MK ULTRA PROJESİ /// Soğuk savaşın sırları : MKultra Zihin Kontrol Projesi


Tüm semavi dinlerde, Hz. Adem ve Havva’nın cennetten kovulmalarına neden olacak bir olay konu edilir. Kendilerine yasaklanmış olan meyve ağacına yaklaşmaları, ondan bir tane koparmaları sonucunda cezalandırılırlar. Tüm bunlar zahiri anlamlarının yanı sıra sembolik göndermeler de taşıyor elbette. Ancak olayın merkez noktasında, onları kandıran, yasaklanmış olanı cazibeli gösteren, yani bir şeyi olduğundan farklı gösterme yeteneğine sahip olan bir yaratık var; Şeytan. İnsanlık tarihindeki ilk zihin kontrolünün Şeytan tarafından Adem ve Havva’ya uygulandığını söyleyebiliriz. Telkin yoluyla zihinleri ele geçirilince, mutlak yasak olduğunu bildikleri bir eyleme girişebildiler. Böylelikle telkin, ilk etkili zihin kontrol silahı olarak çıkıyor karşımıza.

Milattan sonra 12. yüzyılda ise hırslı, kendi inançları ile takipçilerinin inançları uyuşmayan, tarihin önemli karakterlerinden birine rastlıyoruz. Kendisine ölümüne sadık olan 3 kişi ile dünyayı değiştirebileceğini iddia eden ve bunu kısmen başaran Hasan Sabbah, insanların inançlarını kullanarak onları köleleştirdi. Çok özel eğitilmiş bir fedai birimi kurdu, uyuşturucunun yanında iman olgusunu da kullanarak zihin kontrolü uyguladı. Yani inancı bir silaha çevirdi ve tasarladığı ‘sahte cennet’ algısı ile fedailerinin beynini avucunun içine aldı. İnançlar ve bazı uyuşturucu maddelerin de zihni kontrol etmede kullanılan ve sonuç veren silahlar olduğunu bu sayede görebiliriz.

II. Dünya Savaşı sonrası

Ve yıl 1945, müttefik güçler II. Dünya Savaşı neticesinde Almanya üzerinde mutlak bir galibiyet kazandı. Sonradan savaş suçlusu hükmüyle asılacak olan Nazi generali Alfred Jodl, 7 Mayıs günü Almanya’nın resmen teslimiyeti anlamına gelen belgeleri imzaladı. ABD bu savaştan dünyanın yeni süper gücü olarak çıktı. 1800’lü yıllarda Abraham Lincoln’ün rüyasını kurduğu Yeni Dünya Düzeni asıl şimdi başlayacaktı. İleri gelen Nazi bilim insanları savaşın bitmesinin hemen ardından sorguya çekildiler. ABD hükümeti Almanya’nın beyin takımının gücünden yararlanmak istiyordu. Adına Paperclip Herakatı denilen bir operasyonla, tıp uzmanları, psikiyatrlar, elektronikçiler, roket teknolojisi geliştiricileri ve daha pek çok spesifik dalda başarılı 127 Alman bilim insana ABD için çalışma teklifi götürüldü. Eylül ayında teklif bilim insanlarınca kabul edildi ve tarihin en büyük beyin göçü böylece başlamış oldu. Proje başarıya ulaşınca ardıl operasyonlarla 30 sene içerisinde 1000’e yakın etkin Alman bilim insanı artık ABD için çalışmaya başladı. Bunların içerisinde şifre uzmanları, parapsikologlar, postkognisyon medyumları, kimyagerler ve eczacılar da vardı. Projeyi yürütenler bir taşla bir kaç kuş vurmayı hedeflediler.

ABD 32. başkanı Franklin Roosevelt, sadece başkana bağlı çalışacak, yeni savaş stratejileri geliştirecek ve dünya istihbarat bilgi ağını kontrol edecek çok özel bir birim üzerine çalışmalar yapıyordu. Onun projesini tamamlamak 1947 yılında Henry Truman’a nasip oldu ve “gerçeği bilmek bizi özgürleştirecektir” sloganıyla CIA yani Amerikan merkezi istihbarat teşkilatı kuruldu.

Bu noktada şunu sormalıyız belki de, dünyanın karanlık bir güç tarafından yönetildiği iddiası ne kadar doğru? Gizli bir topluluk, dünyayı belli ritüellere uyarak şeytanın kontrolü altına mı almaya çalışıyor. Tüm bu hırsın ve bilime yapılan yatırımın amacı mutlak kontrol mekanizmasını inşa etmek olabilir mi? Bazı sembollerden ve olayların yorumlarından yola çıkarak bu soruların cevaplarını bulabilmek mümkün.

MKultra Zihin Kontrol Projesi

CIA kurulduktan kısa bir süre sonra içinde çeşitli departmanlara ayrıldı. Bu departmanlardan belki de en ilginci Office of Scientific Intelligence yani Bilimsel İstihbarat Ofisi’ydi. Buradaki çok özel çalışmalar, insan davranış biçimlerini etki altına alabilme üzerinde yoğunlaşıyordu. Yeni süper güç ABD öyle bir şey yapmalıydı ki, global ölçekte tüm insanlığın gardını düşürmeli, her dilden ve ırktan insanı kendi politikalarına paralel bir biçimde düşünmeye zorlamalıydı. 1949 yılında, Nazi bilim insanları CIA tarafından tasarlanan Project MKultra adındaki zihin kontrol programına dahil edildiler. MK’nın açılımı ‘mind kontrol’ kavramıydı.

25 yıl boyunca aktif ama illegal bir şekilde devam edecek bu program dahilinde askerler, doktorlar, işadamları ve sıradan vatandaşlar üzerinde karakter araştırmaları yapıldı. İnsan savunma duvarlarının sınırları ve yüksekliği ölçüldü, psikolojik direnişin nasıl ve hangi şartlar altında kırılabileceği test edildi. Bunun için çok çeşitli yöntemler kullanıldı.

2004 yılında ilk kez izleyiciyle buluşan ve kısa sürede geniş hayran kitlesine kavuşan Lost adlı dizinin temeli MKultra Projesi’ydi. Dizi isminden başlayarak her bölümde ve her olayda göndermeler taşıyordu. ‘Kayboluş’ zihinsel bir süreçti ve sanrıydı, hiçbir karakter aslında konu edilen adaya gitmedi, uçak düşmedi. Hipnotizma ve bazı ilaçlar sayesinde zihin kontrol köleleri haline getirilen insanların hikayesiydi bu dizi.

MKultra Projesi’nde kullanılan yöntemler çeşitli. Bazen korkunç boyutlara ulaşan etkileri söz konusu. Proje kendi içerisinde de dallara ayrılıyor. Blue Bird belki de popüler kültüre en fazla yansımış olan bölüm. Bu bölüm hipnoz, uyuşturucu ve kimyasal ilaçların insan zihni üzerindeki etkilerini test ediyordu. Karşımıza Hollywood filmlerinde, müzik albüm ve kliplerinde sıkça çıkmaya başladı.

MKultra’da kullanılan yöntemleri şu şekilde kategorize edebiliriz:

Telkin yolu ile zihin kontrolü

Bu yöntemde hedef zihin, sinema, dizi, haber bültenleri, görsel ve işitsel basın ve reklam gibi dış telkinlerle kontrol edilir. Kişilerin tepkileri kırılmaya ve kendine ait olmayan fikirlere açık hale getirilmeye başlanır. Inception filminin perde arkası konusu da budur. Bir beyne fikir ekmek mümkündür, zihin kontrolü sayesinde insanların beynine fikirler empoze edilerek bunları düşüncelere dönüştürülebilmek belli bir bilgi birikimi gerektirir. Şüphe bu noktada en güçlü tohumdur.

Hipnoz ile zihin kontolü

Hipnotizma yöntemi ile kişinin bilinçaltına inilir, sırları açığa çıkarılabilir, korkuları, zayıf noktaları, zaafları, acıları tespit edilip kodlanarak zamanı geldiğinde maniple edilebilir. Burada hedef zihin, kendi normal yaşamına devam ederken ikincil bir kimliğe sahip olabilir. Yani kişilik bölünebilir, alter ego ortaya çıkarılabilir. Koşullandırma yolu ile istenilen şeyleri yapması için kontrollü telkin verilir ve bazı programlama kelimeleri ile saniyeler içerisinde ikinci kişiliğine geçiş yapması sağlanabilir. En etkili kontrol yöntemi budur. 4.’sü 2012 yılında çevrilen ve ülkemizde Geçmişi Olmayan Adam adıyla vizyona giren Bourne serisinin kahramanı Jason Bourne, aslında CIA’nın MKultra Projesi kapsamında hipnotize yöntemiyle yetiştirilmiş bir ajandı. Yaptığı eylemlerin hiçbirini hatırlamayan Bourne, gerçek kimliğini ararken bazı hafıza kırıntılarına ulaşıyordu. Sistemin dışına çıkması tehlike arz ediyordu ve CIA tarafından ortadan kaldırılmak istendi. 4 bölüm süresince gizli odaklardan kaçtı çünkü program illegaldi. The Bourne Legacy’nin açılış sahnesi uykudan uyanan göz ile başlıyordu, bu sembol Lost’un neredeyse her bölümünün giriş sahnesinde yer alır ve hipnotizmaya bir göndermedir.

Kimyasal ilaçlar ve uyuşturucu yoluyla zihin kontrolü

Burada hedef zihin genellikle dönüştürülmek, farklı bir yapıya büründürülmek, dışa bağımlı hale getirilmek, sindirilmek ya da silinmek istenir. Bunun için tıbbi ve LSD gibi bir takım özel üretilmiş, insan algısını devşirecek güce sahip halüsinojen ilaçlar kullanılır. Kişiye belirli aralıklarla verilen bu ilaçlar zihninde dönüşüme neden olur. Aynı anda yapılan psikolojik telkinler ile kişinin benliği değiştirilebilir. 2001 yapımı Donnie Darko filminin kahramanı Darko, zihninde gördüğü bir ‘tavşan’ tarafından manüple ediliyor, cinayet işlemeye zorlanıyor ve bu esnada sürekli ilaçlar kullanıyordu. Kendi iradesi dışındaki eylemlere zorlanan Darko için dönüşüm noktası bir kazaydı. Tıpkı Lost’taki uçak kazası gibi. Bu kazalar her zaman kimlik metamorfozunun başladığı kontrol sürecinin giriş anınını sembolize eder.

Sihir yolu ile zihin kontrolü

Hedefteki kişinin iradesi dışında belirli bir hedefe yönlendirilmesi için sihir etkili bir yöntemdir. Bu yolla kişi kendi iç dünyasında anlam veremediği fiilleri yapmak zorunda olduğu gibi bir hisse kapılır. Büyü ve sihir insanlık tarihi kadar köklü bir geçmişe sahip. Bu noktada MKultra Projesi’nin metafizik yönlerini ve metafizik istihbarat olgusunu anmamız gerekir. Bedensiz varlıklarla ‘gerçek’ bilgiye ulaşmak ve enformasyon taşımak mümkün mü? Gerçek bilgiyi özgürlüğünün kaynağı olarak gören CIA için bu yol her yöntem mübahtır. Bedensiz varlıklarla sadece bilgiye ulaşmak değil, insan beynini etki altına almak ve yönlendirmek de mümkün. Avusturyalı ezoterist Rudolf Steiner, yapmış olduğu araştırmalar neticesinde şunu görmüştü; ruhani dünyanın da kendi içerisinde bir düzeni var, bu düzen kavranabilir, teste tabi tutulabilir, kontrol edilebilir ve sistemleştirilebilir. Yani insani fizik yasalarına metafizik varlıklar vasıtasıyla müdahale edilebilir.

Popüler kültürde büyü ve sihirden etkilenmemiş bir Hollywood filmi neredeyse yok diyebiliriz. Harry Potter’da karşımıza en kapsamlı şekilde çıkan büyü olgusuna çizgi filmlerde de fazlasıyla rastlıyoruz. Mesela Mickey Mouse aslında master seviyesinde bir büyü ustasıdır ve Disney dünyasının yöneticisidir. Mavi üzerine sarı yıldızlar bulunan koni şeklindeki şapkasını taktığında ikincil kişiliği devreye girer. Tüm Disney’i ‘kontrol’ eder. Orta ve Antik Çağları konu edinen yapımların neredeyse tamamında ana unsur büyüdür. İyi ile kötünün savaşında büyü, hayati bir unsur gibi gösterilirken insanlara ‘özel güçler olmaksızın savaşamayacakları’ alt mesajı verilmek istenir.

Manyetik dalgalarla zihin kontrolü

Elektromanyetik ışınlar, metal, beton ve su gibi engelleri rahatça aşabilir. İnsan beyni hedef alındığı zaman, beynin en sıkı koruma altındaki bölümlerine dahi ulaşabilir. Ancak insan beyni aslında aynı bilgisayar mantığında çalışır, şifrelenmiştir ve insan beyninin şifresini tamamıyla kırmak imkânsıza yakın bir zorluktadır. Ama beyin dalgaları tespit edilebilir, bir kişi acı hissettiğinde ortaya çıkan dalga boyu kaydedilir, tekrar o kişiye manyetizma vasıtasıyla gönderilirse beyninin acı bölümleri maniple edilebilir. Aynı şekilde ses dalgaları da zihin kontrolünde kullanılmaktadır. Buradaki hedef, bir uzaktan kumanda ile bir grubu belli hedeflere yönlendirmektir.

Bu yöntemlerin her birini yüzlerce insan üzerinde kanundışı bir şekilde deneyen CIA, yürüttüğü gizlilik politikası çerçevesinde tüm belgeleri de proje sonlandığında daha doğrusu ismi değiştirildiğinde imha etmişti. CIA’nın amacı, demokrasi ve barış ile bezenmiş gibi görünen dünyanın arka planında işleyen tüm çarkları ‘kontrol’ altına alabilmekti. Tüm dünyaya modern insan hakları teamüllerini ihraç etme telaşındayken hatta bunun için trilyon dolarlık işgalleri dahi göze alırken, diğer taraftan insanlık suçu sayılabilecek deneyleri yürütebilmesi, olup biten her şeyin göründüğünden çok farklı olduğu sonucunu doğuruyor.

Proje mağdurlarından Cathy O’Brien, kendisine yapılanları kamuoyu ile paylaştığında hiçbirini ispat edebilecek kanıta sahip değildi. Ancak O’Brien’ın açıklamalarından CIA’nın bir başka birimi daha deşifre olmuştu. Bu birim insanlık dışı deneylerin yapıldığı, 21. yy.’ın kölelerinin yetiştirildiği CIA’nın en kirli sırlarından biri olan Project Monarch’tı. ‘Kara büyü’ üzerinde çok ciddi çalışmalar yürüten, bu çerçevede insanları esir eden, cinsel istismar yoluyla köleleştiren gizli projeden bahseden herkes bir şekilde susturuldu. Açılan tazminat davaları sonuçsuz kaldı. ABD dünyada demokrasi ve insan haklarının tek sigortası olma rolüne devam etti.

Zihin kontrolünün sınırları çok geniş, içinde yaşamamız gerektiği söylenen deliği daha derine doğru kazmalı, ‘gerçek’ bilgi taneciklerini yakalamalıyız…

Meraklısı için kitap:

CIA’in MKultra Zihin Kontrol Projesi’ni anlatan ABD Senatosu resmi kayıtlarına New York Times arşivlerinden erişilebiliyor:

Etiketlendi:, , , ,

www.ozelburoistihhbarat.com

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

YÜKSEK STRATEJİ

strateji, istihbarat, güvenlik, politika, jeo-politik, mizah, terör, araştırma, teknoloji

Fight "Gang Stalking"

Expose illegal stalking by corrupt law enforcement personnel

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

%d blogcu bunu beğendi: