TSK DOSYASI /// MUSTAFA ÖNSEL : Sen de mi Işık Paşa ??


Işık Koşaner, 27’nci Genelkurmay Başkanı. Çok kritik bir dönemde (2010-2011) bu göreve gelmiş. O zamanlar biz kumpasa uğrayanların şansı olarak değerlendirdiğimiz bir komutan. Dürüst, askerlik onuru taşıyan bir adam. Ama…

Işık Paşa’nın Darbeleri Araştırma Komisyonunda verdiği ifadeyi okuyunca… Bazı konularda “Sen de mi be komutanım” demek durumunda kaldım. Siz, bazı konularda gerçekten gerçekliğinizi yitirmiş, yanınızdakilerin etkisine çok girmişsiniz, etrafınız çoğunlukla FETÖ’cü subay görünümlü alçaklarla çevrildiği için de çoğu şeyi görmemişsiniz desem elbette saygı sınırlarını zorlamış olurum. Bunları, gönlümdeki saygısını kaybetmemiş eski bir komutanıma atfen söyleyemem. Ama bu, bildiğim bazı gerçekleri de yutkunarak geçiştireceğim anlamına gelmemeli.

Bu çerçevede saygıda asla kusur etmeyeceğim biri olan eski Genelkurmay Başkanı (E) Orgeneral Işık Koşaner’e seslenmek istiyorum.

DERİN ÇELİŞKİYİ DE VURGULAMADAN GEÇERSEM GELECEK NESİLLERE İHANET ETMİŞ OLURUM

Sayın komutanım, öncelikle sizi yakın zaman Genelkurmay Başkanlarının hepsinden farklı bir yere koyduğumu belirtmek istiyorum. Ama…

Komisyonda söylediklerinizden hareketle, bu zamana kadar içimizde olan, asla dışarıya vurmadığımız bazı şeyleri size en kısasından ifade etmeye çalışayım. Bunun yanı sıra Komisyonda konumunuz itibarıyla kamuoyunu yanılgıya sevk edecek bazı konularla ilgili doğru bilgiye dayanmayan açıklamalarınıza cevap verme zarureti nedeniyle bu metni kaleme aldım.

Bu bağlamda, öncelikle isimli davalarla ilgili söylediklerinize değinelim. Ne diyorsunuz? “Büyük bir general, subay, astsubay kitlesi yok yere hapisteydi. Savcı ve hâkimlerin tutumları aleni olarak hukuka aykırıydı. Rastgele toplu tutuklamalarla Silahlı Kuvvetlere mesaj veriliyordu. Amaç, kamuoyunda nezdinde TSK’yı aşağılamak ve kadrolarımızı boşaltarak, kendi kadrolarına yer açmaktı. Biz asker olarak emir verdiğimizde askerimiz koşarak ölüme gidiyor. Biz onun hakkını ölümüne korumak zorundayız. YAŞ kararlarında bunların hepsini (İsimli davalardan yargılananlar) bana attıracaklardı. Bunu yaptığım zaman suça ortak olacaktım.”

Bakın sayın komutanım; sizi, elbette o karanlık dönemde görevini zerrece yerine getirmeyen, Genelkurmay Başkanlığı gibi bir makamı sadece işgal edenlerle kıyaslamayacağım. Ama sözlerinizdeki derin çelişkiyi de vurgulamadan geçersem gelecek nesillere ihanet etmiş olurum. Kendime olan saygıyı kaybederim.

ÖMER HALİSDEMİR BUNUN EN GÜZEL ÖRNEĞİNİ VERMİŞTİR

Ast, komutanın emriyle ölüme gider. Askerliğin gereği budur. 15 Temmuz günü -mekânı cennet olsun- Ömer Halisdemir bunun en güzel örneğini vermiştir. Komutan astın hem babasıdır, hem amiridir, hem silah arkadaşıdır. Silah arkadaşları, birbirlerinin bırakın dirisini, ölüsünü bile düşmana bırakamaz. Hakkını da hukukunu da elbette ölümüne korumak zorundadır. Zaten siz de bunu ifade etmişsiniz.

Peki, o gün için komutanlık makamını işgal eden diğer yüreksizlere göre çok daha onurlu bir şekilde istifa etseniz de, bu çok doğru ve komutanlığın gereği bir davranış mıydı sayın komutanım?

Bu şekilde bizim hakkımızı ölümüne korumuş mu oldunuz? Cevabın hayır olduğunu biliyorsunuz. Siz, sadece bizim hakkımızın yenmesine ortak olmadınız. Kendi ifadenizdir, itiraz edemezsiniz…

Yani bizi öldürecek düşmanla birlikte hareket etmediniz. Vicdanınız bu biçimiyle rahat. Ama askerliğin temel prensipleri açısından da vicdanınızı yokladınız mı? Bu anlamda vicdanız ne diyor size sayın komutanım? Yani bizi düşmanın eline bırakıp gittiniz 2011 yılında. Ondan sonra ne bir nefes ne de bir ses verdiniz…

BİR FATİHA OKUYAYDINIZ BARİ BE KOMUTANIM

Balyoz’da 2012 yılında hüküm verdi düşman, 2013’te betona gömdü. Diğer isimli davalarda da benzer şeyler oldu. Bir Fatiha okuyaydınız bari be komutanım.

Ne diyeyim, biz öldük, siz ortak olmadınız, biliyorum çok üzülmüşsünüzdür de. Bir de beddua etmişsinizdir kumpasçılara, ona da yürekten inanıyorum…

Ama bunları yetmiş beş yaşındaki anam da yaptı be sayın komutanım. Sizin, anamdan farklı olarak yapmanız gereken şeyler olması gerekir herhalde değil mi?

Sizin geçmişte iyi bir asker olduğunuzu biliyorum ama…

Siz bu davranışınızı bir daha sorgulayın, ne kadar büyük bir yanlış yaptığınızı göreceksiniz. İnanıyorum görmüşsünüzdür de…

***

Bunları yazarken cezaevinde birlikte kaldığım ve İstanbul Casusluk Davasından yargılanan genç denizci subay/astsubaylar geldi aklıma.

Ne kadar üzülmüşlerdi onların davasıyla ilgili “Yine mi bu denizciler? Nedir kardeşim bu adamlardan çektiğimiz yahu” söyleminiz nedeniyle. Nasıl okuyamamıştınız bir kısım isimli davayı. Belli ki yanınızdakiler sizi yanlış yönlendirmişti.

Sahi, o zamanki etrafınızda bulunan kurmay kadrosuna baktınız mı hiç? Kaçı FETÖ kalkışması kapsamında cezaevinde şimdi? Bunu neden soruyorum biliyor musunuz? Anlatayım…

ESAS SORUN BURADA

Meclisteki Darbeleri Araştırma Komisyonunda verdiğiniz ifade sırasında özellikle bir konuda söyledikleriniz öylesine yüreğime dokundu ki. Hani komisyon üyelerinden biri Harbiye’de 2008-2014 yıllarında oluşturulan “şok mangalarını” sormuş, sonra da mobing yapıldığı iddialarına temas etmiş, çok naif bir örnekle de, “Harbiyelilerin sıcak asfaltta süründürülmelerinden” bahsetmiş ya.

Siz de buna karşılık en soğuğundan bir cevapla, “Onlara soğuk asfalt mı bulacaktık” demişsiniz, arkasından da “Şok mangalarının bütün askeri birliklerde olduğundan, bunun kışlanın güvenliği için oluşturulduğundan” bahsetmişsiniz ya. Yapmayın komutanım! Bu kadar mı uzaksınız sözü edilen konuya. Şimdi bari Ağacın Kurdu’nu okuyaydınız desem gerçekten saygısızlık gibi olacak ama…

Sayın komutanım, bahse konu şok mangasının, sizin ifade ettiğiniz mangayla bir ilgisi yok. O isimlendirme, tamamen bu işkence grubuna alınan çocukların kendi yakıştırmaları. Artık söylene söylene oturmuş bir ifade.

Hani demişsiniz ya “soğuk asfalt mı bulacaktık. Çamurda da dikende de sürüneceğiz” diye. İtirazım yok, elbette öyle olmalı. Ama bakın sayın komutanım, sıcak asfaltta, çamurda, dikenli alanda, özellikle domuz pisliklerinin bulunduğu alanda sürünmek, sabaha kadar eğitim yapmak, hatta aç ve uykusuz bırakılmak, su dahi içirilmemek, saatlerce “yat kalk, sürün” yapmak, sabaha kadar çam ağacının yapraklarını toplamak, hakaret işitmek, aşağılanmak insani olmasa da, herkese, yani bütün Harbiyelilere uygulansa, eleştirilse de, kabul edilebilir bulunmasa da, kendi içinde tutarlılık taşır.

Burada söz konusu olan bir bölükten sadece bir grup öğrenci ayrılıyor, bunlara eğitim adı altında işkence yapılıyor. Yani onlara yapılanlar diğer arkadaşlarına uygulanmıyor sayın komutanım. Esas sorun burada. Ve bu uygulamaya uğrayanların çok büyük kısmı askeri lise kaynaklı, çoğunlukla asker çocukları, dahası genelde derslerinde başarılı ve disiplinli öğrenciler. Bunlarla ilgili pek çok somut veriyi Ağacın Kurdu isimli kitabımda belirttim.

Ne demişsiniz, “Konuyu tek tek incelettim. Burada öğrencilerin ayrılma sebepleri başka. Kendi arzularıyla ayrılamıyorlar, bu yola giriyorlar.” Yapmayın komutanım! Bakın, bu konuyu o zaman kime incelettiyseniz onu sorgulayın. Yukarıda, onun için etrafınızdaki kurmay kadrosuna baktınız mı diye sordum.

Bu söylem, kendilerinden olmayan -özellikle başarılı çocukları- sistem dışına itmek için işkence yapan FETÖ’cülerin argümanıdır. Bu işkenceler yüzünden sakat kalan hatta ölen çocuklar var komutanım. Bu konuyla ilgili olarak o kadar çok kanıtlı şey ortaya çıktı ki. Konuyla ilgili sivil savcılıklarda yüzlerce ifade ve belge var. Konu davaya dönüştüğünde neler olduğunu hukuki açıdan da göreceksiniz. Böylesi bir şeyi nasıl sahiplenirsiniz?

Bu yaklaşımınız inanın konuyu çok iyi bilen beni, işkence gören o çocukları ve de ailelerini hatta konuyu bilen kamuoyunu derinden yaralamıştır.

Hani bizim için demişsiniz ya “YAŞ kararlarıyla hepsini atacaklardı, bu suça ortak olacaktım. Onun için istifa ettim.” Burada tam da böyle bir şey var sayın komutanım. Böylesi bir ifade, FETÖ’cü alçakların işkencelerine bilmeden de olsa destek anlamı taşır. Göreceksiniz konuyla ilgili yapılacak kovuşturmada FETÖ’cüler böyle bir şey yapmadıklarına, sizin sözlerinizi delil olarak gösterecekler.

Bu tür bir söylemle, dün olmadığınız zulme ortaklık, kusura bakmayın ama bu konuda gerçekleşmiştir.

HALA ŞAŞKINLIK İÇİNDEYİM

Artık bugün “Bunu bilmiyordum” diyecek durumunuz yok sayın komutanım. Bunu da, olmaması lazım ama dün “yanıltıldığınızı” düşünerek ifade ediyorum. Elbette sözü edilen konunun, dün de, komutanlık sorumluluğunun gereği doğrusunu bilecek ve gerekli tedbirleri alacaktınız. O olmamış. Ya bugün? Ayyuka çıkan böylesi bir konudaki yaklaşımınız inanılası bir şey değil!

Hala şaşkınlık içindeyim. Sizin gibi onurlu bir insan, bir komutan böyle doğru olmayan şeyleri nasıl söyler?

Komutanım, bir şey daha ifade etmeme müsaade buyrun. Yanlış anlamayın ama acaba emekli olduktan sonra gündemden mi koptunuz? Neden bunu sordum? Artık çok aleni olan yukarıdaki konuyla ilgili yaklaşımınızın yanı sıra, 15 Temmuz’la ilgili “Cumhurbaşkanının açıklamasından sonra bunun bir FETÖ darbesi olduğunu anladım” demişsiniz ya onun için. Bu söyleminizi de hayretle karşılamadım desem yalan olur.

İsimli davalardan yargılanan bizler, daha savaş uçaklarının şehirlerin üzerindeki alçak uçuşunu görür görmez, köprüyü kesen askerlerin varlığından haberdar olur olmaz bunun bir FETÖ’cü kalkışma olduğunu anlayıp karşı harekete geçerken, sizin bunu görmemenizi gerçekten anlamakta zorlandığımı ifade etmeyi bir zorunluluk sayıyorum. Demek bunların sistemi ele geçirdiğinden haberiniz olmamış. Ne diyeyim ben şimdi…

İnanın bu satırları üzülerek yazıyorum… Bunları, en azından Işık Koşaner gibi bir komutandan duymak istemezdim, istemezdik. Saygılarımla…

Mustafa Önsel

Odatv.com

Etiketlendi:,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: