PKK ÖRGÜTÜ DOSYASI : Sır istihbaratçı anlattı


Türkiye’de 2009 yılından bu yana süren Kürt sorununa çözüm arayışlarının, perde arkasındaki en önemli mimarlarından biriydi eski MİT Müsteşarı Emre Taner. Taner, yıllar sonra başka bir vesiyle Habur ve Oslo sürecinin bugüne dek bilinmeyenlerini anlattı. "Oslo ihanet değildi" dedi ve ekledi: Yabancılar Kürt meselesini oyuncak yapmasın diye girdik. 10 Kas 2016 Güncelleme 12:24 TSİ

Emre Taner, Oslo görüşmelerinin kürtler yabancıların elinde oyuncak olmasın diye yapıldığını söyledi. [DHA]

AK Parti iktidarında Kürt sorununun çözümü için başlatılan projelerde elini taşın altına koyan bir siyasiler vardı, bir de O. O isim, 1967 yılında Türkiye’nin Milli İstihbarat Teşkilatı’nda çalışmaya başlayan, 2005-2011 yılları arasında Teşkilâtın müsteşarlığını yapan Emre Taner. Nam-ı diğer Kürt sorununu en iyi bilen ‘Türk yetkili.’

O’nun döneminde MİT şüphesiz pek çok faaliyette bulundu, ama belki de kamuoyuna yansıdığı için iki olay ülke tarihine kırılma noktası olarak geçti. Habur’da yaşananlar ve Oslo görüşmesi. 7 Şubat 2012’de yardımcılığını yapan Hakan Fidan ve Afet Güneş ile birlikte bir savcı tarafından ifadeye çağrılması da, Türkiye’de gidişata yol veren olaylar arasında yer aldı.

Tüm bu yaşananlarla ilgili çok şey konuşuldu, çok şey yaşandı ama 44 yıllık istihbaratçı, 6 yıllık MİT Müsteşarı bu süreçte hep sessiz kaldı. Tâ ki, 15 Temmuz Darbe Girişimini araştırmak için kurulan komisyon kendisini Fethullah Gülen yapılanması hakkında bilgi vermeye çağırana kadar. Taner’in komisyonda verdiği bilgiler, FETÖ yapılanması kadar, Kürt sorununun çözümü için atılan adımların arkasındaki mantık ve yaşananlara ilişkindi. Satır aralarında daha önce üst düzey bir yetkili tarafından dile getirilmemiş bilgiler de vardı.

Habur

Demokratik açılım, Milli Birlik Mutabakat Projesi ile Beşir Atalay’ın koordinatörlüğünde başlayan Kürt sorununa çözüm arayışlarının sona erdiği nokta Habur olmuştu. 2009 yılında, bir tarafta siyasiler akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarıyla görüşürken aslında istihbarat teşkilatı da başka temaslar yapıyordu. Ve atılacak en önemli adım da bu temaslar sonucunda gelmişti. Mahmur ve Kandil kamplarından 34 PKK’lı Türkiye’ye gelecekti. Bu yolla örgütün silah bırakması ve dağa çıkışların önlenebileceği düşünülüyordu. Her şey planlandığı gibi başladı ama öyle devam etmedi.

Kamplardan gelenlerin "PKK üniformalarını” üzerlerinden çıkarmaması, etkin pişmanlıktan yararlanmak yerine örgüt tarafından hazırlanan metinden başka ifade vermemekte ısrarcı olması ve en önemlisi onları karşılamak için binlerce insanın Silopi’den sınır kapısına kadar olan alandaki coşkulu kutlamaları, Türkiye’nin batısında büyük tepkiyle karşılandı. AK Parti döneminin Kürt sorununa çözüm arayışlarının takıldığı bu engel, o dönem siyasiler tarafından “yol kazası” olarak nitelenmişti.

Perde arkasında bu sürecin en önemli mimarları arasında yer alan ve o gün Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başındaki isim Emre Taner, tam 7 yıl sonra ilk defa Meclis komisyonunda Habur ile ilgili konuştu. O dönem “arzumuz çözüm sürecinin parlamento eliyle yürümesiydi” diyen Taner’e göre İmralı Cezaevindeki PKK lideri Abdullah Öcalan da böyle istiyordu.

“Sürecin bozulmasında FETÖ’cü polislerin büyük rolü var. O gece Beşir Atalay ve ben, telefon görüşmemiz devam ediyor. Öyle bir iş oldu ki, şaşkınlık içinde kaldık. Büyük yanlış. Dağdan çocuklarınız gelecek diye ailelere haber salındı. Orada oyun oynandı. Tersine infial gösterisine dönüştürüldü.”

“Devlet güvence versin”

Sorunun hemen hemen tüm aktörleriyle görüşen, her alanda yakından izleyen Taner’in yaptığı bir diğer tespit çok önemli. Üstelik Taner’in verdiği bilgi 2013’te başlayan çözüm sürecinin önüne çıkan bazı sorunların o zaman da yaşandığını gösteriyor. Örneğin Taner, o gün örgütün dağdan inişler için anayasal güvence istediğini, devletin buna olumsuz yanıt verdiğini anlattı. Tıpkı 2013 yılında başlayan çözüm sürecinde dağdan inişler için yasal garanti istenmesi gibi.

“Para, propaganda Avrupa’da. Silah Kandil’de. Beyin İmralı’da. Bu üçü birbiriyle yarışır. Kandil’in ağırlığı ona göredir. ‘Bize Anayasal güvence verin, dağdakileri indirelim’ dendi. Devlet böyle güvence veremez dedik. Bu güvenceler, İmralı’nın hayatı başta olmak üzere gözden geçirilebilir. Habur’da iş doğru başladı, yanlışa döndü.”

Habur büyük bir yol kazası oldu. Habur’un ardından, bir yandan KCK tutuklamaları devam ederken, bir yandan da devlet başka bir inisiyatif almıştı. PKK’nın bazı yöneticileriyle görüşmeler yapılıyordu. Bunlardan biri Norveç’in başkenti Oslo’da gerçekleşti. Bu operasyon tüm ayrıntılarıyla gizli tutuluyordu. Ama 2011 yılının Eylül ayında hiç beklenmeyen bir şey oldu.

Oslo’da yapılan ikinci görüşmenin ses kaydı internete sızdı. Deşifresi sayfalar tutan metinde MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ve Hakan Fidan’ın yanısıra yabancı bir diplomat ve PKK’lıların konuşmaları yer aldı. Görüşmede, “PKK’nın sakladığı bombalar”dan, “Öcalan’ın serbest bırakılmasına kadar süreçte atılacak adımların aslında çok geniş bir skala olmasına” ve Habur’da yaşananlara kadar gündeme gelmeyen başlık hemen hemen yoktu.

Görüşmelerde konuşulanlar kadar önemli olan ise, bu ses kaydının nasıl sanal ortama sızdığıydı. Emre Taner’e komisyonda bu da soruldu. 44 yıllık istihbaratçı, bu konuda imâlı yanıt vermekle yetindi.

“Tek defada cevap zor. Rufailer(gülerek). Çözümün olmasını istemeyenler sızdırdı. Norveç, İngiliz gizli servis hattını bağlamış. Yabancı gizli servislerin enstrümanı haline gelmiş. Türkiye’nin Kürt meselesini çözmek istemeyenler vardır. FETÖ, bu hükümetin çözmesinden rahatsız olmuştur. Cemaat, bu çözüm sürecinin hükümet eliyle başarılmasından rahatsızdı.”

“Oslo, yabancılar oyuncak yapmasın diyeydi”

Devletin Oslo’da PKK ile masaya oturması da, görüşmeler basına yansıdığı günden bu yana muhalefetin iktidara karşı en sert eleştirilerini yöneltmesine neden olan konulardan biriydi. Bir diğeri ise, Habur sınır kapısında Mahmur ve Kandil’den gelenler için çadırlarda kurulan mahkemeler. Taner, bugüne kadar bu adımların altındaki nedeni en net şekilde açıklayan isim oldu. Bu, bugüne kadar ve belki hâlâ bugün de Ortadoğu’da etkin rol oynamak isteyen ülkelerin, Türkiye’deki Kürt sorununu bir koz olarak elinde tutup PKK’yı yönlendirmelerini engelleme arzusuydu.

“Devletin aklı ile yola çıkılmıştır. Bir yığın teması risk alarak yaptık. Korkmadık. Biz, Oslo sürecine yabancılar Kürt meselesini oyuncak yapmasın diye girdik. Zavallı Türkiye seyrediyor. Bizim baş başa kalmamız bu grupla. Oslo ihanet değildir. Gizli servisler mayını temizler, arkadan siyaset girer. Hıyanet içinde kaldılar. Ne protokol, ne anlaşma vardır. Hâdise budur, bunlar konuşulmadı. Yabancılar, Türkiye’nin kanatlanmış ülke olmasını istemediler.”

PKK’lılara Norveç’te yaşayın teklifi

Taner, bu aşamada PKK’nın yönetici kadrosunun kendilerinin akıbetine ilişkin endişelerini de dile getirdiklerini de anlattı. Bu başlık, 2013’te başlayan çözüm sürecinde de çok tartışılmıştı. PKK’nın yönetici kadrosunun ne olacağı, Türkiye’de siyaset yapıp yapamayacakları çok konuşulmuştu. Taner, komisyonda verdiği bilgilerde 2011 yılında yapılan görüşmelerde PKK’lılara Norveç’te yaşamalarını teklif ettiğini söyledi.

“Örgüt içindeki bazı kadrolar istemedi. Bazılarıyla yüzyüze görüştüm. ‘500 kadro ne olacak?’ dediler. ‘Tutuklanacağız’ dediler. ‘Norveç’te oturun’ dedim. ‘Hangi parayla?’ 60 yaşına gelmişler. Emeklilik yok, ölüm var. Bu olmadı. Önlerine doğru bir harita konmadı.”

İfade krizi

Taner, Hakan Fidan ve Afet Güneş ile birlikte ifadeye çağrılmasını Gülen yapılanmasının gizli servise tepeden vurmak amacıyla gerçekleştirdiği görüşündeydi.

“7 Şubat olayı ile hedef büyütülerek, MİT Müsteşarları ve personeli üzerinden devlet ve hükümetin tepe noktaları zedelenmek ve yargıya taşınmak istendi. 7 Şubat’ın bir diğer önemli amacı, yeterince ele geçirilemeyen gizli servise tepeden vurmak ve iş yapamaz hale getirmektir.”

Çocukken Barzani ile tanışan istihbaratçı

AK Parti döneminde Kürt sorununun çözümü için atılan adımların en önemli isimlerinden biri olan Emre Taner, Diyarbakır doğumlu. 44 yıl çalıştığı Milli İstihbarat Teşkilatı’nda İstihbarat Başkanlığı, operasyonlarla ilgili Müsteşar Yardımcılığı yapan Taner hakkında kamuoyuna yansımış çok fazla bilgi yok.

Bilinenler arasında en çok öne çıkan ise Kuzey Irak’ın önemli liderlerinden Molla Mustafa Barzani ile küçük bir çocukken tanışmış olması. Bazı çevrelerde, Emre Taner’in, Barzani ailesiyle bir yakınlığı olduğu belirtiliyor. Hatta, bu ilişkinin Türkiye ile Kuzey Irak yönetimi arasındaki yakınlaşmayı sağlayan faktörler arasında yer aldığı da ifade ediliyor.

Kaynak: Al Jazeera

Etiketlendi:, ,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: