GÜVENLİK DOSYASI : ABD’nin Silahlı İHA Stratejisi Ne Kadar Etkili ?


ABD’nin Silahlı İHA Stratejisi Ne Kadar Etkili?

Yazan: Buket Buse Demirci

Teknoloji geliştikçe savaş yöntemleri de değişiyor ve her zamanki gibi tarih, yüksek teknoloji sahibi ülkelerin daha da güçlendiği bir düzenin kurulusuna şahitlik ediyor. Bunun en iyi örneğini Amerika’nın insansız uçaklarla yönettiği terörist infaz programlarında görebiliriz. Kendi askerini tehlikeli bölgelere sokma gereksinimi git gide azalan Amerika, savaştan kaçınarak uluslararası arenadaki imajını zayıflatma gereği kalmazken ayrıca halkını da memnun ediyor. Vatandaşlar, yurttaşlarının savaş yüzünden travmayla yaşayan gazilere, ebeveynlerini savaşta kaybetmiş çocuklara ve zorla yabancı topraklara gönderilen gençlere dönüştüğünü görmediği için de savaşın yıkıcı etkisi büyük oranda gizlenmiş oluyor. Kendini diğerlerinden farklı gören bir toplumu savaştan uzaklaştırmak için gösterilen insani kayıplar da yabancılaşmış oluyor.

Ancak her savaş yöntemi gibi, insansız savaş uçakları da bir soruyu yanıtlamak zorunda. Bu araçların kullanımı, özellikle de açıkça savaş bölgesi olmayan ülkelerde, uluslararası hukuka uygun mu?

Amerika’nın en dikkat çeken insansız saldırı operasyonları Pakistan ve Yemen’de gerçekleştirilenler. Pakistan’ın topraklarında yapılan saldırılar, hükumetinin ve Birleşmiş Milletlerin defalarca olumsuz tepki vermesine rağmen devam ediyor. Amerikan hükumetinin belirttiği saldırı nedeni, Taliban ve El Kaide’ye karşı savaşı ve Pakistan hükumetinin kendi topraklarındaki terörle mücadele edememesi. Ancak Pakistan hükumeti özellikle de ikinci maddenin yanlış ve böyle bir şeyi iddia etmenin saygısızlık olduğunu düşündüğünü belirtti. Pakistan’ın kendi topraklarını koruyamadığını ifade etmekten, savaş bölgesi olmayan bir yere müdahale etmeye yapılan geçiş Amerika’nın teröre karsı mücadelede kendisini dünyanın polisi olarak görmesinden ve özgür her ulusun lideri olduğu kanısından kaynaklanıyor. Görünen o ki, Amerika için özgürlük için savaşılan her yerde yetkisi var demektir. Bağımsız bir ulusun topraklarına, ulusun meclisinin veya hükûmetinin onayı alınmadan girilmesi şüphesiz ki uluslararası hukuka aykırı.

Önemli bir başka konuysa, Amerika’da bulunmayan cihatçıların Amerika’nın güvenliğine “direkt” bir tehdit oluşturup oluşturmadığı. Elbette ki dolaylı yoldan, çoğu ülke bu oluşumların kendi birlik ve refahına karşı bir tehdit unsuru olduğunu ‘kanıtlayabilir’. Ancak uluslararası hukuk için esas olan direkt bir tehdit olup olmadığıdır, kelebek etkisi tarzında olası senaryolar değil. Afgan-Pakistan sınırında bulunan bir cihatçı, Amerikan vatandaşı da olsa, Amerika’ya nasıl bir zarar verebilir? Kimliği bilindiği için insansız uçaklarla takip edilebilen bu cihatçıları uluslararası hukuka rağmen infaz etmektense, ülkeye girmelerini engellemek çok daha kolay olabilir. Başka ülkelerin topraklarında askeri müdahale yapmadan da istediğine – ulusal güvenlik – ulaşabilecek olan Amerika’nın gerek yokken alternatif yollar denemesi güçlüce savunulabilecek bir karar değil. Amerika’nın söz konusu kendi istekleri olduğunda BM ve uluslararası hukuka karsı çıkması, özellikle de Irak’ın işgalinden sonra terörden etkilenen ülkelerde Amerika’ya duyulan nefreti kokluyor ve yerlilerle anlaşma kurulmasını zorlaştırıyor.

Birçok devletin olumsuz tepki vermesinin nedeni sadece ulusal bağımsızlığının yok sayılması değil, aynı zamanda sivil vatandaş kaybının da olması. Çünkü sivillerini yabancı devletlerden koruyamayan bir devlet, zamanla halkının güvenini kaybetmeye mahkum. Masum yakınlarını bu saldırılara kaybeden insanlar Amerika’ya ve bu operasyonlara karsı çıkamayan devletlerine karsı kinleniyor ve radikalleşmeleri kolaylaşıyor. Bir insanın demokrasi sloganıyla gelen dış güçler yüzünden yakınlarını kaybetmesi, onu teröre itebilecek en temel olaylardan biri. Yerli halkların batıyla bir savaşta olduğunu düşünmesini engellemek için gerçekleştirilen çalışmaları arttırması gereken Amerika’nın hala saldırgan bir egemenlik anlayışıyla hareket etmesiyse anlaşılabilir değil. Amerika için esas olan mücadele eden yerli halk ve hükûmetlerle işbirliği halinde olmak olmalı; çünkü terör, korku ve nefretten beslenen tepki.

Sonuç olarak, Amerika’nın kendi ulusal güvenliğine direkt bir tehdit oluşturmayan teröristleri savaş alanı olmayan topraklarda avlaması ve bu süreçte de birçok masumun zarar görmesi, Obama’nın son vereceğinden söz ettiği “Terörizmle Küresel Savaş” politikasının bir devamı olan bu saldırıların sonucu. Bu saldırılar da terörün ne nedenlerini ne de yöntemlerini ortadan kaldırmaya yaramazken onu besliyor. Terörle mücadele bu politikalarla sınırlı kaldığı süreceyse kalıcı bir huzur ortamı yaratılma olasılığı oldukça düşük görünüyor.,3

Kaynak : http://guvenlikenstitusu.com/abdnin-silahli-iha-stratejisi-ne-kadar-etkili/

Etiketlendi:, , , ,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: