yan in context: Nobel laureate and global storyteller, (Ed. A. Duran, Y. Huang), Purdue University, 2014: 107-122.

[4] http://www.nobelprize.org/nobel_prizes/literature/laureates/2012/yan-lecture_en.pdf

Etiketlendi:, , , , ,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: