IŞİD DOSYASI /// Değişim Rüzgarları : IŞİD’in Güç Kaybı ve Bölgeyi Bekleyen Sorunlar


Değişim Rüzgarları : IŞİD’in Güç Kaybı ve Bölgeyi Bekleyen Sorunlar

Yazan: Zeynep Taşkın

Türkiye siyasetinin 15 Temmuz’dan itibaren aktif ve kimi zaman saplantılı olarak darbe girişimi ile çalkalanıp gerçeklerin komplo teorileriyle karıştığı şu günlerde, siyasi ajandamızın İŞİD’e karşı hızlandırılan ve daha önceye kıyasla agresifleşen tutumu fikrimce Türk basınının harekatları bildirmesinden öteye geçememiş durumda. Her ne kadar Türkiye’nin yakın zamanda değişen bu tavrı yabancı basında şüpheyle karşılanıp birçok köşe yazısına konu olsa da, durumun olabildiğince objektif bir analizini tek bir kaynakta okuyabildiğimi söyleyemem. Bu nedenle, bu yazımda Türkiye’nin yakın geçmişte başlatılan İŞİD-karşıtı ve ötesi amaçlarla gerçekleşitiğine kanaat getirebileceğimiz politika değişimini ve özellikle Kürt güçlerinin kazanımlarının bölgenin geleceği için ne ifade edebileceğini sorgulamak istiyorum.

Yabancı basında, 24 Ağustos günü Türkiye ordusu tanklarının ve Türkiye destekli Suriyeli savaşçıların Tirablus a girerken çekilmiş fotoğrafları sıkça yer aldı ve şüphesiz akla gelen ilk soru ‘’Neden şimdi?’’ idi. Batı’nın ve özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’nin İŞİD’le savaşta en büyük destekçisi olan Kürt savaşçıları(YPG/PKK), bu soruya verilebilecek en kolay cevap olsa gerek. Her ne kadar Batı medyasında bahsedilen grupların İŞİD’e karşı cesur ve fedakar savaşları vurgulansa da, ‘’the lesser evil’’ olarak adlandırabileceğimiz bir silahlı ayrılıkçı örgütün pragmatist politikalar altında şaşırtçı bir şekilde analitik bir dille irdelenmemiş olması global teröre verilen savaşta algıda seçiciliğin ve kısa dönemli politiklarin tedavülden uzun bir süre kalkmayacağını gösteriyor.

Değindiğim bu son konu üzerinde belki de en cesur başlığı atabilen dergi/gazete Times olmuş olsa gerek. 23 Haziran 2015 tarihli ‘’The Kurds Are Building a Country with Every Victory Over ISİŞ’’ (Kürtler İŞİD’e karşı kazandıkları her zaferde bir ülke inşaa ediyorlar’’) haberinin başlığının çok pozitif bir tona sahip olduğunu söylemek zor. Kürt güçlerinin mücadelesinin bu yönde başarılı olup Batı ülkeleri tarafından takdir toplamasının İŞİD gibi ektremist bir düşmana karşı olmasından öte bir amacı olduğu aşikar, söz konusu olan kendilerine ait bir ülke. Ancak bir bağımsızlık talebinden öte, bölgeyi artan Kürt kazanımları karşısına neler bekliyor olabilir?

Irak’ta, hem İran hem de Amerika Birleşik Devletleri tarafından silahlandırılan Kürt savaşçılar yaklaşık olarak 16.000 km^2 ve ötesi toprak kazanımını kısa zamanda gerçekleştirdiler. Aynı zamanda, petrol bakımından zengin ve kültürel öneme sahip olan Kerkük şehrini de İŞİD’den aldılar. Ancak İŞİD’e karşı kazanılan önemli zaferlerin altında, ele geçirilen bölgelerdeki halkların ‘’kurtarılma’’sonrası ne beklediğine dair pek bilgimiz olduğunu söylemek mümkün değildi, en azından birkaç makale dışında. Tam tersine ve beklendiği üzere, basında sık sık İŞİD’den kurtarılan şehir ve bölgelerdeki kurtarılmanın hemen ardından çekilmiş gülerek etrafta koşuşturan çocuklar, sigara içen ve kara çarşafları yakan kadınlar ve sakallarını kesen erkekler ve romantikleşme kaygısının uçlarında gezinen fotoğraflardan öte pek haber aldığımız söylenemez.

Madalyonun diğer yüzünün aynı hikayeyi anlattığını maalesef söyleyemeyeceğim. Times dergisi de bunu destekler nitelikte bir yazı kaleme almış ve Kürt güçlerinin İŞİD’den kurtadığı çoğu bölgede evlerin üstünde ‘’Kürtlere ayrılmıştır’’ ve Kürt güvenlik noktalarında ‘’Araplar Giremez.’’ yazılarının görüldüğü söyleniyor. Irak ve Suriye’deki binlerce ölümün yanı sıra Avrupa’da da yüzlerce can alan İŞİD terörünün özellikle saldırılardan direkt olarak etkilenen ülkelerce öncelikli tehdit olarak görülmesi beklenen bir tutum. Ancak, belki de İŞİD’in gelişmeye ortam bulduğu ve ABD’nin 2003 yılında Irak’a girmesi ile iyice darbe alan bölge güvenlik ve siyasetine gereken bir tutum daha bütüncül ve ileriye dönük olmalı. Bu noktada ise dikkat çeken bir başka konu ise İŞİD’den kurtarılmış ve kurtarılacak olan topraklarda türeyecek olan etnik ve siyasi sorunlar.

Peki bu sorunlar neler olabilir?

Kürt savaşçıları geçen yıl içinde İŞİD’e karşı yaklaşık 1.000 erkek ve kadın kayıp verdiler, ancak bu savaş İŞİD ve ulusal bağımsızlık konjonktüründe gördükleri bir savaş. Bunu anlamak ve ötesinde çoğalacak sorunları görmek için ise, Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkanı Massoud Barzani’nin İŞİD’e karşı sürdürülen savaş üstüne söylemine bakabiliriz. Barzani, Kürtlerin Irak’ın toprak bakımdan geri kalanı ve ona ait bir fikir için savaşılmayacağını söylemiş. Bu bağlamda ise görülen o ki, İŞİD’den toprak kazanımları Irak’ın bir ülke olarak bütünlüğüne pek de huzur ve kısa dönemde güvenlik getirmeyecek.

Dahası, Iraklı Kürtlere alanda güvenmek ve koalisyonla beraber hareket etmelerini sağlamak birçok İŞİD güvenli bölgelesini elimine etmede yararlı olmuş olsa da, Washington’daki Ulusal Güvenlik Üniversitesi’nden Denise Natalı de bu ‘’kırılgan’’ dayanışmanın yakın gelecekte tartışmalı toprakların ve petrol sahalarının İŞİD’den geri alınmasının bölgede 2003 yılından beri süregelen Sünni Arap kızgınlığını tetikleyeceğini söyleyerek koalisyonu uyarıyor. Bölgede şimdiden baş gösteren etnik sorunlar, The Economist dergisi tarafından da incelenmiş. Başlıklarına ‘’Özgürlük Beklemede’’ adını vermeleri, Times dergisindeki makale başlığına benzer nitelikte. Ancak bu noktada kabul edilmesi gereken önemli bir gerçek ise Irak’ın içinde barındırdığı farklı etnik gruplar içinde Yazıdılar gibi soykırımın ucundaki etnik gruplar uğruna en çok savaşan gruplar da yine Kurt güçlerinden oluşuyor. Sünni olmalarına rağmen Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Yazıdılar için bir dini işler bakanlığı bile kurması, dini toleransa ne kadar önem verildiğini göstermekte önemli bir adım. Aynı zamanda işlenen savaş suçları ve soykırımı araştırmak üzere bir komisyonun da kurulmuş olması ilk etapta Kürt güçlerinin olaylara hassasiyetini destekler nitelikte.

Bölgeyi neler bekliyor? Birçok etnik ve siyasi sorun.

Kürt güçlerinin kazanımlarının artması ve İŞİD’in bölgedeki gücünün fark edilir ölçüde azalmasıyla neredeyse aynı anda Türkiye’nin Trablus operasonyonun başlamasının bir tesadüf eseri olmadığını açıkça söyleyebiliriz sanırım. Her ne kadar Türkiye sınırılarını ortaya çıktığından beri tehdit ve işgal eden İŞİD’in ülkenin güneyinde kanlı saldırılarının artması bir neden olarak gösterilebilirse de, Türk devlet adamları bu operasyonun sadece İŞİD’e yönelik olmadığını açıkça belirttiler. Ankara zaten uzun zamandır Suriyeli Kürtlerin bölgedeki toprak kazanımlarından ve koalisyon güçlerinin bu savaşçılara silah desteğinden kaygı duymaktaydı.Bu bağlamda ise Türkiye için en önemli fraksiyonlardan olan YPG, Manbij adındaki Suriye şehrini İŞİD’den kurtardığında dünya ana akım basınına yansıyan mutluluk ve coşku sahneleri, Türkiye’nin verdiği savaştaki öz algısını tehlikeye düşürmeye yetmişti.

Ve beklenen üzere, Türkiye’nin beş yıl içinde göstermediği bu operasyonel performans Suriyeli Kürtler’den büyük tepki çekti. Önemli Kürt liderlerden Saleh Müslim Twitter’daki ifadesinde Türkiye’nin Suriye’de bir bataklığa girdiğini ve Türkiye’nin de İŞİD gibi yenileceğini söylüyor. Amerika’nın bölgede yürüttüğü müphem politikalara bakarsak eğer, İŞİD’e verilen savaşta koalisyon güçlerinin bölgede meşru gördüğü ya da meşrulaştırdığı peşmerga güçlerinin; yine koalisyon güçlerince desteklenen Türkiye operasyonuna mağruz kalması-özellikle ABD onayı ile- bölgenin geleceğini belirleyek olan politikıların uzun soluklu ve ileri görüşlü olmaktan uzak olduğunu gösteriyor. Özellikle de Trablus operasyonundan birkaç gün önce Amerikan başkanının en yüksek mertebeli askeri danışmanlarından General Joseph Dünford’un (darbe girişimi sonrası ) Ankara’yı ziyaret etmesinin, Kürt güçleri ve Amerika arasındaki hassas dayanışmaya yeni bir boyut getireceği ve bölgenin geleceği için oldukça kritik olacağı aşikar.

Sonuç, daha çok soru işareti?

Gerçek şu ki, şu an Irak’ta üç ordunun savaş verdiğini söyleyebiliriz. Peşmerga, İŞİD ve Şii milis kuvvetleri- ve hiçbiri her ne kadar İŞİD’in tanımlanması gündemde olsa da- bir devleti temsil etmiyor. Ancak açıkça ve birçok alanda Kürtlerin bölgedeki en yetkili yönetime sahip olduklarını söylebiliriz. Yine de, bölgedeki hiçbir güç Irak namına savaşmıyor. Hepsi başka bir şey şey uğruna savaşıyor-en çok da Kürtler.

Etiketlendi:,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: