DUYURU : LAİK CUMHURİYETE VE ORDUYA YÖNELİK ZİHİN KONTROLÜ OPERASYONLARI VE PSİKOLOJİK HARP DEVA M EDİYOR


Değerli Yurtseverler,

Hemen hemen her gün demokratik ve laik rejime yönelik oldu bitti hamleler yapılıyor. Bunun taraftarı olan yobaz kesimler elleri patlayıncaya kadar alkışlarken, zihin kontrolü altında bulunan laik halk kitleleri damarlarına azar azar enjekte edilen halüsinasyon zehiri ile kendi dünyasında hapsedilerek olan bitene seyirci bırakılıyor. Bu toplumsal zihin kontrolünün bir nolu silahı ise RADYO ve TELEVİZYON. Halk yakışıklı erkeklerin ve alımlı model hanımların oynadığı aşklı meşkli ve bol entrikalı dizileri seyrederek aptallaştırılıyor ve bunu fırsat bilen siyaset tüccarları da ŞERİAT düzenini tesis etmek için laik düzene mayın döşüyorlar.

İşte bu dizilerden bir tanesi 2-3 gün önce yayına sokuldu. Bu konuda lafı daha uzatmadan konuyu uzmanlarına terk edelim. Aşağıda 2 ayrı değerlendirme bulunuyor. Özellikle komutanımız E. Kur. Alb. Ömer Lütfi Taşcıoğlu’nun bu konuda yaptığı önemli analizi mutlaka okuyunuz ve eğer iştirak etmek isterseniz sizler de bu konudaki düşüncenizi yada eleştirinizi RTÜK’ün e-posta hesabına gönderebilirsiniz. Bunu yaparak en azından tüm bu oldu bittilere evet demeyecek uyanık laik yurtseverlerin bulunduğunu bir kez daha hatırlatmış olursunuz.

Komutanımıza ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU olarak teşekkür ederiz. Böylesine önemli bir konuyu gündeme getirdiği için.

UNUTMAYIN !!!! BUGÜN KONUŞMASI GEREKENLER SUSARSA YARIN KONUŞABİLECEĞİMİZ BİR CUMHURİYET OLMAYACAK. ÇÜNKÜ KARANLIK BİR DÜNYADA YAŞAMAYA MAHKUM OLACAĞIZ.

Şimdi lütfen değerlendirmelere bir göz atın.

Teşekkürler,

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU

TÜRK SUBAYINA KARŞI YAPILAN ASİMETRİK PSİKOLOJİK SAVAŞ SALDIRISINDA SON NOKTA

Türk milleti ve onun küçük ve büyük yaştaki çocukları çelikten yapılmış heykellerdir; onların ne olduklarını anlamak için onlarla savaş meydanlarında boy ölçüşmek lazımdır. -Gazi Mustafa Kemâl Atatürk- (1937)

27 Ekim akşamı Kanal D Televizyonunda Osmanlının son dönemini anlatan “VATANIM SENSİN” isimli iddialı dizinin 1. Bölümü yayınlandı. Bu bölümde Türk Subayının düşürüldüğü rezil durumu eski bir subay olarak utanarak ve üzülerek izledim. İşte şimdi Orduyu bitirmek için son noktayı koydular dedim.

Ergenekon, Balyoz tipi Kumpas davaları ile aşağılanan Türk subayı ve Türk Ordusu, 15 Temmuz darbe kalkışması sonrasında tekrar ve daha büyük darbelerle sarsıldı. Yurt içinde, Suriye’de ve Irak’ta fiilen sıcak savaşın içinde olan Türk Ordusunun acilen güçlendirilmeye ihtiyacı varken ve ordumuz FETÖ Terör Örgütü ile mücadele ediyorum denilerek her alanda çok büyük darbeler almaya devam ediyor.

Son olarak “VATANIM SENSİN” isimli dizi ile Türk subayları iyice itibarsızlaştırılıyor ve halkının gözünde sıfırlanıyor. Bu bölümde Türk subayı vatanını para ile satıyor, kendi komutanını gözünü kırpmadan öldürüyor, en yakın silah arkadaşını sırtından vuruyor, vurduğu arkadaşının dul karısına göz koyuyor, şehit subayın kızı Yunan işgalini baloda kutluyor, ve nihayet vatansever olarak gösterilen Osmanlı Alay Komutanı Binbaşı Cevdet Yunan Albayı olarak İzmiri işgal eden kuvvetlerle sahile çıkıyor.

Psikolojik Harp konularını bilen bir kişi olarak bu filmin Türk insanının beyninde yaratacağı tahribatın büyüklüğünü tahmin edebilmek zor değil.

Bu televizyon dizisi daha fazla zarar vermeden durdurulmalı ve RTÜK derhal devreye girerek gereken tedbirleri almalıdır.

Türk subayını bu kadar aşağılamaya kimsenin hakkı yoktur.

İçeride ve dışarıda savaş halini yaşayan Türk Ordusunun moral ve motivasyonu güçlendirmek her Türkün asli görevidir.

KAYNAK : TURKISH FORUM

***

Değerli arkadaşlar,

29 Ekim’den iki akşam önce gösterime giren yeni bir dizinin ilk bölümünü büyük bir üzüntü içinde izledim. Hürriyet, Milliyet, Haber Türk gibi gazetelerin "Vatanım Sensin Dizisi Nefesleri Kesti" başlığı ile reklamını yaptığı dizi benim de nefesimi kesti. Ama benim nefesim ihanetin bu kadar kolay yapıldığına duyduğum öfkeden ve Türk milletinin gönlündeki vatan sevgisinin yerine eş, karı-koca, menfaat sevgisinin yerleştirilmesi amacıyla çevrilen dizinin nasıl olup da Türk milletinin tepkisini çekmediğine duyduğum üzüntüden kesildi.

Dizinin ismi (Vatanım Sensin) bile diziden neyin amaçlandığını anlamak için yeterli. Vatan sevgisini yok etmek ve yerine başka sevgileri yerleştirmek.

Filmi izledikten sonra RTÜK’e telefon açtım. Ancak bir tek benim telefonumla sonuç alınamayacağının bilincindeyim. Bu iletiyi alan arkadaşlardan ricam gerek RTÜK, gerekse Kanal D ve konuyla ilgili diğer kurumlar nezdinde gerekli tepkiyi göstermenizdir.

Dizinin ilk bölümüne ilişkin yorumumu ekte gönderiyorum

Selam, sevgi ve saygılar.

VATANIM SENSİN ADLI DİZİNİN İLK BÖLÜMÜNÜN DEĞERLENDİRMESİ:

Uzun süredir reklamı yapılan bir kurtuluş savaşı dizisi (!) daha Cumhuriyet Bayramımız 29 Ekim’den iki akşam önce gösterime girdi. Dizinin ilk bölümü ve tanıtım fragmanları dizinin ne amaçla çevrildiğini anlamamız için yeterli oldu. Dizide izleyiciye aktarılan mesajlar ve bazı diyaloglar dizinin amacını açıkça ortaya koyuyor.

Dizide vatan haini olarak tanıtılan 3 Türk subayının ikisi dörder, biri üç madalyalı. Kan kardeşi Binbaşı Cevdet’in karısı kendisine kalsın diye Cevdet’i vuran Binbaşı Tevfik azınlıklardan da rüşvet alıyor. Ne güzel bir Türk subayı tiplemesi! İşin ilginç yönü hain Selanikli Tevfik’in Atatürk’ün gençlik resimleriyle bayağı bir benzerliğinin olması. Sizce Tevfik üzerinden sadece Türk subayı imajı mı lekeleniyor?

Cevdet ile Azize’nin oğlunun adı da özenle seçilmiş. Ali Kemal. Ali Kemal denince aklınıza ilk kim geliyor? İstiklal Savaşı yıllarında Atatürk ve Kuvayı Milliye aleyhinde yazılar yazan, Yunanlıları öven ve kurtuluş savaşından sonra yargılanmak üzere mahkemeye gönderilirken yolda Türk halkı tarafından linç edilen vatan haini gazeteci. Böylece dizide adı çokça geçirilen gözü pek civanmert delikanlının şahsında Ali Kemaller aklanıp kahramanlaştırılmış olmuyor mu?

Daha ilk sahnede vatan için; “Vatan, koynuma sokulan bir kadın gibi sevdiğim” ifadesi kullanılıyor. Azize ise Cevdet geri dönmeyince şöyle söylüyor: “Vatan dediğin bir avuç toprak. Altı üstü bir avuç toprak. Dünyanın her yeri toprak değil mi? Benim vatanım da toprağım da sensin Cevdet.”

Bu cümleler ile ne oldu? Kadın sevgisi ve koca sevgisi vatan sevgisinin önüne çıktı. Ne kadar güzel değil mi? Ahmet Altan’ın “vatanı bir kadın memesine satarım” sözleriyle ne kadar da örtüşüyor!

Hastanede tedavi gören yaralı bir Türk askeri “Bu neyin savaşı? Ben bu kolu niye bıraktım” diyor. Azize cevaben “ben Balkanlarda kocamı niye bıraktıysam sen de kolunu ondan bıraktın” diyor. Verilen cevapta ne vatan var ne de namus. Bu ifadenin muhatabı Türk gençliği ve kahraman Mehmetçik. Aktarılan mesaj ise şu: “Vatan işgale de uğrasa askere gitme, karşı koyma, yerinde otur. Sonra kolunu, bacağını, belki de canını kaybedersin”.

Cevdet ve Azize’nin kızı Yıldız Yunanlı bir subayın kendisine hediye ettiği elbiseyi giyerek Yunan subayının İzmir’in işgalinden bir gün önce verdiği baloya katılıyor ve Yunanlı subayın kollarında mutlu bir şekilde dans ediyor. Yunanlı subayın “siz de korkuyor musunuz Yunanlıların gelmesinden” sorusuna cevaben Yıldız; “Ne münasebet İzmir’in hali meydanda. Hem bunca yıl Osmanlı’nınmış da ne olmuş. Madem Türkler kadar Rumlar da yaşıyor burada. Neden Yunan yönetimi olmasın” diyor. Yıldız baloda Yunan bayrağını ve Yunanlı teğmenin “yaşasın yeni Yunanistan” sözlerini de alkışlıyor. Verdik mi İzmir’i Yunanlılara. Hem de 4 madalyalı bir Türk subayının kızının ifadesiyle. Ne kadar güzel! Diğer taraftan, annenin vatansever olan diğer kızına vatana sahip çıkma çabalarından dolayı nasıl kızdığı da zihinlere yerleşti.

Yunan askerinin İzmir’e ayak basışında Türk subayı Cevdet Yunan üniforması giymiş olarak Yunanlı komutanın yanında boy gösteriyor ve “Ben bıyığım terlediği günden beri her cephede Osmanlı için savaşan Cevdet, bugün diyorum ki; Hasta adam can çekişmiyor. Hasta adam öldü. Bana, aileme, size, ona güvenen herkese ihanet etmiş bir devlet ölmüştür. Bizi birbirimizle başkasının savaşında savaştıran devlet çoktan ölmüştür. Osmanlı öldü, yaşasın yeni Yunanistan” diye bağırıyor.

İşin ilginç tarafı Yunanlılar İzmir’e çıkarken ilk kurşunu atan Hasan Tahsin’i şehit eden Yunan ordusunun ölen bir askerine karşılık bir günde çoğu sivil 2000 Türk’ü katlettiğinden hiç bahsedilmiyor. Yine Yunan ordusu İzmir’e çıkarken onları rıhtımda karşılayarak Yunan bayrağını öpen ve “ne kadar çok Türk öldürürseniz o kadar mutlu olacağım” şeklinde konuşma yapan İzmir metropoliti Kalafatis Hrisostomos’un bu ihanetinden hiç bahsedilmiyor.

Dizide beni hiç şaşırtmayan bir diğer husus “Bizde Kurtuluş Savaşı dizileri “düşman” kavramını yok etmek için yapılır” yargısını destekleyecek şekilde dizide insancıl ve sevecen olarak sunulan Rumlara sıkça yer verilmesi. Kurşun yarası dizisinde 7 tane Türk-Rum aşkı vardı. Bakalım bu dizide sayı kaça çıkacak? Önümüzdeki bölümlerde önceki dizilerde olduğu gibi bize kurtuluş savaşını bunların yardımlarıyla kazandığımız da öğretilecektir.

Halkımız Türk milletinin yok edilişini konu edinen, işgalcileri kutsarken Türk subayını ve halkını hain olarak tanıtan ve düşman kavramını yok eden sözde kahramanlık dizilerini izlemeye devam etsin. İyi seyirler…

Dr. E. Kur. Alb. Ömer Lütfi Taşcıoğlu

WEB SİTESİ LİNKİ : rtuk

Etiketlendi:, , , , , ,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: